Geri Dön

Haziran 2008 Raporu

Saldırı – yasaklama – engelleme

 

Gazeteciye saldırı: Adana’da yayın yapan yerel Kanal A televizyonu ve 5 Ocak gazetesi spor muhabiri Serkan Şenyürek kimliği belirlenemeyen iki kişinin saldırısına uğradı. Birinci lige yükselen Adana Spor Kulüp Başkanı Bayram Akgül, bazı taraftarlar tarafından darp edildiği sanılan gazeteci için üzgün olduğunu söyledi. Medya çalışanlarına yapılan bu tür saldırıların son bulması gerektiğini vurgulayan Akgül, en kısa zamansa bu olayı gerçekleştiren saldırganların yakalanması gerektiğini ifade etti. (09.06.2008)

 

Basında diğer olaylar

 

Bandırma’da “Güncel Medya” paneli yoğun ilgi gördü: Gazeteci Önder Balıkçı yönetiminde, 20. Uluslararası Bandırma Kuşcenneti Kültür ve Turizm Festivali kapsamında “Güncel Medya” konulu bir panel düzenlendi. Panele, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, TGC önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli ve Hürriyet Yazı İşleri Müdürü Tufan Türenç katıldı. Panelde, “ifade özgürlüğü” konusunda düşüncelerini açıklayan TGC Başkanı Orhan Erinç, ülkemizde bazı kesimlerin ifade özgürlüğü olmadığını, bazı kesimlerin ise olduğunu öne sürdüklerini vurguladı ve şunları söyledi: “Bu değerlendirmeler, kişi ve kurumlara göre değişiyor. Elbette ki, ifade özgürlüğü son derece önemlidir. Ancak bu özgürlük, kişilik haklarına saldırmadan kullanılmalıdır. Ama son yıllarda, ülkemizde, ifade özgürlüğünün önemli tehlike içinde olduğunu da söylemek yanlış olmaz. Telefonların, kapalı kapılar ardında dinlendiği bir ülkede, ifade özgürlüğünden söz etmek elbette ki zordur.” Erinç, Türkiye’de hukuk ile siyasetin sık sık karşı karşıya geldiğine de dikkat çekti, “Ülkemizde yargı bağımsızlığına gereken önem verilmiyor. Yargıya güvenmek gerekir” dedi. TGC önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli “Yerel Basın” konusunda düşüncelerini dile getirdi. Yerel basının, Ulusal Kurtuluş Savaşımızdaki önemli rolünü vurgulayan Güreli, şunları söyledi: “Yaygın ve yerel basının, özde, işlevsel olarak hiçbir farklılığı yoktur. Demokrasilerde, yerel basının, yaygın basından daha fazla önem taşıması gerektiğine inanıyorum. Yerel basın, yerel yönetimler ile ilişkileri sağlayan önemli bir kurumdur. Bu nedenle de yerel basının, halkın sorunlarının dile getirilmesinde ve demokrasinin yerleşmesinde önemli görevi bulunduğuna inanıyorum. Ancak şu gerçeği dile getirmek gerekir ki, yerel basınımız, bünyesinde değerli isimleri de barındırmasına karşın, birkaçı dışında, genelde kurumsallaşmayı başaramadı. Yerel gazetelerin yaşaması için o yörenin iş çevreleri, hiçbir karşılık beklemeden, yerel basına destek vermelidir. Basın özgürlüğünün önemini de vurgulamak isterim. Unutulmasın ki, basın özgürlüğü, yalnız gazeteciler için değil, onların sorunlarını dile getiren tüm toplum için önemlidir. Bu nedenle basın özgürlüğüne sadece gazeteciler değil, tüm toplum sahip çıkmalıdır.” Panelde, “Meslek Etiği” ile ilgili düşüncelerini dile getiren TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, halen ülkemizde, siyaset – medya – ticaret ilişkilerinin iç içe girdiğine değindi ve şunları söyledi: “Bu ortam ve koşullarda, editoryal bağımsızlıktan söz etmeye olanak var mı? Bugün ülkemizde bulunan basın organlarına bir göz atacak olursak, şunları söyleyebiliriz. Halen ülkemizde dinci basın organlarının yanı sıra militan basın, tarafsız ama hükümetle bağını koparmamaya çalışan basın ve iktidarda bulunan partiye destek veren basının, ülkemizdeki basın organlarının yüzde ellisini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu durumda basın özgürlüğü nasıl sağlanabilir? Medya, bağımsızlığını nasıl koruyabilir?” Türkiye’deki gazete fiyatlarının, Avrupa’ya göre daha ucuz olduğunu ifade eden, Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tufan Türenç de şunları söyledi: “Türk basınında, sağlam dünya görüşüne sahip olup, çizgisini değiştirmeyen yazarlar da elbette ki var. Ancak, ülkemizde iktidarın yapısına göre çizgilerini değiştiren yazarların sayısı da hızla arttı. Dünyanın hiçbir basınında, bizdeki kadar çizgi değiştiren yazar yok.” Türkiye gibi okumayan bir topluma gazete okutmanın güçlüğünün de altını çizen Türenç, ülkemizde satılan yaygın basın organlarının toplam satışının 4 milyon 218 bin dolaylarında bulunduğunu açıkladı. Türenç, yerel basının da önemini vurguladı ve devletin, yerel basın organlarının yaşamasını sağlayacak önlemleri alması gerektiğine işaret etti. Bandırma Kaymakamı Salih Keser, Başsavcı Hakan Arslan ve Emniyet Müdürü Hakan Aydın’ın da izlediği panelin ardından Belediye Başkanı Recep Eraydın, Panelistlere plaket verdi. (06.06.2008)

 

