Geri Dön

Temmuz 2010 Raporu

İsmail Beşikçi ve avukat Şimşek'e TMY davası: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Sosyolog İsmail Beşikçi hakkında, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi'nin yayın organı "Çağımızda Hukuk ve Toplum" dergisinde yer alan bir yazı nedeniyle "PKK örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla dava açtı. Dergide yayımlanan "Ulusların kendi geleceğini tayin hakkı ve Kürtler" başlıklı yazısı nedeniyle Beşikçi gibi derginin yazı işleri müdürü avukat Zeycan Balcı Şimşek de 7,5 yıl hapis istemiyle yargılanacak.

Beşikçi ve Balcı, 28 Temmuz (saat 9.10) günü, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlayacak.

İstanbul Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali'nin 11 Mayıs'ta kaleme aldığı iddianamede Beşikçi'nin "Kürtler 200 yıldır özgürlük için, özgür bir vatana kavuşmak için mücadele etmekte, bedel ödemektedir... Suriye, İran, Türkiye Kürtleri baskıyla, zulümle yönetmektedir... Kürtleri müştereken baskı altında tutan devletler her zaman politik, ideolojik ve askeri güçlerini, diplomatik güçlerini Kürtlere karşı birleştirebilmişlerdir. Bu müşterek denetimin hukuk, adalet yaratmadığı, bilakis hukuk ve adalet duygularını çiğnediği, rencide ettiği çok açıktır. Bu baskı ve zulüm süreçlerine karşı baskıya karşı direnme meşru bir hak olarak belirmektedir..." sözleri suça gerekçe olarak gösteriliyor.

Sosyolog İsmail Beşikçi, 90'lı yıllarda Özgür Gündem gazetesinde Kürt sorunu ile ilgili çıkan yazıları ve Yurt Yayınları'ndan çıkan kitapları nedeniyle 100 yıldan fazla hapis istemiyle yargılanıyordu. Kitaplarının çoğu yasaklanan ve uzun yıllar hapiste kalan Beşikçi, 4304 Sayılı Şartlı Af Yasası uyarınca serbest bırakılmıştı. Bu yasa gereği, 12 Temmuz 1997 öncesi işlenen suçlarla ilgili yargılama ve cezaları beş yıl süreyle yeniden işlenmemesi şartıyla askıya alınıyordu.

TGC üyelerine YÜ’den indirim: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyelerine Yeditepe Üniversitesi (YÜ) Dış Hekimliği Fakültesi Hastanesi'nde yüzde 15 indirim yapı lacak. TGC ile Yeditepe Üniversitesi arasında yapılan sözleşme gereği Dişhekimliği Fakültesi Hastanesi'nde Uzman Kliniği’nden alınan hizmetlerde yüzde 15 indirim uygulanacak.

Doktora Kliniği’nden (master ve doktora öğrencileri) alınan hizmetlerde ise Türk Dişhekimleri Birliği'nin asgari ücret tarifesi fiyatları geçerli olacak. TGC üyeleri ve birinci derece yakınları indirimlerden cemiyet kimlik kartı, sarı basın kartı ve nüfus cüzdanlarını göstererek yararlanabilecek.

Radikal gazetesi Hürriyet’e devredildi: Radikal gazetesi, tüm marka ve isim haklarıyla Hürriyet Gazetecilik'e devredildi. Doğan Gazetecilik'in Kamuyu Aydınlatma Platformu'ndaki (KAP) açıklamasında, şirketin sahip olduğu Radikal gazetesine ait tüm marka ve isim hakları ve internet sitesi alan adlarının, Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş'ye devredildiği ve satış bedeli olan 5 milyon 95 bin liranın tahsil edildiği belirtildi. Açıklamada, ''İlgili personelin, Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.fi'ye devri süreci halen devam etmekte olup, en kısa sürede 'en geç 30 Eylül 2010 tarihinde' tamamlanacaktır. Bu süre zarfında Radikal Gazetesi ve internet sitesi şirketimiz tarafından yayınlanmaya devam edilecektir. Devir işlemi tamamlandığında kamuya ayrı bir açıklama yapılacaktır'' denildi.
(1 Temmuz 2010)

Füsun Akatlı yaşama veda etti: Edebiyat, felsefe yazıları ve incelemeleriyle tanınan Doç. Dr. Füsun Akatlı, bir süredir tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşamı nı yitirdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, "Sedat Simavi Ödülleri’nin saygınlığını sürdürmesinde önemli katkıları bulunan Edebiyat Dalı Seçici Kurul Üyesi ve Türk edebiyatının önemli isimlerinden Akatlı’yı yitirmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Akatlı’nın ailesine ve edebiyat dünyasına başsağlığı diliyoruz" denildi.

1944 Ankara doğumlu Füsun Akatlı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Akatlı, bu bölümde asistan olarak göreve başlamış, daha sonra Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü'nde felsefe tarihi, sanat felsefesi, bilgi kuramı ve dil felsefesi dersleri vermişti. 1974'te doktorasını tamamlayan Akatlı, 1983'te görevinden ayrılarak reklamcılık alanında metin yazarlığı yapmış, 1991'de Şehir Tiyatroları'na girerek kurumun başdramaturgluğunu üstlenmişti. Kurucusu olduğu Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü'nde de dersler veren Akatlı, yönetimle anlaşmazlığa düşerek görevinden istifa etmişti.

1968'den bu yana Dost, Soyut, Varlık, Milliyet Sanat gibi dergilerde, Politika, Söz ve Cumhuriyet gibi gazetelerde yazmış olan Akatlı, Sait Faik Hikaye Armağanı, Simavi Edebiyat Ödülleri, Behçet Necatigil fiiir Ödülü, Cevdet Kudret Ödülleri ve İnkılap Yayınevi Edebiyat Ödülleri seçici kurullarında yer almıştı. Akatlı, 2004'te Memet Fuat Deneme Ödülü'nü almıştı. Akatlı'nın pek çok kitabı arasında "Niçin Diyalektik", "Felsefe Gözlüğüyle Edebiyat", "Zamansız Yazılar", "Kültürsüzlüğümüzün Kışı", "Düşünce Ufkunda Pupayelken", "Bilge Karasu Aramızda", "Bir de Ruhi Su Geçti", "Pusulamız Felsefe" gibi yapıtları da bulunuyor. Son olarak Cumhuriyet gazetesinde "Zamansız Yazılar" köşesinde edebiyat yazıları yazan Füsun Akatlı'nın şair Metin Altıok'la evliliğinden bir kızı var.

Gazetelerin satış tirajları internette: Basın İlan Kurumu, Türkiye genelinde yayın yapan ulusal gazetelerin net satış rakamlarını ilk defa kurumun internet sitesinden yayımlamaya başladı. 1965'ten bu yana tiraj ölçümü yapan Basın İlan Kurumu, gazetelerin satış rakamlarının doğru açıklanmadığı tartışmalarını ortadan kaldırmak ve denetimdeki eksiklikleri gidermek amacıyla bir çalışma başlattı. Halen gazetelerin satış tirajları, aylık raporlar halinde Yaysat ve Turkuvaz dağıtım şirketlerince açıklanıyor.

