Geri Dön

Temmuz 2006 Raporu

Saldırı-yasaklama-engelleme

Gazeteciye çirkin saldırı: Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde Basın Mensupları Derneği Başkanı Erdal Özcan, kimliği belirsiz 3 kişinin sopalı saldırısına uğradı. Vatandaşların müdahalesi ile saldırganların elinden kurtulan Özcan, Çorlu Devlet Hastanesi’nde ilk tedavisi yapıldıktan sonra Cumhuriyet Polis Merkezi’ne giderek ifade verdi. Erdal Özcan, Çorlu’da yerel olarak yayınlanan Dervim gazetesi ile Hürriyet gazetesi ve Doğan Haber Ajansı’nın Çorlu temsilciliğini yapıyor. (29 Temmuz 2006)

Basında diğer olaylar

Gazeteci Erbakır yaşamını yitirdi: Gazeteci Necla Erbakır Çeşme’de vefat etti. 77 yaşındaki Erbakır’ın cenazesi Bostanlı Alpaslan Beşikçioğlu Camii’nde toprağa verildi. Erbakır, İstanbul Ekspres, Vatan, Yeni Sabah, Havadis ve Son Havadis gazetelerinde çalıştı. 1969 yılında Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün İzmir merkezini kurdu, 1974 yılında Paris Basın Ataşeliğine atandı. Necla Erbakır Sürekli Basın Kartı sahibiydi. (3 Temmuz 2006)

Anadolu Ajansı muhabiri Mehmet Atıcı yaşamını yitirdi: Anadolu Ajansı’nın (AA) İzmir’in Aliağa ilçesi yurt muhabiri Mehmet Atıcı yaşamını yitirdi. 15 yıldan bu yana AA Aliağa yurt muhabiri olan Mehmet Atıcı, bir süredir tedavi gördüğü Tepecik Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Atıcı, 30 yıldır Aliağa ilçesinde gazetecilik yapıyordu. (4 Temmuz 2006)

Avrupa Gazeteciler Birliği’nden açıklama: Avrupa Gazeteciler Birliği (Association of European Journalists – AEJ) 1. Genel Başkan Yardımcısı ve Türkiye Temsilcisi Doğan Tılıç, “Avrupa Birliği Basın Kartı” adlı bir kartın varlığından haberdar olmadıklarını bildirdi. Tılıç’ın açıklaması şöyle: “Merkezi Hollanda’da bulunan Avrupa Gazeteciler Cemiyeti ile bir ilişkim yok. Böyle bir dernek konusunda bilgim de yok. Ben Avrupa Gazeteciler Birliği 1. Genel Başkan Yardımcısıyım. Derneğimizin AB ülkelerine vizesiz giriş sağlama gibi bir çalışması, gücü, becerisi yok. Böyle bir şeyin mümkün olabileceğini de sanmıyorum. Avrupa Birliği Basın Kartı diye bir kartın varlığından haberdar değilim. AB ülkelerinin hemen tümünde basın kartları çalışılan kurumlar ya da üye olunan dernekler/ sendikalar tarafından verildiğinden ve devlet tarafından verilen bir basın kartı olduğundan, böyle tanımlanabilecek bir kart olduğunu da sanmıyorum. Bu konuda e-posta ya da telefonla sürekli arayarak bilgi almak isteyen meslektaşlarıma, bilgi alınacak adresin ben olmadığımı ve adı geçen cemiyetle bir ilişkim olmadığını bildirmek isterim.” (5 Temmuz 2006)

38. Yerel Basın Semineri Muğla’da yapıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Konrad Adenauer Stiftung ile birlikte düzenlediği yerel basın seminerlerinin 38’incisi gazete çalışanlarına yönelik olarak Muğla’da yapıldı. İki gün süren toplantıya Aydın, Burdur, Denizli, Isparta, Manisa, Muğla, Uşak, Van ve ilçelerinden 120 gazeteci katıldı. Seminerin açış konuşmalarını Muğla Valisi M. Temel Koçaklar, Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç yaptı. Üç oturumun yapıldığı seminerin ilk gününde, Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli “Yerel Medyaya Genel Bir Bakış”, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov “Basın İlan Kurumu ve Resmi İlanlar”, TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz “Basın ve Hukuk”, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar “Günümüz Medyasında Etik Değerler”, Gazeteci Tümer Argın “Yazılı Basında Yayın Planlaması ve Görsellik” konularını aktardı. İki oturumun yapıldığı ikinci günde ise Cumhuriyet gazetesi yazarı Feyza Hepçilingirler “Dilimiz ve Medyada Yapılan Yanlışlar”, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Ayhan “Spor ve Spor Gazeteciliğinde Meslek Ahlakı”, Dünya Gazetesi İç Anadolu Bölge Koordinatörü Taylan Erten “Yerel Medyada Ekonomi Haberciliği” ve Milliyet gazetesi foto muhabiri Garbis Özatay “Vizörden Bakış” konularını ele aldı. Seminerin sonunda katılımcılara birer sertifika verildi. (7 Temmuz 2006)

Erinç; “Türk basını daha sıkıntılı bir döneme girdi”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) işbirliği ile gerçekleştirilen Yerel Medya Seminerlerinin 38’incisi Muğla’da yapıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç, “Terörle Mücadele Yasası’nda terörle ilgisi olmayan gazetecileri, terörist statüsüne sokacak maddelerin bulunmasının rahatsızlık verici bir durum olduğunu” söyledi. Erinç, seminerin açılışında yaptığı konuşmada, Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değişikliklerden sonra medyanın daha sıkıntılı bir döneme gireceğine işaret etti. Erinç şunları söyledi; “Devletin terörle mücadele etmesi doğal bir yaklaşım. Ama terörle mücadele ederken terörle ilgisi olmayan gazetecileri de terörist statüsüne sokacak biçimde maddeler bulunması rahatsızlık verici bir durum. Çünkü daha önceden bunun örneklerini yaşamıştık. O nedenle devletin bu yanlıştan, bu ilkeleri baştan kabul etmiş olan girişimlerden vazgeçmesini diliyoruz.” Bugüne kadar farklı kentlerde birçok seminer gerçekleştirildiğini de hatırlatan Erinç konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bugüne kadar 3 bine yakın meslektaşımızla birlikte olduk. Bu çalışmalar öncelikle karşılıklı bilgi alışverişini gerçekleştirme bakımından bizim için çok önem taşıyor. Gazetecilik evrensel kuralları olan bir meslektir. O nedenle yerel medya var ama yerel gazeteci yok. Çünkü gazetecilik her aşamada, her dalda benzer kurallarla yapılıyor. O nedenle deneyimli meslektaşlarımızla bu seminerler sayesinde çok geniş açılımlara ulaşma olanağı buluyoruz.” (7 Temmuz 2006)

