Geri Dön

Ekim 2007 Raporu

Saldırı – yasaklama – engelleme

 

Yerel gazete ve televizyon kanalının mühürlenmesine tepki: Muğla Marmaris Kaymakamı Cemalettin Özdemir, yerel “Kanal 48” televizyonu ile yerel “Çağdaş Marmaris” gazetesinin yayın yaptığı binaların bazı bölümlerinin belediye tarafından mühürlenmesinin, hukuka ve anayasaya aykırı olduğunu söyledi. Özdemir’in yaptığı yazılı açıklamada, yerel televizyon ve gazetenin yayın yaptığı binaların inşaat halinde olmadığı, dolayısıyla mühürlenmenin genel hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu bildirdi. Kaymakam Özdemir, söz konusu binalarda, belediyeden izinsiz, işlem yapılmışsa, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinin değil, imarla ilgili genel mevzuat hükümlerinin uygulanması gerektiğini bildirdi. Özdemir, “süreli yayınların ve televizyon yayınlarının herhangi bir ikaza ve tebliğe ihtiyaç duymadan, yargı kararı alınmadan engellenmesi, hem anayasamıza hem de kanunlara aykırıdır” dedi. (20.10.2007)

 

Basında diğer olaylar

 

Azeri gazetecilerden TGC’ye ziyaret: Genel yayın yönetmenlerinden oluşan Azeri basın heyeti Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret etti. Vügar Rahmizade, Reşat Mecid, Elçin Mirzabeyli, Hoşgadem Bahçeliyeva ve Bahadin Haziyev’den oluşan grup, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Celal Toprak ve TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay ile görüştü. Toplantıda kısa bir konuşma yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, konuk gazetecilere TGC’nin çalışmalarını anlattı. Daha sonra Azeri gazetecilerin sorularını yanıtladı. İki ülke gazetecilerinin ortak çalışmalar yapmalarının da gündeme geldiği toplantı, karşılıklı hediyelerin verilmesiyle son buldu. (01.10.2007)

 

“Gazetecilik için ön koşul, demokrasi”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Senatosu basına sızan anayasa taslağı ile ilgili bir toplantı yaptı. Basın Senatosu Başkanı Nemci Tanyolaç başkanlığında TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda TGC Başkanı Orhan Erinç, anayasa taslağı ile ilgili görüşlerini açıkladı. TGC’nin anayasa ve anayasa değişikliğiyle doğrudan ilgili kurumların başında geldiğini vurgulayan Erinç: “Gazeteciliğin yapılabilmesi için ön koşul demokrasi, demokrasinin olabilmesi de laiklik, sosyallik ve hukuk devleti ilkesiyle doğrudan bağlı bir durum. Bu nedenle biz Türkiye’nin laik, demokratik ve hukuk devleti olması kuralının korunması görüşündeyiz. Bunu sadece bir yurttaş olarak değil, mesleğimizi yerine getirebilmemiz açısından da önemli sayıyoruz” dedi. TGC’yi ilgilendiren bir diğer konunun da ifade özgürlüğü olduğuna işaret eden Orhan Erinç, taslağın 1982 Anayasası’na bir değişiklik getirmediğini aksine sınırlamalar geldiğini kaydetti. Basın Yasası’nın 3. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin hukukumuza kazandırıldığını hatırlatan Erinç: “Ama taslakta görüyoruz ki ailenin korunması başlıklı bir sınırlama maddesi daha öngörülmüş. Bu madde de ilk bakışta sübjektif bir yaklaşım olarak ortaya çıkıyor” dedi. Eski anayasadaki görüşün devam ettiğini belirten Erinç, radyo ve televizyonların yine üvey evlat muamelesi gördüğünü belirtti. Orhan Erinç konuşmasında, taslakta, sendikal örgütlenme konusunda herhangi bir kurala yer verilmediğini de ifade etti. Toplantıya İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, Prof. Dr. Süheyl Batumlu ve Doç. Dr. Bertil Emrah Oder de konuşmacı olarak katıldı. Av. Kazım Kolcuoğlu, yeni yapılmaya çalışılan anayasanın sipariş üzerine yapılan bir anayasa olduğunu ifade ettiği konuşmasında şunları söyledi: “Söylem şu: İnsan hakları konusunda çağa uygun değişiklikler yapılması lazım.’ Durum mevcut sistemi korumak değil bir yerden gedik açabilir miyiz gibi bir izlenim yaratıyor. Sivil anayasa dediğiniz zaman özgürlükleri tanıyan, onu ileriye götüren anayasa denmektedir. Önemli olan sivil olması değil çağdaş bir anayasa olmasıdır. Kapalı kapılar ardında anayasa yapılıyor ve komisyon başkanı şunu söylüyor: ‘Özgürlükler konusunda talepleri dikkate almalıyız.’ Başbakan da daha önce söyledi: ‘Biz elinize çelik çomak verdik oynayın sonra biz gereğini yaparız.’ Nitekim cumhurbaşkanlığı sürecinde de bunu gördük. Yeni anayasada getirilen önerilere baktığımızda ki ben o hukukçulardan da şüphe duyarım. Hele yargı konusunda, bu kadar yargıya bağımlı hale getirecek ve dünyada demokratik bir yapı içerisinde kabul edilmeyecek bir anayasayı kabul etmek mümkün değildir. Getirilen öneriler bu anayasanın ne kadar sipariş üzerine yapıldığının göstergesidir. Türkiye’de sivil bir anayasanın ortaya atılması bence gündemi değiştirmeye yöneliktir. Çünkü önümüzde 21 Ekim var. Bu tarihte cumhurbaşkanlığı seçimini halka götürüyorlar ve kimse bunu tartışmıyor. Türkiye’de bir başkanlık sistemine doğru yavaş yavaş gidiliyor. Yine bundan önce bir zina yasası olduğu gibi bir ceza yasasına mal olmuştu. Şimdi de ‘türbana evet diyor musunuz, demiyor musunuz’a getiriyorlar. Anayasayı tartışmayı bir kenara bırakacaklar ve gündem bunun üzerinden gidecek.” Kolcuoğlu, tüm sivil toplum kuruluşları, sendikalar, üniversiteler ve bütün büyük kurumların birleşip ortak bir metin hazırlaması gerektiğini de söyledi. Prof. Dr. Süheyl Batumlu Türkiye’nin yeni bir dönem içerisinde olduğunu ve bu yeni dönemin kendi işadamlarının, gazetecilerinin, aydınlarının yanında, kendi medya ilişkileri ve farklı bir hukuk anlayışları olduğunu belirtti. Batumlu bunun bir tesadüf olmadığını vurgulayarak: “Bu anayasa taslağı bir hukuk düzeninin Türkiye’ye empoze edildiğini gösteriyor. Bu anayasa geçerse süreç tamamlanmış olur. Ama çağdaş anlamda bildiğimiz demokrasiye de hoşça kal demek anlamına gelir. Bu anayasa geçmezse demokratik kurumları korumak gibi bir şansımız kalır” dedi. Doç. Dr. Bertil Emrah Oder ise Kenya, Uganda, Güney Afrika gibi ülkelerden örnekler vererek “anayasa yapıcılık” konusunda değerlendirmelerde bulundu. Oder, anayasa yapıcılığında farklı toplumsal katmanların katılımının, anayasanın kendi meşrutiyetinin olmasını, uzun vadede yaşamasını ve saygınlığa sahip olmasını beraberinde getirdiğini dile getirdi. Hukuk düzeninin en büyük bağlayıcısı olan anayasanın bu kadar acele hazırlanmayacağını belirten Oder, hazırlanan taslağın pek çok soru içerdiğini söyledi. Toplantının sonunda TGC Başkanı Orhan Erinç bir değerlendirme konuşması yaptı. Henüz net olmayan bir taslağın tartışılmasının belirli ölçüler dışında mümkün olmadığını belirten Erinç: “TGC olarak burada bir değerlendirme toplantısı yaptık ve bu toplantıları sürdüreceğiz. Aynı zamanda buradan ortak bir metin hazırlanması fikri de gündeme geldi. Bunu da karşı teklif olarak düşünüp bildirmek durumundayız. Bu, anayasa girişimi ile ilgili olarak Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Senatosu’nun ilk toplantısıydı ve umuyoruz ki ortaya çıkacak metin ile ilgili yeniden bir araya gelip görüşlerimizi belirler, hem TGC Basın Senatosu hem de TGC Yönetim Kurulu olarak gerekli girişimleri yapma durumunda oluruz” dedi. (02.10.2007)