Şirketler, Türkiye genelinde 81 ilde bulunan bayilerden her ay düzenli olarak kesin iade ve satış raporlarını toplayarak aylık satış rakamı elde ediyor.

Basın İlan Kurumu da, resmi ilan verme kriterleri arasında en önemli ölçüt sayılan tiraj nedeniyle gazete dağıtımı yapan şirketlerin istatistiklerini, gazetelerin aylık kağıt stoku, dizgi ve baskı durumu, fiili satış rakamları, abone rakamları, kadro durumu, aylık ödemeleri, vergi ve sigorta ödemeleriyle karşılaştırıyor.

Ayrıca kurum, dağıtım şirketlerinden bu yayın organlarının satış ve iade rakamlarını ve faturalarını istiyor. Her iki kaynaktan elde edilen bilgilerin gerçeğe uygunluğu karşılaştırılıyor. Her yayın organı için ayrı ayrı yapılan işlemler sonucunda, dağıtım şirketlerinin verileriyle yayın organlarının verileri doğru bir şekilde örtüşüyorsa bu rakam yayın organının tirajı olarak açıklanıyor.

Basın İlan Kurumu, elde ettiği tiraj rakamlarını kurumun sitesinden de halkla paylaşıyor.
(5 Temmuz 2010)

AİHM Türkiye'yi Terörle Mücadele Yasası’ndan mahkum etti: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), aylık Maya dergisi sahibi ve sorumlu müdürü Aylin Güzel ve Yeni Dünya İçin Çağrı dergisi sorumlu müdür Aziz Özer'in açtığı davada Türkiye'yi ifade özgürlüğünü hukuka aykırı şekilde çiğnediği gerekçesiyle mahkum etti.

AİHM kararında, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 10. maddesini ihlal ettiğine oybirliğiyle hükmetti; uğradıkları maddi ve manevi tazminat ile ödedikleri mahkeme giderleri karşılığında Gözel'e 2 bin 170 avro, Özer'e de 3 bin 120 avro ödenmesine karar verdi.

Şubat 2003'te Maya dergisinde F Tipi cezaevlerine yönelik operasyonlarla birlikte girişilen açlık grevlerini ele alan "Ortadoğu'da Yaklaşan Savaş, Türkiye Burjuvasını Tehdit ediyor" başlıklı bir yazıda TKP/ML örgütünün bir yetkilisinin açıkllamasına yer verilmişti. Gözel, "örgüt propagandası yapmak"tan beraat etse de örgüt açıklamasına yer vermekten para cezasına mahkum edilmişti.

Yeni Dünya İçin Çağrı dergisiyse, Haziran 2002'de "15-16 Haziran İşçi Direnişi ve Türkiye Devrim Hareketi" başlıklı bir yazı yayımlamıştı. Yazıda sol örgütlerin direnişteki etkisi ve özellikle de İbrahim Kaypakkaya'nın rolüne vurgu yapıyordu. Sayıda, sekiz tutuklunun "Halkımıza" başlıklı duyurusuna da yer verilmişti.

Aziz Özer, bu yayından dolayı yine TMY'den mahkum edilmiş, dergi yayını da "milli güvenliği aykırı yayın"dan 15 gün süreyle durdurulmuştu.
(6 Temmuz 2010)

Orhan Erinç Cumhuriyet Vakfı Başkanı seçildi: Cumhuriyet Vakfı başkanlığına tek aday olan Orhan Erinç oybirliğiyle seçildi. Vakıf başkan vekilliğine Alev Coşkun, genel sekreterliğine Şükran Soner, saymanlığa da İbrahim Yıldız getirildi.

Vakıf Yönetimi ayrıca Cüneyt Arcayürek ve Ali Sirmen'in yayın kurulu üyeliklerine seçilmesine karar verdi. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: Cumhuriyet Gazetesi’nin imtiyaz sahibi yalnız ve yalnız ‘Cumhuriyet Vakfı’ olup, vakfa özgülenen bu imtiyaz hakkının herhangi bir şekilde başkalarına devri, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da söz konusu değildir. Cumhuriyet Vakfı ve Cumhuriyet Gazetesi, her zamanki gibi her türlü güç ve çıkar odaklarından bağımsız bir şekilde, okurları ile bütünleşerek ve onlardan alacağı güç ve destekle yoluna devam edecektir."

Mustafa Yücel anıldı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) genel sekreterlik görevini

27 yıl aralıksız sürdüren Mustafa Yücel ölüm yıl dönümünde Edirnekapı Şehitliği'ndeki mezarı başında anıldı. 27 yıl önce yaşamını yitiren ve basın dünyasında "Hoca" olarak anılan Yücel için yapılan törene TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş ve Cemiyet çalışanları katıldı. Törende konuşan Turgay Olcayto, gazeteciliğe Mustafa Yücel’in yazı işleri müdürlüğünü yürüttüğü Son Posta gazetesinde başladığını ve yollarının daha sonra TGC’de kesiştiğini belirtti. Mustafa Yücel hem gazeteci hem de öğretmen kimliğiyle tanındığını ifade eden Olcayto, şunları söyledi: "Bir yandan öğrenci yetiştirir diğer yandan da gazetecilerin sorunlarıyla ilgilenirdi. TGC’ nin bu gün bir geleneği varsa o geleneği kuranlardan biri de Mustafa Yücel’dir. Uzun yıllar çalıştığı TGC’ yi darbe dönemlerinde bir takım sorunlardan, sıkıntılardan uzak tutmayı başardı. Mustafa Yücel’in TGC’ nin her çalışanı üzerinde hakkı ve rehberliği var. Dünyayla ve insanlarla barışık, onlara yardımcı olma gayretinde olan bir kişilik yapısı vardı. Anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Umarım TGC de onun anısını daha uzun yıllar yaşatır. "
(7 Temmuz 2010)

Gazeteci Bedri Adanır’a tahliye yok: Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi, yayımlanan haber, yazı ve fotoğraflar nedeniyle tutuklu yargıladığı Aram Yayınları sahibi ve Kürtçe çıkan Hawar gazetesi yazı işleri müdürü Bedri Adanır'ı tahliye etmeyi reddetti. 6 Mayıs'ta görülen bir önceki duruşmada mahkeme savcısı Adem Özcan, "PKK örgütüne üye olmak" ve "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla yargılanan Adanır'ın 50 yıl hapisle cezalandırılmasını istemişti.

