Geri Dön

Eylül 2008 Raporu

Saldırı – yasaklama – engelleme

 

Gazeteci gözaltında vurularak öldürüldü: Rusya’ya bağlı İgnuş Cumhuriyeti’nde polisin şiddete başvurmasından şikâyet eden bir internet sitesinin kurucusu, gözaltındayken vurularak öldürüldü. Yerel polis, gazetecinin gözaltındayken bir polis memurunun silahını almaya çalıştığını ve yanlışlıkla kafasından vurulduğunu açıkladı. Öldürülen Magomed Yevloyev, bölgenin Kremlin yanlısı lideri Murat Zyazikov’u en açık dille eleştiren gazetecilerden biriydi. Rus Savcılığı, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını bildirdi. (04.09.2008)

 

Basında diğer olaylar

 

Basın İlan Kurumu Kocaeli Şubesi açıldı: Basın İlan Kurumu Kocaeli Şubesi, 1 Eylül’den itibaren hizmet vermeye başladı. Böylelikle, şehir gazeteciliğinin önde olduğu iller arasında yer alan Kocaeli’nde önemli bir eksiklik giderilmiş oldu. Merkezi İstanbul’da bulunan Basın İlan Kurumu’nun Ankara, Bursa, Konya, Gaziantep, Kayseri, Antalya, Trabzon ve Eskişehir’de de şubeleri bulunuyor. Basın İlan Kurumu, Kocaeli’nde bulunan resmi kurum ve kuruluşların ilanlarını, hak edişlere göre gazetelere dağıtacak. (03.09.2008)

 

TGS’den işten çıkarmalara tepki: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Olay Medya’da gazetecilerin işten çıkarılmasına tepki gösterdi. TGS Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada; “Gazetecilerin sendikalaşma çabalarını hoş görmeme eğilimine daha önce ATV – Sabah yönetimi sırasında şahit olduğumuz TMSF Yönetimi, Olay Medya’daki bu uygulamasıyla mevcut anlayışını koruduğunu bir kez daha göstermiştir” denildi. TGS’den yapılan açıklamada, TMSF’nin 7 Mart 2008 tarihinde el koyduğu Olay Medya Grubu’da çalışan, TGS üyesi İsmail Kemankaş ve Esat Kaplan’ın iş akitlerinin feshedildiği de belirtildi. (05.09.2008)

 

İfade özgürlüğünü engellemeyin: Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Almanya’da görülmekte olan “Deniz Feneri e. V Davasıyla” ilgili olarak yapılan yayınlar nedeniyle Doğan Medya Grubu’na yönelik açıklamalarına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) tepki geldi. TGC Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Başbakanın sözlerinin yalnızca Doğan Grubu’na ve orada çalışan gazetecilere değil, tüm medyayı ve gazetecileri töhmet altında bırakan bir haksızlığı içerdiği belirtildi. Açıklamada, Yönetim Kurulunun,” Başbakana ifade özgürlüğü ve çoksesliliğin sağlanmasına yönelik çabaları engelleyecek nitelikteki tutumunu değiştirmesi için çağrıda bulunmayı zorunlu” gördüğü ifade edildi. Açıklamada, Türkiye’de çok partili döneme geçildiği günden bu yana çokseslilik ve ifade özgürlüğü konusundaki en bunalımlı sürecin yaşanmakta olduğu vurgulandı. Bunun başlıca nedenlerinden birinin de “2002 yılında Acil Eylem Planı kapsamında ticaret – siyaset – medya ilişkilerinin normalleştirilmesi yolunda verilen sözün bir yana bırakılması ve medya yapılanmasının daha da karmaşık bir duruma sokulması” olarak ifade edildi. Demokrasilerin olmazsa olmazlarının başında ifade özgürlüğünün geldiği belirtilen açıklamada “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de bu özgürlüğün ‘resmi makamların müdahalesi olmadan kullanılmasını’ güvence altına almıştır. Ancak geldiğimiz noktada böyle bir güvenceden söz etme olanağı bulunmamaktadır. İfade özgürlüğünün pazarlıkla ya da tehditle bir arada var olması olanaksızdır” denildi. Açıklamada, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde yer alan şu kurallara dikkat çekildi: “Gazeteci her ne amaçla olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yollara başvuramaz. Gazeteci bu şekildeki baskılara da karşı koyar. Gazeteci temel bilgileri yok edemez, görmezlikten gelemez ve metinler ile belgeleri değiştiremez. Yanlış, yanıltıcı ve tahrif edilmiş yayın malzemesi kullanmaktan uzak durur.” Açıklamada, Türk Ceza Hukuku’nda haklarına saldırıda bulunulduğuna inananların, haklarını yargı katları dışında aramalarının da yasaklandığı hatırlatıldı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Ahmet Abakay da Başbakan Erdoğan’ın Deniz Feneri e. V davasıyla ilgili Doğan Grubu’nu isim vererek suçlamasına tepki gösterdi. Abakay, “Başbakanın cevap vermesi gereken Almanya’daki savcıdır. Doğan Grubu ortaya çıkan bir yolsuzluğu yazıyor. Bu basının görevidir” dedi. (09.09.2008)

 

