Geri Dön

Temmuz 2008 Raporu

Saldırı – yasaklama – engelleme

 

Ödüllü Filistinli gazeteciye İsrail işkencesi: Filistinli gazeteci Muhammed Ömer, İngiltere’den gazetecilik ödülü aldıktan sonra Gazze Şeridi’ne gitmeye çalışırken İsrail güvenlik görevlilerinin tacizine maruz kaldığını bildirdi. Filistin yanlısı Washington Report için çalışan gazeteci Ömer, bulunduğu hastaneden yaptığı açıklamada, İngiltere’de Martha Gellhorn Gazetecilik Ödülü’nü aldıktan sonra, Ürdün’den Batı Şeria’ya geçerken, İsrail askerlerinin denetimindeki Allenby Köprüsü’nde durdurularak yaklaşık 4 saat gözaltında tutulduğunu, giysileri çıkartılarak arandığını söyledi. İsrail askerlerinin kendisini küçük düşürmek istediğini anlatan Ömer, Londra ve Avrupa’ya yaptığı ziyaret hakkında gereksiz sorular sorulduğunu, kendisiyle eğlenildiğini söyledi. Ömer, İsrailli bir görevlinin kendisini iç çamaşırını çıkarmaya zorladığını, diğer yolcuların önünde sürüklendiğini, başının zemine sürtüldüğünü anlattı. Kustuğunu ve bayıldığını belirten Ömer, daha sonra Filistin’e ait bir ambulansla hastaneye kaldırıldığını kaydetti. (03.07.2008)

 

Basında diğer olaylar

 

TGC’den kelepçeye kınama: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Ergenekon soruşturması kapsamında gazetelerin aranması ile gazetecilerin gözaltına alınmasında uygulanan yöntemin endişeleri ve tedirginliği artırdığını belirtti. Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınan isimlere iki gazetecinin de eklenmesinin ardından yapılan basın açıklamasında, “Uygulamaların dayanağı mahkeme kararı olduğu için kararla ilgili bir değerlendirme yapmak yargı otoritesi dikkate alındığında hukuka uygun düşmeyecektir. Ancak kararın uygulanmasında izlenen yöntem, toplumda tedirginlik yaratmakta ve tepkilere neden olmaktadır” denildi. Gözaltına alınanlar arasında iki gazetecinin bulunduğunun belirtildiği açıklamada şunlar kaydedildi: “Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi ile Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay gözaltına alınmışlardır. Meslektaşlarımıza yapılan muameleyi ve özellikle Büyükçelebi’nin Tercüman gazetesinden götürülürken ellerinin kelepçelenmiş olmasını şiddetle kınamaktayız. Yetkililerden bu hukuka aykırılığın derhal soruşturulmasını beklediğimizi de belirtmek isteriz. Ergenekon soruşturmasının yaklaşık bir yıldır sürmekte oluşu ve bazı meslektaşlarımızın bu süreyi tutuklu olarak geçirme zorunda bırakılması da endişelerimizi artırmaktadır. Yargıya saygı duymakla birlikte, insan hakları ve adil yargılanma hakkı yönünden değerlendirme yapma zorunluluğu ile karşı karşıya kalmış olmak, bizi ayrıca düşündürmektedir. Soruşturmanın sürüncemede bırakılmadan en kısa sürede bitirilip iddianamenin hazırlanarak davanın açılması demokratik hukuk devletinin gereğidir. Sürenin uzaması yargının siyasallaştığı iddialarını yoğunlaştıracak, böylece de tedirginlik daha da artacaktır.” (02.07.2008)

 