Şırnak Silopi'deki Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yaparken 5 Ocak'ta gözaltına alınan Adanır Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde tutuluyor. Savcı, Adanır'ın Terörle Mücadele Yasası'nın (TMY) 7/2 maddesinden yedi kez, "örgüt üyesi olmasa da suçları örgüt adına işlediği" iddiasıyla da Türk Ceza Yasası'nın (TCK) 314/3 ve 220/6 ile TMY'nin ceza artırımı öngören 5. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmişti.
(8 Temmuz 2010)

TGC üyelerine Alman Galata Poliklinik’te yüzde 40 indirim: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Alman Galata Poliklinik’le indirim anlaşması yaptı. Anlaşmaya göre Cemiyet üyelerine muayenede TTB fiyatları üzerinden yüzde 40, laboratuvar işlemlerinde yüzde 50 indirim uygulanacak.
(9 Temmuz 2010)

Ceza kanunları gazetecinin mesleğini yapmasına engel: Avrupa Komisyonu’ndan sağlanan mali destek çerçevesinde, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) tarafından ortaklaşa düzenlenen ve ''Türkiye'de İfade Özgürlüğü: Değişim için gazeteciler sendikasının güçlendirilmesi'' başlıklı 20 aylık projenin 4. etkinliği olan, ''Sendikal Eğitim Semineri'' İstanbul’da yapıldı. Zeytinburnu'nda Novotel'de yapılan iki günlük eğitim çalışmasında, Türkiye’de gazetecilerin sendikal örgütlülüğü, kazanımlar ve kaybedilenler, TGS’nin örgütlenmesi, sendika üyeliği için yasal koşullar, örgütlenme stratejisi, Türkiye’de ve dünyada sendikacılık, toplu pazarlık süreci, medya çalışanlarının yasal ve sendikal hakları konuları ele alındı.

TGS’nin 10 Temmuz 1952 yılında kuruluşundan bu yana geçirdiği süreci ve güncel sorunları ele alan Genel Başkanı Ercan İpekçi, şu anda 47 gazetecinin 'sendikanın amaçları çerçevesinde mesleklerini yaptıkları için' tutuklu olarak yargılandıklarını hatırlattı. İpekçi, tutuklu gazetecilerin ceza evinden salıverilmesini talep eden bir kampanya başlattıklarını ve bu amaçla imza kampanyasının iş yerlerinde dağıtıldığını da sözlerine ekleyerek, bu çalışmalara tüm gazetecilerin sıkı bir şekilde sahip çıkması gerektiğini söyledi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç de çok sayıda gazetecinin, fiilen gazetecilik yaptığı halde, iş hukukuna bağlı olarak sendika üyesi olamadıklarına dikkat çekerek, ''basın iş yasasının gazetecilere belirli ölçüde haklar getirmiş olmasına karşın, yasanın uygulanmasını zorlayan bir yaptırım olmadığı için işveren ve işveren vekillerinin keyfine kalan bir uygulama alanı'' olduğunu vurguladı.

Seminer dizisinin ilk oturumunda yer alan TGC ve TGS önceki başkanlarından Nail Güreli de ''Türkiye'de gazetecilerin sendikal örgütlülüğü, kazanımlar ve kaybedilenler'' konusunu ele aldı. Güreli, 12 Eylül’ün ardından Türkiye'de sendikasızlaştırmanın başladığına dikkat çektiği konuşmasında, örgütlenme ve dayanışmanın gerekliliğinin önemine değindi. Nail Güreli, ''Eskiden, insanı, 'düşünen yaratık' olarak ifade ederlerdi. Şimdi, 'insan örgütlü yaratık'tır. Mutlaka örgütlenmek, dayanışma içinde olmak gerekir. Yasal düzenlemeler çok eksik. Grev hakkı var, ama bir labirent gibi, bir sürü işlemleri geçerek grev yapmak mümkün. Sabah'ta bunun acı örneğini yaşadık. 10 arkadaşı- mız grevi sürdürdü. Grev sürecinde işten çıkarılmaları yasak olduğu halde, işten çıkarıldılar. Böyle bir yasasızlık hükmü sürüyor. Taşeronluk başka bir baş belası. Tüm bunlarla örgütlü bir biçimde, hazırlıklı olarak mücadele etmek gerekir. Türkiye'de sendikacılık zor. Uluslararası dayanışma büyük önem kazanıyor'' şeklinde konuştu.

İngiltere’deki Ulusal Gazeteciler Sendikası’ndan (National Union of Journalists-NUJ) Caroline Holmes, "Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Örgütlenmesi ve Üye Kaydetmesi İçin Eğitim Kursu’’ nu verdi. Seminerde, "Türkiye’de sendika üyeliği için yasal koşullar’’ konusunu ise TGS Hukuk Danışmanı Avukat Güven Ergin anlattı.

TGS’nin önceki başkanı Şükran Soner, "Türkiye’de ve dünyada sendikacılık" konusunda katılımcı ları bilgilendirdi. Toplu pazarlık sürecine ilişkin sonraki oturumlarda TGS Hukuk Danışmanı Avukat Meliha Selvi "Türkiye’de medya çalışanlarının yasal ve sendikal hakları’’ konusunu anlattı. Gazeteciler Ahmet Tulgar ve Yalçın Ergündoğan ile Pamela Moriniere, EFJ uzmanlık gruplarının çalışmaları hakkında bilgi verdiği seminer genel değerlendirme ile sona erdi.
(10 Temmuz 2010)

2010 Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni kazanlar belli oldu: Türkiye’nin en büyük gazetecilik meslek örgütü olan TGC’ nin 21 yıldır verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni bu yıl kazananlar belirlendi. Kişi dalında 2010 Basın Özgürlüğü Ödülleri’ni Sedat Ergin, ayrıca hapis cezası tehdidi altında olan ve ceza evinde bulunan gazeteciler adına İrfan Aktan, İsmail Saymaz ve Vedat Kurşun aldı. Kurum dalında ise ödülü kazanan Bağımsız İletişim Ağı (BİANET) oldu. Büyük Seçici Kurul 7 Temmuz’da toplandı.

2010 Basın Özgürlüğü Ödülleri Büyük Seçici Kurulu’na, bu yıl Radikal gazetesinden yazar Altan Öymen, Türkiye Barolar Birliği’nden Teoman Ergül, Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan Başkan Ercan İpekçi, Türkiye Yayıncılar Birliği’nden Çetin Tüzüner, İletişim ve Araştırmaları Derneği’nden Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu, Galatasaray Üniversitesi’nden İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Dekan Prof. Dr. Peyami Çelikcan, İletişim Mezunları Derneği’nden Yrd. Doç. Dr. Esra Arsan, TGC önceki başkanlarından Nail Güreli, Başkan Vekili Turgay Olcayto ve Genel Sekreter Sibel Güneş katıldı.
(12 Temmuz 2010)

Dink Davası'nda "Laubaliliği" yazan Cengiz Çandar sanık: Hrant Dink Davası'nda gizli tanığın 8 Şubat günkü duruşmaya getirilmemesini eleştiren Referans gazetesi yazarı Cengiz Çandar, "devlet memuruna görevinden dolayı hakaret" iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Söz konusu 12. duruşmada "Gizli tanık" ile ilgili dava tutanağındaki teşhir edici bilgiler ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı hakim Erkan Canak'ın, "Gizli tanık Türkçe'yi tam bilmiyormuş" sözleri gizli tanığın can güvenliğini gündeme getirmişti.