“Basın Özgürlüğü Ödüllü” iki gazeteciye IPI desteği: Basın Enstitüsü Derneği IPI Ulusal Komitesi, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Türkiye’de telefon üzerinden yapılan bütün iletişim dökümlerinin alınabilmesi için Ankara 11’inci Ceza Mahkemesi’nden aldığı izni haber yapan Milliyet gazetesi muhabiri Gökçer Tahincioğlu ve Vatan gazetesi muhabiri Kemal Göktaş hakkında dava açılmasına tepki gösterdi. Komite tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Tahincioğlu ve Göktaş telefon konuşmalarının bütün Türkiye’den dinlenebilmesi ile ilgili bir mahkeme kararını, yayın konusu yapmışlardır ve yine hukukçuların yorumlarına göre, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi terörle doğrudan doğruya mücadele eden bir kimse değildir. Dolayısıyla, bu kararın yayın konusu yapılması, Terörle Mücadele Kanunu’na aykırılık kapsamında düşünülemez. Bu şekilde mütalaa, basın özgürlüğü, haber verme özgürlüğü, bilgi edinme özgürlüğüne yönelik ihlal anlamına gelir” denildi. (10.09.2008)

 

Basın Enstitüsü Derneği’nden açıklama: Basın Enstitüsü Derneği, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’da sürmekte olan Deniz Feneri e. V davası ile ilgili olarak Doğan Medya Grubu üzerinden medyaya gözdağı vermesini kaygıyla izlediklerini açıkladı. “Başbakanın parti toplantılarında medyayı yuhalatması kabul edilemez” denilen açıklamada; “Şantaj, tehdit ve çeşitli baskılarla rahatsız edilerek basının görevini yerine getirmesi engellenmektedir. Bu, halkın haber alma özgürlüğünün ihlalidir. Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne götürme vaadindeki bir başbakanın hukuk devleti araçlarını kullanmak yerine, ‘hafta içinde doğrular yazılmazsa cumartesi günleri hesabını sorarız’ diyerek tehdit üslubunu tercih etmesi de son derece yadırgatıcıdır.” Açıklamada, Başbakanın köşe yazarları ile ilgili olarak söylediği “maaşlı, paralı silahşorlar” sözlerinin görevini yapmakta olan gazetecileri töhmet altında bıraktığı da belirtildi. (12.09.2008)

 

Yerel basına mesleki eğitim semineri: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile birlikte düzenlediği “Yerel Basın Eğitim Seminerleri” kapsamında, Bolu’da, yerel basın çalışanlarına yönelik olarak bir günlük mesleki eğitim semineri düzenlendi. Bolu Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti’nin (BKGC) ev sahipliğinde gerçekleştirilen seminere; TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar, Vatan Gazetesi Genel Koordinatörü Atilla Güner, TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz, gazeteci Tümer Argın katıldı. Köroğlu Otel’de gerçekleştirilen seminere katılan yerel basın çalışanlarına internet gazeteciliği, haber yazma teknikleri, sayfa tasarımı ve haberciliğin hukuksal öğeleri konusunda mesleki bilgiler verildi. Programın açılış konuşmasını BKGC Başkanı Süha Alparslan yaptı. Alparslan, “Bolu’da bir ilki gerçekleştiriyoruz. Biz gazeteciler olarak toplumun haber alma özgürlüğünü en verimli şekilde kullandırmak için kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Bu hassasiyeti gösteren arkadaşlarımı kutluyorum” dedi. BKGC Genel Sekreteri Mehmet Karakaşoğlu’nun başkanlığında gerçekleştirilen seminerin ilk oturumunda konuşan TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar, “İnternet Gazeteciliği” hakkında açıklamalarda bulunarak, internetteki her portalın bir kitle iletişim aracı olduğunu söyledi. Gazetecileri ilgilendiren iki tür internet sitesi olduğunu kaydeden Yaşar, bunlardan birinin haber siteleri diğerinin ise meslek içi gelişmeleri aktaran siteler olduğunu belirtti. İnternet haberciliğinin 2001 ekonomik krizinden sonra oluştuğunu ifade eden Yaşar, “4 bine yakın meslektaşımız işsiz kaldı ve internet bir çıkar yol oldu. İnternet düşük maliyetli bir şey bu da talebi artırdı” diye konuştu. Yaşar, şunları söyledi: “İnterneti okurların talep etmesinin nedenlerinden biride hem gazeteyi hem de televizyonu birleştiriyor olması. Okur olarak internete istediğiniz zaman ulaşma imkânınız var. İnternet gazeteciliği haber yazım kurallarını da değiştirdi. Haberde mesajı açıkça vermek gerekirken internet haberlerinde mesaj gizleniyor. Okurun haberi merak etmesi sağlanıyor. Böylece haber daha çok ‘tık’ alıyor.” Teknoloji geliştikçe bir gazetecinin daha çok iş yapmak zorunda kaldığına dikkat çeken Yaşar, teknolojinin gazetecilere tek başlarına birçok işe bakmalarını dayattığını ve bunun da patronların istediği şey olduğunu ifade etti. Vatan Gazetesi Yayın Koordinatörü Atilla Güner ise “Haber Yazma Teknikleri” konusunda bilgi vererek, gazetelerde yer alan haberlerden örneklerle haberin nasıl yazılması gerektiği ve önemli unsurların nasıl ön plana çıkarılacağını anlattı. Güner, haber yazımı açısından muhabirlerin en rahat dönemi yaşadıklarını vurgulayarak, “Haber yazımı bina inşa etmeye benzer. İlk önce hazırlık yapılır, arkasından ayrıntı yakalanır, bilgi toplanır, enteresanlık katılır sonra da rahat okunması sağlanır” dedi. TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz “Basın ve Hukuk”, gazeteci Tümer Argın ise “Sayfa Tasarımı” konusunda katılımcılara bilgi verdi. Türkiye’deki gazetecilerin kendilerini koruyan kanunlardan bihaber olduklarını söyleyen Fikret İlkiz, “2004 yılından itibaren Türkiye’de yeni Basın Kanunu yürürlüktedir. Yani Basın Kanunu’nda sadece gazeteciyi değil okuyucu da koruyan maddeler vardır” dedi. Basın özgürlüğünü halkın özgürlüğü olarak değerlendiren İlkiz, şunları söyledi; “Gazeteciler habere ulaşan ilk kişiler olduğu için ya da bilgiyi ilk elde eden insanlar olduğunuzdan dolayı mutlaka korunması gereken meslek grubusunuz. Başka türlü ifade etmek gerekirse, yangından ilk kurtarılacak kişi gazetecidir. Basın özgürdür. Bu özgürlük bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. O halde gazetecinin sahip olduğu basın özgürlüğü, okuyucunun sahip olduğu ifade özgürlüğüdür.” (16.09.2008)

