Geri Dön

Ekim 2009 Raporu

Gazeteci Mansur Obut'un iddiası: Validen şiddet gördüm: Batman GAP gazetesi sahibi ve yazı işleri müdürü Mansur Obut, 24 Eylül'de yayımlanan "Bayram'a ilgi Yoktu" başlıklı bir haberi nedeniyle Vali Ahmet Turhan'ın makam odasında saldırıya uğradığını savunarak suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

Tartışma yaratan haberde, "Ramazan Bayramı'nın özellikle resmi kurumlar arasında son derece soğuk ve sakin geçtiği, bu yıl ilk kez sadece valilik bahçesinde kutlanan bayrama katılımın oldukça az olduğu, törene eski yoğunluğun olmayışı ve Batman halkının bayramlaşma ziyaretine katılmamasına Vali Turhan'ın yanlış yönetim anlayışı ve halkla bütünleşememesi olduğu" iddia ediliyordu. Obut, haberin çıkmasıyla Valilik basın müdürü Nizamettin Düz'ün kendisini Valinin talimatıyla valilik makamına çağrıldığını, şimdiye kadar rastlamadığı bir üst aramasından geçirildikten sonra fotoğraf makinesi, ses kayıt cihazı ve kamerasının yer aldığı çantasının valilik korumalarınca alındığı, valilik özel toplantı odasında hakaretler eşliğinde Valinin saldırısına uğradığını ileri sürdü.

Valilikten yapılan açıklamadaysa, iddianın gerçeği yansıtmadığı ve GAP Medya Sivil Toplum Gelişiminde Basın Desteği Derneği'nin başkanı olan Obut'un SODES adında "Kadın haklarını bilinçlendirme Projesi" başvurusu bulunduğu, Valilikle yürütülen söz konu proje teklifinin Devlet Planlama Teşkilatı'nca yetersiz bulunarak reddedilmesi nedeniyle tür tutum ve davranışlar sergilediği" ifade edildi. Gazeteciyse, projenin eski Vali dönemine ait olduğunu açıklayarak iddialara karşılık verdi.12 yıllık gazeteci ve Denge TV'de Eko Denge Programı'nın da programcılığını yapan Obut, konunun araştırılması ve "Turhan'ın yaptıklarının yanında kar kalmaması" için de İçişleri Bakanlığı'na başvuracağını ifade etti.

(01 Ekim 2009)

Gazeteci ile dışişleri arasındaki gerginlik: Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk basın mensupları nın görevlerini özgür bir biçimde gerçekleştirebileceğini ancak Türkiye Cumhuriyeti olarak "Karabağ" vizesini tanımadıklarını kaydetti. Dışişleri Bakanlığı, "Bir Türk televizyon kanalına mensup iki gazetecinin işgal altındaki Yukarı Karabağ bölgesine geçerek çekim yaptıkları öğrenilmiştir. Basın mensuplarımızın bu tutumu Türkiye'nin politikalarıyla bağdaşmamaktadır ve hiçbir şekilde yasal değildir" açıklamasında bulunmuştu.

Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) de Dışişleri Bakanlığı'nın bu açıklaması üzerine bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, DMD, gazetecilerin görevlerini yerine getirirken resmi politikaya uymak zorunlulukları nın bulunmadığını ve sadece evrensel ölçülerdeki meslek ilkeleriyle görevlerini ifa etmek durumunda olduklarını kaydetti.

(2 Ekim 2009)

Amaç işten çıkarma çikolata bahane: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Olay Medya Grubu’ndaki 12 gazetecinin ikram edilen çikolataları reddettikleri için işten çıkartılmasını kınayarak, amacın sendikal gücü bozmak olduğunu ileri sürdü.  Yönetim Kurulu, Olay Medya Grubu'ndaki

işten çıkarmalarla ilgili olarak ''Çikolata mazeretiyle üyelerimizi işten çıkaranları n asıl amacı, toplu sözleşme görüşmeleri sürecinde sendikal örgütlü gücümüzü bozmaktır'' görüşünü bildirdi.

TGS’nin toplu iş sözleşmesi görüşmelerini yürüttüğü Olay Medya Grubu'nda çalışan ikisi sendikanın iş yeri temsilcisi olmak üzere 12 sendika üyesinin iş akdinin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından tayin edilen yöneticilerin kararıyla Ramazan Bayramı'nın hemen ardından

23 Eylül Çarşamba günü feshedildiği belirtildi. TMSF yönetiminin, ''Ramazan Bayramı' nda dağıtılan çikolata paketlerinin kabul edilmemesini'' işten çıkarma ''bahanesi'' olarak gösterdiğine değinilen açıklamada, bayram armağanı alınmamasının maneviyatına sığınılmak istendiği ileri sürüldü.