9 Şubat 2010 tarihli "Hrant'la ve 'adalet'le dalga geçiliyor" yazısında Çandar, "Yani, o salondan adalet çıkmaz, çıkamaz. Hrant Dink cinayeti davası öyle laubali bir şekilde görülüyor ki, laubalilikten adalet çıkmaz, çıkamaz" demişti.

Çandar'ın Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına 13 Aralık'ta devam edilecek. Duruşma davaya bakan hâkim Vasfi Uğurer'in yıllık izinde olması nedeniyle beş ay ertelenmiş oldu.

İsrail mağduru gazeteciler birleşti: İsrail'in saldırdığı Gazze'ye yardım filosunda bulunan gazeteciler seslerini duyurmak ve haklarını aramak için bir araya geldi. Flotilla Free Press (FFP) adı altında toplanan farklı ülkelerden yaklaşık 20 gazeteci İstanbul, Sütlüce Kongre Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi ve yaşadı klarını anlattı. 31 Mayıs'ta İsrail ordusu uluslar arası sularda gemileri durdurmuş, Türkiye'den yola çıkan Mavi Marmara gemisinde dokuz eylemciyi öldürmüştü.

Farklı gemilerde bulunan gazetecilerin ortaklaştığı nokta saldırının ve ardından yaşananların insan hakları kadar basın özgürlüğünün de ihlali anlamına geldiği belirtildi.

Taraf gazetesi adına gemide bulunana muhabir Ayşe Sarıoğlu, saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu söyledi. Filoda yaklaşık 60 gazeteci olduğunu kaydeden Sarıoğlu, gazetecilerin malzemelerine, kişisel eşyalarına el konulduğunu ve büyük kısmının hala geri verilmediğini; arandıklarını, kelepçelendiklerini, hapiste tutulduklarını aktardı.

İnternet üzerinden örgütlenmeye devam edecek platformun başlıca talepleri İsrailli yetkililerin uluslararası, bağımsız mahkemelerde yargılanması, ekipmanların geri verilmesi, Birleşmiş Milletler'in soruşturma başlatması, İsrail'e yaptırım uygulanması, İsrail'in tazminat ödemesi ve uluslararası gazeteci örgütlerinin tavır alması.
(13 Temmuz 2010)

Selmi Andak vefat etti:  58 yıllık müzik yazarı ve besteci Semli Andak (89) Parkinson hastalığı nedeniyle uzun süredir tedavi gördüğü Balat Musevi Hastanesi’nde vefat etti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi ve Basın Şeref Kartı sahibi, 2000 yılında Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü alan Selmi Andak, Türkiye'yi uluslararası müzik yarışmalarında birçok defa hem besteci, hem de jüri üyesi olarak temsil etti.

Devlet Sanatçısı Andak, 1921 yılında İzmir'de doğdu. Galatasaray Lisesi, İstanbul Hukuk Fakültesi öğrenimi ile birlikte, İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda müzik eğitimini tamamladı. 1950 yılında Paris'e giderek, "Ecele Normale de Musique" adlı müzik konservatuvarında kompozisyon (beste) dalında yüksek ihtisas yaptı.

Selmi Andak, müzik çalışmalarının yanı sıra, basın mesleğine uzun yıllar emek verdi.

Gazetecilikte "sanat eleştirmeni ve yazar" olarak 1940 yıllarından itibaren dergilerde (Yeditepe, Yenilik, Varlık, Ayda Bir v.d.) yazıları yayınlandı. 1949 yılında Yeni Sabah gazetesinde müzik yazıları ve röportajları çıktı. Akşam gazetesinde Hıfzı Topuz ve Melih Cevdet Anday' ın yönlendirdikleri Sanat-Edebiyat sayfasında müzik üzerine yazılar yazdı. Selmi Andak'ın basın mesleğinde en önemli dönemi 1951 yılından itibaren "Cumhuriyet" gazetesinde önce "Sanat Alemi" sütunuyla yayınlanan sanat haberleri ve yorumlan ve sonra Nadir Nadi'nin isteği ve Cevat Fehmi Başkut'un yönetimiyle sanat ve özellikle müzik eleştirmenliği görevidir.
(15 Temmuz 2010)

Youtube yasağı yerinde bir karar!”: Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi, Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin Youtube'a ulaşmayı sağlayan 44 IP adresine erişimin engellenmesi kararını yerinde bularak yapılan itirazı reddetti. Atatürk’e hakaret içeren

videolar yayımlandığı gerekçesiyle Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 5 Mayıs 2008’de Youtube’a erişim engellendi. Ancak aradan geçen sürelerde yeni IP adresleri sayesinde söz konusu siteye erişim mümkün olabildi. Bunun üzerine Ankara Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Savcı Kürşat Kayral, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) başvurarak, Youtube’a erişimi sağlayan yeni IP adresleri olup olmadığını sordu. TİB de söz konusu siteye erişimi sağlayan 44 yeni IP adresinin tespit edildiğini bildirdi. Savcılık Youtube’a erişimi sağlayan 44 yeni IP adresine erişimin engellenmesi istemiyle ek karar çıkarılması için Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, bu talebi yerinde buldu. Mahkemenin bu kararına İnternet Teknolojileri Derneği (İNTED) itiraz etti. Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi de sitenin kanuna aykırılığının devam ettiği gerekçesiyle itiraz reddine karar vererek, dosyayı bir üst mahkeme olan Ankara 13. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme de dosya üzerinde yaptığı incelemede ilk mahkemenin verdiği kararın yerinde olduğunu belirtti. Bu kararla Youtube yasağı kesinlemiş oldu. İNTED’ in avukatı Nihad Karslı, kararın kendilerinin başvurusuyla değil başka bir itiraz sonucu alındığını belirterek, kendilerinin de usulen itiraz edeceğini ve sonuç değişmezse davayı AHİM’ ye taşıyacaklarını söyledi.

Zonguldak'ta haberciler adliyeye sokulmadı: Zonguldak'ın Kilimli Beldesi Belediye Başkanı Seçkin Özdemir hakkında 114 ton hurda demiri usulsüz satıp, elde edilen 50 bin TL'yi zimmetine geçirdiği iddiasıyla açılan davanın ilk duruşmasını gazeteciler izleyemediler. Duruşmayı izlemeye giden gazeteciler adliyeye sokulmadığı gibi aralarında yaygın medyanın Zonguldak muhabirlerinin de bulunduğu habercilerden ısrarcı olanlar tartaklanarak adliye çevresinden uzaklaştırıldı.