 

Kemal Çapraz yaşamını yitirdi: Türk dünyası üzerine hazırladığı haberler ve çalışmalarıyla tanınan gazeteci Kemal Çapraz bir trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi. Mesleğe 1985 yılında Türkiye gazetesinde başlayan Çapraz; TGRT, Türkistan Dergisi, Türk Yurtları Dergisi, Türk Yurdu Dergisi, Türk ve Medeniyet Dergisi, Genişaçı Dergisi, Hanımeli Dergisi, Yeniden Diriliş Dergisi, Türk Diplomasi Dergisi, Emel Dergisi ve Kardeşlik Dergisi’nde çalıştı. Kemal Çapraz, Türk Ocağı Derneği, İstanbul Güvenlik ve Adliye Muhabirleri Derneği, Türkistan Türkleri ile Dayanışma Derneği, Turan Kültür Vakfı kurucuları arasında yer aldı. Mesleğini aylık olarak yayınladığı Ufuk Ötesi gazetesinde sürdürmekte olan Çapraz’ın, “Sürgünde Yeşeren Vatan: Kırım” isimli kitabı yayınlandı. Çeşitli konularda 85 ödül ve plaketi bulunan Çapraz’ın cenazesi, Tuzla, Yayla Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Tuzla Mezarlığı’nda toprağa verildi. (18.09.2008)

 

TGC; Boykot çağrısı basın düşmanlığıdır: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yayınlarından hoşlanmadığı gazetelere yönelik boykot çağrısına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nden (TGC) sert yanıt geldi. TGC Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, “Sorumlu bir başkan olarak ifade özgürlüğünü ve çok sesliliği sağlama görevini üstlenmiş olmasına karşın Sayın Erdoğan’ın partililerine yaptığı boykot çağrısını demokrasi ve hukukla bağdaştırma olanağı yoktur” denildi. Boykot çağrısının “gerçek çok partili dönemde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açıkken yapılmış, bugüne kadar benzeri olmayan bir basın düşmanlığı” olarak vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Benzer çağrıların geçmişte askeri yönetimler döneminde yapılmış olması, tedirginliğimizi daha da artırmaktadır. Sayın Başbakan’ın Türkiye adına Avrupa Birliği’ne ve Avrupa Konseyi’ne verilmiş olan sözleri yerine getireceğine, duygusal bir yaklaşım tercih ediyor olması da yadırgayıcıdır. Sayın Başbakanın izlediği yöntemin demokrasilerde çıkar yol ve bütünleştirici bir yaklaşım olmadığını kamuoyuna bir kez daha duyuruyoruz.” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ankara İl Teşkilatı’nın düzenlediği iftar yemeğinde, “Bu ülkede medya güvenilirliğini yitirmiştir, kendini bitirmiştir” diyerek, AKP’lilere boykot çağrısında bulunmuştu. (20.09.2008)

 