(2 Ekim 2009)

İkinci pabuç vakası Türk gazeteciden: Uluslarası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, Bilgi Üniversitesi’nde verdiği konferansta dinleyiciler arasında bulunan bir gazeteci tarafından ayakkabı fırlatılarak, protesto edildi. Başkan Kahn, öğrencilerin sorularını cevaplarken salona Anadolu Üniversitesi öğrenci kimliği ile giren Birgün gazetesi editörlerinden Selçuk Özbek IMF’yi protesto eden sloganlar atarak pabucunu fırlattı.  Önceki yıl da Irak’ta yine bir Irak’lı gazeteci tarafından ABD Başkanı Bush da pabuçlu protestoyla karşılaşmıştı. Selçuk Özbek’in "IMF defol, bu memleket bizim" diyerek pabuçunu fırlatması

Türkiye’de olduğu gibi yurt dışında da yankı buldu. (2 Ekim 2009)

Pabuçlu protestoya tam sayfa destek: Selçuk Özbek’e çalıştığı gazeteden tam sayfa destek geldi. Gazetenin birinci sayfası, fırlatılan ayakkabı fotoğrafıyla ve "Bir gün herkese bir ayakkabı gerekebilir" başlığıyla yayınlandı. (3 Ekim 2009)

TGC: Gazeteci kimliğiyle böyle eylem yapılamaz: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı'na yönelik pabuçlu protesto ile ilgili yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi: "Yayın organlarında yer alan çelişkili bilgiler nedeniyle, Uluslararası Para Fonu Başkanı'na pabuç fırlatan kişinin toplantıya gazeteci kimliği ile mi öğrenci kimliği ile mi girdiği, dolayısıyla eylemin özel yaşamla mı, gazetecilik yaşamı ile mi bağlantılı olduğu kesinlikle bilinememektedir. Ancak protestocu kişinin toplantıya gazeteci kimliği ile girmiş olması halinde yaptığı eylemin gazetecilikle bağdaşmadığı kesindir ve meslek ilkelerini ihlal anlamını

taşımaktadır.(3 Ekim 2009)

TGC Dışişlerini kınadı: TGC, gazetecilerin Karabağ sorunuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Dışişleri Bakanlığı'nın iki meslektaşımızın Yukarı Karabağ bölgesine görev amacıyla girmelerini suçlayıcı nitelikteki açıklamasının da kabul edilmesi olanaksızdır. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nin ‘Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri’  bölümünde yer alan 17'nci kural şöyledir: Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslar arası politika konularında önyargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanır. Onu, mesleğinin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir. Görevlerini meslek ilkeleri kapsamında yapan meslektaşlarımıza yönelik suçlama bir yanıyla yersiz, Türkiye'nin diplomatik ilişkisi olmadığı çeşitli ülkelere gidenler yönünden de çelişkili bir durum yaratmıştır. Bağımsız gazetecilikten sıkça söz edilmekte olan bir süreçte yapılan açıklamayı kınadığımızı kamuoyunun bilgilerine sunarız."

(3 Ekim 2009)

Barış Selçuk Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu: İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 10. Barış Selçuk Gazetecilik

Yarışması’nda başarılı gazetecilere ödülleri verildi. Tarihi Havagazı Fabrikası'nda düzenlenen ödül törenine İzmir Vali Vekili Sait Topoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Türkiye Gazeteciler

Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Türkiye Gazeteciler Federasyonu

ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel ve gazetecilerin yanı sıra Barış Selçuk'un ailesi katıldı. (5 Ekim 2009)

Gazeteciye park olanağı: Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün aylık dergisine yaptığı açıklamada, basın mensuplarına bazı kolaylıklar getirileceğini açıkladı. Köksal, protokol uyarınca basın mensuplarının araçlarına, trafiği aksatmamak şartıyla, duraklama ve park etme gibi kolaylıklar sağlandığını belirtti. Basın Trafik Kartı almak isteyen basın mensuplarının, Ankara'da Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon

Genel Müdürlüğü'ne, bulunan yerlerde İl Müdürlüğü’ne, diğer yerlerde valiliklere başvurmaları gerekiyor. Protokol uyarınca Basın Trafik Kartları, basın kartı taşıyan basın mensuplarının görevleri sırasında bulundukları aracın ön camında, görevlilerin kolayca görebileceği şekilde bulundurulacak. BYEGM Genel Müdürü Salih Melek ise konuya ilişkin açıklamasında, "Protokolden ülkemizde basın kartı taşıyan 11 bin basın mensubu yararlanacaktır. Basın kartlarımız daha işlevsel olacaktır" dedi.

(5 Ekim 2009)

İran’da 3 muhalif gazete kapatıldı:  Tahran'da yayımlanan Ferheng-i Aşti ve Arman gazeteleri ile güneydeki Şiraz kentinde yayımlanan Tahlil-i Ruz gazeteleri kapatıldı. Haberlerde gazetelerin resmi kapatılma gerekçesinin ne olduğu belirtilmedi. (7 Ekim 2009)

“Amacımız medyaya hizmet etmektir”: Basın Yayın ve Enformasyon

Genel Müdürü Salih Melek, Fırat Üniversitesi'nce düzenlenen ''Medya ve Etik'' konulu sempozyuma "Bizim amacımız devlet olarak kurum olarak sizlere, medyaya hizmet etmektir" dedi. Kurum olarak ilk kez, dil öğrenmek için yerel ve yaygın medya mensuplarını yurtdışına gönderdiklerini anlatan Melek, sempozyumda 50 yerel ve 50 yaygın medya mensubu 3 ay süreyle Türkiye'de dil eğitimi aldığına dikkat çekti. Dünyaya açık, mesleği yapmaktan heyecan duyan kişilerle medyanın özlenen seviyeye ulaşacağının apaçık bir gerçek olduğunu belirten Melek, şunları kaydetti:

''Ülkemizde yaklaşık 40 iletişim fakültesi var. Her yıl hemen hemen 6 bin arkadaşımız buraya kayıt oluyor ve 4 sene sonra tahmini rakamlarla 4 bin arkadaşımız mezun oluyor. Bunların ancak yüzde 10-15'i medya sektöründe çalışıyor. Eğer değişik kuruluşlarla işbirliği yapabilirsek mezun olan arkadaşların yerel medyada çalışmasına maaşların ödenmesine sigortalarının yatırılmasına yardımcı olacağız. Böylece iletişim fakülteleri daha cazip hale gelecek. Hem de yerel medyamız daha güçlenecektir. ''

(8 Ekim 2009)

TGS’den TMSF"ye uyarı: Sendikal örgütlenmeye dokunma:

TGS Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Muhittin Doğan, Olay Medya

Grubu'ndaki işten çıkarmaların protesto edilmesi amacıyla TGS tarafından Fomara Meydanı'nda düzenlenen eylemde, gazetecinin bilginin halka ulaştırılması görevini yaparken, kamu yararına çalıştığını, bu nedenle gazeteler ve diğer medya organlarının, sadece sahiplerinin değil, aynı zamanda tüm halkın malı olduğunu söyledi.

Olay Medya Grubu'na TMSF tarafından Mart 2008'de el konulduğunu hatırlatan Doğan, ''Bizim gitmemizi istemeyeceksiniz'' sözleriyle göreve başlayan TMSF yöneticilerinin, sendikal örgütlenme çalışmalarını öğrenir öğrenmez ani bir tavır değişikliğine gittiğini, sendikadan istifa kampanyası başlattıklarını belirtti. (9 Ekim 2009)

TV’lere ombudsmanlık istendi: Fırat Üniversitesi’nce (FÜ) düzenlenen Medya ve Etik Sempozyumu'nun açılışında konuşma yapan RTÜK üyesi Hasan Tahsin Fendoğlu, her televizyonun kendi iç ombudsmanlığını oluşturması gerektiğini belirtti.  RTÜK'ün önceden denetleme ve sansür yetkisi olmadığını bildiren Fendoğlu, hazırlamakta oldukları yeni medya yasasında önce halkın ihtiyaçlarına de ğer vermek istediklerini belirterek, şöyle dedi: “Şimdi medya, medya ombudsmanlığı bir bakıma RTÜK'tür. Ama bir de her televizyonun ulusal, yerel ve bölgesel kendi iç ombudsmanlığını oluşturması gerekiyor. Yani halkın şikayetlerini o televizyona mutlaka bildirmeleri ve bunu da o yayın organının kendisinin değerlendirmesi ve kendi kendini denetlemesi kavramı önemli yer tutuyor.” (9 Ekim 2009)

Medyada etik tartışması: Tiyatro oyuncusu Levent Kırca, Aslı Çetiner adlı kadın arkadaşıyla Beşiktaş’ta bir restoranda rakı-balık sofrasında görüntülenmek istendi. Levent Kırca tepki gösterdi, gazeteciyle tartışması kavgaya dönüştü. Kırca daha sonra yaptığı açıklamada "Üzerime hamam böceği attı, beni öfkelendirerek görüntülerimi almak istedi" dedi.

Vatan gazetesi muhabiri Bora Engin ise fotoğrafların çekilmesine sinirlendiği için Levent Kırca’nın kendilerine saldırdığı nı ileri sürdü.

Bir diğer olayda "Hırsız-Polis" dizisinin iki ünlü oyuncusu Uğur Yücel ve Timuçin Esen ile gazeteciler arasında yaşandı. Aşırı alkollü olan sanatçılar, bu durumda görüntülenmek istemediler. Sanatçılarla gazetecilerin tartışması büyüyünce araya polisler girdi. Magazin muhabirleri Timuçin Esen’den şikayetçi oldular. Sanatçı olay yerine gelen polislerle de kavga edince ellerine kelepçe takıldı. Bu durumların özel hayata girip girmediği konusunu tartışmaya açtı. (10 Ekim 2009)

Meslek ilkeleri zorlanmamalı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı

Orhan Erinç, magazin gazetecileri konusunda kendisine yöneltilen soruları şöyle yanıtladı: "Haber kaynakları ile magazin gazetecileri arasında yaşanan sürtüşmeler, son günlerde kaba kuvvete başvurma gibi onaylanamayacak bir düzeye dönüşmüştür. Haber kaynağı olma niteliği kazanmış meslek mensuplarının ve onları izleyen magazin gazetecilerinin zaman zaman sağduyudan uzak davranışları kamuoyunu da rahatsız edecek olayların yaşanmasına neden olmaktadır. Magazin gazetecilerinin görevlerini meslek ilkelerini zorlamadan yapmaları, haber kaynaklarının da konumlarının bilincinde olmaları gerektiğini anımsatmak isterim." (10 Ekim 2009)

 

TGC etkinlikleri sürüyor: Kamuoyunda geniş yer bulan II. Küresel

Isınma Kurultayı ile etkinliklerine start veren TGC, 1-7 Haziran 2009 tarihleri arasında düzenlediği "II. Babıâli Kültür Şenliği" ile de gazetecileri, yazarları, çizerleri, televizyon ve radyo çalışanlarını okurlarla ve dinleyicilerle bir haftalığına bir araya getirdi. Babıâli geleneğini canlı tutmaya çalışan TGC şimdi de Babıâli Kültür Şenliği kapsamında brunch ve tarihi yarımada gezisi düzenliyor. Konuyla ilgi açıklama yapan TGC Genel Sekreteri Celal Toprak, bu tür etkinliklerle hem Babıâli ruhunu canlı tutmayı hem de TGC üyeleri arasındaki dayanışmayı üst düzeye çıkarmayı amaçladıklarını ifade etti.  Ayın Son Pazartesi yemekleri gibi etkinliklerde

