Geri Dön

Şubat 2008 Raporu

Basın olayları

TGC Abdi İpekçi’yi andı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanvekili, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, ölümünün 29’uncu yılında düzenlenen panelle anıldı. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen (1 Şubat Cuma, saat 14.30) “Abdi İpekçi Bizlerle” konulu paneli TGC önceki başkanlarından Nail Güreli yönetti. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, gazeteci Tufan Türenç ve gazeteci Doğan Satmış’ın konuşmacı olarak katıldığı panelin açılışını TGC Başkanı Orhan Erinç yaptı. TGC Başkanı Orhan Erinç, Abdi İpekçi’yi saygı ve şükranla andıklarını ifade etti. Türkiye’de ilk gazeteci cinayetinin 1909 yılında Hasan Fehmi Bey’in öldürülmesi ile başladığını hatırlatan Erinç, “Abdi İpekçi, öldürülen 15. gazeteci. İpekçi’nin öldürülmesinin ardından 47 kurban daha vermişiz. Bu, Türkiye’de gazeteciliğin ne kadar zor bir iş olduğunu gösteriyor. Çok sayıda meslektaşımız, yazılarından, fikirlerinden, haberlerinden ötürü bugün polis korumasıyla dolaşmak zorunda bırakılmış. Bu da Türkiye’deki demokrasi anlayışının, insanların yargı yerine hak saydıkları yaklaşımı kendi yerine getirme anlayışının maalesef sürdüğünü gösteriyor” dedi. Gazetecilerin önümüzdeki dönemde daha özgür, çoksesliliğe daha önem veren bir şekilde mesleklerini sürdürmelerini dilediklerini belirten Erinç, bu tür toplantıların ve TGC’nin amacının da bu ortamın yaratılmasına katkıda bulunmak olduğunu söyledi. TGC önceki başkanlarından Nail Güreli, İpekçi’nin gazeteciliğinin, Türk basınında ilkeli gazeteciliğin doruk noktalarından biri olarak bugüne geldiğini ifade etti. Güreli, “29 yıldır gerçek suçluların ortaya çıkarılmasının adalet ve hukuk açısından ayıbını vurguluyor bu toplantı” dedi. Abdi İpekçi’nin çalışma arkadaşı gazeteci Tufan Türenç, “Abdi Bey çok nazik ve kibar biri olmanın yanı sıra sağduyunun da sesiydi. Türkiye’nin her krizli döneminde daima orta yolu bulur, toplumu uzlaştırmayı, kemikleştirmeyi önleyici yazılar yazar ve gazeteyi de bu şekilde yönlendirirdi. Abdi İpekçi gerçekten bir denge adamıydı” dedi. Türenç’in ardından söz alan Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmen Yardımcısı Doğan Satmış, İpekçi’nin, 25 yaşında Milliyet gazetesine genel yayın yönetmeni olduğunu ve gazetecilik yaşamına çok şey sığdırdığını ifade ederek, “İpekçi’nin Türk basınına en büyük katkısı 5N1K kuralını getirmesidir” dedi. Satmış, İpekçi’nin en önemli yanlarından birinin de patronuna karşı çıkarak 212 sayılı Yasa’nın çıkmasında önemli rol oynaması olduğunu ifade etti. İpekçi’yi öldüren silahın arkasındaki gerçek isimlerin aradan geçen bunca yıla rağmen hala ortaya çıkarılmadığını vurgulayan Satmış, “Tersine o gün yaşananlar maalesef günümüzde de yaşanmaya başlandı. Pek çok siyasi cinayet işlendi. Umarım Türkiye çok yakında bu tür karanlık cinayetlerin tarihte kaldığı bir ülke haline gelir” diye konuştu. Abdi İpekçi’yi öldüren katilin yalnızca bir insanı öldürmekle kalmadığını, İpekçi’nin savunduğu ve temsil ettiği değerleri de hedef alarak, Türkiye’ye çok büyük bir kötülük yaptığını belirten Milliye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, “Abdi İpekçi’nin ölümünden bu yana geçen zaman içerisinde ülkemizde fazla yol alınmadı. Türkiye’nin bu son otuz yıllık tarihi gazetecilerin, yazarların kaderi teröre kurban gitmek, daha doğrusu teröre kurban gitmeye aday olarak yaşamak. Son dönem Türk basın tarihi, gazetecilerin hedef oldukları cinayetlerin de tarihi ve bu cinayetlerin izlerinde yakın tarihimizin karanlıkta kalmış, aydınlanmamış öyküsü gizli.” Aynı gün saat 11.00’de Abdi İpekçi’nin Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri de ziyaret edildi. (02.02.2008)