Çokseslilik engellenemez: Basın meslek örgütleri, son haftalarda yaşanan gelişmeleri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı gazeteleri boykot çağrısını değerlendirmek amacıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde (TGC) toplandı. Toplantıda ayrıca medyadaki bölünmüşlük, nesnel gazetecilikten uzaklaşılması ve basın örgütlerine düşen görevler gündeme getirildi. Toplantının açılış konuşmasında, medyanın ancak demokratik koşullarda var olabileceğini vurgulayan TGC Başkanı Orhan Erinç, “Umuyoruz ki bu yanlış yaklaşım daha da tırmandırılmaz” dedi. Erinç, toplantı sonunda ortak bir metin hazırlanacağını ve basına açıklanacağını belirtti. TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto’nun yönettiği toplantıya; TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Yönetim Kurulu Üyeleri Recep Yaşar ve Doğan Satmış, Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç, Basın Konseyi Genel Sekreteri Özer Yelçe, Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay, Basın Senatosu Başkanı Nemci Tanyolaç, Gazete Sahipleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Rüştü Bozkurt, G – 9’lar, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erol Akıncılar, KESK Haber – Sen Şube Başkanı Engin Başçı, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi, İLAD Başkanı Hıfzı Topuz, TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz ve gözlemci olarak İletişim Mezunları Derneği (İLMED) Başkanı Hüseyin Irmak katıldı. Toplantıya katılamayan Avrupa Gazeteciler Birliği Başkanı Doğan Tılıç’ı Ahmet Abakay temsil etti. Toplantı öncesinde konuşan TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, son gelişmeler üzerine basın örgütleriyle bir araya geldiklerini ifade etti. Basının zor günlerden geçtiğini belirten Olcayto, “Bir anlamda Türkiye’deki siyaset medya tartışması içinde basın büyük sıkıntılar çekiyor ve bir anlamda günah keçisi oluyor. Bunun nedenlerini araştırmak istedik. Özellikle Başbakanın son günlerdeki gazete okumama tavsiyesi bizde eski sıkıyönetim dönemlerini hatırlatan bir izlenim bıraktı” dedi. Toplantının açılış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, basının talihsiz bir süreçten geçtiğini belirterek, şunları söyledi: “Özellikle Başbakanın bazı gazetelere boykot çağrısı, gazetecilerin yaşamakta oldukları sıkıntıları bir başka mecraya soktu. Ancak görüyoruz ki, Almanya’daki bir dava nedeniyle başlayan Başbakan ve Doğan Medya Grubu arasındaki tartışma bugün daha da genişlemiş durumda. Çünkü o gurubun dışındaki bazı televizyonlar ve gazetelerde haksız suçlamalara uğrayan yayın organları arasına katıldılar. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gibi diğer meslek kuruluşlarımız da özellikle ifade özgürlüğü ve çoksesliliğin sağlanması konusunda üstlerine düşen görevi yapmaya çalışırken, çok seslilik konusundan rahatsız olunması Türkiye’de demokrasi anlayışını ve doğal olarak yorumunu da birlikte getirdi.” Medyanın var olmasının ancak demokratik koşullarda söz konusu olabileceğini hatırlatan Erinç, bunun Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin 10. maddesindeki ifade özgürlüğü tanımının altına imza atan Türkiye için de geçerli olduğunu söyledi. TGC’nin de hazırlık çalışmalarına katıldığı Basın Yasası ile 10. maddenin Türk Hukuku’nun kapsamına konulduğunu vurgulayan Erinç, “Ancak 10. maddede çok önemli olan ‘resmi makamların müdahalesi olmaksızın ifade özgürlüğünün kullanılabileceği’ ibaresini ne yazık ki koyduramadık. Biz basın meslek kuruluşları olarak ifade özgürlüğü ve çoksesliliği savunma göreviyle ve onun gerçekleşmesi için çaba harcama göreviyle de yükümlüyüz. Bu toplantıda ne yapabileceğimizi ve nasıl bir tepki konulabileceğini hep birlikte gözden geçireceğiz. Umuyoruz ki bu yanlış yaklaşım daha da tırmandırılmaz. İfade özgürlüğü konusunda, hem Avrupa Birliği hem de Avrupa Konseyi kapsamında, özellikle araştırmacı gazetecilerin korunması konusundaki tavsiyelere imza atmış olan Türkiye’nin, daha geriye gitme tehlikesiyle karşı karşıya gelmesini anlamak bizce mümkün değil” dedi. Meslek kuruluşlarına yaptıkları çağrının çok kısa sürede sonuçlandığını kaydeden Erinç, Ankara Gazeteciler Cemiyeti ile Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun daha önce belirlenen toplantısı nedeniyle bu toplantıya katılamadığını söyledi. Erinç, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin ile telefonda görüştüklerini, Bilgin’in “toplantıya kendilerinin de katılmış saydıklarını ve desteklediklerini” söylediğini belirtti. Erinç, Anadolu’daki basın meslek kuruluşlarından da çok sayıda destek mesajı aldıklarını ifade etti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti binasında gerçekleştirilen toplantı konuşmaların ardından basına kapalı olarak devam etti. (24.09.2008)

 

Tuncay Özkan gözaltına alındı: Ergenekon Operasyonu İstanbul, Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilen göz altılarla devam etti. 3 ilde toplam 16 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Kanaltürk’ün eski sahibi gazeteci Tuncay Özkan, Kanaltürk’ün eski yöneticisi Kerimcan Kamal ile Evrim Baykara, Kanaltürk’ün eski haber müdürü gazeteci Adnan Bulut, Kanaltürk’ün eski sunucusu Duygu Dikmenoğlu, Tuncay Özkan’ın doktoru, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, bazı adli tıp kurumu çalışanları, bir emekli savcı ve emekli emniyet müdürü de bulunuyor. Soruşturma kapsamında Ankara’da da 4 kişi gözaltına alındı. (24.09.2008)

 