 

EGD Başkanlığına Celal Toprak yeniden seçildi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri, Bugün Gazetesi Ekonomi Müdürü Celal Toprak, Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin (EGD) Başkanlığına yeniden seçildi. EGD’nin 8 Eylül Cumartesi günü gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul toplantısının ardından görev dağılımı yapıldı. EGD Başkanvekilliğine Tamer Coşkun, Başkan Yardımcılığına Sadi Özdemir getirildi. Derneğin muhasip üyeliğini Dünya Gazetesi İstihbarat Şefi Dilek Güngör, Genel Sekreterliğini ise Referans Gazetesi İstihbarat Şefi İdriz Çokal üstlendi. (04.10.2007)

 

TGC ve Bizim Gazete CeBIT Bilişim Fuarı’nda: Yerli ve yabancı toplam 900 firmanın katıldığı ve 524 yeni ürünün sunulduğu CeBIT Bilişim Eurosia, TÜYAP Beylikdüzü Fuar ve Kongre Merkezi’nde açıldı. Hannover Fairs Interpro Uluslararası Fuarcılık A.Ş. (HİFAŞ) tarafından düzenlenen fuarın açılışı, Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, HİFAŞ Genel Koordinatörü Şafak Alpay, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Civil, Hannover Belediye Başkanı Stephan Weil ve bazı şirketlerin üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de fuarda stant açtı. Basın Odası’nda kurulan stantta TGC’nin yayınladığı kitaplar ve Bizim Gazete, gazetecilerin ilgisine sunuldu. Standı ziyaret eden gazeteciler TGC’nin etkinlikleri hakkında bilgi aldı. Bu yıl 27 bin metrekare alana sahip 10 salonda düzenlenen fuarda “İş Dünyası”, “Dijital Yaşam” ve “Telekomünikasyon”  olmak üzere toplam üç ana bölüm yer aldı. Fuar kapsamında “İşini büyült, dünyayı küçült” temasıyla Bilişim Zirvesi de gerçekleştirildi. Zirve çerçevesinde 40 forum yapıldı. (08.10.2007)

 

Türk Spor Ajansı 25 yaşında: Günlük spor haberleri yayınlayan Türk Spor Ajansı, 25. kuruluş yılını kutladı. Kutlamada, ajansın 25 yıldır ulusal ve uluslararası haberleri Türkiye ile dünya medyasına ulaştırdığı kaydedildi. Türk Spor Ajansı Genel Yayın Müdürü Erdoğan Arıpınar yayınladığı bildiride:“Türkiye’de hiçbir günlük spor ajansının ulaşamadığı yaşa ulaştığımız için mutluyuz. Tanrı’ya hamdediyoruz. Bizi bu yıllara getiren medyadaki arkadaşlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. (08.10.2007)

 

TGC Başkanı Orhan Erinç yeni anayasa taslağını değerlendirdi: Yeni anayasa taslağındaki basınla ilgili düzenlemeyi değerlendiren TGC Başkanı Orhan Erinç, özgür gazeteciliğin yapılabilmesi için önkoşulun demokrasi olduğunu söyledi. Orhan Erinç konuyla ilgili yaptığı açıklama şöyle: “Yapılan tek değişiklik anayasanın 28’inci maddesinde yer alan gizli bilgi kavramının çıkarılması, devlet sırrı kavramının tek başına kalmasıyla ilgili. Basın Yasası’yla kimi önemli değişiklikler yapıldı. Söz konusu değişikliklerden biri de suç kanıtı olması halinde gazete, dergi, roman gibi yayınlardan ancak üç adedine Cumhuriyet Savcılığınca ya da kolluk kuvvetlerince el konulabileceğine ilişkin. Ama anayasaya baktığımız zaman bu toplamanın genel hükümlere tabi olacağı yolunda bir kural var. Bu yapılmış olan iyileştirmenin geri alınması anlamını taşıdığı için bizce önem taşıyor. Her suçun işlendiğinin iddiası karşısında gerçekleştirilecek bir kural durumuna geliyor. Basın Yasası’nın 3. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi hukukumuza kazandırıldı ama taslakta görüyoruz ki ailenin korunması başlıklı bir sınırlama maddesi daha öngörülmüş. Bu madde de ilk bakışta sübjektif bir yaklaşım olarak ortaya çıkıyor. Yayınlarla ilgili görüş aynı ama radyo ve televizyonlar üvey evlat muamelesi görecek. Yazılı yayın araçları için bilindiği gibi matbaaların çalışmaktan alıkonulamayacağına dair hükümler var, taslakta da bu var. Ancak radyo ve televizyonlar için böyle bir güvence getirilmemiş. İnternet gazeteciliği doğrultusunda yer almamış.” (08.10.2007)

 

Şalom gazetesi 60’ıncı yılını kutladı: İlk kez 1947 yılında kurucusu Avram Leyon tarafından yayımlanan Şalom gazetesi, 60’ıncı yıldönümünü kutladı. 2002 yılından bu yana tamamı bilgisayar ortamında hazırlanan gazete, bir sayfası Judeo – Espanyol lisanında olmak üzere tamamı renkli ve 16 sayfa olarak yayınlanıyor. 60. yıl kutlaması kapsamında Ramada Plaza Balo Salonu’nda “Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir kimlik: Dünümüz, bugünümüz ve yarınımız” konulu bir panel ve söyleşi düzenlendi. Panelin ardından bir kokteyl verildi ve kutlama, İstanbul 12 Orkestrası konseriyle sona erdi. (08.10.2007)

