Geri Dön

Mayıs 2010 Raporu

TGC, basın özgürlüğü için mücadele çağrısı yaptı:  3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla açıklama yapan TGC Yönetim Kurulu, bağımsız ve bağlantısız olarak mesleğin sorunlarına çözüm aramaktan yılmayacağını vurguladı. TGC, demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile yerleştiği, basın özgürlüğünün ve düşünceyi ifade özgürlüğünün bireylerin en doğal hakkı olarak kabul edildiği bir Türkiye için tüm gazetecileri mücadeleye çağırdı. TGC yapılan açıklamada, "3 Mayıs’ı bu yıl da basın özgürlüğünün önündeki engeller ve gazetecilerin giderek büyüyen sorunları ile karşılamanın burukluğu içindeyiz" denildi. Açıklamada, iktidarın demokratikleşme açılımlarına karşın uygulamada, halkın doğru ve yansız bilgi edinme hakkını sağlamada, düşünce ve ifade özgürlüğünü genişletmede, basın sektöründe sendikal örgütlenme çalışmalarında geçen bir yıldan bu yana hiçbir ilerleme kaydedilmediği vurgulandı.

Uluslararası basın kuruluşlarının verilerinde Türkiye’nin basın özgürlüğüne saygı açısından 175 ülke arasında 127. sırada gösterilmesi ülke adına üzüntü verici olduğuna dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Demokrasi açılımına soyunan siyasilerin bu durumdan ders çıkaracaklarını ummak istiyoruz. Yaşadığımız zamana göz attığımızda basın sektörü için tablo iç açıcı değildir. Salt mesleğini yaptığı ve düşüncelerini özgürce ifade etmeye çalıştığı için öldürülen ya da tutuklu yargılanan meslektaşlarımızla ilgili soruşturma ve kovuşturmalar uzamakta ama saydamlaşmamaktadır

"Sahada görev yapan muhabir, foto muhabiri ve kameraman meslektaşlarımız kolluk güçlerinin, özellikle de siyasilerin korumaları tarafından saygısızca hırpalanmaktadırlar. Büyük risk taşıyan meslekler arasında sayılan gazetecilerin yıpranma hakları ellerinden alınmıştır. Ekonomik kriz gerekçe gösterilerek işten çıkarmalara hız verilmiştir. Siyaset-medya-sermaye ilişkilerinde karşılıklı çıkarlar göz önünde tutularak gazetecinin denetim işlevi baltalanmaya çalışılmış, gazetecileri iş takipçisi ya da tetikçi konumuna indirgeyecek uygulamalara kapı açılmıştır. Sendikal örgütlenmede batı standartları gözetilmemiş, gazetecilerin meslek örgütlerini seçme özgürlüklerine gazete yöneticileri ve patronları tarafından ket vurulmaya başlanmıştır. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Gününde, bağımsız ve bağlantısız Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak mesleğimizin sorunlarına çözüm aramaktan yılmayacağımızı bir kez daha anımsatıyor, demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile yerleştiği, basın özgürlüğünün ve düşünceyi ifade özgürlüğünün bireylerin en doğal hakkı olarak kabul edildiği bir Türkiye için tüm meslektaşlarımızı mücadeleye çağırıyoruz. "

36 gazeteci hapiste; baskılar hem yasal hem fiili:  Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP), 9'u yazı işleri müdürü olmak üzere 36 gazeteci ve yazarın Türkiye'de hapiste bulunduğunu açıkladı. "Yüzlerce basın emekçisi, gazeteci ve yazar, yayıncı, insan hakları savunucusu yargı kıskacı altındadır" dedi. Terörle Mücadele Yasası (TMY), Ceza Yasası'nın (TCK) 301. maddesi gibi onlarca yasal düzenlemeler ve fiili saldırılarla, düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün engellendiğini duyuran Platform, gazeteci Fuat Doğansoy'un, Vakit, Ortadoğu ve Zaman gazetelerince hedef alınmasını, "Radikal" muhabiri İsmail Saymaz'ın 18 yıl hapis tehdidiyle karşılaşmasını baskılara örnek olarak saydı.

69’u gazeteci 216 kişi düşünce sanığı: Bağımsız İletişim Ağı (BİA) Medya Gözlem Masası'nın Ocak-Şubat-Mart 2010 Medya Gözlem Raporu, 69'u gazeteci toplam 216 gazeteci, yazar, yayıncı, karikatürist, siyasetçi ve yurttaşın düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek davalardan yargılandığını ortaya koyuyor.

Gazeteci Vedat Kurşun ve Erdal Güler yayımlanan yazılar nedeniyle, yayıncı Bedri Adanır ise üç kitaptan cezaevinde. Mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanıp tutuklanmadıkları net olarak bilinemeyen en az 32 gazeteci de, örgüt operasyonları çerçevesinde 2010'un ilk üç ayında cezaevindeydi. Bunlardan 10'u aynı dönem içerisinde tahliye oldu; 21'i halen hapiste. 695 kişinin adının geçtiği 33 sayfalık raporda ihlaller "Öldürülen gazeteciler", "saldırı ve tehdit", "gözaltı ve tutuklamalar", "basın ve ifade özgürlüğü davaları", "düzenleme ve hak aramalar", "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi", "Sansüre tepkiler" ve "RTÜK uygulamaları" başlıklarıyla yer alıyor. Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik yargısal baskıları, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması", "adli denetim" veya 301. maddede olduğu gibi Adalet Bakanlığı'nın

"filtresi" gibi yöntemler gizleyemiyor.

Yılın ilk üç ayında, 19'u gazeteci toplam 48 kişi, TCK'nın 125. maddesi veya "hakaret" suçlamasına dair düzenlemeler uyarınca 147 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılandı; bunlardan 7'si, toplam 3 yıl 1 ay 27 gün hapis ve 23 bin 780 TL adli para cezasına mahkum edildi.

Ayıca, 13'ü gazeteci 15 kişi, 1 karikatürist ve üç medya kuruluşu (NTV, Evrensel ve bianet), "kişilik haklarını yayın yoluyla ihlal ettikleri" gerekçesiyle açılan manevi tazminat davaları çerçevesinde 1 milyon 278 bin TL tazminat istemiyle yargılandı.

Mahkum edilenler Nazlı Ilıcak, Cüneyt Arcayürek, Hüseyin Kocabıyık, Michael Dickinson,

Melih Kaşkar, Fatma Sarıbıyık, Yalçın Ergündoğan, Mahmut Alınak, Ali Tarakçı ve Emrullah Özbey oldu. Dickinson, Kaşkar ve Alınak, Başbakan Erdoğan'a yönelik isnatlar nedeniyle mahkum edilirken Ilıcak, Hakim Osman Kaçmaz'ı işgüzar bulduğu için suçlu bulundu.

Gazeteciler Cenker Tezel, Emrah Güner, Tamer Topçu, Ertuğrul Yılmaz ve Ozan Özhan yılın ilk üç ayında ya uğrarken Dilek Karakoyun, Fırat Alkaç, Celal Yıldız, Ramazan Pekgöz ile Agos ile Taraf gazeteleri tehdit edildi.

Bilgi Üniversitesi'nden Doç Dr. Yaman Akdeniz'in bir AGİT belgesi olarak hazırladığı

"Türkiye'de İnternet Sansürü Raporu"nda, Türkiye'yi 5651 Sayılı İnternet Suçları Yasası'nda reform yapmaya çağırdı. RSF de, Türkiye'yi "İzlenecek Ülkeler" kategorisine dahil etti.

Orhan Erinç yeniden başkan: TGC 43. Olağan Genel Kurulu’nda oy kullanan bine yakın üyenin oyunun yüzde 61’ini alan Orhan Erinç’in yönetim kurulu listesinde yer alan isimler yeni dönem için görev dağılımı yaptı.

Seçime Bağımsız Bağlantısız Gazeteciler Grubu olarak giren Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Erinç toplantıda başkanlığa seçildi. Başkan Vekili Turgay Olcayto, Başkan Yardımcısı, Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver oldu. Zafer Atay ise Genel Sekreter Yardımcılığı görevini sürdürecek.

Yönetim kurulunda Orhan Ayhan, Ahmet Özdemir,

Recep Yaşar, Doğan Satmış ve Arif Kızılyalın ise üye olarak görev yapacak.

TGC seçimlerinde yönetimden sonra, denetim, onur ve balotaj kurulları da belli oldu.

Denetim Kurulu’nda İhsan Yılmaz, Ümit Kanoğlu, Engin Başçı; Onur Kurulu’nda Hıfzı Topuz, Melih Aşık, Ergin Konuksever, Şükran Soner, Orhan Karaveli, Niyazi Dalyancı, Celal Başlangıç; Balotaj Kurulu’nda ise Olay Tan, Muammer Tuncer, Yalçın Çınar, Şevket Uygun, Sevim Ertemur, Nurcan Sabur, Haşmet Yavuz, Hüseyin Başusta, Azize Şenbülbül, Murat Bayar görev yapacaklar.

