Geri Dön

Kasım 2006 Raporu

Basında diğer olaylar

Gazeteci Sevin Zorlu yaşamını yitirdi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi gazeteci Sevin Zorlu yaşamını yitirdi. Eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun kızı olan Sevin Zorlu’nun cenazesi, Teşvikiye Camii’nde kılınan namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Zorlu, gazeteciliğe 1957 yılında Zafer gazetesinde çevirmen olarak başladı. Son Havadis gazetesinde de çalışan Zorlu’nun, “Babamın Mektupları” ve “Kalamaris ile Karasakallar” isimli kitapları yayınlandı. Fransızca, İtalyanca, İspanyolca ve İngilizce bilen Sevin Zorlu, Sürekli Basın Kartı sahibiydi. (1 Kasım 2006)

Gerçek gazetesi yayınına ara verdi:
Bandırma’da 11 Ocak 1975 tarihinden bu yana günlük yayınlanan Gerçek gazetesi makinelerini susturdu. Nihat Özbek’in imtiyaz sahibi, Önder Balıkçı’nın sorumlu yazı işleri müdürü olduğu gazete yayınına ara verdi. Gazetenin kurucusu ve imtiyaz sahibi Nihat Özbek, Gerçek’in yayınına ara vermesi ile ilgili olarak; “11 Ocak 1975 tarihinden beri, Bandırma ve yöresinde, ‘Hak ve Halk İçin’ sloganıyla kamu hizmeti verme çabasında olduk. Yayın yaşamımız boyunca, meslek ilkelerinden ve gazetecilik ahlakından ödün vermedik. Ancak, içinde bulunduğumuz ekonomik koşulların elverişsizliği başta olmak üzere sağlık durumumun bozulması nedenleriyle gazetenin yayınına ara vermek zorunda kaldık. Bunun acısını yüreğimde duyuyorum” dedi. (2 Kasım 2006)

Oktay Kurtböke anıldı:
Cumhuriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmenlerinden, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) eski genel başkanlarından Oktay Kurtböke ölümünün 7. yıldönümünde Zincirlikuyu Mezarlığı’nda düzenlenen törenle anıldı. Cumhuriyet gazetesinde 1967 yılında çalışmaya başlayan Kurtböke, 1972 yılından 1981 yılına kadar genel yayın müdürlüğü görevinde bulundu. (2 Kasım 2006)

Gazeteciler trafik kazası geçirdi:
Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in İslahiye programını izleyen basın mensupları trafik kazası geçirdi. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti’nde (GGC) yaptığı basın toplantısından sonra, ziyaret ve açılışlara katılmak üzere İslahiye’ye hareket etti. Basın mensuplarını taşıyan Mustafa Özuslu yönetimindeki minibüs, İslahiye ilçesine bağlı Fevzipaşa çıkışında, yağmur nedeniyle kayarak şarampole yuvarlandı. Minibüste hasar meydana gelirken, kazada ölen ya da yaralanan olmadı. (4 Kasım 2006)

Erinç;
“İşçi haklarının tanınmasında öncüydü”: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Bülent Ecevit’in ölümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Erinç açıklamasında şunları söyledi: “Kıdemli meslektaşımız, Cumhuriyet tarihimizin seçkin devlet, kültür ve sanat adamı sayın Bülent Ecevit’i yitirmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Türkiye’nin son dönemdeki en uzun soluklu siyaset ve devlet adamı olma özelliğine de sahip olan Ecevit, arkasında doldurulması zor bir boşluk bırakarak aramızdan ayrılmıştır. Başarılarının unutulmayacakları arasında, işçilerin çalışma ve örgütlenme haklarının tanınmasında öncülük etmesi, Kıbrıs Barış Harekâtı, Laik Cumhuriyeti her koşulda savunmuş olması ve dürüstlüğü öncelikli olarak yer almaktadır. Kendisini saygı ve sevgiyle anıyor, eşine, siyaset dünyamıza, meslektaşlarımızla sevenlerine başsağlığı diliyoruz.” (7 Kasım 2006)

İstanbul Uluslararası Bağımsız Medya Forumu sona erdi:
İstanbul Uluslararası Bağımsız Medya Forumu, 4 Kasım 2006 Cumartesi günü Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu’nda yapıldı. Açılış konuşmalarını IPS İletişim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Nadire Mater ve Inter Press Service Avrupa Bölge Yöneticisi Ramesh Jaura’nın yaptığı Foruma, İstanbul’a gelmesi beklenen ancak rahatsızlığı nedeniyle gelemeyen Le Monde Diplomatique Genel Yayın Yönetmeni Ignacio Ramonet de bir video mesajıyla katıldı. IPS İletişim Vakfınca yürütülen Medya Özgürlüğü ve Bağımsız Gazetecilik İzleme ve Haber Ağı (BİA2) projesi kapsamında konulara “hak haberciliği” açısından yaklaşan gazetecileri desteklemek, “hak haberciliği” kavramını yaygınlaştırmak ve güçlendirmek amacıyla gerçekleştirilen Hak Haberciliği Ödülleri de aynı gün düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Yerel Medya dalında ödüle değer görülen Yüksekova Haber gazetesi kurucusu ve haberci Necip Çapraz, ödülünü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç’ten aldı. İki gün süren Foruma, yaygın ve yerel basından gazeteciler, üniversite öğretim üyeleri ile uluslararası kuruluşlardan konuklar katıldı. (8 Kasım 2006)