 

Gazeteciler “yıpranma hakkı”nı kaldıran tasarıyı protesto etti: Antalya’da, basın çalışanları, gazetecilerin yıpranma hakkını kaldıran tasarıyı protesto etti. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Antalya Temsilcisi Bünyamin Tokmak önderliğinde birçok basın kuruluşu temsilcisi gazeteci, Güllük Postanesi’nin önünde toplandı. Kamuoyunda “yıpranma hakkı” olarak bilinen fiili hizmet süresi zammını kaldıran tasarıyı protesto eden gazetecilere CHP İl Başkanı Ömer Melli, CHP Merkez İlçe Başkanı Yıldıray Sapan, Türk – İş İl Temsilcisi Mehmet Ustali, KESK İl Temsilcisi ve Eğitim – Sen Şube Başkanı Kadir Zeybek de destek verdi. TGS Antalya Temsilcisi Tokmak, 25 Ekim 2007’de sosyal tarafların tartışmasına açılan, 28 Kasım 2007’de de TBMM Başkanlığına sevk edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’yla, aralarında gazetecilerin de bulunduğu bir grup sigortalının yıpranma hakkının yok edilmek istendiğini söyledi. Açıklamanın ardından Bünyamin Tokmak, toplanan imzaları Güllük Postanesi’nden Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e gönderdi. (05.02.2008)

 

Gazetecilerin tepkisi büyük oldu: Basın çalışanları, gazetecilerin yıpranma hakkını kaldıran “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı”nı protesto etti. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi’nin düzenlediği yürüyüşe Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de destek verdi. Yürüyüşe katılmak için Taksim Meydanı’nda toplanan basın çalışanları, “Yasa güvencesindeki haklarımızdan fedakârlık etmeyeceğiz”, “Emeğime dokunma”, “Sendikal haklara saygı”, “Ne ekmek, ne emeklilik korkusu”, “8 Ocak Metin Göktepe, 19 Ocak Hrant Dink, 1 Şubat Abdi İpekçi” yazılı dövizler taşıdılar. Kamuoyunda “yıpranma hakkı” olarak bilinen fiili hizmet süresi zammını kaldıran tasarıyı protesto eden basın çalışanları, “Yıpranma Hakkı Gasp Edilemez” yazılı bez afişin arkasında kortej oluşturarak yürüyüş yaptılar. Bez afiş, TGC Genel Sekreteri Celal Toprak, Türk – İş 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, TGS İstanbul Şube Başkanı Gürsel Eser, TGC önceki Başkanı Nail Güreli, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ve DİSK Genel Sekreteri Musa Çam tarafından taşındı. Yürüyüş boyunca hükümeti protesto eden sloganlar atan grup, zaman zaman da alkışlı protestoda bulundu. Yasa tasarısıyla kaybedilecek haklara ilişkin bildirilerin dağıtıldığı yürüyüş, Galatasaray’da sona erdi. Burada grup adına basın açıklaması yapan TGS İstanbul Şube Başkanı Gürsel Eser, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik öngören tasarının gazetecilerin de içinde bulunduğu bir grup emekçinin yıpranma hakkını ortadan kaldırdığını hatırlattı. Bu hakkın basın emekçilerine 1977 yılında çıkarılan 2098 sayılı Yasa ile tanındığını, o tarihteki çalışma koşullarının, bugün teknolojinin ilerlemesiyle daha da ağırlaştığını belirten Eser: “Hükümet bugün patronların talebi ve çıkarları doğrultusunda bir düzenlemeye gidiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı basın emekçilerine adeta savaş açarken, 1 hafta içerisinde 6 arkadaşımızı daha işlerinden eden medya patronlarının doymak bilmezliğini görmezden geliyor” dedi. Gürsel Eser, basın meslek örgütlerinin hakları korumak için mücadeleyi inat ve ısrarla sürdürdüğünü dile getirerek, şunları söyledi: “Tarih, basın emekçilerine ekonomik ve sosyal güvenceler getiren yasaları boğazlayan askeri darbelere karşı direncimize tanık oldu. Şimdi ise hükümet, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı ile basın emekçilerinin haklarına en büyük sivil darbeyi vurmaya hazırlanıyor. Bizler buradan milletvekillerini uyarıyoruz. Askeri darbelerle tırpanlanan sosyal haklarımızın, sivil bir darbe ile elimizden alınmasına karşı sonuna kadar direneceğiz.”  Yürüyüşe katılan TGC Genel Sekreteri Celal Toprak: “Bir yanda hakları için yürüyen gazeteciler vardı, diğer yanda ise çalışan gazeteciler... Fotoğraf çekmeye çalışan, not alan gazeteciler vardı. Onları görünce yıpranma hakkının ne kadar gerekli ve önemli bir hak olduğunu tekrar anladım. Bu hakka el uzatmak isteyenler, gazetecilerin çalışma koşullarını bir dakika bile yapabilecekler mi diye düşündüm. Bu hakkı savunmanın esas sahibi Türkiye Gazeteciler Sendikası’dır. Biz TGC olarak TGS’ye bu noktada tam destek vereceğiz” dedi. TGC önceki başkanlarından Nail Güreli de: “Uzun yıllardır örgütlü mücadele içinde bulunuyorum. Şu anda karanlık günlerdeyiz ama gençlerin direnişi umudumu tazeledi. Sadece gazetecilere değil, yıpranmanın yüksek olduğu mesleklere böyle bir hak tanınıyor. Başbakan 2 ay önce yapılan eylemden sonra yasada düzeltme yapılacağının sözünü vermişti ama gördük ki yasa hiçbir değişiklik olmadan geldi. Yıpranma hakkını kaldırmaya kararlı görünüyorlar” dedi. TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar ise: “Gazeteciler iyi koşullarda çalışmazlarsa bu durum üretkenliklerine de yansıyacaktır. Bu durumu sadece yıpranma hakkı çerçevesinde değil gazetecilerin ekonomik özgürlüklerin yanı sıra editoryal bağımsızlık ve iş güvencesi açısından da değerlendirmek lazım. Bunlar sağlanmalı ki gazeteci olayların üzerine kararlılıkla gidebilsin ve özgürce haber yazabilsin. Onun için yıpranma hakkı bir ayrıcalık değildir. Bu mesleğin kamusal bir hizmet olmasının getirdiği bir zorunluluktur” dedi. (07.02.2008)

