Geri Dön

Ocak 2008 Raporu

Basında diğer olaylar

 

TGC’den kınama: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal’ın gazetecilere yaklaşımını “ yanlış, tek yanlı ve gazetecileri meslek ilkelerine uymamaya zorlayıcı bir girişim” olarak değerlendirdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyetinden yapılan açıklamada şöyle denildi: “Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal’ın gazetecileri de emrindeki polisler gibi görmesi, Türkiye’deki yöneticilerin kabul edilemez yaklaşımının yeni bir örneğini oluşturmuştur. Sorunların, kamuoyunun bilgisinden gizli tutarak çözümleneceği kanısı, anayasasında “demokratik bir hukuk devleti” olduğu yazılı Türkiye’ye yakışmamaktadır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin uygulamakta olduğu “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi”ndeki kurallardan biri şudur: “Gazeteci; her türlü baskıyı reddeder ve çalıştığı basın-yayın organındaki yöneticileri dışında kimseden işiyle ilgili bir talimat alamaz.” Bu kural dikkate alındığında Sakarya Emniyet Müdürünün gazetecilere meslek ilkelerine aykırı davranmaları için, tehdit de içeren bir yaklaşımla baskı yaptığı görülmektedir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, söz konusu yaklaşımı ayrıca yanlış ve tek yanlı olarak bulduğunu, bu nedenle de kınadığını kamuoyunun bilgisine sunar.” (08.01.2008)

 

“Bugün çalışan gazeteciler için önemli bir gün”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün 47’inci yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Açıklamada, “10 Ocak, Türk gazetecilik tarihinin önemli günlerinden biridir. 10 Ocak 1961 yılında, Türk gazetecilerine 5953 sayılı Yasa’yı değiştirerek önemli yeni bazı haklar getiren 212 sayılı Yasa yürürlüğe girmişti” hatırlatmasında bulunuldu. 212 sayılı Yasa’nın çıktığı gün, gazete sahiplerinin tepkisini çektiği ve 9 gazetenin üç gün yayın durdurma protestosuyla karşılaştığı hatırlatılan açıklamada, aradan geçen 47 yıl içinde de yasanın hırpalandığı ve yok edilmek istendiği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bazı işverenlerin yasayı yok sayan bir uygulamayı yaygınlaştırma girişimleri kadar, yasayla kendilerine verilen görevleri yerine getirmeyen bürokrasi katları ve politikacılar da duyarsızlıkları nedeniyle gelinen durumdan sorumludurlar. Bunun son aşaması, gazetecilere emeklilikte getirilen kazanılmış hakların yok edilmek istenmesidir. 212 sayılı Yasa’nın gazetecilere bazı ayrıcalılar getirdiği bir gerçektir ve bu eleştirilebilir. Ancak gazetecilerin mesleklerini yerine getirirken, zamana karşı çalışmalarının yanı sıra hapse girme, dayak yeme, yaralanma ve bazen de ölümle karşılaştıkları da bir başka gerçektir.” Açıklamada, 212 sayılı Yasa’nın çıkarılmasını sağlayanlara bir kez daha teşekkür eden TGC yönetimi, gazetecilerin emeklilik hakkıyla ilgili girişimlerden vazgeçilmesi gerektiğini hatırlattı. Açıklamada, “Unutulmasın ki, en demokratik ülkeler, gazetecilerin kendilerini en rahat hissettikleri ülkelerdir” denildi. (10.01.2008)

 

TGS 212’den doğan hakları için direnecek: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Yönetim Kurulu, “TGS’nin öncülüğündeki tüm basın emekçilerinin, başta fiili hizmet süresi zammı ve 212 sayılı Yasa’dan doğan hakları olmak üzere bütün hakları için basın özgürlüğünün teminatı adına direneceğini” bildirdi. TGS Yönetim Kurulunca 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, birçoğu sendikal örgütlenme hakkından mahrum edilmiş gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarını koruyan, adeta tek güvencesi olarak kalan 212 sayılı Yasa’nın, bundan 47 yıl önce 10 Ocak 1961’de yürürlüğe girdiği hatırlatıldı. Açıklamada, gazetecilerin sosyal haklarının temelini oluşturan, zamanına göre oldukça ileri haklar sağlayan 212 sayılı Yasa’nın, toplu iş sözleşmeleriyle desteklenmesi halinde hala vazgeçilmez niteliğini koruduğunu da vurguladı. (10.01.2008)