Yücel, ölümünün 23’üncü yılında anıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki genel sekreterlerinden Mustafa Yücel, ölümünün 23’üncü yılında Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabri başında anıldı. TGC’nin ilk üyelerinden olan Yücel, yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı yaptıktan sonra 1956 yılında genel sekreterliğe getirildi. TGC Genel Sekreterliği görevini 27 yıl sürdürdü. Yücel, dönemin TGC Başkanı Burhan Felek ile birlikte Cemiyetin kurumsallaşmasına ve sivil toplum örgütü olarak varlığını sürdürmesine katkı sağladı. (8 Temmuz 2006)

TGS 54 yaşında: Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın kuruluşunun 54’üncü yıldönümü dolayısıyla TGS Yönetim Kurulu bir açıklama yaptı. TGS’nin açıklamasında şu görüşlere yer verildi; “Basın emekçilerinin sınıf bilincine inanmış öncüleri, 54 yıl önce, ülkemizde ilk sendikal hareketlerin yasal zemin bulduğu dönemde, kendi sendikal örgütlerinin kuruluşunu 10 Temmuz 1952’de ilan ettiler. Türkiye Gazeteciler Sendikası, kuruluşundan bu yana basın emekçilerinin kol ve kafa birliğini sağlamayı; emek mücadelesinde işçi sınıfının aydın öncü rolünü üstlenmeyi amaç edindi. 1980 askeri darbesi sonrasında getirilen yasal düzenlemeler, sendikal hareketin gelişimini tümüye durdurdu ve emekçilerinin haklarının geriye gidişine zemin oluşturdu. 26 yıldır iktidara gelen hiçbir sivil yönetim de sendikal hakları iyileştirecek köklü değişiklikler yapmayı kendisine temel hedef olarak koymadı. Son dönemde, Avrupa Birliği ile üyelik müzakereleri sürecinde, Sendikalar Yasası ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve lokavt Yasası’nda göreli olumlu değişiklikler yapılmasına yönelik girişimlerin önünde sadece işveren çıkarlarına eğilimli hükümetlerin değil, bizzat sendikaların da engel oluşturduğunu görmenin şaşkınlığı ve üzüntüsü içindeyiz. TGS, emekçilerin sendikal haklarına siyasi iktidarlar ve işverenlerce saygı gösterilmesini, sendikal örgütlenmenin önündeki tüm yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını, örgütlenmeyi teşvik edici yasal önlemler alınmasını talep etmektedir. Sendikal hakların yasal teminat altına alınması, özellikle basın emekçilerinin örgütlenmesini teşvik etmesi bakımından önemlidir. örgütlü bir basın, işçi sınıfının örgütlenmesinin de önünü açacaktır.” (11 Temmuz 2006)

TGC Başkanı Erinç, gazeteci Özekşi’ye saldırıyı kınadı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Gaziantep 27 Gazetesi’nin sahibi ve Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Ökkeş Özekşi’ye saldıranları kınadı. Erinç açıklamasında şunları söyledi; “Meslektaşımız Özekşi’ye yazlık evinde demir çubuklarla saldırılmasını ve ağır şekilde yaralanmasını kınıyoruz. Saldırganların evden hiçbir şey almadan ayrılmaları, saldırının, Özekşi’nin halkın bilgilenme hakkına duyduğu saygıyla yayımladığı haberler nedeniyle gerçekleştirildiğini göstermektedir. Özekşi kaba kuvvetle yıldırılamayacak meslektaşlarımızdan biridir. Daha önce yaşanan talihsiz saldırılar kaba kuvvetin gazeteciler için geçerli bir caydırıcı yöntem olmadığını kanıtlamıştır. Saldırganların en kısa sürede adalete teslim edilmelerini bekliyor, arkadaşımızla eşine geçmiş olsun diyoruz.” (13 Temmuz 2006)

