Geri Dön

Nisan 2009 Raporu

Sadırı – yasaklama – engelleme

İstanbul FM’in yayın aracı kurşunlandı: İstanbul Üsküdar’da İstanbul FM’in canlı yayın otobüsü, gece saatlerinde kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kurşunlandı. Otobüs, bir akaryakıt istasyonu önünde park halindeyken yaşanan kurşunlama olayı ile ilgili polis inceleme başlattı. (29.04.2009)

Basında diğer olaylar

TGC yeni üyeleriyle daha da güçleniyor: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyeleri geleneksel olarak yapılan “Ayın Son Pazartesi Yemeği”nde bir araya geldiler. TGC Lokali’ndeki yemekte, TGC Yönetim Kurulu kararıyla onursal üye seçilen Dr. Oktay Duran’a ve yeni üye 21 gazeteciye rozetleri törenle katıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç yaptığı konuşmada; “Cemiyetimiz, hem onursal üyemiz Sayın Dr. Oktay Duran’la hem de çeşitli yayın organlarında görev yapmakta olan meslektaşlarımızın katılımı ile daha da güçlenmektedir” dedi. TGC’ye yeni üye olan gazetecilerin isimleri şöyle: Mustafa Can Kadıoğlu, Tuncar Acar, Serdar Kıvrak, Salih Ünver, Yeliz Aras, Fatma Efser Duyar, Behice Efe, Teoman Üsküplü, Taciser Erakıncı, Bülent Kınay, Cüneyt Karakaya, İbrahim Özgür Gürleyen, Abdülhamit Yıldız, Bekir Yıldızcı, Sayim Tuygan, Ahmet Akbal, Mustafa Gökmen, Alev Anakök, Canan Savcı, Işık Özer, Sibel Atik ve Ersel Peker. (01.04.2009)

Basın şehidi toprağa verildi: BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun içinde bulunduğu helikopterin düşmesinden sonra yaşam mücadelesi veren ancak donarak yaşamını yitiren İHA muhabiri İsmail Güneş’in cenazesi Sivas’ta son yolculuğuna uğurlandı. Güneş için, Sivas Gazeteciler Cemiyeti önünde bir tören düzenlendi. Törene; eşi ve yakınları, Sivas Valisi Veysel Dalmaz, Sivas Belediye Başkanı Doğan Ürgüp, İhlas Haber Ajansı Genel Müdürü Fevzi Kahraman, İhlas Haber Ajansı Genel koordinatörü Thomas Bonifield, İhlas Haber Ajansı Müdür Yardımcısı İsmail Ballı, İhlas Haber Ajansı Konya, Kayseri, Adana Bölge Müdürlüğü temsilcileri, İhlas Haber Ajansı çalışanları, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti ile Yozgat Gazeteci ve Yazarlar Cemiyeti yetkilileri, Güneş’in meslektaşları ve vatandaşlar katıldı. İsmail Güneş’in cenazesi, Ulu Camisi’nde kılınan namazın ardından Yukarı Tekke Mezarlığı’nda toprağa verildi. (02.04.2009)

TGC’den Güneş’in ailesine anma plaketi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Sivas Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fikret Ünsal’a mesaj bir gönderdi. Mesajda şu ifadelere yer verildi: “Sevgili üyeniz ve meslektaşımız görev şehidi İsmail Güneş’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Sevgili meslektaşımızın ailesinin acısını paylaşır, size ve tüm basın camiasına başsağlığı dileriz. Yönetim Kurulumuz merhum İsmail Güneş için TGC – KAS’ın 9 Nisan 2009 tarihinde İstanbul’da Crown Plaza Old City Oteli’nde saat 18.00’de yapılacak 11. Yerel Medya Ödül Töreni’nde bir anma plaketi verilmesini kararlaştırmıştır.” (02.04.2009)

Grevdeki gazetecilere uluslararası destek: Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS), ATV ile Sabah gazete ve dergi gruplarının bağlı olduğu Turkuvaz işyerlerinde 13 Şubat’ta 10 üyesiyle başlattığı grev 53 günü geride bırakırken, greve ilk uluslar arası destek Kıbrıs’ta faaliyet gösteren gazeteciler sendikası Basın – Sen’den geldi. Turkuvaz Grubu’nun Sefaköy’deki tesislerinin önüne giderek grevdeki gazetecilere destek ziyaretinde bulunan Basın – Sen Genel Başkanı Kemal Darbaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yazılmış e Kıbrıs’taki 20 örgütün imzaladığı bir mektubu okudu. (06.04.2009)

Gazeteci Nebil Fazıl Alsan toprağa verildi: İstanbul Güngören’deki evinde çıkan yangında dumandan zehirlenerek yaşamını yitiren 98 yaşındaki gazeteci Nebil Fazıl Alsan, son yolculuğuna uğurlandı. Alsan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, Basın Şeref Kartı ve 1997 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibiydi. Alsan’ın cenazesi Fatih Camisi’nde kılınan namazın ardından Eski Topkapı Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze törenine; gazetecinin ailesi ve yakınlarının yanı sıra TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, Basın Senatosu Üyesi Seracettin Zıddıoğlu, TGC Üyeleri ve vatandaşlar katıldı. (06.04.2009)

AA’nın 89’uncu kuruluş yıldönümü: 6 Nisan 1920’de kurulan Anadolu ajansı (AA), 89 yıldır Türkiye’nin sesini dünyaya duyurmaya devam ediyor. AA’nın kuruluşunun 89. yıldönümü, düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Hilmi Bengi başkanlığında Anıtkabir’i ziyaret eden AA çalışanları, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve AA’nın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün kabrine çelenk koyarak, manevi huzurunda saygı duruşunda bulundu. AA çalışanlarının seçme fotoğraflarından oluşan “Anılar” isimli fotoğraf sergisi, AA Sanat Galerisi’nde açıldı. (07.04.2009)

Öldürülen gazeteciler anıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından geleneksel hale getirilen “Öldürülen Gazeteciler Günü”nün 13’üncüsü dolayısıyla ilk basın şehidi Serbesti Gazetesi Başyazarı Hasan Fehmi’den bugüne kadar geçen sürede öldürülen gazeteciler için anma töreni düzenlendi. Hasan Fehmi’nin Divanyolu’nda II. Mahmut Türbesi’ndeki kabri başında yapılan törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, 100 yıl içerisinde 62 gazetecinin, mesleklerini yapmaları nedeniyle uğradıkları bombalı veya silahlı saldırılar sonucu hayatını kaybettiğini belirtti. Görevleri başında hayatlarını kaybeden gazetecilerin de bulunduğunu, bunların en sonuncusunun İsmail Güneş olduğuna dikkat çeken Erinç, Türkiye’nin özellikle demokrasiyle yönetildiği belirtilen ülkeler içinde gazetecilerin en çok hırpalanmaya çalışıldığı, tehdit edildiği ülkelerden biri olduğunun altını çizdi. Törene; TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, Genel Sayman Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, Yönetim Kurulu Üyesi Gülseren Güver, önceki başkanlardan ve Basın Senatosu Başkanı Nemci Tanyolaç, Basın Senatosu İkinci Başkanı Seracettin Zıddıoğlu, Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi İzet, Basın Müzesi Müdürü Saadet Altay, 1910 yılında öldürülen Ahmet Samim’in torunları, Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç ile Genel Sekreteri Engin Köklüçınar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı. (06.04.2009)

