Geri Dön

Kasım 2014 Raporu

TGC’den, yayın yasağına eleştiri

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)  Yönetim Kurulu, Yüksekova Sulh Ceza Hakimliği’nin verdiği yayın yasağı kararının Anayasa'ya aykırı olduğunu açıkladı.

TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu görüşlere yer verildi:

“Son bir yıl içinde verilen yayın yasaklarına bakıldığında demokratik bir devlette istisnai olarak uygulanması gereken kavramın yavaş yavaş kurala dönüştüğünü görüyoruz. Reyhanlı, Uludere, İŞİD Baskını, Tırlara yapılan baskın, Böcek soruşturması, Suriye ses kayıtlarına getirilen yayın yasakları, bunların örnekleridir. Son olarak Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi ile 26.10.2014 tarihinde Yüksekova Sulh Ceza Hakimliği’nin 2014/227.D.İş Sayılı Kararı ile yayın yasağı konulmuştur.

Mahkeme kararında olay yeri ve olay yerinde şehitlerin cenazelerinin görüntülerinin her türlü görüntülü, sesli, yazılı ve görsel medyadaki yayınlar ile internet ortamında yayınlanmasına yönelik kısmının kabulü ile olay yeri ve şehit cenazelerine ait görüntülerin bu ortamlarda yayınlanmasının yasaklanmasına karar verilmiştir. Mahkeme, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘olay içeriğine ilişkin, sesli, görüntülü, yazılı ve görsel medyadaki yayınlar ile internet ortamındaki bu kapsamdaki olay içeriğine ilişkin bilgilerin yayınlanmasının yasaklanması taleplerini’ ise reddetmiştir. Savcılık bu karara itiraz etmiştir. Yine Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazı inceleyen Yüksekova Sulh Ceza Hakimliği, bu kez ‘olayda şehit olan kişilere ilişkin ve olay içeriğine ilişkin her türlü sesli görüntülü, yazılı, görsel medyadaki yayınlar ile internet ortamında bu kapsamındaki bilgilerin, (televizyon, radyo, gazete, haber ajansı internet siteleri) Basın Kanunu’nun 3. Maddesi ve Anayasanın 26. maddesi uyarınca yayınlanmasının ve gösterilmesinin soruşturmanın sağlıklı işleyişi ve kamu düzeni, kamu güvenliği ilkeleri uyarınca yasaklanması’ yönünde karar vermiştir. Mahkeme karar verirken ‘içeriği doğru olmayan bilgilerin medyada yer almasının kamu düzenini bozacağının aşikar olduğu’ görüşüne dayanmış ise de bilimsel gerçekler bunun tam tersini söylemektedir. Kamuoyunu ilgilendiren sarsıcı, hassas konulara getirilen yayın yasakları, toplumda söylentilere ve yanlış bilgilere ve en önemlisi daha fazla karmaşaya yol açmaktadır. Meydana gelen olaylar ne kadar sarsıcı olursa olsun, olayların topluma aktarılmasının önündeki her engelde aynı derece sarsıcıdır. Basın özgürlüğünden vazgeçemeyiz. Yayın yasakları özellikle olayların kamuoyuna aktarılmasının engellenmesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırıdır. Bilgi edinme bir haktır. Habere ulaşmak, haberi yorumlamak ve haberi serbestçe yayınlanmak da basın özgürlüğüdür. Yayın yasakları bu hakkı zedelemektedir. Toplumda yaşayan bireylerin kendi düşünce ve görüşlerini ifade etmesi, en sarsıcı olayları bile birbirlerinin haklarına tecavüz etmeden, şiddete başvurmadan konuşabilmesi, toplumsal barışın sağlanmasına en büyük katkıdır. İşte bu nedenlerle de Yüksekova Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu yayın yasağı basın özgürlüğünü zedelemiştir.  Basının görevi kamu yararını ilgilendiren bütün konularda bilgi ve fikirleri topluma aktarmaktır. Basın hürdür ve sansür edilemez.

TGC olarak,  son dönemde yapılan insanlık dışı tüm saldırıları kınıyoruz. Bu gidişattan derin üzüntü duyuyor ve gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. Meydana gelen olayların soğukkanlılıkla değerlendirilmesi gerekmektedir. TGC olarak; tüm meslektaşlarımızın, tüm yayın organlarının; Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesinde yer alan ilkelere uygun hareket etmesinin toplumun ihtiyaç duyduğu huzura katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Gazetecilik mesleğine yakışır bir sorumlulukta haberlerin topluma aktarılmasının, haberlerde nefret dilinden uzak durulmasının böyle bir dönemde özel önem kazanacağını hatırlatmakta fayda görüyoruz.”  (1 Kasım 2014)

***

Gazeteci Sezginer insanlığa hizmet etti

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Sürekli Basın Kartı sahibi Yaşar Sezginer, 2 yıl önce İzmir’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Sezginer, vefatından tam 5 yıl önce vücudunu tıp araştırmalarında kullanılmak üzere Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bağışladı. İzmir’de 2012 yılında yaşamını yitiren Sezginer’in kadavra olarak bağışladığı bedeni 2 yıl sonra toprağa verilmek üzere ailesine teslim edildi. Merhum gazeteci Sezginer’in bedeninin ailesine teslimi için Ege Üniversitesi Anatomi Ana Bilim Dalı tarafından Muhittin Erel Amfisi’nde “Kadavraya Saygı” töreni düzenlendi. (3 Kasım 2014)