Şeyhülmuharririn Burhan Felek anıldı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) başkanlarından Şeyhülmuharririn Burhan Felek, 24’üncü ölüm yılında Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı. Anma törenine TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto, Burhan Felek’in yeğeni Okşan Atasoy, yakınları ve arkadaşları katıldı. (7 Kasım 2006)

Gazeteci Ayaroğlu yaşamını yitirdi:
Hürriyet gazetesi Hannover Büro Şefi Halit Ayaroğlu, tedavi görmekte olduğu hastanede yaşamını yitirdi. Hürriyet gazetesinin 10 yıldır Hannover temsilciliğini yapan 57 yaşındaki Ayaroğlu, daha önce Anadolu Ajansı ve Milliyet gazetesinde de görev yaptı. 1971 yılında Hannover’e giden Ayaroğlu, “Hannover Postası” ve “Nordpost” isimli gazeteleri çıkardı. (9 Kasım 2006)

Gazeteci Ünsal Dalgın vefat etti:
Gazeteci Ünsal Dalgın bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Dalgın, Akşam gazetesinin Eskişehir temsilciliğini yapan ve yerel olarak yayınlanan Anadolu gazetesinde çalışıyordu ve Sarı Basın Kartı sahibiydi. (9 Kasım 2006)

TGC’den basın açıklaması:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Bülent Ecevit’in cenaze töreniyle ilgili yayın sınırlaması konusunda yazılı bir açıklama yaptı. Yönetim Kurulu toplantısındaki görüşmeler sonunda varılan sonucu yansıtan açıklamada şöyle denildi: “Sayın Bülent Ecevit’in toprağa verilmesiyle ilgili devlet töreninin duyurulup iletilmesinde uygulanan sınırlama, hem son anda ve tek yanlı olarak gündeme getirilmesi hem de uygulanış biçimiyle halkın bilgi edinme hakkını kullanmasını engellemiştir. Yayının, siyasal iktidarın yönetimlerini belirlediği yayın organları tarafından gerçekleştirilmiş olması da Yönetim Kurulumuzca dikkate değer bulunmuştur. Sınırlama yönteminin kimi organizasyonlarda başka ülkelerde de uygulanmasına karşın devlet tekeline dönüştürülmesinden kaçınıldığı da bilinen bir gerçektir.” (16 Kasım 2006)

TGC Başkanı Erinç;
“Babacan’ı yadırgadık”: Düşünce özgürlüğü için mücadele veren kuruluşlar, Devlet Bakanı ve Baş Müzakereci Ali Babacan’ın, İsveç’teki temasları sırasında Türk Ceza Yasası’nın Türklüğe hakareti de düzenleyen 301. maddesinde değişiklik yapılması için daha fazla destek istemesini yadırgadılar. Babacan’ın açıklamasını politik bir yaklaşım olarak yorumlayan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, yasa yürürlüğe girmeden verdikleri desteği hatırlatarak, “Babacan’ın bu isteği daha önce herhangi bir istek olmadan karşılanmış ama AKP tarafından benimsenmemişti” dedi. 301 değişikliğinin AB’nin istekleri arasında yer almasıyla yeniden destek istenmesini yadırgadıklarını da belirten Erinç, yasada ciddi bir değişiklik olabilmesi için öncelikle oyçokluğuna sahip olan iktidar partisi içinde görüş birliğine varılması gerektiğini de söyledi. AKP’nin Ecevit Hükümeti’nin tasarısını kadük olmuşken benimseyerek alt komisyonda kendi siyasal yaklaşımına uygun bir biçime sokarak yeniden tasarılaştırdığını anımsatan Erinç, 301 çıkmadan önce biri Türk Ceza Hukuku Derneği ile olmak üzere birçok girişimde bulunduklarını ancak bunların dikkate alınmadığını ifade etti. (18 Kasım 2006)

Yerel TV’ler birlik kuruyor:
Yerel televizyonları bir araya getirmeyi amaçlayan Türkiye Televizyonlar Birliği kuruluş çalışmalarını tamamladı. Birliğin ilk toplantısı, Türkiye Spor Yazarları Derneği’nde yapıldı. Şu ana kadar 13 yerel televizyon kuruluşunun üye olduğu Birliğin, çeşitli illerde yayın yapan yerel televizyonları bir araya getirmeyi amaçladığı belirtildi. (20 Kasım 2006)