5. Kartepe Ekonomi Zirvesi yapıldı: Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) ortaklaşa düzenlediği 5. Kartepe Ekonomi Zirvesi yapıldı. Zirvenin açılış konuşmasını yapan EGD Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Celal Toprak, gelenekselleşen ekonomi zirvesinin gazeteciler arasındaki dayanışma ve ailelerinin buluşması açısından sosyal boyutlarını dile getirdi. Küresel mali krizin Türk sanayisine etkileri ile krizden çıkış yollarının tartışıldığı toplantıda, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu “TOBB Türkiye Raporu”nu gazeteciler ile paylaştı. Her yıl ekonomi gazetecilerini buluşturmaya devam eden Ekonomi Zirvesi’nin bu yılki tartışma konuları arasında “Ekonomi Basınının Yarını” ve “Ekonomi Basını – PR İlişkileri” başlıkları yer aldı. (07.04.2009)

Ayan Yetkiner anıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) denetim ve yönetim kurullarında hizmet vermiş olan gazeteci Ayhan Yetkiner, ölümünün 2. yılında Kozlu Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anma törenine; Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç, TGC Emekliler Komitesi Aydın Dörter ile Yetkiner’in yakınları ve meslektaşları katıldı. (07.04.2009)

İfade özgürlüğü tüm hak ve özgürlüklerin omurgasıdır: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), İstanbul Barosu ve Türk Ceza Hukuku Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri 2008 – 2009 Pazartesi Forumları’nın sonuncusu İstanbul Barosu Orhan Apaydın Konferans Salonu’nda yapıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç’in yönettiği forumda güncel ve önemli bir konu olan “Basının Haber Verme Hakkı ve Bireyin Bilgilenme Hakkı” tartışıldı. Yaptığı konuşmada gazetecilerin sorunlarının yalnızca öldürülmekle sınırlı kalmadığını ifade eden TGC Başkanı Erinç şunları söyledi: “Basının haber verme hakkını kullanan gazetecilerin çalışma koşullarına baktığımız zaman yasakçı bir yaklaşımın yürürlükte olduğunu görüyoruz. Gazeteciler fiziki saldırı, tehdit, hedef gösterme gibi durumlara maruz kalmaktadır. Çalışma koşullarında da yasa dışı uygulamaların yaygın olduğunu görüyoruz. Sendikal örgütlenme hakkının olmaması Türkiye’de gazetecilerin hem iş güvencesini hem de sosyal güvenliklerini daha açık bir ifadeyle kimlik ve kişilik haklarının da tanınmasının, işveren ya da işveren temsilcisinin keyfi yaklaşımına bağlı olduğunu ortaya koyuyor.” TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz’in konuşmacı olarak katıldığı forumda; özel yaşamdan kamu yararına, gazetecilerin çalışma koşullarından yasal engellere kadar pek çok konu değerlendirildi. Gazetecilerin bilgi verme hakkı ile halkın bilgi edinme hakkı arasında zorunlu bir birliktelik bulunduğunu vurgulayan İlkiz, “Çağımızda kişilerin bilgi edinmeleri, elde ettikleri bilgiyi yorumlamaları ve bir başkasına ulaştırma hakkı ifade özgürlüğünün sonucudur. Özgür ve doğru haber dolaşımı insanlar için haktır ve herkesin haber alma hakkı vardır. İfade özgürlüğü tüm hak ve özgürlüklerin omurgasıdır” dedi. Gazetecilerin olaylar hakkında, kendi görev ve sorumlulukları çerçevesinde halkın bilgi ve haber alma hakkı için haber yaptıklarının altını çizen Fikret İlkiz, basın özgürlüğü kavramının yerini bilgi edinme hakkı özgürlüğü kavramına bıraktığını belirterek, bilginin artık satılık bir mal olmadığını ve bilgi edinmenin temel insan hakkı olarak kabul edildiğini vurguladı. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 26’ıncı maddesinde temel hak ve özgürlüklerin korunmasının esas alındığına dikkat çeken İlkiz, bundan dolayı haber verme hakkını kullanan gazetecilere ceza verilemeyeceğini söyledi. (08.04.2009)

Gazeteci Rahmi Aytar yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, sarı basın kartı sahibi gazeteci Rahmi Aytar yaşamını yitirdi. Aytar’ın cenazesi, Ataköy 5. Kısım Camisi’nde kılınan namazın ardından Gaziosmanpaşa’daki Taşlıtarla Mezarlığı’nda toprağa verildi. Aytar gazeteciliğe 1974 yılında Yenigün gazetesinde başladı. Ayrıntılı Haber, Aktüel ve on Haber gazetelerinde çalıştı. (08.04.2009)

Kemal Ilıcak anıldı: Gazetecilik mesleğine uzun yıllar hizmet veren Tercüman gazetesinin eski sahiplerinden Kemal Ilıcak, ölümünün 16. yılında mezarı başında anıldı. Türkiye’de basın sektöründe muhabirlikten gazete patronluğuna kadar yükselen Kemal Ilıcak için Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabri başında anma töreni düzenlendi. Törene katılan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç bir konuşma yaptı. Erinç; “Ustamız ve ağabeyimiz Kemal Ilıcak’ı aramızdan ayrılışının 16’ıncı yılında mezarı başında saygıyla anıyoruz. Kemal Beyi sizlere anlatmam gereksiz olur. Ama gazetecilikten patronluğa ulaşan ender gazetecilerden biri olduğunu belirtmeliyim.” Törene Kemal Ilıcak’ın eşi gazeteci Nazlı Ilıcak, oğlu ve kızı ile yakınları ve gazeteci dostları katıldı. Tören Ilıcak için okunan duaların ardından sona erdi. (10.04.2009)

Gazeteci İrfan Türksever yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve Basın Şeref Kartı sahibi İrfan Türksever yaşamını yitirdi. Gazeteciliğe 1954 yılında başlayan Türksever Yeni Sabah gazetesi ve Hürriyet Haber Ajansı’nda muhabir ve yönetici olarak çalıştı. Hürriyet Gazetesi Ege Bölge Temsilciliği görevinde de bulundu. İzmir’de vefat eden İrfan Türksever’in cenazesi Balçova’daki Uğur Camisi’nde kılınan namazın ardından Aşağı Narlıdere Mezarlığı’nda toprağa verildi. (11.04.2009)

Basın özgürlüğüne herkes sahip çıkmalı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftun’un (KAS) yerel basın çalışanlarına yönelik 12 yıldır ortaklaşa düzenlediği “Yerel Basın Eğitim Seminerleri”nin 50’incisi İzmir Anamon Otel’de yapıldı.  Seminerde; medyanın genel görünümü, hukuk sorunları, sağlık haberciliği, planlama ve görsellik, dil yanlışları, etik, küresel krizin yerel medyaya etkileri ve Ege Bölgesi’ndeki yerel medyanın yapısal sorunlarının yanı sıra internet gazeteciliği sırasıyla masaya yatırıldı. Seminerin açış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, Basın Yasası’nda yayın organlarının yaygın, bölgesel ve yerel olarak tanımlandığını belirterek, “Gazeteciler için böyle sınıflama yapmak gerekiyor. Dünyanın ve Türkiye’nin neresinde olursa olsun gazetecilik aynı meslek kuralları içerisinde benzer anlayışla ve sorunlarla yapılmaktadır” dedi. Yerel gazete teriminin küçük yaşam birimlerinde yayınlanan gazeteler için kullanıldığına dikkat çeken Erinç, bütün uyarılara rağmen yerel gazeteci tanımının ise yanlış söylenmeye devam edildiğini vurguladı. Erinç, Ege Bölgesi’nin ekonomik ve kültürel gelişmişliğe paralel olarak gazetecilikte çok başarılı örnekler sergilediğini ifade etti.  Gazetecilerin özellikle kimlik ve kişilik sorunlarının çözülmemiş durumda olduğunun altını çizen Erinç, siyasetçilerin yaklaşımının genelde samimi olmayan, sözde kalan önerilerden öteye gitmediğini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ise bölgesel anlamda ele alındığında Türkiye’deki en güçlü yerel basının İzmir’de görev yaptığını kaydetti. Kocaoğlu, basına en çok konu olan bir kurumun başındaki kişi olarak bu durumdan duyduğu memnuniyeti ifade etti ve “Kentimizde çok nitelikli, centilmence ve demokratik bir seçim süreci geçirdik. Bunda yerel basınımızın da önemli payı olduğunu düşünüyorum” dedi. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Vekili Doç Dr Beril Akıncı Vural yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Yaşanan küresel ekonomik kriz birçok basın kuruluşunu ve çalışanları derinden etkiliyor. İster ulusal olsun, ister yerel, tüm yaşamımızın her alanında önemli bir yere sahip olan basın, toplumsal yaşamın değişiminde en önemli rollerden birini üstleniyor. Basın alanındaki araştırmaların ve gelişmelerin sürekli olarak desteklenmesi de bu anlamda önem taşıyor.” İzmir Vali Yardımcısı Nevzat Ergin ise yerel basın seminerlerinin medyanın sorunlarının ilk kaynaktan dinlendiği, eleştiri ve beklentilerin seslendirildiği bir platform olması açısından önemli olduğunu ifade etti. Medyanın demokrasinin en önemli kurumlarından biri olduğunu vurguladı. (16.04.2009)