***

“Basın İş Yasası’na Burhan Felek sayesinde dokunulmadı”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önceki başkanlarından Şeyhül Muharririn Burhan Felek,  32. yıldönümünde Karacaahmet’teki mezarı başında anıldı. Anma törenine; ailesinden Burhan Felek’in yeğeni Okşan Atasoy eşi Orhan Atasoy,  Heves Atasoy; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Önceki Başkan Orhan Erinç, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, TGC Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Sekreteri Engin Köklüçınar, TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer, TGC İdare Müdürü Cem Çapanoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, anma töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Burhan Felek hocamızı, 32. ölüm yıldönümünde mezarı başında özlemle, sevgiyle anıyoruz. Burhan Hoca’nın hem Türkiye basınına hem Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne sayılamayacak kadar çok hizmeti var. TGC açısından en önemlisi, Cemiyet’in kurumsallaşması olmuştur. 26 yıl boyunca belli ilkelerle Cemiyet’i yönetmiş, Cemiyet’i bir kurum haline getirmeyi başarmıştır. Onun dışında çok iyi ve çok yönlü bir insandı. Spordan siyasete kadar her dalda uzmanlığı vardı.  Kendisini hele bugünkü ortamda çok özlüyoruz.” (5 Kasım 2014)

***

Milliyet muhabiri Kemal Göktaş’a dava

Milliyet muhabiri Kemal Göktaş, “işkenceye toleransı” haberleştirdiği için hakaretten yargılanacak.

Savcı, haber için “algı oluşturmaya yönelik” dedi. Göktaş, 14 Kasım’da talimatla ifade verecek. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Vedat Bilgin, Milliyet gazetesi muhabiri Kemal Göktaş hakkında işkenceden sanık polisler için işkence mağduru kadına göre da daha az hapis istenmesini “skandal” sözleriyle eleştiren bir haberi nedeniyle dava açtı. (5 Kasım 2014)

***

TGC Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri sahiplerini buldu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanlarından Şeyhül Muharririn Burhan Felek adına konulan “Basın Hizmet Ödülleri”, düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödüller, TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç’in Başkan, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in yazman olduğu; TGC Başkanı Turgay Olcayto, Önceki Başkanlardan Nail Güreli, Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı, Atilla Güner, spor yazarı Esat Yılmaer, Şükran Soner ve Engin Başçı’dan oluşan seçici kurul tarafından belirlendi.

Oylama sonunda özel yönetmeliğe göre; 70 yaşından gün alan, meslekte 50 yılını tamamlayan gazetecilerden Engin Köklüçınar, Ertan Ünal, Hikmet Çetinkaya, Hulusi Turgut, Hüseyin Kırcalı, Mustafa Küçük, Raşit Yakalı, Ümit Gürtuna, Üstün Akmen ve Yalçın Pekşen Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü'ne değer görüldü.

TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen törene; TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Sekreter Yardımcıları Niyazi Dalyancı ve Ahmet Özdemir, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Masaracı, TGC Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, Onur Kurulu Sekreteri Mustafa Dolu, Onur Kurulu Önceki Başkanlarından Hıfzı Topuz, TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer, Balotaj Kurulu Sekreteri Haşmet Yavuz, Balotaj Kurulu Üyesi Olay Tan, TGC’nin İlk Genel Sekreteri Bedii Faik, Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon İstanbul İl Müdürü Necmettin Altuntaş, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, Basın İlan Kurumu İstanbul Şube Müdürü Mehmet Köşker, İstanbul Üniversitesi'nin Önceki Rektörü Mesut Parlak, gazeteciler Esat Yılmaer, İzzet Sedes, Orhan Karaveli ve Halit Kıvanç’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Tören, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşları, basın emekçileri ve basın şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Sunuculuğunu TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in üstlendiği törenin açılış konuşmasını yapan TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“Burhan Hoca; iyi bir yazardı, halka kolaylıkla inen kıvrak bir kalemi vardı. Çok yönlü bir kişiydi. Spordan siyasete kadar her dalda kalem oynatma becerisi vardı. Burhan Hoca’nın Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne de önemli katkıları oldu. Cemiyet’i onca darbe ve sıkıntılar arasında ayakta tuttu. Nitekim 12 Eylül’de pek çok yasa budanırken 1952’de çıkan 5953 sayılı Basın İş Yasası’na TGC’nin o dönemki başkanı Burhan Hoca sayesinde dokunulmamıştır. Yasa, 1967 yılında çalışan gazetecilerin lehine 212 olarak değiştirildi ve daha da güçlendirildi. 5953 sayılı yasa, bugün hâlâ çalışan gazetecileri koruyan tek yasadır. Şu günlerde yasanın değiştirilmesi yönünde iktidar kesiminde çabalar var. Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı bizi Ankara’ya çağırdı. Orada ilk temas yapıldı. Bu yasayı değiştirmeye içimiz elvermiyor. Sendikayla beraber bir toplantı yaptık ve meslektaşlarımıza, hukukçulara görüşlerini sorduk. Çalışanları daha iyi koruyacak bu yasadan daha iyi bir yasanın yapılamayacağı görüşü ortaya çıktı. Sadece bazı maddeleri yeni iş yasaları kapsamında daha da iyileştirilebilir.”

Başkan Olcayto, 1952’de eski adıyla 212 bugünkü adıyla 5953 sayılı yasanın çıkmasında Burhan Felek’in, Hıfzı Topuz’un, Cevat Fehmi Başkut’un ve İhsan Ada’nın katkıları olduğunu belirtti. Başkan Olcayto, Cemiyet’in kurulduğu günden beri yaptığı çalışmalara değinerek, “Cemiyet, kendisini göstermiş kanıtlamıştır. Bugün de aynı çizgide yürümeye çalışıyoruz. Bir kez daha Burhan Felek’i rahmet, sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.” (6 Kasım 2014)

***

Dink cinayeti tek çatı altında soruşturulacak

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili kamu görevlilerine yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Adalet Bakanlığı’nın aralarında dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da olduğu isimlere soruşturma izninin vermesinin ardından Trabzon’da yürütülen kamu görevlileri soruşturması da İstanbul’daki dosyayla birleşti. Artık kamu görevlileri tek çatı altında soruşturulacak. Trabzon’daki dosyada savcılık, kamu görevlilerinin oruşturulabilmesi için, Trabzon Valiliği İl İdare Kurulu’ndan soruşturma izni istemiş, ancak reddedilmişti.