Genelkurmay Başkanı'ndan "Medyanın Bir Bölümü"ne tehdit:  Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) son operasyonlarla yaşanan kayıplardan sonra yaptığı açıklamada, "Türkiye'de basının bir bölümü, çok açık söylüyorum İstiklal Savaşındaki mütareke basınını dahi aratacak seviyede. Mütareke basını dahi bu kadar hain değildi'' dedi. Kara Harp Okulu'ndan 1962 yılında birlikte mezun olduğu arkadaşlarıyla Anıtkabir'e yaptığı ziyaretin ardından gazetecilere açıklamalar yapan Başbuğ, ''Elbette şehitler yüreğimizi yakıyor. Ama bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürmekten başka da hiç bir alternatifimiz yok... Bugün bir olay oluyor, daha olayla ilgili elinizde en ufak bir bilgi yok, en ufak bir şey yok, hemen olayla ilgili olarak komplo senaryoları ortaya atmak ve her şeyde Türk Silahlı Kuvvetleri'ni eksik ve hatalı olarak göstermek hainliktir..." diye konuştu.

Başbuğ'un bu sözlerine en sert yanıt, "Asıl hain, çocukları ölüme terk edendir" sürmanşetiyle Taraf gazetesinden geldi. Taraf i, Başbuğ'a şu soruları yöneltti: “Niye Giresun, Tunceli ve Lice'de önlem almadınız? Tunceli'de saldırı ihbarı varken alarm verdiniz mi? Karakollar hazırlık yaptı mı? Niye baskına uğrayan karakola yardım 12 saat sonra ulaştı? Neyi beklediniz? Yağmur sebebiyle yardım gitmedi dediniz. Tunceli'yi Bodrum mu sanıyordunuz siz? Yılın büyük bir kısmının yağmurlu, karlı, fırtınalı geçtiği bölgelerdeki karakollarımız Allah'a mı emanet? Onları korumak için her önlemi almak göreviniz değil mi?"

İlk toplantı ve ilk basın bülteni: TGC Yönetim Kurulu, yeni çalışma döneminin ilk toplantısında Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un 2 Mayıs günü yaptığı açıklamayı değerlendirdi. TGC Basın Bülteninde şu görüşlere yer verildi: “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ndeki kurallar kapsamındaki değerlendirmede; Orgeneral Başbuğ'un eleştiri sınırlarını aştığı ve 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü öncesine rastlayan açıklamanın içeriğinin rahatsızlık yaratıcı boyutta olduğu görüşüne varılmıştır. Terörle mücadelede verilen şehitlerin herkesin yüreğini dağladığı gerçeği kapsamında, Genelkurmay Başkanı'nın daha da etkilenmesi doğaldır. Ancak bu durumun açıklamayı haklı kılmayacağı da ortadadır.

TGC Yönetim Kurulu, gazetecilerin doğru davranış kurallarını bir kez daha anımsatma gereğini de duymaktadır. Örneğin bu kurallardan birinde ‘yayın organı yahut yorumcu, siyasi, ekonomik ve toplumsal tercihlerinin doğrultusunda yayın yapabilir. Bu durumda bu tavır açıkça ortaya konulmalı, ayrıca yorum ile haber olay ayırımı kesin biçimde yapılmalıdır’ denilmektedir. Haber-yorum konusundaki başlangıç kuralı da şöyledir:

‘Haber ile yorum ve görüş ayrımı açık yapılmalı, okurun ve izleyicinin neyin haber neyin yorum olduğunu kolayca seçebilmesi sağlanmalıdır. Haber kaynakları gibi gazetecilerin de kullandıkları sözcükleri dikkatle seçmeleri, kişilik haklarına saygılı davranmaları da ayrı bir zorunluluk oluşturmaktadır. Benzer olayların yaşanmaması TGC Yönetim Kurulu'nun öncelikli beklentileri arasındadır."

G-9 Platformu "Haber Alma Hakkı" İçin Eylemde:  G-9 Gazeteci Örgütleri Platform üyesi bir grup, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde, haklarında telefon dinleme kararı olup olmadığı ve telefonlarının dinlenip dinlenmediğini öğrenmek için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu.

Yurttaşları da aynı yönde girişim yaparak vatandaşlık haklarını kullanmaya çağıran Avrupa Gazeteciler Derneği (AEJ) Türkiye temsilcisi ve Birgün gazetesi yazarı Doğan Tılıç, Adliye önünde yaptığı açıklamada, "Bir Dünya Basın Özgürlüğü Günü'ne daha özgürlükler açısından hiç de gurur duyulamayacak bir tabloyla giriyoruz" dedi.

Savcının hakkında 525 yıl hapis cezası istediği hapisteki Azadiya Welat gazetesi eski sorumlu müdürü Vedat Kurşun'un durumuna da atıf yapan Tılıç, mesleğin içinde bulunduğu sorunları şöyle aktardı:

''Ne yazık ki cezaevinde gazetecilerin olduğu, bir gazeteci hakkında 500 yıl hapis cezaları istenen, gazetecilerin şiddete maruz kaldığı, demokratik bir hak olan greve katılan ATV-Sabah çalışanlarının yasa dışı olarak işten atıldığı, bu süreçte yargı kararlarının patronlarca hiçe sayıldığı, kamu kanalı TRT'nin iktidar yanlısı bir kadrolaşmaya kurban edildiği, Show TV gibi büyük medya kuruluşları dahil kimi yayın organlarında gazetecilerin ücretlerini alamadığı, siyasi iktidarın kendisini eleştiren gazetecileri ve medyayı hasım gibi gördüğü, Başbakanlık binasının ve Genelkurmay'ın akreditasyon uygulamaları ve iptalleri ile bazı meslektaşlarımıza yasaklandığı, yüzlerce gazetecinin işsizlik ve güvencesizlik cenderesinde yaşadığı bir ülkedeyiz.''

(3 Mayıs 2010)

İki Türk gazetecisinin adı ABD’de ölümsüzleşti:  Görevi başındayken helikopter kazasında hayatını kaybeden gazeteci İsmail Güneş ile silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Cihan Hayırsevener’in adları ABD’deki Gazeteciler Anıtı’na yazıldı.

Güneş'in adı, haber peşinde koşarken ölen gazetecilerin anıldığı Washington'un önemli müzelerinden Newseum'daki Gazeteciler Anıtı'na düzenlenen törenle yazıldı. Uğradığı silahlı saldırı sonucu geçen yıl yaşamını yitiren Yaşam Gazetesi Genel Yayın

Yönetmeni Cihan Hayırsevener'in adı da anıta eklendi.

Güneş ve Hayırsevener, müze tarafından, Gazetecileri Koruma Komitesi, Uluslararası Basın Enstitüsü, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu gibi kuruluşlar ile haberler ve diğer kaynaklar derlenerek her yıl oluşturulan aday listesinde, bu yıl, 24 ülkeden 94 gazeteci arasında yer almıştı. Yapılan değerlendirme sonucunda Güneş ve Hayırsevener'in adlarının anıta eklenmesine karar verilmişti.

1837-2008 yılları arasında görevi başındayken ölen bin 913 gazetecinin isminin bulunduğu anıtta, Çetin Emeç, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu ve Hrant Dink gibi Türkiye'den gazeteciler de anılıyor.

(4 Mayıs 2010)

YouTube sansüründe ikinci yıl doldu: Dünyada günde bir milyara yakın video izlenen YouTube küresel video paylaşım sitesine Türkiye'de yargı kararıyla uygulanan erişim yasağı ikinci yılını doldurdu.

YouTube.com sitesinden sonra Lastfm.com.tr sitesine sansür de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşındı. Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi, Atatürk'ün anısına saldırı niteliğinde videolar yerleştirildiği gerekçesiyle 5 Mayıs 2008'de youtube sitesine yasak koymuştu. Bu mahkeme kararı kaldırılsa dahi, sansür öngören 10'u aşkın mahkeme kararı daha sırada bekliyor.

İnternet Teknolojileri Derneği (INTED) Başkanı Mustafa Akgül, İnternetin marjinal problemlerine İnterneti yasaklayarak çözüm aramanın Türkiye'ye zarar verdiğini açıkladı. Doç. Dr. Yaman Akdeniz, erişim yasağı kararlarının Türk kullanıcılarının erişim, bilgi edinme ve bilgi paylaşma haklarını ihlâl ettiği gerekçesiyle lastfm.com.tr sitesiyle ilgili yasağı Cyber-Rights.Org.TR adına Strasbourg Mahkemesi'ne taşıdı.

Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği'nin (MÜYAP) başvurusuyla harekete geçen Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı, "fikri hakların ihlal edildiği" gerekçesiyle 26 Haziran 2009'da siteye yasak koymuştu. Sorun giderilemeyince 19 Eylül'de erişime kapatılan site bugüne kadar da kapalı kaldı.

(5 Mayıs 2010)

Savcı "Kandil" yazısından "Express" çalışanlarına ceza istedi: İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı, Express dergisinde yayımlanan "Bölgede ve Kandil'de Hava durumu/Mücadele Olmazsa Çözüm Olmaz" başlıklı yazısı nedeniyle gazeteci İrfan Aktan ve dergi sorumlusu Merve Erol'un cezalandırılmalarını istedi.