Gazeteci her yerde gazetecidir: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte gerçekleştirdiği, İzmir’de düzenlenen 50. Yerel Basın Eğitim Semineri’nin ilk oturumunda, TGC önceki başkanlarından ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli “Medyada Ufuk Turu”, TGC Başkan Vekili Vahap Munyar “Gazetecilikte Yeni Açılımlar” konularında konuştular. Toplantının başkanlığını TGC Genel Sekreteri Celal Toprak yaptı. “Basın toplumun aynasıdır ve toplumun müşterek sesidir. Özgür ve bağımsız basın demokrasinin vazgeçilmez önkoşuludur” gibi basınla ilgili genel söylemlere dikkat çeken Nail Güreli, “Demokrasimiz, insan hakları ve basın özgürlüğü için risk taşıyan günlerdeyiz. Bu günlerde özgür, bağımsız basına sorumluluk ve görevler düşüyor” dedi. Eskiden basının ulusal, bölgesel ve yerel olarak gruplandırıldığını anımsatan Güreli, daha sonra TGC’nin yaygın basın kavramını ortaya attığını ifade etti. Güreli, İstanbul merkezli 25 ile 30 arasındaki gazetenin Türkiye düzeyinde yaygın dağırımının yapıldığına dikkat çekti. Basın İlan Kurumu’nun son verilerine göre şubelerinin bulunduğu 12 ilde 179, şubesi olmayan yerlerde ise 1098 gazete ile birlikte toplamda 1277 süreli gazete olduğunu belirten Güreli, kayıtlara girmeyen 2000 dolayında gazete de dikkate alındığında Türkiye’de 3000 dolayında gazetenin yayın yaptığını söyledi. Yerel gazeteci, yaygın gazeteci gibi ayrımların yapılmasına gerek olmadığının altını çizdi. Yerel ve yaygın basında gerçekleri olduğu gibi aktarma ve içerik bakımından da sıkıntılar yaşandığını dile getiren Güreli, “Her türlü bilgiye ulaşılabilecek diye Bilgi Edinme Yasası çıkarıldı. Bırakın vatandaşların ulaşmasını gazetecilerin bile bu yasayı kullanarak istedikleri bilgilere ulaşmaları sudan sebeplerle engelleniyor. Tüm kısıtlamalara rağmen son zamanlarda toplumsal gelişmenin, demokrasiye ve özgürlüklere sahip çıkma çabasının sonucunda yerel yönetimlerde daha anlayışlı bir ortam sağlandığını düşünüyorum” dedi. Güreli, bir diğer sıkıntının yaygın basında daha tehlikeli bir biçimde, yerel basında daha ufak ölçekte yaşanan siyasal iktidarla ve bürokrasiyle basının ilişkisinden kaynaklandığını belirtti. Güreli, “Bu medya nasıl düzelecek?” sorusunun dünyanın gündeminde olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dördüncü gücü denetleyecek bir beşinci güce ihtiyaç olduğu ortaya çıktı. Bu, basın dışında bir otoritenin kontrolü olamazdı. Yasama, yürütme, yargı halk adına denetleyen medyayı denetleyecek olan beşinci güç, halkın gücüdür, yani sivil toplumdur. Sivil toplum örgütleri ve tabii medya tüketicilerinin medyayı denetlemelerini örgütlü olarak göstermeleri gerekir. Ancak bu şekilde medyanın asli görevini yerine getirmesi sağlanabilir. Bağımsız ve özgür basının, demokrasinin yaşaması için bu beşinci güce nemli görevle düşüyor. Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil halkın özgürlüğüdür. Bu özgürlüğe herkesin sahip çıkması ve medyayı denetlemesi gerekir.” TGC Başkan Vekili Vahap Munyar, kriz ortamında yeni açılımlardan söz etmenin oldukça zor olduğunu ifade ederek, “Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de şirketler ya da medya grupları küçülerek farklı açılımlar yakalamaya çalışıyorlar” dedi. Türkiye’deki medya sektörünün bambaşka bir ortama geldiğini söyleyen Munyar, “1990’lı yıllardan itibaren dünyada ve Türkiye’de ekonomik büyüme hızlandı. Sadece medya sektöründe kalarak çarkları döndürmek çok zorlaştı. Bunun sonucunda farklı sektörler medyayı içine alarak, bir kolları haline getirmeye başladılar” diye konuştu. Başka sektörlerdeki işadamlarının gazete ve televizyon sahibi olmasıyla gazetecilerin önündeki çerçevenin kısıtladığını belirten Vahap Munyar, buna bir de gazetecinin kendilerine sınırlama koymak zorunda kaldığına değindi. (16.04.2009)