48. Yerel Basın Semineri Tokat’ta yapıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile birlikte düzenlediği yerel basın seminerlerinin 48’incisi Tokat Grand Ballıca Otel’de yapıldı. Seminere; Amasya, Sivas, Tunceli ile Tokat Merkez ve ilçelerinden çok sayıda gazeteci katıldı. Seminerin açış konuşmalarını, Anadolu Basın Birliği Tokat Şube Başkanı Mehmet Camgözoğlu, TGC genel Sekreteri Celal Toprak, Tokat Belediye Başkanı Doç. Dr. Adnan Çiçek ve Tokat Valisi Dr. Recai Akyel yaptı. TGC Genel Sekreteri Celal Toprak yaptığı konuşmada, yerel basına verdikleri önemi ifade ederek, TGC’nin amacının, 10 yıldır sürdürdüğü seminerlerle yerel basının sorunlarını yerinde tartışmak ve yetkililere taşımak olduğunu belirtti. Türkiye’de tirajların arttığına değinen Toprak; “Türkiye’de bin yüz yerel gazete yayınlanıyor. Tirajlar belirlenirken maalesef yerel medyanın tirajlara katkısı dikkate alınmıyor. İstanbul merkezli olarak çıkan gazetelerden hareketle gazete satışlarının tespit edildiğini görüyoruz. Bunun çok doğru olmadığını düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte Tokat’ta bunu başlatarak tüm Türkiye’ye el birliği ile yayarsak önemli bir sorunun çözülmesinde araç olarak kullanabileceğimiz tiraj meselesini gündeme getirebiliriz” dedi. Yerel basın tirajlarının ortaya çıkarılması ve yerel basına önem verilmesinin sadece reklâm gelirlerinin artırılması açısından önemli olmadığını belirten Celal Toprak, “Yerel basın, demokrasinin ayakta durmasının temel unsurlarından birisi. TGC’nin bu konudaki görüşü net. Daha çok demokrasi istiyorsak yerel basında daha çok gelişme şart. Yerel basın çok sesliliğin en önemli araçlarından birisidir. Bu anlamda da yerel basındaki okunma gücünün ortaya çıkarılması Türkiye’nin demokrasi yolunda önemli adımlar atmasını sağlayacaktır. Hep birlikte yerel basının önünü açmalı ve yerel basının tirajlarını kimsenin yok saymasına izin vermemeliyiz. Ayrıca yerel basının demokrasiye katkısı noktasında hep birlikte çalışmalıyız” dedi. Anadolu Basın Birliği Tokat Şube Başkanı Mehmet Camgözoğlu, Anadolu illerinde gazetecilik yapmanın iğneyle kuyu kazmak anlamına geldiğini ifade ederek, “Anadolu basını hep üvey evlat muamelesi görmüştür. Oysa yaygın basının zirvesinde bulunan meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu Anadolu’daki gazetelerde çalışarak bugünkü yerlerine gelmişlerdir” dedi. Anadolu basınının Türk basınının temel taşı olduğunu vurgulayan Camgözoğlu, yerel basının milli bir görev yerine getirmesine rağmen yıllardır hakkını alamadığını söyledi. Yerel basının sadece resmi ilanlarla ayakta durduğunu hatırlatan Camgözoğlu, “Yerel basın, kalkınmamış yöre durumundadır” dedi. Tokat Belediye Başkanı Doç. Dr. Adnan Çiçek, gelişmiş toplumlarda gazetecilerin halkı bilgilendirmesinin önem taşıdığını ifade etti. Çiçek, gazetecini güçlü olmasının kulaktan kulağa yayılan yalan haberlerin azalmasına sebep olduğunu söyledi. Haber bulmanın ve haber yapmanın önemine değinen Çiçek, “Haberleri uzun vadede topluma faydalı olacak şekilde yapmak önemli. Haber yapılırken haberin etkilerinin çok iyi incelenmesi gerekiyor” dedi. Tokat Valisi Recai Akyel, seminerin yerel gazetecilerin bilgilenmesi ve kendilerini geliştirmeleri için iyi bir imkân sağladığını belirtti. Basının özellikle de yerel basının kendi iç dinamikleri olduğunu söyleyen Akyel, “Demokratik toplumlarda basın her zaman vardır, olmalıdır ve yaşatılmalıdır. Şeffaf ve açık bir toplum olmada ve demokratik toplum olmada basın kamu görevi yerine getirmektedir. Sanatın kültürün yanında Anadolu’da yerel basının da güçlendirilmesi gerekiyor”  dedi. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen ilk oturumda, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Ayhan “Spor Yorumculuğu” ve TGC Yönetim Kurulu Genel Saymanı Sibel Güneş “Sağlık Haberleri” konularında birer konuşma yaptı. Türkiye’de spor yazarlığından çok futbol yazarlığı yapıldığını söyleyen Orhan Ayhan, spor yazarlığı yerine dört büyük takımın yorumculuğunun yapıldığını ve spor haberciliği açısından bunun önemli bir noksanlık olduğunu ifade etti. Amatör tekvando ve kickboks takımlarının dünya çapında başarılar kazanmalarına rağmen basında hiç yer almadıklarına değinen Ayhan, Batıda spor sayfalarında futbolun yanında