TGC ve KAS’ın birlikte düzenlediği 6. Yerel Basın Semineri Değerlendirme Toplantısı İstanbul’da yapıldı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği yerel basın seminerlerinin yıl sonu değerlendirme toplantılarının altıncısı, İstanbul’da Taksim, Elite Otel’de yapıldı. İki gün süren toplantıya gazeteci cemiyet başkanlarıyla yöneticileri katıldı. Değerlendirme toplantısının açılış konuşmalarını TGC Başkanı Orhan Erinç ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Salih Melek yaptı. Konuşmasına yerel gazetecilerin sayısının artmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan TGC Başkanı Orhan Erinç şunları söyledi: “Basın İlan Kurumu kurallarına uygun yayın yapan yerel gazetelerin sayısında geçen yıla göre artış var. bu kurallara uyan 1160 yerel gazete yayınlanıyor Türkiye’de. Yerel yayım yapan televizyon sayısı 214, radyo sayısı da 960. bu rakamlar bir açıdan yerel medyanın gücünü gösteriyor. Ancak ekonomik yetersizlik yerel medyanın önünde en büyük engel. Satışla gazete yayımımı sürdürmek imkansız. Gazetelere ilan ve reklam desteği gerekli. O da çeşitli nedenlerle sağlanamıyor. Gazetelerin önündeki hukuksal engeller de sürüyor. Türk Ceza Yasası, Basın Yasası’yla getirilen hakları geri alıyor. Gazetelerin ve gazetecilerin TCY’nin maddelerinin uygulanmasıyla ilgili sıkıntıları var. TC’nin 301. maddesinden gazeteciler ve yazarlar hakkında bir yılda 65 dava açıldı.” Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Salih Melek de konuşmasında şunları söyledi: “Genel Müdürlüğümüz sorumluluk bilinciyle görev yapıyor. Kamuoyunun aydınlatılması, yurtdışında ülkemizin tanıtılması ve medya mensuplarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi koşullarının iyileştirilmesi konusunda çalışmalar yapıyoruz. Çağımız iletişim çağı. Gazetecilere yönelik seminerler düzenliyoruz. Bu seminerlerde röportaj, haber, fotoğraf ve sayfa düzeni gibi mesleki konuların yanı sıra yasalar da işleniyor, yerel gazetecilerin sorunları ve çözüm önerileri dinleniyor. Yerel medyanın ekonomik sıkıntısının yanı sıra teknoloji açısından da sıkıntıları var, yetişmiş eleman sıkıntısı, habere ulaşma sıkıntısı var. genel Müdürlüğümüz yerel medyanın haber konusundaki sıkıntıların azaltabilmek için Anka Ajansı’nın haberlerinden ücretsiz yararlanma imkanı sağlıyor.” Açılış konuşmalarının ardından TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto’nun yönettiği oturumda Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Erten Cillov ve TGC Hukuk Danışmanı Av. Fikret İlkiz konuştu. Güreli, Medyada Bir Yıllık Ufuk Turu başlıklı konuşmasında şu görüşlerini dile getirdi: “Yerel medyanın yıllar öncesinden gelen sorunları var. bu sorunların başında elbette ekonomik sorunlar geliyor. Yetişmiş eleman sıkıntısı, habere ulaşma sıkıntısı, yerel yöneticilerin duyarsızlığı, yaygın basının yerel ekler çıkarması, yerel işadamlarının gazetelere karşı duyarsızlığı sorunlardan en önemlileri. Bunlara bağlı olarak yerel gazetelerin ilan ve reklam gelirleri çok az. Ama ödemesi gereken SSK primleri ve vergileri çok fazla. İhale Yasası da yerel gazetelerin önündeki bir başka engel. Bir de gazeteciliği şantaj aracı olarak görenler var. yerel gazetecilerin önündeki bir başka engel de yerel yöneticiler. Yerel gazetecilerin başı belediyelerle dertte. Yerel gazetecilerin bir başka sorunu da örgütlenme sorunudur.” Güreli’nin konuşmasının ardından BİK Genel Müdürü Ertan Cillov, kurumun yapısını, ilan dağıtımı konusunu ve ileriye dönük olarak çalışmalarını anlattı. TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz ise basın ve hukuk konusunu işledi. (21 Kasım 2006)

