Geri Dön

Mart 2010 Raporu

Basın özgürlüğü tehdit altında: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti eleştiren köşe yazarlarının işten çıkarılmasını istemesinin eleştiri sınırını aştığı, gazeteciler için bir tehdide dönüştüğü vurguladı. Başbakanın konuşmasına tepki gösteren TGC Yönetim Kurulu açıklamasında “Umuyoruz ki Sayın Başbakan basının özgür olmadığı bir Türkiye düşlemiyordur” denildi. Açıklamada şöyle denildi: “Şimdiye dek basın çalışanlarının sorunlarına gerçek anlamda eğilmeyen başbakan Erdoğan’ın ülkedeki her olumsuz gelişmenin ardında günah keçisi olarak basını görme alışkanlığını bu kritik günlerde bile bırakmadığını görmek üzücüdür. Köşe yazarlarını hizaya getirmek amacıyla onları patronlarına şikayet etmek ne yazık ki siyasetçilerin iktidarlarında çokça denedikleri ancak sonuçta başaramadıkları bir ‘tek parti yönetimi’ hevesidir. Türkiye’nin demokratik açılım sloganını ortaya atan Başbakan Erdoğan’dan TGC olarak beklentimiz; ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırması, halkın doğru ve tarafsız bilgi edinme hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmasıdır. Umuyoruz ki Sayın Başbakan basının özgür olmadığı bir Türkiye düşlemiyor. Ve yine umuyoruz ki Sayın Erdoğan eleştirilmenin demokrasilerin olmazsa olmazı olduğunun ayırdındadır.”

G-9 Gazeteciler Platformu'ndan yapılan açıklamada ise “Gazetecilik meslek örgütleri ve sendikalar olarak halkın haber ve bilgi alma hakkı adına görevimizi yapmaya devam edeceğiz” denildi. Yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP İl Başkanları toplantısında basın kuruluşlarıyla ilgili sözleri eleştirilerek, “Başbakan açıkça

AKP hükümetinin icraatını eleştiren gazetecileri, köşe yazarlarını tehdit etmektedir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tavrı basın özgürlüğüne, halkın haber ve bilgi alma hakkına yönelik bir saldırıdır. Biz gazetecilik meslek örgütleri ve sendikalar olarak halkın haber ve bilgi alma hakkı adına görevimizi yapmaya devam edeceğiz” denildi.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu: Sansüre çağrı: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın il başkanları toplantısında gazetecilere ve yazarlara yönelik söylediği sözlere Türkiye

Gazeteciler Federasyonu (TGF) tepki gösterdi. TGF Genel Başkanı Atilla Sertel’in, konuyla ilgili basın açıklaması şöyle: “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, partisinin il başkanlarıyla yaptığı toplantıda, İMKB’de yaşanan yüzde 6.5’luk düşüşe ‘köşe yazarlarının’ neden olduğu yolundaki iddiası ve medya sahiplerine yönelik, söylediği sözler, bir politikacının ‘medya patronunu sansüre yöneltmeye çağıran’, son derece tehlikeli bir adımdır. Başbakan Erdoğan’ın; Köşende yazı yazanın maaşını sen veriyorsun. Yarın feryat etmeye geldiği zaman da feryat etmeye hakkın yok... Kusura bakma kardeşim bizim dükkânda sana yer yok. Çünkü herkes vitrinine layık olanını koyar. Çünkü her zamankinden daha çok birliğe, beraberliğe ihtiyacımız var.

Bize gelip birlik, beraberlik tavsiyesinde bulunanlar önce kendilerine şöyle bir baksınlar diyerek yazarları ‘işten çıkartın’ mesajı vermesi, basın özgürlüğüne indirilmiş en büyük darbedir.”

RTÜK'ten ceza ve uyarı yağdı: Radyo Televizyon Üst Kurulu, (RTÜK) “Aman Adanalı” adlı belgeseldeki sigaralı sahneler nedeniyle TRT'ye 50 bin TL para cezası verdi. Üst Kurul, 2002 yılındaki yasa değişikliğiyle RTÜK denetiminden çıkarılan TRT'ye verdiği cezayı 4207 Sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun'a dayandırdı. TRT'nin, kararın iptali için idari yargıya başvurma hakkı bulunuyor. RTÜK, çocukların yarışmacı olarak yer aldığı “Bir Şarkısın Sen adlı programda, çocuk istismarı yapıldığı gerekçesiyle ATV ile ATV Avrupa'ya uyarı cezası verdi. Üst Kurul, Türkiye'nin de taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin, “Taraf devletler, çocuğun ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler” hükmü ile ilgili yasadaki, “Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması”  yayın ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle bu kararı verdi.

RTÜK, 23 Aralık 2009 tarihinde yayınladığı “Zuhal Topal'la İzdivaç” programında, kendine uygun eş arayan bir kadının imam nikahlı kocasının stüdyoya gelerek özel ilişkilerini uygunsuz bir üslupla ve tüm ayrıntılarıyla ortaya sermesi nedeniyle, Star TV'nin uyarılmasını kararlaştırdı. Aynı tarihte yayınlanan “Mesut Yar'la Uyan

Türkiye” programında da şarkıcı Niran Ünsal hakkında yapılan yorumları, manevi şahsiyete yönelik eleştiri sınırları ötesinde saldırı niteliğinde bulan Üst Kurul, Star TV'nin bu program nedeniyle de uyarılmasına karar verdi. Aynı şekilde, 17 Aralık 2009 tarihinde yayınlanan “Birimiz Hepimiz İçin” adlı programda bir konuk tarafından sarf edilen küfür nedeniyle de Star TV uyarıldı. Üst Kurul, “Evlilikte aldatma” ve “Vajina estetiği” gibi konuların tartışıldığı “Hülya Avşar Soruyor” programında, “Gençlerin ve çocukların fiziksel zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması” ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, Haber Türk'e uyarı müeyyidesi uygulanmasını kararlaştırdı.

“Teke Tek” adlı programda Fatih Altaylı'nın kullandığı bazı ifadeler nedeniyle Haber Türk'ten savunma istenmesi kararlaştırıldı.

“Süper Kulüp” adlı magazin programında, Cemil İpekçi ve sevgilisinin görüntülerini yayınlayan Fox TV'nin, “Yayınların toplumun milli ve manevi değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması” ilkesini ihlali gerekçesiyle savunması istendi.

Ayrıca, reklam yayın ilkelerini ihlal ettikleri gerekçesiyle Kanal Türk, Show TV, Show Türk ve Star TV'ye ise müeyyide uygulanması kararlaştırıldı.

Ali Kaptan’ı toprağa verdik: Geçirdiği kalp krizi sonucu 59 yaşında hayatını kaybeden TGC üyesi ve sürekli basın kartı sahibi Ali Kaptan, son yolculuğuna uğurlandı. Kaptan’ın cenazesi, İstanbul Maltepe Merkez Cumhuriyet Camisi'nde öğle namazından sonra, Kireçburnu'ndaki aile mezarlığı na defnedildi.   Mesleğe 1971’de TRT İstanbul haber merkezinde başlayan Kaptan, bu birimin müdürlüğünü de yaptı.

“Radyo-Televizyon Haberliği” ve “Metin Yazma- Röportaj Teknikleri” kitapları yayımlandı. 2008 yılında Aydın Üniversitesi Anadolu Bil Meslek Yüksek Okulu internet gazeteciliği ve yayıncılığı program başkanı olarak çalışmaya başladı. Son olarak Plato Meslek Yüksek Okulu’nda görev yapan Kaptan 1986 yılında TGC 'nin Türkiye’nin en iyi televizyon habercisi ödülünü kazanmıştı.

(1 Mart 2010)

Atv-Sabah grevine devam kararı: İstanbul 2. İş Mahkemesi, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararına uyarak ATV ve Sabah gazetesi ve bazı dergilerin bağlı bulunduğu Turkuvaz Medya Grubu'ndaki grevin durdurulmasına ilişkin yargı kararını iptal etti. TGS, 154. gününde ara verilen grevi devam ettireceğini açıkladı.

İstanbul 2. İş Mahkemesi, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS) hukuki girişimleri sonucunda, ATV ve Sabah gazetesi ve bazı dergilerin bağlı bulunduğu Turkuvaz Medya Grubu'ndaki grevin durdurulmasına ilişkin yargı kararının “yok hükmünde” olduğuna karar verdi. Mahkemede, 17 Temmuz 2009'da verilen “grevin durdurulması” yönündeki kararla ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 15 Eylül 2009 tarihinde aldığı bozma ilamı okundu.

Mahkeme başkanı, TGS'nin ATV, Sabah gazetesi ve bağlı dergilerin bulunduğu İstanbul'da Balmumcu ve Sefaköy, Ankara'da ise Balgat’taki iş yerlerinde 13 Şubat 2009'da başlattığı ancak 154. gününde durdurulan grevin sona erdirilmesine ilişkin verilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nce bozulduğu, bu nedenle kararın ortadan kalktığını bildirdi. TGS'nin Yargıtay'ın bozma ilamına uyulması ve grevin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılması isteğine karşılık işveren vekilleri ise Yargıtay kararının hukuka aykırı olduğunu savunarak ihtiyati tedbir kararının korunmasını talep etmişlerdi. TGS, bu kararla birlikte grev pankartını, İstanbul ve Ankara'da yeniden asacağını duyurdu.

Necdet Berkand’ı kaybettik: TGC Üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi, Necdet Berkand yaşamını yitirdi. Gazeteciliğe 1951 yılında Yeni Sabah gazetesinde başlayan Berkand, Tercüman (1951-1991), Türk ve Dünya Haberler Ajansı, Sabah ve Hürriyet gazetelerinde çalıştı. Berkand, ABD Yabancı Gazeteciler Cemiyeti, Birleşmiş Milletler Gazeteciler Cemiyeti ve ABD Gazeteciler Cemiyeti'nin de üyesiydi. Necdet Berkand’ın cenazesi Kurtköy Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Çetin Emeç Özel Ödülü Abdurrahman Şimşek’in: TGC ' nin öldürülüşünün 20. yılı nedeniyle gazeteci Çetin Emeç adına koyduğu özel ödülü Abdurrahman Şimşek aldı. TGC' den yapılan açıklamada, gazeteci Şimşek'in Sabah gazetesinin 16 Kasım

2009 günlü sayısında yayımlanan 'Manken Güvenlik” başlıklı haberiyle ödüle değer görüldüğü belirtildi. Açıklamada, Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri kapsamındaki ödülün, Şimşek'e 7 Mart Pazar günü Çetin Emeç'i anma amacıyla TGC ile Galatasaray Eğitim Vakfı”nın ortaklaşa düzenlediği toplantıda verileceği ifade edildi.

Köşe yazarlarından Başbakan’a tepki: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın köşe yazarlarına yönelik sözleriyle ilgili olarak hazırlanan ortak metin imzaya açıldı.

TGC de “Umuyoruz ki sayın Başbakan basının özgür olmadığı bir Türkiye düşlemiyor” diyerek gazetecilerin ve basın özgürlüğünün tehdit altında bulunduğunu ifade eden tepkisinden sonra bazı köşe yazarları da protestolarını şöyle dile getirdiler:

Biz aşağıda imzası bulunan köşe yazarları, Başbakan Erdoğan'ın gazete patronlarının köşe yazarları nı kontrol etmesi gerektiğini savunan açıklaması nın varlığımızı borçlu olduğumuz basın özgürlüğüne ve genel olarak 'demokratik Türkiye' idealine

aykırı, vahim bir tutum olduğunu düşünüyor ve bu açıklamayı protesto ediyoruz.

Bildiriye, imza atan gazetecilerin isimleri şöyle: Avni Özgürel, Haluk Şahin, Ahmet Taşgetiren, Mümtazer Türköne, Cüneyt Ülsever, Mehmet Tezkan, Ferai Tınç, Hadi Uluengin, Yasin Aktay, Taha Akyol, Şahin Alpay, Ergun Babahan, Ayşe Böhürler,

Ali Bulaç, Ahmet Hakan Coşkun, Cengiz Çandar, Yasemin Çongar, Abdurrahman Dilipak, Mustafa Erdoğan, Gülay Göktürk, Okay Gönensin, Nuh Gönültaş, Nazlı Ilıcak, Etyen Mahçupyan, Güngör Mengi, Nuray Mert ve Yıldıray Oğur.

“Köşe yazarlarını işten at demedim”: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, medya patronlarına yaptığı çağrıya açıklık getirdi. Başbakan Erdoğan, “Beğenmediğim köşe yazarını işten at demedim ki” dedi. Erdoğan, partisinin grup toplantısında geçen hafta medyaya yönelik sarfettiği sözlere açıklık getirdi. Başbakan Recep Tayip Erdoğan, şunları söyledi: “Bu kadar çok kişi bu kadar farklı yaklaşıyorsa demek ki meramımızı anlatamamışız. Sözlerimin muhatabı medya patronlarıdır. Ben ‘Şunu beğenmedim at, bunu beğendim tut’ demedim ki. Ben memnun değilsem, okumam izlemem olur biter. Bir televizyon, gazete adı vermiyorum. Medya patronları bizi ziyaret ederdi. ‘İstikrar istiyoruz’ der, gerilimden şikayet ederlerdi. Hem ağlarım, hem giderim yapma. Hiçbir medya patronu, ‘Başbakan şu yazarını at demiştir’ diyemez. Benim yazar ve çizerlerle sorunum yok. Eleştiri kisvesi altında hakaret eden olursa onları hukuka havale ederim.”

TRT ve Şendiller, Dink'e Hakaretten 20 bin TL Ödeyecek: İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Maraş katliamı sanığı Ökkeş Şendiller'e programı açarak olaylarla ilgili öldürülen gazeteci Hrant Dink'i sorumlu tutmasına olanak verdiği için TRT'yi manevi tazminat ödemeye karar verdi.