 

TGS’ye emek veren yöneticilere ödül: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle sendikaya emek veren eski yöneticilere plaket verdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde gerçekleştirilen plaket töreninde konuşan TGS Başkanı Ercan İpekçi, sendikanın eski yöneticilerini, takdirlerini sunmak amacıyla manevi de olsa bir plaketle ödüllendirmek istediklerini kaydetti. Ercan İpekçi, eski İstanbul Şube Başkanı Ali Er, eski Denetleme Kurulu Üyesi Durmuş Ali Başkan ve eski Disiplin Kurulu Üyesi Acar Şölen’e plaketlerini vrirken, eski İzmir Şube Başkanı Hüseyin Aslan plaketini TGC Başkanı Orhan Erinç’ten aldı. (11.01.2008)

 

Düşünce suçundan 2007’de 254 kişi yargılandı, 6 kişi mahkûm oldu: Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinden 2007 yılı içinde 55 kişi yargılandı ve 6 kişi mahkûm edildi. Bağımsız İletişim Ağı (BİA) 2007 Medya Gözlem Raporu’nu açıkladı. Raporda Hrant Dink’in katliyle başlayan 2007’de ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerin her türlüsünün yaşandığı bildirildi. BİA Medya Gözlem Masası tarafından hazırlanan raporda yer alan verilere göre bir yılda 55 kişi TCK’nin 301. maddesinden yargılandı, altı kişi mahkûm oldu. Yargılanan 199 kişiden 37’si “hakaret” veya “iftira”; 23’ü “kin ve düşmanlığa tahrik”; 14’ü “yargıyı etkilemek”; 8’i “askerlikten soğutmak” ve 1’i de “örgüt üyeliği” iddiasıyla hâkim önüne çıktı. “Terör” içeriğinden 83 kişi sanık oldu. 34 gazeteci ve 12 medya organı saldırıya uğradı,  çoğu gazeteci, 22 kişi ve 6 medya organı tehdit edildi. AİHM, Türkiye’yi 219 bin 080 YTL (123 bin 912 Euro) tazminatla cezalandırdı. Rapora göre gazetecilerin ihbarcılığa zorlanması, yoğun oto – sansür ve “sokak baskısı” da bu yıl ifade özgürlüğünün önündeki engellerde ilk sırada yer aldı. Yargının askeri ve politik baskılara maruz kaldığı, düşüncelerini açıklayanların hapis tehdidiyle karşılaştığının belirtildiği raporda, “AK Parti hükümeti de halen ifadeyi sınırlayan düzenlemelerle ilgili bir yaklaşıma sahip görünmüyor” ifadelerine yer verildi. 2007 yılında Yunanistan’ın Mega TV kanalının Türkiye muhabiri ve İho gazetesi Yayın Yönetmeni Andreas Rombopulos’un Beyoğlu’nda saldırıya uğraması, Agos gazetesi, Özgür Radyo ve akademisyenlere yönelik tehditler, toplumda kışkırtılan hoşgörüsüzlüğün sonuçları oldu. BİA, bir yılda 301’den yargılanan 55 kişiden 9’unun beraat ettiği, 6’sının mahkûm olduğunu belirtti. TCK’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2005’ten bu yana geçen 2,5 yılda en az 99 kişi 301. maddeden sanık oldu. Bizim Gazete yazarı Emin Karaca, öldürülen gazeteci Hrant Dink’in oğlu Arat Dink, Serkis Seropyan, Umur Hozatlı, Eren Keskin ve Mahmut Alınak 301. maddeden mahkûm olurken, 10 kişi yıl içerisinde beraat etti. Yargı pratiğinin önemini vurgulayan BİA, 159 dava, 269’u gazeteci toplam 525 kişiyle ilgili bilgi verdiği 2007 raporunda, 254 gazeteci, yazar, yayıncı, insan hakları savunucusu ve siyasetçinin düşünceleri nedeniyle adliyelik olduğunu açıkladı. 