15 günde bir yayımlanan derginin 15 Ekim 2009 tarihli 99. sayısında yayımlanan yazı nedeniyle Aktan, beş yıl hapisle, Erol da 20 bin TL adli para cezası ödemekle karşı karşıya bulunuyor. Suça gerekçe yapılan yazıda, bir PKK/KONGRA-GEL üyesinin sözleri ve Özgür Halk dergisinden yapılan tek cümlelik bir alıntı Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) "Terör örgütü propagandası yapmak" iddiasına karşılık gelen 7. maddesinin ihlali olduğu öne sürülüyor.

Savcılık kanaati yazının "şiddete teşvik edici ve okuyucu nezdinde şiddete başvurmanın gerekli ve haklı bir önlem olduğu" şeklindeki yoruma dayanıyor.

Gazeteciler, yazının "Kürt Açılımı" tartışmalarının başladığı, PKK'lıların Habur'dan girerek teslim oldukları bir dönemde yazıldığına dikkat çekerek; oluşan şiddetin tamamen sona erdiği yönünde yaratılan algının aldatıcı olabileceğini, PKK'nin içinde silah bırakmak istemeyen bir kesim olduğunu, kamuoyunun da bunu bilmeye hakkı bulunduğunu savundular. Dava tutuksuz sanık olarak yargılanan gazetecilerin ve vekillerinin savunmalarını hazırlamaları için 4 Haziran günü saat 9.45'e bırakıldı.

Vakit'e, "Onbaşı" davasında 1,3 milyon TL tazminat cezası: Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi, "Onbaşı bile olamayacakların general olduğu ülke" başlıklı yazı nedeniyle "Vakit" gazetesine açılan yedi yıllık davada gazete yetkilileri Harun Aksoy ve Nuri Aykon'u 308 generale toplam 616 bin TL manevi tazminat ödemeye mahkum etti.

Mahkeme, karar duruşmasında, Asım Yenihaber imzasıyla yazıyı kaleme aldığı iddia edilen Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) eski üyesi Mehmet Doğan hakkındaki tazminat talebini, "husumet yokluğu"nu gerekçe göstererek reddetti.

Dosyayı inceleyen bilirkişi de, 25 Ağustos 2003 tarihinde yayımlanan yazıyı Doğan'ın kaleme aldığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilemediğini tespit etmişti. Yazı nedeniyle "Vakit" gazetesine dönemin 4 Kuvvet Komutanı dahil 312 generalin açtığı tazminat davasında yedi yıl sonra yerel mahkemede karar çıkmış oldu. Bu süre zarfında Şahap Tuncer, Nihat İstanbullu, Reşat Turgut ve Baynur Pekar ölünce davacı olarak 308 general kalmıştı.

Gazete avukatı Hacı Ali Özhan, Hakim Adem Albayrak'ın verdiği tazminat cezasının yedi yıllık tazminat faiziyle birlikte 1 milyon 300 bin TL'yi bulduğunu açıkladı; kararı önümüzdeki günlerde temyiz edeceklerini bildirdi.

(6 Mayıs 2010)

Kameramanlardan protesto: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katılacağı toplantıya basın mensuplarının alınmaması, programı takip eden kameramanlar tarafından protesto edildi. Cumhurbaşkanı Gül’ün Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesinde Termikel ve Hidromek firmalarına düzenlenen ziyaretin basına açık olarak yapılacağını duyurulmasına rağmen, basın mensupları içeri alınmadı. Bunun üzerine kameramanlar durumu protesto etmek için Cumhurbaşkanı Gül’ün Hidromek firmasına girişi sırasında kameralarını yere bırakarak çekim yapmadılar.

Yunus Nadi Ödülleri’nin sahiplerini buldu: Bu yıl 64’üncüsü düzenlenen ve 6 dalda 11 ödülün verildiği yarışmaya 332 kişi katıldı."Sosyal Bilimler Araştırması" dalında ödül "Mimar Kemalettin" adlı üç ciltlik araştırmanın editörleri olan Prof. Dr. Afife Batur, Prof. Dr. Yıldırım Yavuz ve Doç. Dr. Ali Cengizkan’a gitti.

"Roman" dalında "Faili Meçhul Öfke" adlı yapıtı ile Adnan Gerger’e, "Öykü" ödülü ise Yekta Kopan’ın "Bir Baktım Yoksun" adlı yapıtıyla, Ayşegül Çelik’in "Kâğıt Gemiler" adlı yapıtı arasında paylaştırdı.

"Şiir" dalında ödülün "Türkülerde Gezer Adları" yapıtı ile Metin Demirtaş’a verildi.

"Karikatür" dalında ise ödülün Ahmet Öztürklevent ve Muammer Olcay’ın yapıtları aldı.

"Fotoğraf" dalında ödül, Sezgin Güvel ve Cem Turgay’ın yapıtları arasında paylaştırdı.

Ödüller, Cumhuriyet gazetesinin kuruluş yıldönümünde Mustafa

Kemal Kültür Merkezi (MKM) yapılan törenle sahiplerini buldu.

(7 Mayıs 2010)

“Medyada etik” paneli: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkan Vekili İlhan

Yerlikaya, ''Televizyonlarda direnç yarışmaları ve yerli diziler en fazla reyting almalarına rağmen RTÜK'e en fazla şikayette bulunulan programlardır'' dedi.

Ankara Sosyal Gelişim Derneği ile Kritik ve Analitik Düşünme Platformu'nun düzenlediği ''Medya Etiğine Kritik ve Analitik Bakış'' konulu panel, Keçiören Belediyesi Tepebaşı Güçsüzler Yurdu Konferans Salonu’nda yapıldı.

RTÜK Başkan Vekili Yerlikaya, burada yaptığı konuşmada, kurulun çalışmaları hakkında bilgi verdi. Medyanın gücünün giderek arttığını ifade eden Yerlikaya, medyanın bağımsız olmasının, demokrasinin gelişimi açısından önemli olduğunu vurguladı.

Yerlikaya, ''Avrupa'da hiçbir ülkede bu kadar yayın yok. Sayının bu kadar fazla olması, bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Artan rekabet koşulları yayınların uç noktalara kadar gitmesine neden olabiliyor. Bu da etik konusunda bir takım sıkıntıların oluşmasına neden oluyor'' dedi.

TGC tüm kurullarıyla yeni dönem çalışmalarını planladı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) 43. Olağan Genel Kurulu’nun ardından yönetim, onur, balotaj ve denetleme kurullarının üyeleri ilk kez bir araya geldi. TGC Lokali’nde verilen yemekte kurulların üyeleri geride kalan seçimin değerlendirmesini yapmanın yanı sıra yeni dönem çalışma programının oluşturulmasıyla ilgili görüşlerini paylaşma fırsatı buldu.

Yönetim Kurulu olarak, TGC kurullarında görev alanlarla birlikte olmaktan mutluluk duyduklarını dile getiren Başkan Orhan Erinç, seçimin ve seçimde yaşananların geride kaldığını belirtti. TGC’nin belki de dünyadaki en özgün cemiyetlerden biri olduğunu vurgulayan Erinç, "Çünkü 3 bin 500’e yakın üyesiyle TGC, Türkiye’de siyasal yelpazede yer alan tüm görüşleri temsil eden tek örgüt. Bunun bilinciyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu dönemde cemiyette onur, denetleme ve balotaj kurulunda görev alan ustalarımızı yönetim kurulumuz adına kutluyorum" dedi.

Erinç, daha sonra sözü TGC’nin en kıdemli üyelerinden Onur Kurulu Üyesi

Hıfzı Topuz’a bıraktı. Cemiyetin 64 yıllık tarihinde önemli badireler atlattığını anımsatan Topuz, 43. Olağan Genel Kurulu’nda başarıyla geride kaldığını söyledi.

"Ama bugün Türkiye dünden çok daha farklı" diyen Topuz, tüm olumsuzluklara rağmen TGC’yi ayakta tutmak için direnmeye devam edeceklerini belirtti.

TGC, Vakit gazetesine verilen cezayı değerlendirdi: TGC Yönetim Kurulu, Vakit gazetesi ile ilgili tazminat kararı konusundaki değerlendirmesini açıkladı.

TGC’nin açıklamasında şöyle denildi: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gerek yasalardaki sınırlamalar, gerek uygulamakla yükümlü olduğu Türkiye Gazetecileri

Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ndeki kurallar nedeniyle kesinleşmemiş yargı kararları ile ilgili değerlendirme yapmamaktadır. Ancak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin tavsiye kararlarında da yer aldığı gibi kamu otoritelerinin hoşgörülü davranmaları önerisinin yaşama geçirilmesi gerektiğine inanmaktadır. Davacıların uğradıklarına inandıkları manevi zararın, kamuoyunda yapılacak tartışmalarla giderilmesi, bulunabilecek çözüm yolları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu yaklaşımla

Atatürk'ün ‘basın özgürlüğünden doğan sakıncaların yine basın özgürlüğü kapsamında giderilmesi’ dileği de yerine getirilmiş olacaktır. Tazminat davalarının zaman zaman öldürücü tutarlara ulaşması genelde faiz tutarının belirlenmesinde dikkate alınan sürenin uzamasından kaynaklanmaktadır. Yerel mahkemeler ile Yargıtay arasındaki gidişgelişler, tazminat davalarında yerine getirilmesi gereken usule bağlı işlemler ve yargıdaki iş yükü nedeniyle duruşma günleri arasındaki uzaklık, ödenmesi gereken faiz tutarını büyük ölçüde etkilemektedir. Yargıtay'ın kimi yasalarda yer alan faiz uygulamasını sınırlayan yaklaşımını, makul faiz tutarının tazminat davaları konusunda da gündeme getirmesi daha adil bir sonucun alınmasını sağlayacaktır.”