Mahkeme, 24 Şubat'ta aldığı ancak dün gündeme gelen kararında, Dink”i Maraş katliamının sorumlusu olarak gösteren belgeselle ilgili TRT, Bey Yapım Şirketi ve Şendiller' i toplam 20 bin TL tazminat ödemeye mahkum etti. Kararın gerekçesi önümüzdeki günlerde yayımlanacak. Ancak TRT'nin kararı temyiz etmesi bekleniyor.

Dink Ailesi avukatları, TRT'de 24 Aralık 2008'de yayınlanan “Şahların Labirenti” adlı söz konusu belgesel nedeniyle Şendiler ve bu kurum yetkilileri hakkında 40 bin TL'lik tazminat davası açmışlardı.

(2 Mart 2010)

Türkiye Gazetecilik Başarı Ödüllerini kazananlar belirlendi: TGC’ nin düzenlediği “2009 Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri”ni kazananlar belli oldu. TGC' den yapılan yazılı açıklamaya göre, “Gazetecilik”, “Radyo-TV” ve “İnternet” alanında başarılı görülen 29 kişiye ödül verilecek. Ödül kazanan gazeteciler, konu kategorileri ve başlıkları şöyle:

GAZETECİLİK: Haber-Siyasal: İlhan Taşçı (Cumhuriyet gazetesi)-13-14 Ağustos 2009 tarihinde yayımlanan “Cemaate Dokunulamadı” başlıklı haber.

Haber-Ekonomi: Bahadır Özgün-Şebnem Turhan (Referans gazetesi)-10 fiubat 2009 tarihinde yayımlanan “TÜİK' in Tekstil Sürprizi” başlıklı haber.

Haber-Çevre Eğitim Sağlık: Enis Yıldırım (Habertürk gazetesi)-2 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanan “Kahramanları Öldürdüler” başlıklı haber. Aynı Dalda Övgü: Ali Dağlar (Hürriyet Gazetesi)-23 Aralık 2008 tarihinde yayımlanan “Bir Cümle Silindi Zehir fiehire İndi” başlıklı haber.

Haber-Kültür Sanat Magazin: Serkan Akkoç (Hürriyet gazetesi)-24 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanan “Kanatlı Melek 160 Yıl Sonra Yüzünü Açtı” başlıklı haber.

Haber-Spor: Murat Ağca (Habertürk Gazetesi)-25 Kasım 2009 tarihinde yayımlanan “700 Bin TL Kazandı Haram Diye Almadı” başlıklı haber.

Köşe Yazısı: Yavuz Semerci (Habertürk gazetesi)-20-21 Kasım 2009 tarihinde yayımlanan “Size Bir Dersim Hikayesi Anlatayım” başlıklı yazı.

Araştırma: Nagehan Alçı (Akşam gazetesi)-23-26 Kasım 2009 tarihinde yayımlanan “Akşam Karabağ' da” başlıklı araştırma. Aynı Dalda Övgü: Belma Akçura (Milliyet gazetesi)-29 Eylül 2009 tarihinde yayımlanan “Devletin Kürt Filmi” başlıklı araştırma.

Röportaj: Ayşe Arman (Hürriyet gazetesi)- 31 Mayıs 2009 tarihinde yayınlanan “Eşcinsel Hakem” başlıklı yazı.

Spor Köşe Yazısı: Bağış Erten (Radikal gazetesi)-12 Temmuz 2009 tarihinde yayınlanan “Armstrong, Pelps, Bolt, Real Madrrit'de Oynar mı ?” başlıklı yazı.

Sayfa Düzeni-Birinci Sayfa: Fikret Ercan (Hürriyet gazetesi)-2 Mart 2009 tarihli sayfa. Aynı Dalda Övgü: Ersoy Diyar (Milliyet gazetesi)-9 Aralık 2009 tarihli sayfa.

Sayfa Düzeni-İç Sayfa: Naci Koç (Habertürk gazetesi) 28 Kasım 2009 tarihli 23'üncü sayfa.

Sayfa Düzeni-Spor Sayfası: İbrahim Sarıdağ (Habertürk gazetesi)-7 Temmuz 2009 tarihli sayfası.

Karikatür: Latif Demirci (Hürriyet gazetesi)-22 Mayıs 2009 tarihli “Yazısız” karikatür.

Fotoğraf: İbrahim Usta (Associated Press) 10 Eylül 2009 tarihli “İstanbul SOS” konulu fotoğraf. Aynı Dalda Övgü: Berin Alpaslan (Anadolu Ajansı) 24 Şubat 2009 tarihli “Yine de Bayram” konulu fotoğraf.

RADYO-TELEVİZYON VE İNTERNET- TV Haber Dalında: Sena Kiper-Oktay Uçar (NTV)-19 Ekim 2009 tarihinde “Horizon-1 Gemisi” başlıklı haberleri. Aynı Dalda Övgü: Erol Candabakoğlu (Fox TV)-2 Mart 2009 tarihinde yayınlanan “Turhan Çömez'i Bulduk” başlıklı haber.

TV Haber Program Dalında: Ramazan Öztürk (TRT 2)-2 Temmuz 2009 tarihinde yayınlanan “Kırılma Noktası-Afganistan” başlıklı program.

TV Belgesel Dalında: Tülay Akca (TRT-2)-13 fiubat 2009 tarihinde yayınlanan “Katip Çelebi” başlıklı belgesel.

TV Kültür-Sanat- Magazin Dalında: Yasemin Küçükkaya (TRT-2)-29 Mayıs 2009 tarihinde yayınlanan “Fatih Sultan Mehmet'in Topları” adlı eseri.

TV Spor Program Dalında: Ali Birerdinç (Yaban TV)-30 Temmuz-16 Ağustos 2009 tarihinde yayınlanan “Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yelken Yarışları” programı.

TV Kamera Çalışması Dalında: Çağatay Kenarlı (DHA)-9 Eylül 2009 tarihinde yayınlanan “Selde Hayata Tutundular” görüntüleri.

Radyo Haber Program Dalında: Filiz Yentürk (TRT)5 Ocak 2009 da yayınlanan “Deniz Ekonomisi” programı.

İnternet Dalında: www.ntvmsnbc.com. Aynı Dalda Övgü: www.odatv.com.

NEZİH DEMİRKENT ÖZEL ÖDÜLÜ: TGC Yönetim Kurulu 2009 Nezih Demirkent Özel

Ödülü'nün Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım'a verilmesini kararlaştırdı. Yıldırım, uzun bir süredir tarım ve hayvancılık alanındaki sorunları, gelişmeleri ve alınacak önlemlerle ilgili önerilerini “Tarım Dünyasından” başlıklı köşesinde yazıyor.

Site yetkilisi Yarkadaş'a okur yorumundan 5 yıl istendi: Kadıköy 7. Asliye Ceza Mahkemesi, Abdullah Gül ile ilgili bir okur yorumuna yer verdi gerekçesiyle Gerçek Gündem.com sitesi yayın yönetmeni Barış Yarkadaş'ı Cumhurbaşkanlığı'nın şikayetiyle 5 yıl 4 ay hapis istemiyle yargılamaya başladı. İfade veren Yarkadaş, “Yeni davalarla karşı karşıya kalmamak için Abdullah Gül haberlerini okurların yorumuna kapattık. Bir anlamda oto-sansür uyguluyoruz” dedi. Merkezi Fransa'da bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü, Yarkadaş'a dava açmasını “eleştirileri bastırma girişimi” olarak değerlendiren bir açıklama yayımladı.

Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın Türkiye'ye yönelik sözlerini yayımlayan siteden Yarkadaş, 24 Nisan 2009'da “Türkeli27” rumuzlu bir okurun gönderdiği ve “Sarkisyan'ın Türkiye'ye meydan okuduğunu, bunun da Gül'ün tavrından kaynaklandığı” şeklindeki yoruma yer verince kendisini mahkemede buldu.

Yarkadaş, şimdi “Cumhurbaşkanı'na hakaret” suçunu içeren Türk Ceza Yasası'nın (TCK) 299/1, 2, 3 ve 53. maddelerinden yargılanıyor.

Bu okurun Bilişim Suçlarıyla Şube Müdürlüğü'nce Danimarka'da yaşadığının tespit edildiğini aktaran Yarkadaş, “Yazmadığımız bir yorum yüzünden yargılanıyoruz. Dünyanın çeşitli ülkelerinde de bu tür davalar var. Ancak o ülkelerde eğer bir suç varsa, suça konu olan içerik yayından kaldırılıyor. Biz de aynısını yaptık” ifadesini kullandı. Yargılamaya 9 Haziran'da devam edilecek.

(3 Mart 2010)

Gazeteci Balbay’ın tutuklu yargılanmasını anlayamıyoruz: Aralarında TGC

AnkaraTemsilciliği’nin de bulunduğu G-9 Gazeteciler Platformu yaptığı açıklamada, gazeteci Mustafa Balbay’ın niçin tutuklu olarak yargılandığını sordu. “Biz gazeteciler, darbelerin, her şeyden önce temel özgürlükleri, bu arada bizleri var eden ifade ve basın özgürlüğünü yok ettiğini çok iyi biliriz” ifadelerine yer verilen G-9 açıklamasında şöyle denildi: “Türkiye böyle dönemleri yaşadı. O dönemlerde, düşünen ve konuşan herkes cezaevlerine doldurulurken gazetecilik de zincire vuruldu. Bu yüzden, bir gazetecinin darbeden yana olması, darbelerin ve darbecilerin yargılanmasına karşı çıkması kendini inkar etmesi demektir. Ancak, darbenin yargılandığı iddiasıyla yürütülen Ergenekon süreci, baştan itibaren darbe dönemi uygulamalarını andıran özellikler de taşıyor. Ergenekon süreci, bu anlamda da, çok sayıda soru işareti içeriyor. Balbay günlüklerinden dolayı tam bir yıldır cezaevinde tutulurken, günlük yazan ve darbe iddialarının birincil derecede aktörü olduğu iddia edilenler ‘kaçma ya da delilleri karartma şüphesi bulunmadığından’ serbestler. Bu durumda, bizler ‘Balbay’ın kaçacağından ya da delilleri karartacağından mı kuşkulanılıyor? Böyle bir kanıya nasıl varılıyor?’ diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Tutukluluk istisnai bir tedbirken, en az serbest olan diğer sanıklar kadar ‘kaçma ve delilleri karartma şüphesi bulunmayan’ Balbay’ın tutuklu yargılanmasını anlayamıyoruz. Yargılama sürecinin, bir gazeteci nezdinde infaza dönüşmesinin gazetecilerin her türlü iktidar eleştirisine karşı bir tehdit olduğunu düşünüyoruz.”

Grev pankartı yeniden asıldı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin Turkuvaz Medya Grubu'ndaki grevin durdurulmasına ilişkin yerel mahkemenin aldığı yargı

kararını iptal etmesinin ardından TGS, İstanbul Balmumcu’daki ATV ve Sabah binasına yeniden grev pankartı astı. TGS, ATV ve Sabah gazetesi ile dergi gruplarında başlattığı ancak 154’üncü gününde durdurulan grevi dün gazetecilerin katılımı ve çeşitli sendika ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle yeniden başlatıldı. Grev pankartın asılmasının ardından konuşan TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, Türk medyasında 29 yıl aradan sonra ilk grevibaşlattıklarını hatırlatarak, “ATV ve Sabah gazetesinde 10 onurlu arkadaşımız greve çıkma cesareti gösterdi. Bu onurlu mücadeleyi 154 gün başarıyla sürdürdük” dedi.

Grevin durdurulduğu 7 buçuk ay boyunca mahkeme kapılarında davaların sonuçlanması uğraş verdiklerini dile getiren İpekçi “Bu süre boyunca hukuksuzluklara şahit olduk. Grev pankartı yeniden asıldı. Bugün grevin kaldığı 155. günden itibaren yeniden başlatırken bu mücadele artık bir sendikal mücadeleye dönüştü. Bu gün uygulanan sendika konunu, grev ve toplu sözleşme kanunu tümü değişmek zorunda. Tekel işçisi bunu başardı. İşçi sınıfı bizim mücadelemizi de üstlenerek, yüklenerek sendikal haklarını almayı da başaracak” diye konuştu.

RTÜK’ ten TV 8'e uyarı: RTÜK, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan yardımcısı Cemiil Çiçek'i sert dille eleştiren Tunceli Bağımsız milletvekili Kamer Genç'in sözleri nedeniyle TV 8'e uyarı cezası verdi. 19 Kasım 2009'da yayınlanan “Bunu Konuşalım” adlı program ele alındı. Programa konuk olan Kamer Genç'in ağır eleştirilerde bulunduğu ifade edildi. RTÜK kararında şöyle denildi: “Tayyip Erdoğan ve çevresi devleti talan etmişler. Devletin bütün kaynaklarını kendi yandaşlarına götürmüşler. Mesela Cemil Çiçek'in- damadı gitmiş TOKİ'de bir inşaat almış. İşte iki trilyonluk inşaat. Üç yüz milyar lira başkasına vermiş, bir trilyon beş yüz milyar lirayı cebine koymuş. Tayyip Erdoğan gitti, devletin iki bankasından 750 milyon dolar aldı, kendi damadının şirketine verdi. Almanya'daki Deniz Feneri meselesinde gittiler, bir milyon 700 Euro'luk kredi aldılar. Bunun 400 bini Erdoğan'ın oğlunun bacanağının hesabına gitti.”