diğer spor dallarına da çok geniş yer ayrıldığını belirtti. TGC Yönetim Kurulu Genel Saymanı Sibel Güneş, sağlık haberlerine duyulan ilginin hızla arttığını ve gazetelerde yayınlanan her 10 haberden birinin sağlık haberi olduğunu söyledi. Sağlık sektörünün medyaya, medyanın da sağlık sektörüne olan bakışını değerlendiren Güneş, sağlık haberi yapılırken yaşanan sıkıntılarla ilgili şunları söyledi: “Sağlıktaki kamu ve özel kurumlar şeffaf değiller. Yalnız reklâm olacak bir durum söz konusu ise basınla ilişki kuruluyor. İzin almadan, hiçbir yetki gazeteci ile konuşmuyor. Bilimsel yeniliklerin gündeme getirildiği kongrelerin çoğunda basına bilgi akışı sağlayacak herhangi bir hazırlık yapılmıyor.” Gazetecinin Türkiye ve dünya sorunlarına hakim olması için her şeyden önce gazetecilik eğitimi alması gerektiğine dikkat çeken Güneş, “Eğitim almasının yanında bir alanda uzmanlaşması gerekiyor. Gazete ve TV’lere her gün binlerce haber akıyor. Uzmanlık işte bu noktada önem kazanıyor. Eğitim, sağlık, adliye, müzik, siyaset, spor ve her konuda derinliği olan bir haber yapmak ve haber kaynakları tarafından kullanılmamak için gazetecinin o konudaki birikimi önem taşıyor” dedi. Seminerin öğleden sonraki oturumunda TGC Genel Sekreteri Yardımcısı Zafer Atay “Haber ve Ayrıntılar”, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özgen “Basında Etik Uygulamalar ve Sorunlar” konularını ele aldı. İyi gazete tarifinin uzmanlar tarafından “içinde 150 – 200 haber bulunduran gazete” şeklinde yapıldığını ifade eden TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, seminere gelmeden önce incelediği gazetelerdeki haber yazımı ile ilgili şunları söyledi: “Haber yazımında inanılmaz bir önemsizlik gördüm. Kimse zamanla yarışıyoruz demesin. Haberleri iki kaynaktan kontrol etmeyi asla göz ardı etmeyiniz. Eğer doğrultamıyorsanız atın çöpe. Yanlış, kötü, çarpıtılmış haber yazacağınıza atın çöpe.” Gazetelerde haber yazımında önemli bilgi yanlışları yapıldığına da dikkat çeken Atay, “5N1K sorularına hep haberde cevap vermek zorundasınız” dedi. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Özgen, etik ve ahlak olgusunun birbirinden farklı iki kavram olduğunu, etiğin bir felsefi çalışma alanı buna karşın ahlakın ise toplumsal bir olgu olduğunu söyledi. Günümüz basınında fotoğraf kullanımının önemine ve etkilerine dikkat çeken Özgen, fotoğraf kullanımında zaman zaman ortaya çıkan etki dışı uygulamaların fotoğraflar üzerinden eleştiri ve değerlendirmesini yaptı. Basın etik kurallarının uygulanması için ülkemizde medya gruplarının patronaj sistemine, sermaye yapısına, gazetecilerin sendikal haklarının sağlanmasına, 212 sayılı yasanın uygulanmasının önemine değinen Özgen, etiğin bir üst yapı kurumu ve aynı demokrasilerdeki gibi pek çok bileşenin bir neticesi olduğunu vurguladı. Özgen, gazeteciler için uygun çalışma koşullarının sağlanmasının hukukun üstünlüğü, demokratik hakların engellenmeden kullanılabilmesi ve etik ilkelerin geçerli olması ile mümkün olacağını ifade etti. Seminerin son oturumunda ise gazeteci Tümer Argın “Yerel Basında Yayın Planlaması ve Görsellik” konusunu değerlendirdi. Okuyucuların değişen beklentilerine cevap vermek için gazetecilerin değişimlere ayak uydurması gerektiğini söyleyen Argın; “Seminerler için gittiğimiz yerlerde adına gazete denilen gazeteler görüyoruz ama gazete değil. 47 vilayet dolaştık, oralarda yayınlanan gazetelerin içlerinden çok az sayıda gazete gibi gazete gördük”  dedi. Gazetecilerin yayında ve yayın öncesinde dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu belirten Argın şunları söyledi: “Hedef kitleleri çok önemlidir. Okuyucunun kim olduğu, hangi kitleye hitap edileceği belirlenmelidir. Teknik güç ve mali olanaklar değerlendirilerek yeterli kadro kurulmalıdır.” Bazı gazetelerde haber ve fotoğrafların redaksiyondan geçmeden sayfaya girdiğine dikkat çeken Argın, “Redaksiyon yapılmazsa gazete Çarşamba pazarına döner” dedi. Yerel gazetelerden seçtiği örnekler üzerinden sayfa tasarımı konusunda bilgiler de veren Argın, katılımcılara görsellikte dikkat edilmesi gereken noktalı aktardı. Oturumun ardından TGC Genel Sekreteri Celal Toprak’ın yaptığı kapanış konuşmasından sonra katılımcılara, düzenlenen törenle sertifikaları verildi. (07.06.2008)