Bazı gazetecilerin 155'i arayarak polisten yardım istemesine karşın olay yerine Emniyet'ten bir ekip gelmediği gibi olan bitene, adliyede görevli polislerin de seyirci kaldığı da savunuldu. Savcıya durum iletildiğinde yanıtı "Bu benim değil, polisin işi" oldu. Haberin kamuoyunda duyulması üzerine Çağdaş Gazeteciler Derneği Zonguldak Şubesi ile Karaelmas Gazeteciler Derneği bir açıklama yaparak devlet yetkililerini görevlerini yapmaya çağırdı.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Zonguldak Şubesi'nce Başkan Ali Ayaroğlu imzasıyla yapılan açıklamada, Özdemir' in davası sırasında yaşananlar kaygılarını doğruladığını, habercilerin fiziki tacize maruz kaldıkları halde olay yerine çağrılan polisin gelmeyişininse işin başka bir boyutu olduğu ifade edildi. Karaelmas Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu, gazetecilerin görevlerinde engellenmesinin tüm basın camiasınca tepkiyle ve üzüntüyle karşılandığını bildirerek, Zonguldak Valisi Erdal Ata ve ilgili kurumları buna sessiz kalmamaları ve benzer olaylara meydan vermemelerini istedi.
(16 Temmuz 2010)

İnternet sansürden daraldı sokağa çıktı: İnternete özgürlük isteyen sivil toplum örgütlerinden meslek örgütlerine, internet site temsilcilerinden okurlarına, sansürden etkilenen özel şirket çalışanlarından insan hakları aktivistlerine kadar yaklaşık 2 bin kişi, Taksim'den Galatasaray Meydanı'na kadar yürüdü.

Sloganları "Yükselt, yükselt, sokağın sesini yükselt", "Kurtuluş yok tek başına ya hep birlikte ya hiç birimiz", pankartları "Özgürlüğümüze tıklayın", "Siyasi sitelerine sansüre hayır" idi... Ekşisözlük kullanıcıları da "Binali şaşırma, sözlüğüme dokunma" diye seslerini yükselti. İletişim özgürlüğü "İnternet Kullanıcılarının Bilgiye Erişim Hakkı ve İfade Özgürlüğünü Engelleyen İnternet Sansürüne Karşı Yürüyüş" adıyla yapılan eylemde sansürün bilgiye erişim, hukuk devleti, ifade ve iletişim özgürlüğü ilkelerine aykırı olduğu, ülke ekonomisi ve gelişimine büyük engel teşkil ettiği vurgulandı.

Sansürsüz İnternet İnisiyatifi, İnternet sansürüne karşı olan tüm kurum, İnternet ve yurttaşlar adına Galatasaray Meydanı'nda yaptığı açıklamada, yurttaşların ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının engellenemeyeceği düşüncesiyle İnternette örgütlenildiği, çözümün artık sokakta aranacağı vurgulandı.

Deniz Kaynak'ın okuduğu açıklamada, "5651 Sayılı Kanunla zapturapt altına alamadıkları İnternet kullanımını hukuk dışı keyfi uygulamalarla kontrol etmeye çalışan zihniyeti artık kabul etmek istemiyoruz" denildi.
(17 Temmuz 2010)

500 günlük "tutsaklık": Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay' ın, AİHM’ nin makul tutukluluk süresinin fazlasıyla aşılarak 500 güne ulaşmasını hukukçular, demokrasi açısından "utanç verici" olarak değerlendirdi. Uzmanlar, tutukluluğun artık "yazgısız infaza", "işkenceye" ve "tutsaklığa" dönüştüğünü söyledi. Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Türkiye’de yargının ağır bir yük altında bulunmasının davaların uzamasına neden olduğunu belirterek, "Ama her durumda hukuk devletinin insana sağladığı en önemli hakkın kişi özgürlüğü ve güvenliği olduğu unutulmamalıdır" dedi.

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu da Balbay’ın durumunu şöyle değerlendi: "Bu, AİHM’ nin makul tutukluluk süresini çok çok aşan bir süre.

Makul tutukluluk süresini aştığı zaman doğal olarak bu yargısız infaza dönüşmüş oldu."

YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan da evrensel hukukun en önemli kurallarından birinin masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı olduğuna dikkat çekti. "Asıl olan kişilerin tutuksuz yargılanmasıdır" diyen Tarhan eğer yeterli kanıt yoksa birinin tutuklanmasının ceza niteliğinde olacağını aktardı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç ise şunları söyledi: “Silivri’de yargılanan Sevgili Mustafa Balbay’ ın tutukluluk süresi 500 güne ulaştı. Gazeteci-yazar Tuncay Özkan’ın süresi bundan daha da fazla. Daha önce de yapılan açıklamalarda tutukluluk süresinin ceza infazına dönüştüğünü vurgulamış ve bu durumun değiştirilmesi gerektiğini dile getirmiştik. Ancak durumda bir değişiklik olmadı.

Yargılamadan vazgeçilmesi gibi bir istek doğal olarak kimsenin aklından geçmiyor.

Ancak yargılamanın tutuksuz olarak sürmesini, gelecekte hukuk tarihimiz açısından yeni acılı sayfaların yaratılmaması gerektiğini düşünüyorum.”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, “AKP hükumeti döneminde çıkarılan Türk Ceza Yasası (TCK) gibi yasalarla Türkiye gazeteciler açısından ‘ceza evine’ dönüştü. Gazetecilerin yargılanmasında usulden kaynaklı hatalar bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay, “Bu durumdan kim utanç payı çıkarır bilmiyorum ama ben yetkisiz olduğum halde utanıyorum. Kaldı ki biz, tutuklu gazetecilerle ilgili G-9 adında bir kampanya başlattık. Yakında bu kampanyanın da girişimini sonuçlandıracağız. Eminim yine hükumetin umurunda olmayacaktır. Oysa bu önemli bir sınav. Bu ayıba bir son vermek gerekiyor” dedi.
(18 Temmuz 2010)

Gazeteci Sokrates Ciyoliyas Atina'da vurularak öldürüldü: Yunanistan'ın önde gelen bağımsız gazetecilerinden biri olan Sokrates Ciyoliyas yolsuzluğa bulaşan iş insanı ve politikacıları teşhir etmesiyle tanınıyordu. Ciyoliyas, sabahı kapısını çalarak arabasının çalındığını söyleyen tanımadığı bir kişiyi izleyerek çıktığı evininin önünde tabancayla delik deşik edildi. Olay yerini kaçarak terk eden üç kişiden henüz bir haber yok. Ciyoliyas'ın katillerinin kaçtıkları aracın bir gün önce çalındığı ve olay yerinden bir buçuk kilometre ötede terk edildikten sonra ateşe verildiği belirlendi.

Sokrates Ciyoliyas Thema 98.9 FM radyo istasyonunun ve çok tutulan toplumsal ve siyasal internet günlüğü Troktiko'nun yayıncısıydı. Troktiko yolsuzluklara karışan iş insanı, siyasetçi ve kamu görevlilerini teşhir etmesiyle ünlüydü. Ciyoliyas'ın avukatı "polis müvekkilimin elindeki dosyaları görünce çok şaşıracak” dedi. Troktiko şimdiye kadar teşhir ettiği güç sahiplerinin yanı sıra pazartesi günü büyük bir skandalı duyurmaya hazırlanıyordu.