BİA’nın ikinci gözlem raporu: Medya Özgürlüğü ve Bağımsız Gazetecilik İzleme ve Haber Ağı (BİA) nisan, mayıs, haziran 2006 gözlem raporu açıklandı. 12 sayfalık ikinci 3 aylık raporda; gazeteci, yazar ve aktivistlerin durumu, saldırı ve tehdit, gözaltı ve tutuklamalar, dava ve girişimler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, RTÜK uygulamaları, düzenleme ve hak aramalar ile sansüre tepkiler başlıklarıyla işlendi. 67 kişiye açılan 56 dava, yerel mahkemelerde hakkını arayan dört gazeteci ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuran 15 kişiye dair bilgilerin yer aldığı raporda, yargıyı etkilemeye teşebbüs, Türklük ve devlet kurumlarını aşağılamak, halkı askerlikten soğutmak, kin ve düşmanlığı tahrik iddialarıyla açılan davalar öne çıkıyor. Rapora göre, gazetecilerden esnafa uzanan geniş yelpazede eski TCK’dan 159 da dahil 301. maddeden son bir yılda 40 kişi yargılandı. Rapor, Ceza Yasası’nın bir yılda yol açtığı sonuçlar göz önündeyken iktidarın, Terörle Mücadele Yasası’nı (TMY) oylamasını basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü hafife alma olarak nitelendiriyor. Gazeteci Neşe Düzel ve Sebati Karakurt’un yargılanmasına neden olan ve 29 Haziran’da Mecliste kabul edilen TMY, hapis cezalarını arttırmak ve yaymakla kalmıyor, yayınlardaki cezai sorumluluğu kimi durumlarda gazete sahibi ve sorumlu müdürlerin ötesinde yayın sorumlusuna kadar genişletiyor. Daha önce para cezası öngören maddeleri hapis cezası getirecek şekilde değiştirilen ve yayın durdurmanın yolunu açan yasa, Kürt sorunu gibi meselelerin tartışılması ve medyada işlenmesinin önünde ciddi engel oluşturuyor. Gazeteci Hrant Dink’e Ermeni Kimliği yazı dizisi nedeniyle 159’dan açılan davanın serüveni yerel ve yüksek mahkeme arasındaki değerlendirme farklılıkları nedeniyle önemli bir örnek teşkil etti. İnsan hakları savunucuları, sadece son 1,5 yılda Türkiye’ye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde 332 bin 500 YTL fatura çıkaran TMY’nin veto etmesi için umutlarını Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e bağladı. Rapora göre, son üç ayda dokuz gazeteci ve bir yayın kuruluşu saldırıya uğradı, iki haberci tehdit edildi. Geçen yılın aynı döneminde saldırı sayısı yediydi. 2001’de tutuklanan İşçi Köylü dergisi Genel Yayın Yönetmeni Memik Horuz yılbaşına kadar basın özgürlü kapsamında tutuklu hapiste bulunan tek gazeteciyken, Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabirleri Evrim Dengiz, Nesrin Yazar ve Rüştü Demirkaya’nın eklenmesiyle bu rakam son altı ayda dörde çıktı. Son üç haberciye açılan PKK’ya yardım davaları sürüyor. Ülkede Özgür Gündem gazetesi muhabiri Birgül Özbarış hakkında vicdani retle ilgili haber ve röportajlar nedeniyle yedi dava açıldı, 21 yıl hapsi isteniyor. Birgün gazetesi Pazar Eki Editörü Gökhan Gençay vicdani retçi Erkan Bolat’la söyleşi yaptı, Yeni Aktüel dergisi yazarı Perihan Mağden “Vicdanı Ret Bir İnsan Hakkıdır” başlıklı yazı yazdı. İki gazetecinin de üçer yıla kadar hapsi isteniyor. Askeri yasa ve yargılama usullerinde yapılan değişiklikle Abdurrahman Dilipak’ın askeri mahkemede yargılanmalarının yolu kapatıldı. Ancak sivilleri yargılayan sivil mahkemeler askeri nitelikli bir suçtan Askeri Ceza Kanunu’na atıf yapabilecek. Türklüğü aşağılama suçlaması en son Baba ve Piç romanının yazarı Elif Şafak, Metis Yayınları sorumlusu Semih Sökmen ve çevirmen Aslı Biçen’e yöneldi. Dünya Ermenileri Genel Patriği Karekin II hakkında da soruşturma açıldı. Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve duruşma savcısının mütalaalarına rağmen radyocu Sabri Ejder Öziç’i, Meclisi alenen aşağıladığı iddiasıyla 301’den 6 ay hapse mahkum etti. Mahkeme cezayı ne erteledi ne de paraya çevirdi. Osmanlı Ermenileri Konferansı’nın durdurulmasına ilişkin mahkeme kararını eleştirdiği için Radikal gazetesi yazarı Murat Belge hakkında açılan dava beraatla sonuçlandı. Ancak Belge’yle birlikte yargılan Radikal ve Milliyet’in dört yazarı, savcı beraat kararını temyiz ettiği için aklanamadı. Orhan Pamuk davasını eleştiren Radikal yazarı Murat Yetkin için savcı, 4,5 yıl hapis istedi. TCK’nın 216. maddesi de yargı uygulamaları açısından farklı sonuçlar vermeye devam ediyor: Flash TV’de yayınlanan bir programda güncel konularla ilgili görüşlerini açıklayan hukukçu Hasip Kaplan, kin ve düşmanlığa tehlikeli tahrik iddiasıyla yargılandığı davadan beraat ederken, gazeteci-yazar Emine Şenlikoğlu, 2000 yılında Manavgat’ta katıldığı bir televizyon programında düşüncelerini açıkladığı için bir yıl hapse mahkum oldu. Bu iddia ile ceza alanlara son üç ayda Milli gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi de katıldı. Gazeteci Musa Ağacık, dört yıl önce, Dil Bayramı’nda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı izlerken koruma Murat Öksüz’ün tekmesine maruz kaldı. Star gazetesi yazarı Ağacık, koruma Öksüz’ü idari para cezasına mahkum ettirdi. (12 Temmuz 2006)

Gazeteci Beyazıt yaşamını yitirdi: Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde eski Babaeski Postası gazetesinin sahibi, gazeteci Alpay Beyazıt, 2 aydır tedavi gördüğü Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Beyazıt’ın cenazesi, Babaeski Yeni Cami’de kılınan namazın ardından Babaeski Belediyesi Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze törenine; Babaeski Belediye Başkanı Haluk Tezsezer ile siyasi parti temsilcileri, Beyazıt’ın meslektaşları ve yakınları katıldı. (14 Temmuz 2006)

Güzin Sayar yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) en kıdemli üyelerinden, Basın Şeref Kartı sahibi, gazeteci Güzin Sayar 17 Temmuz 2006’da yaşamını yitirdi. 1922 yılında İstanbul’da doğan Güzin Sayar, 1952 yılında gazeteciliğe Yeni İstanbul gazetesinde mütercim olarak başladı. Havadis, Son Havadis, Akşam, İstanbul Ekspres, Ekspres, Haber, Günaydın ve Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Güzin Abla imzasıyla yazdığı dertleşme köşesiyle ün yaptı. Siyaset Çarkı, ve Ihlamurlar Altında yayınlanan kitaplarından ikisi. Güzin Sayar’ın cenazesi, 18 Temmuz 2006 Salı günü kılınan cenaze namazının ardından Erenköy Galip Paşa Camii’nden alınarak Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi. (19 Temmuz 2006)

Gazeteci Metin Toker anıldı: Gazeteci-yazar Metin Toker, ölümünün dördüncü yılında mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Toker’in Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kabri başında gerçekleştirilen törene; eşi Özden Toker, torunu Ece Bilgehan, eski bakanlardan Kamran İnan, Fikret Ünlü ve eşi, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, İnönü Vakfı üyeleri, yakınları ve gazeteciler katıldı. (19 Temmuz 2006)

Örsan Öymen anıldı: Milliyet gazetesi yazarlarından Örsan Öymen, ölümünün 19’uncu yılında Zincirlikuyu’daki mezarı başında düzenlenen törenle anıldı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç törende yaptığı konuşmada, Örsan Öymen’in hem gazetecilikte hem de radyo ve televizyon programlarında başarılı bir medya mensubu olduğunu söyledi. “Politika Kazanı” adlı köşesindeki yazılarıyla okurların takdirini kazanan Öymen, 22 Temmuz 1987’de Bodrum’da, bir kalp krizi sonucu 49 yaşında hayatını kaybetmişti. (22 Temmuz 2006)