2006 yılında bu sayı 293’tü. 2007 yılında 34 gazeteci ve 12 medya kuruluşu saldırıya uğrarken, 18’i gazeteci toplam 22 kişi ve 6 medya organı tehdit edildi. Bir önceki yıl 26 gazeteci saldırıların hedefi olmuş, 7’si tehdit edilmiş, 2 medya kuruluşu saldırıya uğramış, üç internet sitesi de hack’lenmişti. Kürt sorununda yeniden çatışmalı bir döneme girilmesi, Güneydoğu’da haberciliği de zora soktu. Le Monde gazetesi muhabiri Guillaume Perrier, Capa Ajansı çalışanları Etselle Vigoureux ve Marc de Banville isimli Fransız gazeteciler Habur Sınır Kapısı’nda engellendiler, haber malzemelerine el kondu. Gazeteciler 30 saat gözaltında tutuldular. Rapora göre 2007 yılında kamu makamlarının, gazetecinin “haber kaynaklarına” saygı göstermemesinin örnekleri arttı. Savcılar, Doğan Haber Ajansı (DHA) Beytüşşebap muhabiri Emin Bal’ın bürosunda haber görüntülerine el konması için üç kez izin verdi. Bal hakkında, “suçu yetkililere bildirme”yle ilgili TCK 278’den dava açıldı. Gazetecinin haberini yaptığı cenazede PKK lehine atılan sloganları “emniyete bildirmemesinin” suç olduğu iddia ediliyor. BİA’nın raporunda yer alan tespitlere göre, bu dönemde yargı önüne çıkarılan 254 kişiden 55’i “devlet kurumlarını aşağılama”, 37’si “hakaret” veya “iftira”, 23’ü “kin ve düşmanlığa tahrik”, “14’ü yargıyı etkilemek”, 8’i “halkı askerlikten soğutmak” ve 1’i de “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandı. TMY ve TCK’deki “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “örgüt üyesi olmak”, “örgüt açıklamasına yer vermek”ten 83 kişi hâkim karşısına çıktı. Azadiye Welat ve yayın durdurma cezası aldıkça ismi değişen Gündem gazetesine “PKK örgütü propagandası” iddiasıyla yayın durdurma cezaları verildi. Haftalık Nokta dergisi baskılar sonucu yayınına son verdi. Hükümetin başvurusuyla RTÜK “Dağlıca” olayına yayın yasağı getirdi. Danıştay, yasağı haksız bularak iptal etti. Ayrıca “8 esir asker” ve “Tatvan – Elazığ Yük Treni” ve “Anafartalar Çarşısı” olaylarıyla ilgili yayın yasakları getirildi. Şirketlerin ürettikleri filtre programları nedeniyle bianet.org, alinteri.org ve atilim.org sitelerine erişim engellendi. www.antoloji.com, Ekşisözlük, Superpoligon, www.8sutun.com, alinteri.net web sitelerine farklı sürelerle erişim yasağı getirildi. Antalya Cumhuriyet Savcılığı, Hürriyet Akdeniz gazetesinin 22 Mart nüshası prova baskılarını toplattı. Rapora göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) yıl boyunca 62 kişinin başvurusu karara bağlandı. Türkiye, ifade özgürlüğü ihlalleri ve adil yargılama yapılmadığı gerekçesiyle 219 bin 080 YTL ödemeye mahkûm oldu. AİHM sadece Hünkar Demirel’in bir davasını ve eski Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’yi haksız buldu. Raporda, RTÜK’ün yeniden haberciliği kontrol altına almaya yöneldiği ifade edildi. Seçim kapmayası döneminde program durdurma cezası verilen kuruluşlar arasında Kanaltürk yer alıyor. RTÜK, Kıbrıs Dışişleri Bakanı Erato Kozaku – Marcoullis’in Türkiye’yi “Kuzey Kıbrıs’ta işgalci” gösteren sözlerini aktaran NTV’yi uyardı, Diyarbakır Gün TV’yi 200 bin YTK adli para cezasına mahkûm etti. BİA, başta TCK’nin diğer maddeleri, Terörle Mücadele Yasası, Atatürk Aleyhinde Suçlara İlişkin Kanun ve Basın Yasası olmak üzere, evrensel hukuk standartlarına göre değiştirilmesi ve hapis cezalarından kaçınılmasını talep etti. 60 sayfalık BİA Raporu, yazar ve aktivistin durumunu “saldırı ve tehdit”, “gözaltı ve tutuklamalar”, “dava ve girişimler”, “düzenleme ve hak aramalar”, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi”, “sansüre tepkiler ve “RTÜK uygulamaları” başlıklarıyla ele alıyor. (18.01.2008)

 

