Geri Dön

Nisan 2007 Raporu

Saldırı – yasaklama – engelleme

 

Yeni Asır’a saldırı: İzmir’de bölgesel yayın yapan Yeni Asır gazetesi binasına saldırı düzenlendi. Gazi Osman Paşa Bulvarı’ndaki gazete binasına akşam saatlerinde gelen ve kimliği belirlenemeyen saldırganlar park levhalarını ve camları kırdı. İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, saldırıya uğrayan Yeni Asır gazetesini ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Saldırının yaklaşık 10 kişi tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Çapkın, “Konuyla ilgileniyoruz. Saldırganlar tespit edilip gereken yapılacak” dedi. (19 Nisan 2007)

Gazeteciler tartaklandı: Samsun’da rüşvet almak, rüşvete aracılık etmek, ihaleye fesat karıştırmak gibi suçlarla ilgili olarak başlatılan “A Takımı” operasyonunda gözaltına alınan, aralarında iki belediye üst düzey yöneticisinin de bulunduğu 11 kişi adliyeye sevk edildi. Zanlıları görüntülemek isteyen basın mensupları, bazı belediye çalışanları ile zanlı yakınlarının saldırısına uğradı. (23 Nisan 2007)

 

Basında diğer olaylar

 

40. Yerel Gazetecilik Semineri Konya’da yapıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile birlikte düzenlediği yerel medya seminerlerinin 40’ıncısı gazete çalışanlarına yönelik olarak Konya’da gerçekleştirildi. Seminerin ilk konuşmasını yapan Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, medyanın geçmişte ve günümüzdeki serüvenine değindi. Yapılan kimi yanlışları örnekleriyle anlattı. TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto da seminerin ilk günündeki konuşmasında, medya okuryazarlığının günümüz iletişimindeki önemine değindi. Bu konunun ilköğretimden başlayarak üniversitelerde okutulmasının yararlarından söz etti ve batıdaki bu tür uygulamalardan örnekler verdi. TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar da medya etiği konusunda bir tebliğ sundu. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi çerçevesinde haberciliğin nasıl yapılması gerektiği yönünde katılımcıları bilgilendirdi. Konya Basın Birliği’nin ev sahipliği yaptığı seminerin ikinci gününde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, “Meslek örgütleri Basın İş Yasası’nın değiştirilmesi sırasında kazanılmış hakların kaybedilmesinden endişe duyuyor” dedi. Erinç, TGC’nin Basın İş Yasası değişikliği çalışmaları sırasında tek öneri metni sunan örgüt olduğunu hatırlattı. Orhan Erinç konuşmasında, medyada yayınlanan haberlerdeki Türkçe hatalarına da dikkat çekti. İletişim fakültelerine ÖSS puanlarına göre değil Türkçe konusunda yapılacak mülakat sonuçlarına göre öğrenci alınmasını öneren Erinç, “Okura, izleyiciye tüketici demesek de Tüketiciyi Koruma Yasası’ndaki ayıplı, defolu mal tanımından yola çıkarak Türkçe ve mantık yanlışlarıyla hazırlanan haberler bu kapsamda değerlendirilebilir” dedi. Seminerde “Yeni Basın İş Yasası’ndaki düzenlemeler gazetecilere neler getirecek?” başlıklı bir konuşma yapan Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer de Basın İş Yasası’nın olası sakıncalarına değindi. Prof. Dr. Sümer, Basın İş Yasası’nın yeni iş yasasına oranla çok geride kaldığını, değişiklik yapılması gerektiğini, aksi halde gazetecilerin özgürlüğünden ve editoryal bağımsızlıktan söz edilemeyeceğini söyledi. Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov, resmi ilanların dağıtımıyla ilgili ilkelerde yapılan ve 1 Nisan 2007’de yürürlüğe giren genel kurul kararlarını anlattı. Basın İlan Kurumu’nun şubesi bulunmayan illerdeki resmi ilanların valilikler aracılığıyla dağıtıldığını hatırlatan Cillov, 67 sayılı genel kurul kararında bu konuda kurallar bulunduğunu belirtti. TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve NTV Eğitim Editörü Gülseren Güver, gazetelerin sürekli olarak eğitim için sayfa ayırmadığını, ayrılan sayfaları kolay feda edebildiğini, uzman haberci sayısının giderek azaldığını, reklam ve ilan getirmeye dönük haberlerin gerçek haberlerin önüne geçtiğini söyledi. Eğitim haberciliği önündeki en büyük sıkıntının medyayla bilgiyi paylaşmaktan kaçınan bürokratik anlayış olduğuna dikkat çeken Güver, “Milli Eğitim Bakanlığı bile konusunda uzman, eleştirel bakabilen gazetecilere bilgi, röportaj verme konusunda istekli değil. Bakanlık icraatın içinden diyebileceğimiz faaliyetlerini medyayla paylaşmayı tercih ediyor. Ancak milyonlarca insanın geleceğini etkileyecek ve bir gecede alınmış çok önemli kararlar ve değişikliklerin tartışılmasına ve eleştirilmesine tahammül edecek noktaya gelmeleri gerekiyor” dedi. Umut Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Fikret İlkiz ise seminerde “Şiddet ve Medya” konusunu ele aldı. Umut Vakfı’nın 2005 yılı çözüm önerileri kapsamında TGC, RTÜK, MÜ İletişim Fakültesi ve Diyanetin hazırladığı “Medya Grubu Raporu”na atıfta bulunan İlkiz şunları söyledi: “Bu rapor çerçevesinde Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi gazetecinin şiddetin her türlüsünü övücü, özendirici, kışkırtıcı yayın yapmasını meslek ilkelerine aykırı buluyor. Dolayısıyla gazeteci, bildirgede ifadesini bulan bu madde doğrultusunda çaba sarf etmeli.” İlkiz, ayrıca gazetecilerden bireysel silahsızlanmanın yaygınlaştırılması konusuna da özen gösterilmesini istedi. Toplantı sonunda Konya, Afyon, Kırşehir, Aksaray, Nevşehir ve Karaman’dan seminere katılan100’ü aşkın gazeteciye düzenlenen törenle sertifikaları verildi. (2 Nisan 2007)     