(10 Mayıs 2010)

Toplumsal Bellek Platformu'ndan gazeteci Göktaş'a destek: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, "Hrant Dink Cinayeti: Medya, Yargı, Devlet" adlı kitap nedeniyle yargıladığı Vatan gazetesi muhabiri Kemal Göktaş ile ilgili davayı, şikayetçi İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'in talimatlı ifadesi kendisine ulaşmadığı için Haziran'a bıraktı.

İstanbul Sultanahmet Adliyesi'nde görülmesine devam edilen davanın duruşmasına beş yıl hapis istemiyle yargılanan gazeteci Göktaş ve avukatı Filiz Aydın da katıldılar.

Mahkeme başkanı, Akyürek'in Ankara'da verdiği ifadenin mahkemelerine ulaşmadığını bildirdi. Akyürek ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün şikayetçi olduğu davanın görülmesine bu nedenle 23 Haziran'da devam edilecek.

Göktaş, Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nün İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü'ne gönderdiği ve Yasin Hayal'in Hrant Dink'e yönelik "ses getirecek bir eylem" peşinde olduğunu bildirdiği F4 belgesini kitabında yayımladığı için yargılanıyor.

Geçmişte aydınlara yönelik suikastların ortaya çıkarılması ve bu tür dosyalarda zamanaşımının ortadan kaldırılması için çaba harcayan Toplumsal Bellek Platformu'nun bazı üyeleri, Dink Ailesi'nden sonra Göktaş'a destek vermek için duruşmadaydılar.

Platform üyeleri arasında 1993'te öldürülen Uğur Mumcu'nun kızı Özge Mumcu, 1980'de öldürülen TRT muhabiri Ümit Kaftancıoğlu'nun gelini Dr. Canan Kaftancıoğlu ve yine aynı yıl öldürülen milletvekili Zeki Tekiner'in kızı Aylin Tekiner de vardı.

(12 Mayıs 2010)

Amerikalı genç iletişimciler TGC’yi ziyaret etti: Amerika’daki James Madison Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin düzenlediği "Asya, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu İletişim Turu" kapsamında İstanbul gelen öğrencilerin ilk durağı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) oldu. TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ve Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay tarafından karşılanan genç iletişimciler, Türkiye medyası ve TGC hakkında bilgi aldılar. Öğrencilerin farklı ülkelerdeki iletişim faaliyetlerini yakından görmesi amacıyla düzenlenen gezi programının İstanbul bölümünde James Madison Üniversitesi’nden

Prof. Dr. Frank Kalupa’ya ve genç iletişimcilere İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Araş. Gör. Adem Ayten eşlik etti.

Öğrencilere "Yerel Basın Meslek İçi Eğitim Seminerleri, Online Eğitim, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, Medyada Çeşitlilik Kılavuzu" gibi çeşitli çalışmaları hakkında bilgi veren TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, farklı siyasi yelpazelerden 3 bin 500’e yakın üyesi olan TGC’nin Türkiye’nin en büyük meslek örgütü olduğunu söyledi.

Sedat Simavi, Başarı, Basın Özgürlüğü, Yerel Basın ödüllerinin yanı sıra Bizim Gazete ve Basın Müzesi’nin kuruluşu ve amaçlarını da anlatan Güneş, TGC’nin kira ve üye aidatları gelirleriyle ayakta durmaya çalışan bağımsız bir meslek örgütü olduğunu vurguladı.

Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay ise TGC’nin kuruluşu, eski başkanları, Türkiye basın tarihini hakkında bilgiler verdi.

"Ergenekon"u yazan gazeteci Saymaz için 54 yıl hapsi istendi:  Radikal gazetesi muhabiri İsmail Saymaz hakkında, tutuklu Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ve eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin'e gözaltındayken sorulan soruları haberleştirdiği için açılan davaların toplamı 6'yı buldu.

8, 13, 15, 16 ve 21 Nisan günlerinde açılan davalar kapsamında Saymaz'ın, Ceza Yasası'nın (TCK) 285 ve 288. maddeleri uyarınca ve "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" ve "gizliliği ihlal" iddiasıyla 54 yıla kadar hapsi isteniyor.

Tümü de Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan bu davalar kapsamında Saymaz, 18 Şubat 2010'da yayımlanan "Savcı Cihaner'e neler sorulmuş neler" haberi nedeniyle 23 Haziran'da, 12 Şubat 2010'da çıkan "Keneyle suikast çaycıyla darbe" haberi nedeniyle 15 Temmuz'da, 20 Şubat 2010'da yer verilen "Cihaner: Çiçek'i tanımıyorum, görmedim- Çiçek: Erzincan'da kimseyi tanımıyorum" ve "Çiçek'i tanımam bu sizin kurgunuz" haberleri kapsamında 21 Temmuz'da, 22 Şubat 2010'da yayımlanan "Dursun Çiçek ile buluştun mu?" haberi nedeniyle de 20 Eylül'de hakim karşısına çıkacak.

Saymaz'ın yargılanma nedenlerinden biri de, Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'görevini kötüye kullanmak' iddiasıyla yargılanan ve dosyanın gizli tanığı olduğu iddia edilen eski İliç Cumhuriyet Savcısı Bayram Bozkurt'un Adalet Bakanlığı'na gönderdiği savunmayı, "Ergenekon'un En Uçuk Kaçık Hali de Erzincan'da" şeklinde aktarması oldu.

Saymaz'a eski Özel Harekatçı İbrahim Şahin'in Ergenekon soruşturması çerçevesinde savcılık ifadesini yayınladığı için yine "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" ve "gizliliği ihlal" iddiasıyla da dava açılmıştı. 29 Nisan'da görülmeye başlayan dava 24 Haziran'da devam edecek.

Gazeteci Vedat Kurşun'a 166 yıl 6 ay hapis:  Azadiya Welat gazetesinin tutuklu eski yazı işleri müdürü Vedat Kurşun, "PKK örgütüne üye olduğu" ve "örgüt propagandası yaptığı" iddiasıyla toplam 166 yıl 6 ay hapse mahkum edildi.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, karara bağladığı dosyada, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasında talep ettiklerine paralel olarak, Kurşun'u "örgüt üyesi olmak"tan üst sınırdan 12 yıl 8 ay hapse, 103 kez de "örgüt propagandası yapmak"tan Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 7/2 maddesi uyarınca cezalandırdı.

Gazeteden yapılan açıklamada, Kurşun'a verilen ceza "hukuk dışı" ve "siyasi" olarak nitelendirildi; hak kuruluşları karara tepki göstermeye çağrıldı.

Bir davada ifade vermediği gerekçesiyle 30 Ocak 2009'da İstanbul Atatürk Havalimanı'nda gözaltına alındıktan sonra tutuklanan ve bir süre sonra da Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne nakledilen eski gazete yetkilisinin uzun yıllar daha cezaevinde kalması bekleniyor.

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi savcısı Yakup Yar, 32 davadan yargılanan Kurşun suç unsuru içerdiği savunulan 103 gazete sayısı için ayrı ayrı "örgüt propagandası yapmak" suçlamasıyla bir yıl 3 aydan 5 yıla kadar ve "Örgüt üyesi olmak" suçlamasıyla 6 yıl 3 aydan 10 yıla kadar hapis cezası istemişti. Savcı Yar, haber ve röportajlarda "Kürdistan", "gerilla", "şehit", "Kürt Halk Önderi", "Sayın Öcalan" benzeri ifadelere yer verildiği, Öcalan'ın görüşme notları ve İmralı cezaevindeki tutukluluk şartlarına dair haberlere ve PKK yöneticilerinin açıklamalarına yer verilmesi nedeniyle 525 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.

(13 Mayıs 2010)

Vedat Kurşun'a ceza "Siyasi", "Absürt", "Ölçüsüz", "OHAL"vari...: Azadiya Welat gazetesi eski sorumlu müdürü Vedat Kurşun'a verilen 166 yıl 6 aylık hapis cezasına uluslar arası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Basın Enstitüsü Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası'ndan (TGS) tepki gösterdi.

Kurşun'a verilen cezayı "baş döndürücü" bulduğunu açıklayan Paris merkezli RSF, "Bu ceza siyasi olduğu kadar absürttür de. Örgütümüz, gazeteciye destek veren meslektaşlarına desteğini sunuyor. Türkiye yargısının bu kararı açıkça Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır" şeklinde açıklama yaptı.