 

Basın kartının kimlik olarak kullanılması istendi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanvekili ve Türk Medya ve İletişim Meclisi Başkanı Vahap Munyar, Devlet Bakanı Mehmet Aydın’a basın kartının kimlik olarak kullanılması konusundaki isteklerini belirtti. Türkiye Medya ve İletişim Meclisi üyeleri, Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ı ziyaret etti. Başbakanlık Merkez Binasında gerçekleştirilen görüşmede Vahap Munyar Bakan Aydın’a basın kartının kimlik olarak kullanılması konusundaki isteklerini iletti. İçki firmalarının sponsorluklarının kaldırılmasının sektörde birtakım sıkıntılar yaratacağını da belirten Munyar, bu konuda Aydın’dan yardım istedi. Nuri Çolakoğlu da yeni RTÜK yasa taslağı hakkındaki görüş ve önerilerini dile getirdi. Devlet Bakanı Mehmet Aydın, yeni RTÜK yasasının hazırlık aşamasında olduğunu, bazı önemli konu başlıklarını tekrar ele alacaklarını belirterek: “Konuşacağız, tartışacağız, konular üzerinde çalışacağız” dedi. (09.02.2008)

 

Pırlantalı hediye saatlere tepki: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Katar ziyaretinde, bazı gazetecilerin otel odalarına bırakılan 3 – 4 bin dolar değerindeki pırlantalı saatleri alan gazetecileri eleştirdi. Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife El Tani’nin Türk gazetecilere pırlantalı saatler hediye etmesini ve bazı gazetecilerin bu saatleri kabul etmesini kınayan Orhan Erinç şunları söyledi: “Bu durum daha önce de tartışma konusu oldu. Sanıyorum ki bir kurala bağlandı. Zaten Türkiye Gazeteleri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde de hediye konusunda bir kural yer alıyor. Eğer verilen hediye bir anımsamaya neden olacak değerde ise o alınabilir görüldü. Ama maddi değeri yüksek ise bu, gazetecinin bağımsızlığına engel teşkil edecek bir uygulama olarak kabul edildi ve alınmaması kararlaştırıldı. Bazı yayın organlarında da kendileriyle sınırlı, hediyelerin alınmaması konusunda bu tür bir uygulama var. Meslektaşlarımın aldıkları hediyeleri iade etmiş olmalarını, çok doğru ve mesleğe onur kazandıran bir aşama olarak görüyorum. Türkiye’de ideolojik yaklaşımların öne geçtiği bir dönemden geçiyoruz. Bazı gazetelerde hediyeleri iade etmenin terbiyesizlik olduğu yönünde yorumlar da var. Meslek ilkelerine uyma konusunda tam bir görüş birliği yok.”  Pırlantalı hediye saatlerle ilgili olarak diğer basın örgütleri de açıklama yaparak, bu durumu eleştirdiler. (11.02.2008)

 