Gazeteciliğe yasayla sınırlama getirilebilir: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği Yerel Basın Eğitim Seminerleri’nin 50’incisine yüzün üzerine yerel basın çalışanı katıldı. İzmir Anemon Otel’deki seminerin ikinci oturumunda TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz “Medya ve Hukuk” başlığı altında TBMM Adalet Komisyonu’nda yaklaşık bir yıldan beridir tartışılan “Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı” hakkında gazetecileri aydınlatırken, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alev Fatoş Parsa “Medya Okur Yazarlığı” ile ilgili bir tebliğ sundu. Oturumun başkanlığını İzmir Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ercan Doğu yaptı. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan “Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı”nın Adalet Alt Komisyonu’nda yaklaşık bir yıldan beridir tartışıldığını belirten TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz, bu yıl içerisinde yasalaştırılması planlanan tasarının BDDK ve RTÜK gibi kişisel verilerin korunması ile ilgili bir kurul daha getireceğini ifade etti. Devletlerin kendi sınırları içinde vatandaşlarının kişisel bilgilerinin korunmasını sağlamak amacıyla Avrupa Konseyi’nin 28 Ocak 1981 tarihinde imzaya açtığı 108 sayılı “Otomatik Olarak İşlenen Kişisel Veriler Bakımından Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşme”ye Türkiye’nin de imza attığını hatırlatan İlkiz, “Yani bir muhtarlığa bilgi verdiğiniz ya da bir kredi kartı aldığınız zaman bankaya verdiğiniz bilgi, bir hastaneye gittiğiniz zaman sorulan sorulara verdiğiniz cevaplar bakımından bireysel verilerinizin korunması hakkında bir sözleşme vardır. Sözleşmeye göre herhangi bir anlamsa sizin kişisel veriniz veya bilginiz birisi tarafından işleme tabi tutulduğunda, bu bilgilerin kim tarafından nasıl gönderileceği konusunda hukuka uygunluk nedenlerinin tümünü düzenleyecek bir kanununuz olmak zorundadır. Türkiye de bu sözleşmeyi imzalamıştır. Bu sözleşmeyi imzalamanız yeterli değildir. Ayrıca Türkiye’nin bu sözleşmenin tarafı olması için bu onay kanunu çıkarması gerekir”  diye konuştu. 7 Nisan 2008’den bu yana tartışılan tasarının sadece bir maddesinin sözleşmeye uygun olduğunu belirten İlkiz, “Hem sözleşme hem tasarı kişisel verilerin işlenmesini, sizin kişisel verilerinizin elde edilmesi, toplanması, kaydedilmesi, saklanması, değiştirilmesi, okunması, sorulması, kullanılması, transfer yoluyla bir başkasına verilmesi, yayılması ya da hazır bulunması ile ilgili yapılan işlemlerin tümü olarak tanımlanmaktadır. Kanun tasarısında yer alan maddeler dikkatle incelendiğinde; kişisel verilerin toplanması, işlenmesi ve başkalarına gönderilmesi gibi düzenlemeler uygulamada birçok sorun yaratacaktır. Tasarı çok önemlidir ve açıkça tartışılmadan kanunlaşmamalıdır” dedi. İlkiz, tasarıda gazeteciler dışında başka bir meslekle ilgili herhangi bir düzenlemenin olmadığına dikkat çekti. Tasarıda yer alan bir diğer maddede ise “gazetecilere, yayıncılara verilen enformasyon gereksinimlerinin karşılanması için ‘düşünceyi açıklama ve yayma’ hakkı çerçevesinde davrandıkları takdirde kişisel verileri işlemeleri hukuka uygun sayılacaktır” ifadelerinin yer adlığını belirten İlkiz, zaten 5187 sayılı Basın Yasası’nın 3. maddesinin bilgi edinme, yayma, eleştirme ve yorumlama haklarını içerdiğini söyledi. İlkiz, “Tasarıda gazetecilik dışındaki mesleklerle ilgili herhangi bir düzenleme yok. Gazetecilik mesleğine kişisel verilerin işlenmesi gibi bir düzenlemeyle getirilmeye çalışılan sınırlandırma basit ve masum değildir” dedi. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr Alev Fatoş Parsa, artık medya okuryazarlığı kavramının değişerek, görsel, multi – kültürel, bilgi ve medya ayakları üzerine kurulu 21. yüzyılda medya okuryazarı olmaya dönüştüğünü ifade etti. Bu konuda yapılan akademik çalışmalara değinen Parsa, teknolojinin gelişimi sonucu yazılı kültürün yerini görsel kültüre bıraktığına dikkat çekti. “Okumak ve dinlemek görselliğin karşısında güç kaybetmektedir” diyen Parsa, günümüz toplumlarında ortalama 3 ile 6 saat arası bir zaman dilimini televizyonun karşısında geçiren insanların pasif, edilgen ve sessiz izleyici konumunda olduklarının altını çizdi. Yazılı, görsel ve işitsel tüm kaynakların oluşturduğu iletilerle donatılmış bu dünyada yaşamak için artık yeni iletişim becerilerine de sahip olmak gerektiğini belirten Parsa, şunları söyledi: “Gazeteler, dergiler, radyo, televizyon, sinema ve kişisel bilgisayarlar aracılığıyla yayılan internetle birlikte tüm bireylerin yeni bir kavram olan ‘medya okuryazarlığı’ ile tanışması gerekmiştir. Medya okuryazarlığı, yazılı ve yazılı olmayan, televizyon, video, sinema, reklamlar, internet gibi büyük çeşitlilik gösteren formatlardaki mesajlara ulaşma, bunları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği olarak tanımlanır. Medya okuryazarlığı bireyin kitle iletişim araçlarıyla olan pasif ilişkisini aktif duruma dönüştürmeyi hedeflerken, ticari medya kültürünün özelleşmiş yapısına ve geleneklerine karşı çıkma yeteneğini sağlayan eleştirel bakışın güçlendirilmesini ve yeni bireysel söylemlerin geliştirilmesini amaçlar.” (17.04.2009)

50’inci Yerel Basın Semineri’nin üçüncü oturumu:  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği 50’inci Yerel Basın Semineri’nin 3. oturumunda Yeni Asır Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şebnem Bursalı “Ege Medyasına Bir Bakış” başlıklı konuşmasında yerel basının olanaklarını değerlendirdi. Şebnem Bursalı, “Gazetecilik zor bir meslek. Hele son dönemlerin Türkiye profilinde daha da zor. Herkes medyadan şikayetçi. Bir gazeteci olarak kimseye yaranamıyorsunuz. İşimiz güven işi ancak güven konusunda çok ciddi sıkıntı yaşadığımız da hepimizin malumu. Mesleğin özünde birilerini memnun etme gibi bir misyon yok. Ancak uzun uzadıya tartışılan yanlılık meselesi özellikle ulusal medyanın büyük bir sorunu” dedi. Yerel gazetecilerin ulusala nazaran her alanda haber yapma özgürlüğüne sahip olduğunu belirten Bursalı, “Kemeraltı’ndaki esnafın durumundan, Manisa’daki bir caminin restore edilmesine kadar geniş bir alanda haber yapma özgürlüğüne sahibiz. Ulaştığımız her il ya da ilçedeki haberler, bizim gazetemizde haber olabilir. Böyle bir özgürlüğe sahipken, bunu kullanmayı bilen yerel basın, bölgesindeki halkı memnun etme, onlara ulaşabilme, dinleme ve özgür tavrıyla sorunlarını kolaylıkla çözebilir” dedi. Gazeteci Tümer Argın da “Medyada Planlama ve Görsellik” başlığı altında yayın planlaması, yazılı basında mizanpaj ve bir gazete çıkarılırken hangi yolların izlenmesi gerektiği gibi alanlarda bilgi vererek, yerel gazetelerde sıkça yapılan hataların üzerinde durdu. (17.04.2009)