Basın Enstitüsü Derneği - IPI Ulusal Komite, bir yazı işleri müdürü hakkındaki bu kararı "ölçüsüz cezanın en açık örneği" olarak değerlendirdi.

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay da, basın, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan kısaca çağdaş, demokrat olduğunu söyleyen hiçbir kişi ve kuruluşun bu cezayı savunamayacağını bildirdi. Abakay "Bu ve benzer cezalar OHAL dönemlerini yeniden geri geldiği düşüncesini akla getiriyor. Verilen kararlarda AHİM içtihatları, hiçbir şekilde dikkate alınmıyor" dedi.

TGS Başkanı Ercan İpekçi de, söz konusu yasaların gazetecilerin görevlerini yapmalarını engellediğini vurgulayarak, "Kanunlar acil olarak değişmeli. Bu kanunlar durduğu müddetçe cezaevine giren gazeteci sayısı artacak. Türkiye bu utançla daha fazla gidemez" diye konuştu.

(16 Mayıs 2010)

Dikmener Ödülleri sahiplerini buldu:  Cumhuriyet gazetesi Yazı İşleri eski müdürlerinden Bülent Dikmener ile Olay gazetesi kurucusu Turhan Narler anısına verilen basın ödülleri Çanakkale’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Ödül komitesi tarafından, bu yıl Bülent Dikmener Haber Ödülü, ‘Ayamama Gerçekleri’ başlıklı haberiyle Milliyet gazetesi muhabiri Önay Yılmaz’a verilirken, Birgün gazetesinden Sevgim Denizaltı, "Cepten Sesli Mesaj: ‹şten Kovuldunuz!" haberiyle "Özendirme Ödülü" ne layık görüldü. Turhan Narler anısına verilen Yerel Gazetecilik Ödüllerini ise Çanakkale Aynalı Pazar gazetesi sahibi Murat Kıray ile Özdiyarbakır gazetesi muhabiri Engin Öztürk paylaştı.

Truva Otel’de gerçekleştirilen ödül töreninde konuşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti

(TGC) Başkanı Orhan Erinç, gazeteciliğin önemine değindi. Erinç, Dikmener ve Narler’le çalışma fırsatı yakalayan şanslı gazetecilerden olduğunu belirterek, "Yaşadığımız ekonomik krizler vefa duygusunun somutlaştırılmasına olanak vermez hale geldi. Böyle bir durumda da Çanakkaleli gazeteciler sorumluluk üstlendiler ve ödül törenlerinin burada yapılmasına olanak sağladılar" dedi.

Hasan Tahsin Gazetecilik Yarışması:  İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen ''Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Gazetecilik Yarışması''nda dereceye girenlere ödülleri verildi. Anadolu Ajansı İzmir Bölge Müdürlüğü muhabirleri Arif Yakıcı, Zeynep Hoşgörür ve Halil Şahin ile kameramanlar Necdet Pamuk ve Servet Ülkü, 3 dalda ödül aldı. Soyer Kültür Sanat Fabrikası'nda düzenlenen törende konuşan İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel, gazeteci Hasan Tahsin'in ilk kurşunu atarak Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını gerçekleştirdiğini ifade ederek, ''Bizim gazeteciler yurtsever, demokrat, Kuvayı Milliyeci, Atatürkçüdür. Bağımsı z medyanın neferleridir. Bu neferler bugün ödül alıyor'' dedi.

Törende, Radyo-TV Haber dalında AA muhabiri Halil Şahin ve AA Kameramanı Necdet Pamuk, Fotoğraf dalında AA muhabiri Arif Yakıcı, teşvik Radyo TV Haber dalında AA muhabiri Zeynep Hoşgörür ve AA Kameramanı Servet Ülkü ödüllerini aldı.

Ödül alan diğer gazeteciler ise şöyle:

Haber: Nuray Kaya (Yeni Asır Gazetesi – İrfan Türksever Ödülü), Jüri Özel Ödülü: Figen Çaylak (Doğan Haber Ajansı), Güncel Yazılar: Özgür Murat Kaynar (Milliyet Gazetesi)

Araştırma: Nihat Delibaşı - Nihal Aşkın (Habertürk Gazetesi). Röportaj: Neşet Dişkaya (Habertürk Gazetesi), Seri Röportaj: Gönül Soyoğul (Ege'de Son Söz), Sayfa düzeni: Fatih Ümit Öner (Yeni Asır Gazetesi), Spor Güncel Yazıları: İbrahim Halil Fincan (Yeni Asır Gazetesi), Spor Haberi: Gökhan Özyurtlu (Yeni Asır Gazetesi), Jüri Özel Ödülü: Ulaş Sağ (Hürriyet Gazetesi), Spor Araştırma Röportaj ve Seri Röportaj: Erhan Hartaç (Habertürk Gazetesi), Spor Fotoğrafı ve Foto Röportaj Ödülü: Gökhan Özyurtlu (Yeni Asır Gazetesi), Jüri Özel Ödülü: Sefer Ayçe, Tayfun Er (ATV), Radyo-TV Haber Program: Saadet Bekar

(TRT), Radyo-TV Program: Saadet Bekar (TRT),TV Program Görüntü: Mehmet Türkoğlu (TRT), Radyo-TV Haber Program Spikerliği: Füsun Ünsal (TRT), fiehit Gazeteci Hasan Tahsin.

(17 Mayıs 2010)

Sansürden yasağa: TGC Basın Müzesi’nde 28. Müzeler Haftası kutlama programı kapsamında TGC Başkanı Orhan Erinç’in "Sansürden Yasağa (1960 Dönemi Yayın Yasaklarından Örnekler) Arşiv Sergisi" açıldı. 1960'daki basına yönelik yayın yasağı temasından oluşan sergide, Basın Müzesi'nde yer alan dokümanlardan, mahkemeler tarafından verilen yasaklama kararları, Tahkikat Encümeni ile Sıkıyönetim Komutanlıklarınca verilen karar örnekleri ile bunların basına yansıyış biçimleri panolarla yansıtıldı.

Erinç, Son Posta’da çalıştığı dönemde 1960’ın Nisan ve Mayıs aylarında verilen yayın yasağı kararlarını Basın Müzesi Müdiresi Saadet Altay’ın önerisiyle kişisel arşivinden çıkararak sergiye dönüştüğünü söyledi.

Serginin ilk kez sansürün 100’üncü yıldönümü olan 24 Temmuz 2008’de Dolmabahçe

Sarayı’nda düzenlenen Geleneksel Gazeteciler Günü’nde izlenime sunulduğunu hatırlatan Erinç, sergide sadece yayın yasağı kararlarının değil, o dönemin günlük gazetelerinden seçmelerin de yer aldığını belirtti.

"Aradan 50 yıl geçmiş. O dönemde mahkeme kararlarıyla bazı haberlerin yayınlanması yasaklanırken, günümüzde yasalara konulan maddelerle yasaklar söz konusu" diyen Erinç, ifade özgürlüğünün çok ileriye götürüldüğü iddiasında bulunan siyasetçiler tarafından çıkarılan yasalarla, yayınlara müdahale hakkının doğduğuna dikkat çekti.

1960’lı yıllardaki sansürle günümüzdeki uygulamalar arasında mantık olarak fark bulunmadığını ifade eden Erinç, şunları söyledi: "Tek tek karar almak yerini topluca yasaklama uygulaması tercih ediliyor. Bunun yolu da yapılan yasalara sıkıştırılan kimi cümlelerden kaynaklanıyor. Yazdığınız zaman hapis tehdidi altında olacağınızdan sansürden çok gazetecileri oto-sansüre yönlendiren bir yaklaşım var artık. Türkiye’de bazı şeyleri dikkate almazsanız ifade özgürlüğü ‘var’ ya da yasaları dikkate alarak söylerseniz ‘yok’ demek mümkün değil. İfade özgürlüğü çelişkili bir uygulamaya dönüştü. Ama gazetecilik 1960’lı yıllarda olduğu gibi tehlikeli bir meslek olma özelliğini bugün de sürdürüyor."

Sergide, Türkiye’de yasakların en yoğun olarak gündeme geldiği 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 günlerinin öncesi ve sonrası dönemlerden ilki olan 27 Mayıs 1960‘la ilgili yasa kararları görülebilir. Yasaklama belgelerinin yanı sıra gazetelerde yer alış biçimiyle siyasal ortamı da bir arada sunma amacıyla dönemin değişik gazetelerinin birinci sayfaları, hep birlikte panolarda yer alıyor.