İsrail’e “dur” deyin: Dünyaca ünlü dört aydın ve yazar İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıları kınayarak yetkilileri göreve çağıran bir mektup kaleme aldı. John Berger, Noam Chomsky, Harold Pinter ve Jose Saramago imzasını taşıyan mektup şöyle: “İsrail’le Filistin arasındaki çatışmanın son faslı, İsrail güçlerinin Gazze’den bir doktorla kardeşini, yani iki sivili kaçırmasıyla başladı. Bu olay Türkiye hariç hiçbir ülkenin basınında fazla yer bulmadı. Ertesi gün Filistinliler İsrailli bir askeri rehin alarak İsraillilerin rehin tuttuğu insanlarla bir takasın müzakere edilmesini önerdi; zira İsrail cezaevlerinde yaklaşık 10 bin esir var. bu ‘adam kaçırma’ olayı çok büyük bir zorbalıkmış gibi tepkiyle karşılanırken, ‘İsrail Savunma (!) Güçlerince’ Batı Şeria’nın yasadışı askeri işgali ve su başta olmak üzere tüm doğal kaynaklarına sistematik olarak el konulması hayatın hazin de olsa doğal bir gerçeğiymiş gibi kabul gördü. Bu, Filistinlilerin kendilerine uluslararası anlaşmalarca tahsis edilmiş topraklarda yasadışı eziyetin üzerine bir de Batı’nın 70 yıldır döne döne uyguladığı çifte standartların tipik bir örneği. Bugün zorbalık, zorbalık doğuruyor; derme çatma füzeler karmaşık füzelere cevap veriyor. Karmaşık füzeler, mahrumiyet içindeki yoksul kalabalıkları bir zamanlar adalet dediğimiz erdemi beklerken vuruyor. Her iki füze tipi de vücutları paramparça ediyor; bunu emri veren komutanlardan başka kim aklından atabilir ki? Her provokasyona ve karşı provokasyona karşı çıkılır, nasihatler verilir. Ancak bu seferkinin ardından gelen gerekçe, suçlama ve yeminlerin tümü, aslında dünyanın dikkatini siyasi hedefi Filistin milletini tasfiye etmekten başka hiçbir şey olmayan uzun süreli bir askeri, ekonomik ve coğrafi uygulamadan uzaklaştırma amacına hizmet ediyor. Bunun yüksek sesle ve açıkça söylenmesi gerekiyor, zira ara ara açık edilse de genelde gizli yürütülen bu uygulama, bugünlerde büyük hızla ilerliyor. Bizce olayın adını olduğu gibi söylemeli, buna kesintisiz ve ebediyen direnmeliyiz. Not: ‘Arna’nın Çocukları’ adlı belgeselin yönetmeni Juliano Mer Khamis’in sorduğu gibi, ‘Lübnan’ın Guernica’sını kim resmedecek?” (24 Temmuz 2006)

TGRT, 151 milyon YTL’ye el değiştirdi: Amerikan şirketi News Corporation, TGRT’yi 151 milyon YTL’ye satın aldıklarını duyurdu. News Corporation’dan yapılan yazılı açıklamada, “dünyanın en büyük medya şirketlerinden News Corporation ve Atlantic Records’un” kurucusu ve başkanı Ahmet Ertegün’ün, TGRT’yi, İhlas Yayın Holding AŞ ve diğer hissedarlardan satın almak üzere anlaşma imzaladığı, satış fiyatının 151 milyon YTL olarak gerçekleştiği ifade edildi. Anlaşmaya göre News Corporation ve Ahmet Ertegün’ün, TGRT’nin yayın hakkını elinde bulunduran Huzur Radyo TV AŞ’nin hisselerinin tamamını satın alacağı belirtildi. (25 Temmuz 2006)

Cumhurbaşkanı Sezer’in 24 Temmuz mesajı: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’e basında sansürün kaldırılışının 98. yıldönümü dolayısıyla bir mesaj gönderdi. Cumhurbaşkanı Sezer’in mesajı şöyle: “Çağdaş, özgürlükçü demokrasinin temel öğelerinden olan basın, demokratik düzenin sağlıklı işlemesi yönünde vazgeçilmez bir işlev üstlenmektedir. Haber verme, denetim ve eleştiri yapma, kamuoyunu bilgilendirme ve oluşturma, kurumlarla bireyler arasında bilgi akışı sağlama, özgür tartışma ortamı yaratarak toplumsal bilinci güçlendirme, toplumu eğitme ve düşünce dünyasını zenginleştirme gibi yaşamsal sorumlulukları bulunan basın bu yönüyle kamusal görev yapmaktadır. Basının toplum adına üstlendiği görevleri yerine getirebilmesi için özgür olması, her türlü güç ve baskı karşısında korunması ve sansür gibi çağdışı uygulamalardan uzak tutulması gerekmektedir. Diğer ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de basın özgürlüğü anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Basın özgürlüğü, düşünce ve kanaat özgürlüğünü tamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan özgürlüktür. Düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğünün sınırları anayasanın ilgili maddelerinde gösterilmiştir. Bunların dışında basın özgürlüğünü doğrudan ya da dolaylı biçimde sınırlayacak düzenlemeler çoğulcu ve katılımcı demokrasiye uygun düşmeyecektir. Açıktan ya da örtülü sansür uygulamalarıyla basın özgürlüğünün kısıtlanması, dolayısıyla halkın bilgi edinme hakkının sınırlandırılması, toplumun susturulması anlamına gelecektir. Basının özgür olmadığı ülkelerde, demokratik değerlerin yaşam bulması ve tabana yayılması güçleşecek, basın toplumun sesi olma işlevini yitirecektir. Basının saygınlığının ve güvenilirliğinin korunması, basın özgürlüğünü kısıtlayan engellerin kaldırılmasının yanında, medya gücünün kötüye kullanılmasının önlenmesine, bu gücün kişisel çıkarlardan ve ticari kaygılardan uzak tutulmasına, yansız, doğru, ilkeli, kişilik haklarına ve özel yaşama saygılı habercilik anlayışının benimsenmesine, her koşulda meslek etiğinin gözetilmesine ve basın çalışanlarının sorunlarının çözülmesine bağlıdır. Sansürün ilk kez kaldırılmasının ardından geçen süreçte, Türk basını önemli gelişme göstermiş, toplumsal yaşamdaki etkinliğini sürekli artırmıştır. Basının kuşkusuz geçmişten günümüze uzanan sorunları bugün de devam etmektedir. Yaşanan sıkıntılara karşın Türk basını her zaman sorumluluklarını sorunlarından üstün tutmuş, demokrasinin ve özgürlüklerin gelişmesine katkıda bulunmuş, gericiliğe ve bağnazlığa ödün vermemiş, kamu yararına ve ulusal çıkarlarımızı ilgilendiren tüm konularda sorumlu ve duyarlı yaklaşımlarını Cumhuriyet’in değiştirilemez niteliklerine bağlılıkla sürdürmüştür. Bu uğurda yaşamını yitirmekten çekinmeyen şehitleriyle aydınlanmanın öncüsü olmuştur. Basın topluma karşı sorumludur. Türk basının bu bilinçle her zaman için doğru haber yapmayı, gerçekleri yansız biçimde iletmeyi ilke edineceğine, toplumun beklentileri yönünde hareket edeceğine, amacı bilinen, kamu düzenine zarar vermeyi hedefleyen düşünce ve yaklaşımlara geçit vermeyeceğine inanıyoruz. Görevlerini yaparken yaşamlarını yitiren tüm basın çalışanlarını saygıyla anıyor, basınımızın sorunlarının bir an önce çözülmesini umut ediyorum. Sansürün kaldırılışının yıldönümünde basınımıza, özgür, ilkeli ve yansız bir anlayışla yürüteceğine inandığım çalışmalarında başarılar, basın dünyamızın değerli çalışanlarına esenlikler diliyorum.” (25 Temmuz 2006)