Olcayto; Kamu hizmeti yayıncılığı iflas etmiştir: İzmir Anemon Otel’de düzenlenen 50’inci Yerel Basın Eğitim Semineri’nin ikinci gününde editoryal bağımsızlıktan kamu yayıncılığına, küresel ekonomik krizin etkilerinden rekabet koşullarına kadar pek çok farklı başlık altında yerel basının içinde bulunduğu sorunlar tartışıldı, çözüm önerileri değerlendirildi. 12 yıldır sürdürülen yerel basın seminerlerinde ilk kez üniversite öğrencileri de akademik çalışmalarını aktarma fırsatı yakaladı. Seminerde konuşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, “Teknolojinin gelişmesi ile birlikte sermaye medyaya el attı. Bu süreçle birlikte promosyon yapmaya başlayan gazeteler, şimdilerde promosyona dönüştü” dedi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) İzmir Bölge Müdürü Cengiz Karakaşoğlu’nun yönettiği oturumda, “Medya ve Etik” konusunda katılımcıları aydınlatan Olcayto, yerel ya da yaygın gazeteci tanımının yanlış olduğunu belirterek, “Gazeteci her yerde gazetecidir. Bize göre Türkiye’nin her yerinde mesleğini sadece gazetecilik olarak gören herkes gazetecidir ve mesleğin etik ilkelerine uymalıdır diye düşünüyoruz” dedi. Olcayto, gazeteciliğin Türkiye’de hem çok iyi hem de çok kötü yapıldığını belirterek, şunları söyledi: “Susurluk’tan telekulak skandalına kadar halktan gizlenen pek çok olay gazeteciler tarafından ortaya çıkarıldı ve halka mal edildi. Öte yandan çok kötü işler de yapılıyor. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte sermaye medyaya el attı. Bu süreçle birlikte promosyon yapmaya başlayan gazeteler, şimdilerde promosyona dönüştü. Yaygın basında bir şirketin promosyonu gibi gazetelerin bedava dağıtıldığını görüyoruz.” Gazetecilerin bir yandan iktidar kıskacı, diğer yandan patron baskısı altında mesleğini yapmaya çalıştığını vurgulayan Olcayto, bu koşullarda editoryal bağımsızlıktan söz etmenin mümkün olmayacağını söyledi. Olcayto, halka gerçekleri iletmede daha özgür olan kamu hizmeti yayıncılığının son yıllarda iflas ettiğini belirtti. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin ortaya çıkış sürecine değinen Olcayto, bildirgedeki “Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri” başlığı altında yer alan 3. maddeyi yerelde çalışan gazetecilerle paylaştı. Oturumun bir başka konuşmacısı olan Cumhuriyet gazetesi yazarı Feyza Hepçilingirler ise Ege Bölgesi’nde yayınlanan gazetelerden örnekler vererek, medyada sıkça yapılan sil hataları konusunda yereldeki gazetecileri bilgilendirdi. “Neyi anlattığınız önemlidir ama nasıl anlattığınız daha da önemlidir” diyen Hepçilingirler, yapılan dil yanlışlarının genellikle benzer olduğuna dikkat çekti. Hepçilingirler, Türkçe bilincinin diri tutulmasında gazetecilere önemli görevler düştüğünü söyledi. TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar’ın yönettiği diğer oturumda ise Akşam Gazetesi İzmir Temsilcisi Nedim Atilla “Küresel Kriz ve Yerel Medya” başlıklı bir konuşma yaptı. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yüksek Lisans öğrencileri Deniz Çaba Şan, Arda Ölmez ve Burcu Taner de “Ege Basınındaki Yerel Sorunlar ve Küresel Mali Kriz” konulu çalışmalarını sundular. Nedim Atilla, yaşanan ekonomik krizde yerel medyanın ayakta kalabilmesi için küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin yaptığı gibi kümelenmeleri, başka bir deyişle işbirliği içinde çalışmaları gerektiğini söyledi. Türkiye’de 3 bine yakın yerel gazetenin yayınlandığına dikkat çeken Atilla, “Küresel kriz tüm sektörleri olduğu gibi basını da derinden sarsmış durumda. Türk medyası rekabetin iyice arttığı bir süreçten geçiyor. Medya sahipleri artık daha az elemanla, daha kaliteli iş yapmak durumunda kalacak” diye konuştu. (18.04.2009)

Yerel basın demokrasinin gelişiminde mihenk taşıdır: Yerel basında çalışan gazetecilerin yoğun ilgi gösterdiği seminerin son oturumunda konuşan Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkan Vekili Yrd Doç Dr Oğuzhan Kavaklı, yerel basının demokrasinin gelişiminde mihenk taşı olduğunu belirterek, “Güneş doğudan ama demokrasi batıdan doğar” dedi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ülke genelinde toplam 5 bin 674 yayın bulunduğunu belirten Kavaklı, yerel basının payının yüzde 91,6 olduğunun altını çizdi. Bu yüksek rakama karşın yerel basının tirajdaki payının yüzde 14,1 ile sınırlı kaldığını vurgulayan Kavaklı, “Gelişmiş ülkelerde ise tam tersi bir durum olduğu görülüyor. Avrupa ülkelerinde yerel basının daha önde olduğunu görüyoruz. Örneğin Fransa’da 8 milyonluk tirajın, 6 milyonu yerel basına ait” diye konuştu. Kavaklı, “Tekelleşme medyanın önündeki en büyük tehlike. Tek faydası teknoloji transferi sağlaması... Bunun dışında hiçbir yararı yok. Tekelleşme demokratikleşme önündeki en büyük tehlikedir. Ancak yerel bazdaki birleşmeler tekelleşme yaratmaz, güçlerine güç katar” dedi. Oturumda internet gazeteciliği konusunda bilgi veren Cumhuriyet Gazetesi Haber Müdürü Hakan Kara, ülkemizde şu anda 28 milyon internet kullanıcısı bulunduğunu belirterek, bu rakamın her geçen gün arttığını söyledi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet gazeteciliğinin gündeme geldiğini vurgulayan Kara, “İnternet gazeteciliğinin gelişimi şu ana kadar gazete tirajlarını etkilememiş durumda. Ancak gelecekte nasıl olur bunu kestirmek zor” dedi. Türkiye’de ulusal düzeyde dağıtımı gerçekleştirilen 38 gazetenin 2008 yılı sonu toplam tirajının 4 milyon 882 bin olduğunu belirten Kara, “Yaygın medya olarak adlandırılan bu gazetelerin tümünün yanı sıra 150’yi aşkın yerel gazetenin artık internet sayfası var. Gazeteler web sayfalarında kâğıda basılı içeriğin neredeyse tümünü internete koyuyorlar. Bunun yanı sıra, daha çok okur çekebilmek için internete özgü kimi hizmetler de sunuyorlar. Ayrıca televizyonların, radyoların da web sayfaları var. Bağımsız haber portallarını da unutmamak gerekiyor” dedi. (20.04.2009)

TGS’den Başbakan Erdoğan’a mektup: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), ATV ile Sabah gazete ve dergi gruplarının bağlı olduğu Tukuvaz işyerlerinde 13 Şubat’tan bu yana süren grev ile ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdi. Genel Başkanı Ercan İpekçi ve Genel Sekreter Sergül Keskin imzasıyla gönderilen mektupta, Başbakan Erdoğan’dan, grevdeki Turkuvaz işyerlerinde toplu sözleşme görüşmelerinin yeniden başlatılabilmesi amacıyla aracılık girişiminde bulunması istendi. (21.04.2009)

Olcayto genç gazeteci adaylarına ders verdi: Aydın Doğan İletişim Meslek Lisesi öğrencileri Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Basın Müzesi’ni ziyaret etti. Cemiyetin Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen ders kapsamındaki toplantıda TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, gazeteci adayı öğrencilere tekelleşme, editoryal bağımsızlık, muhabirliğin önemi, gazetecilik meslek ilkeleri ve medya etiği konularında bilgi verdi. Mesleki deneyimlerini öğrencilerle paylaşan Olcayto, “İyi bir gazeteci olmak için büyük gazetelerde çalışmak değil, haberini düzgün yayınlayabileceği bir yerde çalışmak önemlidir” dedi. Eski ve yeni gazetecilik arasında çok da bir fark olmadığını söyledi. Olcayto, TGC’nin kuruluşu, eski başkanları, tüzüğü ve etkinliklerini anlatmanın yanı sıra öğrencilerin sorularını da yanıtladı. (22.04.2009)

Avrupalı gazetecilerden TGS grevine destek: Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı Arne Konig, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) ATV ile Sabah gazete ve dergi gruplarının bağlı olduğu Turkuvaz işyerlerinde 13 Şubat’tan bu yana sürdürdüğü grevi desteklediğini belirtti. TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi de işverenin yasalara aykırı uygulamaları karşısında hükümetten duruma müdahale etmesini isteyerek, “Sendikal hakların, özellikle toplu sözleşme hukuku ve emekten kaynaklanan gücün  kullanılması hakkının, modası geçmiş olarak değerlendirilmesi fikrine artık daha fazla müsamaha gösterilemez” görüşünü dile getirdi. (23.04.2009)