Dink ailesinin avukatları AİHM kararının ardından Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’na tekrar müracaat etti. İlgili kanunda yapılan değişiklik gereği tekrar açılan dosyada soruşturma izni bu kez HSYK’dan talep edildi. HSYK da Hrant Dink’in ölümünde görevlerini ihmal ettikleri iddia edilen, eski İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, dönemin Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlarından Engin Dinç, Faruk Sarı, Ercan Demir, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan hakkında soruşturma izni verildi. (6 Kasım 2014)

***

Basın İş Kanunu 2. Çalıştayı Erzurum’da yapıldı

Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ve Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) tarafından düzenlenen Basın İş Kanunu 2. Çalıştayı Erzurum’da yapıldı. İki gün süren Basın İş Kanunu 2. Çalıştayı’na Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, Vali Yardımcısı Ersin Boylu, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Basın Yayın Daire Başkanı Ali Güneş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Hukuk Müşaviri Meliha Selvi ile akademisyenler, kamu kurumu temsilcileri, gazetecilerin kurdukları sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve yerel basın yayın organları temsilcileri katıldı.

TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, çalıştay hakkında şu bilgileri verdi:

“Gazetecinin ücreti, ücretin ödenmemesi halinde yüzde 5 fazla ödeme kuralı ile ilgili gazeteci örgütleri bu düzenlemenin kalması yönünde görüş bildirdi. 6183 sayılı kanunda kamu alacaklarına uygulanan faizin iki kati oranında ödeme kuralı getirebilir önerisi geldi. Kıdem tazminatı ve mesleki kıdem tartışmasında gazetecinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için 5 yıllık sürenin 1 yıla düşürülmesi gerektiği kıdem tazminatı alabilme koşullarının 4857 sayılı yasadaki koşulların Basın İş Kanunu kapsamına alınması yönünde görüşler ortaya çıktı. Basın İş Kanunu’ndaki haklı fesih hallerinin yetersizliğinden bahsedildi. Gazetecilikte deneme süresi, terfi esasi, gazeteci ile işvereni arasında yapılan sözleşmelerin nasıl olması gerektiği konusunda tartışma yapıldı. 2. gün ise gazetecilerin sahip olduğu basın kartları tartışması yapıldı. Sarı basın kartının resmi belge olarak tanınması gerekliliği üzerinde duruldu. Sarı basın kartı verilenlerin denetimlerinin iyi yapılması gerektiği, bunun dışında yerel medyanın sorunları dile getirildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak Basın İş Kanunu’nun korunması ancak gazeteci tanımının yeniden yapılması, kanunundaki düzenlemelerin gazeteci lehine güncel iş hukuku gelişmelerine paralel düzenlemelerin yapılması gerektiği, gazetecinin günümüzde hem işverenine karşı hem de iktidara karşı korunması gerektiği basın özgürlüğünün teminatı olan gazeteciye tanınacak tüm hakların halkın haber alma hakkını ilgilendirdiğini bu yüzden ücret ve diğer hakların bu anlayışlı değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi.” (8 Kasım 2014)

***

Türkiye, kişisel özgürlüklerde dünyada sondan 8’inci oldu

Dünya nüfusunun yüzde 96’sını temsil eden 142 ülke hakkındaki, 8 ana başlıktan oluşan 89 farklı değişken incelenerek yapılan Dünya Refah Endeksi’nin 2014 araştırmasının sonuçlarına göre Türkiye genel sıralamada 86’ncı sırayı alırken, Kişisel Özgürlükler alt başlığında 142 ülke arasında 134’üncü sırada bulunuyor. 2010 yılında aynı kategoride Türkiye 95’inci sıradaydı. (6 Kasım 2014)

***

Gazetecinin vücudunda işkence izlerine rastlandı

Öldürülen gazeteci Aung Kyaw Naing’in işkence ile öldürüldüğü iddia edildi. Myanmar basını, ceset üzerinde adli tıp uzmanları tarafından yapılan incelemede, Aung Kyaw Naing’in kafatası, kaburgası ve çenesinde kırıklara rastlandığını ve bunun da gazetecinin öldürülmeden önce işkenceye uğradığını gösterdiğini bildirdi. Yerel basında çıkan haberlerde, ABD ve İngiltere’nin baskısı üzerine, Myanmar Devlet Başkanı Thein Sein’in, gazetecinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma açılması emrini verdiği bildirilmişti. 30 Eylül’de güneydoğudaki Tayland sınırında ordu ve ayrılıkçı Karen örgütü arasındaki çatışmaları izleyen Aung Kyaw Naing, gözaltına alınmasından 4 gün sonra öldürülmüştü. (8 Kasım 2014)

***

Akreditasyon gazetecilik faaliyetini engelliyor

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) ortaklaşa düzenlediği 73’üncü Yerel Gazetecilik ve Meslek İçi Eğitim Semineri, Çankırı, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara ile çevre il ile ilçelerden çok sayıda gazetecinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Midas Otel'de düzenlenen seminere; TGC Başkanı Turgay Olcayto, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, TGC Başkan Vekili Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı, Yönetim Kurulu üyeleri Celal Toprak, İhsan Yılmaz, Kamil Masaracı ve Göksel Göksu, Hukuk Danışmanı avukat Gökhan Küçük, Konrad Adenauer Stiftung (KAS)  Türkiye Temsilcisi Dr. Colin Dürkop’un da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı.