Bülent Arınç’tan 24 Temmuz mesajı: TBMM Başkanı Bülent Arınç, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’ e bir kutlama mesajı gönderdi. TBMM Başkanı Arınç’ın Orhan Erinç’e gönderdiği mesaj şöyle: “Sansürün kaldırılışının 98. yıldönümü ve Geleneksel Gazeteciler Günü nedeniyle düzenlediğiniz törene nazik davetiniz için teşekkür ediyorum. Demokrasinin sağlıklı işlemesini sağlayan en önemli kurumlardan biri hiç şüphesiz basındır. Böylesine önemli görevler üstlenen basın, aynı zamanda ülke yönetimiyle vatandaşlar arasında bir köprüdür. Demokrasilerde çok seslilik esastır. Bu nedenle basın tarafsız ve özgür olmalıdır. Sansürün olduğu ülkelerde basın, halkın ve gerçeğin sesi olma işlevini yitirir. Her türlü sansüre karşı ortak çaba göstermenin demokrasinin bir gereği olduğunu düşünüyorum. Basınımızın görevini yaparken, sorumluluk bilinciyle hareket etmesi ve kendi içerisinde denetim yapmasının büyük önem taşıdığı kanaatindeyim. Basın kuruluşlarımızın meslek ilkelerine bağlı ve kişilik haklarına saygılı olarak görevlerini yerine getirebilmeleri için kendi inisiyatifleriyle daha etkin kontrol mekanizmaları oluşturmaları gerektiğine inanıyorum. Basınımızın güven kaybına uğramaması ve kişililerin özgürlüklerinin zarar görmemesi bu dengenin iyi sağlanmasına bağlıdır. Bütün basın mensuplarının Geleneksel Gazeteciler Günü’nü kutluyor, töreninizin başarılı geçmesini diliyorum. Bu vesileyle ödül almaya hak kazananları tebrik ediyor, töreninize katılan değerli konuklarınıza selamlarımı iletiyorum.” (25 Temmuz 2006)

Başbakan Erdoğan’ın Geleneksel Gazeteciler Günü mesajı: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Geleneksel Gazeteciler Günü nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’e kutlama mesajı gönderdi. Başbakan Erdoğan’ın mesajı şöyle: “Meslek ahlak ve ilkelerine bağlı kalarak halkımızı, doğru, zamanında ve etkin bir biçimde bilgilendirmek, gelişmelerden haberdar etmek basınımızın üstlendiği son derece hayati bir toplumsal görevdir. Basın kuruluşlarımızın bu hayati görevi, sansüre uğramadan, kısıtlanmadan, engellenmeden yerine getirebilmesi demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bu düşüncelerle basından sansürün kaldırılışının 98. yıldönümü ve gazeteciler gününü kutluyor, bu vesileyle düzenlemiş olduğunuz törene katılan tüm konuklara ve değerli mensuplarınıza sevgi ve selamlarımı sunuyorum.” (25 Temmuz 2006)

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok’un Gazeteciler Günü mesajı: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, 24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler Günü dolayısıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’e kutlama mesajı gönderdi. Nuri Ok mesajında şunları kaydetti: “Basın özgürlüğü için mücadele günü ve Basın sansürüne ilk kez son verilişinin 98. yıldönümü dolayısıyla düzenlediğiniz Geleneksel Gazeteciler Günü’ne nazik davetiniz için teşekkür ederim. Basının özgürlüğüne son veren ve basın asli fonksiyonunu yerine getirmekten uzaklaştıran sansür, toplumun menfaatlerinin savunulmasının ve bağımsız düşüncenin gelişmesinin önündeki engellerdir. En temel kişilik haklarından olarak her insanın gerçek bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürlüğünün gerçek manada hayat bulacağı saydam bir anlayışın her alanda yerleşmesi dileğiyle bu özel günde yüksek şahsınızda tüm değerli mensuplarınızı ve basın özgürlüğü ödülüne layık görülen değerli çizer Musa Kart ve değerli yargıç Mithat Ali Kabaali ile Türk Ceza Hukuku Derneği’ni kutlar, sevgi ve saygılarımı sunarım. (25 Temmuz 2006)

24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler Günü mesajları: Türk basınında sansürün kaldırılışının 98’inci yıldönümü dolayısıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’e; CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Milli Savunma Bakanı M. Vecdi Gönül, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Vekili Salih Melek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Kadıköy Belediye Başkanı Av. Selami Öztürk, Bahçeşehir Belediye Başkanı Kemal Aydın, Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay birer kutlama mesajı gönderdiler. (25 Temmuz 2006)