 

Gazeteci Ufuk Güldemir anıldı: Habertürk’ün kurucusu gazeteci Ufuk Güldemir ölümünün birinci yılında mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Zincirlikuyu’daki anma toplantısına; eşi Gaye Güldemir, kardeşi Şafak Okaygün ve yakınları ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, işadamları Zeynel Abidin Erdem ve Can Kıraç, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ile gazeteci dostları katıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç, Güldemir için, “Gazeteciliğimize yeni bir soluk getiren, gazeteciliğin geleneksel yapısını korumakla birlikte ona yenilikler ekleyen çok önemli bir meslektaşımızdı” dedi. (11.06.2008)

 

R. Canan Meray yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi gazeteci R. Canan Meray yaşamını yitirdi. Meray gazeteciliğe 1969 yılında TRT Ankara Televziyonu’nda başladı. TRT TV Daire Başkanlığı’nda program planlama müdürlüğü yaptı. ART Prodüksiyon’da yönetici, Kanal D’de genel müdür yardımcısı, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi, Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nda iletişim danışmanı olarak görev yaptı. Meray’ın cenazesi, Erenköy Galip Paşa Camii’nde kılınan namazın ardından Çengelköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. (11.06.2008)

 

TGC’nin 62’inci kuruluş yıldönümü kutlandı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 62, Bizim Gazete’nin 14’üncü kuruluş yıldönümü düzenlenen törenle kutlandı. TGC Lokali’nde yapılan törende, TGC’nin kuruluşundan bu yana Yönetim Kurulunda emek veren ustalara plaket sunuldu. Törene; DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Hilmi Bengi, Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürü Ümit Kanoğlu, oyuncu Aykut Oray, Prof. Dr. Nedret Tanyolaç Öztokat, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Tanıl Küçük, Gazete Sahipleri Derneği Genel Sekreteri Rüştü Bozkurt, İstanbul Sanayi Odası Genel Sekreteri Mete Meleksoy, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin, Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç, Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nilüfer Narlı’nın aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, “TGC’nin 62’inci hizmet yılına ulaşması, önceki dönemlerde görev alan ve cemiyetin geleneklerini oluşturan yöneticilerimizin bir başarısı olarak görülmelidir. Onları izleyen kuşaklar, o ilkeler çerçevesinde, o ilkeleri gelişmelerle de bağdaştırarak cemiyet yönetiminde görev almışlardır” dedi. TGC’nin sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da sayılı en geniş meslek örgütü olduğunu belirten Erinç, “Çünkü bugün itibariyle üye sayımız 3 bin 416’ya ulaşmıştır ve bu 3 bin 416 üyemiz, bugün Türkiye’de var olan en sağdan en sola yelpazesinde yer alan bütün gazetecileri kapsayan bir yapıdır. O nedenle geleneklerimize bağlı olarak gündelik siyasetle ilgilenmeme fikrini sürdürmekteyiz. Siyasetle ancak gazetecileri ve gazetecilik mesleğini ilgilendiren durumlar söz konusu olduğunda ya da gazetecilere yöneltilen haksız suçlamalar gündeme geldiğinde ilgilenmekteyiz” diye konuştu. Konuşmasında ifade özgürlüğüne de değinen Erinç şunları söyledi: “Bugün içinde bulunduğumuz durumda çok seslilikten söz etmek ne yazık ki pek fazla olanaklı değildir. Tabii Türkiye’de gazeteciler zaman zaman siyasetle uğraşmışlardır. Burada benden daha kıdemli, daha önceki Türkiye’yi bilen ustalarım da var. Ben onlara nazaran biraz daha yeniyim. Ama 1957’den bu yana baktığımda şunu söylemek ihtiyacını duyuyorum ki; Türkiye’de medya bugün olduğu kadar hiçbir dönemde siyasetle içli dışlı olmamıştır. Meslek ilkelerinin korunması açısından bu kadar dağınık bir görüntü çizmemiştir.” Haberin nasıl yapılacağı, gazetecilerin nasıl davranacağı konusunda TGC’nin, 1960 yılında belirlediği Basın Ahlak İlkeleri’nden bugüne kadar geçen süreçte, önce 1972’de daha sonra 1994’te TGC Meslek İlkeleri’ni belirleyerek yürürlüğe koyduğunu ve tüzük haline getirdiğini hatırlatan Orhan Erinç: “Bu belgede gazetecilerin neleri yapmaları, neleri yapmamaları gerektiği konusunda kurallar vardır. Ama bugünkü yayın politikaları açısından baktığımızda bu kuralların zaman zaman göz ardı edildiğini görmekteyiz. Biliyoruz ki Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu medya – haber kaynağı ilişkisi medya – siyaset, medya – ticaret ilişkilerine dönüşüyor. Bizim bütün isteğimiz bu sürecin kısa sürmesidir. Biz de TGC olarak Yönetim Kurulumuzun ve Basın Senatosu’nun açıklamalarıyla bu süreci kısa tutmaya katkıda bulunmaya çalışmayı sürdüreceğiz” dedi. Orhan Erinç’in konuşmasından sonra, bugüne kadar TGC’nin yönetiminde görev alan kişilere teşekkür plaketi verildi. Plaket töreninden ardından düzenlenen kokteylle tören sona erdi. (12.06.2008)

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TGC’yi kutlama mesajı: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan TGC’nin 62’inci kuruluş yıldönümü nedeniyle Başkan Orhan Erinç’e bir kutlama mesajı yolladı. Başbakan Erdoğan’ın mesajı şöyle: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, gazetecilerimizin mesleki ve toplumsal sorumlulukları çerçevesinde saygınlıklarının korunmasında önemli bir görevi yerine getirmektedir. Biliyoruz ki basın, ülkemizde şeffaf yönetim, açık toplum ve bilgi edinme hakkının en önemli teminatlarından biridir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin katılımcı demokrasinin geliştirilmesi için elzem olan çok sesli bir medya ortamı ile basın meslek ahlakı ilkelerinin yerleşmesinde de önemli bir payı vardır. İnanıyorum ki bundan sonra da gazeteciliğin ilkeli, dürüst ve saygın bir meslek olarak gelişmesine, başarılı çalışmalarıyla katkıda bulunmaya devam edecektir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 62. ve Bizim Gazete’nin 14. kuruluş yıldönümünü kutluyor, size, üyelerinize, sorumluluk bilinciyle görevlerini yerine getiren ülkemizin bütün gazetecilerine başarılar diliyorum.” (12.06.2008)

 

TRT farklı dillerde yayın yapabilecek: TRT Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Yasaya göre; TRT, Türkçe dışında farklı dil ve lehçelerde de yayın yapabilecek. TRT, yerel, bölgesel ve ulusal radyo ve televizyonlarla sözleşme, anlaşma ve protokol yapabilecek. TRT bölge müdürlükleri kapatılarak, yerine müdürlükler ve haber büroları oluşturulacak. (13.06.2008)

 

Sürekli Basın Kartı alanlar belirlendi: Basın Kartı Komisyonu, 215 gazetesi Sarı Basın Kartı, 142 gazeteciye Sürekli Basın Kartı verilmesini kararlaştırdı. Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde yapılan Basın Kartı Komisyonu toplantısında, ilk kez Sarı Basın Kartı almak için başvuruda bulunan 220 gazetecinin dosyasını inceleyen komisyon üyeleri, gerekli koşulları sağlayan 215 gazetecinin Sarı Basın Kartı almasını uygun gördü. Sürekli Basın Kartı talebinde bulunan 143 gazeteciden de 142’sinin gerekli koşulları sağladığına karar verildi. (21.06.2008)

 

Ferai Tınç, IPI yönetimine seçildi: Altmış yıla yakın süredir dünyada basın özgürlüğü için mücadele eden Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), 57’inciş Genel Kurulunda, Türkiye’den Hürriyet gazetesi yazarı Ferai Tınç’ı Yönetim Kuruluna seçti. Editörler, medya yöneticileri ve dünyanın önde gelen gazetecilerinin üyesi olduğu IPI’nın kuruluşundan beri Türkiye, Ahmet Emin Yalman, Metin Toker, Oktay Ekşi, Sami Kohen, Hasan Cemal gibi gazeteciler tarafından temsil edildi. Üye olan 120 ülke arasından seçilen IPI Yönetim Kurulunda son olarak Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı yer alıyordu. (21.06.2008)

 