TGC üyeleriyle sıkça bir araya gelindiğine işaret eden Toprak, ‘Bu tür toplantılar gazetecilerin bir araya gelerek mesleki ve toplumsal sorunları tartıştıkları platformlar haline geldiğini’ söyledi. (10 Ekim 2009)

Dünya medya zirvesi başladı: ŞINHUA, AP, Reuters, News Corporation,

BBC, Time Warner Turner Broadcasting, Kyodo, ITAR-TASS ve Google'ın sponsorluğunda düzenlenen zirvede, 40 ülkeden 170 medya kuruluşunun

300'den fazla temsilcisi, medyanın yaşaması, kalkınması, işbirliği yapması ve yeni teknolojileri kullanarak stratejik değişimi sağlamasının yollarını ele alıyor. İki gün sürecek zirveye Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı

Ahmet Tek ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hadi Adanalı da katılıyor. (10 Ekim 2009)

Gazeteci Yardımcı görev başında öldü: Milliyet gazetesi ekonomi yazarlarından Bülent Yardımcı bir röportaj sırasında fenalaşarak kaldırıldığı Çapa Tıp Fakültesi’nde yaşamını yitirdi. Ekonomi Gazetecileri Derneği'nden (EGD) yapılan açıklamada, ''ekonomi basınını duayeni, meslektaşlar arasındaki dayanışmanın sembol ismi'' Bülent Yardımcı'nın vefat ettiği belirtilerek, Türkiye'nin ilk ekonomi gazetecilerinden olan ve yaşamının sonuna kadar ekonomi gazeteciliğini sürdüren Bülent Yardımcı'nın ekonomi basınının kalbinde yaşamaya devam edeceği vurgulandı. (10 Ekim 2009)

Gazeteciler özlem giderdi: TGC, Küresel Isınma Kurultayı’yla başlayan ve Babıâli Şenlikleri kapsamında sürdürdüğü etkinliklerle cemiyet üyelerini bir araya getirmeye devam ediyor. II. Babıâli Kültür Şenliği’yle gazetecileri, yazarları, çizerleri, televizyon ve radyo çalışanlarını okurlarla ve dinleyicilerle bir haftalığına da olsa tarihi yarımadada buluşturan TGC, bu kez de üyelerini Pazar sabahı brunchla buluşturdu.

Etkinlikler çerçevesinde TGC Lokali’nde gerçekleştirilen bruncha Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı gibi davetlilerin yanı sıra çok sayıda TGC üyesi katıldı.

Etkinlikle ilgili görüşlerini dile getiren TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC üyelerinin bir araya getirilmesi ve üyeler arası dayanışmanın arttırılması amacıyla 2009 yılı içerinde pek çok etkinlik gerçekleştirdiklerini ifade etti.

TGC üyelerinin yanı sıra pek çok davetlinin de katıldığı brunchta hem bir aile ortamı hem de gazeteciliğin doğasında olan haberciliği yaşadıklarını söyleyen Erinç, "TGC’nin görevleri var. Bu görevlerinin başında gazetecilerin mesleklerini icra ederken karşılaştıkları sorunları azaltmak ya da giderilmesi konusunda çaba harcamak, ifade özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmak" dedi. Mesleki dayanışmanın yeniden gündeme getirilmesinin de önemli olduğunu ifade eden Erinç şunları söyledi: "Yayın organları Babıâli’den taşındıktan sonra gazetecilerin bir araya gelmesi olanaksızlaştı. Artık eskisi gibi değil gazete sayısı da eskiye nazaran artmış durumda. Bu gazeteciler arasındaki ilişkilerde kopukluklar yaratıyor. Bu tip toplantılar kopuklukların giderilmesini sağlıyor. Üyelerimizle her fırsatta bir araya gelmeye çalışıyoruz. Mesleğin devamlılığı açısından bu bir araya gelişler son derece önem taşıyor. Bugün de burada bunun en güzel örneğini bir arada yaşadık. Salonun genişliğine rağmen yer bulmakta zorlanan arkadaşlarımız oldu. TGC olarak bu etkinlikleri sürdürmeye devam edeceğiz."

Etkinliğe katılan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da TGC çatısı altında gazetecilerle bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.

Brunchın ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, TGC Başkanı Orhan Erinç, Başkan Vekili Vahap Munyar, Genel Sekreter Celal Toprak, Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı ve çok sayıda TGC üyesi Topkapı Sarayı’na kadar süren gezinti gerçekleştirdi. (12 Ekim 2009)

Mehmet Sucu'yu kaybettik: Gazeteci Mehmet Sucu, bir süredir akciğer kanseri nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Mehmet Sucu’ya yıllarını geçirdiği Cumhuriyet gazetesinde saat 15.30’da tören düzenlendi. Törene Cumhuriyetailesinin yanı sıra çok sayı-

da gazeteci, ailesi ve yakınları katıldı. (12 Ekim 2009)

Dünya Medya Zirvesi sona erdi: Dünya Medya Zirvesi sonunda yayınlanan ortak bildiride, bütün medya kuruluşlarından "doğru, nesnel, tarafsız ve adil" haber yapmaları istendi. Zirveye Anadolu Ajansı Genel

Müdür Yardımcısı Ahmet Tek ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hadi

Adanalı da katıldı. Dr. Hadi Adanalı, günümüz dünyasındaki yeni teknolojik gelişmeler çerçevesinde haberlerin algılanış şekillerini ve zihnin çalışmasına etkisi konusunda "Medya ve Zihin" başlıklı bir sunum yaptı.