Gözcü gazetesi kapandı:
Gözcü gazetesinin yayın hayatına son verildiği açıklandı. “Okurlarımıza veda günü geldi” başlığıyla yayınlanan açıklamada, “Bugün 1 Nisan 2007. Fakat 1 Nisan şakası değil bu gerçek. 1996 yılının Mayıs ayından bu yana tam 11 yıldır okurlarına ve Türk basınına en güç şartlarda aralıksız hizmet veren Gözcü, bugünden itibaren yayınına son veriyor. Okurlarımıza veda ederken Gözcü’de çalışmakta olan yazarlarımızın, muhabirlerimizin ve teknik görevlilerimizin, Doğan Grubu’nun öteki yayın organlarında çalışmaya devam edeceklerini bildirmeyi de bir görev sayıyoruz. Elinizde tuttuğunuz bu gazete son Gözcü’dür. Diğer yayınlarda buluşmak üzere... Allahaısmarladık!..” denildi. (2 Nisan 2007)


TMSF, Sabah Grubu’na el koydu:
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Medya Grubu (Dinç Bilgin Grubu) ve Merkez Grubu şirketlerinin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimlerini devraldı. TMSF’nin gizli anlaşma gerekçesiyle ATV ve sabah gazetesine el koyduğu belirtildi. TMSF’den yapılan yazılı açıklamada, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince Medya Grubu (Dinç Bilgin Grubu) ve Merkez Grubu şirketlerinin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimlerinin fon tarafından devralındığı belirtildi. Fondan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Etibank AŞ hakim ortağı Dinç Bilgin ile Turgay Ciner arasında imzalanmış olan gizli sözleşmelerin yeni ortaya çıkması sonucunda, Bilgin ve Merkez Grubu’nun medya sektöründe faaliyet gösteren 63 adet şirketin yönetim ve denetimleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca TMSF tarafından devralınmıştır. Etibank AŞ’nin hakim ortağı Dinç Bilgin ile Merkez Grubu’nun doğrudan veya dolaylı hakim ortağı Turgay Ciner arasında imzalanan 17 Kasım 2003 tarihli fon, Medya ve Merkez Grubu firmaları arasında imzalanan 3 Mayıs 2005 tarihli protokollerin imzası aşamasında mevcut olduğu halde protokol taraflarınca fonun bilgisinden gizlenen 12 Haziran 2002 tarihli protokol ve 8 Ağustos 2002 tarihli sözleşmeler, fon tarafından muvafakat verilen satış ve devir protokollerini geçersiz hale getirmiştir. Bu hukuki durum karşısında, Dinç Bilgin’in Merkez Grubu da dahil olmak üzere yukarıda zikredilen protokollere konu mal, hak ve varlıklardan oluşan tüm Medya sektöründe Turgay Ciner ile ortak olduğu, 1 Ekim 2002 tarihli ilk lisans sözleşmelerinden itibaren başlayan bu sürecin tamamında ortak hareket ettikleri, hileye dayalı ve muvazaalı işlemlerle fonu yanılttıkları belgelenmiştir. Bu nedenle, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince Medya Grubu (Dinç Bilgin Grubu) ve Merkez Grubu şirketlerinin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimleri fon tarafından devralınmıştır.” (3 Nisan 2007)


TGC; “El koyma olayı kısa sürede sonuçlandırılsın”:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, TMSF’nin Bilgin ve Merkez grubuna bağlı medya şirketlerini devralmasının, çoksesliliği engellemeyecek bir yaklaşımla kısa sürede sonuçlandırılması gerektiğini bildirdi. TGC Yönetim Kurulunca yapılan yazılı açıklamada, Bilgin ve Merkez grubuna bağlı yayın, basım ve dağıtım şirketlerine TMSF tarafından el konulmasının tedirginlik içinde izlendiği belirtildi. Açıklamada, “Türkiye için büyük önem taşıyan iki seçimin arifesinde gerçekleşen el koymanın çoksesliliği engellemeyecek bir yaklaşımla ve kısa sürede sonuçlandırılması gerekiyor” denildi. Açıklamada, kamu adına yönetilecek şirketlerin, “önceki benzer uygulamada görüldüğü gibi yayın politikaları ile bunun sonucu olarak gazeteci tasfiyesine yol açmayacak bir yöntemi zorunlu kıldığı” da kaydedildi. (4 Nisan 2007)


Ayhan Yetkiner yaşamını yitirdi:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Onur Kurulu Üyesi, önceki Denetleme ve Yönetim Kurulu Üyesi, 2001 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibi gazeteci Ayhan Yetkiner, tedavi gördüğü Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Tan, Son Posta, Yeni Gazete, Son Telgraf, Halk, Dünya, Milliyet, Hakimiyet, Yeni Sabah, Barış gazeteleri ile Sır, Sözcü, Kim dergilerinde, Şark ve Ankara ajanslarında çalışan Yetkiner, uzun süre Ulus gazetesi İstanbul temsilcisi olarak görev yaptı. Ayhan Yetkiner, Türkiye Gazeteciler Sendikaları Federasyonu Genel Başkanlığı, CHP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyeliği, Basın İlan Kurumu ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyeliklerine seçildi. Bir dönem İstanbul İl Genel Meclisi Daimi Encümen Üyeliği de yapan Yetkiner, yaşamı boyunca pek çok ülkeyi dolaştı ve turizm konularında yazılar yazdı. Mesleki yarışmalarda birçok ödül alan Ayhan Yetkiner’in yayınlanmış kitaplarından bazılarının isimleri şöyle; “Beyaz Kitap”, “Siyasi Fıkralar Antolojisi”, “Konuşan Kalemler”, “İhsani Kimdir?”, “Nasrettin Hoca’nın Torunları”, “Pire Tellal İken”, “Mustafa Kemallerin Yeni Sesi”, “Babıali’nin Hatıra Defteri.” Yetkiner’in cenazesi, TGC’de gerçekleştirilen törenin ardından Sultanahmet Camii’nde kılınan öğle namazından sonra Eski Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verildi. (4 Nisan 2007)