Gazetelerin tirajı arttı: Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de gazete ve dergilerin tirajı arttı. Türkiye’de 2007 yılında 5 bin 674 gazete ve dergi yayımlanırken, bu yayınların yüzde 58,8’ini dergiler oluşturdu. TÜİK tarafından hazırlanan 2007 yılına ilişkin Yazılı Medya İstatistikleri yayımlandı 2007 yılında gazete ve dergilerin sayısı 2006 yılına göre yüzde 22,2 arttı. Türkiye’de 2007 yılında gazete ve dergilerin tirajı da 2006 yılına göre yüzde 5,1 yükseldi. 2007 yılında Türkiye’de yayımlanan gazete ve dergilerin yıllık toplam tirajı 2 milyar 470 milyon 702 bin 599 olup bunun yüzde 94,8’i gazetelere ait. Yıllık toplam tirajın yüzde 14,1’ini yerel, yüzde 3,2’sini bölgesel ve yüzde 82,6’sını ulusal gazete ve dergiler oluşturdu. (21.06.2008)

 

Babıâli’de büyük buluşma: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) “Babıâli Gezileri”yle başlattığı, “Küresel Isınma Kurultayı” ile devam ettirdiği etkinlikler, Sultanahmet Mehmet Akif Ersoy Parkı’nda bir hafta süren “Babıâli Şenlikleri” ile sona erdi. Bir zamanlar medyanın ve yayıncılığın başkenti gözüyle bakılan Babıâli’ye dikkatleri yeniden çekmek amacıyla düzenlenen şenlikte; imza günleri, belgesel gösterimleri ve konserler gerçekleştirildi. Şenlik stantlarını TGC Başkanı Orhan Erinç, İstanbul Valisi Muammer Güler ve Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er kurdele keserek açtı. Türkiye’de yayın yapan gazete, radyo ve televizyonların kurdukları stantlar vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Şenlik alanında yaptığı konuşmada, gazetelerin ve burasının bir kültür merkezi olmasını sağlayan yayınevlerinin artık taşınmış olduğunu hatırlatan Orhan Erinç, “Bizim amacımız, TGC olarak Babıâli’nin yeniden yayınevlerinin, gazetelerin ve televizyonların merkezi olarak anılmasını sağlamak. Olanaksızlıklar yayın organlarının yeniden Babıâli’ye dönmesini engelliyor. Eskiden çeşitli gazetelerin büroları vardı. Onlar da giderek azaldı. Bu nedenle, Babıâli kavramını yeniden hayata geçirmek, yayın organlarını, kültür üretenleri en azından yılda bir kez olsun bir araya getirmek ve Babıâli nostaljisini yaşatmak adına böyle bir etkinlik düzenledik” dedi. Erinç etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen tüm kuruluşlara teşekkür etti. İstanbul Valisi Muammer Güler, Osmanlı döneminde “yüce kapı” diye anılan Babıâli’nin 1730’lu yılların başından itibaren sadrazamlık makamının merkezi olduğunu, basın ve yayın organlarının da bölgede toplanmasıyla Babıâli’nin basınla özdeş bir isim haline geldiğini anlattı. Babıâli’nin o zamanlardan günümüze halkın belleğinde kültürün, sanatın, yazar, çizer ve düşünürlerin bulunduğu bir yer olarak yerleştiğini, sıcak ve sevecen tarihi dokusunun hafızalardan silinmediğini söyleyen Güler, “Babıâli ve basın, halkın hafızasında hala birlikte yer etmektedir. Babıâli geleneğinin gelecek kuşaklara da aktarılması amacıyla düzenlenen etkinliğin bugün açılışını yapıyoruz. Bu geleneksel etkinliğin daha da yaygınlaştırılarak, gelişen etkinliklerle daha da zengin hale gelmesini diliyorum” dedi. Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er ise bu yıl ilki gerçekleştirilen şenliğin “tarihe geçeceğine” inancını dile getirerek, Babıâli’nin tarihi dokusunu hatırlatmak için yılda bir kez değil tüm yıla yayınlan etkinlikler yapılmasını arzu ettiğini vurguladı. İstanbul Ticaret Odası (İTO), Teknosa, Turkcell, Sütaş ve Kamil Koç’un katkılarıyla gerçekleştirilen Babıâli Şenlikleri’nin açılışına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, eski içişleri bakanlarından ve İstanbul’un önceki valilerinden Cahit Bayar ile Kutlu Aktaş’ın aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Sultanahmet Mehmet Akif Ersoy Parkı’ndaki açılış töreninin ardından İstanbul Valiliği’nde şenlik onuruna bir kokteyl verildi. Kokteyle, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın yanı sıra çok sayıda gazeteci katıldı. Program sonunda Vali Güler’in basın danışmanı Nazır Şentürk, “İstanbul Valileri” ile “Babıâli ve Sadrazamları” isimli kitaplarını imzalayarak gazetecilere hediye etti. Babıâli Şenlikleri’nde aralarında Milliyet, Akşam, Türkiye, Dünya, Sabah ve Yeniçağ’ın da bulunduğu gazetelerin, Timaş, Carpe Diem, Doğan Kitap gibi yayınevlerinin, Alem FM, Best FM gibi radyoların yanı sıra Bilgi Üniversitesi, Turizm Yazarları Derneği, Kamil Koç otobüs firması, İstanbul Ticaret Odası’nın da stantları yer adlı. Ödüllü belgeseller, konserler, dans gösterileri ve DJ performansları sunuldu. 16 Haziran’da açılışı yapılan Şenlik, 22 Haziran’a kadar sürdü. (24.06.2008)

 