Özgürlükleri savunmak gazetecilerin görevidir: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) öncülüğünde 11 basın meslek kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilen basında ifade özgürlüğü ve çok sesliliğe ilişkin toplantıda hazırlanan ortak açıklama basın toplantısıyla duyuruldu. TGC, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ), Basın Enstitüsü Derneği, Basın Konseyi, Basın Senatosu, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), G – 9 (Gazeteciler Platformu, Ankara), İletişim Araştırmaları Derneği (İLAD), Haber – Sen’in yanı sıra Gazete Sahipleri Birliği ile İletişim Mezunları Derneği’nin de (İLMED) gözlemci olarak katıldığı toplantının sonucuna ilişkin açıklamayı TGC Başkanı Orhan Erinç yaptı. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında Orhan Erinç’in yanı sıra TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç ve Basın Konseyi Genel Sekreteri Özer Yelçe hazır bulundu. Basın örgütlerinin aldığı karı okuyan Orhan Erinç, şunları söyledi: “Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP hükümetinin yalnızca iktidara ve Mecliste çoğunluğa sahip olmakla yetinmeyip; sivil toplum örgütleri, sendikalar ve medya dâhil ülkenin bütün kurumlarını denetim altında tutma çabaları demokratik sistem açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Başbakanın ‘bu gazeteleri evinize sokmayın’ diyerek başlattığı ve daha sonra yaygınlaşan basına yönelik haksız suçlama ve müdahaleler, basın özgürlüğüne yönelik dünyanın hiçbir yerinde eşi, benzeri görülmeyen gazeteleri, gazetecileri, okurlarıyla birlikte hedef haline getirebilecek düşmanca bir tutumdur. Bu davranış asla kabul edilemeyecek bir saldırıdır.” Asıl olanın ifade özgürlüğü olduğunu ve halkın gerçekleri öğrenme hakkının herkes tarafından her koşulda korunması gerektiğini vurgulayan Erinç, “Anayasa’da ve yasalarımızda titizlikle korunması gereken, düşünce ve ifade özgürlüğünün sonucu olarak; gazeteci basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve oto sansürle mücadele eder ve halkı bu yönde bilgilendirir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki sorumluluklarından önce gelir. Buna karşılık, özellikle yürütme organı, gazetecilerin mesleki görevlerini yerine getirmelerinde, serbestçe yayın yapabilmelerinde ve yayın hakkının sağlanmasında çok önemli görev ve sorumluluğa sahiptir” dedi. Yürütme organının, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasal, ekonomik, mali ve teknik şartlar dayatamayacağını belirten Orhan Erinç, yürütme organının, bu yönde kanun bile yapamayacağını, basın – yayın oranlarını işletmekten alıkoyamayacağını ifade etti. Gazetecinin, her ne amaçla olursa olsun tehdit ve şantaj gibi yollara başvuramayacağına dikkat çeken Erinç, şunlar söyledi: “Doğru davranış ve meslek ilkeleri gereği bu şekilde baskılara da karşı koyar. Bu ilkeye uyan gazeteciler ülke başbakanından aynı sorumlulukla hareket etmesini beklerken aksi yöndeki tutum, düşünce ve sözlerini şiddetle kınamaktadır. Politikacıları ve ülke yöneticilerini kendileri hakkındaki alkışlar kadar eleştirilere karşı da hoşgörülü olmaya davet eder. Gazeteci başta barışı, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur.” TGC Başkanı Erinç, gazetecinin insanlar, topluluklar ve uluslar arasında milliyet, ırk, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan, insanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayınlardan kaçınması gerektiğine işaret ederek, “O halde gazeteciler yürütme organı ve onun başı olan başbakandan nefreti, düşmanlığı körükleyici sözlerden ve davranışlardan kaçınmasını isteme hakkına sahiptir. Herkes bilmelidir ki, gazeteciler Başbakanın basına yönelik öfkesine rağmen, kalemlerinden kaynaklanan güçlerini halkın bilgi edinme hakkı için kullanacaktır. Çünkü bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunmak gazetecilerin temel görevi olmaya devam etmektedir ve edecektir. O nedenle gazeteciler meslek kuralları gereğince hükümet ve benzeri kurumların müdahalelerine kapalıdır” diye konuştu. Gazetecilerin iş ve çalışma koşulları açısından sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasının yaşanan olaylar nedeniyle çok daha fazla önem kazandığına dikkat çeken Erinç, “Medyada tekelleşme önlenmelidir. Editöryal bağımsızlık sağlanmalıdır. Basın özgürlüğü bu adımlarla güçlenecektir. Bugün karşı karşıya olduğumuz engellerin açılması ancak basın ve ifade özgürlüğünün önündeki yasakların kaldırılmasıyla mümkündür” dedi. Erinç, gazetecilerin, gazeteci olarak çalıştırılması ve sendikalaşmalarının sağlanması gerektiğini belirterek, basın meslek kuruluşları olarak sorunların takipçisi olacaklarını vurguladı. (25.09.2008)

 

Basın Özgürlüğü İzleme Grubu oluşturulacak: Basın Enstitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç, basın meslek kuruluşlarının düzenlediği toplantıda “Basın Özgürlüğü İzleme Grubu” oluşturma kararı aldıklarını bildirdi. Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik bütün girişimleri gazetecilerin özgürce habercilik yapmalarını engelleyen baskıları, hapis cezası ve gazete kapatma dâhil izleyecek bir grup oluşturulacağını söyleyen Tınç, böylece basın özgürlüğü ihlalleri konusunda özellikle Anadolu’da çalışanlar olmak üzere herkesin haberdar olacağını belirtti. Ferai Tınç, bu karın, bundan sonra basın özgürlüğü ihlalleri konusunda daha titiz, daha atılgan davranılacağının işareti olduğunu ifade etti. (25.09.2008)

 

Kazım Kanat yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi gazete Kazım Kanat yaşamını yitirdi. Zatürree teşhisiyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede akciğer yetmezliği nedeniyle vefat eden Kanat’ın cenazesi, Levent Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Kanat için ilk tören, eski yöneticisi ve üyesi olduğu Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) Levent’teki tesislerinde yapıldı. Gazeteciliğe 1969 yılında Yeni İstanbul gazetesinde başlayan Kazım Kanat, Hayatspor, Türkspor, Dünya, Hürriyet ve Akşam gazetelerinde muhabir, servis yöneticisi ve köşe yazarı olarak çalıştı. Son olarak Sabah gazetesinde görev yapan Kanat, çeşitli basın kuruluşlarının düzenlediği yarışmalarda çok sayıda ödül aldı. (25.09.2008)

 