 

Şakir Süter’in adı İzmir’de bir caddeye verildi: Yakalandığı hastalık nedeniyle bir ay önce yaşamını yitiren gazeteci Şakir Süter’in adı, İzmir’in Bergama ilçesindeki bir caddeye verildi. Bergama Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamada, Bahçelievler Mahallesi’ndeki Atatürk Bulvarı ile Sur Caddesi arasında kalan 1. Cadde’ye “Şakir Süter” adı verildiği belirtildi. Söz konusu uygulama, Belediye Başkanı Raşit Ürper’in önerisinin, Bergama Belediye Meclisi’nde oybirliğiyle kabul edilmesiyle gerçekleştirildi. (09.10.2007)

 

“Türkiye yas ülkesi olmayı hak etmiyor”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu 8 Ekim 2007 günü yaptığı toplantıda, ayrılıkçı terör örgütünün son günlerde tırmanışa geçirdiği saldırıları irdeledi. Kısa bir süre içinde asker ve sivil 27 yurttaşımızın şehit edilişinin ülkeyi yasa boğmasının ortaya çıkardığı gerçeğe dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden TGC Yönetim Kurulu açıklaması şöyle: “Ayrılıkçı terör örgütüne dışarıdan verilen desteğin ve yüreklendirmenin sona erdirilmesi en güncel sorun olarak ortadadır. Siyasal partiler bu konuda daha ciddi ve ortak tavır alma konusunda geç kalmamalıdır. Saldırıları lanetliyor, şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyor, Türkiye’nin bir yas ülkesi olmayı hak etmediğini, duyduğumuz acıyı da belirterek vurguluyoruz.” (09.10.2007)

 

134 kişi ilk kez 53 kişi de Sürekli Basın Kartı aldı: Elazığ’da toplanan Basın Kartı Komisyonu, 134 kişiye ilk kez, 53 kişiye de Sürekli Basın Kartı verilmesini kararlaştırdı. Elazığ’da üç gün süren toplantıda, ilk kez Sarı Basın Kartı almak için başvuran 138 kişinin dosyası incelenerek şartları uygun olan 134 kişiye Sarı Basın Kartı, sürekli kart için talepte bulunan 60 gazeteciden 53’üne Sürekli Basın Kart verilmesini kararlaştırdı. (18.10.2007)

 

Doğan Gazetecilik'e yeni başkan: Doğan Gazetecilik A.Ş. İcra Kurulu Başkanlığı'na Faik Açıkalın getirildi. Doğan Gazetecilik A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Hanzade Doğan, yaklaşık beş yıldır sürdürdüğü görevini eski Fortis Bank Genel Müdürü Faik Açıkalın'a devretti. (18.10.2007)

 

TGC – KAS Yılsonu Değerlendirme Toplantısı yapıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı yapıldı. 33 ilden 36 gazeteciler cemiyeti başkanının katıldığı toplantı, TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlendi. Toplantının açış konuşmalarını TGC Başkanı Orhan Erinç ve KAS Türkiye Temsilcisi Jan Senkyr yaptı. Orhan Erinç, bu yıl meslek içi eğitim seminerlerinin 43’e ulaştığını ve bunların karşılıklı bilgi alış verişi düzeyinde geçtiğini söyledi. Erinç, KAS ile yapılan bu çalışmalarda bugüne kadar 3 bin 500 katılım belgesi verdiklerini belirterek, bu durumun çalışmanın önemini ortaya koyduğunu vurguladı. Orhan Erinç toplantının açılışında yaptığı konuşmada, Türk siyasetçilerinin yurtdışında karşılarına çıkan en önemli sorunun 301. madde olduğunu, değiştireceklerini söyledikleri halde herhangi bir girişimde bulunmadıklarını belirtti. Erinç, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işkolu istatistiklerine göre çalışan gazeteci sayısının 14 bin 500 dolayında olduğunu, bu rakamın radyo ve televizyon gazetecilerini kapsamadığını vurguladı. Orhan Erinç, “Bu da gazetecilerin kimlik ve kişilik sorunlarının, çözüm bekleyen sorunlar olduğunu gösteriyor. İfade özgürlüğünün var olması için gazetecilerin kimlik ve kişilik sorunlarının çözülmüş olması büyük önem taşıyor. Türk Ceza Kanunu, Basın Yasası ve Terörle Mücadele Yasası’nda yapılması olası değişiklikler yapılsa da ifade özgürlüğünden söz etmek, sendikal örgütlenmenin önü kesildiği için mümkün değil” dedi. Geçmiş yıllarda TGC’nin ele aldığı konulardan birinin de TCK olduğuna dikkat çeken Erinç, TGC’nin 26 maddeye karşı çıktığını ve bunlardan 13’ünün değiştirildiğini söyledi. Orhan Erinç, ancak 301’inci maddenin değiştirilmesi konusunda bir başarı sağlayamadıklarını belirtti. KAS Türkiye Temsilcisi Jan Senkyr de demokratik bir toplum düzeninin önemli bir taşıyıcı sütunu olma hedefine yönelik olarak, gazeteciliğin desteklenmesi amacıyla vakıfça dünya çapında çeşitli projelerde çalıştıklarını söyledi. TGC ile Türkiye’de 10 yıldır başarılı bir işbirliği içinde olduklarını belirten Senkry, “Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkileri daha da iyileştirmek ve her iki ülke hakkındaki haberlerin daha da objektif olması bizim için önemli bir yere sahiptir. Bu amaca yönelik olarak medya ile sıkı bir işbirliği içindeyiz” dedi. TGC ve KAS’ın birlikte düzenlediği değerlendirme toplantısına Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın da katıldı. Aydın konuşmasında, herkesin bir anlamda basının içinde doğduğunu ve siyasetle uğraşırken basınla daha organik bağların kurulduğunu söyledi. Türkiye’nin en önemli sorununun entelektüel sorunu olduğunu ifade eden Bakan Aydın, “Türkiye’de entelektüel sorun Türkiye’nin müzmin sorunlarından biridir. Bu benim entelektüel tarifime bağlıdır. Entelektüel, bilerek konuşacak, eleştirel konuşacak ama asla güvenilir bilgiden sapmayacak. Güvenilir bilgi yoksa gerisi boştur. O güvenilir bilgiyi sağlamak da kolay değildir” dedi. Konuşmasında yerel basının önemine değinen Aydın, “Yerel basın önemli. Çünkü pek çok arkadaşımız oradan başlayarak yola çıkıyor. Yerel medya daha sonra büyük medyaya geçişin zeminini oluşturuyor” dedi. Açış konuşmalarının ardından TGC Genel Sekreteri Celal Toprak’ın moderatörlüğünü üstlendiği, “Yerel Habercikte Ajansların Rolü” konulu oturuma geçildi. Oturuma Anadolu Ajansı Genel Müdürü Hilmi Bengi, Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Bülent Korucu, İhlas Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı ve Akşam Gazetesi Yurt Haberler Müdürü Mustafa Özbesler konuşmacı olarak katıldı. Anadolu Ajansı Genel Müdürü Hilmi Bengi yaptığı konuşmada; yerel basının en önemli ihtiyaçlarından birinin haber olduğunu bildiklerini, birçok gazetenin muhabir çalıştırma imkânından yoksun bulunduğunu, haber ajanslarının genel bültenlerine de abone olamadıklarını söyledi. Bengi, yerel basın yayın kuruluşlarının bu durumunu göz önünde tutarak, onların haber ihtiyacının karşılanması amacıyla Anadolu Ajansı’nın yerel bülten hizmetini başlattığını ifade etti. Cihan Haber Ajansı Genel Müdürü Bülent Korucu, yerel haberciliğin gelişmesi için ajansların bir köprü sayıldığını belirtti. Köprünün iki yönlü işlemesi gerektiğini söyleyen Korucu, “Bizim olmadığımız yerlerde yerel muhabirlerin bize yardımcı olması gerekiyor” dedi. İhlas Haber Ajansı Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı, abonelerinin istekleri doğrultusunda da haber yaptıklarını söyledi. Dünyadaki bütün imkânların Anadolu’da da bulunduğunu ifade eden Ballı, Hakkâri’den görüntü almakla Edirne’den görüntü almak arasında artık bir farkın bulunmadığını kaydetti. Yerel medyayı asla ikinci plana itmediklerini vurguladı. Akşam Gazetesi Yurt Haberleri Müdürü Mustafa Özbesler ise yerel medya ile sıkı ilişkiler kurmayı planladıklarını söyledi. Yerel gazetecilerin birleşerek bir ajans kurabileceğine dikkat çeken Özbesler, ajansların güçlerini artırmasının yerel basın açısından sakıncalı olabileceğini ifade etti. (19.10.2007)