Kalp nakli beklerken ölen gazeteci toprağa verildi: İstanbul’da çeşitli basın kurumlarında ekonomi muhabirliği yapan ve 4 yıldır kalp hastası olan gazeteci Halise Dinç, nakil beklediği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı’nda hayatını kaybetti. Gazeteci Dinç’in cenazesi, Evliya Çelebi Merkez Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Aydınlı Beldesi’nde toprağa verildi. (18.01.2008)

 

ÇGD, yıpranma hakkının kalkmasına karşı dirençli: Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Ahmet Abakay, yıpranma hakkının kaldırılmasını öngören yasal düzenleme çalışmalarını eleştirerek: “Gazeteciler, mesai saati gözetmeden çalışırlar. Ayrıca gazetecinin vardiya olayı da yoktur” dedi. Abakay, yeni Sosyal Güvenlik Kanunu konusunda ÇGD Bursa Şubesi Lokali’nde düzenlenen söyleşide yaptığı konuşmada, gazetecilerin kazanılmış haklarına dokunulmaması için mücadele edeceklerini belirtti. (19.01.2008)

 

Gazeteci Koryürek trafik kazasında yaşamında yaşamını yitirdi: Gazeteci Cüneyt Koryürek, İstanbul Şişli’de trafik kazası geçirdi. Ağır yaralı olarak Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Koryürek yaşamını yitirdi. Harbiye’de yaya olarak yolun karşısına geçmeye çalışan gazeteci Cüneyt Koryürek’e otomobil çarptığı bildirildi. Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Koryürek’in kafatası ve vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar meydana geldi. Hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Koryürek, yaşamını yitirdi. Otomobil sürücüsünün gözaltına alındığı kazayla ilgili soruşturma sürüyor. (21.01.2008)

 

Hrant Dink mezarı başında anıldı: Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, ölümünün birinci yılında mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Dink’in Zeytinburnu Balıklı Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen törene, eşi Rakel Dink, kızları, oğlu, Hrant Dink’in kardeşleri, yakınları, meslektaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Rakel Dink ve çocukları Hrant Dink’in mezarına kırmızı karanfil bıraktı. Törenin ardından Rakel Dink, çocuklarıyla birlikte katılımcıların taziyelerini kabul etti. (21.01.2008)

 