Tören, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşları, basın emekçileri ve basın şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Sunuculuğunu TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in üstlendiği seminerin açılış konuşmalarını TGC Başkanı Turgay Olcayto, KAS Türkiye Temsilcisi Colin Dürkop, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Başkanı Nazmi Bilgin yaptı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, açılış konuşmasında şunları söyledi:

“Sorunlarımız çok ciddi. Bunların başında akreditasyon geliyor. Askeri dönemlerde sivil toplum örgütleri, siyasetçiler başta olmak üzere sık sık bu tür akreditasyonlardan şikâyet ederlerdi. Şimdi iktidarda olan hükümet akreditasyon uyguluyor. Basın toplantılarına sol gazeteler çağrılmıyor. Ayrıca şimdi cemaat adı verilerek Türkiye’nin ana akım medyada hayli yüksek tirajı olan gazetelerin muhabirleri de toplantılara alınmıyor. O zaman bir eşitsizlik doğuyor. Onların okurları kendi muhabirlerin, kendi yazarlarından haberleri okuyamayacaklar mı? Tek tip gazetecilik yaptırılmak isteniyor.  Dışişleri Bakanlığı yapan Ahmet Davutoğlu’nun bu konulara daha şeffaf ve demokrat bir şekilde davranacağını bekliyorduk. Ancak Davutoğlu'nun yaptığı toplantıda da yine akreditasyon uygulandı. Basın özgürlüğü, gazetelerin, televizyonların sayısının fazla olması değildir. Basın özgürlüğü halkın bilgi alma, doğru bilgi edinme hakkıdır. Halk doğru bilgilenemedikten sonra Türkiye’de basın özgürlüğünde söz etmek mümkün değil. Bunu bir türlü anlatamıyorsunuz. Halkın doğru bilgi edinememesinin ikinci sebebi de yasaklardır.  Artık sansür falan diye nitelemek mümkün değil daha ötesi sık sık verilen mahkeme kararları, onun dışında sosyal medyada hiç tartışılmadan hükümetin yaptığı tasarruflar, halkı Türkiye’de yaşanan gerçekleri öğrenmekten alıkoyuyor. Eğer Türkiye, çağdaş demokrasiler arasında yerini alacaksa bunların bir an önce ortadan kalkması lazım.  Yok, başka bir yönetim biçimi düşünülüyorsa bunun da açık açık söylemesi lazım. Meslek örgütleri dayanışma içinde olmazsa gazetecilerin sorunlarına çözüm bulmak her geçen gün daha da zorlaşıyor. Biz,  gazetecilik meslek örgütleri olarak bir araya gelerek Gazetecilere Özgürlük Platformu’nu oluşturduk. Hem gazetecilere açılmış davaları takip ediyor, cezaevi ziyaretleri yapıyor, hem de Basın İş Yasası'nın genel iş yasasına katılması çabalarına karşı çıkıyoruz. Mesleki dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyacımız var.” (10 Kasım 2014)

***

TGC Başkanı Olcayto: Gazeteciler dik durmak zorunda

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Konrad Adenauer Stiftung ile ortaklaşa düzenlediği 73. Yerel Gazetecilik Semineri Ankara’da yapıldı. Midas Otel'de düzenlenen seminere; Çankırı, Kırşehir, Kırıkkale, Ankara ile çevre il ile ilçelerden çok sayıda gazeteci katıldı. Seminer; akademisyenleri, usta gazetecileri, yerelde çalışan meslektaşlarıyla buluşturarak, mesleki bilgilerin paylaşılabileceği platformun oluşmasını sağladı. Seminerde; haber yazım tekniklerinden gazetecilikte etik ilkelere; gazetecilerin bilişim güvenliğinin sağlanmasından Dünyadaki ve Türkiye’deki basın özgürlüğüne kadar birbirinden önemli konular düzenlenen 4 oturumda ele alındı.

Seminer, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto’nun kapanış değerlendirmesi ve sertifika töreniyle sona erdi. Başkan Olcayto, yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

“Basın İş Yasası’nın çıkmasında ve bugüne kadar kalmasında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ve  sendikanın büyük katkısı var. Bugün bu yasa yeniden tartışmaya açıldı. Biz yasanın ayrı bir yasa olarak kalması ve korunmasından yanayız.  Artık Türkiye’de gazetecilerin birliğe, dayanışmaya ihtiyacı var. Gazeteciler dik durmak zorunda. Siyasete bulaşmanın, siyasetçilerin peşinde dolaşmanın zamanı değil. Her ilde 4- 5 gazetecilik örgütü kurmanın da zamanı değil. Birbirimizle dayanışmak, birbirimize güvenmek zorundayız. Bunu gerçekleştirmek zorundayız.”

Konuşmasında yerel basının sorunlarını da ele alan Başkan Olcayto; “Yerel basında, Basın İlan Kurumu’nun isteğiyle gazetelerin birleşmesi söz konusu. Birleştirme görünüşte iyi bir şey. Ancak birleşmenin getirdiği birçok sorun var. En önemlisi pek çok meslektaşımızın işsiz kalması. 5 ayrı gazete tek bir gazete oluyor. 5 gazetenin kadrosu toplamda 15 kişi ise 5 kişiye düşüyor. Keşke yerelde bir kooperatif kurarak, hiç araya kamu kurumu girmeden bu işi yapabilseydik çok daha iyi olurdu. Ayrıca yerelde gazetelerde de sendika olmalı. Sendikadan korkmamalı. Sendika yerelde yaygınlaşsa basın özgürlüğü ve gazetecilerin hakları konusunda çok daha hızlı yol alınır” diye konuştu.