Seminerlerde 6 bin gazeteciye eğitim verildi: İki gün süren 50’in Yerel Basın Eğitim Semineri’nin ardından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç bir değerlendirme konuşması yaptı. Erinç, “50. Yerel Basın Meslek İçi Eğitim Semineri, yerel medya açısından bir beyin fırtınasına dönüştü. İki gün boyunca çok değişik görüşlerle karşı karşıya kaldık. Buradan yeni bir ufuk turu yapmış, bilgilerimize yenilerini katmış olarak dönüyoruz” dedi. Bugüne kadar düzenlenen seminerlerle yerelde çalışan 6 binin üzerinde gazeteciye eğitim verildiğini belirten Erinç, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin katkılarıyla yapılan 50’inci seminerin bu özelliğinin yanı sıra ilk kez öğrencilerin konuşmacı olarak yer alması açısından bir yenilikler semineri olduğunu ifade etti. Gazetelerin ve yayın organlarının tarafsız olmaları gerektiği konusunun sık sık gündeme getirildiğine dikkat çeken Erinç, “Oysa her yayın organı yayına başlarken hangi konuda taraf olduğunu açıklar. O nedenle bu beklentinin ancak kamu hizmeti yayıncılığı alanında söz konusu olabileceğini düşünüyorum. Önemli olan tarafsızlık değil bağımsızlıktır” dedi. Türkiye’nin demokrasiye diğer Avrupa ülkelerinden çok sonra geçtiğine ve bu nedenle de örgütlenmede iki başlığın söz konusu olduğuna dikkat çeken Erinç şunları söyledi: “Türkiye’de 1938 – 1946 yılları arasında oda gibi çalışan örgütlenmelerden çok partili döneme geçişle birlikte cemiyetlerin kurulmasına izin verilen bir sürece geçtik. Sendikalaşmanın yasal bir hak olarak gazetecilere tanınması ise 1952 yılında çıkarılan 5953 sayılı yasayla getirildi. Her ilde sendikalar kuruldu. Ama yasa olmadığı için sendikayla cemiyetlerin yetkileri de aynıydı. Ancak 1963 yılında Toplu İş Yasası kabul edildiğinde sendikalar gerçek kimliklerine kavuştu. Örgütlenmede yaşanan bu iki başlılık Türkiye’de güçlü bir birlikteliğin de önüne geçmiş oldu.” Erinç, TGC’nin 3 bin 500 dolayında üyesi olduğunu ve yerelde çalışan gazetecilerle sürekli temas halinde olduklarını vurgulayarak, “Hakkâri dışındaki bütün illerde Cemiyet tüzüğündeki kanunları uygun şekilde gazetecilik yapan üyelerimiz var. Örgütlenmenin böyle olmasına karşın şubeleşme yoluna gidemiyoruz. Çünkü şubeleştiğiniz zaman genel kurulları şubelerden gelen delegelerle yapmak zorundasınız. Bizim üyelerimiz de cemiyetlerine karşı aşırı duyarlı oldukları için tüzükle böyle bir uygulama yapmamız mümkün olmuyor. Ama yerelde bizimle birlikte olmayı kabul eden meslek örgütleriyle temas halindeyiz” dedi. Meslek ilkelerinin yaygınlaşmasının gazetecilik mesleği açısından çok önemli olduğunu söyleyen Erinç, yapılan yayınlar dikkate alındığında yabancı gazetecilerin meslek ilkelerine bakışı ile ilgili seviyeye gelmenin oldukça zor göründüğünü ifade etti. Türkiye’de ismim arkadan gelsin yaklaşımının gazetecilik mesleğinde de geçerli olduğunu belirten Erinç, şunları söyledi: “Anayasanın 133. maddesi Radyo ve Televizyon Tekeli’ni öngörüyordu. Bunun da TRT tarafından kullanılması şeklinde hükümler içeriyordu. Ancak sonra özel radyo ve televizyonlar anayasaya aykırı olarak yayına başladılar. Bir devlet büyüğümüzün de konuyla ilgili ‘Anayasa bir kez bölünmüşse ne olmuş?’ sözü de siyasal tarihimizde yerini aldı. Televizyonun gücünü gören siyasetçiler ancak 1994 yılında radyo ve 1994 yılları arasındaki boşluk döneminin etkisini anlattığımızı hala söylemek mümkün değil. Şimdi ise internet gazeteciliği aynı durumda yapılıyor. İnternet gazeteciliği ile ilgili herhangi bir yasak yok. Bu konuda sık sık önerilerde bulunuyoruz ve internet Yayıncılar Derneği ile görüşüyoruz. Bu konuda çalışma yapmalarını ve gelişmelerin takipçisi olacağımızı söylüyoruz. Ama ne yazık ki oradan da bir yardım almamız söz konusu olmuyor. Yanlış yönlendirilmelere açık internet alanının hiçbir yasaya tabi olmaması ama buna rağmen uluslararası siteleri yasaklaması, Türkiye’nin bu konuda da sakıncalı bir pozisyonda olduğunu gösteriyor. Biz de bunun bir tanımı olmasını istiyoruz. Çünkü internet medyasında çalışanlardan üye almamız mümkün olmuyor. Aynı zamanda bu kişilerin basın kartı alma yetkileri de yok. Ama bu konu siyasetçilerimiz için pek önem taşımıyor gibi görünüyor.” Seminer, konuşmacı ve katılımcılara sertifikalarının dağıtılmasının ardından sona erdi. (20.04.2009)

TGC’den açıklama: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, foto muhabirleri ile kameramanların, Anayasa Mahkemesindeki yıldönümü törenine alınmamasının “çok sesliliğin önüne siyasetçiler tarafından konulan engellerin, bu engellerin kaldırılması için güvence sayıları bir hukuk kurumuna da yansımış olmasının düşündürücü” olduğunu söyledi.

Erinç şöyle dedi: “Çok seslilik yayın organlarının birbirlerine benzemesi sonucunu yaratacak uygulamalarla sağlanamaz. Siyasetçilerin, yapıları gereği uygulamayı koymaya çalıştıkları akreditasyon sınırlamasının, özgürlüklerin güvencesi sayılan Anayasa Mahkemesi tarafından da geçerli kılınmaya çalışması umut kırıcıdır. Uygulamanın halkın bilgilenme hakkını da sınırlamasının hukuksal yönü bir yana, foto muhabiri ve kameraman arkadaşlarımızın önce işlevselsizleştirilmesi ardından da işsizleştirilmesi tehlikesini içinde barındırması da dikkatlerden uzak tutulmamalıdır. Anayasa Mahkemesinden yanlıştan dönülmesini bekliyoruz.” (24.04.2009)

Grevde 75. gün: Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) halen görevdeki yöneticileri ile önceki başkanları, ATV, Sabah gazete ve dergi grubunda 75 gündür grevde olan gazetecilere destek ziyaretinde bulundu. ATV ve Sabah’ın Balmumcu’daki merkez binası önünde gerçekleşen tarihi buluşmaya katılan TGS önceki genel başkanlarından ve Türkiye Gazetecilere Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç ile yine önceki TGS başkanlarından Nail Güreli, Ziya Sonay, Şükran Soner ve Behzat Erkoç da grevde bulunan gazetecileri sonuna kadar desteklediklerini belirttiler. TGS’nin 1980 yılında Banknot Matbaası’nda uyguladığı son greve katılan üyelerden Cahit Hancıoğlu ve Kemal Çınar da şimdiki grev gözcüleriyle 29 yıl aradan sonra ilk kez bir araya geldiler. Burada konuşan TGGS Başkanı Ercan İpekçi, Turkuvaz işyerlerinde başlatılan grevin sadece bir sendikal hak mücadelesi değil, aynı zamanda basın özgürlüğü ve editöryal bağımsızlık mücadelesi de olduğunu söyledi. Basın ve ifde özgürlüğü konusundaki eksiklerin giderilmesi için örgütlenmenin önemini belirtmek amacıyla bir araya geldiklerini söyleyen TGC Başkanı Orhan Erinç, “Halkın bilgilenme hakkının en önemli aracısı olan gazetecilerin çalışma koşullarının, kimlik ve kişilik sorunlarının sona erdirilmesi ancak siyasetçi ve kamu görevlilerinin göstereceği ilgiyle mümkündür. Gazetecilerin hakları ne kadar sağlama alınırsa halkın bilgilenme hakkı da o kadar güvenceye kavuşmuş olacaktır. Yetkilileri buradan bir kez daha göreve çağırıyoruz” dedi. Grevin bugüne kadar başarıya ulaşamamasında Türkiye’de hak ve hukukun yerini sermayenin kirli ilişkilerinin almasının etkili olduğunu belirten TGS ve TGC önceki başkanlarından Nail Güreli de şunları söyledi: “Burada verilen mücadele sadece basın emekçilerinin değil halkın mücadelesidir. Çünkü özgür ve bağımsız basın olmadıkça demokrasiden söz edilemez. Özgür ve bağımsız basın ancak halkın sorunlarını, dileklerini dile getirebilir, haklarını arayabilir. İktidara yamanmış, eklenmiş basınla demokrasi mücadelesi yürütülemez.”  TGC önceki başkanlarından Şükran Soner ise kuralsız çalıştırılmaya yönelik en ağır baskıların medya sektöründe yaşandığını belirtti. Soner, insanların bilinçlerine ulaşan bu sektörün, çalışanlarını kuralsız çalıştırmasının insanların gerçeğe, doğrulara ulaşamaması anlamına geleceğini söyledi. (29.04.2009)