RTÜK, Kamer Genç'in bu sözlerinin “Yargı kararı ile kesinleşmedikçe, hiç kimsenin suçlu ilan edilmemesi” ilkesine aykırı olduğunu ve TV 8'e uyarı cezası verilmesini benimsedi. Bu karara üyelerden Mehmet Dadak karşı çıktı ve yazdığı muhalefet şerhinde de şöyle dedi: “AİHM kararlarında siyasetçilerin Başbakan, Bakanlar ve milletvekillerinin, daha fazla eleştirilebileceği, çünkü toplumun önüne çıkarken bunu göze almış olacakları genel kabul görmüş ve yerleşmiş yargı içtihadıdır. Eleştiriyi yapan konuşmacı nın bir siyasetçi olması ve sunucunun zaman zaman konuşmacıyı uyarması nedeniyle, düşünce özgürlüğü kapsamında söylenmiş ifadeler olduğu düşünce ve kanaatiyle çoğunluğun ihlal olduğu yönündeki kararına karşıyım.”

Gazeteci ve akademisyen cinayetleri davası ertelendi: Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesinin de arasında bulunduğu birçok saldırıdan sorumlu tutulan yasa dışı “Tevhid-Selam Kudüs Örgütü”ne üye olduğu iddia edilen 4 kişinin yargılanmasına devam edildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına, öldürülen gazeteci yazar Uğur Mumcu'nun eşi Türkiye

Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Şükran Güldal Mumcu'nun avukatı Halil Sevinç katıldı. Avukat Halil Sevinç, soruşturmayla ilgili firari sanık Oğuz Demir hakkında da mahkemenin 2005/297 esasında görülen bir dava bulunduğunu kaydederek, her iki davanın birleştirilerek görülmesini talep etti. Mahkeme, ilgili kararı gelecek celse verecek.

(4 Mart 2010)

Medyada kadın “şiddet” ve “taciz”le öne çıktı: Medya Takip Merkezi (MTM), 2009 boyunca her gün bin 600'den fazla gazete ve dergide kadına dair tüm haberleri analiz ederek “Medyada Kadın” başlıklı bir rapor hazırladı. Rapora göre kadın basında en sık “şiddet ve taciz” konulu haberlerle yer aldı. Gazete ve dergilerde yayınlanan haberlerin yüzde 40'ında şiddet, taciz, tecavüz, cinayet gibi üçüncü sayfa haberleriyle yer buldu.

Rapora göre, basının kadının iş dünyasındaki yerine ve başarılarına olan ilgisi, geçen yıla oranla arttı. Kadın, haberlerin yüzde 22'sinde iş hayatıyla ilgili konularla basında yer buldu. Kadınlara ilişkin haberlerin yüzde 11'i siyaset ile ilgiliydi. Rapora göre, kadına yönelik eğitimler; kadının gelişimini ve sosyal hayata katılımını teşvik eden proje ve çalışmalar da basında yer buldu. Kadın, haberlerin yüzde 10'unda, eğitim ve kadını desteklemeye yönelik çeşitli çalışmalar ile basında yer buldu. Kadının medyada hangi konularla yer aldığını da araştıran rapora göre, kadınlar kültür-sanat ve spor haberlerinde çok az yer bulabildi. Raporda kadına yönelik yapılan ve yapılması talep edilen yasal düzenlemeler, kadın - erkek eşitliği, kültür-sanat ve spor dünyasında kadının yeri ve başarıları gibi konular “diğer” başlığı altında değerlendirildi.

Rapora göre, kadın ile ilgili haberlerin yüzde 39'u “olumlu”, yüzde 37'si ise “olumsuz” haber ve yazılardı. Kadın ile ilgili haberlerin yüzde 16'sı gazetelerin birinci sayfalarında yer buldu. Birinci sayfaya taşınmaya değer bulunan “kadın” haberlerinin yüzde 39'u “şiddet ve taciz” haberlerinden oluşurken, yüzde 23'ü iş dünyası ve yüzde 13'ü de siyaset haberleriydi.

Cezaevinde 1 yılını doldurdu: Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel, İkinci “Ergenekon” davasının tutuklu sanıklarından gazeteci Mustafa Balbay'ın tutuksuz yargılanmasını istediklerini belirtti. Sertel, düzenlediği basın toplantısında Balbay'ın tutukluğunun tedbirden çok cezaya dönüştüğünü söyledi. TGC Başkanı Orhan Erinç ise Balbay’ın tutukluluk süresinin bir yıla ulaşmasının Türkiye’deki yargılama kurallarının yeniden tartışılması gerektiğini ortaya koyduğunu ifade etti. Orhan Erinç, “Gazetecilik faaliyetlerinden yola çıkılarak yargılanan gazeteciler Balbay’la sınırlı da değil. Ne yazık ki insan hakları ve adil yargılama alanlarında reformlar yapıldığı iddialarına karşın ‘hapislerde çürütme’ geleneğinin değişmediğini ortaya koyan örnekler giderek artıyor. Yapılan açıklamalar, ceza evlerinde bulunan kişilerin yarısından fazlasının tutuklu olduklarını ortaya koyuyor. Hukukçular, bu gerçeğin tutuklamanın cezalandırmaya dönüştüğünü gösterdiğini, bunun da ‘adil yargılama’ ilkesine aykırı olduğunu vurguluyorlar. Bu yorum, doğal olarak Balbay ile öteki meslektaşlarımızı da kapsıyor. Bir gazeteci için özel yaşamı bir yana, bir yıldır mesleğini yapamamakta olmak, dayanılması kolay olmayan bir durumdur. Son günlerde tutuklamanın yaygın bir uygulama olmadığının özel örnekleri yaşanırken durumu benzer kişilerin tutukluluklarının sürmesini anlamak daha da zorlaşmaktadır” dedi.

Diğer yandan Cumhuriyet Gazetesi okurlarından oluşan grup, Mustafa Balbay'a destek olmak amacıyla Balbay'a yönelik mesaj ve temennilerinin yer aldığı gazeteyi Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ne postaladı.

Patronlara çağrı: “Medyada kadınlara yer açın”: Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) medya patronlarını, kadınların hem haber konusu hem de gazeteci olarak önünün açmaya çağırdı. Medyada az sayıda kadının yönetici konumuna eriştiğini söyleyen örgüt, 8 Mart'ta açıklanacak Orta Doğu ve Arap ülkelerini kapsayan bir anketin sonuçlarına göre iletişim fakültelerinden mezun olan kadın sayısının çokluğuna karşılık bu durumun gazeteci birlikleri ve haber odalarına yansımadığını vurguladı.

“Durum kabul edilemez” diyen IFJ Genel Sekreteri Aidan White “Tüm dünyada medya erkekler tarafından domine edilmiş halde. Kadınlara yönetimde eşit şans verilmeli. Bu gerçekleştiğinde haber gündemleri ve gazetecilere yönelik tavırların da ciddi şekilde değiştiğini göreceğiz” dedi.

Federasyon kadınların haber öznesi olarak da görünmez kılındığını vurguladı. Beş senede bir yapılan ve kadınların haberlerdeki varlığını araştıran Küresel Medya İzleme Projesi'nin (GMMP) ön verileri haberlerde kadın oranının yüzde 24 olduğunu gösterdi.

“Sonuçlar ürkütücü” diyen White'a göre haberlerde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ciddiye alınması gereken bir durum. “Dünya nüfusunun yarısının ihtiyaçlarını görmezden gelemeye devam edemeyiz.”

Adıyaman'da üç haberciye ağır hapis cezası: Adıyaman Kahta Asliye Ceza Mahkemesi, eski Gerger savcısı Sadullah Ovacıklı'nın Fethullah Gülen ile yakınlığından söz eden gazeteci Hacı Boğatekin'i 5 yıl, Cumali Badur'u da altı ay hapis cezasına mahkum etti. 2 Mart'ta açıklanan kararlardan biri de, Kahta'da polis şiddetine müdahale eden Hacı Boğatekin'in oğlu Özgür Boğatekin ile ilgiliydi. Oğul Boğatekin de, 1 yıl 2 ay 17 gün hapisle cezalandırıldı.

Ceza Yasası'nın (TCK) 125 ve 288. Maddeleri uyarınca mahkum edilen Hacı Boğatekin, bu iddiayı dile getirdiği için 13 Nisan 2008'de tutuklanmış ve 109 gün Kahta Cezaevi'nde tutulmuştu. Son kararla Boğatekin, çok sayıda siyasi ve medeni haklardan da yoksun bırakıldı. Kararlara tepki gösteren Gerger Fırat gazetesi yazı işleri müdürü Hacı Boğatekin, bunu,”56 yıllık Adıyaman tarihinde gazetecilere verilen en büyük ceza” olarak nitelendirdi.

Gazeteci, asıl tehlike olarak PKK'nin değil Gülen cemaatinin olduğu düşüncesine yer veren “Feto ve Apo” yazısıyla ilgili ifadesini aldığı sırada savcı Ovacıklı'nın kendisine “Fethullah Gülen Hazretlerine sen nasıl Feto dersin, bir dahaki sayıda özür dileyeceksin” dediğini aktaran Boğatekin, hakaret ve iftirada bulunduğu, adil yargılamaya etkilemeye teşebbüs ettiği iddialarıyla toplam 5 yıl 1 ay 7 gün hapis cezası aldı.

Boğatekin'lerin cezalarını ertelemeyen ve paraya çevirmeyen mahkeme, bianet'in dile getirdiği iddiayı kendi gergerim.com haber sitesinde de değerlendiren Badur'a “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”ten 3 bin TL adli para cezasına mahkum etti.

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi de, “Feto ve Apo” yazısında Hacı Boğatekin'i “PKK örgütü propagandası yaptığı” iddiasıyla 1,5 yıl hapse mahkum etmişti.

Bu yazıdan sonra Boğatekin hakkında açılan davalarda toplam 10 yıl 8 ay 14 gün hapis cezası verildi. Davaların üçü Yargıtay'a taşınırken gazeteci son kararı da temyiz edeceğini açıkladı. (5 Mart 2010)

Öldürülen gazeteci Çetin Emeç kabri başında anıldı: İstanbul Kadıköy’deki evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden TGC üyesi Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç, kabri başında törenle anıldı. Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki törene, Çetin Emeç'in eşi Bilge Emeç, kızı Mehveş Emeç Birol, oğlu Mehmet Emeç, damadı Özalp Birol ve torunu Selin Birol ile Hürriyet Gazetesi

Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC önceki başkanlarından Nail Güreli, gazeteci Doğan Hızlan, Tufan Türenç, Uğur Dündar, Murat Bardakçı, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin ve Emeç'le birlikte öldürülen şoförü Sinan Ercan'ın eşi Ayşe ve oğlu Müfit Ercan ile çok sayıda kişi katıldı.

Emeç’in kabri başında yapılan törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, Çetin Emeç'le 1957 yılında tanıştığını ve Emeç'in gazetecilik konusundaki özenini, habere verdiği önemi çok iyi hatırladığını söyledi. Bu törenin, aradan 20 yıl geçmesine rağmen Emeç'in yaşadığını gösterdiğini dile getiren Erinç, “Her zaman aramızda. Bugün onun mezarında bir araya gelerek yine onun gazeteciliğini bir kez daha andık. Genç meslektaşlarımızın buradaki varoluşları da Çetin Emeç'in gazeteciliğe yaptığı katkının süreceğinin bir işareti olarak görülüyor. O açıdan bu üzüntünün içinde umutlarımız da yeniden yeşeriyor” dedi.

Moğol haberine RTÜK’ den uyarı:  RTÜK, Moğolistan'da 6 kadına 1 erkek düştüğü için “Moğollar'ın Türkiye'den 20 bin erkek istediği” yönündeki haberlerle ilgili olarak ATV

Avrupa'nın uyarılmasına, Show TV, ATV, Star TV, Flash TV ve Cine 5'ten de savunma istenmesine karar verdi. Televizyon kanallarında 20 ve 21 Ocak tarihlerinde ana haber bültenlerinde, Moğolistan'ın nüfusunun giderek azaldığı ve 6 kadına 1 erkek düştüğü, bunun için de “Türkiye'den 20 bin erkek istendiği” yönünde haberlere yer verildi. Haberin televizyon kanallarının ana haber bültenlerinde yayınlanması üzerine, Moğol Öğrenci Birliği Başkanlığı tarafından RTÜK'e şikayet dilekçesi iletildi. Dilekçede, Birleşmiş Milletler verilerine dayanılarak, Moğolistan'da 6 kadına 1 erkek düştüğünün resmi rakamlara göre doğru olmadığı, kadın nüfusunun erkek nüfusuna oranının

100'e 99.4 olduğu bildirildi. Üst Kurul, bunun üzerine, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun'un “haberlerin yayınlanması nda tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı olunması, özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi” hükmünün ihlal edildiği gerekçesiyle haberi yayınlayan atv Avrupa'nın uyarılmasını, Show TV, ATV, Star TV, Flash TV ve Cine 5'ten ise savunma istenmesini kararlaştırdı.

TRT’de başlıkları okunan gazeteler: Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, TRT'de okunan gazetelerde başlıklar aktarılırken, “anayasa, ilgili kanun hükümleri, yayın ilke ve esaslarının gözetildiğini” belirtti. Arınç, DSP İstanbul

Milletvekili Süleyman Yağız'ın, TRT'de okunan gazete ve haberlerin, hangi kriterlere göre belirlendiğine yönelik soru önergesine, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin'in bilgi notuyla yanıt verdi. TRT Kanunu’nun, yayın esaslarına ilişkin maddesine işaret eden Bülent Arınç, bu maddede, yayınlarda; genel ahlakın gerekleri, milli gelenekler ve manevi değerlerin gözetilmesi, kolay anlaşılabilir, doğru, temiz, güzel Türkçe kullanılması, toplumun beden, ruh sağlığına zarar verecek hususlara yer verilmemesi, karamsarlık, umutsuzluk, kargaşa, dehşet, saldırganlık gibi duygular uyandırmak ve telkin etmek amacına yönelik yayın yapılmamasının yer aldığını anımsattı.