Gazetecinin dünü bugünü:  Babıâli Şenlikleri kapsamında düzenlenen, “Medya Gerçeği – Dünü, Bugünü, Yarını...” konulu konferans, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi’nde yapıldı. Akademisyenler, gazeteciler ve STK yöneticilerinin katıldığı konferansta, günümüzde gazetecilik mesleğinde yaşanan sorunlar ve medyanın Türkiye’deki konumu tartışıldı. Konferansın ilk oturumunda Bilgi Üniversite İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melda Cinman Şimşek, Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Çotuksöken, İletişim Mezunları Derneği Başkanı Hüseyin Irmak, İletişim Araştırmaları Derneği Başkanı ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu ile İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurdoğan Rigel konuşmacı olarak görev aldı. TGC Genel Sekreteri Celal Toprak konferansta yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi: “Arama konferansındaki amaç, medyadaki süreci ele almak, zaten Babıâli Şenlikleri’nin amaçlarından biri de bu. TGC olarak, aynı zamanda hem özeleştiri hem de eleştiri mekanizmasını işleterek, medyanın daha iyi noktalara taşınması gibi bir işlevi de üstleniyoruz.” Babıâli’nin ruhunda “yarış içinde dayanışma” barındığını dile getiren Toprak, TGC’nin bu dayanışmayı yeniden yaratmak istediğini ifade etti. Babıâli Şenlikleri’nde beklenilenden daha çok hedefe ulaşıldığını söyleyen Celal Toprak, “Farklı gazetelerden çok sayıda genç arkadaşımız, şenliklerde birbirini görüp, bu konuları tartışma imkânı buldular. Şenlikler, önümüzdeki yıllarda daha da etkin olacaktır” dedi. Oturumun moderatörlüğü yapan TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar yaptığı kısa konuşmada; “Diğer mesleklere bakacak olursak en çok özeleştiri yapan meslek kolu bizimkisi. Buna rağmen, kendi sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi sürekli gündemde tutma çabası, kamusal bir görev olan gazeteciliği daha ileriye taşımak için çok önemli. Biz bu çabayı gösteriyoruz, o yüzden buradayız. Haberde gerçeğin ortaya çıkartılması, haberin çarpıtılması ya da göz ardı edilmesi, toplumun bilgilendirilmesine olumsuz yansıyor. Bu sorunlara çözüm aramak için burada bulunuyoruz” dedi. İlk oturumda söz alan konuşmacılardan Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan, gazetecilikte “insan” olgusunu vurgu yaptı. Arsan şunları söyledi: “Bütün dünyaya baktığımızda medyada yaşanan değişim sorunlu bir mesele olarak tartışılıyor. Benim çıkardığım en önemli sonuç şu: Gazetecilik insana dönük, insanla yapılan bir meslek; gazetelerin haberleri insanları ilgilendiriyor. Gazeteleri insanlar okuyor ve haberleri de insanlar yapıyor. Bu anlamda, ben gazeteciliğin, gazeteciliği üreten insanlar tarafından tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Gazetecilik insan ürünüdür; dolayısıyla iyi gazeteciler de var kötüleri de. Medya sahipleri ne kadar değişirse değişsin, doğruyu arama çabasından, adaletten, gazetecilik ilkelerinden, yansızlıktan ödün vermeyen gazeteciler de gördüm. Gazetecilik bir bilinç ve vicdan meselesiyse sorumluluklarımızı bilmeliyiz. Türkiye’de başkasına yapılan haksızlıklardan rahatsızlık duyanlar gazeteci olmuyor, medyatik olmak isteyenler gazeteci oluyor. Bu kişisel özellikleri taşıyanların gazeteci olmasına izin verilememesi gerekiyor.” Prof. Dr. Melda Cinman Şimşek, gazetecinin toplumu bilgilendirme ve belli yönde kanaatlerini oluşturma şeklinde iki görevi olduğunu belirtti. Şimşek, Türk basın tarihini yabancı basın tarihi ile karşılaştırarak, “Avrupa’da 1789 Fransız İhtilali’nden önce gazeteler çıkmaya çoktan başlamıştı. Türkiye’de ise gazeteleri ilk Jön Türkler gibi siyasi kişiler çıkarıyor. Yani Türkiye’de basın, fikir gazeteciliği ile başladı” dedi. Sigortasız çalıştırılan gazetecilerin sayısının fazla olmasına dikkat çeken Şimşek, hükümetin ve medya patronlarının “işlerine gelmediği için” bu soruna çözüm getirilmediğini ifade etti. Prof. Dr. Betül Çotuksöken, medyanın etik yönünü ele aldığı konuşmasında; insan, dünya ve bilgi koordinatları üzerinden medyanın sorunlarını yorumladı. “Medya” sözcüğünün kökeni itibariyle “aracı” olduğunu anımsatan Çotuksöken, gazetecinin kurmuş olduğu söylemin, bir bilgiyi iletebilecek düzen içerinde olması gerektiğini kaydetti. Dilin önemini vurgulayan Çotuksöken, gereksinim ile değerler arasındaki ilişkiden doğan gerilimin medyaya da yansıdığını söyledi. İletişim Mezunları Derneği Başkanı Hüseyin Irmak da her iletişim öğrencisinin, iyi bir köşe yazarı olma hayaliyle mesleğe başladığını ancak bazen hayal kırıklıkları yaşandığını anlattı. İletişim Araştırmaları Derneği Başkanı ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, medyanın 4. kuvvet olarak yasama, yürütme ve yargıyı denetleme rolünün tüm dünyada işlevsizleştirildiğinin altını çizdi. İnceoğlu, yazılı kültürü yaşamadan, modernizm sonrası dönemi televizyonlar ve bilgisayarlardan aldığımızı, bunun da okuma alışkanlığı olmayan bir ülkede sorunlar yarattığını belirtti. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Nurdoğan Rigel ise kendi yaşamından aktardığı anekdotlar ile gazetenin, Türkiye’de aile ortamında ve şahıslarda yarattığı izlenimlerini katılımcılar ile paylaştı. (20.03.2008)

 