Midas Otel’de düzenlenen 73. Yerel Gazetecilik Semineri’ne, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Ankara'daki Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, TGC Başkan Vekili Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı, Yönetim Kurulu üyeleri Celal Toprak, İhsan Yılmaz, Kamil Masaracı ve Göksel Göksu, Hukuk Danışmanı avukat Gökhan Küçük ve çok sayıda gazeteci katıldı. (11 Kasım 2014)

***

Savaş Ay, ölüm yıldönümünde anıldı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi Savaş Ay’ı, ölümünün birinci yılında mezarı başında düzenlenen törenle andı. Anma törenine; TGC Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, Basın Konseyi Genel Sekreteri Namık Koçak’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı. Ay’ı kardeşi Işıl Ay, “Bir sene nasıl geçti bilmiyorum. Çok kısa süre içerisinde annemi ve ağabeyimi kaybettim. Biz bir yoncanın yapraklarıydık” diye konuştu. (11 Kasım 2014)

***

TGC’den polis şiddetine ve akreditasyona tepki

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim (TGC) Kurulu, Validebağ’daki olaylarda polisin, görevi başındaki Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Kayhan Ayhan ve Ulusal Kanal muhabiri Deniz Çağlayan’a şiddet uygulamasını ve son günlerde artan akreditasyon uygulamalarını kınadı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olayla ilgili yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı:

“Cami ve sosyal tesis inşaatı yapılmak istenen Validebağ Korusu’nda çıkan olayları izleyen meslektaşlarımız yine polis şiddetinin hedefi olmuştur. Suyun etkisiyle savrulan bir masa Cumhuriyet Gazetesi Muhabiri Kayhan Ayhan’ın başına isabet etmiş ve meslektaşımızın başına 8 dikiş atılmıştır.  TOMA’nın tazyikli suyunun etkisiyle yere düşen Ulusal Kanal Muhabiri Deniz Çağlayan ise başından, vücudunun birçok yerinden yaralanmış ve hastaneye başvurmuştur. Her iki meslektaşımıza da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Halka gerçekleri iletme görevini engellemek için cop, gaz ve tazyikli suyla gazetecileri yaralayan anlayışı kınıyoruz.  Gazetecileri hedef seçen güvenlik güçleriyle ilgili olarak işlem yapılması için İstanbul Valiliği'ni ve Emniyet Müdürlüğü'nü göreve çağırıyoruz. Gazetecilik mesleğinin yapılması sistematik polis şiddetinin yanı sıra akreditasyon uygulaması ile de engellenmektedir. Başbakan Ahmet Davutoğlu da ne yazık ki, göreve gelir gelmez katıldığı toplantıları izleyen basına yönelik akreditasyon geleneğini sürdürmüştür. Başbakanı örnek alan bazı ilçe belediye başkanları da gazetecilerin halka gerçekleri iletme hakkını engellemek için büyük bir yarış içine girmiştir.  Bu belediye başkanları ‘Benden olan, benden olmayan’ diye ilkel bir anlayışla gazetecilerin ve gazetelerin belediyelere girmelerine engel olmaktadır. Daha fazla özgürlük ve hoşgörüyü hak eden Türkiye, ‘ TOMA ve Akreditasyon Cumhuriyeti’ olma yolunda hızla ilerlemektedir. Basın özgürlüğünün yaşandığı ve halkın gerçekleri öğrenebildiği bir ülke için siyasetçileri göreve çağırıyoruz.” (11 Kasım 2014)

***

Muhabire şiddet yargıya taşındı

Ferguson’daki gösterileri izlerken polis şiddetine maruz kalan Anadolu Ajansı muhabiri Bilgin Şaşmaz, olayı yargıya taşındı. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği’nden (ACLU) konuya ilişkin yapılan açıklamada, ACLU ve Şaşmaz’ın, 19 Ağustos’taki gösteriler sırasında protestoculara silah doğrultan polis memuru Ray Albers’i fotoğraflayan AA muhabirinin yere yatırılarak sert muameleye tabi tutulması ve gözaltına alınması ile ekipmanlarına zarar verilmesi nedeniyle St. Louis polisine dava açtığı belirtildi. (13 Kasım 2014)

***

Gazeteci, demir çubuklarla dövüldü

Yozgat’ta yerel yayın yapan Yenigün Gazetesi’nin köşe yazarı Evren Kurban, gazetedeki çalışmalarını tamamlayıp Karatepe Mahallesi’ndeki evine giderken, apartman bahçesine saklanan 3 kişinin demir çubuklu saldırısına uğradı. Saldırganlar daha sonra yaralı gazeteciyi bırakıp kaçtı. Yozgat Devlet Hastanesi’nde tedaviye alınan Evren Kurban’ın kırılan sağ kolu alçıya alındı. Yozgat Emniyet Müdürlüğü ekipleri, saldırıdan sonra beyaz renkli bir otomobile binerek kaçan saldırganların yakalanması için çalışma başlattı. Evren Kurban, sosyal paylaşım sitelerindeki adresime sürekli tehdit mesajları geliyordu. Bugün de bana saldırdılar. Şikayetçi oldum” dedi. (13 Kasım 2014)