Gazetecileri azarlayan Başbakana G – 9 tepkisi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Ankara Temsilciliği’nin aralarında bulunduğu G – 9 Gazeteci Örgütleri Platformu’ndan yapılan açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyet ve Hürriyet muhabirlerine karşı kullandığı “azarlayıcı dilin” endişeyle izlendiği ifade edildi. Açıklamada, Kocatepe Camii avlusundaki kitap fuarını gezen Başbakanın Deniz Feneri standıyla aynı karede görüntülemek isteyen Milliyet ve Hürriyet gazetelerinin muhabirlerini; “Sen çok akıllısın, en senin aklını biliyorum. Terbiyesizlik, edepsizlik etme, çekil kenara” diye azarlamasının hiçbir demokratik ülke başbakanının sergileyebileceği bir tavır olmadığı belirtildi. Erdoğan’ın iktidara geldiği ilk günden beri eleştirel bir çizgi izleyen gazetecilere ve beğenmediği sorular soran muhabirlere karşı “hasmane, susturucu ve terörize edici” bir tavır izlediğinin söylendiği açıklamada; “Onun bu tavrı muhabirleri soru soramaz ve gazetecileri en temel işlevlerini yerine getiremez hale getirme tehlikesini taşımaktadır” ifadelerine yer verildi. G – 9’da yer alan gazeteci örgütleri: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Ankara Temsilciliği, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD), Foto Muhabirleri Derneği (FMD), Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD), Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD), Profesyonel Haber Kameramanları Derneği (PHKD), Turizm ve Çevre Gazetecileri Derneği (TURÇEV), Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği, Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber – Sen). (26.09.2008)

 

Gazeteci Fuat Tüzün yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve Sürekli Basın Kartı sahibi Fuat Tüzün İstanbul’da yaşamını yitirdi. Tüzün’ün cenazesi, Ataköy 5. Kısım Camii’nde kılınan namazın ardından Eski Topkapı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Gazeteciliğe 1969 yılında TRT İstanbul Haber Merkezi’nde muhabir olarak başlayan Tüzün, bir süre Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün İstanbul İl Temsilciliği görevini de üstlendi. (26.09.2008)

 

Genelkurmay’dan TGC’ye şikâyet: Genelkurmay Başkanlığı, Star gazetesinin 20 Eylül 2008 tarihinde yayınlanan “761 Teğmene Milli Darbe Maili” başlıklı haberi nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Basın Konseyi’ne şikâyette bulundu. Genel Kurmay Başkanlığı Genel Sekreterliğinden gelen yazıda, söz konusu haberin TGC Tüzüğü ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne göre değerlendirilmesi istendi. TGC başvuru üzerine şu açıklamayı yaptı: “Genel Kurmay Genel Sekreterliğinin Cemiyetimize ulaştırdığı 26 Eylül 2008 gün ve BK. 63/08 sayılı yazısı ile Star gazetesinin 20 Eylül 2008 günlü sayısında yayınlanan ‘76l Teğmene Darbe Maili’ başlıklı haberin, Cemiyetimiz tüzüğü ile ‘Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ kapsamında değerlendirilmesi istenmiştir. Yönetim Kurulumuz tüzük hükümleri çerçevesinde gerekli işlemleri Pazartesi günü başlatacaktır.” (27.09.2008)

 

ANKA ile TGS arasında toplu iş sözleşmesi: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ile ANKA haber ajansı arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde anlaşmaya varıldığı bildirildi. 1 Ocak 2008’den itibaren geçerli olacak toplu iş sözleşmesinin birinci yılında çalışanların ücretlerine enflasyon oranında zam yapılacak. Sözleşmenin ikinci yılında ücretler enflasyon oranına 3 puan eklenerek, sosyal yardımlar ise enflasyon oranında artırılacak. Çalışanlara, ayrıca yemek, yol, bayram ve giyim yardımı ile yılda 4 ikramiye ödenecek. (27.09.2008)

 

Basın davaları

 

Telekulak haberine terör suçlaması: Vatan gazetesi muhabiri Kemal Göktaş ile Milliyet gazetesi muhabiri Gökçer Tahincioğlu hakkında, telekulak skandalını belgeleyen haberlerinde, Terörle Mücadele Yasası’na muhalefet ettikleri iddiasıyla dava açıldı. Başsavcılık, iki gazetecinin, “terörle mücadelede görev yapan kamu çalışanlarını hedef gösterme” suçlarından 3 yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılmalarını istedi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Jandarma Genel Komutanlığı’na verdiği izleme yetkileriyle ilgili haber yapan iki gazeteciye 5 Haziran’da açılan soruşturma tamamlandı. Ankara Başsavcılığı’nın yetkisizlik kararıyla dosyayı gönderdiği İstanbul Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, tüm Türkiye’nin izlendiğine ilişkin mahkeme kararının gizli belge olduğu iddia edildi. Savcılık, bu belgenin temin edildiği gerekçesiyle 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesini istedi. Savcılık, iddianamede mahkeme kararının niçin gizli belge sayıldığına ilişkin bir açıklamaya yer vermedi. Savcılık ayrıca kararı veren hâkimin isminin yazılmasını da “terör örgütlerine hedef gösterme” suçu olarak gördü ve ağır para cezası verilmesini talep etti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), hakkında dava açılan Tahincioğlu ve Göktaş’ı söz konusu haberlerinden dolayı, Türk basınında sansürün ilk kez kaldırılışının 100. yılında, Basın Özgürlüğü Ödülü’ne değer bulmuştu. (01.09.2008)

 

Bakandan TCK 301 izni: Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, yazar Temel Demirer’in, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından düzenlenen basın açıklamasındaki sözleri nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301. maddesinden yargılanmasına izin verdi. Bakan Şahin, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, Demirer’in TCK’nin 301. maddesindeki “Türkiye Cumhuriyeti Devletini alenen aşağılama” suçundan yargılanması istemiyle açılan dava kapsamında gönderdiği izin talebine olumlu görüş bildirdi. Buna göre dava, kaldığı yerden devam edecek. Mahkeme, 15 Mayıs 2008’deki duruşmada, TCK’nin 301. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle yargılamanın durdurulmasına karar vermişti. Demirer, 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak. (10.09.2008)

 