Nezih Demirkent ölümünün 7. yılında kabri başında anıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanlarından Nezih Demirkent, ölümünün yedinci yılında Rumelihisarı Aşiyan Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anma törenine Demirkent’in kızı Didem Demirkent, torunu Ferzan Ersinan Top, Dünya Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı Rüştü Bozkurt, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğ Karakullukçu, Dünya gazetesi başyazarı Osman Saffet Arolat, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC önceki başkanlarından Nail Güreli, Türk Kalp Vakfı Başkanı Çetin Yıldırımakın’ın yanı sıra, gazeteciler, Dünya gazetesi çalışanları ve Nezih Demirkent’in yakınları katıldı. Anma töreninde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç: “Demirkent gazetecilik konusunda yaptığı çalışmalarıyla çok önemli bir yön göstermiştir” dedi. Nezih Demirkent’in Anadolu’ya çok önem veren bir usta olduğunu vurgulayan Erinç: “Dünya gazetesinin yönetimini de Anadolu işadamlarının ve sanayisinin gelişmesinde kullandı. Önceki başkanlarımızdan Nail Güreli zamanında başlayan ‘Yerel Medya Eğitim Projesi’ne katkıları var. Yerel gazetecilik seminerlerine katılarak gazetecilik konusunda bilgiler sunmuştur. Nezih Bey’in ölümü hiç beklemediğimiz bir dönemde meydana geldi. Oysa yararlanabileceğimiz, kendisine danışabileceğimiz pek çok şey yaşadık” dedi. TGC önceki başkanlarından Nail Güreli ise, meslek hayatında Nezih Demirkent’ten çok şey öğrendiğini söyledi. Güreli: “O, meslekte ve çeşitli toplumsal alanlarda bitmeyen enerjisiyle, çözümleyici ve yol bulucu aklıyla, denge unsuru olan güven verici kişiliğiyle, bütün sorunların üstesinden gelen, basında sıkıntılar olduğu zaman yol gösteren bir kişiydi. Onun eksikliğini, onun meslek anlayışını arıyoruz ve kendisini özlemle, rahmetle, saygıyla anıyoruz” dedi. Dünya gazetesi başyazarı Osman Saffet Arolat da ölümünün yedinci yılında Demirkent’i saygıyla andıklarını belirterek, “Kendisi bize çok önemli bir eser bıraktı ve bu eseriyle de biz onun yolunda yürümeye devam ediyoruz” diye konuştu. (12.02.2008)

 

TGC’den Başbakan Erdoğan’a tepki: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) yapılan açıklamada, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmanın 21’inci yüzyıl Türkiye’sine yakıştırılamadığı bildirildi. Açıklamada: “Özgürlük ve hak kavramlarının belirli konularda sıkça gündeme getirildiği günümüzde ifade özgürlüğü ve bilgilenme hakkının yok sayılmaya çalışılmasını anlamak olanaksızdır” denildi. TGC, özgürlük sloganlarının da atıldığı bugünlerde, basının da özgür olması gerektiğinin unutulmamasına dikkat çekti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Özellikle çokseslilik konusunda 21’inci yüzyılın demokrasi anlayışına ters düşen bir yaklaşımı dile getirmenin Türkiye’ye yakışmadığına inandığımızı da belirtmek isteriz. Yıllar öncesinde kaldığını sandığımız ‘bir kısım basın’ nitelemesi de talihsiz bir değerlendirme olmuştur. Medyanın güvenilirliği konusundaki eleştiri ise; hangi işlerin güvenilirliğinin medyanın güvenilirliğinden az olduğunun göz ardı edilmesi nedeniyle haksızlık oluşturmaktadır.” (13.02.2008)