TGC öldürülen gazetecileri andı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), 1909 yılından bu yana öldürülen gazetecileri, “Öldürülen Gazeteciler Günü”nde düzenlediği etkinlikle andı. Etkinlik kapsamında önce ilk basın şehidi Serbesti gazetesi başyazarı Hasan Fehmi’nin Divanyolu’nda bulunan II. Mahmut Türbesi’ndeki kabri ziyaret edildi. Burada bir konuşma yapan TGC Başkanı Orhan Erinç; “Hasan Fehmi Bey’in öldürülüşünün 98. yılında, onu ve öldürülen tüm gazetecileri saygı, sevgi ve şükran borcuyla anıyoruz. Hasan Fehmi Bey’den bu yana 61 meslektaşımız kurşunlara hedef olarak yaşamlarını yitirdi. Bu ölümler Türk gazetecilerin acı bir serüveni olarak basın tarihindeki yerini almıştır. Öldürülen gazetecilerin büyük bölümü 1980 sonrasında yaşamlarını yitirmişlerdir. Cemiyetimizin değerli başkan vekili, Milliyet gazetesi genel yayın yönetmeni ve başyazarı Abdi İpekçi’nin öldürülen 15. gazeteci olduğunu düşünecek olursak geride kalan 28 yılda 46 gazeteciyi kaybettiğimiz anlaşılıyor. Bu cinayetler, gazetecilerin fikirlerine tahammül edemeyen kaba kuvvet yanlısı, arkalarında karanlık güçlerin bulunduğu tetikçiler tarafından işlenmiştir. Ne yazık ki öldürülen meslektaşlarımızdan kimilerinin tetikçileri bulunamadığı gibi, bulunanların da arkalarındaki güçler ortaya çıkarılmamıştır. Siyaset bu konuda her zaman ayak sürüme yolunu tercih etmiştir. Öldürülen son gazeteci Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve başyazarı Hrant Dink’tir. Dink’ten önce öldürülen gazeteci Ahmet Taner Kışlalı’ydı. Kışlalı’nın öldürülme tarihi 1999’dur. Geçen yıl burada 1999’dan bu yana gazeteci cinayetine tanık olmadığımızı belirtmiştim. Ama artık bugün o dönemin de geride kaldığını, öldürülen son gazetecinin Hrant Dink olduğunu biliyoruz. Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili olarak bizim de aralarında olduğumuz basın kuruluşları sadece tetikçilerin bulunmasının yeterli olmadığını, tetikçilerin arkasındaki güçlerin de yakalanması gerektiğini söylüyoruz. Siyasal iktidarlar hazırladıkları yasalarda Atatürk’ün ‘Basın özgürlüğünden doğan sakıncaların tek yolu yine basın özgürlüğüdür’ öngörüsünü yok sayan bir yaklaşım içindedir. İfade özgürlüğünün önüne yeni engeller koymaya çalışıyorlar. Türkiye’de kendileri öldürülmeyen ama meslekleri öldürülen meslektaşlarımız var. bunlar çeşitli politik gerekçelerle mesleklerinden uzaklaştırılmış ya da uzaklaşmaya zorlanmış gazetecilerdir. Bu da Türk basın tarihinde önemli bir yer tutmaktadır” dedi. Ziyaretin ardından yeni düzenlenen şekliyle Basın Müzesi ziyaretçilere açıldı ve müzede bulunan “Öldürülen Gazeteciler Galerisi” gezildi. Etkinlik, aynı gün yine Basın Müzesi’nde gerçekleştirilen bir kokteylle sona erdi. (7 Nisan 2007)


Zeki Sezer’in basın danışmanı kazada öldü:
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in basın danışmanı İsmail Aşçıoğlu, bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi. Kanal Türk televizyonunda yayınlanan bir programa kanalın Cinnah Caddesi’ndeki Ankara Bürosu’ndan katılan DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ile program bitiminde bürodan ayrılan ve otomobiline binmek için caddenin karşısına geçmek isteyen İsmail Aşçıoğlu’na 06 ZE 329 plakalı otomobil çarptı. Aşçıoğlu’nun hayatını kaybettiği kazada kimliği belirlenemeyen sürücü olay yerinden kaçtı. Aşçıoğlu’na çarparak ölümüne neden olan otomobil Piyade Sokak’ta terkedilmiş halde bulundu. Emniyet güçleri, kazanın olduğu yolu trafiğe kapatırken kazayla ilgili inceleme başlatıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’e başsağlığı mesajı gönderdi. Erinç mesajında, “Partinizin basın danışmanı değerli meslektaşımız İsmail Aşçıoğlu’nun uğradığı trafik kazsı sonucu aramızdan ayrılmış olmasının üzüntüsü içindeyiz. Kendisini saygı ve sevgiyle anıyor, size ve şahsınızda DSP topluluğuna başsağlığı dileyerek acınızı paylaşıyoruz” dedi. Aşçıoğlu’nun cenazesi, Karşıyaka Mezarlığı Camii’nde kılınan namazın ardından Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi. (8 Nisan 2007)


Medyada “Gözlem Platformu” kurulacak:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile İletişim Araştırmaları Derneği’nin (İLAD) katkılarıyla medyada kirlenmenin ele alındığı bir toplantı düzenlendi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya katılanlar, Türkiye’de yabancı ülkelerdeki gibi Medya Gözlem Platformu’nun kurulmasının şart olduğu görüşünde birleştiler. Toplantının açılış konuşmasını yapan İLAD Başkanı Hıfzı Topuz, gözlem merkezinin oluşturulması için çalışmaların 5 ay önce başlatıldığını ve büyük ilgi gördüğünü ifade etti. Topuz şunları söyledi; “Fransa’da 1995’te Acrımed (Action – Critique – Medias) adı ile kurulan medya gözlem merkezi, çeşitli gazetecilerden, öğretim üyelerinden, okuyucu ve izleyici temsilcilerinden oluşuyor. Amaçları, medya kirlenmesini, medyadaki yoğunlaşmaları, enformasyonun ve kültürün finans pazarlarında orta malı gibi aşağılanmasına karşı çıkmaktır.” Topuz’un ardından söz alan Doğuş Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Aysel Aziz ise kirlenmenin medyanın holdingleşmesinden sonra belirginleştiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Aziz, “Asıl işi medya olmayan bir grup, 1990’lardan sonra medyayı, siyasal iktidarla ilişki içerisinde kullanmaya başladı. Özel televizyonlar arttıkça gerçek basının yerine, kendi çıkarlarını korumaya başlayan basın geldi” dedi.(9 Nisan 2007)