TGS’den açıklama: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Yönetim Kurulundan, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili yapılan açıklamada, “Bağımsız yargının kararına saygılıyız ancak yaşanılan süreç, bağımsız yargının devlet içindeki gruplaşmaların siyasi çekişmelerine alet edildiği yönündeki endişeleri bir kez daha gündeme taşımaktadır” denildi. Sendikanın örgütlü olduğu Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı ve emekli Orgeneral Şener Eruygur ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un da aralarında bulunduğu bazı kişilerin “Ergenekon Soruşturması”nı sürdüren İstanbul Cumhuriyet savcılarının talimatıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındığı anımsatılan açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Cumhuriyet gazetesinin Ankara bürosunun yanı sıra ATO ve ADD genel merkezine yönelik uygulamalar, aylardır davası açılmamış, iddianamesi yazılmamış soruşturma kapsamında göz altıların sürdürülmesi, bizleri bir kez daha adalet ve hukuka bir gün herkesin ihtiyacı olacağını hatırlatmayı zorunlu kılmaktadır. Bağımsız yargının kararına saygılıyız ancak yaşanılan süreç, bağımsız yargının, devlet içindeki gruplaşmaların siyasi çekişmelerine alet edildiği yönündeki endişeleri bir kez daha gündeme taşımaktadır. Gazeteci Balbay, daha önce İlhan Selçuk gözaltına alındığında köşesindeki ‘Büyük Gözaltı’ başlıklı yazısına, ‘Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek’ diye son vermişti. Ancak görünen o ki sürekli olarak susmayanlara gelmektedir.” (02.07.2008)

 

Gözaltı görüntüleri bizi daha da yaraladı: TOBB Medya ve İletişim Meclisi Başkanı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Vekili Vahap Munyar, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’nin Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınma gerekçelerinin bir an önce açıklanmasını istedi. Munyar, “Şüphe duyulan bağlantıları varsa, gerekçeleri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşılıp, soruşturmayı yürüten ekiplerin önüne çağrılabilir. Apar topar gözaltı görüntülerine hiç gerek yoktur” dedi. Vahap Munyar, yayınladığı açıklamada, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’nin gözaltına şekline tepki gösterdi. Bir yılı aşan zaman diliminde sürdürülen Ergenekon operasyonunun, son göz altılarla yeni bir boyut kazandığını ifade ede Munyar şunları söyledi: “Unutulmamalıdır ki, gazeteciler, toplum önünde neredeyse çıplak geziyormuşçasına şeffaf durur. Attıkları her adım, savundukları her görüş, gayet iyi bilinir. Aynı durum Mustafa Balbay için de fazlasıyla geçerlidir. Mustafa Balbay, kimi kesimlerin pek de hoşuna gitmeyen görüşlerini gazetesindeki köşesinde, çıktığı televizyon programlarında ortaya koyuyor. Her şeye rağmen şüphe duyulan bağlantıları varsa, gerekçeleri kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşıp, soruşturmayı yürüten ekiplerin önüne çağrılabilir. Apar topar gözaltı görüntülerine hiç gerek yoktur.” (03.07.2008)

 

Mustafa Yücel anıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) önceki genel sekreterlerinden Mustafa Yücel, ölümünün 25’inci yılında Edirnekapı Şehitliği’ndeki mezarı başında anıldı. Cemiyetin ilk üyelerinden olan Yücel, yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı da yaptıktan sonra 1956 yılında genel sekreterlik görevini üstlenmişti. Yücel’in aralıksız 27 yıl sürdürdüğü görevinde basın mesleğine ve Cemiyete katkıları nedeniyle saygın bir yeri bulunuyor. (05.07.2008)

 

Mustafa Balbay serbest bırakıldı: Polislerin kelepçe takarak götürdüğü Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’nin ardından Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay da serbest bırakıldı. Mustafa Balbay, adliye çıkışında gazetecilerin yanına gelerek kısa bir açıklama yapmak istediğini söyledi. Gazeteci Balbay, kameralar ve objektifler önünde açıklama yaparken sarı basın kartını çıkarıp herkese göstererek, “İçeriye sadece bu kimliğimle girdim. Gazeteci kimliğimle girdim, gazeteci kimliğimle çıkıyorum” dedi. Balbay, eşini, çocuklarını, gazetesini, okurlarını, dinleyenlerini ve izleyenlerini çok özlediğini söyledi. (07.07.2008)

 