 

191 gazeteciye Sarı Basın Kartı: Basın Kartı Komisyonu Konya’da toplandı. Komisyon, 191 kişiye ilk kez Sarı Basın Kartı, 97 kişiye de Sürekli Basın Kartı verilmesini kararlaştırdı. Toplantıda ilk kez Sarı Basın Karı alacak 199, adlarına Sürekli Basın Kartı düzenlenmesi önerilen 100 gazetecinin durumları incelendi. İnceleme sonunda 191 kişinin ilk kez Sarı Basın Kartı, 97 kişinin de Sürekli Basın Kartı alması uygun bulundu. (15.02.2008)

 

Nezih Demirkent anıldı: Türk basınının duayeni, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önceki başkanlarından Nezih Demirkent, ölümünün 7. yılı nedeniyle Hyatt Regency Oteli’nin Efes Bizans Salonu’nda düzenlenen toplantıda anıldı. “Kentler Sanayilerini ve Ticaretlerini Anlatıyor” başlığı altında yapılan toplantıya; Dünya Gazetesi Bölgeler Koordinatörlüğü Danışmanı Hasan Yılmaer, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal Özgen, Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tarkan Ersin, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Sakoğlu konuşmacı olarak katıldılar. Anma toplantısında Demirkent’in kızı Didem Demirkent, torunu Ferzan Ersinan Top, Dünya gazetesi başyazarı Osman Saffet Arolat, Betül Mardin, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin’in aralarında bulunduğu birçok isim yer aldı. Saygı duruşuyla başlayan toplantı, Hasan Yılmaer’in Nezih Demirkent’i anlattığı konuşmasıyla devam etti. (16.02.2008)

 

Gazeteci Akdağ yaşamını yitirdi: Giresun’da yayınlanan Yeni Giresun Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Yusuf Zeki Akdağ yaşamını yitirdi. Sarı Basın Kartı sahibi Akdağ’ın cenazesi, Hacı Miktat Camii’nde kılınan namazın ardından Yeni Mezarlık’taki aile kabristanlığında toprağa verildi. Gazeteciliğe 1959 yılında Karadeniz Postası’nda başlayan Akdağ, bir dönem Hürriyet Haber Ajansı Giresun Temsilciliği ve Giresun Gazeteciler Derneği Kurucu Başkanlığı görevlerinde bulundu. (21.02.2008)

 

TGC’ye 22 yeni üye: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) yeni üye olan gazetecilerin rozetleri, TGC Lokali’nde düzenlenen “Geleneksel ayın Son Pazartesi” yemeğinde takıldı. Yemekte, İstanbul Valisi Muammer Güler, TGC Yönetimi, iletişim fakültesi dekanları ve TGC’nin yeni üyeleri bir araya geldi. Gecede, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sabri Kaya’ya “TGC’ye destek ve katkıları nedeniyle” teşekkür plaketi verildi. TGC Başkanı Orhan Erinç rozet töreni öncesinde yaptığı konuşmada, Kuzey Irak’ta sürdürülen kara harekâtında verilen şehitleri saygı ve rahmetle andıklarını ifade ederek: “Burada size bir mesaj vermeyeyim. Çünkü Türkiye yeterince gergin durumda... Gazetecilerin yaşadıkları da ortada... Bu nedenle bu yemeyi saygıyla açmak ve bununla yetinmek istiyorum” dedi. TGC’ye yeni üye olan gazetecilerin isimleri şöyle: Yakup Sevindik, Ahmet Konanç, Aziz Cumurcu, Ayşegül Nurhan Altıntaşlı, Ayşe Kılınç, Canet Efe, Mehmet Öztek, Cansu Efe İşcan, Ersan Karaoğlu, Özgür Arslan, Barış Karcıoğlı, Hakan Hacıibrahimoğlu, Erhan Öztürk, Leyla İlhan, Hüseyin Alsancak, Kemal Sallı, Adnan Atilla, Alp Ulagay, Ömer Türkdönmez, Betül Kotan Atak ve Güven Göktaş. (27.02.2008)