Gazeteci Günaşar yaşamını yitirdi:
Eski TBMM Halkla İlişkiler Daire Başkanı gazeteci Gültekin Günaşar İstanbul’da yaşamını yitirdi. Günaşar’ın cenazesi, Erenköy Galip Paşa Camii’nde kılınan namazın ardından Kurtköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. 1929 yılında Adana’da doğan Gültekin Günaşar, TBMM Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevinde bulundu. 1986 yılında emekliliğe ayrılan Günaşar, Sürekli Basın Kartı sahibiydi. Günaşar, bir süre Dünya ve Tercüman gazetelerinde de çalışmıştı. (10 Nisan 2007)


Gazeteci Kemal Ilıcak anıldı:
Tercüman gazetesinin eski sahiplerinden gazeteci Kemal Ilıcak, ölümünün 14. yılında Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabri başında anıldı. Törene; Ilıcak ailesi, yakınları, dostları, Bizim gazete yazarı Muzaffer Ilıcak, Türk Medya İşletmeler Müdürü Selahattin Aslan ile İdare Müdürü Recep Türkmen katıldı. Tören, Kemal Ilıcak için okunan duaların ardından sona erdi. (10 Nisan 2007)


TGC; “Nokta dergisine baskın yasal değil”:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Nokta dergisinde inceleme, arama yapmasını kınadı. TGC’den yapılan açıklamada; “26 Haziran 2004 günü yürürlüğe giren Basın Yasası’nın 12’inci maddesi ‘Haber Kaynağı’ başlığı altında şu kuralı getirmiştir: ‘Süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.’ Basın Yasası’nın 25’inci maddesi de Cumhuriyet savcılarına, sübut vasıtası olarak kullanmak üzere üç adet yayına el koyabilme yetkisi tanımaktadır. Yasanın bu açık hükümleri Nokta dergisine yapılan baskın ve aramanın yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu göstermektedir” denildi. (14 Nisan 2007)


Gazetecilere saldırılar arttı:
Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) Başkanı Cafer Esendemir, “zor şartlarda görev yapan gazetecilere yönelik baskı ve saldırıların artarak devam ettiğini” söyledi. Esendemir, yönetim kurulu üyeleri ve bir grup gazeteciyle, ÇGC’nin 32. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Atatürk Anıtı’na ve çelenk koyarak saygı duruşunda bulunduktan sonra yaptığı açıklamada, son günlerde basın mensuplarının yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Esendemir, ülkenin hassas bir süreçten geçtiğini, bu süreçte herkese önemli görevler düştüğünü belirterek şunları söyledi: “Zor şartlarda görev yapan gazetecilere yönelik baskı ve saldırılar artarak devam ediyor. Nokta dergisine geçen haftaki sayısında yer alan bir haber nedeniyle baskın yapılarak çalışanlarının bir odaya zorla toplanması ve bilgisayar kayıtlarına el konulmasını şiddetle kınıyor ve protesto ediyoruz. Bu arada yerel Akdeniz TV’de program yapan iki gazeteci canlı yayın sırasında bir grup insanın saldırısına uğramışlardır. Bu saldırı tüm gazetecilere yapılmıştır. Saldırganların bir an önce yakalanarak yargıya teslim edilmesini bekliyoruz.” (16 Nisan 2007)


TSYD 44 yaşında:
Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD), kuruluşunun 44. yılını etkinliklerle kutladı. TSYD’nin kuruluş yıldönümü etkinliklerinde ilk olarak 14 Nisan’da vefat eden üyeler ve camia için Levent Camii’nde mevlit okutuldu. 16 Nisan Pazartesi günü TSYD’nin Levent Sosyal Tesisleri’nde bulunan Atatürk büstüne çelenk konuldu, etkinlikler aynı gün Olimpiyatevi’nde düzenlenen törenle sona erdi. Törende TSYD – Ülker Spor Gazeteciliği Armağanı Yarışması’nın ödülleri verildi. (17 Nisan 2007)


“Memorial Sağlık Günleri” başladı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Memorial Sağlık Grubu ile birlikte düzenlediği “Memorial Sağlık Günleri” başladı. Memorial Sağlık Günleri kapsamında 16 Nisan Pazartesi günü TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ilk seminere Memorial Hastanesi Genel Cerrahi, Çocuk Cerrahisi ve Organ Nakli Bölümü Başkanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu konuşmacı olarak katıldı. Uzun yıllar yaşadığı Amerika’da Wisconsin Üniversitesi’ni ülkenin en çok organ bağışı yapılan merkezlerinden biri haline getiren, bugüne kadar 45 bin ameliyat ve bin 500’ü aşkın karaciğer nakli gerçekleştiren dünyaca ünlü bilim adamı, konuşmasında organ bağışının önemini vurguladı ve Türkiye’deki çalışmalarını anlattı. Memorial Hastanesi’nin yürüttüğü “Organ Bağışı İçin El Ele Verelim, Hayat Kurtaralım” kampanyası kapsamında aynı gün Burhan Felek Konferans Salonu’nda kurulan stantta katılımcılardan isteyenler organ bağışı yaptı. Seminer, bir kokteylle sona erdi. Basın çalışanlarıyla halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenen seminerlerde; “kalp sağlığı, genel cerrahi, organ nakli, alerji ve göğüs hastalıkları, üroloji, ortopedi ve travmatoloji, görüntüleme ve laboratuar hizmetleri” alanlarında uzman doktorlar tarafından katılımcılara bilgi verilecek. Memorial Sağlık Günleri kapsamında mayıs ayında gerçekleştirilecek ikinci seminere, Memorial Hastanesi Kalp Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez konuşmacı olarak katılacak. Prof. Dr. Sönmez, “Kalp Sağlığı ve Hastalıkları” ile ilgili bir sunum yapacak. (17 Nisan 2007)