TGC, kelepçenin peşini bırakmıyor: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki genel sekreterlerinden Mustafa Yücel’in anma töreninde kısa bir konuşma yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan gazetecilere uygulanan müdahaleyi ve soruşturmanın “sözde” gizliliğini eleştirdi. Ergenekon soruşturması kapsamında gazeteci Mustafa Balbay’ın evi ve iş yerinin aranması sonucunda bulunan belgeler hakkında, “Bir yandan belgen var mı? diye soruyorlar, diğer yandan Nedir bu belgeler? diye soruyorlar” dedi. Belgelerin nereden alındığına dair bir sorgunun, araştırmacı gazetecilik ilkeleri önünde engel oluşturacağını dile getiren Erinç, TGC’nin girişimiyle gazetecilere kaynağını açıklamama konusunda yasal haklar sağlandığını anımsattı. Erinç, Ergenekon operasyonu ile ortaya çıkan gelişmelerle, gazeteciliğin giderek yapılması daha zor bir meslek haline geldiğini söyledi. Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’nin kelepçelenerek gözaltına alındığına işaret eden Erinç, “Burada görevlerin birbirine girdiğini görüyoruz. Polis vazife kanunu ile ceza mahkemeleri kanunu açısından baktığımızda bu durumu anlamakta güçlük çekiyoruz. Azılı bir katil gibi ellerinin arkadan kelepçelenmesi için verilen idari yetki neden sadece Ufuk için uygulandı?” diye konuştu. Gazetecilere kelepçe vurulmaması ile ilgili bir genelge olduğunu anımsatan Erinç, İçişleri Bakanlığı’nın görevini yerine getirmesini ve söz konusu kelepçe olayının ardına düşünülmesini istedi. (08.07.2008)

 

Ali Bugay yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi Ali Bugay 86 yaşında vefat etti. Bugay’ın cenazesi, Şişli Camii’nde kılınan namazın ardından Edirnekapı Mezarlığı’nda toprağa verildi. TGC Başkanı Orhan Erinç ve TGC Yönetim Kurulu Üyesi Arif Kızılyalın’ın da katıldığı cenaze töreninde basın camiasından birçok isim bir araya geldi. Milliyet gazetesinin en eski çalışanlarından olan Ali Bugay, gazetecilik mesleğine 1958 yılında Milliyet gazetesinde başlayıp meslek yaşamını bu basın örgütünde sürdürdü. Santralde ve veznede görev yapan Ali Bugay, Milliyet çalışanlarının Ali Baba’sı olarak biliniyordu. (08.07.2008)

 

Dink’in portresi Basın Müzesi’nde: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi’nde düzenlenen törenle, Hrant Dink’in yağlı boya tablosu, Müzenin galerisinde yer alan basın şehidi Uğur Mumcu’nun tablosunun yanına konuldu. Törene; Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ve yakınları ile TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Celal Toprak, TGC Yönetim Kurulu Üyeleri ile çok sayıda basın mensubu katıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç törende yaptığı konuşmada, “Hrant Dink, gazetecilerimiz arasından silahla alınan son meslektaşımızdı. Hrant Dink’in tablosu, Agos gazetesi ve Dink ailesinin katkılarıyla Müzemize konulmuş bulunuyor. Bu nedenle kendilerine buradan teşekkürlerimizi sunuyorum. Sevgili Hrant Dink’i de bir kez daha saygı ve sevgiyle anıyorum” dedi. Türkiye’de gazeteciliğin giderek yapılması daha da zorlaşmakta olan bir meslek formuna geldiğini bir kez daha vurgulayan Erinç, bu konuda yetkililerin önlem almamasını eleştirdi. Erinç, Dink cinayeti hakkındaki davanın devam ettiğine işaret ederek, “Hrant Dink’in, Basın Müzesi içinde yer alan ölen gazeteciler bölümündeki meslektaşları arasına katılması, gazeteciliğin ne kadar zor, tehlikeli bir meslek olduğunu kanıtlaması bizi ayrıca üzüyor” dedi. Gazeteci Hrant Dink’in eşi Rakel Dink de törende yaptığı konuşmada ifade özgürlüğünün önemini vurguladı. Türkiye’de özgür ifade ortamına zemin hazırlanmasını temenni eden Dink, “İnsanın kendini gerçekten özgür ifade edebilmesi, sözde adaletli değil de gerçekten adaletli olmalı. Eşim de dahil olmak üzere, bu ülkenin evlatları maalesef genç yaşlarında müzelik oldular” dedi. (10.07.2008)

 