“İfade ve haber alma özgürlüğü korunmalı”:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Konrad Adenauer Vakfı ile gerçekleştirdiği Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nin 2006 yılı Değerlendirme Toplantısı 20-21 Kasım 2006 günlerinde İstanbul’da Elite Otel’de gerçekleştirildi. Toplantıya katılan Cemiyet başkanları, görüşmeler sonrasında benimsenen görüşleri bir bildirge ile kamuoyuna açıkladılar. Bildirgede şu görüşlere yer verildi: “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde kabul edildiği gibi, herkes bilgiye ve habere ulaşma, haber alma, elde ettiği bilgi ve haberi yorumlama, tek başına veya toplu olarak özgürce düşüncelerini açıklama, yayma, ifade etme ve eleştiri hakkına sahiptir. Bu nedenle gazeteciler; ifade özgürlüğü laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin ve demokrasinin korunması, Türkiye’de demokratik toplum düzeninin sağlanması açısından görevlerini yerine getirirken hiçbir engelleme, baskı, şiddet, tehdit, kötü davranış ve herhangi bir yasal, idari veya benzeri sınırlandırmanın hedefi olmamalıdır. İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve özellikle ifade ve haber alma özgürlüğü korunmalıdır. Medyanın bağımsızlığının korunması ve siyasal makamlarca müdahale edilmemesi esastır. Gazetecilerin sansür ve oto sansürle mücadelesi desteklenmeli; yürütme organları kamu görevlileri ve yasama organı, halkın bilgi edinme hakkı olan ‘basın özgürlüğü’ ve ‘ifade özgürlüğü’nü insan temel hak ve özgürlüklerin omurgası olarak kabul etmelidir. Aksi takdirde sansür ve her türlü sınırlandırmanın sürekli arttığı, gazetecilerin yargılandığı veya hapse girdiği, ceza tehdidi altında görev yaptığı bir ülke konumundan çıkamayacağımızı yeniden anımsatırız. Gazetecilerin her an mahkeme önünde yargılanmasına neden olabilecek yeni Türk Ceza Kanunu’ndaki ifade özgürlüğüne aykırı tüm düzenlemelerin uygulamalarda dikkate alınarak gözden geçirilmesinin ve değiştirilmesinin zorunlu olduğunu, son günlerde Türk Ceza Kanunu’nun 301 maddesi hakkında yapılan tartışmalar göstermiştir. Yaşam mücadelesi veren yerel medyada basın kuruluşları özelikle malî yapıları bakımından güçlendirilmelidir. Tekelleşme ve yabancı sermaye, demokrasi, özgürlükler ve ulusal çıkarlar açısından büyük bir tehdittir. Tekelleşmenin önlenmesi ve yabancı sermayenin sınırlandırılması için gecikmeksizin yasal ve idarî düzenlenmeler yapılmalıdır. Gazetecilik mesleğinin kişisel çıkarlar için kullanılması, özellikle seçim dönemlerinde ortaya çıkan ve sadece ilân gelirleri elde etmeyi amaçlayan naylon gazeteler yayınlanmasının önlenmesi için gerekli duyarlılık gösterilmelidir. Gazeteciler, 212 sayılı yasayla değişik 5953 sayılı Basın İş Yasası hükümlerine uygun olarak çalıştırılmalı ve yasal iş güvenceleri ile tüm hakları sağlanmalıdır. Yerel medya için resmî ilân dağıtımının hak ve adalete uygun biçimde yapılmasının önemi geçtiğimiz yıllara oranla daha da artmıştır. 195 sayılı kanun gereğince görev yapması beklenen İl Basın Kontrol Kurullarının hassas ve tarafsız incelemeler yapması beklenmektedir. 195 sayılı Kanununun yerel yöneticiler tarafından uygulanması sırasında; gazeteler ve gazeteciler üzerinde ilân gelirleri vasıtasıyla baskı kurmaya veya görev yapmalarını engellemeye yönelik uygulamalar önlenmelidir. Aksi takdirde; yerel gazeteciler yerel yöneticileri eleştirmekten kaçınacak ya da nitelik olarak ‘aleyhe haber’ yapmaktan çekinecekleri bir ortama sürükleneceklerdir. İstenmeyen bu tür sonuçlar gazetecilik mesleği ve basın özgürlüğü ile de bağdaşmaz. Gazetecilerin içinde bulunduğu koşullar dikkate alınarak yerel medyada; Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin benimsenmesi, uygulanması ve yaşama geçirilmesinin sağlanması birinci görev olarak kabul edilmiştir.” Bildirgede imzası bulunan Cemiyetlerinin isimleri şöyle: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Ağrı Gazeteciler Cemiyeti, Akdeniz Aktif Gazeteciler Cemiyeti, Antalya Gazeteciler Cemiyeti, Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti, Beyşehir Gazeteciler Cemiyeti, (Bolu) Köroğlu Gazeteciler Cemiyeti, Burdur Gazeteciler Cemiyeti, Çanakkale Gazeteciler Cemiyeti, Çankırı Gazeteciler Cemiyeti, Çorum Gazeteciler Cemiyeti, (Diyarbakır) Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, Düzce Gazeteciler Cemiyeti, Elazığ Gazeteciler Cemiyeti, (Şanlıurfa) GAP Gazeteciler Cemiyeti, Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti, İskenderun Gazeteciler Cemiyeti, Karabük Gazeteciler Cemiyeti. (23 Kasım 2006)