Çetin Emeç’e Türk basını olarak çok şey borçluyuz: TGC Başarı Ödülleri kapsamında bu yıl ilk kez verilen, “Çetin Emeç Özel Ödülü”, ölümünün 20. yılında Emeç anısına düzenlenen törenle sahibini buldu. Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda düzenlenen, “Çetin Emeç Özel Ödülü ve Anma Töreni” nde, Abdurrahman Şimşek'e ödülü, TGC Başkanı Orhan Erinç ve Çetin Emeç'in eşi Bilge Emeç tarafından verildi. Anma töreninde; Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar, Galatasaray Eğitim Vakfı Başkanı İnan Kıraç, TGC Başkanı Orhan Erinç ile sınıf arkadaşı Erdoğan Karakoyunlu Emeç’in gazeteciliğini ve ona dair anılarını anlattılar.

Çetin Emeç'in oğlu Mehmet Emeç de demokrasi şehitlerini anlatmanın önemine işaret ederek, bugün burada tekrar babasını yaşadığını belirtirken kızı Mehveç Emeç Birol ise zaman zaman duygulanarak yaptığı konuşmasında, babası öldükten bir gün sonra kendisini ziyaret eden Abdi İpekçi'nin kızı Nüket İpekçi İzet'in “Hazırlıklı ol bu acı hiç dinmeyecek, duvarlara bakıp babanın gözlerini göreceksin” dediğini anlattı.

Töreni’nde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, stajyer olarak başladığı ve daha sonra istibarat şefliği de yaptığı Son Posta gazetesinin sahibi Selim Ragıp Emeç portresinin,

Çetin Emeç’in gazeteciliği niçin bir yaşam biçimi olarak seçtiğini, ödün vermeden uyguladığını ve gözünü daldan budaktan sakınmadığını anlattığını belitti. Çetin Emeç’in köşe yazarlığına 1960 sonunda başladığını anımsatan Erinç, şunları söyledi: “Gazeteciliğinin sadece yazı işleriyle sınırlı olduğunu söylemek de bana biraz sınırlı geliyor. 27 Mayıs 1960 sonrasında Emeç Ailesi’nin gelirleri bldke edilmişti, baba Selim Bey milletvekili olduğunu için. Çetin Bey 19627 yılının 28 Eylül’üne kadar gazetenin yayın hayatının sürdürmesini sağlayan önemli bir yöneticidir. Kendisine Türk basını olarak çok şey borçluyuz. Gazeteci Çetin Emeç ölmemiştir ve bizlerle birlikte yaşamaktadır. Bize yine yol göstermektedir.”

İlk kez verilen Çetin Emeç Özel Ödülü’nü “Manken Güvenlik” başlıklı haberiyle alan Sabah gazetesi muhabiri Abdurrahman Şimşek yaptığı konuşmada, “İlk kez ödül alıyorum. Böyle bir ödülü almak gerçekten çok güzel bir duygu. Abdi İpekçi, Çetin Emeç ve Uğur Mumcu’nun yolundan gitmeye çalışacağım” dedi.

Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda düzenlenen anma törenine Çetin

Emeç’in eşi Bilge Emeç, oğlu Mehmet Emeç, kızı Mehveş Emeç, torunu Selin Birol, Nüket İpekçi İzet, Semahat Arsel, İnan Kıraç, Doğan Holding Yönetim Kurulu Onursal

Başkanı Aydın Doğan'ın eşi Sema Doğan, Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı

Vuslat Doğan Sabancı, Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, TGC Orhan Erinç ile Yönetim Kurulu Üyeleri Orhan Ayhan ve Zafer Atay, TGC önceki başkanlarından

Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli’nin yanı sıra çok sayıda gazeteci ile Çetin Emeç'in dostları ve sınıf arkadaşları katıldı. (7 Mart 2010)

Gazetecilik onun yaşam biçimiydi: Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Çetin Emeç için Kadııköy Suadiye’deki büstü önünde anma töreni düzenlendi.

Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen törende konuşan TGC Orhan Erinç “Çetin Emeç gazeteciliği bir yaşam biçimi olarak algılamış ve uygulamıştır. Onun için haber her şey demekti. Haberin okura en iyi biçimde sunulması gerektiğine inanırdı” dedi. Erinç, gazeteciğin ödün verilmeyen disiplinlerle yapılması gereken bir meslek olduğunu ve Emeç’in meslek yaşamı boyunca bu kurallardan ödün vermediğini belirtti.

Gazeteci Hasan Fehmi’in 1909 yılında öldürülmesinden bu yana Türk basınında 62 gazetecinin uğradığı saldırılarda yaşamı nı yitirdiğini kaydeden Erinç, şunları söyledi:

Ne yazık ki bunların büyük bölümünün katillerinin kim olduğunu bilmiyoruz. Neden aramızdan alındıklarını ise gazetecilikteki tutumlarından, ideolojilerinden, izledikleri yayın anlayışından biliyoruz. Çetin Emeç bu gün cismen aramızda yok ama meslek anlayışıyla özellikle örnek gazeteci tutumuyla her zaman aramızda olmayı sürdürecek.”

Aralarında Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'ün bulunduğu anma törenine katılanlar, cadde girişindeki Çetin Emeç büstüne kırmızı beyaz güller bıraktılar.            

(9 Mart 2010)

“Mesleğimiz yargılanıyor”: Ergenekon davasında tutuklu olarak İstanbul 13’üncü

Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile gazeteci Tuncay Özkan, cezaevinde yazdıkları mektubu gazetecilere gönderdiler. Adil yargılama isteklerini tekrar dile getiren gazeteciler kamuoyunda Ergenekon olarak bilinen dava ve soruşturmaların giderek genişlediğinin ve karmaşık bir hal aldığının altını çizerek “Yıllardır aşkla sürdürdüğünüz mesleğinizde zaman zaman ödüller, başarılar elde ediyorsunuz. Başarılarınız bir gün terör faaliyeti olarak önünüze konuyor. Ne hissedersiniz” diye sordular. “Sayın Meslektaşım” diye başlayan mektupta şu ifadelere yer verildi: “Gelişmeleri siz de izliyorsunuz. Bir kişi yaşamı boyunca hiç suç işlemeyeceğine dair söz verebilir, ama hiç yargılanmayacağına dair söz veremez. Biz geçmişte defalarca mesleğimizden kaynaklanan durumlar nedeniyle yargılandık. Bunun mesleğimizin bir gerçeği olduğunu düşündük. Ancak bugün hiç hak etmediğimiz, hukuki delilleri bulunmayan, ağır suçlamalarla karşı karşıyayız. Mesleki faaliyetlerimizin terör tanımı içine sokulduğu bir iddianamenin tutuklu sanıklarıyız. Yargılanmakta olan, mesleğimiz ve ifade özgürlüğümüze dayalı anayasal haklarımızdır. Gelinen noktada yargılanmamak gibi bir isteğimiz olamaz. Tam tersine bir an önce yargılanmayı istiyoruz, tüm iddiaların açıklığa kavuşmasını istiyoruz. Bunun üç temel koşulu olduğunu düşünüyoruz: Adil yargılama, hızlı yargılama ve tutuksuz yargılama. Sürmekte olan davada bu ilkeler ne yazık ki göz ardı ediliyor.”

Meclis’ten medya raporu: TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyon, medyadaki “masuniyet karinesini ihlal” iddialarını araştırdı.

Komisyon raporunda, “resmi kurumlarda gerekli birimler oluşturularak doğru haber akışının sağlanması” ve “bilgilendirmeyi yapacak birimin, medya organlarına eşit mesafede yaklaşması” gerektiği vurgulandı. Raporda, şu tespitlere yer verildi: “Medyanın, adli konularda haber yapması sırasında yapılabilecek yanlışlıkların önlenmesi amacıyla, 'Adli Haber Editörlüğü' medya kuruluşları tarafından bir alternatif olarak düşünülmeli, yargı muhabirleri için temel hukuk bilgilerini de kapsayan eğitim programları düzenlenmeli, yargıya ilişkin haberlerin sunumunda 'etik ilkeler' belirlenmelidir.” Ayrıca, basın özgürlüğünün tam olarak sağlanabilmesi için, basının tekelleşmesini önleyecek yasal tedbirler alınarak çok sesliliğe imkan verilmesi, basın çalışanlarının mesleklerini daha özgürce yapabilecekleri ortamın oluşturulması adına sendikal haklarını güvence altına alan düzenlemeler yapılmalı görüşlerine yer verildi.

(10 Mart 2010)

TGS, AİHM yolunda: Atv-Sabah işyerlerindeki grevi, sendikal hareketin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik bir “sendikal hak kampanyasına” dönüştürmeyi amaçlayan TGS, “Greve katılan işçi işten atılırsa, grev hakkı nasıl kullanılacaktır?” sorusuna AİHM’de cevap arayacak. Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan TGC Yönetim Kurulu, “Atv-Sabah işyerlerindeki grev, işçi hareketinin örgütlenme, toplu sözleşme, grev hakları nın kullanılmasının önündeki engellerin somut bir örneği olarak” değerlendirdi. “Greve katılan işçi işten atılırsa, grev hakkı nasıl kullanılacaktır?” sorusunu sendika olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyacaklarını belirten TGS, açıklamada Atv-Sabah iş yerlerindeki grev zeminini, sendikal hareketin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik bir “sendikal hak kampanyasına” dönüştürülmesini amaçladıklarını vurguladı. TGS, sendika üyesi olan-olmayan tüm basın emekçilerini tek yasal grev gözcüsüne destek olmaya çağırdı.

Çizginin büyük ustasını kaybettik: Türk ve dünya karikatürcülüğünün duayenlerinden Turhan Selçuk, tedavi gördüğü hastanede vefat etti. TGC Üyesi, Basın Şeref Kartı ve 1998 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü Sahibi, karikatür sanatının büyük ustalarından Cumhuriyet gazetesi çizeri Turhan Selçuk “ 'Abdülcanbaz' karakterinin yaratıcısı ve Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk'un ağabeyiydi.

Başsağlığı mesajı yayımlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Selçuk'un vefatından üzüntü duyduğunu ifade etti. Gül, şunları kaydetti: “Çizginin büyük ustası Turhan Selçuk, eserleri, kültür birikimi, yeteneği ve yarattığı tiplemelerle Türk karikatürünün gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Karikatür sanatına uzun yıllar emek veren Selçuk, Türk mizahının seçkin isimlerinden biri olarak daima hatırlanacaktır.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, karikatürcü Turan Selçuk’un ölümüyle ilgili bir açıklama yaptı. Erinç, açıklamada şunları söyledi: “Değerli ve 60 yıllık kıdemli üyemiz, Türk ve dünya karikatürcülüğünün 69 yıllık çınarı ustamız Turan Selçuk’u kaybetmiş olmanın üzüntüsü içindeyiz. Dünyanın da ünlü ve uzun soluklu karikatür ustası olan Turan Selçuk’un, gazeteciliğin karikatür dalına getirdiği yeniliklerle, çizgi roman kahramanları unutulmadan aramızda yaşamasını sağlayacak karikatür klasikleri arasında yerini almıştır. Selçuk’un ailesine, basın, karikatür ve sanat dünyasına baş sağlığı dileklerimi sunarım. (11 Mart 2010)

İfade özgürlüğü için örgütlü çalışacağız: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin

(TGC) Konrad Adenauer Stiftung (KAS) ile ortaklaşa düzenlediği “Yerel Basın Meslek içi Eğitim Seminerleri”nin 54’üncüsü Mersin’de başladı. Mersin Suphi Öner

Öğretmen Evi’nin konferans salonunda gerçekleştirilen seminere Karaman, Osmaniye, Niğde, Elazığ, Hatay ve ilçelerinden 150’ye yakın gazeteci katıldı. Ayrıca İskenderun ve Antakya’dan gelen çok sayıda gazeteci adayı öğrencinin de izlediği seminerin açılış konuşmalarını TGC Başkanı Orhan Erinç, Mersin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Ünal ve Mersin Valisi Hüseyin Aksoy yaptı.

12 Mart’ın Türkiye tarihi açısından iki önemli olayın yıldönümü olduğunu anımsatan

TGC Başkanı Orhan Erinç, ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması konusunda diğer basın meslek örgütleri gibi üzerlerine düşeni yapmaya çalıştıklarını belirterek, siyasal partilerin bu konuda gerekli özeni göstermediğine dikkat çekti.

Erinç, son dönemlerde anayasanın değiştirilmesinin gündemde olduğuna işaret ederek,

“Ama ne yazık ki Anayasa değişikliği konuşulurken basın, bilim ve sanat özgürlüğü gibi konular nedense gündeme gelmiyor. Bu konuda iktidarları tek başına suçlamak doğru değil. Çünkü iktidarlar muhalefetteyken gündeme getirdikleri konuları iktidarda geldiklerinde bu eleştiri konuşlarından yararlanma imkanına kavuştukları için görmezden gelmeye başlıyorlar. Ancak biz meslek örgütleri olarak ortak çalışmalarla bu konudaki gelişmeleri sağlamak amacıyla uyarılarımızı yapmayı sürdürüyoruz” diye konuştu.

TGC Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, “Gazetecilik Nereye?” başlığı altında yaptığı konuşmada öncelikle, 54. Yerel Basın Meslek içi Eğitim Seminerleri’nin en önemli özelliğinin ayırt etmeksizin bütün basın meslek örgütlerinin bir arada olması düşüncesinden hareketle TGC ve TGF’yi bir araya getirmesi olduğunu belirtti.