***

Evrensel’in yolsuzluk haberciliğine dava

Cumhuriyet, BirGün, Zaman derken şimdi de Günlük Evrensel’e yolsuzluk ve işçi haberleri nedeniyle hapis istemiyle dava açıldı. Günlük Evrensel gazetesi yetkilileri, özellikle yolsuzluk ve işkenceyi eleştiren haberler nedeniyle Kasım ve Aralık aylarında zamanlarının bir bölümünü adliyelerde geçirmek zorunda kalacak. Günlük Evrensel eski sorumlu müdürü Fatih Polat, 3 Ağustos 2012’de çıkan ve kadın örgütlerinin Vatan Caddesi’nde yaptıkları basın açıklamasını ele alan “Sedat Selim Ay yargılansın” başlıklı haber nedeniyle “kamu görevlisine hakaret ve iftira” iddiasıyla yargılanıyor. Polat’ın hapsinin istendiği İstanbul 12. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davaya 10 Aralık’ta devam edilecek. (16 Kasım 2014)

***

Özel güvenlikçi terörü kınandı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Türkiye-Kazakistan maçı sonrası özel güvenlik görevlilerinin gazetecilere saldırmasını kınadı. TGC Yönetim Kurulu, Futbol Federasyonu ve Fenerbahçe Kulübü’nü gazetecilere yönelik şiddetin önlenmesi için göreve çağırdı.

TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı: “Barış ve kardeşlik dilinin hakim olması gereken spor alanlarında her gün bir başka şiddet olayına tanık oluyoruz. Kamuoyunu bilgilendirme amacıyla görev yapan gazetecilere özel güvenlik birimi elemanlarının saldırılarının her gün biraz daha arttığını gözlemlemekteyiz. Pazar günü oynanan Türkiye-Kazakistan maçında da kendisine küfür edildiği gerekçesiyle sahayı terk eden bir milli futbolcunun güvenlik elemanları, olayı öğrenmeye çalışan gazetecilere yumrukla tekmeyle saldırmış, fotoğraf makinelerini parçalamış ve haber alma haklarını engellemişlerdir. Futbola egemen olan nefret söyleminde ve şiddette kimi kulüp yöneticilerinin de büyük payı olduğunu düşünüyoruz. Sahada birbirleriyle dostça mücadele eden sporcuları gerginliğe iten bu tür demeçlerin önünün alınması gerektiği inancındayız. Siyasetçilerin, belediye başkanlarının, kulüp başkanlarının özel korumaları ve özel güvenlikçileri anlaşıldığı kadar özenle seçilmiyor. Özel güvenlikçiler çalıştıkları kişileri korumakla yükümlüyken ayrıca etrafa da terör estirmekten geri kalmıyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak sporda şiddetin önlenmesi için yalnızca yasaların sertleştirilmesinin yetmediğini düşünüyoruz. Bu konuda ortak bir tutum belirlenmesi için Futbol Federasyonu’nu, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü’nü göreve çağırıyoruz. Fenerbahçe Kulübü’nden de meslektaşlarımızı darp eden özel güvenlik görevlileri hakkında gerekli yaptırımı uygulamalarını bekliyoruz.” (18 Kasım 2014)

***

Gazeteciye şiddet cezasız kalıyor

Türkiye-Kazakistan maçının ardından Fenerbahçeli Volkan Demirel ve beraberindeki Emre Belözoğlu ile Fenerbahçe Menajeri Hasan Çetinkaya’yı görüntülemek isteyen basın mensuplarına tekme tokat müdahale edildi. Saldırıya uğrayan Star gazetesi muhabiri Gökhan Kılıçer ve Habertürk muhabiri Uğraç Özyurt yaralandı. Gazetecilerin şikayeti üzerine olaya karışanlardan özel güvenlik olduğu öğrenilen 5 kişi gözaltına alındı. Aralarında Fenerbahçe Kulübü’nün özel güvenlik görevlileri Ali Bozan ve Bülent Ataş’ın da yer aldığı 5 kişi hakkında, 6222′den kasten adam darp etmek ve mala zarar vermek suçlarından adli uygulama başlatıldı. Mahkeme, 5 özel güvenlik görevlisini, adli kontrole gerek görmeden serbest bıraktı.

***

TGC yakın tarihte medya-siyaset ilişkisini ele alındı

Türkiye’nin en yaygın meslek örgütü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), düzenlendiği  “Yakın Tarihimizde Medya Siyaset İlişkileri” başlıklı bir toplantıda,  Türkiye’deki ve dünyadaki medya, siyaset ve sermaye ilişkisini ele aldı. Basın Müzesi’nde gerçekleştirilen toplantıya; TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC önceki Başkanı Orhan Erinç, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcıları Niyazi Dalyancı ve Ahmet Özdemir,  TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer ve Sekreteri Haşmet Yavuz, Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Sekreteri Engin Köklüçınar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, “Medya siyaset ilişkisi Türkiye’nin gündemini geçmişte de bugün de fazlasıyla meşgul etti. Medya siyaset ilişkisi Türkiye gibi bir ülke hep sorunlu gelişti. Basın özgürlüğünün olmadığı gazetecilere baskı uygulanan bir ülkede bu konular her zaman konuşulacak. Bugünkü panelde Babıali’nin kaldırımlarını uzun süre çiğnemiş, her türlü çilesini çekmiş, anılarını biriktirmiş 3 meslektaşım bulunuyor. Türk basınına çok önemli katkıları var” diyerek açılış konuşmasını yaptı. TGC Genel Sekreter Yardımcısı Niyazi Dalyancı’nın moderatörlük yaptığı toplantıda gazeteci yazar Altan Öymen ve Cumhuriyet Vakfı Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Erinç konuşmacı olarak yer aldı. (26 Kasım 2014)