Polonya Konsolosu TGC’yi ziyaret etti: Polonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Miroslaw Stawski, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret etti. TGC Başkanı Orhan Erinç ve TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto ile görüşen Stawski, iki ülke medyası arasındaki ilişkilere değindi. Daha önce de Türkiye’de göre yapan Stawski, aradan geçen zaman içinde Türkiye’de yaşanan gelişmelerden duyduğu memnuniyeti ifade etti. TGC Başkanı Erinç de Türk medyasında yaşanan gelişmeler ve TGC’nin çalışmaları ile ilgili Stawski’ye bilgi verdi. (29.04.2009)

Basın şehidine belgesel: Kahramanmaraş’ta Muhsin Yazıcıoğlu’nun da bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu yaşamını yitiren İhlâs Haber Ajansı (İHA) muhabiri ve Sivas Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı İsmail Güneş için, Sivas’ta yayın yapan yerel televizyon kanalı SRT bir belgesel hazırladı. İki bölüm halinde yayınlanacak, “Bu Yıl Güneş Biraz Daha Eksik” adlı belgeselde Güneş’in hayatı ve helikopter kazasının ardından yaşananlar anlatılacak. (29.04.2009)

Başbakan Erdoğan; Medya yine abartılı yayın yaptı: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da gerçekleştirilen operasyonlar gibi olaylarda canlı yayınların toplum için olumsuz neticeler doğurduğunun bilinmesi gerektiğini ifade ederek, bu tür yayınlarda çok daha dikkatli olunası çağrısında bulundu. Erdoğan şunları söyledi: “Bir başbakan olmanın ötesinde bir vatandaş olarak özellikle televizyonların, uluslar arası medya etiği doğrultusunda davranmalarının gereğine inanarak bunları söylüyorum. Yapılan bu canlı yayınların, çok abartılı bir şekilde yapılan yayınların gerek bunları izleyenlerin, çocuk veya yaşça daha büyük olanların üzerinde meydana getirdiği olumsuz psikolojinin hep birlikte farkında olmamız gerekir. Bunun gerek ulusal gerek uluslararası camiada meydana getireceği olumsuz tesirleri hep birlikte göz önüne almamız gerekiyor. Bu olaylardaki canlı yayınların toplum için olumsuz neticeler doğurmakta olduğunu bilmemiz lazım. Bu tür yayınlarda çok daha dikkatli olmamız gerekir. Özellikle toplum ve çocuklar üzerinde meydana getireceği olumsuz tesirleri düşünerek, illa Radyo Televizyon Üst Kurulu’ndan bir talimatın gelmesi veya mahkemelerden bir kararın çıkmasını beklememize gerek yok. Toplum olarak yaptığımız işin hassasiyeti açısından bu konuda çok daha dikkatli ve hassas olmamız, mesleğimizin de medya etiği açısından gereğidir diye düşünüyorum. Bunu da bu vesile ile tekrar hatırlatmak istiyoruz.” (29.04.2009)

Basın davaları


Gazeteci Nedim Şener’e dava:
Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener hakkında "Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları" adlı kitabıyla Terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek, açıklanması yasak gizli bilgileri temin etme ve açıklama" iddiasıyla 7–17 yıl arasında hapis istemiyle dava açıldı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 26 Haziran 2009'da görülecek dava Erhan Tuncel'i muhbir yapan istihbarat polisi Muhittin Zenit,  İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in suç duyurusu üzerine açıldı. (29.04.2009)


Basın ödülleri

Yerel Gazetecilik Ödülleri: Yerel basında çalışan gazetecilere destek vermek amacıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung (KAS) tarafından 1999 yılından bu yana sürdürülen “Yerel Gazetecilik Ödülleri” sahiplerine verildi. Laleli’deki Crowne Plaza Old City Otel’de yapılan törende; fotoğraf, sayfa düzeni ve haber olmak üzere toplam 3 dalda ödül verildi. Gecede ayrıca, 25 Mart 2009 tarihinde elim bir kaza sonucu hayatını kaybeden, görev şehidi genç gazeteci İhlas Haber Ajansı Sivas muhabiri İsmail Güneş’in anısına hazırlanan plaket, ailesine verilmek üzere İhlas Haber Ajansı Genel Müdürü Fevzi Kahraman’a sunuldu. Ödül alan gazetecilerin isimleri şöyle: Jüri Özel Ödülü; Pusula Dergisi (Zonguldak). Fotoğraf Dalında Birincilik Ödülü; Derya Cebesoy (Kdz. Ereğli, Zonguldak). Mansiyon Ödülü; Sadık Aksoy (Batman Postası Gazetesi, Batman). Sayfa Düzeni Dalında Birincilik Ödülü; Şahin Çoban (Refleks Gazetesi, Adana). Mansiyon Ödülü; Ercan Atay (Batman Gazetesi, Batman). Haber Dalında Birincilik Ödülü; Akın Bodur (Ses Gazetesi, İskenderun). Mansiyon Ödülü; Sabit Özkeser (İlkhaber Gazetesi, Adana). (09.04.2009)

“Hak Mücadelesinin Simgesi Oldu”: Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe ve öldürülen tüm gazetecilerin ansısını yaşatmak amacıyla ilki 1998 yılında verilen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri’nin 12’incisi Göktepe’nin doğum günü olan 10 Nisan’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Törenin sunuş konuşmasını yapan TGC önceki başkanlarından, Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, “Metin Göktepe hepimizin bildiği gibi gencecik bir gazeteciyken polisler tarafından dövülerek, işkence ile öldürüldü. Göktepe’nin öldürülmesi Türk basın tarihinde bir simge olarak yerini aldı” dedi. Gecede ödül alan isimler şöyle: Yazılı Haber Ödülü; Kemal Göktaş (Vatan), Gökçer Tahincioğlu (Milliyet). Görüntülü Haber Ödülü; Hilmi Hacaloğlu ve Cumhur Çatkaya (NTV), Levent Öztürk ve Güray Ervin (Kanaltürk). Fotoğraf Ödülü; Uğraş Vatandaş (Evrensel). Yerel Gazetecilik Ödülü; Akın Bodur (İskenderun Ses). Jüri Özel Ödülü; İbrahim Yakut (AA Diyarbakır). ATV ile Sabah gazete ve dergi grubunun bağlı olduğu Turkuvaz işyerlerinde greve çıkan gazetecilerin “Dayanışma Ödülü”ne değer görüldüğü törende, yazı yazdığı grupta gerçekleşen grevi köşesine taşıyan, toplumun çeşitli kesimlerinin sorunlarına köşesinde yer verme duyarlılığını gösteren Umur Talu’ya da “Onur Ödülü” verildi. Aralarında Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, Evrensel gazetesi çalışanları ve gazetecilerin bulunduğu ödül töreninin ardından konuklar TGC Lokali’nde düzenlenen kokteylle Metin Göktepe’nin doğum gününü kutladı. (13.04.2009)