Burhan Arpad panelle anıldı: TGC, Basın Şeref Kartı sahibi gazeteci, yazar, çevirmen Burhan Arpad’ı doğumunun 100. yılında panelle andı. TGC Burhan Felek Konferans Salonu'nda düzenlenen panelde çevirmen ve yazar Ahmet Cemal, Arpad'ın çevirmenliğine ilişkin izlenimlerini katılımcılarla paylaşırken, TGC Başkanı Orhan Erinç ise Arpad’ın İstanbul sevdasını ve yanlışların düzeltilmesi için verdiği savaşımı anlattı. Erinç, 19 Mayıs 1910'da doğan ve 03 Aralık 1994’te vefat eden Burhan Arpad'ın dili kullanmadaki başarısına değinerek, 1963 yılı Türk Dil Kurumu ve 1988 Burhan

Felek Basın Hizmet Ödülü sahibi olduğunu hatırlattı. "Burhan Arpad çok yönlü ve renkli meslektaşlarımızdan biriydi" diyen Erinç, Arpad’la Cumhuriyet gazetesinde birlikte çalışma imkanı bulduğunu söyledi. Arpad’ın 22 yıl boyunca Cumhuriyet gazetesindeki "Hesaplaşma" başlıklı köşesinde özellikle İstanbul’la ilgili yazılar yazdığını ifade eden Erinç, şunları söyledi: "Romanları ve öykülerinde de İstanbul’da yaşayanların sorunlarını dile getirdi. Alçakgönüllü bir ustamızdı. Özellikle ‘Hesaplaşma’ köşesinde İstanbul’daki imarın nasıl ranta çevrildiğini somut olarak ortaya koyan ve araştırmacı gazeteciliğin nasıl olması gerektiğini örneklerle gösteren ustalarımızdandı."

Yazar ve çevirmen Ahmet Cemal ise Burhan Arpad'ın dilin kullanımı konusunda titiz olduğunu, 40'a yakın çevirisi bulunduğunu belirterek, bu rakamın o yıllar için çok önemli olduğunu söyledi. Arpad'ın gelişigüzel çeviri yapmadığını, seçici olduğunu, eserlerini çevirdiği yazarlar arasında Stefan Zweig, Thomas Mann gibi dili çok iyi kullanan usta yazarlar bulunduğunu kaydeden Cemal, Arpad'ın aynı zamanda çok insancıl, yardımsever ve alçak gönüllü olduğunu ifade etti.

“Medyanın Dünü ve Bugünü” masaya yatırıldı: İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi 60. Yıl Etkinlikleri kapsamında "Medyanın Dünü ve Bugünü" adlı bir panel gerçekleştirildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) desteklediği panele Hürriyet gazetesi yazarı Tufan Türenç, Cumhuriyet gazetesi yazarı Leyla Tavşanoğlu, Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı, Marmara Grubu Vakfı

Başkanı Akkan Süver ve Basın Konseyi 2. Başkanı Kenan Akın konuşmacı olarak katıldı. İstanbul Gazeteciler Derneği Başkanı Engin Köklüçınar’ın oturum başkanlığında yapılan panelde, gazeteciliğin hem teknolojik hem de siyasi açıdan geçirdiği değişimler masaya yatırıldı. Türkiye’de basının çok zor koşullardan geçerek bu güne geldiğine dikkat çeken

Tufan Türenç, bugün teknolojik gelişmelerinin ve olanakların tirajlara yansımadığını söyledi. Türkiye'de uzun yıllardır gazetelerin tirajlarının 2-3 milyon arasında olduğunun altını çizen Türenç, günlük olarak Hakkari'de 180, Muş'ta 250, Eskişehir'de 10 bin gazete satıldığını belirtti. Türenç, bugünkü tiraj rakamlarla 30 yıl önceki rakamların hemen hemen aynı olduğuna ve gazete satış oranlarının yerlerde süründüğünü ifade etti.

1980 sonrası Türkiye’de devlet eliyle yer etmeye başlayan serbest piyasa koşullarının gazete sahipliğini de değiştirdiğine dikkat çeken Can Ataklı şöyle konuştu:

"1980’den itibaren Türkiye’de serbest piyasa ekonomisine geçmesi basına da yansıdı. Toplumdaki tüketme arzusu, ‘çok para kazanan akıllıdır’ anlayışı basına da yerleşti ve yayınlar bu doğrultuda yapılmaya başlandı. 1990’lardan sonra özel televizyonculukla birlikte ise büyük sermayenin, bu alana iştahla girmesi gerçeğine şahit olduk. Benim gazeteciliğe başladığım yıllarda patronlarım aynı zamanda gazetelerin sahipleri ya da genel yayın müdürleriydi. Daha sonra holding patronları, medya patronları haline geldi."

AKP'li Fırat 'ın gazeteciye açtığı ceza davası düştü: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Adana milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ın şikayetiyle Gerger Fırat gazetesi sahibi Hacı Boğatekin hakkında açılan ceza davası düştü. Gerger Cumhuriyet Başsavcılığı, dört ay içerisinde dava açılması zorunluluğuna uyulmadığı gerekçesiyle iki yıl 8 ay hapsi istenen gazeteci Boğatekin'e dava açılmasına yer olmadığına hükmetti.

Fırat'ın, 20 Eylül 2009'da yayımlanan "Aman Miro Aman Piro" başlıklı aynı yazısında gazeteci Boğatekin'in kişilik haklarına hakaret ettiğini iddia ediyor. Bu nedenle Fırat, gazeteci hakkında 10 Bin TL'lik manevi tazminat davası da açmıştı.

Gerger Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen bu dava da 8 Temmuz'da sürecek.

(18 Mayıs 2010)

AİHM'den Günlük Evrensel'i toplatan Türkiye'ye ceza: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), baskılar sonucu yayına son veren Yeni Evrensel gazetesinin devamı olduğu iddiasıyla Günlük Evrensel gazetesinin toplatılmasını ifade özgürlüğünün bir ihlali olduğuna hükmetti. AİHM, açıkladığı kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi; Türkiye'nin bu nedenle baskıyla karşılaşan gazete yetkilileri Fevzi Saygılı ve Nizamettin Taylan Bilgiç'e toplam 9 bin avro (yaklaşık 18 bin TL) manevi tazminat ödemesine karar verdi.  (20 Mayıs 2010)

TGC üyelerine Acıbadem hastanelerinden indirim: Acıbadem Sağlık Grubu’na bağlı hastanelerle anlaşan TGC, üyelerine yüzde 20 indirim sağladı. TGC’nin indirimle ilgili yazılı açıklaması şöyle: "Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Acıbadem Sağlık Grubu'na bağlı hastaneler ve poliklinikler arasında üyelerimize özel indirim anlaşması yapılmıştır.

Anlaşma kapsamında cari fiyatlardan üyelerimize yüzde 20 indirim yapılacaktır. Üyelerimiz, eşleri ve 18 yaşını doldurmamış çocukları bu indirimden TGC kimlik kartları ve resmi kimlik kartlarını göstererek yararlanacaklardır. Acıbadem Sağlık Grubu ayrıca diş beyazlatma, diş sağlığı, diyet, bölgesel zayıflama, el ve ayak bakımı, lazerle görme kusurlarının tedavisi, sigara bırakma ve lazer epilasyon dallarında üyelerimize özel indirimler yapacaktır."

Medya "Adli Haber Editörlüğü" geliştirmeli:  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu "Medyada yer alan bazı haberlerin masumiyet karinesini ihlal ettiği iddialarının araştırılması" ile ilgili inceleme raporunda "Medya alanındaki etik ve habercilik kurallarının, İnternet medyası için de geçerli olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır deniyor.

Yargı mensuplarının basın sözcüsü sıfatıyla medyaya bilgi vermesini engelleyen hükümlerin mevzuattan çıkarılmasını öneren raporda, gerekirse adliyelerde medya ve halkla ilişkiler büroları kurularak sağlıklı iletişim kanalları oluşturulması ve gizlilik içermeyen belgelerin medyayla paylaşılması istendi.

Rapor için, Cumhuriyet gazetesi yayın yönetmeni İbrahim Yılmaz, Kanal D ve CNN Türk yayın yönetmeni Mehmet Ali Birand, NTV yayın yönetmeni Ömer Özgüner, Zaman gazetesi genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı, Basın Konseyi başkanı ve Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi, RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, RATEM yönetim kurulu başkanı Yusuf Gürsoy ve yardımcısı Dursun Güleryüz, Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi televizyon gazeteciliği program direktörü ve Radikal gazetesi yazarı Prof. Fr. Haluk Şahin de dinlendi.

Raporda Alt Komisyon Başkanı AKP Kırklareli Milletvekili A. Gökhan Sarıçam, AKP İstanbul milletvekili Edibe Sözen, CHP Sivas milletvekili Malik Ecder Özdemir, MHP İzmir milletvekili Şenol Bal ve DSP İstanbul milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş'ın imzaları var.

(21 Mayıs 2010)

Basın İlan Kurumu’ndan Anadolu basınına destek: Anadolu basınında çalışanların mesleki gelişimini artırmak amacıyla düzenlenen “I. Yerel Basın Tecrübe Paylaşım Semineri” başladı. 81 ilden 250 yerel basında çalışan gazetecinin davet edildiği seminerde temel gazetecilik, haber fotoğrafçılığı, savaş muhabirliği, röportaj teknikleri, diplomasi muhabirliği ve sayfa tasarımı konularında bilgi verilecek.

Basın İlan Kurumunca Darıca ilçesindeki Bayramoğlu Tatil Köyü'nde düzenlenen seminerinin açılış konuşmasını yapan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, “Tiraj denetimi de yapan bir kurum olabiliriz. Onun da altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz” dedi. Atalay, özelleştirme ve özerkleştirmeler sonucunda artık pek çok kurumun ilanının kendilerine gelmediğini, bu nedenle gelirlerinin azaldığını vurguladı.