 

TGC – KAS Yılsonu Değerlendirme Toplantısı sona erdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği Yerel Medya Yılsonu Değerlendirme Toplantısı’nın ikinci oturumu TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda yapıldı. Toplantıya katılan DSP Genel Başkanı Zeki Sezer oturumdan önce yaptığı konuşmada, demokrasinin ancak sivil toplumla sağlıklı bir şekilde yürütülebileceğini söyledi. Yerel medyanın, sorunlarını bütünüyle çözerek sağlıklı bir işleyişe kavuşmasının önemini vurgulayan Zeki Sezer, var olan sorunları çözme konusunda siyasete ve siyasetçiye büyük ölçüde görev düştüğünü belirtti. Sezer’in konuşmasının ardından Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov, TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Salih Melek’in konuşmacı olarak katıldığı, Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli’nin de moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturuma geçildi. Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov konuşmasında Basın İlan Kurumu ile ilgili bilgi verdi. Cillov, bu sene yapacakları çalışmalarla yerel basına zam yapacaklarını ve daha fazla maddi destek sağlayacaklarını söyledi. Gazeteciler cemiyeti üyelerine, yerel gazetelerin temsilcilerine ve fikir işçilerine her yıl düzenli bir biçimde eğitim seminerleri verdiklerini hatırlatan Cillov, Basın İlan Kurumu’nun yüklenmiş olduğu kamu görevini aksatmadan yürüttüğünü söyledi. Konuşmasında, yıllardır ifade özgürlüğünün tartışıldığını belirten TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz ise 301. maddeye değinerek: “Şimdi bu maddenin üzerine kan sıçramış durumda; ya bu madde kaldırılır ya da bu madde üzerinde politika yapmaktan vazgeçilir” dedi. Yaygın basın ile yerel basın arasındaki ayrımın kalktığına dikkat çeken İlkiz, sadece gazetecilik mesleği yapılarak gazeteci olunacağının altını çizdi. İfade özgürlüğü ile özel yaşam arasındaki sınırın nasıl çizilmesi gerektiğini anlatan Fikret İlkiz, özel yaşamın korunması ile ifade özgürlüğünün paralel gittiğini, özel yaşama saygılı olunması gerektiğini ifade etti. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek de yerel medyanın Türk basını ve demokrasisi için çok önemli olduğunu vurguladı. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün eğitim seminerleri düzenlediğine dikkat çeken Melek, medyanın çeşitli alanlarda bilgilendirilmesi ve güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Yerel medya ile ilgili basın kartı konusunda çalışmalar yaptıklarını belirten Salih Melek, basın kartının daha da etkili olması ve geniş kapsamda kolaylık sağlaması için çalıştıklarını söyledi. 2008 yılında bir Medya Eğitim Merkezi kurmayı planladıklarını da ifade eden Melek, bu kapsamda spikerlik, sayfa düzenleme gibi çeşitli alanlarda eğitim vereceklerini söyledi. Toplantının moderatörlüğünü yapan Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, gazetecinin her yerde gazeteci olduğunu belirterek gazetecinin yerel veya ulusal anlamda aynı sorumluluklara sahip olduğunu söyledi. Ülkemizde demokrasinin yaygınlaşması için yerel basının çok önemli olduğunu ifade eden Güreli: “Gazetecinin tarafsızlığı, temel ilkelerimizden biridir ve yazdığımız haberin özgürce yansıtılması gerekir” dedi. (20.10.2007)

 

Yılsonu Değerlendirme Toplantısı’nın kapanış konuşmasını Olcayto yaptı: Başkanlığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto’nun yaptığı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Konrad Adenauer Stiftung’un birlikte düzenlediği Yılsonu Değerlendirme Toplantısı’nın son oturumunda, toplantıya katılan cemiyet başkanları görüş ve dileklerini aktardılar. Toplantının kapanış konuşmasını yapan Turgay Olcayto: “Yerel basın seminerleri hem bizim için hem de bölgeler için çok büyük bir kazanç” dedi. Seminerlerin karşılıklı bilgi alış verişi içinde geçtiğini söyleyen Olcayto, toplantının gelecek yıl daha geniş katılımla düzenlenmesi gerektiğini belirterek yerel basının, medyanın bugünkü durumunda daha da önemli bir işlevi olduğunu kaydetti. Yerel basını çok önemsediğini belirten Olcayto, kendi bölgesine ağırlık veren gazetelerin, yaygın basına örnek olacağını düşündüğünü vurguladı. (20.10.2007)

 