TGC Başkanı Orhan Erinç’in Geleneksel Gazeteciler Günü açış konuşması: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe’de düzenlediği Geleneksel Gazeteciler Günü töreninin açış konuşmasını yapan Başkan Orhan Erinç, Basın Yasası değişikliği ile oluşan iyimser havanın kısa sürdüğünü ifade etti. Türk Ceza Yasası ve Terörle Mücadele Yasası’nın demokratikleşme yolunda atılmış olan adımları yok saydığını belirten Erinç, ifade özgürlüğüne de yeni sınırlamalar getirildiğini ve gazetecilere hapis tehdidiyle baskı yapılması yolunun açıldığını vurguladı. TGC’nin Türk Ceza Yasası Tasarısı’nda yer alan sınırlamaları, taslak aşamasındayken gündeme getirdiğini ve öneri sunduğunu hatırlatan Erinç, şunları söyledi: “TGC, gönderilen alt komisyon raporuna ilişkin görüşlerini de 28 Haziran 2004 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’na sunmuştu. Sunulan görüşte 26 maddenin sakıncaları belirtilmişti. Özellikle iki madde ki biri bugün de tartışılıyor, 301 ve 305. maddelerdi. 301. maddenin kaldırılması, 305. maddenin de maddi çıkar sağlamaya dönük olarak uygulanır duruma getirilmesi istenilmişti. İstenilen değişiklik kabul edildiği için 305. madde gündemden düştü. 13 maddede yapılan değişiklikler ise yetersiz kaldı. Ama 301. madde ‘uygulamayı görelim’ gerekçesi ileri sürülerek aynen bırakıldı. Uygulamayı hep birlikte gördük ve daha da göreceğiz. Siyasal iktidar nedense gerekçenin arkasında durma anlayışından yoksun bir görüntü çiziyor.” Orhan Erinç TCK’daki benzer sakıncaların kısa süre önce yürürlüğe giren Terörle Mücadele Yasası için de söz konusu olduğunu dile getirdi. “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi”nin her türlü ayrımcılığı reddettiğini, şiddeti övme, kışkırtma, savunma gibi yaklaşımların da gazetecilikle bağdaşmadığını vurguladığını hatırlatan Başkan Erinç, şöyle konuştu: “Terörle Mücadele Yasası’na bu ilkelerin doğrultusunda karşı çıkıyoruz. Çünkü yasanın kimi maddeleri; geçmişte olduğu gibi halkın bilgilenme ve gerçekleri öğrenme hakkı kapsamında görev yapanlarla uygulamaları akıl ve mantık süzgecinden geçirerek eleştiren gazetecilerin de teröristlermiş gibi suçlanmalarına, hapse atılmalarına olanak sağlayan yoruma açık suç tanımlarından oluşuyor” diye konuştu. TGC’nin, tasarıya ilişkin görüş ve eleştirilerini Adalet Komisyonu’na ilettiğini ifade eden Erinç, TGC’nin tek başına ve çeşitli örgütlerle etkinlikler yaptığını ancak görece bir değişiklik dışında iyileştirme gerçekleşmediğini söyledi. Erinç, “Bu durumun ortaya çıkmasında, iktidar partisi ile muhalefet partilerinin ifade özgürlüğünü önemsemeyen ortak tavırlarının etkili olduğu da ortadadır” dedi. Orhan Erinç sözlerini şöyle bitirdi: “Geçen yıl sizlere hitap etme olanağını sonlandırırken bu yıl için ifade özgürlüğü eksikliğinden yakınma geleneğinin sona erdirilmiş olmasını dilemiştim. Ama siyasilerimiz bu dileğin gerçekleşmesi yolunda çaba göstermek bir yana yeni sınırlamalar getirmekten de kendilerini alıkoyamadılar. O nedenle benzer bir dileği yerine getirmek de anlamsızlaşmış oldu. Ama hemen belirteyim ki bu sözler, gazetecilerin ifade özgürlüğü yolundaki çabalarının duracağı anlamına gelmiyor.” (25 Temmuz 2006)

Validen yardım sözü: İstanbul Valisi Muammer Güler, basında sansürün kaldırılışının 98. yıldönümü nedeniyle ziyaret ettiği Haseki Hastanesi Basın-Semt Polikliniği’ne 100 bin YTL’lik tıbbi cihaz alımı sözü verdi. Vali Güler, Sultanahmet’teki polikliniğe gelişinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç tarafından karşılandı. Güler, Başhekim Vekili Dr. İbrahim Ethem Kal ve başhemşire Arzu Altan’dan poliklinik ve eksikleri hakkında bilgi aldı. Muammer Güler, çevre halkının yanı sıra basın mensuplarına yıllardır hizmet veren polikliniğin bazı eksiklerinin olduğu bilgisinin kendisine ulaştığını belirterek polikliniğin ayda 7 bine yakın kişiye hizmet verdiğini söyledi. Polikliniğin ihtiyacı olan tıbbi cihazların en kısa sürede tamamlanacağını belirten Vali Güler, yaklaşık 100 bin YTL tutarındaki cihaz eksikliğinin İl Özel İdaresince en kısa sürede karşılanacağını bildirdi. Güler, konuşmasının ardından ziyarette hazır bulunan İstanbul İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sabri Kaya’ya eksiklerin giderilmesi talimatı verdi. (27 Temmuz 2006)

Gazeteci Çetinsöz yaşamını yitirdi: Gazeteci Şemsettin Çetinsöz tedavi gördüğü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Çetinsöz, Kayseri’de yerel basının gelişmesi ve ofset baskıya geçilmesi konularında önemli katkılarda bulundu. Bir süre Milliyet gazetesinin Kayseri Bölge Müdürlüğü görevini yürüten Şemsettin Çetinsöz, 4 yıl Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevinde bulundu. (27 Temmuz 2006)

Reha Mağden yaşamını yitirdi: Gazeteci-yazar Reha Oğuz Mağden yaşamını yitirdi. Mağden’in cenazesi, Burgazada Camii’nde kılınan ikindi namazının ardından Burgazada Mezarlığı’nda toprağa verildi. Ordu’da 1955 yılında doğan Reha Oğuz Mağden, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre üniversite araştırma görevlisi olarak da çalışan Mağden, gazeteciliğe 1985 yılında Anadolu Ajansı İç Haberler Müdürlüğü’nde muhabir olarak başladı. Reha Oğuz Mağden’in “Üçünün Nerkisi”, “Cehennemde Bir Şehit”, “Ah O Müstehcen Salınış”, “Yazgıların Tableti” ve “Kalem Ele Küsmeden”. (27 Temmuz 2006)

Munyar, Medya Meclisi Başkanı: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Medya ve İletişim Meclisi ilk toplantısını yaptı. Sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda başkanlığa Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Vahap Munyar oybirliği ile seçildi. ANKA Ajansı Genel Müdürü Veli Özdemir ile Yeni Şafak Gazetesi Genel Koordinatörü Nurullah Öztürk ise başkan yardımcılıklarına getirildi. (28 Temmuz 2006)