Gazetecilikte çok zor bir dönemi yaşandığına dikkat çeken Olcayto, bu dönemde örgütlenmenin her şeyden daha önemli olduğunu söyledi. Ayrıca meslek örgütlerinin bir araya gelmesiyle gazetecilik mesleğinin de zenginleşeceğini vurgulayan Olcayto, şunları söyledi: “Gazetecilik, medya nereye gidiyor? sorusunu sanırım zaman zaman hepimiz soruyoruz kendimize. Genel olarak baktığımızda bölünmüş bir medya olduğunu görüyoruz. Bir taraf diğer tarafı yandaş medya, diğer taraf ise darbeden yana medya olarak nitelendiriyor. Diğer yanıyla incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerle yaşanan kavgalar, polemikler gazete sayfalarını ve ekranları kaplıyor. Toplumun aynası olan medya, toplumu yönlendirmesi gereken değil toplumu bilgilendiren olmalıdır. Maalesef bizim ülkenizde medya toplumu yönlendiren görevini üstlenmiş durumda. Bu gelecek ve tabii gazetecilik için büyük bir tehlike.”

TGF Başkanı Atilla Sertel ise gazetecilerin haber yazımından patronaja, sendikal haklardan ücrete kadar pek çok alanda özgür olması gerektiğini vurguladı. “Medyanın asli görevi topluma haber ve bilgi sunmaktır” diyen Sertel, bu noktada sıkıntı başladığına dikkat çekerek, şunları söyledi: “Halkın gündeminde işsizlik var, pahalılık var. Kredi kartlarının ödenmeyen borçları var. Yaşamın getirdiği ağır yük var. Ancak medyanın gündeminde bunlardan ziyade darbe senaryolarından başlayan ve ucu magazine kadar kayan suni gündemler var. İşte bu durum medyaya olan güveni sarsıyor.” Eskiden eğer gazeteler yazdıysa doğrudur anlayışının artık gerilerde kaldığını ve halkın medyaya güvenin kalmadığına işaret eden Sertel, “ESTİMA Araştırma'nın Marketing Türkiye için yaptığı, “Medyaya duyulan güven araştırması”na göre kamuoyu medyaya güven duymuyor. Medyaya duyulan güven, yüzde 23,1’lik oranla kurumlara duyulan genel güven ortalamasının altında kalıyor. Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 63,3'ü medyadaki bazı gündem maddelerinin doğru olduğuna inanmazken, yüzde 69,3'ü de bilinçli olarak bilgi kirliliği yaratıldığına inanıyor. Dikkat çekici bir diğer nokta ise Türkiye genelinde 18 yaş üzeri nüfusun yüzde 35,5'inin medyanın gündemini takip etmiyor” dedi.

Gazeteci Kanal 2000 Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Sağlar’ın başkanlığında yapılan oturumda TGC önceki başkanlarından Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, “Medya-Siyaset-Ticaret İlişkilerine Bakış”, Vatan Gazetesi Genel Yayın Müdürü Yardımcısı Atilla Güner ise 'Haberciliğin Bugünü'nü değerlendirdi. “Medyanın siyaset ve ticaretle ilişkisi damardan var. Bu ilişkinin meşru olanı ve gayri meşru olanı var” diyen Nail Güreli, siyasetin ülkeyi yönetenlerin işi olduğunu, halkı aydınlatma yükümlülüğünün ise medyanın görevi olduğunu vurguladı. Medyanın diğer bir önemli görevinin de dördüncü

güç olarak yasama, yürütme ve yargı erklerini halk adına denetlemek olduğunun altını çizen Güreli, bu görevin dürüst bir biçimde yerine getirilmediğini söyledi. Medya organlarının ticari yönleri olan kurumlar olduğunu belirten Güreli, “Medyanın ticaretle ilişkisi o ülkenin sistemine göre siyasi iktidarlarla az ya da çok bağlantılı. Özellikle sermeye iktidarları nın dönemlerinde bu durum karşılıklı çıkar ilişkilerine dayanıyor. Medya sadece kendi yaşamıyla ilgili ticari tarafının dışında başka siyasi iktidarın elindeki olanaklardan da yararlanma yoluna gidiyor. Bunun sonucunda hem o siyasi iktidarı kızdırmamak hem de kendi çıkarlarını koruyabilmek için halkı doğru bilgilendirmek işlevini yerine getiremiyor” diye konuştu.

Atilla Güner ise haberciliği teknolojide yaşanan gelişmeler, yeni iletişim mecraları ve Türkiye’de yaşanan sosyal değişmeler doğrultusunda değerlendirdi. “ Hayatın her alanında yazılı basınla rekabet eden yeni iletişim mecraları olduğunu ifade eden Güner, “Artık biz ne veriyorsak okur onu alır, kibirli gazetecilik dönemi bitti. Artık okur çok yönlü haber alıyor. Habere internet aracılığıyla interaktif katılıyor, nedeni, nasılı soruyor ve yorumlarla haberin bir parçası oluyor. Dolayısıyla kendimize yeni bir şekil vermenin zamanı geldi” dedi.

Öğleden sonraki ikinci oturumda TGC Hukuk Danışmanı Av. Fikret İlkiz “Medya ve Hukuk”, İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neşe

Kars “Haber Yolu ile Yaratılan Bilgi Kirliliğ i” konularını aktardı. İlk günün son oturumunda Anadolu Ajansı Fotoğraf Haberleri Müdürü Abdurrahman Antakyalı “Haber Fotoğrafı Seçiminde Editör Tercihleri” konusunda katılımcıları bilgilendirdi.

“İletişimin geleceği sosyal medyada”: İletişim sektörünün önde gelen isimleri, sektörde başarının, dünya görüşüne sahip olmak, bireysel gelişim ve sosyal medya araçlarını doğru kullanmayla sağlanabileceğini söyledi. İstanbul Üniversitesi (İÜ)

İletişim Fakültesi’nin 60. Yıl etkinlikleri kapsamında “Evrenselden Yerele, Yerelden Evrensele İletişim” paneli İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İÜ İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Başkanı Prof. Dr. Aydemir Okay’ın yaptığı panele Akşam Gazetesi Yazarı Ali Saydam, İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA) Başkanı Cengiz Turhan ve Radikal Gazetesi Yazarı Prof. Dr.

Haluk Şahin konuşmacı olarak katıldı. Küreselleşme ile değişen dünyanın bu değişiminden medyanın nasıl etkilendiğinin tartışıldığı panelde ayrıca öğrencilerin rekabetçi piyasa koşullarında iş bulabilmek için hangi yolları izlemeleri gerektiği anlatıldı. Prof. Dr. Haluk Şahin, iletişim sektöründe yeni gelişmelerden ve teknolojilerden geri kalınmaması gerektiğini belirtti. Şahin, kendi yaşamından örnek vererek, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin doğru ve bilinçli kullanılması haline büyük bir bilgi ağı olabildiklerini söyledi.

Selami Akpınar’ı kaybettik: TGC’nin 80 sicil nolu üyesi, Basın Şeref Kartı ve 1991 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi, kıdemli savaş muhabiri, önceki Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Saymanı, Selami Akpınar yaşamını yitirdi.  1915 yılında İstanbul’da doğan ve İ.Ü İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünden mezun olan Akpınar mesleğe 1940 yılında Vatan gazetesinde başladı.1950 yılında savaş muhabiri olarak Kore’ye gitti. Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanlığı, TGC’d e Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Saymanlık yaptı. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nde ve daha sonra kurulan Basın Yayın Yüksek Okulu’nda Ajans ve Ajans Haberciliği konusunda yirmi yıl süre ile ders verdi. 1962’de Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürü olarak çalışmaya başladı. 1972 yılında emekli oldu.

Çocuk hakları ve medya İÜ'de tartışıldı: İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin 60. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Çocuk Hakları ve Medya” konulu panele öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Panele Galatasaray Üniversitesi'nden Prof. Dr. Özden Cankaya, UNICEF Türkiye temsilcisi Reza Hosseini, TGC Genel Saymanı Sibel Güneş, İstanbul Aydın Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tamer İnal ve bianet' ten Erhan Üstündağ konuşmacı olarak katıldı.

Hosseini, UNICEF ve üniversitelerin ortaklaşa oluşturduğu projenin çok sayıda ülkede örnek alındığını anlattı. “Ekonomide uzmanlaşan gazetecilerimiz var ama neden haklar ve barış alanında uzmanlaşan gazetecilerimiz yok? Barış ve insan hakları ülkelerin kalkınmasında daha önemsiz alanlar mı?” diye sordu. Cankaya da oluşturulan müfredatın ve uygulamanın ilk sonuçlarının sevindirici olduğunu, öğrencilerin başarılı çalışmalar hazırladığını vurguladı. Bu projenin çocuk haklarının gündemleşmesi için fayda sağlayacağını belirtti.

İnal, çocuk ve medya konusundaki hukuki düzenlemeleri Türkiye ve Avrupa'daki uygulamaları karşılaştırarak anlattı. Üstündağ ana akım medyanın çocuk hakları konusundaki ihlallerini vurguladı; yaptıkları çalışmaları aktardı.

TGC Genel Saymanı Sibel Güneş, çocuk haklarının gazetecilik alanında en hassas davranılması gereken bölüm olduğunu ancak en çok hak ihlallerinin de bu alanda yapıldığını belirtti. Güneş, TGC’nin ve Konrad Adenauer Stiftung (KAS) işbirliğiyle yaptığı Yerel Gazetecilikte Meslek İçi Eğitim Seminerleri, British Council ve BBC World Service Trust işbirliği ile hazırladığı Medyada Çeşitliliği Kılavuzları ve Online Gazetecilik eğitimi ile bu alandaki eksikliği kapatarak gazeteciler için bir yol haritası belirlediğini ifade etti.

Tartışma bölümünde meslek etiğinin yaşama geçmesi ve editoryal bağımsızlığın tam olarak sağlanması için gazetecilerin örgütlenmesinin gerekliliği vurgulandı.

Türkiye internet sansüründe artık RSF'nin “izlediği” bir ülke: Merkezi Paris' te bulunan Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, İnternet sansürü bakımından izlemeye aldığı ülkeler arasına Türkiye'yi de kattı. Türkiye'de tabuların Atatürk, Ordu, azınlık sorunları (özellikle Kürtler ve Ermeniler) ve ulusal itibara dair düşünceleri kapsadığını açıklayan RSF, Türkiye ile Rusya'yı “İzlemeye Alınan Ülkeler” kategorisine yerleştirdi.

Genel Sekreter Jean-François Julliard ve Yeni Medya Bürosu sorumlusu Lucie Morillon'un yaptıkları ortak açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Belarus ve Tayland'ın “İzlemeye Alınan Ülkeler” içerisinde kalmasına karar verildiği bildirildi.

Dünyada daha özgür bir habercilik yolundaki mücadelenin artık daha ziyade İnternet üzerinden verildiğine işaret eden RSF, Türkiye'de kapatılan binlerce site içerisinde youtube sitesine erişim yasağı konmasının tepkilere neden olduğunu bildirdi; “Bu konularda düşüncelerini açıklamak isteyen blog sahipleri ve İnternet kullanıcıları özellikle de yargısal baskılarla karşılaşıyorlar” dedi.

RSF” nin “İnternet'e Düşman Ülkeler” listesiyse Suudi Arabistan, Miyanmar, Çin, Kuzey Kore, Küba, Mısır, İran, Özbekistan, Suriye, Tunus, Türkmenistan ve Vietnam'dan oluşuyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'na (AGİT) göre, Türkiye'de bir kısmı “keyfi ve siyasi nedenlerden” olmak üzere, yaklaşık 3 bin 700 site yasaklı. Bu sitelerden birçoğu ya yabancı ülkelerden yayın yapıyor ya Kürt Sorunu'nu ele alıyor ya da eşcinsel topluluklarının denetiminde bulunuyor.

(12 Mart 2010)

Medya okuryazarlığı eğitiminin demokrasi için önemli: TGC ve KAS işbirliğiyle sürdürülen 'Yerel Gazetecilikte Meslek İçi Eğitim Seminerleri”nin 54’üncüsü Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde yapıldı. Seminerin ikinci gününde Antakya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Abdullahoğlu başkanlığı yaptığı oturumda TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar “Medya Okuryazarlığı”, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Atay ise “Değişen Habercilik ve Niçin Sorusu?” başlıkları altında katılımcılara bilgi verdi. İnternetin inanılmaz bir kaynak ve bilgi deposu olduğunu belirten Zafer Atay, internetin doğru kullanılmadığında habercilere verdiği zararları ise örneklerle anlattı. Gazetelerde eksik, yanlış, yalan ve uydurma haberlerin de olduğunun altını çizen Atay, farklı gazetelerde yayınlanan bu tür haberlerden örnekler vererek, değişen haberciliğin olumsuz yanlarını ve yarattığı sonuçları değerlendirdi. Recep Yaşar, televizyondaki reklamdan, CD’deki müziğin sözüne, gazete yazısından bir tişörtün üzerindeki slogana kadar türlü biçimde akan medya mesajları karşısında bireylerin farkında ve uyanık olmasını sağlamanın medya okuryazarlığının amaçlarının başında geldiğini ifade etti.

Medya okuryazarlığı, medyanın algı ve inanışları nasıl süzgeçten geçirdiğini, popüler kültürü nasıl biçimlendirdiğini ve kişisel tercihleri nasıl etkilediğini görmekte kişilere yardımcı olacaktır. Eleştirel düşünme ve sorun çözme yeteneklerini kazandırarak vatandaşların bilgiyi bilinçli tüketme ve üretmesini sağlayacaktır diyen Yaşar, bu nedenlerle medya okuryazarlığı eğitiminin ifade özgürlüğü, bilgi edinme hakkı ve demokrasi açısından da önemli olduğunu vurguladı.

Niğde Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı A. Osman Sayın’ın yönettiği seminerin son oturumunda Basın İlan Kurumu Eski Genel Müdürü Ertan Cillov “Basın İlan Kurumu ve Resmi İlanlar” konusunu ele alarak, katılımcıların sorularını yanıtladı.