Savcıya hakaret davasında 9 gazeteciye beraat kararı verildi: Kartal Cumhuriyet Savcısı Refik Hakan Başverdi’nin “adına kayıtlı cep telefonuyla Malatya’daki yayınevi cinayeti sanıklarından biriyle mesajlaştığı” yönünde haber yaptıkları gerekçesiyle yargılanan 9 gazetecinin (Ali Dağlar, Gökçer Tahincioğlu, Oya Armutçu Akbulut, Aslı Sözbilir, Ersin Bal, Kemal Göktaş, Hilal Köse, Mustafa Erkan Acar, Sedat Güneç) beraatı kararlaştırıldı. Esas hakkındaki görüşleri sorulan Cumhuriyet Savcısı Doğan Kaptan, “Sanıklar hakkında her ne kadar hakaret suçundan dava açılmış ise de toplanan deliller değerlendirildiğinde suça konu yayınların haber ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı kanaatiyle suçun yasal unsurları oluşmadığından tüm sanıkların beraatına” karar verilmesini talep etti. Mahkeme Hâkimi Enver Kumbasar, muhabirlerin ayrı ayrı beraatlarına karar verdi. Çeşitli gazetecilerde çalışan 9 gazetecinin “hakaret” suçundan 3 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyordu. (13.09.2008)

 

Cüneyt Arayürek’e hapis istemi: Gazeteci – yazar Cüneyt Arcayürek’in, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bir makalesinde “Fettullah Gülen’e hakaret ettiği” iddiasıyla 4 ay ile 2 yıl 8 ay arasında hapsi istendi. Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Arcayürek’in avukatı Bülent Utku katıldı. Utku, söz konusu yazıda 15 kez ismi geçen Gülen’in adının önünde ya da arkasında rencide edici söz bulunmadığını iade ederek, şikâyetçi taraf ile uzlaşmak istemediklerini ifade etti. Esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı ise Arcayürek’in, 20 Ekim 2007 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan “Fettullah Güle Mikrobu” başlıklı makalesinde, Gülen’e hakaret ettiğinin anlaşıldığını bildirdi. Savcı, daha sonra Cüneyt Arcayürek’in, “basın yoluyla hakaret” suçunu düzenleyen TCK’nin 125/2–4 maddeleri uyarınca 4 aydan 2 yıl 8 aya kadar hapse çarptırılmasını talep etti. Hâkim, Arcayürek’in avukatına, mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre vererek duruşmayı erteledi. (15.09.2008)

 

Kandil röportajına ceza: 2004 yılında Hürriyet gazetesi muhabiri Sebati Karakurt’un Kandil Dağı’nda yaptığı bir röportaj nedeniyle Hürriyet gazetesine ceza verildi. Gazete, haber niteliği taşıdığı için yapılan röportajı yayınladığını savundu ancak mahkeme, Hürriyet gazetesinin bu haberi yayınlamakla “Terör örgütü propagandası yapmak” suçunu işlediğine hükmetti. Sanıklardan ikisine biner gün hapis ve 20 bin YTL para cezası, birisine de 20 bin YTL para cezası verildi. Cezalar daha sonra paraya çevrildi. Röportajı yapan Sebati Karakurt 40 bin YTL, röportajı yayınlayan Hürriyet gazetesi yazı işleri müdürleri Hasan Kılıç 40 bin YTL ve Necdet Tatlıcan 20 bin YTL adli para cezasına çarptırıldı. Dava, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyordu. (26.09.2008)

 

Tuncay Özkan tutuklandı: Gazeteci Tuncay Özkan, Adil Serdar Saçan, Gürbüz Çapan, Tanju Güvendiren, Emcet Olcaytu ve Hüseyin Nazlıkul’un “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak ve örgüt adına faaliyette bulunmak” suçundan sevk edildikleri İstanbul Nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklandıkları bildirildi. 6 tutuklu geniş güvenlik önlemleri altında Metris Cezaevi’ne götürüldü. Ergenekon davası çerçevesinde son tutuklamaların ardından soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 70’e çıktı. (29.09.2008)   

 

Basın ödülleri

 

Barış Selçuk Gazetecilik Ödülleri sahiplerine verildi: Dokuzuncu Barış Selçuk Gazetecilik Ödülleri, İzmir Sanat’ta düzenlenen törenle sahiplerine verildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Göreve giderken bir trafik kazası sonucu yaşamını yitiren gazeteci Barış Selçuk’un anısını yaşatmak amacıyla düzenlediği yarışmanın bu yıl dokuzuncusunu gerçekleştirdi. Gecede ödül alan gazetecilerin isimleri şöyle: “İzmir Kent Haberi” dalında Cumhuriyet gazetesi muhabiri Yusuf Özkan birincilik ödülü alırken, bu daldaki Hande Mumcu Özendirme Ödülü, Yeni Asır gazetesi muhabiri İlker Çoban’a verildi. “Ulusal Gazete Haberi” dalındaki birincilik ödülü, Doğan Haber ajansı muhabiri Turan Gültekin’e, Hande Mumcu Özendirme Ödülü de yine Doğan Haber Ajansı muhabiri Nurettin Kurt’a verildi. “Gazete Haber Fotoğrafı” dalında Yenigün muhabiri Metin Burmalı’nın “Evlat Acısı” başlıklı haberde yayınlanan fotoğrafı birincilik ödülüne değer bulundu. Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü ise Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ozan Yayman aldı. Bu yıl ilk kez açılan “İzmir Kent TV Haberi” dalında EGE TV muhabiri Gülbin Kemahlı ve EGE TV kameramanı Serkan Rençber’in hazırladığı haber birinci olurken, Hande Mumcu Özendirme Ödülü’nü yine EGE TV’den Tezcan Ekizler ve EGE TV kameramanı Serkan Rençber’in hazırladığı haber aldı. (13.09.2008)