TGC Ödülleri sahiplerini buldu: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) “2008 Yılı Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri” sahiplerini buldu. Maslak Sheraton Otel’de düzenlenen ödül törenine konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, dönemin TGC Başkanı Nail Güreli’nin 11 Ocak 1999’da gerçekleştirilen “TGC Başarı Ödül Töreni”nde yaptığı konuşmaya atıfta bulundu. Orhan Erinç, konuşmasında, Nail Güreli’nin; “Basın ve gazeteciler bir takım güçlükler ve sıkıntılar içinde. Önümüzde engeller var. Sınırlamalar var. Yasaklar var. Basının ve gazetecinin işlevi, gerçeği yakalamak ve onu halka doğru ve dürüst olarak, tarafsız ve bağımsız biçimde iletmek... Ama bir yandan gerçeği yakalamanın önünde engeller, sınırlamalar, yasaklar var. Bir yandan da gerçeği halka yansıtma işlevi, çeşitli güçlüklerin ve sıkıntıların kuşatmasında… İçten ya da dıştan kaynaklanan örtülü ya da açık post modern diyeceğimiz bir sansür var. Gazetecinin çalışma güvencesi tehdit altında. Gazetecinin gerçekler karşısında birey olarak objektif olması yetmiyor. Kurum olarak basının da objektif olması gerek. Ama basının da bu yolda sıkıntıları var. Günümüzde yalnız ülkemizde değil, hemen bütün dünyada gazetecinin bireysel objektifliği, medyanın objektifliğine yetmiyor. Kurum olarak, işletme olarak objektiflik önem taşıyor ve belirleyici oluyor. Bir başka deyişle bireysel objektifliğin hatta bireysel özgürlüklerin ve bağımsızlığın kurumsal objektiflikle kurumsal özgürlükler ve bağımsızlıkla bütünleşmesi gerekiyor” sözlerini anımsattı. Erinç, “O günle bugün arasında bir değerlendirme yapıldığında hem ifade özgürlüğü hem de gazetecilerin kimlik ve kişilik sorunlarının giderilmesi konusunda hiçbir gelişmenin olmadığını görüyoruz” dedi. Gecede, “Gazetecilik” dalında “Siyasal Haber” kategorisinde Hürriyet gazetesinden Ardıç Aytalar ve Mustafa Küçük ödül alırken, Akşam gazetesinden Ali Ekber Ertürk’ün haberi övgüye değer görüldü. “Ekonomi Haberi” kategorisinde, Vatan gazetesinden Gülümhan Gülten ödül aldı. “Çevre, Eğitim, Sağlık” haberlerinin ele alındığı “Toplum Ödülü” kategorisinde ise Sabah gazetesinden Ali Balcı ödüle değer görülürken, AA’dan Kenan Gürbüz övgüye değer bulundu. Ödül verilen diğer kişilerin isimleri şöyle: Kültür – Sanat – Magazin: Kadir Sabuncuoğlu (DHA), Erdal Şimşek (Star gazetesi) övgü. Spor: Celal Demirbilek (Hürriyet), Cemal Ersen (Milliyet) övgü. Araştırma: Adem Demir – Sibel Kızılışık Düler – Semin Gümüşel (Newsweek dergisi), Şaban Arslan (övgü). Röportaj: Pınar Öğünç (Radikal). Spor Köşe Yazısı: Halis Güler (Güneş). Sayfa Düzeni: Birinci Sayfa Düzeni; Akşam gazetesi, Burçin Üçsular. İç Sayfa Düzeni; Referans gazetesi Necla Başer. Spor Sayfa Düzeni; Milliyet gazetesi Salih Erkan. Karikatür: Sefer Selvi (Evrensel). Fotoğraf: Mustafa Demirbaş (AA), Remzi Koşar (Star) övgü. Radyo – Televizyon: Haber; Güray Ervin – Levent ÖZtürk (Kanaltürk), Gökçen Kesgin (ATV) övgü. Haber Program: Sena Kiper (NTV). Belgesel: Abdülhamit Avşar (TRT), Kurtuluş Zeydan (TRT) övgü. Kültür Sanat Magazin: Arzu Öztok (Line Media), Berkan Ünsal (Line Media) övgü. Spor Program: Alp Özgen (CNN Türk). Kamera Çalışması: Cumhur Çatkaya (NTV), Süleyman Elçin (İHA) ile A. Ömer Öztürk (İHA) övgü. Radyo Haber Program: Kenan Bölükbaş, Ali Fuat Gülmez ve Mehmet Şahin (TRT). İnternet: www.internethaber.com internet çalışması. Köşe Yazısı: İlhan Selçuk. Nezih Demirkent Ödülü: Sadi Özdemir. Haber/ Toplum Ödülü: Sağlık Ödülü; kanser konusunda bilgilendirici ve moral verici yazıları nedeniyle özel ödül verilmesine karar verilen ancak bir süre önce vefat eden TGC üyesi Sibel Kalaycı yerine babası Nevzat Kalaycı. (15.04.2009)

RTÜK

RTÜK’te atamalar yapıldı: RTÜK’ün 1 Nisan’daki toplantısında birçok üst kurul uzmanı daire başkanlıkları ve müdür kadrolarına atandı. Genel Sekreter Şeref ataklı imzalı, birçok üst kurul uzmanı ismin daire başkanlıkları ve müdürlük kadrolarına atanmasını öngören yazı, Üst Kurul’un 1 Nisan Çarşamba günü gerçekleştirilen toplantısında gündem dışı olarak ele alındı. Genel Sekreter Şeref Ataklı imzalı atamalara göre; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nda Üst Kurul Uzmanı olan Emir Miracettin Ulucak ve Osman Ardoğan Daire Başkan Yardımcısı kadrolarına; İzin ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı’nda Üst Kurul Uzmanı olarak görev yapan Mehmet Emin Matlaş ile mühendis olarak görev yapan Nemci Kapıcı Daire Başkan Yardımcısı kadrolarına; Teknik Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda sistem çözümleyici olarak görev yapan Murat Bahçeci ile Üst Kurul Uzmanları Mahmut Kalkan ve Muammer Kaya Daire Başkan Yardımcısı kadrolarına; İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı’nda Üst Kurul Uzmanı olarak görev yapan Şevki Hakan Durak Daire Başkan Yardımcısı kadrosuna; Sayman olarak görev yapan Veysel Şengül ile Üst Kurul Uzmanı Mustafa Sıtkı Ayhan müdür kadrolarına bu suretle boşalacak olan Saymanlık kadrosuna ise memur Adem Çobaner’in atanmasına karar verildi. (04.04.2009)

RTÜK Başkanı için 5 yıl hapis istendi: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman ile biri eski 8 üye ve 5 bürokrat hakkında, “idari yargı kararlarını uygulamamak suretiyle görevi kötüye kullanmak” suçundan 1 yıldan 5 yıla 3 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle dava açıldı. Memur Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Mehmet Bozkurt tarafından açılan davanın iddianamesinde, görevden alınmasının ardından göreve iade davası açan RTÜK Daire Başkanı Cengiz Özdiker’in, açtığı davalardaki “yargı kararlarının uygulanmadığı” gerekçesiyle RTÜK yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduğu anımsatıldı. (23.04.2009)

Başa Dön