Medyanın bağımsızlığının siyasi baskılardan kurtulması esastır: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği Yılsonu Değerlendirme Toplantısı’nın sonunda, toplantıya katılan gazeteci cemiyet başkanları görüşmelerin ardından benimsenen görüşleri bir bildirgede topladı. Bildirgede insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, özellikle ifade ve haber alma özgürlüğünün korunması gerektiği vurgulandı. Yayınlanan bildirgenin tam metni şöyle: “İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve özellikle ifade ve haber alma özgürlüğü korunmalıdır. Medyanın bağımsızlığının korunması ve siyasal makamlarca müdahale edilmemesi esastır. Bu konuda yaşanan ve bütün çabalara rağmen çözümlenemeyen sorunlar büyük bir sıkıntı olmaya devam etmektedir. Yeni anayasa taslağında yer alan basınla ilgili hükümlerde, toplatma kararı başta olmak üzere şimdiye kadarki kazanımların ortadan kaldırabileceği tehlikesine karşı dikkat çekilmiştir. Bu konuda ilgililer uyarılmış, hazırlık sürecinde basın kuruluşları ve meslek örgütlerinin duyarlı ve aktif olması gerektiği belirtilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nda yer alan 301. madde başta olmak üzere düşünce ifade özgürlüğüne aykırı tüm düzenlemelerin değiştirilmesi zorunludur. Basın mensuplarının, anayasa ve yasalarla sağlanan hak ve özgürlüklerinin sahiplenilmesinde duyarlı davranmaları ve bu konuda yaşanan sorun ve sıkıntılara karşı mücadele etmelerinin gerekliliğine dikkat çekilmiştir. Tekelleşme ve yabancı sermaye, demokrasi, özgürlükler ve ulusal çıkarlar açısından büyük bir tehdittir. Tekelleşmenin önlenmesi ve yabancı sermayenin sınırlandırılması için gecikmeksizin yasal ve idarî düzenlenmeler yapılmalıdır. Yerel medya için resmî ilân dağıtımının hak ve adalete uygun biçimde yapılmasının önemi geçtiğimiz yıllara oranla daha da artmıştır. 195 sayılı kanun gereğince görev yapması beklenen İl Basın Kontrol Kurullarının hassas ve tarafsız incelemeler yapması beklenmektedir. 195 sayılı kanunun yerel yöneticiler tarafından uygulanması sırasında; gazeteler ve gazeteciler üzerinde ilân gelirleri vasıtasıyla baskı kurmaya veya görev yapmalarını engellemeye yönelik uygulamalar dile getirilmiştir. Bu sıkıntılar kesin bir şekilde çözümlenmelidir. Aksi takdirde; yerel gazeteciler yerel yöneticileri eleştirmekten kaçınacak ya da nitelik olarak “aleyhe haber” yapmaktan çekinecekleri bir ortama sürükleneceklerdir. İstenmeyen bu tür sonuçlar gazetecilik mesleği ve basın özgürlüğü ile de bağdaşmaz. Basının meslek onur ve ilkelerine ters düşen tutum ve davranışları sergileyen ‘Naylon Gazeteciler’ sorunu karşısında ilgili kurum ve kuruluşlar ile kamuoyunun dikkatinin çekilmesine karar verilmiştir. Basın İlan Kurumu’nun Türkiye genelindeki örgütlenmesinin yeniden gözden geçirilmesi istenmiş, ilgili kurumun şubesi olmayan yerlerde valilikler kanalı ile yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sorun ve sıkıntılara dikkat çekilmiştir. Basın İlan Kurumu mevzuatında son yapılan değişiklikler olumlu karşılanmış, ancak uygulama noktasında umulan olumlu gelişmenin sağlanamadığı görülmüştür. Bu konuda mevzuat hükümlerinin daha titiz, ciddi ve etkin uygulanması, denetleyicilerin sorgulanması gerektiğinin altı çizilmiştir. Gazetecilerin içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak yerel medyada; Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesinin benimsenmesi, uygulanması ve yaşama geçirilmesinin sağlanması birinci görev olarak kabul edilmiştir.” Orhan Erinç Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Alaeddin Aslan Ağrı Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Ramazan Demir Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, İsmet Akıncı Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti, Nusret Duran Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı, Ömer Çimen (Diyarbakır) Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Erol Tayhan Düzce Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Veysel Polat Şanlıurfa Gazeteciler Birliği Başkanı, Hasan İnandır Adıyaman Basın Medya Birliği Başkanı, Abdullah Kocaman Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Selim Aslan İskenderun Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili, Atilla Karaaslan Karabük Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Ramazan Çetin Kırıkkale Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Selim Tiran Kırklareli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Cemil Aydoğan Mezopotamya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Figen Çakmak   Ordu Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi, Ahmet Balıca Turgutlu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Abdurrahman Yavuz Uşak Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, M. Emin Toker Vangölü Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Osman Sav Zonguldak Karaelmas Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Uğur Özteke TGC Konya Temsilcisi, Celal Bursalıoğlu Afyon Gazeteciler Derneği Başkanı, Ali Akkurt Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı, Yasin Ören Zonguldak Alaplı Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Hikmet Aksoy Trabzon Büyükliman Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, M.Hüseyin Zorkun Antakya Akdeniz Aktif Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Hüsnü Acar Kastamonu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Cemil Ciğerim Samsun TGC Temsilcisi, Yavuz Gerçekci Mudanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı. (22.10.2007)

 

Ahmet Taner Kışlalı anıldı: Gazeteci-yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, ölümünün 8. yılında anıldı. Kışlalı'nın, Çayyolu'ndaki evinin önündeki tören, Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve şehitler için yapılan saygı duruşu ile başladı. Kışlalı'nın Karşıyaka Mezarlığı'ndaki kabri başında da anma töreni düzenlendi. Törene, Kışlalı'nın eşi Nilüfer ve kızı Nilhan Kışlalı'nın yanı sıra yine bir suikast sonucu öldürülen Necip Hablemitoğlu'nun eşi Şengül Hablemitoğlu, CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve Kışlalı'nın sevenleri katıldı. Anma törenine katılanlar, Kışlalı'nın kabrine kırmızı karanfil bıraktılar. Kabrin iki yanına Türk bayrakları konuldu. Daha sonra Kışlalı ve tüm şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999'da evinin önünde uğradığı bombalı suikast sonucu hayatını kaybetmişti. (22.10.2007)

 

Yüksekova’da gazetecilere asker göz altısı: Türkiye'nin Irak ile olan sınırında askeri hareketliliği görüntülemeye çalışan dört gazeteci, kısa süre gözaltında tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Hakkâri’nin Yüksekova İlçesi'ne bağlı yerleşimlerdeki hareketliliği yerinde izleyen "Yüksekova Haber" gazetesi muhabiri Ömer Oğuz, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabiri Nevzat Taş ve Kerim Kantarcıoğlu, "Yeni Şafak" gazetesi muhabiri Müslüm Bayburs, askeri konvoyun görüntülerini çektikleri gerekçesiyle gözaltına alındı. Yüksekova İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı Yeni Köprü Karakolu'nda yaklaşık iki saat tutulan ve kimliklerine el konan haberciler, Genel Bilgi Tarama (GBT) sorgulamaları yapıldıktan sonra serbest bırakıldılar. (22.10.2007)