 

“Yayınlama Özgürlüğü Ödülü” Zarakolu’nun: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 2007 Basın Özgürlüğü Ödülü’nü alan Belge Yayınları kurucusu Ragıp Zarakolu’na Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA), 2008 yılı “Yayınlama Özgürlüğü Ödülü” vereceğini duyurdu. Güney Kore’nin başkenti Seul’da 28. Genel Kurulunu gerçekleştiren IPA, “2008 Yayınlama Özgürlüğü Ödülü’ne Türkçeye kazandırdığı kitaplar ve yayımlama özgürlüğünü destekleyen örnek cesareti nedeniyle Ragıp Zarakolu değer bulduğunu” açıkladı. Zarakolu’nun ödülü, 18 Ekim’de, dünyadaki özgür düşüncenin ikonlarından biri olan Spinoza’nın anısına, Amsterdam’da düzenlenecek “Yeni Sansür Üzerine Uluslararası Sempozyum”un açılış töreninde verilecek. (18.09.2008)

 

Nezih Demirkent Basın Ödülleri sahiplerine verildi: Bu yıl 7’ncisi düzenlenen Nezih Demirkent Basın Ödülleri, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen törenle sahiplerine verildi. Nezih Demirkent’in kızı Didem Demirkent ve çok sayıda davetlinin katıldığı törende; Yerel Basın kategorisinde Batman’daki Çağdaş gazetesi muhabirlerinden Barış Arslan, “Ekonomi Bakanının Ablasına Yeşil Kart” başlıklı yazısıyla, Yaygın Basın kategorisinde Referans gazetesinden Kenan Başaran, “Ü3 Büyüklere Forma Reklâmı Verenlerin Yarısı Tarihe Karıştı” başlıklı araştırma – incelemesiyle ödüle değer görüldü. Barış Arslan’ın ödülünü Dünya Gazetesi Başyazarı Osman Saffet Arolat verirken, Kenan Başaran ödülünü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç’ten aldı. (27.09.2008)

 

Tolga Korkut’a Bireysel Silahsızlanma İnternet Haber Ödülü: Umut Vakfı’nın bu yıl “Bireysel Silahsızlanma: Yaşama Hak Tanıyın” konusuna ayrılan haber yarışmasında “internet haberciliği” dalındaki ödül, bianet.org İnsan Hakları Editörü Tolga Korkut’a verildi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen 14. Bireysel Silahlanma Günü Ödül Töreni’nde Tolga Korkut’un ödülünü, Umut Vakfı Onursal Mütevellisi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti öndeki başkanı Nail Güreli verdi. Korkut, bianet.org sitesinde 9 Eylül 2008 tarihinde yayımlanan “Silahsız Çocuklar Yetiştirmek Mümkün” başlıklı haberi ile ödüle değer görüldü. (29.08.2008)

 

RTÜK

 

RTÜK üyeleri yolsuzlukla suçlanan Akman’ın istifasını reddetti: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Almanya’daki Deniz Feneri e.V. Davası’nda adı geçen ve geçmişte çeşitli şirketlere ortaklığı ve yöneticiliği tespit edilen kurul başkanı Zahid Akman’ın istifa etmesi yönünde, bazı üyelerin sunduğu öneriyi reddetti. İstifa talep eden kurul üyelerinden Şaban Sevinç, Hülya Alp ve Mehmet Dadak, Akman’ın bazı şirketlerdeki ortaklığı ve yöneticiliklerine ilişkin iddiaları gündeme getirdiler. Ardından RTÜK’te yapılan oylamada öneri üçe karşı beş oyla reddedildi. Gazetecilere bir açıklama yapan RTÜK Başkan Vekili Dr Abdulvahap Darendeli, Akman'ın üyeliğinin düşmesinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisince (TBMM) 2007 yılında yeniden seçilmesi ve iddiaların geçmişte kalması nedeniyle çekilmesine neden olamayacağı yönünde karar alındığını söyledi. (19.09.2008)

 

Dünyada basın olayları

 

Demulder yaşamını yitirdi: Dünya Basın Fotoğrafı ödülü’nü kazanan ilk kadın gazeteci Francoise Demulder, 61 yaşında yaşamını yitirdi. Demulder’in, bir kalp krizi sonucu öldüğü bildirildi. (06.09.2008)

 

Gazeteci cinayetleri insanlığa karşı suçtur: BM İnsan Hakları Konseyi Başkanı Martin Ihoeghian Uhomohbhi, çatışma bölgelerinde görev yapan gazetecilerin öldürülmesinin “insanlığa karşı suç” olduğunu söyledi. “Presse Embleme Campagne” tarafından basın hakları konusunda Cenevre’de düzenlenen toplantıda konuşan Uhomohbhi, “Gazetecileri öldürmek insanlığa karşı suçtur, korkunç ve kabul edilemezdir” dedi. Konsey Başkanlığını yürüten ve aynı zamanda Nijerya Büyükelçisi olan Uhomohbhi, çatışma bölgelerinde görev yapan gazetecilerin hedef alınmasının haklı gerekçesi olamayacağını ve kınanması gerektiğini vurguladı. Rusya ile Gürcistan arasında ağustos ayında meydana gelen çatışmada en az 5 basın çalışanı hayatını kaybetti. Irak’ta geçen hafta sonunda 4 gazeteci kaçırıldı ve öldürüldü. (20.09.2008)

Başa Dön