Televizyon yayıncıları ortak antene geçti:
Televizyon Yayıncıları Derneği (TVYD) bünyesindeki yayıncıların, ortak anten üzerinden yayın yapmak amacıyla kurdukları “Anten AŞ” Ankara’da yapılan törenle faaliyete geçti. TVYD’den yapılan yazılı açıklamada, TRT ile özel kanallar Kanal D, Show TV, ATV, Star, Kanal 7, STV, Fox TV, Cine 5, NTV, CNN Türk, CNBC-e, Kanal 1, Kral TV, TV 8, Kanal Türk, Kanal A, Sky Türk ve İzmir TV’nin, “Anten AŞ” adıyla ortak bir şirket kurarak bütün verici operasyonlarını birleştirme kararı aldıkları bildirildi. İlk etapta 13 büyük şehirden başlayarak bütün Türkiye’ye yayılacak karasal sayısal yayın şebekesini kuracak olan şirketin kuruluşu 18 Nisan Çarşamba günü Ankara Bilkent Oteli’nde yapılan imza töreniyle tamamlandı. (19 Nisan 2007)


TGC’nin 60 Yılı, “Basının Kısa Tarihi” belgeseli TV8’de:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 60. kuruluş yılı nedeniyle hazırlattığı ve genel yönetmenliğini Nebil Özgentürk’ün üstlendiği “Basının Kısa Tarihi” adlı belgesel 23 Nisan Pazartesi ve 24 Nisan Salı günleri TV8’de yayınlandı. Yönetmenliğini Cem Hamuloğlu’nun yaptığı, genel koordinatörlüğünü Melda Davran’ın ve Ali Sekmeç’in üstlendiği, Rüştü Asyalı’nın seslendirdiği “Basının Kısa Tarihi” belgeseli TGC’nin, Türk basınının ve Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutuyor. 30’a yakın usta gazeteciyle yapılan röportajların ve televizyonda ilk kez yayınlanan arşiv görüntüleri ve belgelerin yer aldığı belgeselde Türk basınında yaşanan sansürler, baskılar, transferler, hapse giren, öldürülen gazeteciler, haberin, yazının peşinde ömür tüketenlerin birbirinden ilginç ve çarpıcı öyküleri konu ediliyor. Cağaloğlu’ndan İkitelli’ye, Babıali’den Medya’ya uzanan basın serüveni, Gazeteciler Cemiyeti’nin tavrı, Türk medyasının görünmeyen yüzü ve ilginç tarihi anlatılıyor. (20 Nisan 2007)


Nokta dergisi kapatıldı:
Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş, dergi yayınının sahibi tarafından durdurulduğunu belirterek, “Bunun belli bir süresi yok. Kapatıldı da diyebiliriz” dedi. Görmüş, dergi merkezinde düzenlediği basın toplantısında, dergiyle ilgili son yaşanan gelişmeleri anlattı. “Nokta dergisinin yayınının durdurulduğunu, artık resmen söyleyebilirim” diyen Görmüş, Nokta’nın bu yıl 25. yılını doldurduğunu ve ilginç bir tesadüfle son döneminde de sadece 25 sayı yayınlanabildiğini söyledi. (23 Nisan 2007)