(12 Ekim 2009)

Ergun Göze’yi kaybettik: TGC üyesi, Sürekli Basın Kartı ve 2003 Burhan

Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi, gazeteci- yazar Ergun Göze dün Kadıköy’deki evinde rahatsızlanarak yaşamını yitirdi. (13 Ekim 2009)

TGC’den öldürülen gazeteciler anısına araştırma yarışması: TGC öldürülen ilk gazeteci olan Hasan Fehmi’nin öldürülüşünün 100’üncü yılında, öldürülen 61 gazetecinin anılarına saygı amacıyla bir araştırma yarışması düzenledi. TGC Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamaya göre, araştırmacıların, öldürülen gazetecilerin tümünün ya da bazılarının ifade özgürlüğü haklarını kullanma konusundaki çabalarını yansıtması ve soruşturmaların çoğunun faili meçhul dosyalarına dönüşme nedenlerini de irdelemeleri gerekiyor. Tüm araştırmacılara açık olan yarışma için hazırlanacak dosyaların A4 kağıdına çıktılarının 25 sayfadan az 50 sayfadan fazla olmaması da koşullar arasında sayılıyor. 15 Aralık 2009 günü akşamına kadar TGC merkezine iletilmesi gereken araştırmalardan ilk üç dereceye girenlere para ödülü ve plaket verilecek. Ayrıca ilk üçe giren eserler TGC tarafından kitap olarak da yayımlanacak. Ödüller, Geleneksel Öldürülen Gazeteciler Günü olan 6 Nisan 2010 günü düzenlenecek törende kazananlara sunulacak. (13 Ekim 2009)

“Basın özgürlüğü ve özel hayat” tartışması sürüyor: Magazin muhabirleri ile bazı sanatçılar arasında geçen ve zaman zaman karakolda son bulan olaylarla ilgili olarak köşe yazarları ile meslek örgütleri basın özgürlü ve özel hayat konuları ndaki görüşlerini açıklamayı sürdürüyor. Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) ve İzmir Gazeteciler

Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, konuya ilişkin açıklamasında sanatçılarla gazeteciler arasında düzeyli ilişki kurulamadığı için istenmeyen olaylar yaşandığı nı, ''basın özgürlüğü'' anlayışının da özel yaşamı taciz etmemekten geçtiğini söyledi. Yaşanan olayların tüm magazin muhabirlerine mal edilmesinin de yanlış olduğunu ifade eden Sertel,

''Magazin muhabirlerinin tümüne mal etmiyorum. Türkiye'de ciddi magazin muhabirliği yapan, sanatın ve sanatçının haberlerini veren ciddi magazin muhabirleri var. Ama magazin muhabiri adı altında çalışan bazı arkadaşlar, insanların özel yaşamına müdahale eder noktaya geldi. Toplumda tasvip edilmiyor. Birtakım sanatçılar reklam için o magazin muhabirlerini kullanıyor” dedi.

Magazin Gazetecileri Derneği Başkanı Sinan Tosun ise Timuçin Esen olayında suçun tamamen sanatçının arkadaşlarında olduğunu savunarak, şöyle konuştu: ''Terör işleyecek ne yaptık biz? Dikkat ederseniz görüntülerde bir tane gazeteci yok, sadece polisle Timuçin'in arkadaşları var. Biz nasıl terör yaratmışız?'' Bazı magazin programlarında, ''ucuz olsun'' diye kalitesiz, deneyimsiz ve eğitimsiz insanların çalıştırıldığını bildiren Sinan Tosun, ''İçimizdeki çürük elmaları temizlememiz lazım. Ama sanatçılarımız da magazin gazetecilerini hakir görmesinler. Bizlerle iletişim kursunlar. Amacını aşan birkaç arkadaşımız var. Birkaç tane hatalı arkadaşımızın davranışının tüm magazin gazetecilerine mal edilmesi de çok yanlıştır. Bir kişi yüzünden hepimiz suçlanamayız'' dedi. (15 Ekim 2009)

Alman hukukçular TGC’yi ziyaret etti: Aralarında hakim, savcı ve avukatların bulunduğu Alman hukukçalar Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret ederek Başkan Orhan Erinç ve Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto’yla görüştü. Türkiye’yi tanımak amacıyla gezi düzenleyen 29 kişilik grubun rehberi Nihat Gençosman Alman hukukçuların Türk medyası hakkında merak ettikleri konularda bilgi almak amacıyla TGC’yi ziyaret ettiklerini belirtti. TGC Lokali’nde grup üyeleriyle buluşan Erinç ve Olcayto Türk medyası ve Türkiye üzerine yaklaşık bir saat sohbet etti. Erinç ve Olcayto’ya Türkiye’deki ifade özgürlüğü, bunun medyadaki yansımaları ve basın yasasıyla ilgili sorular soran grup üyelerinin merak ettikleri konular arasında Doğan Medya grubuna kesilen vergi cezaları da vardı.