Seminer TGC Başkanı Orhan Erinç’in değerlendirme konuşmasının ardından sertifika töreniyle sona erdi. Katılımcılara sertifikaları Vali Hüseyin Aksoy, Vali Yardımcısı Ahmet Büyükçelik, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel, TGC Başkanı Orhan

Erinç ve konuşmacılar tarafından verildi.

“Güvenirlilik anketlerinin gerçekleri yansıttığından kuşkuluyum”: Seminerin kapanış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, internet yayıncılığı, Türkiye'deki gazetelerin satış rakamları, gazetelerin güvenirliği ve medya okuryazarlığı konularına değindi. Medya güvenirlik anketlerinde basının güvenirliğinin sondan son sıralarda, siyasetçilerin ise güvenirlilik konusunda basının da altında yer aldığını söyleyen Erinç, “İnsanlar neden bir gazetenin okuru oluyor diye baktığımızda, o gazeteye güvendikleri için okuru olduklarını görüyoruz. Diğer gazeteleri ise tiryakilikleri tatmin etmediği ya da güvenmedikleri için almadıklarını söyleyebiliriz. Bu tür anketler elma ile armudu aynı kefede toplamaya benziyor. İktidardaki parti yüzde 47 oy almasına karşın siyasetçilere güven anketlerde medyanın da altında çıkıyor. Sayılara baktığınız zaman o anketlerin gerçekleri yansıttığı konusunda kuşkularım var. Bu açıdan güvenilirlik anketlerine inanılmasını doğru bulmuyorum. Zaten medya diye çok çeşitli bir varlığı aynı kefeye koyup değerlendirmek de bana yanlış geliyor. Magazin gazetesi ile fikir gazetesini yan yana koyup ikisini aynı kategoride değerlendirmek yanlış bir yaklaşımdır” diye konuştu.

Etkinlikteki en önemli konulardan birinin seminere katılan genç gazeteci adaylarını yakından ilgilendiren internet gazeteciliği olduğunu belirten Erinç, “İnternet gazeteciliği, Türkiye'de özel radyo ve televizyonların yayına başladığı süreci hatırlatıyor” dedi. İlk özel radyo ve televizyonların 1990'da yayın hayatına başladığını hatırlatan Erinç, Türkiye'de internet gazeteciliği ve yayıncılığının bir tanımı olmadığının da altını çizdi.

“Özgürlükler kısıtlanıyor”: ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2009 yılı İnsan Hakları Raporu’nun Türkiye bölümünde, ülkede bazı insan hakları sorunları ve suiistimallerin olduğu, hükümetin bazı cezaları uygulama yoluyla ifade özgürlüğünü kısıtladığı savunuldu. Olumlu gelişmelerin de hayata geçirildiği kaydedilen raporda mahkeme öncesi gözaltıların çok uzun sürdüğü, yıl boyunca savcıların önde gelen askeri şahsiyetler, iş adamı ve basın mensuplarını “Ergenekon diye bilinen şebekenin elemanları” olarak “seçilmiş hükümeti devirme ve huzursuzluğu yayma planları” yaptıkları gerekçesiyle tutukladığı ifade edildi. Raporda, hükümet üyeleri ve hükümeti destekleyen basın organlarının davaya yönelik eleştirilerin mahkemeleri baskı altına alma ve hükümet politikalarını değiştirme amacını taşıdığını ifade ettiği, hükümeti eleştirenlerin ise hiçbir suçlama yöneltilmeden insanların uzun süre cezaevinde tutulmasından şikayetçi olduğu kaydedildi. İnternet özgürlüğünde de bazı kısıtlamaların bulunduğuna dikkat çekilen raporda, mahkemelerin çeşitli meselelerde internet sitelerine erişimi engelleme talimatı verdiği kaydedildi.

Raporda, yıl içinde 34 gazetecinin sözlerinden dolayı gözaltına alındığı, 29 yayının geçici olarak durdurulduğu ve 62 kitabın toplatıldığı yazıldı, yine de geçen yıla göre kitaplara ilişkin yasakların azaldığı belirtildi.

Raporda, savcıların medya özgürlüğünü kısıtlayan çeşitli yasalar kapsamında, yazar, gazeteci ve siyasi şahsiyetlere yönelik çok sayıda dava açtığı, ancak hakimlerin bu suçlamaların çoğunu reddettiği belirtildi.

AKP'nin bazı üyeleri ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın gazeteci ve karikatüristlere karşı “dava açmayı sürdürdüğü” kaydedilen raporda, insan hakları örgütleri ve gazetecilerin bu eğilimlerin “otosansür” atmosferini yarattığı yönündeki görüşüne yer verildi. (13 Mart 2010)

Turhan Selçuk son yolculuğuna uğurlandı: Dünya karikatüründe unutulmayacak izler bırakarak aramızdan ayrılan Cumhuriyet gazetesi çizeri Turhan Selçuk Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde toprağa verildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Üyesi, Basın Şeref Kartı ve 1998 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü Sahibi ve Karikatürcüler Derneği’nin kurucularından Turhan Selçuk için ilk tören çizeri olduğu Cumhuriyet gazetesi önünde düzenlendi. Gazetesinin Mecidiyeköy’deki binasının önünde yapılan törene Selçuk’un eşi Ruhan ve kızı Aslı Selçuk’un yanı sıra medya, sanat, iş ve siyaset camiasından çok sayıda kişi ile sevenleri katıldı.

“Haber yarar mı, zarar mı düşünelim!”: Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, “Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu”nda yaptığı konuşmada, terör haberleriyle ilgili medyaya ders verdi. Medyanın da askeri ve ekonomik eşitsizliğin giderilmesi gibi bir mücadele aracı olduğunu söyleyen Başbuğ, “Günümüzde güvenlik anlayışı küreselleşti. Elbette haber özgürlüğüne saygılıyız. Ancak haber ve yorumlar da topluma zarar verebilir” şeklinde konuştu.

Başbuğ, kamuoyu hassasiyeti ve artan medya denetiminin de artık günümüzde stratejik bir boyutu oluşturduğunu söyledi; “bu verdiğim haber, bu tekrarla, bu süreyle topluma yararlı mı oluyor, zararlı mı oluyor” diye düşünülmesini istedi.

Medyanın terörizmi kabul edilebilir bir araç haline getirebildiğini açıklayan Başbuğ, şöyle konuştu: “Uluslararası TV kanallarında terörist görüntülerinin yansıtılmasını aslında terör eylemlerinin medyada propagandasının yapılmasını sağlıyor. Haberin kapsamı ve verileceği süreler, tekrarlar çok önemli. Doğru bilgiye dayalı olarak verilmelidir. İki dakikada verilebilecek bir olayı lütfen 15 dakikada vermeyelim. Terör örgütlerinin maksadına hizmet ediyor.”

(15 Mart 2010)

Gazeteci elde ettiği bilgileri çıkar amaçlı kullanamaz: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti

(TGC) Yönetim Kurulu, sermaye piyasasında işlem gören bazı hisse senetleriyle ilgili olarak “gazetecilerin de portföy sahibi olduğu” tartışmaları üzerine, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ni hatırlattı. TGC' den yapılan açıklamada, bildirgede söz konusu tartışmayla ilgili olarak gazeteciler ve meslekleri gazetecilik olmadığı halde yazarlık yapanlarla ilgili 3 bölüm bulunduğu belirtilerek, şöyle denildi:

Gazetecinin kuralları “Bildirgenin 'gazetecinin doğru davranış kuralları' ana bölümünün 'Müessese Çıkarı' alt bölümü 'Gazetecinin bir basın yayın organındaki işlevini Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ndeki hakları, sorumlulukları ve görevleri belirler. Gazeteci bu mesleki çerçeve ile yayın organının çizgisi dışında, müessese çıkarı söz konusu olsa dahi hiçbir faaliyete gönüllü olarak veya zorla katılmamalıdır' şeklindedir.

Ana bölümün 'Ekonomik, Mali Bilgi' bölümü de 'Yasalarla yasaklanmış olmasa dahi, gazeteci elde ettiği ekonomik-mali bilgileri geniş biçimde yayınlanmadan önce kendisinin yahut yakınlarının çıkarları için kullanmamalıdır. Gazeteci, kendisinde ve yakınlarında bulunan hisse senedi ve benzeri mali araçlar konusunda, yayın organlarındaki sorumluları, bu menkul kıymet sahipliği hakkında doğru bilgilendirmediği sürece yayın yapmamalıdır' yönündedir. Bildirge, gazeteci olmayanların da yayın organlarında yazarlık yapmaları halinde kimliklerinin açıklanmasını öngören 'Gazeteci olmayanlar' alt bölümünde de 'Bir yayın organında, sürekli veya zaman zaman, gazetecilik kapsamına giren alanlarda faaliyet gösterenlerin asıl sıfatları, asli işleri uygun şekilde belirtilmeli, kamuoyu onların temel konumu hakkında bilgilendirilmelidir” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.” Bildirgedeki bu özel kuralların da öteki kurallar gibi 13 Aralık 2005 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda TGC Tüzüğü'nün eki olarak kabul edildiği vurgulanan açıklamada, “Bu kurala uymayan uygulamalar üyeler için de tüzüğe aykırılık oluşturmakta ve yaptırıma bağlanmış bulunmaktadır. Yönetim Kurulumuz gelişmeleri izlerken durumu kamuoyunun bilgisine de sunmayı zorunlu görmektedir.”

Balbay: Tutuksuz adil yargılama istiyorum: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ikinci “Ergenekon” davasının duruşmasında konuşan tutuklu sanık Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Yeni Şafak gazetesi Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi'nin yeni çıkan “İçimizdeki Gladyo İle Yüzleşmek” adlı kitabına değindi.

Bu kitapta, haklarındaki iddiaların aynen kesinleşmiş gibi yer aldığını belirten Balbay, “Selvi, Cumhurbaşkanı ile görüşmelerimi de kitapta yazmış. İddia makamı da çapraz sorgusu sırasında bu iddiasından vazgeçti ama konu medyada devam etmekte” dedi. Yine kendisi gibi Ankara temsilcisi olan bazı gazetecilerin de “Ergenekon” ve gizli belgelerle ilgili kitapları olduğunu ifade eden Mustafa Balbay, meslektaşlarını yadırgamadığını ancak bu kitaplardaki yazılanların, haklarında hüküm verilmiş gibi yer aldığını dile getirdi. (16 Mart 2010)

TGC’den “Öldürülen Gazeteciler Anısına Araştırma Yarışması”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin öldürülen ilk gazeteci Hasan Fehmi Beyin öldürülüşünün 100’üncü yılı nedeniyle 2009 yılında düzenlediği “Öldürülen Gazeteciler Anısına Araştırma Yarışması” sonuçlandı. Yarışmanın birinciliğine “Türkiye‘de Öldürülen Gazeteciler” başlıklı araştırmasıyla Dr. Meral Dinçer oybirliği ile değer görüldü. İkincilik ödülünü de “Karanlık Hedeşer: Aydınlar” başlıklı araştırmasıyla ve oybirliği ile Pınar Dumlupınar aldı. Ödül jürisi, “Kanla Sansür” başlıklı araştırmasıyla, henüz kesinleşmemiş bir araştırmaya da kaynakları arasında göstermesine karşın, araştırmanın tartışmaya açık içeriği nedeniyle Bülent Telan ‘ı övgüye değer buldu.

Mehmet Atalay TGC’yi ziyaret etti: Ocak ayında Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’ne atanan Mehmet Atalay Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret ederek TGC Başkanı Orhan Erinç ve Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay’la görüştü.

TGC’nin Cağaloğlu’ndaki binasına, Basın İlan Kurumu İletişim Uzmanı Yasin Aras’la birlikte gelen Atalay, yaklaşık 1 bir saat süren görüşmede Erinç ve Atay’la yaygın ve yerel basının sorunları ve çözümleri üzerine sohbet etti.

Balbay ve Tuncay’dan siyasi partilere mektup: İkinci “Ergenekon” davasının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasında; tutuklu sanıklar gazeteci Mustafa

Balbay ve Tuncay Özkan “siyasi partilere açık mektup” başlığı altına yazılı bir açıklamada bulunarak, Silivri'de özel olarak kurulmuş bir mahkemede özel hukukun uygulandığını savundu. Balbay ve Özkan, açıklamalarında siyasi partilere hitaben “Bu konuda duyarlı partilere teşekkür ediyoruz. Hukuksuzluğa kulak tıkayanlar, hukuksuzluğu sahneye koyanlar kadar sorumludur. Her şeye karşın hukukun üstün geleceğine olan inancımızla sizlere sesleniyoruz. Bu gidişe seyirci kalmayın, yakından izleyin” dedi.

(17 Mart 2010)

Mahkeme “Çifte Bordro” davasında gazeteci Keskin'e hak verdi: Ankara 6. İş Mahkemesi, işverenin uzun yıllar Radikal gazetesinde muhabir olarak çalıştıktan sonra işten atılan Adnan Keskin'in emekli aylığının 900 TL'den bin 390 TL'ye çıkarılmasına karar verdi. Mahkeme, verdiği kararında, Doğan Yayın Grubu'nun, Aralık 2007'de işten atıldıktan sonra emekli olan Keskin'in çalıştığı yıllara ilişkin primlerinin eksik yatırıldığını tespit etti. Buna göre Keskin'in son maaşı 2 bin 675 TL idi. Bunun bin 275 TL'si maaş, bin 400 TL'si de telif adı altında yatırılıyordu. Yani maaşın bin 400 TL'lik bölümü için Sosyal Sigortalar Kurumu'na (SSK) prim ödemesi yapılmıyordu.