TGC ve TCHD, 301’inci maddeyle ilgili görüşlerini açıkladı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç ile Türk Ceza Hukuku Derneği (TCHD) Başkanı Prof. Dr. Duygun Yarsuvat, TCK’nın 301. maddesinin değişikliği konusunda ortak bir basın açıklaması yaptı. TGC Lokali’nde gerçekleştirilen basın toplantısında sunulan değişiklik önerisi ve gerekçe şöyle: “‘Madde 301:Türk milletine ve anayasal organlara hakaret; 1.Türk milletine, Cumhuriyete, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, hükümete, devletin yargı organlarına yahut askeri veya emniyet kuvvetlerine, bunların saygınlığını tehlikeye düşürecek şekilde alenen hakaret eden kişi altı aydan iki seneye kadar hapis veya 180 günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır. 2. Birinci fıkrada sayılan organlara veya kurumlara hakaret kastı bulunmaksızın, eleştirmek amacıyla veya bilim ve sanat özgürlüğü sınırları içinde yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. 3. Birinci fıkrada belirtilen suçun: a) Türk milletine veya Cumhuriyete yönelik olarak işlenmesi halinde soruşturma resen, b) Belirtilen diğer organ veya kurumlara karşı işlenmesi halinde soruşturma ancak bu organ veya kurumların verecekleri izin ile yapılır.’ Yanlış anlamalara ve tereddütlere neden olan ‘Türklük’ kavramı, mukayeseli hukukta da benimsendiği üzere, anayasanın 66. maddesi anlamında vatandaşlık bağını ifade edecek şekilde ‘Türk milleti’ ifadesi tercih edilmiştir. Maddenin mevcut halinde korunan varlıklar arasında farklılık gözetilerek iki fıkra halinde düzenlenmesi ve suçun iki farklı fıkraya göre farklı mahkemelerin görev alanına girmesi şeklindeki düzenlemede yarar bulunmaması sebebiyle anılan varlıklar tek bir fıkrada belirtilmiş ve yeknesaklık sağlanmıştır. Toplumun ortak saygı duygusuna sahip varlıklar arasında bir ayrıma gidilmesine, birinin diğerine üstün tutulmasına gerek yoktur. Maddenin mevcut halinde maddi unsur bakımından kullanılan ‘aşağılama’ yerine, tahkiri ifade eden ‘hakaret’ sözcüğüne yer verilmiştir. Aşağılamak, değerinden düşük göstermek, küçültücü davranışlarda bulunmak, hor görmek anlamına gelmektedir. Belirtilen bu hususlar, daha sübjektif, kişisel algılamalara göre değişebilen, daha kolay gerçekleşen halleri ifade etmekle suçun oluşması daha kolay olabilmektedir. Buna karşılık onur kırma, saygınlığı zedeleme anlamına gelen hakaret, sınırları daha belirgin, daha objektif bir kavramı ifade ettiği gibi, aşağılamayı da içermektedir. Ayrıca hakaret kavramı, hukukumuzda yerleşik ve teknik hukuk bakımından daha belirgin bir ifadedir. Nitekim 301. maddenin 765 sayılı TCK’deki düzenleme biçiminde de tahkir ifadesi yer almaktaydı. Ayrıca Fransız Basın Kanunu’nun 30. maddesinde de hakaret kavramı geçmektedir. Maddeye, hakaretin anılan varlıkların saygınlığını tehlikeye düşürecek şekilde yapılması hususu eklenmiştir. Esasen hakaret teriminin içerisinde saygınlığı zedeleme mevcuttur. Bununla birlikte bu zedelemenin belirli bir düzeye ulaşması gerekliliğini ifade etmek bakımından bu ifade konulmuştur. Böylece belirtilen varlıkların saygınlığını tehlikeye düşürmeye elverişli ve buna yönelik olmayan bir takım ifade ve değerlendirmeler suçun kapsamı dışında kalacak ve ifade özgürlüğü genişleyecektir. Bu şekilde suç, açık bir biçimde somut tehlike suçu olmaktadır. Bu belirleme manevi unsuru da etkileyecek ve failde anılan varlıkların saygınlığını zedeleme, tehlikeye düşürme kastı da aranacaktır. Yaptırım sistemi de değiştirilerek seçenek bir ceza sistemi getirilmiştir. Buna göre, suçun konusunun önemi ile fiilin işleniş biçim ve özelliklerine, ağırlığına göre hakim, hapis veya adli para cezası verebilecektir. Sadece para cezası verilmesi söz konusu olduğunda adli para cezasının üst sınırı belirtilmediğinden TCK’nin 52. maddesi uyarınca bu para cezası 730 günden fazla olmayacaktır. TCK’nin 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, seçenek cezalardan hapis cezasına hükmolunduğundan artık bu ceza adli para cezasına çevrilmeyecektir. Bu sebeple hapis cezasının üst sınırı, ertelemeye imkan verecek şekilde iki yıl olarak belirlenmiştir. Bu tür bir ceza sistemi, hassasiyetin fazla olduğu madde ile ilgili yargılamalarda hakimi ve sistemi rahatlatacaktır. Ayrıca, hükmedilecek para cezasının ödenmemesi halinde hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilme imkanı karşısında bu ihtimal gözetilerek, seçenek cezalar arasında bir denge oluşturacak şekilde miktarlar belirlenmiştir. Mevcut maddenin 4. fıkrasında yer alan cezasızlık sebebi esasen gereksizdir ve kaldırılması gerekir. Gerçekten, anayasamızda yer alan ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı, gene AİHS’nin 10. maddesi karşısında, eleştiri zaten genel bir hukuka uygunluk sebebidir ve TCK’nin 26. maddesi de hakkın kullanılmasını açıkça hukuka uygunluk sebebi saymaktadır. Bu nedenlerle böyle bir düzenlemeye esasen gerek yoktur. Bununla birlikte, hatalı da olsa eleştirinin hukuka uygunluk sebebi olduğu hususunu güçlendirmek ve açıkça altını çizmek amacıyla yapılmış olan bu düzenlemenin kaldırılması, aksi yönde bir düşünce oluşmasına ve tereddütlere yol açabileceğinden pratik sebeplerle fıkranın muhafazası gerekmiştir. Ancak bu fıkranın da içeriği, yapısına daha uygun ve eski 159. maddedeki haline benzer bir biçimde değiştirilmiştir. Ayrıca, bir takım bilim adamlarının ve sanatçıların eylemlerinin de açıkça hukuka uygunluk sebebi oluşturduğu hususunu belirtecek şekilde bilim ve sanat özgürlüğü de hukuka uygunluk sebebi olarak öngörülmüştür. Gene ‘cezayı gerektirmez’ ifadesi ‘suç oluşturmaz’ olarak değiştirilmiştir. Çünkü belirtilen hukuka uygunluk sebeplerinin varlığı halinde esasen fiil hukuka uygun olduğundan suç oluşmayacağından, ‘cezayı gerektirmez’ ifadesi doğru olmamaktadır. Nihayet, madde ile ilgili olarak sansasyonel ve ideolojik sebeplerle yapılan her türlü suç duyurusunun etkilerini ortadan kaldırmak ve korunan hukuki menfaatin gerçek anlamda ihlaline bağlı olarak soruşturma yapılabilmesine olanak sağlamak için Türk ulusu ve cumhuriyet dışında diğer organ ve kurumlara hakaret halinde soruşturma, ilgili organ veya kurumun iznine bağlı tutulmuştur. Böylece hem hakarete maruz kalan kurum veya organın bu husustaki değerlendirmesine üstünlük tanınmış olacak ve hem de gereksiz ve başka amaçlarla adli mekanizmanın boş yere harekete geçirilmesi ve meşgul edilmesi önlenmiş olacaktır.” Değişiklik önerisi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e de iletildi. TGC Lokali’nde düzenlenen toplantıya; TGC Başkan Yardımcısı Zafer Atay, TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto ve TGC Hukuk Danışmanı Av. Fikret İlkiz katıldı. (24 Kasım 2006)