TGC’den basın açıklaması: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) yapılan yazılı açıklamada hükümetin radyo ve televizyonlarla ilgili yayın durdurma kararı “tipik bir sansür uygulaması” olarak nitelendirilip eleştirildi. Açıklamada şöyle denildi: “Başbakan tarafından görevlendirilen Devlet Bakanınca 3984 Sayılı Yasa’nın 25’inci maddesi gerekçe gösterilerek tebliğ edilen durdurma kararı tipik bir sansür uygulamasıdır. Anılan madde, yürütmeye sadece ‘milli güvenliğin açıkça gerekli kıldığı hallerde yahut kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması kuvvetle ihtimal dahilinde ise’ durdurma yetkisi tanınmaktadır. Oysa uygulanması için Radyo Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) gönderilen başvuruda anılan koşullara hiç değinilmemekte, RTÜK’ün yetkisinde bulunan yayın ilkelerinden söz edilmektedir. Durdurma kararının bu çelişkili ve muğlâk içeriği nedeniyle bazı yayın kuruluşları, şehit cenazelerinin naklen yayınını bile durdurma zorunluluğu duymuşlardır. Radyo ve televizyonlara sansür getirildiği dakikalarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi Televizyonu’ndan terör konusunda yapılan gündem dışı konuşmaların naklen yayınlanıyor oluşu da kararın gereksizliğini kanıtlayan bir görüntü yaratmıştır. Yasaya aykırı olarak getirilen sansürün, başvurulduğu takdirde, Danıştay’dan döneceğini düşünüyoruz.” (24.10.2007)

 

“Gazeteci haber kaynağını açıklamaya zorlanamaz”: Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından Erzurum Hizmet İçi Eğitim Enstitüsü’nde düzenlenen ve iki gün süren 15. Yerel Medya Eğitim Semineri sona erdi. Seminere; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Erzurum Valisi Celalettin Güvenç, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler, Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Tek, Anadolu Ajansı Fotoğraf Haberleri Müdürü Abdurrahman Antakyalı ve Doğu Anadolu’daki yerel basın temsilcileri ile çalışanları katıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç yaptığı konuşmada, haber kaynağı açısından var olan kurallara değindi. Bunlardan ilkinin uluslararası kurallar olduğunu belirten Erinç, bir bölümünün anayasada yapılan değişiklikle Türkiye’nin iç hukukunda geçerli kılındığını belirtti. Erinç şunları söyledi: “Bu konuda Avrupa Konseyi, bugüne kadar çeşitli toplantılar yaptı ve haber kaynağının açıklanmaması konusunda tavsiye kararı aldı. İç hukuk yönünden bakarsak basın yasasında süreli yayın sahibi yazı işleri müdürü ve gazetecinin haber kaynağını açıklamaya, elindeki belge ve bilgileri vermeye ve tanıklık yapmaya zorlanmayacağı hükmü var. Yasa böyle, ama Yankı dergisinin basılarak aranmasını bu madde ile nasıl bağdaştıracağımızı bilemiyorum.” Gazetecilere tanınan bu hakkın sadece gazete, dergi ve ajanslarda çalışan gazetecilere getirilmiş bir hak olduğunun altını çizen Erinç, “Radyo ve TV gazetecilerinin ne yazık ki böyle bir hakları yok” dedi. (27.10.2007)

 

Talipoğlu UNICEF İyi Niyet Elçisi: Gazeteci – yazar Tayfun Talipoğlu, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Türkiye Temsilciği ve UNICEF Milli Komitesi’nin ortak kararıyla “İyi Niyet Elçiliği” görevine getirildi. Talipoğlu, Lares Park Oteli’nde düzenlenen basın toplantısında: “Bazen reytinglere oynarsınız bazen gönüllere... Ben gönüllere çalıştım” dedi. (27.10.2007)

 

TGC TÜYAP’ta: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), CeBİT Bilişim Fuarı’ndan sonra TÜYAP Kitap Fuarı’na da katıldı. Beylikdüzü’ndeki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 26. İstanbul Kitap Fuarı’na ilk defa katılan TGC, standında bugüne kadar yayınladığı kitapları satışa sundu. Stantta ayrıca TGC’nin günlük yayın organı Bizim Gazete’ye de yer verildi. TGC önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli ile Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Vasfiye Özkoçak TGC standında düzenlenen imza günlerinde okuyucuyla buluştular. (27.10.2007)

 

Gazeteci Öztürk yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi gazeteci Halil Öztürk, yaşamını yitirdi. Halil Öztürk Milliyet, Akşam ve Güneş gazetelerinde çalıştı. Emekli olduktan sonra yerleştiği Antalya’nın Alanya ilçesinde yerel gazetelerde editörlük yapan Öztürk, Alanya Haber Ajansı’nı kurdu. Halil Öztürk’ün cenazesi, Alanya Belediyesi Mezarlığı’nda toprağa verildi. (29.10.2007)

 

Filistinli gazeteciler TGC’yi ziyaret etti: Türkiye’de basın yayın kuruluşları hakkında araştırma yapan bir grup Filistinli gazeteci, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret etti. Gazeteciler, TGC Genel Sekreteri Celal Toprak ve Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay’la görüştüler. Görüşmede, Filistinli gazetecilere Türk basını ve TGC’nin çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgi verildi. Konuk gazeteciler, Filistin’de zor şartlar altında gazetecilik yaptıklarını, en çok satan gazetenin tirajının 30 bin olduğunu belirttiler. Ayrıca gazeteciler, Filistin’de bir gazeteyi 20 kişinin okuduğuna da dikkat çektiler. (31.10.2007)

 

Başbakanlıktan yayın yasağının durdurulması kararına itiraz: Başbakanlık, Hakkâri’nin Dağlıca bölgesinde meydana gelen terörist saldırılarla ilgili yayınların durdurulmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek imzalı kararın yürütmesinin durdurulmasına itiraz etti. Başbakanlık, Danıştay 13. Dairesi’nin kararının kaldırılmasını ve yürütmenin durdurulması isteminin reddini talep etti. Başbakanlığın itirazı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda görüşülecek. Kararın gerekçesinde: “Sınırları belli olmayan bu tür yayın durdurmanın, yayıncı kuruluşları, yapılacak yayınlarla ilgili olarak bu yasağa uyma konusunda tereddüde düşüreceğinin kuşkusuz olduğuna” işaret edilmişti. (31.10.2007)

 

Basın davaları

 

Dink cinayeti davasının ikinci duruşması yapıldı: Hrant Dink cinayeti davasının ikinci duruşması Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde görüldü. Duruşmaya destek veren katılımcılar arasında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto da vardı. (02.10.2007)