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) üyesi Güneydoğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO) olayı protesto etti. Güneydoğu ve Orta Avrupa'nın önde gelen, editör, medya yöneticisi ve gazetecilerini kucaklayan SEEMO ağının Genel Sekreteri Oliver Vujovic, Ciyoliyas'ın ailesine başsağlığı diledi ve "Bu gazeteciler ve gazetecilik için kara bir gün" dedi.

Vujovic SEEMO adına Yunanistan yetkililerinden Ciyoliyas'ın katillerinin bir an önce yakalanarak yargıç önüne çıkarılmalarını istedi.
(19 Temmuz 2010)

Yayıncı Zarakolu ve yazar Güler'e ikinci TMY davası: Belge yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu ve "Ölümden Zor Kararlar" kitabından hapse mahkum edilen yazar Mehmet Güler hakkında, Mayıs ayında çıkar çıkmaz toplatılan "KCK Dosyası/ Küresel Devlet ve Devletsiz Kürtler" başlıklı kitap nedeniyle yeni bir dava açıldı.

Bu son kitap, 1. Diyarbakır Kitap Fuarı'nda tanıtıldıktan sonra toplatılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, yayıncı ve yazarı "örgüt açıklamalarına yer verdikleri" ve "PKK örgütünün propagandasını yaptıkları" iddiasıyla hapisle yargılanmalarını istedi.

Savcı Hakan Karaali'nin kaleme aldığı iddianameyle sekiz yıla kadar hapisleri istenen Zarakolu ve Güler, 30 Eylül'de İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlayacaklar.

İki kişinin yargılanacağı mahkeme, 10 Haziran'da Güler'i, ve "Ölümden Zor Kararlar" kitabında yaptığı karakter tercihleri nedeniyle 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum etmişti. Yayıncı Zarakolu bu davadan beraat etmişti.
(20 Temmuz 2010)

Baskıları kınadılar: Günlük ve Azadiya Welat gazeteleri, Fırat Dağıtım Şirketi ile Dicle Haber Ajansı (DİHA) çalışanları, haber izlerken son aylarda karşı karşıya kaldıkları baskıları Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali'ndeki bir basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaştılar. Günlük Gazetesi Ankara temsilcisi Hüseyin Aykol, düzenlenen toplantıda, 2010 yılının ilk altı ayında "özgür basın geleneği"nin karşılaşmış olduğu sıkıntılara dikkat çekti; bu süre içerisinde Azadiya Welat gazetesine iki kez 30'ar gün kapatma cezası verildiğini söyledi. Son dönemde iki kez saldırıya uğrayan DİHA muhabirleri Ömer Çelik, Çağdaş Kaplan ve İsmail Eskin'in yanı sıra, saldırıya uğrayan muhabirlerin avukatlığını üstlenen insan hakları savunucusu Eren Keskin, Günlük Gazetesi genel yayın yönetmeni Filiz Koçali, yazar Yılmaz Sezgin ve çok sayıda gazeteci de toplantıdaydı.

"Açılım laflarına rağmen bir türlü çözülemeyen Kürt sorununun bedelini ödeyenler arasında Özgür Basın Geleneği'miz de bulunuyor" diyerek sözlerine başlayan Aykol, altı aylık süre içerisinde çalışanlarının karşılaştığı saldırıları şöyle sıraladı:

Azadiya Welat Gazetesi Adana çalışanı Metin Alataş, 4 Nisan günü bir portakala ağacına asılı halde bulundu. Yurtsever Demokratik Gençlik üyesi olduğu iddiasıyla 30 kişi ile birlikte yargılanan DİHA muhabiri Ersin Çelik, 14 Ocak'ta görülen duruşma sonrası 6 yıl 3 ay hapse mahkum edildi. Hatay'da 20 Mayıs'ta Mustafa Kemal Üniversitesi Öğrenci Derneği'nin boykot eylemini takip eden DİHA muhabiri Murat Altınöz' ün çekim yapmasına izin verilmezken, dışarıda kendilerini Jandarma olarak tanıtan kişilerce sivil bir araca bindirildi ve fotoğraf makinesine el konulmaya çalışıldı. DİHA muhabiri Pınar Ural, izlediği haber sonrası bindiği özel halk otobüsünde kimliği belirsiz kişilerin saldırısına uğradı. Ajansın muhabiri Ömer Çelik, Şişli'de ülkücü bir grubun saldırısına uğradı. Çelik'in sol kolunda çatlaklar meydana geldi. DİHA Muhabirleri Çağdaş Kaplan ve İsmail Eskin, BDP'nin basın açıklamasını izledikten sonra bir grubun saldırısına uğradı. Eskin'in kafası iki yerden yarıldı, ayrıca saldırganlar muhabirlerin fotograf makinesini gasp etti. Azadiya Welat gazetesi Yazı İşleri Müdürü Vedat Kurşun'a, 13 Mayıs tarihinde görülen davada 166 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Azadiya Welat Gazetesi'nin İmtiyaz Sahibi Ozan Kılıç da çeşitli gerekçelerle 21 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Aram Yayınları sahibi ve Hawar Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Bedri Adanır için 50 yıl hapis istemi ile dava açıldı.
(21 Temmuz 2010)

TGC 2010 Basın Özgürlüğü Ödülleri” törenle verildi: Basında sansürün kaldırılışının 102'nci yılı ve "Geleneksel Gazeteciler Günü" Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe'de yapılan törenle kutlandı. Törende, TGC' nin "2010 Basın Özgürlüğü Ödülü" sahiplerini buldu. "Kişi" dalında Sedat Ergin, "hapis cezası tehdidi altında olan ve ceza evinde bulunan gazeteciler" adına İrfan Aktan, İsmail Saymaz, Vedat Kurşun, kurum dalında "Bianet" ödül aldı. NTV spikerlerinden Duygu Canbaş’ın sunuculuğunu yaptığı törende, geçen 24 Temmuz'dan bu yana sürekli basın kartı almaya hak kazanan 84 TGC üyesine de armağanları verildi.

Törende konuşan TGC başkanı Orhan Erinç, "İçinde geçmekte olduğumuz süreç, 12 Mart 1971 sonrası başlayan hukuksal geriye gidiş nedeniyle TGC’ nin o dönemdeki yönetim kurulunun, ‘Geleneksel Basın Bayramı’nı ‘Geleneksel Gazeteciler Günü’ 24 Temmuzları da ‘Basın özgürlüğü yolunda mücadele günü’ olarak anmaya başlamasının haklılığını bir kez daha kanıtlıyor" dedi.