Pazartesi Forumları başladı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Türk Ceza Hukuku Derneği ve İstanbul Barosu ile ortaklaşa düzenlediği Pazartesi Forumları başladı. Galatasaray Üniversitesi salonlarında 27 Kasım 2006 Pazartesi günü başlayan Forumu, Prof. Dr. Duygun Yarsuvat yönetti. Forumun ilk konuşmacısı Av. Fikret İlkiz “Savaş ve Hukuk” konusunu işledi. (28 Kasım 2006)
 
Basın Davaları
 
Gazeteci Perihan Mağden beraat etti: Gazeteci-yazar Perihan Mağden, Sancta Maria Kilisesi Rahibi Andres Santaro’nun öldürülmesi olayının sanığı “O.A. ile babasına hakaret ettiği” iddiasıyla yargılandığı dava ile “Pınar Selek kimdir?” başlıklı yazısında “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçunu işlediği gerekçesiyle yargılandığı davadan beraat etti. Sancta Maria Kilisesi Rahibi Andres Santaro’nun öldürülmesiyle ilgili duruşmada davayı karara bağlayan hakim, yazının bütün olarak incelendiğinde içeriğinin ağır eleştiri mahiyetinde olduğunu, yazının televizyon dizilerini eleştirdiğini belirterek, “hakaret suçunun unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle Perihan Mağden’in beraatına karar verdi. Mağden’in “Pınar Selek kimdir?” başlıklı yazısından dolayı yargılandığı duruşmada ise hakim, yazıda Türk hukuk sisteminin yavaş işleyişini ve Pınar Selek’in 8 yıl süren yargılama sürecini eleştirdiği ve bu eleştirilerin de düşünce özgürlüğü çerçevesinde kaldığını bildirdi. Hakim, “üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle Perihan Mağden’in beraatına karar verdi. Her iki dava da, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. (15 Kasım 2006)

“Kedi” karikatürü davası düştü:
Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, kendisini “kedi” şeklinde betimleyen karikatür nedeniyle Musa Kart ve Cumhuriyet gazetesi aleyhine açtığı manevi tazminat davasını, Yargıtay’ın bozma ilamı doğrultusunda reddetti. Başbakan Erdoğan’ın avukatı Muammer Cemaloğlu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamından sonra yapılan duruşmada, Musa Kart ile Cumhuriyet gazetesinin Başbakana 5 bin YTL manevi tazminat ödemesine ilişkin kararında direnmesini istedi. Kart ve Cumhuriyet gazetesinin avukatı Seçil Özdikmenli de Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasını ve davanın reddedilmesini talep etti. Yargıç, davanın, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamı doğrultusunda reddedildiğine karar verdi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, karikatürde Başbakan Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığına işaret ederek tazminat isteminin reddedilmesi gerektiğini belirtmişti. Daire, yerel mahkemenin kararını esastan bozmuştu. (18 Kasım 2006)
 
Basın Ödülleri
 
Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri sahiplerine verildi: Türk basınının önde gelen kalemlerinden ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) başkanlarından Şeyhülmuharririn Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 3 bin 321 üyesiyle hem Türkiye’nin en yaygın hem de meslek sorunlarına yaklaşımıyla en etkili meslek örgütlerinden biri olmayı sürdürüyor” dedi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenlenen törende 70 yaşını aşmış ve basında 50 yıldan fazla çalışmış 20 gazeteci ödül aldı. Törende ödül alan isimler şöyle: Metin Ergin, Leyla Umar, Erdoğan Olcayto, Vala Somalı, Nurhan Aydın, Ahmet Çitilci, Selami Turgut Genç, Aysel Okan, Mehmed Tarık Yaşa, Güngör Yerdeş, Demirtaş Ceyhun, Güngör Denizaşan, Yurdakul Fincancıoğlu, Yaşar Gökhan, Refik Sönmezsoy, Orhan Taşan, Kurtul Altuğ, Yurdagün Göker, Özkan Şahin ve Doğan Uluç. (6 Kasım 2006)

23. Aydın Doğan Karikatür Yarışması sonuçlandı:
23. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nda ödül alan sanatçılara, ödülleri, MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen törenle verildi. 1187 karikatüristin 3 bin 212 karikatürle başvurduğu yarışmada, Seçici Kurul 15 karikatürü ödüle değer bulurken, 159 tanesinin de sergilenmesine karar verdi. Ödüle değer bulunan sanatçıların isimleri şöyle: Birincilik Ödülü; Pawel Kuczynski (Polonya), İkincilik Ödülü; Mohammad amin Aghaey (İran), Üçüncülük Ödülü; Yuriy Kosobukin (Ukrayna). Yarışmada Başarı Ödülü alan sanatçıların isimleri ise şöyle: Gatto Alessandro (İtalya), Valentin Georgiev (Bulgaristan), Ludo Goderis (Belçika), Mihai Ignat (Romanya), Lubica Konkova (Slovakya), Mahmood Nazari (İran), Julian Pena Pai (Romanya), Wei Tiesheng (Çin), Dmytro Skazhenik (Ukrayna), Muhammet Şengöz (Türkiye), Şevket Yalaz (Türkiye). Düzenlenen gecede, birinciye 8 bin dolar, ikinciye 5 bin dolar, üçüncüye 3 bin 500 dolar, başarı ödülü kazananlara da 500’er dolar para ödülü ve plaket verildi. (11 Kasım 2006)