İdeal medyanın çerçevesi çizildi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından düzenlenen “Medya Gerçeği – Dünü, Bugünü, Yarını...” adlı arama konferansının ikinci oturumunda, gazeteciler eleştiri oklarını kendilerine yöneltti. TGC Basın Müzesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen oturumda, basın mensupları “ideal medyanın” çerçevesini çizdi, mevcut sorunlara çözümler aradı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Vatan gazetesinden Ateş Çelik, Today’s Zaman gazetesinden Andrew Finkel, Zaman gazetesinden Mehmet Kamış, Cumhuriyet gazetesinden Şükran Soner, Birgün gazetesinden Ahmet Tulgar ve Hürriyet gazetesinden Tufan Türenç, Türk basını hakkındaki görüşlerini paylaştılar. TGC Genel Sekreteri Celal Toprak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen ikinci oturumda, Tufan Türenç, gazetelerin tirajları konusunda bilgi vererek, yüksek tirajların bağımsızlık getirdiğini söyledi. Hürriyet gazetesini örnek gösteren Türenç, “Çok satmak, çok izlenmek, bağımsızlığın vazgeçilmez koşuludur. Medya, güçlü ve bağımsız olmak istiyorsa, hükümetin, başbakanın hoşlanıp hoşlanmamasına aldırış etmek itemiyorsa, tarafsız ve güçlü gazeteci mutlaka çok satan ve kar eden gazete olmak zorunda. Bunu Türkiye’de en iyi yapan kurumuz.” Türenç, Türk basınının bağımsız hareket edebilecek kadar tiraja sahip olmadığını belirterek, bunun nedenini okuma alışkanlığına bağladı. Türkiye’de gazete tirajlarının 5 milyon civarında olduğunu kaydeden Türenç, “Bu rakam, bazen promosyon olmadığında yarıya inebiliyor. ABD’de 60 milyon günlük gazete, Almanya’da 30, İngiltere’de 22, Japonya’da 70 milyon civarında gazete satılır” dedi. Konuşmasında magazin haberciliğinde 34 yıllık deneyimi olduğuna dikkat çeken Ateş Çelik, toplumsal değişim ve teknolojik gelişmelerin medya sektörünü de etkilediğini dile getirdi. Tarafsız haberciliğin önemine işaret eden Çelik, “Doğruyu yazmak, araştırmak, insanlarla konuşmak ve oluşturduğumuz ölçü içinde haber yapmak, bilgiyi araştırmak esastır. Haberi araştırarak, iki cepheden de verdiğimizde, okuyucu kimin haklı olduğunu zaten anlayacaktır” dedi. Çelik, özel televizyonların artmasıyla magazin haberciliğinde oluşan şiddetli rekabetten de yakındı. Andrew Finkel de çalıştığı ilk medya patronunun dolandırıcılık suçundan ceza aldıklarını esprili bir dille anlattı. Türkiye’de iyi yazı işleri müdürleri ve muhabirler olduğunu söyleyen Finkel, genel seçim döneminde yaşadıklarından bahsetti. Finkel, “Türkiye’de bir kutuplaşma dönemi oluşuyor ve bu süreçte gazetelerin de bir partisi oluyor. Yani sadece be olduğunu anlatarak haber vermek değil, görüşünü manşetlere taşıyanlar var” sözleriyle basın özgürlüğüne vurgu yaptı. Zaman gazetesinden Mehmet Kamış, Türkiye’de güçlü olmak isteyenlerin medyayı araç olarak kullanmak istediklerini belirterek, bunun Türk medyasının en önemli sorunu olduğunu vurguladı. Dünya genelinde medyanın “dördüncü kuvvet” olarak ifade edildiğini anımsatan Kamış, “Yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen en güçlü kuvvet olarak belirtiliyor. Türkiye’de problem, medyanın bazen birinci kuvvet olması, bazen de birinci kuvvet olmak isteyenler için bir araç olması” dedi. Bu nedenle tarafsız haber yapılamadığını belirten Kamış, şunları kaydetti: “Gerçekten tarafsız, onurlu, hak ve hukuku arayan gazeteciler vardı ve var. Türkiye’de medya, bir güç aracı, sırtını yaslayabileceği bir duvar olarak algılanıyor. Bazen resmi bir kurumun, bazen bir çıkar grubunun, bazen hükümetin yayın organları ya da arkalarını yaslayabilecekleri bir güç olarak kullanılıyor medya. Çok dürüst gazeteciler var ama bunlar ya varlıklarını sürdüremiyor ya da etki edecek bir ortam bulamıyorlar. Medya, bazen taraf olmak zorunda kalıyor, araç olarak kullanılmak isteniyor. Çok satmak değil, tarafsız olmak gerekiyor, hukuku savunacak baskı gruplarına rağmen medyaya ihtiyacımız var.”  Cumhuriyet gazetesinden Şükran Soner ise, konuşmasında gazetecilerin sendikal haklarından bahsetti. “Sendikal hakların yerlerde süründüğü bir noktadayız. Bunu neden böyle yaşadığımız sorguladığımızda, en ağır şekilde medya sektöründe yaşandığını görüyoruz” diyen Soner, “beyin takımı”nın bu baskı altında tutulmasını eleştirdi. Gazetelerin özgürlüğünün ve bağımsızlığını sendikal hareketle sağlanabileceğini söyleyen Soner, nitelikli gazetecinin koşullarının nasıl iyileşebileceğini anlattı. Birgün gazetesinden Ahmet Tulgar da “holding medyası”ndaki ayrımların altını çizdi. Haber dilindeki kalıplaşmış söylemleri eleştiren Tulgar, bunların toplumdaki ayrımları derinleştireceğini savundu. Haber yazarken, mevcut aidiyetlerimizden uzaklaşmanın zor olduğunu belirten Tulgar, tarafsız haberciliği, devlet ideolojisi ve gelenek kavramları içinde değerlendirdi. (21.06.2008)      

 

Cumhurbaşkanı Gül, TRT Kanunu’nu onayladı: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5767 sayılı “Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”u onayladı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi: “5767 sayılı 2Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderilmiştir.” (26.06.2008)

 