TGC’nin Genel Kurulu toplandı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Olağan Genel Kurulu toplandı. Burhan Felek Konferans Salonu’nda 26 Nisan Cuma günü toplanan genel kurul, saygı duruşuyla başladı. Ardından Başkanlık Divanı seçildi. Divan Başkanlığına Ziya Nebioğlu, başkan yardımcılıklarına Adnan Ataöver ve Seraceddin Zıddıoğlu, saymanlığa Fatma Batukan ve yazmanlığa Süleyman Boyoğlu seçildi. TGC Başkanı Orhan Erinç konuşmasında, görev yaptıkları süreyi değerlendirdi. TGC’nin bu yıl 60’ıncı kuruluş yıldönümünün kutlandığını söyleyen Erinç, 60. yılın bir meslek örgütü için önemli olduğunu vurguladı. Çalışma dönemlerinin yasalar açısından hareketli uygulamalara sahne olduğunu ifade eden Erinç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu dönemde Basın Yasası, Türk Ceza Yasası yenilendi ve Terörle Mücadele Yasası’nın bazı maddeleri değiştirildi. Basın Yasası’nın hazırlık aşamasıyla ilgili ayrıntılı bilgi geçen yönetim kurulu raporunda yer alıyordu ama çıkarılması bu yönetim kurulunun görev süresinde gerçekleşti. TGC’nin önerileri yasada yer aldı. Bunların en önemlilerinden biri, gazetecilerin haber kaynaklarını açıklamaya, belge ve bilgi vermeye ve tanıklık yapmaya zorlanamayacağı maddesiydi. Şunu da vurgulamak gerekiyor ki bu hak yalnızca gazete, dergi ve ajanslarda çalışanlar için geçerli. Radyo ve televizyonlarda çalışan meslektaşlarımızın böyle bir hakkı yok. Çünkü radyo ve televizyonla ilgili yasada henüz böyle bir değişiklik yapılmadı.” Türk Ceza Yasası’nda TGC’nin 26 maddeye karşı çıktığını belirten Erinç, basın yayın yoluyla işlenen suçlarda belirlenen cezanın üçte birden yarıya kadar artışının öngörüldüğünü ve sekiz maddedeki bu artırımların kaldırılmasını sağladıklarını kaydetti. Uzun süredir gündemde olan 301’inci maddeyle ilgili olarak Erinç, şunları söyledi: “Bu konuda biz 2004 Mayıs’ından bu yana verdiğimiz önerilerde görüşümüzü belirtmiştik. Ancak siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi ortaklaşa bu önerileri dikkate almadı. Ama AB’ye uyum yasaları kapsamında bu madde gerek Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Ali Babacan gerekse Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün yurtdışı ziyaretlerinde gündeme geldi. Onlar da her yurtdışı konuşmalarında bu maddenin değiştirileceğini söylediler. Bunun üzerine biz yeni bir çalışma başlattık. Türk Ceza Hukuku Derneği ile ortak bir çalışma sonunda hazırladığımız öneriyi Başbakan dahil ilgili bakanlara Cumhurbaşkanı ve TBMM Başkanına da bilgi için gönderdik. Türkiye’de hukuk söz konusu olduğunda ön plana ne yazık ki siyaset geçtiği için gerçekleştirilmedi. Biz Türklük tanımı yerine Türk milleti olarak değiştirilmesini istedik. İkinci değişiklik güçler arasındaki eşitsizliğin giderilmesine yönelikti. Çünkü yasama, yürütme, yargı erki anayasamıza göre eş değerde bulunuyor. Birinin diğerine üstünlüğü yok deniliyor. Ancak yasama organına yapılacak hakaretin verilecek cezanın üst sınırı iki yıl olarak belirtilmiş bulunuyor. Biz hepsinin iki yılda birleştirilmesini istedik.” Türkiye’deki en önemli sorunlardan birinin gazetecilerin kimlik ve kişilik sorunlarına yönelik olduğunu ifade eden Erinç, 212 sayılı yasa olarak bilinen 5953 sayılı Basın İş Yasası’nda hem geri kalmış maddeler olduğunu hem de maddelerin uygulanması halinde müeyyide öngörülmediğini ifade etti. Erinç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yasa 1952’de çıkarıldığı zaman gazete sahiplerinin aynı zamanda gazetelerin başyazarları olması ve onların böyle uygulamadan kaçınacaklarına ilişkin bir kuşku olmadığı için bir müeyyide konmamıştır. Ancak daha sonra gördük ki 212 sayılı yasa diye andığımız Basın İş Yasası büyük ölçüde uygulamadan kaldırılmaya çalışılıyor. Bunun sonucunda da bugün Türkiye’de hukuken ve fiilen gazeteci sayılan meslektaşlarımızın sayısının fiilen gazetecilik yapan ama hukuken gazeteci sayılmayan meslektaşlarımızın dörtte biri hatta beşte biri olduğunu gördük. Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan Devlet Bakanı Beşir Atalay’dan bir çalışma başlatmasını istedi. O da Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne verdiği talimatla bir çalışma başlattı. Bu çalışmayla ilgili olarak TGC bir profesörden, bir meslektaşımızdan ve TGC hukuk danışmanımızdan bir komite oluşturdu. Onlar bir tasarı taslağı hazırladıklar. Yönetim Kurulu tarafından uygun görüldüğü için Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne gönderdik. Ancak yine politik nedenlerden olsa gerek bu konuda herhangi bir adım atılmadı.” Gazetecilerin can güvenliği konusunun da gündemden düşmediğini ifade eden Erinç, en son Hrant Dink’in öldürülmesini örnek gösterdi. Orhan Erinç, “Son gazeteci suikastının 1997’de olduğunu dikkate alırsak dokuz yıllık bir süreç sonra gazeteci cinayetlerinin tekrar gündeme geldiğini gösterdi. Bugün çok sayıdaki meslektaşımız ne yazık ki yakın korumayla dolaşmak zorunda kaldılar” dedi. Nokta dergisine yapılan polis baskınını da eleştiren Erinç, “Basın Yasası gazetecilere haber kaynaklarını açıklamama, belge ve bilgilerini vermeme hakkını tanımıştır. Bu uygulama ne yazık ki bu yasanın yok sayıldığını gündeme getiriyor. TGC olarak biz buna karşı çıktık” diye konuştu. Sabah gazetesine TMSF tarafından el konulmasını da değerlendiren Erinç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Daha önce Star gazetesinde benzer bir durum yaşanmıştı ve Star gazetesi hem yayın politikası açısından hem de gazetecilerin çalışma koşulları açısından çok olumsuz bir döneme sokulmuştu. TMSF Star gazetesinde uyguladığı yanlışlığı Sabah grubu yayın organları için uygulamasın. İfade özgürlüğünü ve çoksesliliği bozacak bir yaklaşıma girmesin ama orada da yapılan açıklamalar gösterdi ki TMSF bu Star uygulamasından ne yazık ki ders almamış. Bu konuya da karşı çıkmak durumundaydık. En azından Star gazetesinde olduğu gibi Sabah gazetesinin de el değiştirmesi satılması gerekiyorsa bunun en kısa sürede gerçekleştirilerek çoksesliliğin, ifade özgürlüğünün kamu adına yeniden baskı altına alınmaması gerektiğini duyduk.” TGC Genel Saymanı Mustafa Mutlu da TGC’nin mali durumunu değerlendirdi. Mutlu, Bayram gazetesinin artık çıkmıyor oluşunun, Sınav Sonuç gazetesinin internetle birlikte işlevsiz hale gelmesinin ve TGC üyelerinin aidatlarını düzenli ödememesi nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşandığına dikkat çekti. TGC’nin kendini siyasal ve ekonomik baskılardan korumak zorunda olduğunu ifade eden Mustafa Mutlu, sponsor ararken bu bağımsızlığa zarar gelmemesi için uğraştıklarını söyledi. Mutlu’nun konuşmasının ardından çalışma ve hesap raporları onaylandı, denetim Kurulu Raporu okunup oylanarak kabul edildi. Kurullar için aklama oylaması yapıldı ve oybirliğiyle kabul edildi. Bu oylamadan sonra da 2007, 2008 ve 2009 yılları bütçe tasarıları oylandı. Ertesi gün (27 Nisan Cumartesi), Yönetim, Onur, Denetim ve Balotaj Kurulları seçildi. Saat 10.00’da başlayan seçim akşam saat 17.00’ye kadar sürdü. TGC üyeleri kapalı bölmelerde oylarını kullanarak sandıklara attı. Seçimin ardından belirlenen TGC’nin yeni yöneticilerinin isimleri şöyle;
Yönetim Kurulu: Orhan Erinç (Başkan), Vahap Munyar (Başkan Vekili), Turgay Olcayto (Başkan Yrd.), Celal Toprak (Genel Sekreter), Zafer Atay (Genel Sekreter Yrd.), Sibel Güneş (Genel Sayman), Orhan Ayhan (Üye), Gülseren Güver (Üye), Arif Kızılyalın (Üye), Recep Yaşar (Üye) ve Doğan Satmış (Üye).
Denetim Kurulu: Ahmet Özdemir, İhsan Yılmaz ve Ümit Kanoğlu.
Balotaj Kurulu: Bekir Aydın, Abdülkadir Yücelman, Ulvi Yanardağ, Muammer Tuncer, Yalçın Çınar, Olay Tan, Haşmet Yavuz, Esra Kazancıbaşı, Nurcan Sabur ve Şevket Uygun.
Onur Kurulu: Doğan Koloğlu, Melih Aşık, Hıfzı Topuz, Nurcan Akad, Ergin Konuksever ve Ahmet Çitoğlu. 486 oyun kullanıldığı seçimde, 475 geçerli oy sayılırken 11 oy iptal edildi. (30 Nisan 2007)