Sertel Ödülü, Prof. Tanilli ile Bilgi Yayınevi’ne verildi:
Türk Basın Tarihi’nin önemli isimlerinden Sabiha ve Zekeriya Sertel’in adını ve düşüncelerini yaşatmak amacıyla kurulan Sertel Gazetecilik Vakfı, 2006 Sertel Ödülü’nün kişi olarak Prof. Dr. Server Tanilli’ye, kurum olarak da Bilgi Yayınevi’ne verildiğini açıkladı. Prof. Dr. Server Tanilli ve Bilgi Yayınevi’nin bu ödüle, toplumumuzun karşılaştığı tehlikeler, Atatürk’ün temel ilkeleri; bağımsızlık, aydınlanma, ulusal birlik gibi konularda, Türk kamuoyunu aydınlatma ve bilgilendirme yönündeki hizmetlerinden ötürü değer görüldüğü belirtildi. Ödüller 4 Aralık 2006 tarihinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Cağaloğlu’ndaki binasında gerçekleştirilecek törenle sahiplerine verilecek. Sertel Ödülleri 1996 yılından bu yana geleneksel olarak her yıl veriliyor. (22 Kasım 2006)

Sedat Simavi Ödülleri’nin sahipleri belli oldu:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Sedat Simavi Ödülleri’ne değer görülen sanatçı, gazeteci ve bilim adamlarının isimleri açıklandı. 11 Aralık 1953 günü yaşamını yitiren TGC’nin kurucu başkanı Sedat Simavi adına verilen ve bu alandaki en saygın ödüllerden sayılan Sedat Simavi Ödülleri’nin bu yıl 30’uncusu gerçekleştiriliyor. Ödüller, 11 Aralık 2006 Pazartesi akşamı Kadir Has Üniversitesi Merkez Kampusu’nda düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek. Gecede ödül alacak isimler şöyle: Gazetecilik Ödülü; Ercan Akyol (Milliyet). Radyo Ödülü; Halit Kıvanç (NTV). Televizyon Ödülü; Mete Çubukçu, İlker Taş (NTV). Edebiyat Ödülü; Tarık Dursun K. “Hepsi Hikaye” adlı öykü kitabıyla. Sosyal Bilimler Ödülü; Doç. Dr. Volkan Ş. Ediker “Osmanlı’da Neft ve Petrol” adlı eseriyle. Fen Bilimleri Ödülü; Doç. Dr. Burak Özbağcı “Kontakt Ameliyat Şemaları Üzerine Bir Not” adlı çalışmasıyla. Sağlık Bilimleri Ödülü Doç. Dr. Mübeccel Akdiş “Sağlıklı ve Allerjik Bireylerdeki İmmun Yanıt Farklılığı Allerjen-Spesifik T Regülatör 1 ve T Yardımcı 2 Tip Hücreler Arasındaki İnce Denge Karakterizedir” başlıklı çalışmasıyla. Görsel Sanatlar Ödülü; Ömer Uluç “Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi ‘Aralıkta Gidip Gelmeler’ Sergisi” ile. Spor Ödülü; İsmail Güzel “Dünya Gençler Grekoromen Güreş Şampiyonu” olması nedeniyle. Seçici Kurul ayrıca; Gazetecilik dalında Deniz Güçer ile Ümit Turpçu’yu (Akşam), Radyo dalında Filiz Yenitürk ile Saadet Baykal’ı (TRT Radyo 1), Televizyon dalında Göksel Özköylü ile Kemal Soğukdere’yi (CNN Türk), Sosyal Bilimler dalında M. Burak Çetintaş’ı “Dolmabahçe’den Nişantaşı’na – Sultanların ve Paşaların Semtinin Tarihi” adlı eseri nedeniyle ve Spor dalında Okçuluk Bayan Olimpik Milli Takımı’nı övgüye değer buldu. (29 Kasım 2006)
 
Dünyada Basın Olayları
 
Paris’te TV ekibine saldırı: Fransa’nın başkenti Paris’in sorunlu banliyölerinden Clichy-sous-Bois’da, bir grup genç, France-2 televizyon kanalının çekim yapan ekibine saldırdı. Üç kişi olduğu belirlenen genç saldırganların demir sopalarla saldırdığı, bir kameraman ve bir muhabirin yaralandığı belirtildi. Saldırganların kamerayı kırdığı, televizyon ekibinin arabasına da zarar verdiği ifade edildi. (2 Kasım 2006)

Pakistan’da bir gazeteci öldürüldü: Pakistan’da 30 yıllık gazeteci Malik Muhammed İsmail’in öldürüldüğü bildirildi. Polis, özel Uluslararası Pakistan Basın Ajansı’nın (PPI) İslamabad temsilcisi İsmail’in, en son işyerinden ayrılırken görüldüğünü ve cesedinin başkentte bulunduğunu belirtti. Gazeteci İsmail’in başından demir çubukla vurularak öldürüldüğünün tahmin edildiğini ifade eden polis, saldırının arkasında kim ya da kimler olduğu ve nedenine ilişkin henüz bir bilgi bulunmadığını, cinayet soruşturmasının başladığını söyledi. (3 Kasım 2006)
 
Irak’ta kaçırılan gazetecinin cesedi bulundu: Irak’ta geçen ay kaçırılan bir Iraklı gazetecinin cesedinin bulunduğu bildirildi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından yapılan açıklamada, başkent Bağdat’ın doğusundaki Cemile mahallesinde 18 Ekim’de kaçırılan serbest gazeteci Abdülmecid İsmail Halil’in öldürülmesi kınandı. Irak’ta yayımlanan birçok gazetede çalışan Halil’in, silahlı kişilerce aracından kaçırıldığı hatırlatılan açıklamada, Halil’in cesedinin nerede bulunduğu belirtilmedi. RSF Irak polisinden, bu konuda geniş kapsamlı bir araştırma yapılmasını istedi. (4 Kasım 2006)