Bunun yerel gazetelere ekonomik yansımasının olumsuz olduğunu ifade eden Atalay, ancak hala Türkiye genelinde yayımlanan 2 bin 300 ulusal ve yerel gazeteye önemli destekleri olduğunu belirtti. Katkılarının olmaması durumunda yerel gazetelerinin tamamına yakının kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çeken Atalay, kurumlarının yeni vizyonuyla gazetecileri en donanımlı şekilde yetiştirmek için çalıştığını, bu amaçla düzenlenen seminerde Türkiye çapındaki büyük yıldızların yerelde

Bayramoğlu Tatil Köyü'nün yılın sadece 3 ayında hizmet verdiğini belirten Atalay, burada yeni oteller yaptıracaklarını, böylece 12 ay hizmet eder duruma getirecekleri tatil köyünü kongre merkezi ve gazetecilik okuluna dönüştüreceklerini söyledi.

Basın özgürlüğünü kısıtlayan 1200 madde var:  Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü, AB-Türkiye Karma Parlamento Komitesi Üyesi Ria Oomen-Ruijten İstanbul’da, basın meslek kuruluşları temsilcileri ile bir toplantı yaptı. Hollanda Başkonsolosluğu’nda saat 10.30-12.00 arasında yapılan toplantıya Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) adına Yönetim Kurulu Üyesi Doğan Satmış katıldı. Satmış, toplantıda medyanın içinde bulunduğu durumla ilgili şu bilgileri

verdi: “Türkiye’de basın özgürlüğünü, düzenleyen veya kısıtlayan 1200 yasa maddesi olduğu biliniyor. (Basın Konseyi’nin bununla ilgili bir çalışması vardı.) Bu 1200 madde, basın özgürlüğünün alanını daraltıyor, kısıtlama, engelleme, yasaklama olarak karşımıza çıkıyor. Halen sadece yazdıklarından ötürü tutuklu olan gazeteciler var. Gazetecilere istenen fahiş cezalar dikkat çekiyor. Nedin Şener, Hrant Dink’le ilgili yazdığı kitap nedeniyle, Dink’in katillerinden daha ağır ceza ile yargılanıyor. Geçenlerde bir başka gazeteci 168 yıl hapisle cezalandırıldı. Türkiye’de iktidarlar geleneksel olarak ellerini basının içinde tutmayı seviyorlar. Bu son yıllarda da değişmedi. Devlet bankaları kredileriyle basın kuruluşu satın alınması karşımıza çıktı. Basına yönelik baskılar bazen vergi cezaları olarak, bazen, sıkı idari denetlemeler olarak yaşanıyor. Gerek mahkeme kararları, gerekse Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın yasal yetkisini kullanmasıyla internet sitelerine yönelik ağır bir kapatma furyası var. Youtube iki yıldır kapalı. Mahkeme kararlarıyla veya TİB’in kararlarıyla 4 bine yakın internet sitesi kapalı durumda. Basın Yasası’nda, gazetecilere ve yayınlara ağır para cezaları getiren hükümler var. Türk gazetecilerinin en büyük sorunlarından biri de "sendikasızlık." Geçtiğimiz 15 yılda sistemli bir sendikasızlaştırma yaşandı. Çalışan da işsiz kalan da hakkını arayamıyor.”

G9, cezaevindeki tüm gazetecilere tahliye istedi: G 9 Platformu, Anayasa'ya "Basın özgürdür sansür edilemez. Basın özgürlüğünü sınırlandıran kanun yapılamaz" cümlesinin eklenmesini, TCK'daki 27 maddenin değiştirilmesini ve hapisteki gazetecilerin tahliyesini istedi. G 9 Platformu'nu oluşturan 11 basın meslek örgütü, başta Anayasa, Ceza Kanunu (TCK) ve Terörle Mücadele Yasası (TMY) olmak üzere basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan tüm düzenlemelerin kaldırılmasını talep ettiler.

G9, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde, insanlığın evrensel kabul görmüş değerlerini, temel insan haklarını, demokratik hukuk devleti ilkelerini dikkate aldığında Türkiye'de gerçek anlamda basın ve ifade özgürlüğü bulunmadığına işaret etti; "Türk mevzuatında esas hale gelmiş olan yasaklama ve engelleme anlayışı terk edilmeli" dedi. TCK'nın 27 maddesinde, TMY'de, Anayasa'nın ilgili maddelerinde ve doğrudan Basın Kanunu'nda ifade özgürlüğünü zedeleyen hükümler bulunduğunu bildiren G9 platformu iki önemli çağrı yaptı:

"Çok sayıda gazetecinin gözaltına alınmasından, tutuklanmasından, hapis ve para cezalarına mahkûm edilmesinden duyduğumuz kaygıyla birlikte gazeteciler hakkında açılmış olan yüzlerce soruşturma ve dava sayısının bu kanun hükümleri var olduğu müddetçe daha da artabileceği gerçeği karşısında, öncelikle cezaevlerindeki tüm tutuklu gazetecilerin derhal salıverilmesini talep ediyoruz. Türkiye'nin demokratik dünyadan kopmasına yol açabilecek bu tehlikeli gidişattan kurtulabilmek için hükümeti ve parlamentoyu ilgili yasalarda köklü değişiklikler yapmak üzere derhal harekete geçmeye çağırıyoruz."

Açıklamada, TCK ile ilgili hükümetin "Uygulamaya bakalım, içtihatları görelim" savunmasının iflas ettiğini; beş yılın sonunda cezaevlerinde 46 gazeteci ve basın çalışanının bulunduğunu savunarak, "çoğu henüz hüküm giymedi" dedi.

(24 Mayıs 2010)

Ünlü gazetecilerden habercilik dersleri: Basın İlan Kurumu tarafından gerçekleştirilen ve 42 ilden 90’nı aşkın gazetecinin katıldığı “Yerel Basın Tecrübe Paylaşım Semineri” ikinci gününde önemli konuklarını ağıladı. Kocaeli'nin Darıca ilçesindeki Bayramoğlu Tatil Köyü’nde düzenlenen seminerin konukları arasında Kadir Has Üniversitesi İletişim Fafültesi Öğretim Görevlisi Dr. Ayten Görgün, Kanal D Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Birand, Newsweek Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Selçuk Tepeli, Referans Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi yer aldı.

Yerel basın çalışanlarına temel gazetecilik, haber fotoğrafçılığı, savaş muhabirliği, röportaj teknikleri, diplomasi muhabirliği ve sayfa tasarımı konularında eğitim verilmesi amacıyla bu yıl ilk kez gerçekleştirilen seminerde konuşan Birand, yerel basın çalışanlarıyla, dış siyasetten güncel politikaya, habercilikten medyanın geleceğine kadar pek çok konuda tecrübelerini paylaştı.

Seminerin öğleden önceki oturumunda gazetecilerle buluşan Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Ayten Görgün ise haber yazma kuralları ve temel gazetecilik hakkında bilgi verdi.

Gazeteciler şiddet haberlerini tartıştı:  Bireysel silahlanmayla mücadele eden Umut

Vakfı'nın düzenlediği bireysel silahlanma ve şiddet haberleriyle ilgili yerel medya seminerlerinin yedincisi Konya'da gerçekleşti. Konya ve çevresinden 50'ye yakın yerel gazeteci ile gazetecilik öğrencisinin yanı sıra akademisyen ve bireysel silahlanma alanında çalışan uzmanların katıldığı, seminerde, bireysel silahsızlanma, toplumsal barış kültürü ve şiddetsizlik için sorumlu haberciliğin olanakları tartışıldı.

Seminerin açılışında konuşan Vakıf Başkanı Nazire Dedeman silahın yegane işlevinin öldürmek olduğunu, medyada şiddet ve bireysel silahlanma haberlerinin öncelikle yaşama hakkıyla ilgili olduğunu anımsattı.

Umut Vakfı Onursal Mütevellisi, gazeteci Nail Güreli, medyada şiddet haberciliğinin

"nefret haberciliği"ne dönüşmesine dikkat çekti. Gazetecilerin olguları yansıtmakla yetinmeyip nedenlerine de eğilmesi gerektiğini söyledi. Sorumlu bir gazetecilik için siyasi, ekonomik bağımsızlık gerektiğini, bununda gazetecilerin örgütlenmesine bağlı olduğunu vurguladı.

 TGC Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Recep Yaşar, TGC'nin hak ve sorumluluk bildirgesi üzerinden gazetecilerin şiddet haberlerine nasıl yaklaşabileceğini anlattı; gazetecilerin insan haklarından ve barıştan yana olması gerektiğinin altını çizdi.

(25 Mayıs 2010)

“Doğru haber hızlı haberin önündedir”:  Basın İlan Kurumu’nca Darıca'daki Bayramoğlu Tatil Köyü'nde düzenlenen 1. Yerel Basın Tecrübe Paylaşım Semineri'nde konuşan Dr. Bengi, basın sektörünün teknolojik gelişmelerden soyutlanamayacağını söyledi. Haberin doğru olmasının çok önemli bir kural olduğunu belirten Bengi, şöyle devam etti: ''Anadolu Ajansı olarak doğru haberi hızlı haberin önünde tutuyoruz.