Basına baskı olmasın: Uluslararası Basın Enstitüsü, Türk yetkililerin, politik kriz ortamında basın özgürlüğü ilkelerine duyarlı davranmalarını istedi. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi Direktörü David Dadge, “Politik belirsizlik dönemlerinde toplumun bilgilendirilmesinde medyanın rolü hayati önemdedir ve bu da ancak gazetecilerin gizliliği koruma altına alınmış kaynaklarla çalışmasıyla mümkün olabilir” dedi. Dadge, Türk yetkililerin, medyanın müdahale olmaksızın çalışmasına izin vermelerini ve araştırmacı gazeteciliğe, hizmet ettiği kamu yararına tehdit teşkil edecek engellemelerde bulunmasının güvence altında olmasını “şiddetle” tavsiye etti. Komitenin 1 Temmuz’da yayınladığı bildiriyle, Ergenekon soruşturması çerçevesinde gerçekleşen bir dizi tutuklamaya ilişkin endişeler dile getirilmişti. Açıklamada, tutuklanan 5 gazetecinin gözaltına alınmaları sırasında, kelepçelenmeleri ve kollarına girilerek götürülmeleri kınanmıştı. (15.07.2008)  

 

Gazeteci Talia Dona vefat etti: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) en kıdemli üyelerinden, 1997 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi gazeteci Talia Dona 98 yaşında vefat etti. 1945 yılında Associated Pres Ajansı’nda muhabir olarak gazeteciliğe başlayan Dona, 86 yaşında kadar ajansta aktif gazeteciliğini sürdürmüş, Türkiye Temsilcisi ve İstanbul Bürosu Müdürüyken, 1997 yılında emekliye ayrılmıştı. Türk basınında “Bayan Dona” olarak ünlenen Talia Dona’nın cenazesi, Fener’deki Rum Ortodoks Patrikhanesi’ndeki törenin ardından toprağa verildi. (16.07.2008)

 

Gazeteci – yazar Örsan Öymen anıldı: Gazeteci – yazar Örsan Öymen, ölümünün 21. yılında Zincirlikuyu’daki kabri başında anıldı. Öymen’in ağabeyi gazeteci Altan Öymen, çocukları Kunter Örsan Öymen, ve Yasemin Öymen, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin ile yakınlarının katıldığı törende, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç kısa bir konuşma yaptı. Erinç yaptığı konuşmada; “Yaşasaydı Örsan’ın kendisini bugün çok zor bir durumda hissedeceğini düşünüyorum. Çünkü Türk basını, benim de içinde bulunduğu 50 yılı aşkın süredir hiç bu kadar yasalara ve meslek kurallarına aykırı uygulamalar yapan bir meslek olmamıştı. O açıdan bakıldığında gazeteciliği bir kez daha meslek ilkeleri açısından sorgulamak gerekiyor” dedi. Altan Öymen de yaptığı konuşmada, kardeşinin bütün ömrünce gazetecilik yaptığını, televizyonun ilk kuruluşunda önemli görevler üstlendiğini, uluslararası alanda gazetecilik yaptığını anlattı. (23.07.2008)

 

Salih Ergun Tolon yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, sürekli basın kartı sahibi gazeteci Salih Ergun Tolon yaşamını yitirdi. Tolon gazeteciliğe 1962 yılında Son Havadis gazetesinde başladı. Daha sonra Tercüman gazetesinde çalıştı. Tolon’un cenazesi, Bakırköy Amine Hatun Camii’nde kılınan namazın ardından Topkapı Çamlık Mezarlığı’nda toprağa verildi. (23.07.2008)

 