  

Basın davaları

 

Gazeteci Dink’in katil zanlısı için 20 yıl hapis istemi: Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetiyle ilgili soruşturmada, savcılık iddianamesini tamamlayarak Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Savcılık, katil zanlısı Ogün Samast’ın 20 yıla kadar hapsini istiyor. İddianamede suikastı gerçekleştirdikleri iddiasıyla tutuklu bulunan 18 zanlının terör kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, eylemlerin ideolojik olduğu vurgulandı. Savcılık, katil zanlısı Ogün Samast’ın 18 yaşından küçük olduğu gerekçesiyle 14 ila 20 yıl arasında, azmettirici Yasin Hayal ile polis muhbiri Erhan Tuncel’in ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla yargılanmaları istendi. İddianame Beşiktaş 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. 73 sayfalık iddianame eksiklikler bulunduğu gerekçesiyle Mahkeme tarafından iade edildi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak’ta İstanbul Şişli’deki Halaskargazi Caddesi’nde bulunan gazete binasının girişinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Vücuduna üç kurşun isabet eden Dink, olay yerinde can verdi. 17 yaşındaki katil zanlısı Ogün Samast, 20 Ocak’ta Samsun Otogarı’nda yakalandı. (30 Nisan 2007)

 

Basın ödülleri

 

Metin Göktepe Ödülleri verildi: Öldürülen gazeteci Metin Göktepe anısına düzenlenen 10’uncu Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleştirilen törenle sahiplerine verildi. Törenin sunuculuğunu üstlenen gazeteci Mehmet Güç, bu ödüllerin gündemde kalmasının önemli bir yanının, insan hakları, toplumsal olaylar, demokrasi gibi 10 yıldır Türkiye’nin gündemini yansıtan konu ve haberlere verilmesi olduğunu söyledi. Törenin açılış konuşmasını yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, Metin Göktepe’nin öldürülmesinin gazeteciliğe yönelik şiddet içeren acı bir olay olduğunu ifade etti. TGC’nin o dönemde olayın faillerinin bulunması için her tür çabayı gösterdiğini anlatan Güreli, “Sağlıklı, güvenceye kavuşturulmuş bir basın, demokrasinin olmazsa olmazlarından” dedi. Konuşmaların ardından ödül törenine geçildi. Gecede ödül alan gazetecilerin isimleri şöyle: Fotoğraf Ödülü; Nadir Kadırhan (AA). Kadırhan’ın ödülünü TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto verdi. Haber Ödülü; Ahmet Şık (Nokta Dergisi). Görüntülü Haber Ödülü; Mete Çubukçu (NTV). Mete Çubukçu ödülünü TGC önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli’den aldı. Yerel Gazetecilik Ödülü; Arif Arslan. Jüri Özel Ödülü; Belma Akçura (Milliyet), Adnan Bilen (Diyarbakır Gün TV). Bu yılki Jüri Onur Ödülü, Agos gazetesine verildi. Agos gazetesi adına ödülü Markar Eseyan, TGC Başkanı Orhan Erinç’ten aldı. (12 Nisan 2007)

Yerel Gazetecilik 2006 Ödülleri sahiplerine verildi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, “Yerel medyada gördüğümüz en önemli eksiklik Türkiye’de katılımcı demokrasinin yerleşmemiş olmasından kaynaklanıyor” dedi. TGC ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) ortaklaşa düzenlediği 9’uncu Yerel Gazetecilik 2006 Ödülleri The Marmara Oteli’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Törenin açılış konuşmalarını KAS Türkiye Temsilcisi Jan Senkyr ve TGC Başkanı Orhan Erinç yaptı. Erinç, “Türkiye’de yerel medya var ama yerel gazeteci yok. Çünkü gazeteci uluslararası kurallara göre görevini yerine getiren bir meslek mensubu” dedi. Yerel basınla yaygın basın arasındaki farkın haber kaynakları açısından olduğunu belirten Erinç, bu farkın yerel medyada çalışan gazeteciler için zorlu bir süreç yarattığını söyledi. Adana’da Akdeniz Televizyonu’nun programını basarak program sunucusu ve Merhaba gazetesinin sahibinin taraklanmasını eleştiren Orhan Erinç, bu olayın yerel medyada görev yapan gazetecilerin can güvenliği açısından sorunlu bir ortamda yaşadıklarını ortaya koyduğunu ifade etti. TGC Başkanı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz TGC olarak hem demokrasinin hem de medyanın sorunlarının yerelden başlayarak giderileceğine inanıyoruz. Yerel medyada gördüğümüz en önemli eksiklik Türkiye’de katılımcı demokrasinin yerleşmemiş olmasından kaynaklanıyor. Çünkü özellikle Almanya’dan gelen meslektaşlarımızla yaptığımız ortak çalışmalarda görüyoruz ki Alman yurttaşları yaşadıkları yerleşim alanlarının sorunlarıyla ilgilendikleri oranda sorunların çözümüne de katkıda bulunabiliyorlar. Oysa Türkiye’de bu şartlar altında böyle bir olanak ne yazık ki yok. Bu da yerel medyanın okura ulaşma oranını büyük ölçüde etkiliyor.” Pek çok işadamı ve sanayicinin çeşitli üniversitelerde iletişim fakültesi açılmasına destek verdiğini kaydeden Erinç, girişimlerin okul açmakla sınırlı kaldığını belirtti. Erinç, “Büyük holdingler o yetiştirdikleri gençlerin yerel medyada çalışmalarını sağlayacak herhangi bir katkıda bulunmuyorlar. Elbette ilanlarını yaygın medya kanalına giren gazetelere vermeleri doğal ama yerel medyada profesyonel gazeteci çalıştırmanın önünün açılması Türkiye’de en önemli sorun olan reklam sorununun çözülmesine bağlıdır” diye konuştu. KAS Türkiye Temsilcisi Jan Senkyr, yerel gazeteciliğin teşvikinin vakıfları için önemli olduğunu belirtti. yerel gazeteciliğin demokratikleşmeye katkı olduğunu ifade eden Senkyr, “Yerelde olanları halk bu şekilde öğrenebilmektedir. Böylece karar mekanizmalarına da katkıda bulunabilmektedir” dedi. Açılış konuşmalarının ardından ödül törenine geçildi. Gecede Haber dalında; Ersel Peker (Bursa Hakimiyet gazetesi), Sayfa Düzeni dalında; Hatice Salık (Hizmet gazetesi), Fotoğraf dalında; Arif Arslan’a (Batman Çağdaş gazetesi) ödül verildi. Bayburt Postası gazetesinden Kürşad Okutmuş’un fotoğrafı ise övgüye değer bulundu. Gece, ödül töreninin ardından düzenlenen kokteylle sona erdi. (18 Nisan 2007)