Bugün Anadolu Ajansı tüm medya dünyasında en etkili, en güvenilir kurum olarak kabul ediliyorsa bu doğru habercilikten ödün vermemesi sayesindedir. Haberde hız da önemlidir. Hele hele bir haber ajansı açısından hız en önemli faktörlerdendir. Haberi en önce geçen siz olursanız sektördeki algılanmanız, sektörde adınızdan söz edilmesi o kadar imkan dahilindedir ama 'Biraz sonra yalanlanacak haberi hiç vermeyelim.

Prensibimiz doğru haberi en hızlı geçen olmaktır. ''

Akreditasyon kaldırılmayacak: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Basın mensuplarına resmi kurumlardan haber takip etme olanağı veren akreditasyon sisteminin kaldırılması yönünde bir çalışmamız bulunmamaktadır'' dedi. Arınç, basın kartlarının da 5549 sayılı suç gelirlerinin Aklanmasının Önlemesi Hakkında Kanun kapsamında yapılan kimlik tespit işlemlerinde, kimlik tespitine esas belge olarak kabul edilmesi için Maliye Bakanlığı ve Mali Suçları Araştırma Kurul Başkanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğunu ifade ederek, Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün konuyla ilgili çalışmalara devam ettiğini belirtti.

(26 Mayıs 2010)

BYEGM Genel Müdürü Murat Karakaya, TGC’yi ziyaret etti: Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü (BYEGM) Murat Karakaya, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret etti. TGC Başkanı Orhan Erinç ve Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Atay’la bir süre görüşen Genel Müdür Karakaya, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi. Önceki gün yapılan görüşmede sorularımızı yanıtlayan Karakaya, yerel basının imkanlarını geliştireceklerini ve basın kartlarının fonksiyonlarının arttırılacağını söyledi.

Basın kartlarının 2000’li yıllardaki ayrıcalıklarına kavuşmasını mümkün olmadığını belirten Karakaya, "Basın kartı sık sık dile gelen bir sorun. Alanları, imkanları nasıl genişletebiliriz çabası içindeyiz. Basın kartlarıyla ilgili olarak pasaport kolaylığı, kimlik kartı olarak kullanılması ve geçmişteki hakların geri verilmesi gündeme geliyor. Bunlar genel müdürlüğümüzün yetkilerini çok çok aşan şeyler. Bazen birkaç bakanlığın yetki alanına giriyor. Bazen ilgili tüm bakanların isteğiyle kanun değişikliği yapsanız bile kanunları aşan şeyler oluyor. Bu piyasa şartlarına karşı siz istediğiniz kadar kanun çıkarın etkili olmuyor. Piyasa koşulları kendini dayatıyor ve bu mekanizmayı dağıtmanız mümkün değil. Biz bu çerçeve içinde mümkün olan maksimum faydayı sağlamaya çalışacağız" dedi.

BYEGM’in önceki müdürü Salih Melek döneminde başlayan projelerin çıtasının biraz daha yükseltileceğini ifade eden Karakaya, önümüzdeki hafta fırsatlar paketi diye bir paket açıklayacaklarını söyledi. Karakaya, "Bu paketin üçayağı olacak. Bir ayağı; basın kartlarına getirdiğimiz teşvikler. İkinci ayağı, yayın organlarımız olan Anadolu’nun Sesi ve Yurdun Sesi’nin yeni bir yüzle lansmanını yapacağız. Üçüncü ayağı ise yerel basının teknik alt yapısını güçlendirmeye yönelik bir danışmanlık hizmeti olacak" dedi.

(27 Mayıs 2010)

TGS İstanbul Şubesi Kongresi yapıldı: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi Olağan Kongresi Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Burhan Felek Konferans Salonu'nda yapıldı. Yeni yönetim, denetleme ve disiplin kurulu üyeleri belirlendiği kongrede divan başkanlığını TGC Başkanı Orhan Erinç, başkan vekilliğini Hasan Köseoğlu ve Sultan Özer, sekreterliğe ise İsa Koçar yaptı.

Gündem maddelerinin okunup oylamaya sunulmasının ardından konuşan TGC Başkanı Erinç, TGS İstanbul Şubesi Olağan Kongresi’nin hem Türkiye için hem de gazetecilik mesleği için çok önemli bir süreçte gerçekleştirildiğini söyledi. "Tüm çabalara rağmen gazetecilerin kimlik ve kişilik sorunlarının çözümümde her hangi bir gelişme, siyasetçiler tarafından gündeme getirilememiştir" diyen Erinç, bunun gazetecilerin genel anlamıyla sömürülmelerine katkıda bulunma anlamını taşıdığının altını çizdi.

Erinç, şunlara değindi: "İfade özgürlüğü konusunda ise son uygulamalarla birlikte geçmişten daha da kötü bir sürecin başladığını göstermektedir. Çok sayıda meslektaşımız hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması ile denetimli ifade özgürlüğü sürecine sokulmuştur. Hükümleri açıklanmadığı için ‘ben suçsuzum’ diyerek Yargıtay’a başvurma hakları ellerinden alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına göre bu hukuka ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı bir uygulamadır. Ne yazık ki yapılan bütün uyarılara rağmen bu sorunu sonlandıracak bir girişimden söz etmekte olanaksızdır. Çok sayıda meslektaşımız hapistedir. Zaten meslektaşlarımızın yargılandığı kurumun Ceza ve İnfaz Kurumu olarak adlandırılması da tutukluluk kavramının yok sayıldığını, verilmemiş hükümlerin infazının sürdüğünü göstermektedir. Bu ortamda TGS’ye düşen görev çok önemlidir. Üyelerimizin sendikalarına sahip çıkması meslek sorunlarımızın aşılması bakımından büyük önem taşıdığı da ortadadır."

Konuşmaların ardından tek liste ile gidilen seçimlerde yeni yönetimin yanı sıra 76 kişilik üst kurul delegesi de belirlendi. TGS İstanbul Şubesi’nin yeni yönetimi şu isimlerden oluştu: Alper Tunga Çatal, Andaç Hongur, Emel Soy, Sabine Erkuş, Şehriban Kıraç ve Uğur Güç.

“İfade özgürlüğünden söz edilemez”: Cumhuriyet gazetesinden sonra Milliyet

Gazetesi santrallerinin de dinlenmesine basın kuruluşları tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, ‘Ergenekon'u biz ortaya çıkardık, derin güçlere biz ulaştık' diyen bir hükümetin ya da Başbakan'ın telefon dinlemelerinin sorumluluğundan kurtulamayacağını belirtti. TGS Başkanı İpekçi, Milliyet gazetesinin telefonlarının dinlenmesine tepki göstererek, gazete santrallerinin, gazetecilerin telefonlarının dinlemesinin basında ifade özgürlüğü açısından kabul edilebilir bir yanı olmadığını söyledi. Türkiye'de mevcut mevzuatın, bu mevzuattaki boşlukların bu tür uygulamalara cevval vermesinin, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün gerçek anlamda var olmadığının bir işareti olduğunu vurgulayan İpekçi, “Mevcut Türk Ceza Kanunu'nu ve diğer ilgili mevzuat gazetecilerin ve medya kuruluşlarının üstünde Democles'in kılıcı gibi durduğu müddetçe basın ve ifade özgürlüğünden söz edilemez” dedi.

Çağdaş Gazeteciler Deneği (ÇGD)Genel Başkanı Ahmet Abakay, Milliyet Gazetesi'nin dinlendiğinin ortaya çıkmasının, Türkiye'nin "içler acısı, bilinen fakat üzerine gidilmeyen" bir gerçeği ortaya koyduğunu söyledi. Bu durumdan iktidarı sorumlu tutan Abakay, önlem alınmadığı için iktidarın da "suç ortağı" olduğunu ifade etti.

(30 Mayıs 2010) 

İsrail gazetecilerin de canını tehlikeye attı:  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Gazze'ye insani yardım taşıyan gemilerde görev yapan habercilerin can güvenliğini tehlikeye attığı gerekçesiyle İsrail askeri saldırısını kınadı.

"Saldırıya uğrayan gemilerdeki gönüllülerin ve onları izleyen meslektaşlarımızın can güvenlikleri tümüyle kaybolmuş durumdadır. Saldırıda hayatlarını kaybedenlerle ilgili kesin bir bilgi alınamaması da endişelerimizi arttırmaktadır."

TGC'den yapılan açıklamada, saldırının "hem insanlıkla hem de uluslararası hukuk kurallarıyla bağdaştırma olanağı bulunmadığına" işaret edildi.

Gazetecilerin mesleklerini yapmaktan alıkonulması ve halkın bilgilenme hakkının yok sayılmasının da hukuksuzluğa ayrı bir boyut kattığını bildiren TGC, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu ile uluslararası meslek kuruluşlarını hukuksuzluğa karşı önlem almaya çağırdı. (31 Mayıs 2010) 

Başa Dön