Gazetecilere yabancı dil eğitimi: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) arasındaki, basın mensuplarının yurt içi ve yurt dışında yabancı dil eğitimi almasına ilişkin projenin mutabakat belgesinin imzası için, TOBB Birlik Merkezi’nde bir tören düzenlendi. Eğitimde başarılı olanlar arasından seçilecek gazeteciler, 3 ay süreyle Londra ve Washington’da dil eğitimi görecek. Devlet Bakanı Mehmet Aydın törende yaptığı konuşmada, projenin maddi boyutunda “aslan payını” TOBB’un üstlendiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu’na teşekkür eden Aydın, “Onların desteği olmasa biz bugün burada bu önemli iş için bir araya gelmiş olmayacaktık” dedi. 100 basın mensubuna yabancı dil eğitimi imkânı tanınmasının bir başlangıç olduğunu, daha fazla kurumun bir araya gelip, daha çok destek vermesi gerektiğini belirten Aydın, şunları söyledi: “Eskiden bir dil bilmek bir insan olmak demekti. Eğer çok kullanılan bir dili biliyorsanız bu neredeyse dünya olmak gibi bir şey. Çok fazla imkân ve kapı açıyor. Ümit ediyorum bu bir başlangıç olur. Genç arkadaşlarımıza, yetişme sürecindeki arkadaşlarımıza daha fazla yardım etmeliyiz ki onlar da özgürlüklerini sorumluluk içinde kullanma şansına sahip olsunlar ve getirdiği aydınlık hepimize ait olsun, hepimizin olsun.” TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da proje hakkında bilgi verirken, BYEGM ile medya mensuplarına, mesleki bilgi ve tecrübelerini artırmaları için yurt içi ve yurt dışında yabancı dil eğitimi sağlayacaklarını kaydetti. Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek, konuşmasında, 1986 – 1991 yılları arasında Tanıtma Fonu desteği ile basın mensupları için bir yabancı dil kursu hazırladıklarını hatırlattı. Bu burstan 168 gazetecinin faydalandığını söyleyen Melek, bu eğitimle basın çalışanlarının yabancı dil eğitimlerinin yanı sıra bilgi ve becerilerinin de artırıldığını ifade etti. Bu Projenin, yerel ve yaygın medya dünyasının yanında, Türkiye’nin tanıtımına da yararlı olmasını umduklarını kaydeden Melek, yerel ve yaygın medyaya çok önem verdiklerini belirtti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Vekili, TOBB Türkiye Medya ve İletişim Meclisi (TOBBMİM) Başkanı Vahap Munyar da projenin gelişimi hakkında bilgi verdiği konuşmasında, kendisin de daha önce BYEGM’nin dil bursu ile yurt dışına gittiğini ve bundan çok yararlandığını anlattı. Munyar, projeden yararlanacak gazetecilerin medya sektöründe önemli yerlere gelmesini diledi. Konuşmaların ardından Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu projenin mutabakat belgesini imzaladı. (27.06.2008)

 

Gazeteci Parmaksızoğlu yaşamını yitirdi: Mudanya basınının kıdemli gazetecilerinden, Mudanya Gazeteciler Cemiyeti’nin (MGC) kurucu başkanı Dündar Parmaksızoğlu yaşamını yitirdi. Parmaksızoğlu’nun cenazesi, Mudanya Tekke-i Atik Camii’nde kılınan namazın ardından ilçe mezarlığında toprağa verildi. (28.06.2008)

 

Mesut Baran yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi gazeteci Mesut Baran yaşamını yitirdi. Baran; Cumhuriyet, Milliyet ve Tercüman gazetelerinde görev yaptı. Birçok gazetecilik meslek ödülü bulunan ve Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD), İstanbul Yelken Kulübü üyesi olan Baran’ın cenazesi, Bebek Camii’nde kılınan namazın ardından Yeniköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. (30.06.2008)   

 

Basın davaları

 

Gazeteciler tele kulak ifadesi verdi: Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Jandarma Genel Komutanlığı’na verdiği izleme yetkilerine ilişkin haber yapan gazeteciler Gökçer Tahincioğlu ve Kemal Göktaş haklarında başlatılan soruşturma kapsamında ifade verdi. (07.06.2008)

 

Basın ödülleri

 

Babıâli çınarları ödüllerini aldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı’nın Eminönü Belediyesi’nin katkısıyla düzenlediği “Unutulmayan Babıâli” gecesi, İstanbul Cankurtaran’daki Kalyon Otel’de gerçekleştirildi. Geceye; Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er, eski bakan ve vali Nevzat Ayaz, Türk Kalp Vakfı Başkanı Çetin Yıldırımakın’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Düzenlenen gecede; Vasfiye Özkoçak, Turgut Fethi, Doğan Hızlan, Nuri Çolakoğlu ve İskender Özsoy’a “Babıâli’de Emek Ödülü” verilirken, Basın Müzesi’ndeki çalışmalarından ötürü Müze Müdürü Saadet Altay’a da bir plaket sunuldu. (02.06.2008)

 

Dünyada basın olayları

 

Basın özgürlüğü tehdit altında: Dünya Gazeteler Birliği (AMJ), Kasım 2007’den bu yana dünyada 28 gazetecinin öldürüldüğünü belirterek, basın özgürlüğü açısından karanlık bir tablo çizdi. AMJ, yayınladığı raporda, son altı ayda Irak’ta 9 gazetecinin öldürüldüğünü ifade ederek, “basın özgürlüğü her yerde ciddi tehdit altında” dedi. Basın özgürlüğünün, Latin Amerika’da çeteler ve yolsuzluğa bulaşmış devlet memurları, Ortadoğu’da otokratik rejimler, Afrika’da çatışmalar, Asya’daki düşman hükümetler, Orta Asya ve Avrupa’da ölüm tehditleri ile adli yargılamaların tehdidi altında bulunduğuna dikkat çeken AMJ, “Irak’ta öldürülen gazeteci sayısında düşüş olsa da, hayatını kaybeden 9 muhabir ile bu ülkenin gazeteciler için en tehlikeli yer olduğunu” vurguladı. (03.06.2008)

 

Gazetelerin tiraj ve reklâm gelirleri arttı: İsveç’in Göteborg kentinde toplanan Dünya Gazeteler Birliği kongresinde yayınlanan rapora göre, geçen yıl, dünyada, gazetelerin tirajı ve reklâm gelirleri artış gösterdi. Ücretsiz gazete ile web gazetesi sayısındaki artışla birlikte, geçen yıl satılan gazete sayısının önceki yıla göre yüzde 2,57 arttığı, günlük gazetelerin reklâm gelirlerinin de geçen yıl yüzde 0,86 ve son 5 yılda yüzde 12,84 oranlarında artış gösterdiği kaydedildi. (04.06.2008)

Başa Dön