Erinç: “Meslek etik kurallarının yok sayıldığı bir dönemdeyiz”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Türk basınında sansürün ilk kez kaldırılışının 100’üncü yılı ve “Geleneksel Gazeteciler Günü” nedeniyle Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe’de bir tören düzenledi. Törende TGC’nin “Geleneksel Basın Özgürlüğü Ödülleri”ne değer görülen Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu ve Vatan gazetesinden Kemal Göktaş ile kurum dalında Basın Müzesi ödüllerini aldı. Gecede ayrıca “Sansürden Yasağa 1” isimli sergi de açıldı. NTV spikerlerinden Duygu Canbaş’ın sunuculuğunu yaptığı törende, geçen yıldan bu yana sürekli basın kartı almaya hak kazanan TGC üyelerine armağanları sunuldu. Törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, sansürün ilk kez kaldırılışının 100’üncü yılını anmayı bugün yaşanan ortam nedeniyle yadırgayanlar olabileceğini dile getirerek, “Ancak hemen belirtelim ki bu yaklaşım, aradan geçen 100 yıl içinde sansürün hiç uygulanmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü hep biliyoruz ki sansürlü dönemler yaşandı. Ardından da Anayasa’da ve yasalarda yer verilen kurallarla yasaklar dönemi başladı” dedi. Sansürün görevini yasaların ve yasakların üstlendiğini kaydeden Erinç, şunları söyledi: “Ayrıca şunu da önemle vurgulamamız gerekir ki yasaklara karşın, yasaları ve meslek etik kurallarını böylesine kapsamlı bir biçimde yok sayan bir dönem geçmişte hiç yaşanmadı. Siyasetin hukuksallaşmasını beklerken, hukukun siyasallaşması konusundaki görüntüyü de eleştirilmesi gereken özel bir durum olarak nitelendiriyoruz.” Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin sahibi meslek örgütü olarak özellikle göz altılarda meslektaşlarına reva görülen uygulamaları gündeme getirerek eleştirdiklerini vurgulayan Erinç, yasalara ve kurallara aykırı olduğuna inandıkları bu uygulamalarla ilgili olarak hiçbir yetkilinin kılının bile kıpırdamadığını görmenin daha da şaşırtıcı olduğunu ifade etti. TGC Başkanı Erinç, doğrudan yetkili olmayan kimi kamu görevlilerinin bazı televizyon kanallarının ekranlarını karartma girişimlerinin de yaşanan ortama damgasını vuran bir yasak girişimi olarak gündeme geldiğine dikkat çekti. (26.07.2008)

 

Gül: “Demokrasinin vazgeçilmez kurumu”: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, basının görevlerini gereği gibi yapabilmesi için, basın özgürlüğünün sağlanmasının, her şart altında gözetilmesi ve geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Gül, “Basında Sansürün Kaldırılışının Yıldönümü” dolayısıyla yayınladığı mesajda; bağımsız ve tarafsız basının, standardı günden güne yükselen demokrasinin vazgeçilmez kurumların biri olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Gül, “Geçmişten günümüze memnuniyet verici bir gelişme içinde gördüğümüz Türk basını, toplum adına üstlendiği sorumlulukları başarıyla yerine getirmektedir” dedi. Basının toplumsal hayattaki etkinliğinin artmasının, siyasal katılım yollarının gelişmesini, toplumun bilinçlenmesini, neden – sonuç ilişkisiyle sağlıklı değerlendirmeler yapmasını sağlayarak, demokrasi kültürünü güçlendirdiğini belirten Gül, şunları söyledi: “Bugün Türkiye, bu katkılarla, açık toplum olma yolunda önemli mesafe kat etmiştir. Ülke meseleleri tüm boyutlarıyla tartışılabilmekte, her türlü fikir serbestçe dile getirilebilmektedir. Kamuoyu, sorunlar, gelişmeler ve olaylar karşısında duyarlıdır. Bunlar, şüphesiz demokrasimizi zenginleştiren ve geliştiren faktörlerdir. Basının görevlerini gereği gibi yapabilmesi için, basın özgürlüğünün sağlanması, her şart altında gözetilmesi ve geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Milletimizin gücünü ve dinamizmini sürdürmesi, aynı anda daha da ileriye gitmesi, ancak gerçek bir demokrasi ve hürriyet ortamında ve bağımsız, tarafsız, çok sesli bir basının mevcudiyetiyle mümkündür. Basının sansür ve benzeri sınırlamalara maruz kalmadan sorumluluklarını yerine getirebilmesi, sağlıklı bir demokratik düzen açısından zorunludur.” Toplumun haklarının ve çıkarlarının korunmasında önemli işlev üstlenen basının, haber verme, denetleme yapma, kamuoyunu doğru bilgilerle aydınlatma, kamuoyu oluşturma, yanlışlıkları sorgulama görevleri bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, bunun, basının demokratik sistemdeki konumunun da bir gereği olduğunu vurguladı. Ancak, eleştiri sınırlarını aşan, gerçeği yansıtmayan bilgiler ve mesnetsiz iddialarla haber ve yorumlar yapılmasının, basının güvenilirliğine de zarar vereceğini belirten Cumhurbaşkanı Gül şöyle devam etti: “Türk basınının, çalışmalarını, doğru haber verme, tarafsızlık, objektiflik, özel hayata ve kişilik haklarına saygı, meslek ahlak ilkelerine bağlılık, kendi içinde denetim yapma gibi değerler dışında yüksek bir sorumluluk duygusuyla devam ettireceğine inanıyorum. Basınımız, ülkemizin ilerlemesine, toplumsal gelişmenin hız kazanmasına, Türkiye’nin standartlarının her alanda yükselmesine katkılarını geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de sürdürecektir. Basında sansürün kaldırılışının yıldönümünde, Türk basının çalışmalarında başarılar diliyor, görevlerini yaparken hayatını kaybeden değerli basın camiamızın tüm mensuplarına selam ve sevgilerimi iletiyorum.” (26.07.2008)