Halit Çapın yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, Takvim gazetesi yazarı Halit Çapın, tedavi gördüğü VKV Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. 1936’da Çanakkale’de doğan Çapın, gazetecilik öğrenimi sırasında, 1955 yılında, Hadiselere Tercüman gazetesinde mesleğe başladı. Daha sonra Milliyet, Yeni Ortam, Dünya, Güneş, Hürriyet, Gün gazetelerinde muhabirlik ve yazarlık yaptı. Halen Takvim gazetesinde köşe yazarlığını sürdürüyordu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın düzenlediği yarışmalarda yılın başarılı gazetecisi ve altın kalem ödülleri aldı. “Bay Alkolü Takdimimdir”, “Bay Alkolsüz Zamanlar”, “Mahpus”, “Benim Akşam Sefalarım”, “Ben Sana Küskünüm” adlı kitapları yayınlandı. Halit Çapın’ın cenazesi için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nde bir tören düzenlendi. TGC Başkanı Orhan Erinç Halit Çapın’ın kıvrak bir kalemi olduğunu belirterek, kaybından duyulan üzüntüyü vurguladı. Törende konuşan Halit Kıvanç da Halit Çapın’la ilgili anılarını anlattı. TGC’deki törenin ardından Halit Çapın’ın cenazesi Ataköy 2. Kısım Camii’nde kılınan ikindi namazından sonra Topkapı Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Halit Çapın Sürekli Basın Kartı sahibiydi. (31 Temmuz 2006)

Duygu Asena yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, gazeteci-yazar Duygu Asena, tedavi gördüğü VKV Amerikan Hastanesi’nde “solunum durması” nedeniyle yaşamını yitirdi. Asena’nın cenazesi 1 Ağustos Salı günü saat 10.00’da Vatan gazetesi, saat 11.00’de Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacak törenlerin ardından Teşvikiye Camii’nde kılınacak öğle namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilecek. 1946 yılında İstanbul’da doğan Asena, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümü’nü bitirdi. Haseki Hastanesi Çocuk Kliniği ve İstanbul Üniversitesi Çocuklar Evi’nde pedagog, bir reklam şirketinde de metin yazarı olarak görev yaptı. Gazeteciliğe 1972 yılında Hürriyet gazetesinde başlayan Duygu Asena, Kelebek gazetesinde köşe yazarlığı, Ayrıntılı Haber gazetesinde muhabirlik yaptı. Man Ajans’da metin yazarlığı da yapan Asena, 1978 yılında Gelişim Yayınları’nda genel yayın yönetmenliği görevine başladı. Kadınca, Onyedi, Ev Kadını, Bella Bayan, First, Kim, Negatif dergilerini yönetti. Bu dönemde Söz, Sabah, Güneş gazetelerinde köşe yazarlığı, yöneticilik ve röportaj yazarlığı da yapan Duygu Asena, TRT 2’deki “Ondan Sonra” programını hazırlayıp sundu. Asena, 1987 yılında yayınlanan ve bir yıl içinde 40 baskı yaparak satış rekoru, ardından da filme çekilerek gişe rekoru kıran “Kadının Adı Yok” kitabıyla ünlendi. Bu kitabın devamı niteliğindeki “Aslında Aşk da Yok” kitabını yayınladı. Duygu Asena’nın; Kadının Adı Yok, Aslında Aşk da Yok, Kahramanlar Hep Erkek, Değişen Bir Şey Yok, Aynada Aşk Vardı, Aslında Özgürsün, Aşk Gidiyorum Demez, Paramparça isimli kitapları yayınlandı. Duygu Asena ayrıca Umut Yarıda Kaldı, Yarın Cumartesi, Bay E adlı filmlerde rol aldı. (31 Temmuz 2006)

Erinç; “Türk Basını usta kalemlerini kaybetti”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, gazeteci-yazar Halit Çapın’ın vefatı ile sadece Türk basınının değil, Türk edebiyatının da önemli bir emekçisini kaybettiğini söyledi. Erinç yaptığı açıklamada, Çapın’ın vefatından büyük üzüntü duyduğunu ifade ederek, Türk basınının, usta ve yeri doldurulması zor bir gazeteciyi kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşadığını kaydetti. Erinç, Halit Çapın’ı kaybetmenin ardından Duygu Asena’nın ölümünün acılarına tuz biber ektiğini dile getirdi. Orhan Erinç, “Çapın, aynı dönemin gazetecileri olmaktan mutluluk duyduğum meslektaşlarımdan biriydi. Sadece Türk basını değil, Türk edebiyatı da önemli bir emekçisini kaybetti” dedi. Halit Çapın’ın polis muhabiri olarak başladığı gazeteciliği Takvim gazetesindeki köşe yazarlığı ile noktaladığını ifade eden Erinç, Çapın’ın 51 yıllık meslek yaşamına çok sayıda etkileyici, bilgilendirici ve eğitici eserler sığdırmayı başardığını, röportaj denildiğinde de ilk akla gelen isimlerden biri olduğunu vurguladı. Erinç, Çapın’ın TGC’den çok sayıda “yılın başarılı gazetecisi”, Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan (TGS) da “Altın Kalem” ödülü aldığını hatırlattı. Orhan Erinç 30 Temmuz’da yaşamını yitiren gazeteci-yazar Duygu Asena’nın özellikle kadın sorunları konusunda simgeleşmiş ve akla ilk gelen gazetecilerden biri olduğunu, ölümüyle basın dünyasında doldurulması zor bir boşluğun daha oluştuğunu söyledi. Erinç, yaptığı açıklamada, Halit Çapın’ı kaybetmenin ardından Duygu Asena’nın ölümünün, acılarına tuz biber ektiğini dile getirerek şunları söyledi: “Duygu Asena, özellikle kadın sorunları konusunda simgeleşmiş ve ilk akla gelen gazetecilerden biriydi. Kendisine ve kadına bakış açısına yönelik haksız eleştiriler, onu inandıklarından geri döndürmedi. Sağlık sorunları bile onun dik durulunu engelleyemedi. Duygu Asena’nın kaybıyla, basın dünyasında doldurulması zor bir boşluk daha oluştu ama yaptıklarıyla, kitaplarıyla aramızda olmayı sürdüreceğine inanıyorum.” (31 Temmuz 2006)
 