Agosa tehdide ertelemeli 2 yıl hapis cezası: İstanbul Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi, Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra Agos gazetesini elektronik posta göndererek tehdit eden Rıdvan Doğan'ı 2 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme hapis cezasını 19 yaşındaki lise öğrencisi tutuklu sanığın daha önce başka suçtan yargılanmadığı, pişman olduğu ve başka suç işlemeyeceğine dair kanaat oluştuğu için erteledi ve 2 yıl boyunca denetime tabi tutulmasına hükmetti. Doğan'ın başka bir suç işlemesi halinde bu davada aldığı cezası yürürlüğe konacak. (10.10.2007)

Serdar Turgut 'hakaretten' beraat etti: Gazeteci Serdar Turgut, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman'a ''yayın yolu ile hakaret'' ettiği iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.  Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dava duruşmasında, savcı, Turgut'un, 18 Şubat 2007 tarihinde kaleme aldığı ''Sansürcü Molla'' başlıklı yazısının, eleştiri mahiyetinde olduğunu belirterek, sanığın beraatına karar verilmesini istedi. Yargıç Mehmet Nuri Öztürk, ''kamu görevlisine görevi dolayısıyla yayın yoluyla hakaret'' suçunun unsurları oluşmadığından sanık Turgut'un beraatına karar verdi. Mahkemenin kararında, Turgut'un, RTÜK Başkanı Akman'dan kaynaklanan uygulamayı, polemik yaratan, rahatsız eden bir üslupla sorgulayıp sert, ağır ve çarpıcı şekilde kamuoyunun bilgisine sunduğu; Akman'ı aşağılama ve küçültme boyutuna ulaşmadığı belirtildi. (10.10.2007)


Hrant Dink’in oğluna 1 yıl hapis cezası:
“Türklüğü aşağıladıkları” gerekçesiyle yargılanan Agos Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Arat Dink ve İmtiyaz Sahibi Serkis Seropyan 1’er yıl hapis cezasına çarptırıldı. Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanıkların avukatları katıldı. Duruşmada söz alan avukat Fethiye Çetin, Agos gazetesinde yayınlanan suça konu haberin haftalık bir gazetede yayınlandığını ve haberin 21 Temmuz 2006 tarihli tüm ulusal basın ve televizyonlarda bu cümleyle yer aldığını belirterek, haberleştirilen metnin daha önce başka gazetelerde habere konu edildiğini ve bu gazetelerin hiçbirine karşı açılan bir ceza davasının bulunmadığını söyledi. Yargılamayla ilgili kararını açıklayan mahkeme heyeti, Arat Dink ve Serkis Seropyan’ın suç tarihinde “Türk milletine soykırım isnat eden” haber yayınladıklarının mahkemece sabit görüldüğünü belirterek, ayrı ayrı kişilikleri ve eylemlerinin özellikleri göz önüne alınan sanıkları TCK’nın 301/1. maddesi uyarınca 1’er yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanıkların cezalarının kanuni ve takdiri olarak arttırılması veya eksiltilmesine gerek görmeyen heyet, daha önceki sabıkasızlık durumlarını dikkate aldığı sanıkların cezalarının, TCK’nın 51. maddesi uyarınca “takdiren ertelenmesini” kararlaştırdı. (12.10.2007)


Mahkeme, Gündem gazetesinin internet sitesini de kapattı:
Mahkeme, Hakkâri’de 13 askerin yaşamına mal olan saldırı sonrası PKK'ya bağlı HPG örgütü açıklamalarına yer veren Özgür Gündem gazetesinin İnternet sitesini de erişime kapattı. Gündem gazetesi Yayın Kurulu üyesi Ramazan Pekgöz, uygulamanın mahkemenin aldığı bir kararın Türk Telekom'a ulaşmasıyla gerçekleştiğini söyledi. Bir aylık bir yayın durdurma cezasını henüz tamamlayan gazetenin baskı yayını, "Terör örgütü propagandası yaptığı" gerekçesiyle 9 Ekim'den itibaren aynı süreyle durdurulmuştu. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, PKK'nın İmralı Cezaevi'ndeki lideri Abdullah Öcalan'la ilgili "Yaşa ve Yaşat" kampanyası başlattığına dair 9 Ekim'de yayınlanan haber nedeniyle gazeteye ceza vermişti. (23.10.2007)


Danıştay sansürü durdurdu:
Danıştan 13. Dairesi, Hakkâri’nin Dağlıca bölgesinde meydana gelen terörist saldırılarla ilgili yayınların durdurulmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek imzalı kararın yürütmesini durdurdu. Daire, “Sınırları belli olmayan bu tür yayın durdurmanın, yayıncı kuruluşları, yapılacak yayınlarla ilgili olarak bu yasağa uyma konusunda tereddüde düşüreceğinin kuşkusuz olduğuna” işaret etti. Kanaltürk televizyonu olarak bilinen Yaşam TV, Hakkâri’nin Dağlıca bölgesinde meydana gelen terörist saldırılarla ilgili yayınların durdurulmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek imzalı 23 Ekim 2007 tarihli kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açtı. Danıştay 13. Dairesi, söz konusu kararın yürütmesini oy birliğiyle durdurdu. Kararda, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun’un gereği belirlenen durumlarda, Başbakan veya görevlendireceği bakanın yayını durdurabileceği hükmüne yer verildiği anımsatıldı. Yayınların önceden denetlenemeyeceği ve durdurulamayacağı ilkesinin istisnasını oluşturan bu düzenlemenin, “yayının önceden durdurulması” niteliğinde olması nedeniyle yayın özgürlüğünü kısıtlaması, bu haliyle “yasaklama” niteliği taşıması karşısında kapsam ve sınırlarının açık ve somut bir biçimde durdurma kararında belirlenmesinin zorunlu olduğu vurgulanan kararda, bu konunun demokratik rejimlerin önemli unsurlarından birini oluşturan “yayın özgürlüğü” ilkesinin gereği olduğuna işaret edildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de durdurma kararıyla ilgili bir açıklama yapmış, açıklamada: “Yasaya aykırı olarak getirilen sansürün, başvurulduğu takdirde, Danıştay’dan döneceğini düşünüyoruz” denilmişti. (26.10.2007)