 

Rahmi Berksoy yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, Basın Şeref Kartı sahibi Rahmi Berksoy, yaşamını yitirdi. Berksoy’un cenazesi, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Çengelköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. Gazeteciliğe 1952 yılında İzmir’de yayınlanan Anadolu gazetesinde başlayan Berksoy, Ege Güneşi, Dünya ve Vatan gazetelerinde polis muhabiri, Cumhuriyet gazetesinde yazı işleri müdürü, Hürriyet gazetesinde yıldırım servis yöneticisi olarak görev yaptı. Rahmi Berksoy, TGC’nin Başarı Armağanı yarışmalarında haber dalında “Yılın Gazetecisi” seçilmişti. (28.02.2008)

 

Basın davaları

 

Başbakandan Leman dergisine dava: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, karikatür dergisi Leman’a dava açtı. Derginin Yazı İşleri Müdürü Zafer Aknar’ın 20 bin YTL tazminat istemiyle yargılanacağı bildirildi. Dava dilekçesinde, Leman dergisinin kapağında yer alan “Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a ait fotoğrafın gerçeği yansıtmadığı, fotomontaj yoluyla uygunsuz hale getirildiği ve toplumun ahlaken kabul etmeyeceği bir hale büründürüldüğü” öne sürüldü.(21.02.2008)

 

Basın ödülleri

 

ÇGD’den Bizim Gazete’ye ödül: Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) düzenlediği “2007 Yılının Başarılı Gazetecileri” ödülleri açıklandı. Bizim Gazete muhabirleri Nihal Kocabay ve Sabine Erkuş “Gözyaşının Renginde Buluşan Kadınlar” isimli çalışmalarıyla Araştırma – Röportaj dalında ödüle değer görüldüler. ÇGD “Özel Onur Ödülü” de Türk basın tarihine ışık tutan eserleri, çalışmaları nedeniyle Bizim Gazete yazarı Orhan Koloğlu’na verildi. (05.02.2008)

 

Olof Palme Ödülü İranlı kadın gazetecinin: 2007 Olof Palme Ödülü, İranlı gazeteci ve kadın hakları savunucusu Pervin Ardalan’a verildi. Olof Palme Vakfı’ndan yapılan açıklamada, Pervin Ardalan’ın, İran’da kadın eşit haklara sahip olabilmesi için sürdürdüğü tavizsiz mücadele nedeniyle ödüle değer görüldüğü belirtildi. Ardalan’ın ödülü, 6 Mart’ta Stockholm’de düzenlenecek törenle verilecek. Olof Palme Ödülü, 2006’da eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a, 2005’te ise Myanmar muhalefet lideri Aung san Suu Kyi’ye verilmişti. (19.02.2008)

 

İran’da ölüm cezasına çarptırılan gazeteciye özgürlük ödülü: Sınır Tanımayan Gazeteciler İsveç Şubesi, İran’da ölüm cezasına mahkûm edilen gazeteci Adnan Hassanpour’a bu yılın “Basın Özgürlüğü Ödülü”nü verdi. Stockholm’de düzenlenen törende Hassanpour adına ödülü bir başka gazeteci arkadaşı aldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler, yaptığı açıklamada Hassanpour'un tutuklanıncaya kadar İran'ın basın özgürlüğünü kısıtlayan baskı ve uygulamalarına karşı mücadelesini gazetecilik ilke ve etik değerleri içinde sürdürdüğü belirtti. (22.02.2008)

 

RTÜK

 

RTÜK, atv ile Sabah’ın Çalık’a satışına izin verdi: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Çalık Grubu’nun Sabah – atv’yi satın almasına izin verdi. Böylece 6 sektörde faaliyet gösteren Çalık Grubu basın sektörüne de girdi. Rekabet Kurulu, 10 Ocak 2008’deki toplantısında Sabah – atv’nin Çalık Grubu’na satışına onay verirken, RTÜK de 7 Şubat 2008 günü yaptığı toplantıda, atv’nin Üst Kurul nezdindeki izin ve lisansları ile kanal ve frekans kullanım haklarının Turkuvaz Radyo ve Televizyon adına tescil edildiğini bildirdi. atv – Sabah ihalesiyle ilgili ön yeterlilik almak için 3 grup başvuruda bulunmuştu. TMSF yapılan ihalede Merkez Medya Grubu şirketlerinden Sabah – atv’nin, Çalık Grubu’na 1.1 milyar dolara satışına karar vermişti. Satışın kesinleşmesi için RTÜK’ün izin vermesi gerekiyordu. (09.02.2008)