Gazeteciler açısından önemli bir karar alan Ankara 6. İş Mahkemesi, Radikal'den atılan Keskin'in gerçek ücretini tespit etti, işverene 87 bin TL prim borcu çıkardı, emekli aylığının da 900 TL'den bin 390 TL'ye yükseltilmesine karar verdi.

Birçok gazetede halen devam eden uygulamaya göre gazetecilerin ücretlerinin yarıya yakın bölümü “telif” adı altında ödeniyor. Dolayısıyla maaşın bu bölümü bordroya yansımıyor ve SSK primi yatırılmıyor. Düşük miktarda prim ödendiği için gazetecilerin emekli maaşı da bundan etkileniyor.

Keskin'in avukatı Meral Tanyeri Özalp, kararın kesinleşmesi halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) işverenden eksik ödenen 87 bin TL'nin faiz ve cezalarıyla birlikte tahsil edeceğini, buna bağlı olarak da Keskin'in emeklilik aylığının yüzde 50 oranında artırılacağını belirtti. Yargıdan ilk kez böyle bir karar çıktığına işaret eden Özalp, kararın Yargıtay'da onanması halinde, halen veya geçmişte benzer koşullarda çift bordrolu olarak çalıştırılan gazeteciler açısından önemli bir emsal oluşturacağını belirtti.

(18 Mart 2010)

Yayınları nedeniyle iki gazeteciye dava: Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Başkanı Atilla Sertel, “Kozmiik Oda” soruşturmasına ilişkin olarak ilk davanın, “Kamu görevlilerini terör örgütlerine hedef göstermek suçlamasıyla gazetecilere açılmasının mesleğin getirilmek istendiği nokta adına son derece düşündürücü ve üzücü” olduğunu bildirdi. Sertel, yaptığı yazılı açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, gözaltındaki Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı personelinin savcılıktaki fotoğrafının yayımlanmasıyla ilgili olarak Hürriyet ve Habertürk Gazetesi muhabirleri ve yazı işleri müdürlerine bir yıldan üç yıla kadar hapis istemiyle dava açılmasına tepki gösterdi.

Karikatürist Bülent Düzgit son yolculuğuna uğurlandı: İstanbul'da önceki gün geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi

ve Sürekli Basın Kartı sahibi karikatürist Bülent Düzgit (63) toprağa verildi. Bülent

Düzgit için Fatih Camisi'nde öğle vakti cenaze töreni düzenlendi. Törene, Düzgit'in annesi Zeliha Düzgit ve yakınları ile TGC Başkanı Orhan Erinç, Başkan Yardımcısı Turgay Olcayto, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ile çok sayıda gazeteci ve karikatürist katıldı.

Düzgit'in cenazesi, öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından Habipler Yayla Mezarlığı'nda defnedildi. Karikatür çalışmalarını, 1971'den bu yana sürdüren

Bülent Düzgit, 16 yıldır Hürriyet gazetesinde “Bülent Çiziyor” adlı köşesinde çiziyordu.

(19 Mart 2010)

TRT Arapça yayına başlayacak: Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, TRT'nin 4 Nisan'da Arapça yayına başlayacağını bildirdi. Arınç, Türkiye'nin Amman

Büyükelçisi Ali Köprülü tarafından elçilik rezidansında onuruna verilen yemekte yaptığı konuşmada, Ürdün'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Arınç, iki ülke arasındaki bu ilişkileri daha ileri noktalara taşımakla görevli olduklarını, bu çerçevede TRT ile JTV arasında imzalayacakları anlaşmayla kültürel ilişkilerin daha da güçlenmesini sağlayacaklarını kaydetti.

Ekonomi haberciliğine yön verenler buluştu: Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD), yıllar önce İstanbul’un tarihi dokusunu keşfetmek amacıyla başlattığı “Babıâli Gezileri”ne bir yenisini ekledi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde yapılan brunchun ardından gazeteciler, Tarihi Yarımada 'da yapılan kısa bir yürüyüşün ardından hep birlikte Arkeoloji Müzesi’ni gezdiler.

EGD Başkanı ve TGC Genel Sekreteri Celal Toprak, yıllar önce başlattıkları “Babıâli Gezileri” nde Tarihi Yarımada’nın birçok gazeteci tarafından pek de bilinmediğini fark ettiklerini belirterek, “İstanbul’un güzelliklerini keşfetmeye fırsat bulamayan meslektaşlarımızı bu tür etkinliklerle bir araya getirerek hem mesleki dayanışmayı artırmayı hem de 2010 Avrupa Kültür Başkenti’ni birlikte keşfetmelerini amaçlıyoruz” dedi. Bir yandan İstanbul’daki değişime tanıklık ederken diğer yandan birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptıklarını söyleyen Celal Toprak, etkinliğe olan ilginin mesleki birlikteliğe olan ihtiyacın da göstergesi olduğunu vurguladı. “Aslında haberlerde, basın toplantılarında karşılaşıyoruz ama o yoğunluk içerisinde birbirimize merhaba deme fırsatı bile yakalayamıyoruz” diyen Toprak, gazetecilerin birbirlerine dair haberleri, gelişmeleri ve arkadaşlıkları bu tür etkinliklerle öğrendiklerine işaret etti.

Celal Toprak, EGD’nin bir yandan üyelerinin mesleki haklarına ve gelişimlerine destek veren diğer yandan ise mesleki dayanışmayı arttıran bir kuruluş olduğunun altını çizerek, “Mesleki dayanışma konusunda birçok çalışmamız var. Babıâli Gezileri bunun sadece bir ayağı. Örgütlü olmak bu tür aktivitelerle bir araya gelerek mesleki dayanışmayı arttırmaktan geçiyor. Bizim üyelerimizden birinin burnu bile kanasa diğer üyelerimizin haberi oluyor. Birbirlerine sahip çıkıyorlar. İşsiz kalan meslektaşlarımıza iş bulmak için dernek olarak tüm arkadaşlarımızın çaba sarf ettiğini biliyorum. Bunlar mesleki dayanışma için önemli gelişmeler. Tüm bunlar bu tür etkinlikler sayesinde oluyor ve gelişiyor” diye konuştu.

Brunchun ardından gazeteciler Arkeoloji Müzesi’ne kadar yaptıkları yürüyüşle Tarihi Yarımada’nın dokusunu ve değişimini gözlemleyerek keyifli bir pazar geçirdiler.

(21 Mart 2010)

Genç iletişimciler yılın iletişimcilerini seçti: İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi’nin 60. Yıl etkinlikleri kapsamında bu yıl 14’üncüsü verilen “2009 Yılının Başarılı İletişimcileri Ödülleri” İÜ Cemil Birsel Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

“Başarılı İletişimciler Özel Ödül” ise bu yıl İletişim Fakültesi’nin kuruluşundaki katkılarından dolayı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç'e verildi. Ödülü İÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin’den alan TGC Başkanı Orhan Erinç, şunları söyledi: “Ödül için hepinize teşekkür ediyorum. İletişim Fakültesi’nin başlangıcı olan Gazetecilik Enstitüsü’nün kuruluşu, kurucu başkanımız Sedat Simavi ve yönetim kurulunun başvurusu ile başladı. 1974, 1975 ve 1976 yılında Gazetecilik Enstitüsü’nün kapanması gündeme geldi. İki yıl öğrenci alınmadı. 60’ıncı yıla gelinceye kadar TGC’nin

bu kurumun kapanmasını engellemek için de çalışmaları var. Bu nedenle 60. yıla gelmiş

olmanın mutluluğunu sizlerle paylaşıyorum. Nice 60 yıllar diliyorum.”

“Şaibeye bulaşmış üyeyi içimizde barındırmayacağız”: Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak, dernek olarak portföy yöneten gazeteciler olduğu iddialarına ilişkin, tavırlarının net olduğunu, şaibeye bulaşmış hiçbir üyeyi içlerinde barındırmayacaklarını belirtti.

EGD olarak her zaman gazetecilik mesleğinin doğru yapılması arayışı içinde olduklarını dile getiren Celal Toprak, “Diğer meslek guruplarının bu konuyu gündeme almadığı dönemlerde biz etik kurallar oluşturmak kaygısında olduk ve oluşturduk. Buradaki birçok arkadaşla Kartepe' de yaptığımız toplantılarda bu konuları karşılıklı tartıştık. Bunları daha sonra deklarasyon halinde yayınladık dedi. Bazı hataların tüm meslek grubuna mal edilmesinin yanlışlığına işaret eden Toprak “Ama durup dururken de ekonomi gazetecilerinin mesleğinin şaibeli gibi gösterilmesini affetmeyiz. Bu konudaki davranışlara da tavır alırız” diye konuştu.

Ali Z. Oraloğlu’ nu kaybettik: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi ve Basın Şeref Kartı sahibi Ali Z. Oraloğlu (90), İstanbul'da önceki gün yaşamını yitirdi. Oraloğlu'nun cenazesi dün Teşvikiye Camisi'nde ikindi vakti kılınan namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. (22 Mart 2010)

Yerel basının en iyileri belirlendi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) Konrad Adenauer Stiftung’la (KAS) ortaklaşa düzenlediği “Yerel Gazetecilik Ödülleri”ni kazananlar belli oldu.

Fotoğraf dalında; Denizli Horoz gazetesinde 30 Ekim 2009 günü yayınlanan “Yakışmadı” başlıklı fotoğrafıyla Emre Türkmen’i birinciliğe, 16 Şubat 2009 tarihinde Batman Çağdaş gazetesinde “Gazze Değil Batman” başlığı ile yayınlanan fotoğrafıyla M. Reşat Yiğiz’i mansiyona değer görüldü. Haber dalında; Batman Çağdaş gazetesinde 26 Haziran 2009’da yayınlanan “Dokunursan Patlar” ve 7 Eylül 2009 tarihinde yayınlanan” Mayın Haritası Skandalı” başlığı ile verilen haberle Arif Arslan’ı birincilik, Görele Hürses gazetesinde 13 Ekim 2009 tarihinde yayınlanan “Ölümü Erteleyen Kadın” başlıklı haberi ile Ahmet Bilge’yi mansiyon ödülünün sahibi oldu.

Sayfa düzeni dalında ise Seçici Kurul ödül vermeye değer herhangi bir çalışma olmadığını tespit etti.

ÇGD ödülleri sahiplerine verildi: Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin (ÇGD), “2009 Yılının Başarılı Gazetecileri” ödülleri, düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Cumhuriyet gazetesinden Aykut Küçükkaya, “Enerji Dosyası” araştırması ile Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü'ne layık görüldü. ÇGD Onur Ödülü, gazetecilikte bu yıl 60. yılını dolduran Altan Öymen'e verildi.

Törende ödül alan diğer gazeteci ve basın kuruluşları ise şöyle:

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü “Enerji Dosyası” araştırması ile Aykut Küçükkaya(Cumhuriyet), Mustafa Ekmekçi Haber Ödülü “İşkenceci Eğitmen Oldu” başlıklı haberi ile Özlem Zorcan (Birgün), Rafet Genç Ödülü “Kara Kömürden Beyaz

Eşyaya” haberi ile Ferit Demir (Hürriyet/Doğan Haber Ajansı Tunceli Muhabiri), Mahmut Tali Öngören Televizyon Ödülü “Mahmur Mülteci Kampı: Geri Dönüşler Sürecek mi?” haberi ile Mete Çubukçu (NTV), Televizyon Haberi Ödülü “Yargı, Yargıyı

Dinledi” haberi ile Gökhan Gerçek (NTV), Televizyon Programı Ödülü “12 Eylül'ün

Kendisi: General Evren” programı ile Nazım Alpman (İz TV), Televizyon Belgeseli Ödülü “Vatan İçin-Kubilay” belgeseli ile İzzet Dağıstanlı (Kanal B), Radyo Programı Ödülü “Bir Adım Önde” programı ile Güler Nasıf (TRT Ankara Radyosu), İzzet Kezer Fotoğraf Ödülü “TEKEL Direnişi” fotoğrafı ile Selahattin Sönmez (Hürriyet Daily News), Karikatür Ödülü “24 Aralık 2009 tarihinde yayımlanan karikatürü” ile Turgay Karadağ (Referans), İnternet Gazeteciliği Ödülü “İzledikleri yayın politikaları nedeniyle” www.habercek.com ve www.odatv.com, Dayanışma Ödülü “Kararlı mücadeleleri nedeniyle” Grevdeki TEKEL işçileri. (23 Mart 2010)

Medyaya yeni bir dernek daha: Sabah, Star, Zaman, Bugün, Yeni Şafak ve Türkiye gazetelerinin yayın yönetmenleri ve Turkuvaz, Kanal 7 ve TRT yöneticileri “medyadaki çeşitliliği savunmak için” Medya Derneği çatısı altında örgütlendiler.

Sabah gazetesi çizeri Salih Memecan'ın başkanlığını yürüteceği derneğin Yönetim Kurulu Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Bugün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erhan Başyurt, TRT Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Şahin, Turkuvaz Medya Yön. Kur. Bşk. Vekili Serhat Albayrak, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Yeni Şafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert ve Türkiye Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'tan oluşuyor. Dernek kuruluşunu, Four Seasons Hotel'de düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Dernek kuruluş amacına uygun faaliyetler yürütebilmek amacıyla çeşitli çalışma grupları oluşturmayı planlıyor. Bu gruptan bazıları “Meslek İçi Eğitim Grubu”, “Meslek Öncesi Eğitim Grubu”, “Medya-Etik Grubu”, “Basın Özgürlüğü Grubu”, “Teknoloji Grubu” ve “Yayın Grubu”.