***

TGC’den yayın yasağı tepkisi

TBMM Başkanlığı’nın 4 bakan ifade vermeden önce 17 Aralık komisyonu için yayın yasağı kararı aldırması sansür olarak nitelendirildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ( TGC) Yönetim Kurulu, halkın haber alma ve bilgilenme hakkının ortadan kaldırıldığına dikkat çekti. TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu görüşler yer aldı:

“17 Aralık operasyonunun ardından görevden alınan eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu’yla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. TBMM Başkanlığı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen yazıda, 27 Aralık 2014’e kadar istenen yayın yasağı, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “uygun” görüldü. Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu yayın yasağı basın özgürlüğünü zedelemiştir. Basının görevi kamu yararını ilgilendiren bütün konularda bilgi ve fikirleri topluma aktarmaktır. Demokratik rejimlerde basın hürdür ve sansür edilemez. Kamuoyundan haber gizleme talebinin halkın temsilcilerinden oluşan TBMM’nin başkanlığından gelmesi de üzücüdür. Demokrasilerde her türlü siyasi tartışmanın halk ile paylaşılması esastır. Yayın yasakları ile olayların kamuoyuna aktarılmasının engellenmesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na da aykırıdır. Bilgi edinme yurttaşlara tanınmış bir haktır. Habere ulaşmak, haberi yorumlamak ve haberi serbestçe yayınlamak da basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilir. Yayın yasakları bu hakkı zedelemektedir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak ister siyasi otoritelerce ister mahkeme kararlarıyla halktan haber gizlemenin sakıncalarını da sıkça yineledik. Yine diyoruz ki, bu tür yasaklamalar, fısıltı gazetesinin yaygınlaşmasına, gerçeklerin çarptırılmasına yol açacaktır. Bir kez daha giderek artan yayın yasaklarının siyasetçiler tarafından sansür amacıyla kullanılmamasını ve çok sesli bir toplum için halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmamasını istiyoruz.”  (27 Kasım 2014)

***

GD’den sansürcülere tepki

Çağdaş Gazeteciler Derneği, “İktidar istediği kadar kendini Meclis Komisyonlarında aklamaya, istediği kadar ülkenin tüm ışıklarını kapamaya çalışsın, gerçekler kendi ışığını yaratarak ortaya çıkacaktır. Bu kararla iktidarın tek hedefi, yolsuzluklarını kamuoyuna duyuran tek araç olan basının tümüyle körleştirilmesi, sağırlaştırılması, dilsizleştirilmesidir” açıklamasında bulundu. (28 Kasım 2014)

RSF’den Temelsiz, politik sansür açıklaması

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), yolsuzlukla suçlanan eski 4 bakan TBMM Komisyonu’nda dinlenmesiyle ilgili işlemlere yayın yasağı getirilmesini kınadı; kararı “Hiçbir ölçüye sığmayan politik bir sansür” olarak niteledi. RSF, daha önce de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Basın Konseyi, Basın Enstitüsü Derneği’nin yaptığı gibi, 25 Kasım’da tebliğ edilen yasak kararının kaldırılmasını talep etti. (28 Kasım 2014)

***

TGC Meslekte İz Bırakanlar Toplantısı'nda Oktay Akbal'a mektuplar ele alındı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,  "Meslekte İz Bırakanlar Toplantıları’nın 12.sini  “Oktay Akbal’a Mektuplar” başlığıyla Basın Müzesi'nde düzenledi. Oktay Akbal’a Mektuplar kitabının ele alındığı toplantıya TGC Başkanı Turgay Olcayto, Önceki Başkan Orhan Erinç,  Genel Sekreter Sibel Güneş, Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer ve Sekreteri Haşmet Yavuz’un da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci ve yazar katıldı. Toplantının açılış konuşmasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto yaptı. Olcayto, Oktay Akbal’ın inatla korkmadan gerçekleri dile getiren en önemli aydınlardan biri olduğuna dikkat çekerek günümüzde basına uygulanan baskıların her geçen gün arttığını ifade etti. Başkan Turgay Olcayto, konuşmasında şunları dile getirdi:

17 Aralık operasyonunun ardından görevden alınan eski Bakanlar hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu’yla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesi’nin kararıyla yasaklama çıktı. Başta Cumhuriyet olmak üzere Evrensel, Birgin, Yurt, Zaman ve Taraf gazeteleri yasağa tepki gösterdiler. Yasağa uymayacaklarını söylediler. Basının görevi kamu yararını ilgilendiren bütün konularda bilgi ve fikirleri topluma aktarmaktır. Demokratik rejimlerde basın hürdür ve sansür edilemez. Yayın yasakları ile olayların kamuoyuna aktarılmasının engellenmesi Anayasa’ya da aykırıdır. Bilgi edinme yurttaşlara tanınmış bir haktır. Habere ulaşmak, haberi yorumlamak ve haberi serbestçe yayınlamak da basın özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilir. Yayın yasakları bu hakkı zedelemektedir. Halktan haber gizlemenin sakıncalarını da sıkça yineledik. Son 4 yılda alınmış 149 yayın yasağı kararı var. Bingöl’de polis öldürülüyor. Yasaklama geliyor. Uludere’den başlayıp Reyhanlı’ya kadar pek çok olayda gerçekler halktan gizlendi. Türk halkının öğrenemediği ne kadar çok haber var. Biz gazeteci olarak bile orada yaşananları bilmiyorsak kamuoyu nasıl aydınlanacak?”