Cevat Fehmi Başkut doğumunun 103. yılında anıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) düzenlediği Salı Toplantıları’da, 22 Ocak Salı günü, TGC başkanlığının yanı sıra tiyatro piyesleriyle de ünlenen gazeteci Cevat Fehmi Başkut anıldı. TGC Basın Müzesi’nde yapılan toplantının moderatörlüğünü Halit Kıvanç yaptı. Toplantıya; TGC Başkanı Orhan Erinç, gazeteci – yazar Hıfzı Topuz, İstanbul Şehir Tiyatroları Dramaturgu Hilmi Zafer Şahin ve Cevat Fehmi Başkut’un oğlu Yaman Başkut konuşmacı olarak katıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç, bir süredir Salı Toplantıları’nı yaptıklarını belirterek, 2008 yılında 100. doğum yıldönümünü kutlayacakları ustaları belirlediklerini söyledi. Kaynaklardan Cevat Fehmi Başkut’un 1908 yılında doğduğunu ancak başka kaynaklara baktığında Cevat Fehmi’nin 1905 doğumlu olduğunu öğrendiğini belirten Erinç, 103. doğum yıldönümünde Başkut’u andıklarını ifade etti. Cevat Fehmi’nin TGC 3. Başkanı olduğunu hatırlatan Orhan Erinç, Cevat Fehmi Başkut’un birçok özelliği olduğunu vurguladı. Erinç, onun gazetecilikle ilgili özelliklerini şöyle anlattı: “Cevat Fehmi Bey, Türkiye’de gazetecilik mesleği ile ilgili ilk ders kitabını yazan gazetecidir. O dönemin gazeteciliği ile bugünkü gazetecilik arasında ileriye doğru değil geriye doğru bir yaklaşım olduğunu itiraf etmek zorundayız. Çünkü teknoloji, dağıtım, haberleşme kolaylıklarının gelmiş olmasına karşın haber anlayışının geriye gitmiş olması, yayın organları ile siyasal iktidarlar arasındaki ilişkilerin bağımsızlıktan çok parasal bağımlılığa dönüşmüş olması maalesef bizim gibi o dönemden bu döneme gelen gazetecileri rahatsız eden bir nitelik taşıyor. Bu nedenle gazeteciliğin gerçek yönünü Cevat Fehmi Bey’in kitaplarını okuyarak, Cumhuriyet’teki “Hem nalına hem mıhına” köşesindeki yazılarını okuyarak rahat anlayabileceğimizi sanıyorum.” Başkut’un oğlu Yaman Başkut, konuşmasına babasıyla ilgili anılarını anlatarak başladı. Babasının kırk yılını gazeteciliğe verdiğini belirten Başkut, onun gazetecilikten kalan boş vakitlerinde oyun yazdığını söyledi. Babasının gazeteciliğin kurumsal yönüne de önem verdiğini ifade eden Başkut, onun gazeteciler cemiyeti başkanı, gazeteciler sendikası kurucu üyesi, üniversitede gazetecilik enstitüsünde hoca olarak bu işlerin hepsini muntazam bir şekilde yürüttüğünü ifade etti. Cevat Fehmi’nin oyun yazarlığına da değinen Başkut şunları söyledi: “Babam gazetecilik yaparken deneme romanları yazardı. 23 eseri bulunuyor. Bunlar 1940’larda Büyük Şehir, Küçük Şehir, Paydos, Kocabebek gibi oyunlardır ki kendisine ün sağlayan oyunlardı. 1950’lerde Sana Rey Veriyorum, Harput’ta Bir Amerikalı gibi eserler, 1960 yıllarında da Buzlar Çözülmeden, Göç gibi oyunlar... Kısaca o, gazetecilikten öğrendiği şeyleri tiyatroda kullanıyordu.” İstanbul Şehir Tiyatroları Dramaturgu Hilmi Zafer Şahin konuşmasında Cevat Fehmi Başkut’un oyun yazarı kimliğini ele aldı. Şahin, Başkut’un 1942 yılında oyun yazarlığına başladığını, yaşadığı dönem göz önünde bulundurulduğunda gazeteci kimliğinden ötürü oyunlarında capcanlı kişilerin olduğunu söyledi. Başkut’un oyunlarında inandırıcılık ile birleşen kendine özgür gerçekçi bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Şahin, onun Cumhuriyet değerlerini oyunlarıyla ortaya koyduğunu belirtti. Gazeteci – yazar Hıfzı Topuz da Cevat Fehmi Başkut ile ilgili anılarını anlattı. Cevat Fehmi’nin önemli bir insan olduğunu ifade eden Topuz, vefa duygusunun altını çizerek Cevat Fehmi’nin hatırlanmadığını söyledi. Topuz, son olarak Cevat Fehmi’nin ağırbaşlı, dürüst, her zaman Atatürkçü ve devrimci olduğunu, gericiliğe karşı çıktığını ifade etti. (24.01.2008)   

 

Gazeteci Osman Yereşen yaşamını yitirdi: Çukurova Gazeteciler Cemiyeti kurucularından, Seyhanspor Kulübü Başkanı, Bölge gazetesi yazarı Osman Yereşen, tedavi gördüğü Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Yereşen, Adana’da Türk Sözü, Dirlik, Vatandaş, Güney Postası, Bugün ve Son Havadis, İstanbul’da Son Posta, Tasviri Efkar, Son Havadis, Cumhuriyet, Büyük Doğu gazeteleri ile Millet mecmuası, Ankara’da Zafer ve Havadis gazetelerinde ve Anadolu Ajansı’nda görev yaptı. Osman Yereşen’in “Millet Huzurunda Muhalefetle Hesaplaşma” ve “Eshab – ı Keyf” isimli kitapları bulunuyor. (25.01.2008)

 

Uğur Mumcu’yu özlemle anıyoruz: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) yapılan yazılı açıklamada, araştırmacı – soruşturmacı gazeteciliğin isimlerinden Uğur Mumcu’nun öldürülüşünün 15’inci yılında saygı, sevgi ve özlemle anıldığı bildirildi. Açıklamada şöyle denildi: “Uğur Mumcu’nun bombalı saldırı sonucu aramızdan alınması yalnız mesleğimiz için değil Türkiye için de önemli bir kayıp oluşturmuştur. Araştırmacı – soruşturmacı gazeteciliğin öncülerinden biri olan Uğur Mumcu, meslek yaşamında pek çok sorunu gündeme getirmiş, çalışanların hakları konusunda da mücadele etmiştir. Öldürülüşünün ardından geçen 15 yılda unutulmak şöyle dursun savunduğu görüşlerle Türkiye’yi etkilemeyi sürdüren Mumcu’yu saygı, sevgi ve özlemle anıyor, kendisine yöneltilen saldırıyı bir kez daha kınıyoruz.” (25.01.2008)   