Ödüllü belgesel “Bir Belgesel Bir Gazeteci Çay ve Simit” günlerinde: Osmanlı modernleşmesinin öncülerinden, en eski coğrafya kitabımız Cihannüma'nın yazarı Kâtip

Çelebi'nin hayatını anlatan ödüllü belgesel, bu haftaki “Bir Belgesel, Bir Gazeteci, Çay ve Simit” etkinliğinde seyirciyle buluştu. (24 Mart 2010)

Basın Kartı Komisyonu Ankara’da toplandı: Basın Kartı Komisyonu, ilk defa basın kartı alacak 236, sürekli kart için 115 dosyayı görüşmek üzere Ankara’da toplandı.

Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) 2010 yılının ilk basın kartı komisyonu toplantısı BYEGM Genel Müdür Vekili Salih Melek'in açılış konuşmasıyla başladı. Toplantıda 236 ilk ve 115 sürekli basın kartı başvurusu dosyalarının incelenerek karara bağlanacağını bildiren Melek, Genel Müdürlüğün görevleri arasında, basınla ilgili münasebetlerin düzenlenmesi ve basının güçlendirilmesi için gerekli faaliyetlerde bulunmak olduğunu kaydetti. Toplam 351 dosyanın görüşülerek karara bağlandı Basın Kartı Komisyonu toplantısı iki gün sürdü.

Basın Kartı kimlik olarak kabul edilsin: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, demokrasinin katılımcı hale gelmesinde ve şeffaflıkta medyanın üstlendiği rolün giderek artacağını söyledi. Gül, Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek başkanlığındaki Basın Kartı Komisyonu heyetini Çankaya Köşkü'nde kabul etti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ni temsilen komisyona katılan Orhan Erinç, kartın belli kriterlerle verildiğini ve hologram gibi güvenlik özellikleri ihtiva ettiğini belirtti.

Kartın meslekten ayrılanlardan üç ay içinde geri alındığını anlatan Erinç, “Basın kartının kimlik olarak kabul edilmesi hususunda farklı kurumlarda farklı içtihatlarla karşı karşıya geliyoruz. Başbakanlığa bağlı bir genel müdürlüğün komisyon kararıyla verdiği basın kartı, maalesef bazı bakanlıklara bağlı kuruluşlar tarafından kabul görmüyor. Bu konuda desteklerinizi istirham ediyoruz” dedi.

İletişim dünyasındaki değişimler ve basının sorunları üzerinde de durulan kabulde, heyette Basın Şeref Kartı taşıyan gazetecileri temsilen bulunan Ali İhsan Göğüş de gazeteciliğin eski dönemlerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Gül ise teknoloji alanındaki gelişmelere dikkati çekerek, bu değişimin kendini en iyi gösterdiği alanın medya sektörü olduğunu ve dünyadaki gelişmelerin her yerden anlık izlenebildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, Sarı Basın Kartının kimlik olarak kabul edilmesiyle ilgili talepler karşısında da, “Bu konuda biz de gerekli çalışmaları yapalım. Basın kartının eski itibarına kavuşması talebinizi not aldım” diye konuştu.  (25 Mart 2010)

“Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri'“ açıklandı: 13. Metin Göktepe Gazetecilik

Ödülleri”ni almaya hak kazanan gazeteciler açıklandı. Metin Göktepe Ödül Komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre, Nazım Alpman, Belma Akçura, İbrahim Aydın, Hüseyin Akyol, Celal Başlangıç, Murat Çelikkan, Orhan Erinç, Ragıp Duran, Fikret İlkiz,

Kemal Kök, Fatih Polat, Derya Sazak, Şükran Soner ve Ferai Tınç'tan oluşan jüri, ödül alacak gazetecileri belirledi.

Buna göre, “Yazılı Haber Ödülü”, 14 Nisan 2009 günü Zaman gazetesinde yayımlanan “Silopi'ye buğday satmaya gitti, kemikleri 14 yıl sonra Elazığ'da bulundu” başlığıyla yayımlanan haberle Melik Duvaklı'ya, yazılı haber dalında

“Jüri Özel Ödülü” 1 Aralık 2009'da Radikal gazetesinde yayımlanan “Gel de

çık işin içinden” başlıklı haberiyle İsmail Saymaz'a verilecek.

“Görüntülü Haber Ödülü”ne, NTV'de 2 Aralık'ta yayımlanan “Mahmur Mülteci

Kampı: Geri Dönüşler Sürecek mi?” başlıklı haberiyle Mete Çubukçu, “Jüri Özel Ödülü”ne ise CNN Türk belgesel bölümünde çalışan Günel Cantak “Duvar” isimli belgeseliyle layık görüldü. “Fotoğraf Ödülü”, “Bilge Köyü Katliamı”ve “Polisin IMF Şaşkınlığı adlı fotoğrafıyla Habertürk gazetesi muhabiri Sedat Suna'ya, “Jüri Özel Ödülü” ise “TEKEL işçilerine Abdi İpekçi Parkı’nda polis müdahalesini görüntüleyen “Göz Yaşartan Direniş” başlıklı seri fotoğraflarıyla Reuters'tan Selahattin Sönmez'e verilecek.

“Yerel Gazetecilik Ödülü”nü, Ardahan'da dayanıklı olmadığı gerekçesiyle boşaltılan 23 Şubat İlköğretim Okulu'nun daha sonra Halk Eğitim Merkezi olmasını konu alan haberiyle Fakir Yılmaz alacak. Kazananlara ödülleri, Metin Göktepe'nin doğum gününe denk gelen 10 Nisan’da İstanbul'da düzenlenecek törenle verilecek.

(28 Mart 2010)

180. günde 180 dakika grev nöbeti: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ATV-Sabah işyerlerinde başlattığı grevin 180. gününde, grev sürecinde yaşanan hukuksuzluğu protesto etmek, grevin anayasal hak olduğunu bir kez daha kartellere göstermek, sendikalaşmanın önündeki engellerin bilerek ve isteyerek kaldırılmamasına tepki için

180 dakikalık oturma eylemi yaptı.

TGC Başkanı Orhan Erinç, 180. Günü dolduran grevin ifade özgürlüğü açısından önemli olduğunun altını çizerek, “İfade özgürlüğünün önündeki engeller yalnızca hukuk alanında değil, Türkiye’de sendikal örgütlenmenin de önünde çok önemli engeller söz konusu” dedi. TGS’ye üye olmanın önündeki çok sayıda engelden birinin de 5953 sayılı yasanın uygulanmaması konusunda işverenlerin aldıkları önlemler olduğuna dikkat çeken Erinç, şu değerlendirmelerde bulundu: “Pek çok meslektaşımız fiilen gazetecilik yapıyor ama hukuken iş mevzuatı açısından gazeteci sayılmıyor. Bu nedenle daha önce TGS Genel Merkezi’nin de belirttiği gibi 5953 sayılı yasanın uygulanmamasına yaptı-

rım getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bende burada hem TGC Başkanı olarak hem de TGS önceki genel başkanları ndan biri olarak grevi desteklediğimi ve bu eylemin kamuoyunu bilgilendirmek, siyasetçileri uyarmak açısından son derece önemli olduğunu bir kez daha vurguluyorum.”

TGC ve TGS önceki başkanlarından Nail Güreli ise grevdeki meslektaşlarını onurlu davranışlarından dolayı kutladı. Hukuk çiğneyenleri ve işçi haklarını gasp edenleri kınadığını söyleyen Güreli, “Bu direniş görev yapmaktan onur duyduğum TGS’nin 40 yıl önce Dünya gazetesinde yaptığı eylemi hatırlattı bana. Arkadaşlarımız bu gün çok zor koşullar altında bu direnişi sürdürüyorlar. Kendilerini bu nedenle kutluyorum. Sendikal hakların hukuki hakların çiğnenmesi konusunun Avrupa’ya duyurulması konusu da oldukça önemlidir. Arkadaşlarımız bu direnişleriyle basın ve sendikal direniş tarihine

de geçmişlerdir. Sendikal mücadelenin er geç başarıya ulaşacağını biliyorum” dedi.

TGS Genel Sekreteri Sergül Keskin burada yaptığı açıklamada, “greve katılan işçi işten atılırsa, grev hakkı nasıl kullanılacaktır?” konusunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacaklarını belirterek, şunları söyledi: “Burada yasal olarak iş ilişkisi sona ermemiş bir grev gözcüsünün bulundurulabildiği ATV-Sabah iş yerlerinin İstanbul Balmumcu'daki merkez binasının önünde, her gün TGS Genel Merkez Yöneticilerinden birer kişi; ayrıca üst kuruluşumuz olan TÜRK-İŞ Konfederasyonu'na bağlı sendikalar ile şubelerinden yönetici, temsilci ya da üye düzeyinde 4'er kişi dayanışma amacıyla grev nöbetine destek vermiştir. Bu durum Grevin 200' üncü gününe kadar sürecek, 16/18 Nisan'da sendikamızın ev sahipliğinde İstanbul'da yapılacak Avrupa Gazeteciler Federasyonu Genel Kurulunda Avrupa platformuna taşınacaktır.”

Yeni üyeler TGC’ ye güç kattı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde düzenlenen “Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği”nde TGC’ ye yeni üye olan gazetecilere rozetleri törenle verildi. Nisan ayının son haftasında yapılacak olan TGC Olağan Genel Kurulu öncesinde üyeleri bir araya getiren dönemin son yemek ve rozet töreni TGC Genel Sekreteri Celal Toprak’ın sunuculuğunda yapıldı. Bu ayda 14 yeni üyenin TGC’ ye katıldığını belirten Toprak, “TGC ailesi her ay olduğu gibi bu ayda büyümesini sürdürdü” dedi. Kısa bir değerlendirme konuşması yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, ise “Çalışma dönemimizin son Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği’nde birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Babıâli’de neyin ne olduğunu anlamak zaman zaman zorlaşıyor, bu nedenle şunu açıklamakta fayda görüyorum” diyerek yeni üyelerin tüzük gereği ancak 2013 yılında yapılacak genel kurulda seçim için oy kullanabileceklerini ifade etti.

Orhan Erinç konuşmasına şöyle devam etti: “Tüzüğümüze göre üye olan arkadaşlarımız ancak 2013 yılında yapılacak genel kurulda oy kullanabilecekler. O açıdan yeni arkadaşlarımızın cemiyete katılmasını yönetim kurulu adına bir girişim olmadığını vurgulamak istiyorum. Çünkü kongreye giderken üye alıyorlar diyen bazı meslektaşlarımız olduğu için bu bilgiyi sizinle paylaşıyorum. Umuyorum yeni seçilecek olan yönetim kurulumuz da her ayın son pazartesi günü yaptığınız bu yemek ve rozet töreni geleneğini sürdürür. En azından diğer etkinlikler dışında ayda bir kez birlikte olmamızı sağlar.”

Törende rozetlerini alan üyeler arasında şu isimler yer aldı:

Dünya gazetesinden Halil Günüç, Başar Babataş, Kamil Eser, Tolga Çatal ve Mura Güney, FOX TV’den fiule Öztürk, Radyo Vatan’dan Gülay Efe, Filay Radyuculuk’tan Gökhan Filiz, Adıyaman İnandı gazetesinden Songül Handan İnandı. Dünya gazetesinden Nilgün Özdemir, TRT’den Sait Güleç, FOX TV’den Mustafa Soybaş, Cumhuriyet gazetesinden Sami Göktürkün Gürel ve Cumhur Önder Arslan rozet törenine katılamadı.

(29 Mart 2010)

Gazetecilere internet kolaylığı: Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek, basın kartı taşıyan gazetecilere birtakım avantajlar sağlanması yönünde yoğun çabalarının bulunduğunu, sonuç aldıkları çalışmaları kamuoyuyla paylaştıklarını dile getirdi. Bu kapsamda “interneti ve bilgisayarı olmayan gazeteci kalmasın” sloganıyla bir çalışma yaptıklarını belirten Melek, internet sağlayıcı şirketlerle yaptıkları anlaşmayla gazetecilere ucuz ve yüksek hızlı internet imkanı sunmakiçin çalışma yürüttüklerini ifade etti.

Salih Melek, gazetecilerin çevresel duyarlılığının gösterilmesi açısından ağaç dikim programı başlatacaklarını dile getirdi. Buna göre yeni basın kartı alacaklarla sürekli basın kartı alacak gazeteciler adına gönüllülük esasına bağlı kalmak üzere fidanlar dikileceğini belirten Melek, “Artık basın kartı olan her gazetecinin bir dikili ağacı olacak.

Basın kartı alırken fidan bağışında da bulunulacak. Hem gazeteciler, hem basın kuruluşları çevresel konularda çok duyarlı. Bu duyarlılığı çeşitli kampanyalarla göstermek istiyoruz” dedi.

Gazeteci Alp Can kalbine yenik düştü: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi ve basın kartı sahibi Alp Can önceki gün kalp krizinden yaşamını yitirdi. Alp Can'ın cenazesi, dün öğle vakti Zincirlikuyu Camisi'nde yapılan cenaze töreninin ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Can'ın cenaze törenine, Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Başkanı Esat Yılmaer, bazı eski genel başkanlar, gazeteciler, ailesi ve yakınları katıldı. (30 Mart 2010)

Aziz Nesin'in Hayatı “Bir Belgesel Bir Gazeteci Çay ve Simit” Günlerinde: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Beşiktaş Belediyesi ve Belgesel Sinemacılar Birliği'nin düzenledikleri “Bir Belgesel Bir Gazeteci ve Simit” günlerinin sekizincisinde, yönetmenliğini Sine Göz Film Atölyesi'nin üstlendiği, “Akıntıya Karşı... Aziz Nesin” adlı belgesel gösterildi.  Levent Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen gösterime geceye SineGöz Film Atölyesi kurucuları ve fotoğraf sanatçısı İsa Çelik katıldı.

“Akıntıya Karşı... Aziz Nesin” belgeseli, 2003 yılında İstanbul Kısa Filmciler Derneği, Ulusal Kısa Film Festivali Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü. (31 Mart 2010) 

Başa Dön