(15 Ekim 2009)

Yerel medyanın resmi ilanlarına kısıtlama yok: Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, yerel medyanın resmi ilanlarına kısıtlama getirilmesinin mümkün olmadığını söyledi. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün Manisa Anemon Otel'de düzenlediği 18. Yerel Medya Eğitim Semineri'nin açılışında konuşan Arınç, "Gündemimizde böyle bir şey yok. Yerel medyanın resmi ilanlarına niçin kısıtlama getirilsin. Böyle bir şey mümkün değil. Çıkarılan haberlerin bir kısmı spekülatif olabilir ama gündem oluşturmak bizi etkilemek adına lütfen bu ikazları her zaman yapın, eleştirin" dedi.

Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek, Türkiye'de medya özgürlüğünün anayasa ve kanunla güvence altına alındığını belirterek,''Ülkemizde basın özgürlüğü asla tehlikede ve baskı altında değildir'' dedi. (16 Ekim 2009)

Erinç: Editoryal bağımsızlık sendikal örgütlenmeden geçer:  Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nce Manisa Anemon Oteli'nde düzenlenen 18. Yerel Medya Eğitim Semineri'nde, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Hilmi Bengi'nin başkanlığında yapılan birinci oturumun ilk bölümünde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, ''Gazetecilerin ekonomik ve sosyal hakları ve gazeteci kimliği'' konulu sunum yaptı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre ülkede 7-8 bin gazeteci bulunduğunu, Çalışma Genel Müdürlüğü rakamlarına göre gazete çalışanlarının sayısının 15 bin olduğunu, basın kartı taşıyan gazeteci sayısının 10 bin olarak göründüğünü ifade eden Erinç, rakamlardaki bu karışıklığın medyada sendikasızlaştırma çalışmalarının sonucu olduğunu vurguladı.  Türkiye'de 1994 sonrası dönemde başlayan sendikasızlaştırma girişimiyle fiilen gazetecilik yaptığı halde hukuken gazeteci sayılmayan meslektaş sayısının hızla arttığını ifade eden Erinç, gazetecilerin ekonomik ve sosyal haklarının da giderek azaldığını belirtti. Erinç şöyle konuştu: ''Editoryal bağımsızlık konusunda savaşım veren meslek örgütlerinden biriyiz ama editoryal bağımsızlığın gerçekleştirilmesi ancak gazetecilerin sendikal örgütlenmesinin sağlanmasına bağlı. Gazetelerin sendikaya üye olması konusunda yasal zorluklar var. 5953 sayılı yasaya tabi olmayan gazeteciler sendikaya üye olamıyor. Öncelikle yasal düzenlemelerde değişiklik yapılması gerekiyor. Uygulamadaki yasalar arasında da büyük çelişkiler var. Örneğin, gazetelerde 18 yaşın altındaki kişilere yönelik haberlerdeki kısıtlamalar televizyonlarda yok. Başka bir örnek de Basın Yasası'dır. Hapis cezası öngörmeyen bir yasa getirildi. Bu yasa çıkarıldıktan kısa süre sonra Türk Ceza Yasası kabul edildi. Basın Kanunu'nda belirtilen suçlar Türk Ceza Yasası'nda 3-4 yıl hapis cezalarıyla yer aldı. Hukukla siyaset arasındaki ilişkileri normalleştiremediğiniz sürece halkın bilgilenme hakkını kullanmasına yönelik ortam yaratılması mümkün değil.''

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov, 1200 yerel gazetede bir yıl içinde yayınlanan ve bedeli devlet bütçesinden ödenen 100 bin liralık resmi ilan bedelinin yüzde 50'sinin, aynı yıl içinde devlet bütçesine geri döndüğünü söyledi. Cillov, yerel gazete sayısının, 2004'te 800 iken 2008 sonu itibariyle 1200'e ulaştığını, kurumun şubesi bulunmayan il ve ilçelerde yayınlanan gazetelerden 723'ü günlük 1098 adedinin resmi ilan yayımlama hakkına haiz olduğunu dile getirdi. (17 Ekim 2009)

AİHM'den kapatılan Kürt gazetelerine binlerce TL tazminat: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kürt sorununu temel alan dört gazetenin 26 çalışanının açtığı davalarda Türkiye'yi, ifade özgürlüğünü ihlal ettiği için mahkum etti.

Ülkede Özgür Gündem, Gündem, Güncel ve Gerçek Demokrasi gazetelerinde gazete sahibi, yayın yönetmeni, yazı işleri müdürü, haber müdürü ve gazeteci olarak çalışan 26 kişi, Türkiye'deki yargılamalarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesinin ihlal edildiğini savunarak mahkemeye başvurmuşlardı.

AİHM'in verdiği mahkumiyet kararları, Türkiye'de gazetelerin yayınının bir aya kadar durdurulmasında başvurulan, Anayasa Mahkemesi'ninse uygulanmasında "Anayasaya aykırılık" görmediği Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 6/son maddesiyle de ilgiliydi.