Aralarında TGC üyelerinin de bulunduğu 45 gazetecinin, gazetecilik faaliyetlerinin örgüt suçu olduğu iddiasıyla tutuklu olarak yargılandığına dikkati çeken Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tutukluluk sürelerinin ceza infazına dönüştüğünü ve zulüm altında olduklarını belirten meslektaşlarımızın açıklamalarını, yüksek yargının kimi kararları dikkate alındığında yok sayma olasılığı giderek azalmaktadır. Benzer suçlardan tutuksuz yargılanmakta olan meslektaşlarımızın sayısı ise 17' dir. 5 gazeteciye birer yılı aşkın hapis cezası verilmiş, ancak haklarındaki kararların açıklanması geri bırakıldığı için yeni bir suç işleyene kadar serbest kalmışlardır. Bu uygulama, denetimli ifade özgürlüğü sürecini başlatmış, meslektaşlarımızın 'ben suçlu değilim' deme hakkını da ellerinden almıştır. Türk Ceza Yasası'nın çeşitli maddelerinden açılmış 700 davada meslektaşlarımız, hapis ve tazminat tehdidi altında yargılanmaktadır. Özetle aktardığımız bu bilgiler, ülkemizde halkın bilgilenme hakkını kullanabilmesinin önündeki engelleri de somut bir biçimde yansıtmaktadır. Özgür toplumdan söz edebilmenin ancak özgür gazetecilerin varlığı ile mümkün olacağı gerçeği karşısında, yetkilileri buradan bir kez daha uyarma zorunda kaldığımızı da bilgilerinize sunuyoruz. Basın Özgürlüğü Ödülü'nün 2010 yılında da veriliyor olmasının Türkiye'deki ifade özgürlüğü anlayışının yanlışlığını ortaya koyduğunu, uluslararası verileri de anımsatarak yineliyor, ödül alan meslektaşlarımızı içtenlikle kutluyoruz."

Orhan Erinç, Türkiye'nin özgür gazetecilerin görev yaptığı bir ülke olması beklentisinde olduklarının da altını çizdi.

Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Ergin'e "Meslek hayatı boyunca olduğu gibi son 1 yıl içinde basın özgürlüğünün korunması konusundaki çalışmalara katkıları nedeniyle" Kişi dalında "2010 Basın Özgürlüğü Ödülü"nü TGC başkanı Orhan Erinç verdi.

"Hapis cezası tehdidi altında olan ve ceza evinde bulunan gazeteciler adına'' Express dergisinden İrfan Aktan’a ödülü TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, Radikal gazetesinden İsmail Saymaz’a TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş tarafından verildi. Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde bulunan Azadiye Welat gazetesi eski sorumlu yazı işleri müdürü Vedat Kurşun'un ödülünü babası Şükrü Kurşun Radikal gazetesi yazarlarından 2010 Basın Özgürlüğü Ödülü Büyük Seçici Kurul Başkanı Altan Öymen’den aldı.

"Kurum" dalında ise Bağımsız İletişim Ağı (Bİ-ANET), "Türkiye'de alternatif ve hak odaklı gazetecilik alanında yapmış olduğu çalışmalarla demokrasinin gelişimi, bilgi edinme hakkı ve yurttaşlık bilincinin yerleşmesi konusundaki emekleri için" ödül aldı.

Bianet adına yazarlarından Erol Önderoğlu’ na ödülünü TGC Başkan Yardımcısı Vahap Munyar verdi.

Geleneksel Gazeteciler Günü Töreni’ne katkıları nedeniyle Türk Telekom ve Ergo Türkiye de TGC Başkan Yardımcısı Vahap Munyar tarafından birer teşekkür plaketi sunuldu.

Törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, TBMM Başkan Vekili Güldal Mumcu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Devlet Bakanı Nafiz Özak, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Tanıl Küçük, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen Geleneksel Gazeteciler Günü nedeniyle kutlama mesajı gönderdi.

“Sansürden Yasağa” sergisi: Dolmabahçe Sarayı’na gelen konuklar "Sansürden Yasağa 1" başlıklı sergiyi izleyerek tören alanına geçtiler. Basına yasakların ağırlıklı olarak gündeme geldiği, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası dönemlerden ilki olan 1960'daki uygulamalardan oluşan sergide, TGC Başkanı Orhan Erinç’in kişisel arşivinde ve Basın Müzesi'nde yer alan dokümanlardan, mahkemeler tarafından verilen yasaklama kararları, Tahkikat Encümeni ile Sıkıyönetim Komutanlıklarınca verilen karar örnekleri ile bunların basına yansıyış biçimleri panolarla yansıtıldı. Sergi ilk olarak 2008 Geleneksel Gazeteciler Günü töreninde izlenime sunulmuştu.

“Gazetecilere özgürlük” kampanyası: "Özgür gazetecilik varsa, özgür toplum vardır" sloganıyla Gazetecilere Özgürlük Kampanyası başlatan G–9 Platformu’nun hazırladığı çağrı metni 2010 Basın Özgürlüğü ödülleri töreninde imzaya açıldı. Törene gelen gazeteciler "Gazetecilere özgürlük" kokartlarını takarak, metne imza attılar. Metinde, cezaevinde olan ve hapis tehdidiyle karşı karşıya olan gazetecilere dikkat çekilerek, "Türkiye’nin demokratik dünyadan kopmasına yol açabilecek bu tehlikeli gidişattan kurtulabilmek için hükümeti ve parlamentoyu ilgili yasalarda köklü değişiklikler yapmak üzere derhal harekete geçmeye çağırıyoruz. Özgür gazetecilik varsa, özgür toplum vardır" ifadelerine yer verildi.

Lionslar’ dan TGC’ ye ziyareti: Lionslar, Geleneksel Gazeteciler Günü nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret etti. TGC Başkanı Orhan Erinç ile Genel Sekreter Sibel Güneş bu yıl verilen Basın Özgürlüğü ödülleri hakkında ziyaretçileri bilgilendirdi.

LİONS Kulüpleri 118 Yönetim Çevresi Federasyonu bu yıl da 24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler gününü unutmadı. Lionslar, Şeyhül Muharririn Burhan Felek’in başkan olduğu dönemden beri, her yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyetini ziyaret ediyorlar. TGC’ye gelen heyette, 118-E Yönetim Çevresi Genel Yönetmeni Gökhan Berker, Piyerloti Lions Kulübü adına Çiğdem Benlioğlu, Cağaloğlu İki Lions Kulübü adına Nuriser Aktolga, Büyükçekmece Lions Kulübü adına 118-E Basın ve Halkla İlişkiler Komitesi Başkanı Mehmet Öztaş, Büyükçekmece Leo Çilek Öztaş yer aldı.
(24 Temmuz 2010)

Haber önündeki engelleri kaldıran çözüm kılavuzu: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD)’ nin halkla ilişkiler ve medya sektörünün ortak iş süreçlerinin iyileştirmesine yönelik hazırladıkları deklarasyon, TOBB Plaza’da törenle imzaya açıldı. Halkla ilişkiler profesyonelleri ve gazeteciler arasında haber oluşum sürecinde karşılaşılması muhtemel zorlukların engellenmesi ve karşılıklı ilişki süreçlerinin iyileştirilmesi amacı taşıyan Deklarasyonu, TGC Başkanı Orhan Erinç ve TÜHİD Başkanı Fügen Toksü, medya ve iletişim sektörü temsilcileri huzurunda imzaladılar.