Moderatörlüğünü Cumhuriyet Gazetesi Vakfı Başkanı Orhan Erinç’in yaptığı toplantıda gazeteci-yazar Ali Sirmen, eleştirmen Hikmet Altınkaynak ve İş Bankası Kültür Yayınları Editörü Ruken Kızıler konuştu. (29 Kasım 2014)

***

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yayın yasağına karşı dava açtı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti TBMM Soruşturma Komisyonu’nun 4 bakan ifade vermeden önce 17 Aralık komisyonu için yayın yasağı kararı aldırmasına karşı dava açtı. İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği Başkanlığı kanalıyla Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği’ne açılan dava dilekçesinde Meclis Soruşturma Komisyonu’nun yetkisini aşarak talep ettiği kararın yok hükmünde olduğu belirtildi.   Dilekçede şu görüşler yer aldı:

Ekonomi Eski Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan, İçişleri Eski Bakanı Muammer Güler, Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan hakkında yürütülen soruşturma ile ilgili olarak,  Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı ile yayın yasağı kararı alınmıştır. 2014/4205 D. İş sayılı 25.11.2014 tarihli “Yayın Yasağı Kararı”” kararıyla, Eski Bakanlar Mehmet Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar'ın kişilik haklarının zedelenmesinin önlenmesi, şöhret ve diğer haklarının korunmasının sağlanması bakımından, soruşturma bitim tarihi olan 27.12.2014 günü mesai sonu bitimine kadar tüm yazılı, görsel ve internet ortamında yapılan yayınlar hakkında 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 3/2. maddesi gereğince Anayasa ve Kanunlara aykırı olarak yasaklanmasına karar verilmiştir.

Meclis Soruşturma Komisyonu’nun “Görev ve Yetkileri” TBMM İç Tüzüğünün 107 ila 113 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler incelediğinde Meclis Araştırma Komisyonu’nun Yayın Yasağı talep edebilmesi mümkün değildir.  İç Tüzük 110/2. Maddesi; Komisyon’un çalışmalarının gizli olduğunu Komisyon’a kendi üyeleri dışında milletvekillerinin katılamayacakları konusunu düzenlemiştir. Komisyonun çalışmalarının gizliliğinin önüne geçilmesi ile yayın yasağı arasında doğrundan bir bağlantı bulunmamaktadır. Komisyon yetkisini aşmış, Hakimlik de bu yetki aşımını dikkate almadan karar vermiştir.  Bu koşullarda Hakimliğin verdiği karar resen verilmiş bir karar görüntüsündedir. Anayasal hak ihlali yapılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sistemi ifade özgürlüğünün sınırlanmasını ve basın özgürlüğüne müdahaleyi belirli kıstaslara bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir hak ihlalinde sözleşme tarafı olan devlet müdahalesini; şu üç testten geçirmektedir.

Kısıtlama kanunla ön görülmüş müdür?

Müdahalenin meşru bir amacı var mıdır?

Demokratik bir toplumda gerekli midir?

Müdahalenin meşru bir amacı yoktur. Müdahale demokratik bir toplumda gerekli değildir.

Olayımızda müdahale demokratik bir toplumda gerekli midir kıstası açıkça ihlal edilmiştir.

Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin 5187 sayılı Kanunun 3. maddesi/2. fıkrası kapsamında verdiği karar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 10. Maddesi içtihatları karşısında geçerli değildir.

Eski Bakanlar Mehmet Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında yürütülen suçlamalar kamuoyuna yansımış ve bu hususa ilişkin dinlenme kayıtları da belirsiz sayıdaki kişiye ulaşmıştır. Kısaca iddia edilen tüm belge ve tanık olarak dinlenen kişilerin beyanları tüm Türkiye’de ve hatta dünyada aleniyet kazanmıştır.

Verilen ifadelerin kamuoyuna yansıması ve bu yansımanın tüm etkileri haber niteliğindedir. Gazetecilik mesleği ile uğraşan herkes istisnasız bu kayıtları mesleğin doğası gereği haberleştirecektir. Gazetecilere tanınan bu özgürlük şüphesiz ki toplumun haber alma hakkını garanti altına almak içindir. Tıpkı yargıcın bağımsızlığı gibidir.

Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin özünde gazetecilerin haber yapmalarının halkın bilgi alma hakkı için olduğu vurgulanmaktadır.  Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin GAZETECİNİN SORUMLULUĞU başlığı şöyledir:

"Gazeteci tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşma ve kamu yaşamını belirleyen, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma hakkına sahiptir. Gazetecinin karşısına çıkarılacak gizlilik ve sır gibi engeller kamusal işlerde yasaya, özel işlerde açık ve ikna edici gerekçelere sahip olmalıdır. " Yayın yasağı kararı ile bildirge ihlal edilmiştir.

Basının toplumsal barışı sağlamadaki denetim görevi görmesi ve dördüncü kuvvet olarak adlandırılması elbette ki boşuna değildir. Yasağa konu tanık, bilgi sahibi, bilirkişiler ve diğer kişilerin ifadelerinin yayınlanmasında kamu yararı vardır. Bu haberin yapılması siyasilerin kamu adına denetlenmesidir. Bu soruşturma ile ilgili ifadelerin gündeme taşınması haber verme görevinin ve basın özgürlüğünün gereği olarak görülmek zorundadır.  Bu tarz haberlere karşı derhal hakimin müdahalesinin talep edilmesi de ne yazık ki basın ve ifade özgürlüğünün üstünlüğü karşında politikacı ve/veya kamu görevlilerinin kişisel yararlarının korunması anlamına gelmektedir ki bu da yukarıda belirtilen evrensel ilkeler ve ülkemiz yasaları açısında da kabul edilir nitelikte görülmemektedir. Kamuoyuna yansıyan olay ne kadar vahim olursa olsun halkın haber alma hakkı zedelenmemelidir. Bu nedenle yayın yasağı kararı kaldırılmalıdır. “ (29 Kasım 2014)

Başa Dön