AİHM, başvuru sahiplerine 5 bin avro'dan (10 bin 750 TL) 40 bin avro'ya (86 bin TL) kadar varan tutarlarda maddi tazminat; her bir başvuru sahibine bin 800 avro (3 bin 870 TL) manevi tazminat ve mahkeme giderleri karşılığında da toplam 4 bin avro (8 bin 600 TL) ödenmesine karar verdi. (20 Ekim 2009)

Gazetecilere saldırılara TGC’den büyük tepki: TGC Yönetim Kurulu, 19 Ekim 2009 günü yaptığı toplantının ana gündem maddesi olarak belirlenen "gazetecilere saldırı" konusunu irdeledi. TGC Yönetim Kurulu konunun gazeteciler aleyhine giderek ağırlaştığını göz önüne alarak aşağıdaki deklarasyonu yayınladı: “ 1- Halkın doğru ve yansız bilgilenme hakkını kullanmak amacıyla görev yapan gazetecilere yönelik şiddetin, içinde bulunulan süreçte artarak sürdüğü ve gazeteciliğin doğal tehlikeleri arasına girdiği kanısının yaygınlaştığı görüşüne varılmıştır.

2- Siyasal parti kongreleri, gösteriler, basın toplantıları gibi etkinliklerde meslektaşlarımıza yöneltilen şiddetin, spor alanına da girmiş olması tedirginliğimizi tırmandırmış, toplumsal şiddetin bir parçasını oluşturmasından duyduğumuz endişeyi arttırmıştır.

3- Son olarak Bursaspor Kulübü Başkanı İbrahim Yazıcı’nın Habertürk Gazetesi Spor Muhabiri Erhan Telli’yi korumalarının da yardımıyla tokatlaması ve tartaklamasının kınamayla da yetinilemeyecek bir insanlık ve sporculuk yanlışı olduğunu özellikle vurgulamak istiyoruz.

4- Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu meslektaşlarımıza yönelik hangi gruptan ve kurumdan gelirse gelsin her türlü saldırının karşısında olacağını ve meslektaşlarımızın haklarını aramak üzere hukuk yollarına başvurmaktan çekinmeyeceğini de kamuoyuna duyurmayı görev bilir.” (21 Ekim 2009)

 

Ardahan'da yargıç, yargıçları eleştiren gazetecileri mahkum etti: Ardahan'da yayımlanan Kuzey Doğu Anadolu gazetesi sahibi Selmi Yılmaz ile gazetenin yazı işleri müdür Fakir Yılmaz, yargılandıkları davayla ilgili izlenimlerini yazdıkları için toplam 4 bin TL tazminat ödemeye mahkum edildiler. Ardahan Adliyesi Hakimi Dilek Şen ve yine Ardahan Adliyesi Savcılarından Emrah Ünal, gazetenin 14 Mayıs 2009 tarihli sayısında "Reddi hakim mi yapsaydım!" başlığıyla yer verilen bir yazıda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia ederek, 40 bin TL tutarında manevi tazminat talep etmişlerdi. Gazetecilerin dosyanın bilirkişiye gönderilmesine ilişkin taleplerini daha önce reddeden Ardahan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 14 Ekim'de görülen altıncı celsede davayı sonuçlandırdı.

Hakim Levent Mutlu başkanlığındaki mahkeme, gazetecilerin davacı Dilek Şen ve Emrah Ünal'a 2'şer bin TL tazminat ödemelerine hükmetti. Son duruşmaya katılmayan gazetecilerden Fakir Yılmaz, mahkemenin verdiği karar saygı duyduklarını ancak davayı Yargıtay'a taşıyacaklarını bildirdi.

Davacı iki yargıç, Selmi ve Fakir Yılmaz hakkında bir de ceza davası açılması için girişimde bulunmuşlardı. "Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" iddiasıyla açılan bu davaya da Kasım ayında devam edilecek. (21 Ekim 2009)

 

Erinç: Yereldeki demokrasi yerel medya sayesinde olur: Adıyaman Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda düzenlenen "Ulusal Ve Yerel Medyanın 1980 Öncesi Ve Bugünü" konulu panele Adıyaman Valisi Ramazan Sodan, Adıyaman Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abuzer Yücel, Üniversite Akademik Personeli, basın mensupları ve öğrenciler katıldı.  İstanbul Kentim gazetesi sahibi Saime Oğuzhan ve Memleketim gazetesi köşe yazarı Ramazan Gökay’la birlikte panelde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, basının Türkiye’deki konumu hakkı nda bilgi verip düşüncelerini açıkladıktan sonra şunları söyledi: "Türkiye’de kavramlar gerçek anlamlarından genelde sapıyorlar. Mesela demokrasi kavramı da hepimizin el birliği ile saptırdığı kavramlardan biri. Ben dördüncü kuvvet konusunun da tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dördüncü kuvvetin verilme nedeni, çok eski dönemlerde, yani 14, 15, 16’ıncı yüzyıllarda egemenliğin din adamları, krallar ve aristokratlar tarafından paylaşılmakta oluşu, onların kendi aralarındaki çıkar kavgaları nedeniyle göz ardı edilmiş olması söz konusuydu ve halkın çıkarlarını savunmak amacıyla gazeteciliğin var olduğu varsayımıyla bu üç kuvvet arasındaki çekişmeyi halk adına yönlendirmek için gazeteciliğin kurulmasıyla dördüncü kuvvet tanımı gündeme geldi. Ama o yıllardaki yapılanma şu anda yok. fiimdi o kavramların yerine yasama, yürütme, yargı kavramları geldi. Aslında tabi dördüncü kuvvete de ihtiyaç kalmamış olması gerekiyor. Bu anayasa, özgürlükler ve eşitlik gibi kavramların için de ama ne yazık ki bu iş birliği ülkenin gelişmesi için yeterli sonuçlara ulaşamıyor. Onları kamu adına denetlememiz gereken bir kuruma ihtiyaç var, o kurum da basındır.” (24 Ekim 2009)