 

Toptan: “Her tür sansüre karşı çaba gösterilmeli”: TBMM Başkanı Köksal Toptan, basında sansürün kaldırılışının 100. yıldönümü ve geleneksel gazeteciler günü nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’e bir kutlama mesajı gönderdi. Demokrasinin sağlıklı işlemesini sağlayan en önemli kurumlardan birinin basın olduğunu ifade eden Toptan, çağdaş demokrasilerde yasama, yürütme ve yargının yanında, gücünü tamamen kamuoyundan alan basının etkin bir kuvvet durumuna geldiğini ifade etti. Toptan mesajında şunları söyledi: “Çağdaşlığı ve gelişmenin süreklilik kazanmasını sağlayan tek yönetim biçimi olan demokrasinin gelişmesi ve kökleşmesi ancak özgür ve bağımsız bir basın ile mümkündür. Basının kendisinden beklenen görev ve işlevleri yerine getirebilmesinin en önemli şartı basın özgürlüğüdür. Sansürün olduğu ülkelerde basın, halkın ve gerçeğin sesi ola işlevini yitirmektedir. Bu nedenle demokrasi yara almakta ve kökleşmemektedir. Dolayısıyla her türlü sansüre karşı çaba göstermenin demokrasinin gereği olduğuna yürekten inanıyorum. Bu duygularla basında sansürün kaldırılışının 100. yıldönümünü ve tüm basın mensuplarının Geleneksel Gazeteciler Günü’nü kutluyor, hepsine başarılar diliyorum.” (26.07.2008)

 

Erdoğan: “Kamuoyunun oluşu basınla mümkün”: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, basında sansürün kaldırılışının 100. yıldönümü ve Geleneksel Gazeteciler Günü dolayısıyla mesaj yayınladı. Erdoğan, toplumsal gelişmelere duyarlı ve sağlıklı değerlendirmelerde bulunabilecek bir kamuoyunun oluşmasının ancak özgür ve sorumluluğunun bilincinde bir basının varlığıyla mümkün olduğunu ifade etti. Basının görevinin, meslek ahlak ve ilkelerine bağlı kalarak, zamanında ve etkin bir biçimde bilgilendirmek, gelişmelerden haberdar etmek olduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti: “Bugün basın kuruluşlarımız, bu son derece hayati olan toplumsal görevi, sansüre uğratmadan, kısıtlanmadan, engellenmeden yerine getirebilmelidir. Basınımızın özgür olması, demokrasimizin yaşamasının ve gelişmesinin vazgeçilmez bir gereğidir. Hükümet olarak, basınımızın ve basın mensuplarımızın sorunlarına çözüm bulmak için basın kuruluşlarımızla işbirliği ve diyalog halinde sürdürdüğümüz çalışmalarımıza bundan sonra da devam edeceğiz. İnanıyorum ki basınımızın da faaliyetlerini kamu yararını gözeten bir anlayışla yürütmeye daha çok özen gösterecek, bütün bilgilendirmelerinde toplum üzerindeki etkisini hiçbir zaman unutmayacaktır. Bu düşüncelerle, üstlendikleri sorumluluğun bilinciyle ve özveriyle görev yapan tüm basın mensuplarımızın Basın Bayramı’nı kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.” (26.07.2008)

 