Basın Davaları
 
Gazeteci Perihan Mağden’e beraat: “Basın yoluyla halkı askerlikten soğuttuğu” iddiasıyla yargılanan gazeteci-yazar Perihan Mağden, suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davayı karara bağlayan hakim, Mağden’in eyleminin düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanımı kapsamında ağır eleştiri niteliğinde kaldığını belirterek suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatına karar verdi. (28 Temmuz 2006)

Elif Şafak’a 301’den dava: Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı, Baba ve Piç romanı nedeniyle yazar Elif Şafak hakkında Ceza Yasası’nın (TCK) 301. maddesi uyarınca “Türklüğü alenen aşağılama” iddiasıyla üç yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşması 21 Eylül’de. (28 Temmuz 2006)

Yazar Pamuk için açılan davaya ret: Yazar Orhan Pamuk aleyhine İsviçre’de yayınlanan bir dergideki sözleri nedeniyle açılan tazminat davasında hakim, davanın reddine karar verdi. Davacı olarak 6 kişinin yer aldığı dava dilekçesinde, yazar Orhan Pamuk’un İsviçre’de yayınlanan bir dergiye verdiği röportajda, “30 bin Kürt’ü ve 1 milyon Ermeni’yi öldürdük. Türkiye’de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum” dediği ifade edildi. Dava, Şişli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülüyordu. (29 Temmuz 2006)
 
Basın Ödülleri
 
TGC 2006 Basın Özgürlüğü ödülleri verildi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) 2006 Basın Özgürlüğü Ödülleri sahiplerine verildi. Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe’de düzenlenen törende Büyük Seçici Kurul’un ödüle değer gördüğü Cumhuriyet gazetesi çizeri Musa Kart ile Eskişehir 3. Asliye Hukuk Hakimi Mithat Ali Kabaali ve Türk Ceza Hukuku Derneği’ne ödülleri verildi. Büyük Seçici Kurul, kişi dalındaki ödülün, yargı sürecini de dikkate alarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı ipliğe dolanmış kedi gibi gösteren karikatürü ile başlayan hukuk savaşımı nedeniyle tüm karikatürcüler adına Musa Kart ve karikatürün kişilik haklarına saldırı oluşturmadığına ilişkin ilk kararı veren Eskişehir 3. Asliye Hukuk Hakimi Mithat Ali Kabaali arasında paylaştırılmasına oybirliği ile kararlaştırmıştı. Kuruluş dalındaki ödül için de Büyük Seçici Kurul, Türk Ceza Hukuku Derneği’nin Türk Ceza Yasası’nın hem taslak hem tasarı hem de yasalaşma aşamalarında, ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaları bilimsel bir yaklaşımla ele alarak paneller, forumlar düzenlemiş olmasını, bilimsel yayınlar yapmasını, bu çalışmaları barolar ve gaze4tecilerle birlikte sürdürmeye özen göstermesini, bu nedenle halkın bilgilenme haklarına ve basın özgürlüğüne dikkati çeken yaklaşımını gerekçe göstermişti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, halkın bilgilenme hakkını gerçekleştirmek için gerekli olan basın özgürlüğünü vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana kişi ve kurumları ödüllendiriyor. 1908 yılında İkinci Meşrutiyetin ilanı ile birlikte basın sansürüne gazeteciler tarafından ilk kez son verilişin yıldönümlerinde ve basın özgürlüğü için mücadele günü olarak anılan 24 Temmuzlarda bu ödüller sahiplerini buluyor. (25 Temmuz 2006)
 
Dünyada Basın Olayları
 
Terörle Mücadele Yasası sansür tehlikesi taşıyor: Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü yeni Terörle Mücadele Yasası’nın “sansür tehlikesi taşıdığını” ileri sürdü. Örgütün basın yayın organlarına gönderdiği açıklamaya göre, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Genel Sekreteri Robert Menard, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdiği mektupta, yasanın “terörist örgütlerin” propagandasını yapmak ve bildiri dağıtmaya hapis cezası getiren maddelerinin, bu örgütlerle ilgili konularda haber yapan gazetecilerin keyfi olarak cezalandırılabilmesine olanak sağladığını bildirdi. Menard, bu maddelerin belirsiz olduğunu belirterek haber kuruluşlarının yazdığı haber ya da makaleler dava konusu olan herhangi bir mensubuna ceza verilebileceğini kaydetti. (13 Temmuz 2006)

Pakistanlı gazetecinin bulunması istendi: Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Pakistan hükümetinden, iki hafta önce kaybolan bir gazetecinin bulunmasını istedi. Örgütten yapılan açıklamada, Sindi dilinde yayımlanan “Kawish” gazetesinde çalışan Mehruddin Marri’nin 27 Haziran’da Sindh eyaletinin Thatta kasabasında kaybolduğu belirtildi. Ailesi, gazetecinin bir polis karakolundan dönerken polis tarafından kaçırıldığını ileri sürüyor ancak polis bu iddiayı reddediyor. (14 Temmuz 2006)

Kameraman Suiçmez’e saldırı: NTV Lefkoşe kameramanı Abdullah Suiçmez, Rumların, 20 Temmuz Barış Harekatı’nı kınama eylemini takip ederken bir grup Rum’un saldırısına uğradı. KKTC Dış Basın Birliği, Suiçmez’e yapılan saldırıyı şiddetle kınadı. Dış Basın Birliği Başkanı Mesut Günsev, yaptığı açıklamada, Suiçmez’in, saat 22.00 sıralarında, Kıbrıslı Rumların “anti-işgal” grubu tarafından Ledra Palace Sınır Kapısı’nın Rum tarafında düzenlediği, Barış Harekatı’nı kınama eylemini takip için görev yaparken saldırıya uğradığını ve canını ancak Türk tarafına geçerek kurtardığını belirtti. (22 Temmuz 2006)

Kadın foto muhabiri füze kurbanı: Lübnan’ın güneyine düzenlenen İsrail bombardımanı sırasında, Lübnanlı kadın foto muhabiri Leyal Necib’in öldüğü bildirildi. Necib’in, liman kenti Sur’un doğusundaki Kana köyünde, bulunduğu taksinin yanına bir füzenin düşmesi sonucu meydana gelen patlamada öldüğü kaydedildi. Leyal Necib bazı uluslararası haber ajanslarına çalışan serbest foto muhabiri olduğu ifade edildi. Necib, Lübnan dergisi El Caras’ta (Çan) da görev yapıyordu. (25 Temmuz 2006)

Başa Dön