Radyocu Erdoğan’ın tutukluluğu 18 aya çıktı: Çeşitli illerde Marksist Leninist Komünist Partisi (MKLP) örgütüne yönelik 8 Eylül 2006 tarihinde yapılan operasyonlarda tutuklanan "Özgür Radyo" Genel Yayın Koordinatörü Füsun Erdoğan ve 22 kişinin yargılandığı dava başladı. Yaklaşık 14 ay sonra ilk kez İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkan 23 kişinin yargılandığı davada, tahliye kararı çıkmadı. Tutuklu kişiler, dört ay daha hapiste kalacak. Duruşmada aralarında radyocu Erdoğan'ında bulunduğu tutukluların bir kısmı dosyaya konulan gizlilik kararı nedeniyle iddianameyi inceleyemediklerini ifade ederek ek süre talep etti. Mahkeme, sanıkların salıverilmesi yönünde savunma avukatlarının ilettiği talebi reddederek, tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Yargılama 28–29 Şubat 2008 günlerinde devam edecek. 12 Eylül 2006 tarihinde tutuklanan radyocu Erdoğan hakkında 40 yıldan başlayarak ağırlaştırılmış müebbet hapse kadar ağır cezalar isteniyor. Yargılananlar arasında Tekirdağ 2 No'lu F Tipi cezaevinde bulunan "Atılım" gazetesi yayın yönetmeni İbrahim Çiçek, Edirne F Tipi cezaevinde kalan gazete yayın koordinatörü Sedat Şenoğlu, eski yayın yönetmeni Ziya Ulusoy ve yazarlardan Bayram Namaz da var. 292 sayfalık iddianamede, 1994–2006 yılları arasında gerçekleşen 296 eylemden sorumlu tutulan 23 sanık için 10,5 yıldan 45 yıla kadar değişen oranlarda toplam üç bin yıla kadar hapis cezaları istendi. Sanıkların bir bölümü, "Anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak" ile suçlanıyor. (26.10.2007)

Dünyada basın olayları


Türkiye, basın özgürlüğünde üç sıra geriledi:
Türkiye basın özgürlüğünde üç sıra geriledi. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün her yıl yayımladığı Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda üç sıra gerileyen Türkiye'nin önünde Endonezya, arkasında Gabon var. Sıralamanın ilk beşini İzlanda, Norveç, Estonya, Slovakya ve Belçika oluştururken, son sıralar Küba (165), İran (166), Türkmenistan (167), Kuzey Kore (168) ve Eritre'ye (169) kaldı. 2005'e kadar 15 sıra ilerleyerek gelişme gösteren Türkiye, geçen yılki sıralamada 168 ülke içerisinde 98. sırayı Butan ve Fildişi Sahili'yle paylaşarak "yerinde saymıştı". Sıralamada Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 48., Fransa 31., Yunanistan 30., Britanya 24., Almanya 20., İtalya 35., yeni Avrupa Birliği ülkeleri Bulgaristan 51. ve Polonya 57., Ermenistan 77., Azerbaycan 139. ve Rusya 144. sırada yer aldı. Geçen yıl 19. sıraya gerileyen Danimarka bu yıl 8. sırada. ABD, kendi toprakları dışında basın özgürlüğüne yönelik yaklaşımıyla 111. sırada gösterildi. Mart 2003'teki işgalinden beri 200 gazetecinin öldürüldüğü ve habercilerin silahlı grupların hedefinde olduğu Irak, sıralamada 157. sırada gösterildi. Filistin topraklarında (158) Hamas ve El Fetih örgütleri arasında sertleşen çatışmalar, ifade özgürlüğüne yönelik ihlalleri yoğunlaştırıyor. Kendi topraklarında basın özgürlüğüne saygıda 44. sırada gösterilen İsrail, Filistin topraklarındaki uygulamaları açısından 103. sırada bulunuyor. Sıralamada 2004 yılından beri 88 sıra yükselen Moritanya (50), Uruguay (37) ve Nikaragua (47) "yeni demokrasiler" olarak gösterildi. Bolivya'nın (68) geçen yılki yükselişinin bu yıl sürdürülemediğini açıklayan RSF, geçtiğimiz yıllarda sıralamada daha iyi yerlerde bulunan Benin (53) ve Mali’de (52) gazetecilerin "hakaret" veya "Devlet başkanına hakaret" iddiasıyla tutuklandığını bildirdi. Sıralama, RSF'nin beş kıtada yerleşik 15 partner örgütü, 130 muhabir ağı ve sıralamada yer alan ülkelerde bulunan gazeteci, insan hakları savunucuları ve araştırmaların basın özgürlüğüyle ilgili 50 soruya verdikleri yanıtlardan oluşturuldu. (17.10.2007)


Gazeteci Sayipov Kırgızistan’da öldürüldü:
Kırgızistan'da muhalif gazeteci Alişer Sayipov, uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Siyaset gazetesinin kurucusu olan ve www.fergana.ru İnternet sitesi, "Radio Free Europe" (Özgür Avrupa Radyosu) et "Voice of America" (Amerikanın Sesi) radyosunda çalışan Sayipov, Kırgız yetkililerini ve ülkedeki yolsuzlukları eleştiren çalışmalarıyla tanınıyordu. Radio Free Europe'un binasında bulunduğu sırada silahlı saldırıya uğrayan ve ölen gazeteci Alişer Sayipov'la ilgili soruşturma devam ediyor. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü ve ABD merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Kırgızistan sınırındaki Osh kentinde şehir merkezinde işlenen cinayeti kınadı ve sorumluların bulunmasını istedi. Özbekistan'daki gümrük görevlilerinin bulaştıkları yolsuzlukları ortaya koyan gazeteci, 2002 yılında bir gümrük yetkilisinin saldırısına uğramıştı. (25.10.2007)


Fransız gazeteciler 30 saat sonra serbest:
Güneydoğu'da röportajlar yaptıktan sonra Kuzey Irak'a geçmek isterken gözaltına alınan Guillaume Perrier, Estelle Vigoureux ve Marc de Banville isimli Fransız gazeteciler, 30 saat gözaltında kaldıktan sonra Silopi Savcılığınca serbest bırakıldı. Le Monde gazetesi muhabiri Perrier "suçlamalarla ilgisi bulunmadığı" gerekçesiyle "özürle" serbest bırakıldıktan birkaç saat sonra "askeri bölgede izinsiz kayıt yapmak" ile suçlanan Capa Ajansı çalışanları Vigoureux ve Banville serbest kaldı. Hakkâri, Şırnak ve başka yerlerde röportaj ve kayıt yaptıktan sonra 24 Ekim sabahı saat 09.00 sularında Habur Gümrük Kapısı'ndan araçla Kuzey Irak'a geçmek isteyen gazeteciler, kamera görüntülerinin izlenmesine izin vermedikleri için gözaltına alınmışlardı. (26.10.2007)


Irak’ta bir gazeteci daha öldürüldü:
Irak’ta haftalık gazete El Yum’un Yazı İşleri Müdürü Şehap Muhammed El Hiti’nin öldürüldüğü bildirildi. Yapılan açıklamada, El Hiti’nin cesedinin, güvenlik güçleri tarafından, şehrin kuzeyindeki Şii mahallesi Ur’da bulunduğu belirtildi. Merkezi New York’ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), El Hiti’nin öldürülmesini kınadı. CPJ’ye göre ABD’nin 2003 Mart ayında Irak’ı işgal etmesinden sonra bölgede 122 gazeteci ve onlara yardım eden 41 görevli öldürüldü. Irak’ta öldürülen gazetecilerin yüzde 85’inin Iraklı olduğu bildirildi. (31.10.2007)

Başa Dön