TGS’den açıklama: Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS), basında sansürün kaldırılışının 100. yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, “100 yıl önce olduğu gibi sansüre direnebilecek kadar cesur medya sahiplerini günümüzde görmesek de yürekli ve ilkeli meslektaşlarımızın varlığı umutlarımızın kaybolmasına engel olmaktadır” denildi. Açıklamada, “Siyasi iktidarların, özgür ve bağımsız gazetecilik anlayışını bir türlü benimseyememesi ve muhalif eleştirilere karşı tahammülsüzlüğünün, sansüre ilk direnişin üzerinden bir asır geçmesine rağmen ne yazık ki hala devam ettiği” belirtildi. Açıklamada, “Türk Ceza Kanunu’nun basın ve ifade özgürlüğüne hapis cezaları öngören maddeleri ile Terörle Mücadele Yasası’nın özgürlükleri kısıtlayıcı hükümlerini iyileştirme çabaları yerine, bu hükümlerin gazeteciler ve medya organları üzerinde baskı kurmak amacıyla acımasızca uygulandığına üzülerek tanık olunduğuna” da yer verildi. (26.07.2008)

 

TGC’ye kutlama mesajları: Basında sansürün kaldırılışın 100. yıldönümü ve Geleneksel Gazeteciler Günü dolayısıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’e birçok kutlama mesajı geldi. Başkan Orhan Erinç’e telgraf gönderen isimler şöyle: TBMM Başkanı Köksal Toptan, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, İzmir Valisi M. Cahit Kıraç, Maliye Müsteşarı Hasan Basri Aktan, Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı C. Tanıl Küçük, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, RTÜK Başkanı Dr. Zahit Akman, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Devlet Bakanı Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Türk – İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, AKP Samsun Milletvekili Suat Kılıç, Ankara Milletvekili Eşref Erdem, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, AKP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Edibe Sözen, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafiz Ozak, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Enka Yönetim Kurulu Başkanı Şarık Tara, RTÜK Başkan Vekili Dr. Vahap Darendeli ve eski Devlet Bakanı Mehmet Ali Yılmaz. (26.07.2008)

 

Gazeteci Özden Alpdağ yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve sürekli basın kartı sahibi gazeteci Özden Alpdağ yaşamını yitirdi. Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) kurucularından olan Alpdağ’ın cenazesi, Foça Fatih Camii’nde kılınan namazın ardından Yeni Mezarlık’ta toprağa verildi. Özden Alpdağ Ankara’da uzun yıllar gazetecilik yaptıktan sonra Foça’ya yerleşmişti. (28.07.2008)

 

TGC: “İnsanlık dışı vahşeti şiddetle kınıyoruz”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Güngören’de 17 kişinin ölümüne, 100’e yakın kişinin de yaralanmasına yol açan terör olayı ile ilgili yaptığı açıklamada, bu tür terör olaylarının ülkenin birliğini ve dayanışmasını bozmaya gücünün yetmeyeceğini belirtti. Açıklamada, terör lanetlendi. TGC Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada ,“Terörün acımasızlığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Kadın, erkek, çocuk ayrımı yapmadan masum insanları hedef alan bu insanlık dışı vahşeti şiddetle kınıyoruz. Terör saldırısında hayatını kaybeden yurttaşlarımızın acısını tüm ulusumuzla birlikte yürekten paylaşıyoruz” denildi. (29.07.2008)

 

Kosovalı gazeteciler TGC’yi ziyaret etti: Kosovalı gazeteciler Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret etti. Gazeteciler TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto’dan Cemiyetin yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi aldı. Olcayto, gazetecilerin Türkiye’deki gazetecilikle ilgi sorularını yanıtladı. Turgay Olcayto, soruların ardından, Kosova’nın resmi televizyon kanalı olan RTK için de demeç verdi. TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto ve TGC Genel Sekreteri Celal Toprak’ın ağırladığı gazeteciler, çalışmalarını kutlayarak Cemiyetten ayrıldılar. (30.07.2008)

 

İzmir’de İsmail Sivri anısına heykel: İzmir Konak Belediyesi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı İsmail Sivri’nin anısına ölümünün birinci yılında heykel yaptırdı. Konak Belediye Başkanı Ali Muzaffer Tunçağ tarafından yaptırılan heykel, Alsancak’taki Kıbrıs Şehitleri Caddesi ile Mehmet Esat Bozkurt Caddesi’nin kesiştiği noktaya yerleştirildi. (31.07.2008)  

 

Basın davaları

 

Kelepçeli gazeteci ilk sorguda serbest: Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edilen Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi’nin aralarında bulunduğu 4 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarınca ifadeleri alındıktan sonra “Ergenekon terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklanmaları istemiyle İstanbul Nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen Ufuk Büyükçelebi, Tunç Akkoç, Siyami Yalçın, Murat Avar ve Hamza Demir salıverildi. Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, gözaltına alınırken elleri arkadan kelepçelenmişti. (05.07.2008)