 

RTÜK

 

RTÜK Başkanı Akman, TOBB Medya İletişim Meclisi’ni kabul etti: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman, TOBB Medya ve İletişim Meclisi Başkanı Vahap Munyar, Başkanı Yardımcıları Veli Özdemir, Nurullah Öztürk, Figen Toksü ve bir grup üyeyi makamında kabul etti. Akman burada yaptığı konuşmada, medya sektörünün pek çok sorununun bulunduğunu söyledi. Medya çalışanları arasında gelir dengesizlikleri bulunduğuna işaret eden Akman, “Ekranda görünenler ile bu işin mutfağında çalışanlar arasında gelir farkı vardır” dedi. İlkeli, kaliteli yayıncıların görev yaptığı bir “mutfağın” yayınlara da yansıyacağını ifade eden Akman, yayıncılık sektörünün çalışanlar için cazip hale gelmemesi durumunda, içerikte sorunlar yaşanabileceğini söyledi. akman, sektörün gelir imkanlarını artırıp daha büyük reklam pastaları oluşturarak, buradan elde edilecek gelirin çalışana yansıtılması için RTÜK tarafından çalışma başlatıldığını belirtti. (13 Nisan 2007)

RTÜK üyelerinin 3’te 1’i yenilenecek: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyelerinin üçte birinin yenilenmesi amacıyla kurul üyelerinin 15 Mayıs’ta kura çekeceği bildirildi. Yapılan açıklamaya göre; 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un “Üst Kurulun Seçimi ve Görev Süresi”ni düzenleyen 6. maddesi gereği, 9 kişiden oluşan Üst Kurul üyelerinin üçte biri yenilenecek. Bu amaçla kurul üyeleri, 15 Mayıs Salı günü Üst Kurulda noter huzurunda kura çekecek. Kurada isimleri çıkan ve böylece görev süreleri 15 Temmuz 2007 itibarıyla sona erecek 3 üyenin yerine, hangi kontenjandan seçildiyseler o kontenjandan yeni üyeler seçilecek. Başkan Zahid Akman, Başkan Vekili Dr. Abdulvahap Darendeli, Prof. Dr. Davut Dursun, Paşa Yaşar, Prof. Dr. İlhan Yerlikaya ve Taha Yücel iktidar kontenjanından, Şaban Sevinç, Arif Merdol ve Mehmet Dadak ise muhalefet kontenjanından seçilmişti. Kurul üyeleri, 13 Temmuz 2005 tarihinde TBMM’de yapılan oylama sonucu seçilmişler ve 15 Temmuz 2005’te göreve başlamışlardı. RTÜK Kanunu gereği, kurul üyeleri, en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş, melekleriyle ilgili konularda kamu veya özel kuruluşlarda en az on yıl görev yapmış, mesleki açıdan yeterli bilgiye, deneyime ve devlet memuru olma niteliğine sahip, 30 yaşını doldurmuş kişiler arasından TBMM tarafından belirleniyor. (17 Nisan 2007)

 

Dünyada basın olayları

 

Meksika’da TV muhabiri tabancayla öldürüldü: Meksika’nın güneyinde yer alan Guerrero eyaletindeki Acapulco kentinde, Televisa kanalının bir muhabirinin kurşunlanarak öldürüldüğü bildirildi. Polis ve adli kaynaklar, Amadado Ramirez’in işten çıktıktan sonra kendisini takip eden kimliği belirsiz silahlı bir kişi tarafından 3 el ateş edilerek öldürüldüğünü belirtti. (9 Nisan 2007)


Meksika’da bir gazeteci öldürüldü:
Meksika’da kaçırılan gazetecinin öldürüldüğü bildirildi. Polisten yapılan açıklamada, 16 Nisan’da ABD sınırı yakınlarındaki Sonaro eyaletinde bir polis karakolu önünden kaçırılan 36 yaşındaki Saul Martinez Ortega’nın ülkenin kuzeyinde ölü bulunduğu belirtildi. Cesedi yol kenarındaki bir çukurda bulunan Ortega’nın ölümüyle yılbaşından beri öldürülen gazeteci sayısı 2 olurken, son 6 yılda öldürülenlerin sayısı da 32’ye yükseldi. Meksika’da son yıllarda uyuşturucu kaçakçıları ile ilgili araştırmalar yapan ya da bazı açıklamalarda bulunan gazetecilerin öldürüldüğüne dikkat çekiliyor. (26 Nisan 2007)


IPI; 2006 gazeteciler için en kara yıl oldu:
Dünyada geçen yıl 100 gazetecinin öldürüldüğü, 2006’nın gazetecilik mesleği açısından en kara yıl olduğu bildirildi. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından Viyana’da yayınlanan raporda, 2006’nın “çağdaş medya tarihinin en kötü ve karanlık” yılı olduğuna işaret edildi. Rapora göre; Irak peş peşe dördüncü kez gazeteciler için en kanlı ülke oldu. Geçen sene Irak’ta 46 gazeteci öldürüldü. 180 ülkede gazetecilerin durumlarının tartıya çıkarıldığı raporda, 2006’da 23 ülkede gazetecilerin katledildiği vurgulandı. Buna göre, mesela Filipinler’de 10, Meksika’da 7, Sri Lanka’da 5, Pakistan’da 4, Afganistan’da 3, Kolombiya’da 3, Venezüella’da 2, Rusya’da 2, Hindistan’da 2, Çin’de 2 gazeteci öldürüldü. IPI, gazetecilerin katillerinin cezalandırılmamasının daha da endişe verici olduğuna işaret etti. (26 Nisan 2007)

Başa Dön