Gazeteci Nedim Şener yargılandı: “Dink Cinayeti ve ‹stihbarat

Yalanları" adlı kitabıyla "Görevlileri hedef gösterdiği ve gizli belgeleri yayınladığı" iddia edilen Milliyet Gazetesi muhabiri Nedim Şener’in yargılanmasına devam edildi. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki

duruşmaya Nedim Şener’e destek vermek amacıyla aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önceki başkanlarından Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, Hrant Dink’in kardeşi Orhan Dink ve Prof.Dr. Binnaz Toprak’ında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Nedim Şener hakkındaki suçlamaları reddederek sadece görevini yaptığını söyledi. Kendisinden şikayetçi olan ve kitabında ismi geçen kişileri

 anımadığını dile getiren Şener "Dink’in öldürülmesinin ardından yapılan gösteriler şikayetçilere karşı değil haksız yere öldürülen bir kişinin hakkını aramak için yapılan gösterilerdir. Bu olaylardan sonra müştekilere yönelik herhangi bir eylem olmamıştır" diye konuştu. (24 Ekim 2009)

Cumhuriyet gazetesi ile Oda TV’ye Soruşturma: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ''Ergenekon'' soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri ve savcılar ile davaya bakan hakimlerin, geçen yıl Ramazan ayında emniyet tarafından düzenlenen iftar yemeğinde çekildiği iddia edilen fotoğraflarını yayınlayan Cumhuriyet gazetesi ve Oda TV hakkında soruşturma başlattı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Beşiktaş'taki CMK 250. maddeyle yetkili olan birimi, internet üzerinden yayın yapan Oda TV adlı haber sitesinde 5 Ekim'de, ''Bu fotoğraşar olay yaratacak'' başlığıyla yayımlanan haberde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemeleri başkan ve üyeleri ile terörle mücadeleden sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı ve İstihbarat Şube Müdürünün isim ve fotoğraflarına yer verildiğini tespit etti.

Başsavcılık, bu isim ve fotoğrafları kullanarak 7-9 Ekim tarihleri arasında haber yapan Cumhuriyet Gazetesi ile Oda TV hakkında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6/1'inci maddesi uyarınca,

''Terörle mücadelede görev almış kamu görevlilerinin kimliklerini açıklamak, yayınlamak ve bu yolla kişileri hedef göstermek'' suçundan soruşturma başlattı. Bu kapsamda, Oda TV internet sitesi haber müdürü ile Cumhuriyet Gazetesi yazı işleri müdürü ifadeye çağrıldı. (24 Ekim 2009)

TGC yeni üyeleriyle buluştu: TGC Lokali’nde düzenlenen "Geleneksel

Ayın Son Pazartesi Yemeği"nde TGC’ nin yeni ve eski üyeleri bir araya geldi. TGC Lokali’nde önceki gece yemek öncesi yapılan törenle TGC’ ye yeni katılan üyelere rozetleri takıldı. Yeni üyeler: Ali Bakır (NTV), Erhan Sevenler (Anadolu Ajansı), Salih Barış Kuyucu (CNN Türk), Orhan Arabacılar (Habertürk gazetesi), Şükrü Şahin (Esenlerin gazetesi).

TGC’nin yeni üyeleri arasında yer alan Rafet Topçu (NTV), Bilgehan Can (Türkiye gazetesi),Selçuk Geçer (Kanal 24), Bülent Akdeniz (NTV), Mehmet Mahmutoğlu (Radyo

Liva), Zerrin Funda Celasun (TRT Ankara Radyosu), Mahmud Arda (Bingöl Kent Haber gazetesi), Hakim Değişgeç (Bingöl Kent Haber gazetesi), Bircan Çiçek (TRT Ankara Radyosu), Hacı Mehmet Gelir (Memleket gazetesi), Ragıp Göker (Dünya gazetesi), Bünyamin fiahin (TRT Genel Müdürlüğü) ise törene katılamadılar.Törende ayrıca TGC’ye katkılarından dolayı DYO Genel Müdürü Serdar Oran ve Yaşar Holding Basın Danışmanı Hakan Atış’a teşekkür plaketi verildi.

(28 Ekim 2009)

Karikatürist Semih Balcıoğlu anıldı: Türk karikatür sanatının ustalarından Babıali emekçisi Semih Balcıoğlu, Zincirlikuyu’daki mezarı başında yapılan törenle anıldı. Anma törenine karikatür ustasının eşi Emel Balcıoğlu’nun yanı sıra TGC Başkanı Orhan Erinç, Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, Karikatürist Yurdagül Göker, Kamil Masaracı, Erdoğan Bozok, Raşit Yakalı, Akdağ Saydut katıldı.

Törende konuşan TGC Başkanı Erinç, Balcıoğlu’nun basın camiası içindeki örgütçü kişiliğine dikkat çekerek, "Türkiye Gazetecileri Sendikası’nda (TGS) başkanlığı döneminde 12 Eylül darbesinin getirdiği kısıtlamaların geçersiz kılınmasında, engellenmesinde çok başarılı sendikal dönem geçirmiştir. Toplu sözleşme hakkı ve gazetecilerin çalışma koşullarının ekonomik açıdan korunması konusunda verdiği katkıyı bugünde şükranla anıyoruz" dedi. (28 Ekim 2009)

Başa Dön