 

Gazeteci Nihat Baydar toprağa verildi: 25 yıldır çeşitli ulusal gazetelerin Doğubeyazıt muhabirliğini yapan ve “Narin Kale” isimli yerel bir gazetenin imtiyaz sahibi olan Nihat Baydar, bir kalp krizi sonucu Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinde yaşamını yitirdi. Baydar’ın cenazesi, şehir mezarlığında toprağa verildi. (26.01.2008)

 

Azerbaycan’da TRT yayınları izlenecek: TRT’nin yayınlarının Azerbaycan genelinde alınmasıyla ilgili protokol, Azerbaycan İletişim ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı, Azerbaycan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) arasında Bakü’de imzalandı. İmza törenine; TİKA Başkanı Musa Kulaklıkaya, Azerbaycan İletişim ve Enformasyon Teknolojileri Bakan Yardımcısı İltimas Memmedov, Azerbaycan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Nuşirevan Meherremov ve TRT Genel Müdür Yardımcısı Muhsin Mete katıldı. Protokol, teknik alanda 10 yıllık bir süreyi, lisans anlaşmasını da içeren bölümü ise 1 yılı kapsıyor. Lisans anlaşmasının her yıl yenilemesi öngörülüyor. (26.01.2008)

    

 

Basın davaları

 

Vatan’a Emine Erdoğan’dan tazminat davası: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Burstan, Mağaza Kapatmaya Uzanan Bir Başarının Öyküsü” başlıklı köşe yazısında, “kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu” iddiasıyla Vatan gazetesi ve yazıyı kaleme alan Mustafa Mutlu aleyhine 10 bin YTL’lik manevi tazminat davası açtı. (26.01.2008)



RTÜK

 

RTÜK’ten afet ve terör haberlerine sansür: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından bir süredir çalışmaları yürütülen 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’a ilişkin tasarı taslağına yönelik çalışmalar tamamlandı. RTÜK tarafından ele alınan kanun tasarı taslağıyla savaşlar, terörist saldırılar, doğal ve insanlar tarafından oluşturulan afetler gibi durumların ortaya çıkardığı kriz zamanlarındaki radyo ve televizyon yayınlarına yeni düzenleme öngörülüyor. Buna göre, savaşlar, terörist saldırılar, doğal ve insanlar tarafından oluşturulan afetler gibi durumların ortaya çıkardığı kriz zamanlarında ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanmasının esas olduğu hükmü getirilirken, toplumu infiale sevk edecek yayın yapılması durumunda RTÜK, yayının geçici olarak durdurulmasına karar verebilecek ve karar 24 saat içinde yetkili sulh ceza hâkimine sunulacak. (07.01.2008)

 

Dünyada basın olayları

 

2007’de dünyada 134 gazeteci öldürüldü: Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, 2007 yılında çoğu Irak’ta olmak üzere 134 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Federasyonun yaptığı açıklamada, 68 gazetecinin öldürüldüğü Ortadoğu’nun en tehlikeli bölge olduğu, Somali’de 8, Pakistan’da 7, Meksika’da ve Sri Lanka’da 6, Filipinler’de 5 gazetecinin öldürüldüğü kaydedildi. Irak, 2003’teki Amerikan işgalinden beri gazeteciler için en tehlikeli ülke sayılıyor. 2007’de bu ülkede 65 gazeteci ve medya çalışanının öldürüldüğü belirtildi. Ölen gazetecilerin biri hariç hepsinin Iraklı olduğu bildirildi. Özellikle Irak gibi çatışma bölgelerinde, gazetecilere yönelik tehdidin hiç azalmadan sürdüğü belirtildi. Federasyon Başkanı Jim Boumelha, “gazetecileri hedef alan şiddet olaylarının hala çok fazla olduğunu” söyledi. 2007’de, 134 gazetecinin yanı sıra 37 medya çalışanının da iş başındayken kaza sonucu öldüğü, toplamda 171 medya çalışanının hayatını kaybettiği belirtiliyor. Fransa Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü de 2007’de 106 gazetecinin öldürüldüğünü açıklamıştı. (02.01.2008)

Başa Dön