Çözüm üretmek görevimiz İmza töreninde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, Cemiyetin kurulduğu 1946 yılından bu yana yalnız mesleki dayanışmayı değil, halkın haber alma hakkını olumsuz etkileyen tüm etik sorunlarla ilgilenmeyi ve çözüm üretmeyi bir görev olarak gördüğünün altını çizdi. "3 bin 500 üyesiyle çalışmalarını sürdürürken hayatın ve doğal olarak haberin hızından kaynaklanan sorunları da gündemimizde tutmayı önemsiyoruz" diyen Orhan Erinç, geçmişte gazeteciyle haber arasında haber kaynağından başka bir kişi yokken artık yüzlerce halkla ilişkiler firması, binlerce halkla ilişkiler uzmanın var olduğunu söyledi. Artık haberden söz ederken, haberci, haber kaynağı ve halkla ilişkiler uzmanı üçgeninden söz edildiğini belirten Erinç, şunları ifade etti: "Bu ilişkinin iyi yönetilmesi tarafların birbirinin meslek ilkelerine özen göstermesiyle sağlanabiliyor. Gazetecilik mesleği ile halkla ilişkiler mesleğinin profesyonelleri aslında ortak bir amaç için çalışıyor. Halkın doğru bilgilendirilmesine hizmet etme amacını gerçekleştirirken olumlu bir işbirliği sürdürüldüğü gibi, zaman zaman sorunlar da yaşanıyor. Bu konudaki sorunlar genellikle karşılıklı olarak mesleki sınırların ihlal edilmesinden kaynaklanıyor. Halkla ilişkiler profesyonelinin gazetecinin mesleki alanına girmesi, haberciye, habere müdahale etme girişimi doğal olarak bir tepkiye yol açıyor. Aynı şekilde de gazetecinin halkla ilişkiler profesyonelinden haber dışında beklentileri olması da başka etik sorunları beraberinde getiriyor. TGC olarak gazetecilik meslek örgütleriyle ortak hazırladığımız Türkiye Gazetecilik ve Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde olduğu gibi yol haritası belirleme misyonumuzu sürdürüyoruz. Bu amaçla TÜHİD’ le imzalayacağımız deklarasyonun yaşanan sorunların önlenmesinde bir kılavuz olmasını diliyorum."

TÜHİD Başkanı Fügen Toksü ise imzalanan deklarasyonun, medya ve iletişim sektöründe uzun dönemdir tartışılan sorunlara önemli katkıda bulunacağını ve bu işbirliği nedeniyle TGC’ye teşekkür ettiklerini ifade etti. Diğer medya ve iletişim örgütlerinin de katılımıyla deklarasyonun uzmanlıklar nezdinde de ayrıca yaygınlaşacağını söyleyen Toksü, deklarasyon içeriğine iyi niyet ve hoşgörü unsurlarını da eklediklerinde artık sorun yaşanmaması gerektiği inancını taşıdıklarını vurguladı. Deklarasyon toplantısına katılan, Medya ve İletişim yan örgütleri Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD), İletişim Danışmanlığı fiirketleri Derneği (İDA), İnternet Medyası Derneği (İMD), Bilişim Muhabirleri Derneği (BMD), Magazin Gazetecileri Derneği (MGD), Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği (RTGD), Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği (ESAM), Türkiye Spor Yazarları ve Spor Kulübü Derneği (TSYD) Başkanları, Deklarasyonu kendi örgütlerinin de kabul ettiğini ve desteklediklerini belirterek altına imza koydular.

Deklarasyon, www.tuhid.org sitesinde de medya ve iletişim profesyonelleri ve iş dünyası için imzaya açıldı.
(27 Temmuz 2010)

Beşikçi ve Şimşek davası 12 Kasım'a kaldı: Sosyolog İsmail Beşikçi ve hukukçu Zeycan Balcı Şimşek'in "PKK örgütü propagandası yapmak" iddiasıyla yargılandıkları davanın duruşma salonu destek için gelenlere yetmedi.

İstanbul Beşiktaş'taki adliye önünde Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi üyelerinin açtığı "İsmail Beşikçi vicdanımızdır, vicdanımızın susturulmasına izin vermeyeceğiz" pankartına Beşikçi ve Şimşek destekçisi iki bini aşkın imzadan sadece 250 kadarı sığabilmişti. Beşikçi ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi'nin yayın organı "Çağımızda Hukuk ve Toplum" dergisinin sorumlu müdürü Şimşek, ilk kez hakim karşısındaydı. İki kişiyi aralarında Levent Kanat ve Kemal Aytaç'ın da bulunduğu 20'yi aşkın avukat temsil etti. Yargılama 12 Kasım'a bırakıldı.

Tutuksuz sanıklara destek verenler arasında yayıncı Ragıp Zarakolu, Muzaffer Erdoğdu, Aydın Doğan ve Ahmet Önal, yazar Ümit Fırat ve Temel Demirer, Dr. Kemal Parlak, Yaşam Radyo yönetim kurulu başkanı İbrahim Gürbüz, insan hakları savunucusu ve müzisyen Şanar Yurdatapan, çevirmen Atilla Tuygan, gazeteci Nevzat Onaran, şair Necmettin Salaz, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu sözcüsü Necati Abay da vardı. Sosyalist Parti, BEKSAV, 78'liler Girişimi ve 78'liler Federasyonu, ÇHD, Sorun Kolektifi ve Demokratik Haklar Federasyonu ve pek çok girişim destek sundu.
(28 Temmuz 2010)

İGC’ nin kuruluşunun 64’üncü yıldönümü: İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin (İGC) 64. kuruluş yıl dönümü Bergama Vapuru'nda düzenlenen kokteylle kutlandı.

Köklü bir geçmişe sahip olan İGC' nin nice 64 yıllarda var olacağını belirten İGC Başkanı ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel, bunun kendilerine gurur verdiğini ve geleceğe umutlarını artırdığını söyledi.

Gecede 64. yıl için hazırlanan pastayı, İGC Yönetim Kurulu, protokol üyeleriyle birlikte kesti. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ise günün anısına Başkan Atilla Sertel'e bakanlık plaketini hediye etti. Bergama Vapuru'nda başlayan gece, yaklaşık 2 saatlik bir körfez turunun ardından tamamlandı.
(29 Temmuz 2010)

Rüşvet iddiasını aktaran Melih Aşık beraat etti: Milliyet gazetesi köşe yazarı Melih Aşık, 24 Temmuz 2008 tarihli köşesi için kaleme aldığı "Kırmızı telefon" başlıklı yazıda Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Uluduru' ya hakaret ettiği iddiasıyla yargılandı. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, yazarın beraatine karar verdi. Aşık, söz konusu yazının "Binali n'etti?" ara başlığı altında, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ı, Ali Uluduru'nun, "şirketine uçuş izni vermek" için kendisinden 800 bin dolar istediği yönünde Tarhan Towers Havayolu Genel Müdürü Ali Tarhan'ın yaptığı şikayete karşılık kayıtsız kalmakla eleştiriyordu.
(30 Temmuz 2010)

Başa Dön