 

301’den gazeteciye beraat: Aydınlık Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Zahide Ruhbar Şenoğlu, 29 Temmuz 2007 tarihinde dergide yayınlanan bir yazıda, “TBMM’yi alenen aşağıladığı” gerekçesiyle açılan davada beraat etti. Davayı karara bağlayan mahkeme, Şenoğlu’nun, basın hürriyeti kapsamında kamuyu aydınlatma ve haber verme ile kamuoyu oluşturma nedeniyle eleştiri mahiyetinde yazılar yazdığına, suçun yasal unsurları oluşmadığından sanığın beraatına karar verdi. Dava, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülüyordu. (17.07.2008)

 

Aydınlık dergisine “hakaretten” ceza: Aydınlık dergisinde yayımlanan “Atasagun – Bahçeli İkilisine Özel Görev” başlıklı haberde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye “hakarette bulunulduğu iddiasıyla” yargılanan Emcet Olcaytu ile Zahide Ruhsar Şenoğlu, 2 bin 400’er YTL adli para cezasına çarptırıldı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında, Aydınlık dergisinde 18 Aralık 2005 tarihinde yayımlanan haberde, “Atasagun, MHP Genel Merkezi’ne yerleşti. Görev, Türkiye himayesinde Kürdistan özel projesini uygulamak. Hedef, federasyonu milliyetçi, Atatürkçü kisvesi altında bir koalisyon yaptırmak. Kerkük’ü alıyoruz diyerek Diyarbakır’ı vermek. Kamuoyunu ikna için PKK’yı bitiriyoruz balonu uçurulacak” şeklinde ifadelere yer verildiği aktarıldı. (18.07.2008)

 

Bekir Coşkun “dingil”den aklandı: AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın Hürriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun’a “Sayın Dingil” başlıklı yazısından dolayı açtığı tazminat ve ceza davasında Bakırköy Savcılığı, ceza davasıyla ilgili “Kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi. (19.07.2008)

 

Dink cinayetinde askere soruşturma: Trabzon Valisi Nuri Okutan, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinde ihmali olduğu iddiasıyla eski İl Jandarma Alay Komutanı Albay A.Ö. ve eski İstihbarat Şube Müdürü Kıdemli Yüzbaşı M.Y. hakkında soruşturma açılmasına karar verildiğini bildirdi. Vali Okutan, jandarma astsubay O.Ş ile jandarma uzman çavuş V.Ş.’nin görevi ihmal iddiasıyla haklarında açılan dava kapsamında mahkemede ifade verdikleri, ifadeler doğrultusunda, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılması konusunda kendilerine yazı geldiğini belirtti. Okutan, bunun üzerine kendisinin konuyla ilgili bir müfettiş talep ettiğini ifade ederek, “Müfettiş Trabzon’a geldi, incelemelerde bulundu ve rapor düzenledi. Biz de raporu değerlendirdik” dedi. Raporun İl İdare Kurulu’nda görüşüldüğünü kaydeden Okutan, “Albay A.Ö. ve dönemin İl İstihbarat Şube Müdürü Kıdemli Yüzbaşı M.Y. hakkında istihbaratı gizlemek ve işlem yapmamaktan soruşturma açılmasına karar verdik” diye konuştu. (21.07.2008)

 

Basın ödülleri

 

RTÜK

 

Dünyada basın olayları

 

Filipinler’de bir gazeteci öldürüldü: Filipinler’de bir gazeteci, motosiklet üzerindeki silahlı iki kişi tarafından öldürüldü. Polis, bir radyoda yorumcu olarak çalışan Robert Sison’un başkent Manila’nın 100 km güneydoğusundaki Sariaya kasabasında iki kızıyla birlikte evine giderken saldırıya uğradığını açıkladı. Kızlarından birini korumaya çalışırken vücuduna 9 kurşun isabet eden gazetecinin olay yerinde öldüğünü bildiren polis, gazetecinin kızlarından birinin de yaralandığını belirtti. Sison’un ölümüyle bu yıl Filipinler’de öldürülen gazeteci sayısı 2’ye çıktı. (03.07.2008)

Başa Dön