Azatlık gazetesini destekleme grevi: Azerbaycan’da muhalefet yanlısı olarak bilinen Azatlık gazetesinin bulunduğu binadan çıkartılması girişimlerine karşı, yayın organını desteklemek için bazı gazete ve haber ajanslarının temsilcilerinin açlık grevine başladığı bildirildi. Azatlık gazetesi binasındaki açlık grevine Azatlık ve Yeni Müsavat’ın yanı sıra Novoye Vremya ve 24 Saat gazeteleri, Kanun dergisi ile Turan Haber Ajansı redaktörleri katıldı. Yapılan açıklamalarda, Azatlık gazetesi ve çeşitli basın yayın organları, Halk Cephesi (AHCP) Partisi ile bazı sivil toplum kuruluşlarının faaliyet gösterdiği binanın boşatılması yönündeki girişimlerin durdurulmasını, ayrıca gazetecilere yönelik baskıcı uygulamaların sona erdirilmesi talep edildi. (11 Kasım 2006)

Irak’ta bir kameraman öldürüldü: Irak’ın kuzeyindeki Musul kentinde Iraklı bir kameramanın silahlı kişilerce öldürüldüğü bildirildi. Polis, uydu televizyonu El Şarkiye için çalışan Muhammed El Ban’ın, eşiyle evinden çıktığı sırada saldırıya uğradığını açıkladı. Nedeni henüz bilinmeyen saldırıda, El Ban’ın eşinin de yaralandığı belirtildi. (14 Kasım 2006)

Rusya’da basına özgürlük isteyenler gözaltına alındı: Rusya’nın başkenti Moskova’da, “devletin basın üzerindeki baskısının” protesto edildiği gösteride, biri milletvekili çok sayıda gösterici gözaltına alındı. Rus Komünist Partisi’nin açıklamasında, Rus Parlamentosu’nun alt kanadı Duma milletvekillerinden Valeri Raşkin’in talimatıyla “devletin medya kuruluşları üzerindeki etkisini” protesto etmek için pankart açmaya çalışan göstericilere polisin müdahale ettiği bildirildi. Açıklamada, polisin Raşkin ve birçok göstericiyi “güç kullanarak” gözaltına aldığı, gösterinin kent yetkililerinden izin alınarak düzenlendiği de kaydedildi. (22 Kasım 2006)

BBC’nin bir muhabiri Pakistan’da kayboldu: BBC’nin bir muhabirinin, Pakistan’da kaybolduğu bildirildi. BBC’den yapılan açıklamada, BBC’nin Urdu dili servisinde çalışan Dilaver Vezir Han’ın başkent İslamabad’dan ayrıldıktan sonra kaybolduğu ve kendisinden haber alınamadığı belirtildi. BBC World’un sözcüsü de, Han’ın, tuhaf bir biçimde ortadan kayboluşuyla ilgili bir soruşturma başlatıldığını ifade ettiği açıklamasında, “Doğal olarak çok endişeliyiz” dedi. BBC’nin İnternet sitesindeki haberde de, muhabirin evinin geçen yıl bir bombaya hedef olduğu, ayrıca Han’ın 15 yaşındaki kardeşinin de henüz aydınlatılamayan bir olayda başından aldığı yaralar yüzünden yaşamını yitirdiği belirtildi.
(22 Kasım 2006)

Irak’ta bir gazeteci öldürüldü: Irak’ın başkenti Bağdat’ta, resmi El Sabah gazetesinde çalışan bir gazeteci öldürüldü. Polis, Raad Cafer Hamadi’nin, aracıyla kentin batısındaki Vaşhaş semtinden geçerken bir başka araçtaki kimliği belirsiz 4 kişi tarafından tarandığını açıkladı. ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra, devrik lider Saddam Hüseyin rejiminin sıkı kontrolü altındaki medyanın yerine oluşturulan Irak Medya Ağına bağlı El Sabah’ın eylül ayında da bir teknisyeni öldürülmüştü. Hamadi’nin ölümüyle Irak’ta savaşın başladığı 2003’ten bu yana ölen gazetecilerin sayısı 92’ye çıktı. (23 Kasım 2006)

Eritre’de 9 gazeteci gözaltına alındı: Eritre’de son iki hafta içinde 9 gazetecinin gözaltına alındığı bildirildi. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, yerel kaynaklara dayanarak, devletin sahibi olduğu medya kuruluşlarında çalışan 9 gazetecinin Eritre’nin doğusundaki Agip kentinde bir gözaltı merkezinde tutulduğunu belirterek gazetecilerin güvenliği ve hayatından endişe edildiğini kaydetti. Merkezi Paris’te bulunan RSF, Eritre’nin gözaltındaki 22 gazeteciyle, Afrika’da, basın için bulunan en büyük cezaevi olduğunu kaydetti. (24 Kasım 2006)
 
Hapisteki Çinli gazeteciye basın ödülü: Devlet sırlarını sızdırdığı gerekçesiyle 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Çinli gazeteci Shi Tao’ya, Dünya Gazeteler Birliği’nin Altın Kalem Özgürlük Ödülü verildi. Mali konularda yayın yapan Contemporary Business News gazetesinin yazarlarından Shi, geçen yıl devlet sırlarını yabancılara vermek suçlamasıyla 10 yıl hapse mahkum edilmişti. Shi hakkında, Tiananmen katliamının 15. yıldönümü öncesinde hükümetin basına getirdiği yasakları içeren bir hükümet emri ile ilgili notlarını e-postayla bazı kişilere göndermesinden sonra dava açılmıştı. (29 Kasım 2006)

Başa Dön