 

RTÜK’ten 19 televizyon kanalına seçim cezası: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) 22 Temmuz seçimlerindeki yayınlarından dolayı 19 televizyon kanalına uyarı, 38 televizyon programına 135 kez durdurma cezası verdi. Devlet Bakanı Mehmet Aydın, MHP İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın 22 Temmuz Milletvekili Genel Seçimleri döneminde televizyon kanallarının yayınlarına ilişkin soru önergesini cevaplandırdı. Aydın, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçim öncesinde aldığı kararda “Radyo ve televizyon kuruluşları, tek yönlü, taraf turan yayınlar yapamazlar. Bu kuruluşlar yayınlarda demokratik kurallar çerçevesinde kamunun siyasal beklentilerine cevap verecek şekilde siyasi partiler arasında fırsat eşitliğini sağlamak zorundadırlar” hükmünün yer aldığını belirtti. Söz konusu hüküm çerçevesinde tüm yayınların uzmanlar tarafından takip edilerek yayınlarda siyasi partilere ayrılan sürelerin tespit edildiğini kaydeden Aydın, seçim döneminde RTÜK tarafından 117 izleme raporu hazırlandığını, ihlal görülüp görülmediği görüşüyle birlikte YSK’ye değerlendirilmek üzere gönderildiğini bildirdi. Mehmet Aydın, RTÜK tarafından, TV24, atv, CNN Türk, Flash TV, Haber 7, Kanal B, Kanal D, Kanal Türk, Meltem TV, Mesaj TV, NTV, Show TV, Sky Türk, Star TV, TGRT Haber, TV5 ve Ulusal 1 TV’ye uyarı, bunların yanı sıra 38 program için 135 kez durdurma cezası verilmesinin kararlaştırıldığını söyledi. (23.02.2008)

 

Dünyada basın olayları

 

Irak’ta 2 CBS muhabiri kaçırıldı: Amerikan CBS televizyonunda çalışan 2 gazetecinin Irak’ın güneyindeki Basra kentinde kaybolduğu bildirildi. Gazetecilerin isimlerini açıklamayan CBS, daha çok bilgi edininceye kadar “gazetecilerin kimlikleriyle ilgili tahminler yürütülmemesini” istedi. Irak polisi ve görgü tanıkları, makineli silahlı, maskeli 8 kişinin kentteki 3 katlı Sultan Palace Oteli’ni basarak gazetecileri kaçırdığını ifade etti. (13.02.2008)

 

Irak Savaşı’nda 290 gazeteci öldü: Irak’ta savaşın başladığı 19 Mart 2003’ten bu yana hayatını kaybeden basın mensuplarının sayısının 290’a ulaştığı bildirildi. Gazeteciler için dünyanın en tehlikeli çalışma alanı olan Irak’ta ölen gazetecilerin 270’i Iraklı. Irak Gazeteciler Sendikası Başkanı Şihab El Timimi yaptığı açıklamada; Amerikan askerlerinin ateşinde, çatışmalarda, patlamalarda ve kaçırılma olaylarında ölen gazeteciler arasında 14 kadının da bulunduğunu söyledi. El Timimi, ayrıca Amerikan ordusunun denetiminde bulunan Basra’daki Puka hapishanesinde 12 basın mensubunun tutulduğunu bildirdi. Irak’taki gazetecilerin adeta bir mayın tarlasında görev yaptıklarını ifade etti. Iraklı Gazetecilerin Haklarını Savunma Derneği Başkanı İbrahim El Serrac, 2006 yılına öldürülen Iraklı gazetecilerin sayısının 75’i aştığını, 2007’de 54 Iraklı gazetecinin, 2008’de de 2 Iraklı gazetecinin öldürüldüğünü, 4 gazetecinin de kayıp olduğunu bildirdi. (21.02.2008)

Başa Dön