Geri Dön

Temmuz 2011 Raporu

Ergin, TGC Basın Senatosu Başkanı

TGC Basın Senatosu Başkanlığı'na Sedat Ergin seçildi. Basın Senatosu Başkanlık Divanı'nın diğer üyeleri İhsan Yılmaz, Ahmet Çitoğlu, Seraceddin Zıddıoğlu ve Süleyman Boyoğlu'ndan oluştu.

NAİL Güreli’nin ayrılmasıyla boşalan Basın Senatosu Başkanlığı’na seçilen Ergin, Türkiye’de basın özgürlüğünün en sıkıntılı, en sorunlu dönemlerinden birini yaşadığına dikkat çekerek “Gün geçmiyor ki, baskının her gün yeni örnekleriyle karşılaşmayalım” dedi. Demokrasiye ve basın özgürlüğüne sahip çıkacaklarını belirten Ergin, darbe girişimine karıştıkları iddiasıyla gazetecilerin tutuklanmasının kaygı verici olduğunu söyledi.

Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü kısıtlamalarının, otoriter ülke görüntüsünün 12 Mart ve 12 Eylül uygulamalarını hatırlattığını belirten ve son dönemlerde Avrupa ülkelerinden gelen heyetlerinin raporlarına girdiğine dikkat çeken Ergin, “Burada bir önemli paradoks sivil idare döneminde, üstelik AB müzakere süreci devam ederken bunları yaşıyor olmamız” diye konuştu. Tarihin bir akışı olduğunu belirten Ergin, “Hiç bir şeyin tarihin akışı önünde durabileceğini sanmıyorum. O da özgürlüklerin genişlemesinden yanadır” dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç ise Nail Güreli’ye Basın Senatosu’na hizmetlerinden ötürü teşekkür ederek basın özgürlüğü sorunlarını değerlendiren bir konuşma yaptı: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak 2005 yılında Türk Ceza Kanunu’ndaki sorunlu 26 maddeden 13’ünün bir bölümünü değiştirme konusunda başarıya ulaştık. Tabi Türkiye’nin siyasal yapısı bakımından 301. maddeyi değiştirme olanağını bulamadık ama 305. madde ifade özgürlüğü açısından en tehlikeli maddelerden biriydi. Çünkü ulusal çıkarlara aykırı hareket diye hükümetin belirlediği ilkelerin dışında yazı yazmak, haber yapmak, söz söylemek, ulusal çıkarlara aykırı hareket olarak görülüyordu. Ve suçlanıyordu. Gerekçesinde de mesela ‘ordu Kıbrıs’tan çekilsin’ demek suç tanımları arasında sayılıyordu. Biz o dönemde de hapiste gazeteci sayısının artacağını söylemiştik. Oysa hapiste gazeteci olmayacak açıklamaları da yapılmıştı. Adalet Bakanlığı’nın açıklamasına göre bağımsız yargıyı etkileme, soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlarıyla 285. ve 288. maddelerine bağlı 2010 yılının şubat ayında 4 bin 500 soruşturma açılmıştı. Önerimiz nedeniyle Adalet Bakanlığı İstanbul’da bir toplantı düzenlendi. O toplantıda Adalet Bakanı’nın görüşü, suç tanımlarını değiştirmekten ziyade cezaları arttırarak caydırıcı hale getirmeyi düşünmekti ama bunun doğru bir yol olmadığını anlattık. Hem suç tanımlarının hem ceza sürelerinin, para cezalarının değiştirilmesi gerektiğini anlattık. O toplantı sonrasında hukukçuların Ankara’da bir toplantı yapılması kararlaştırıldı. Toplantı Ankara’da yapıldı ve hukukçuların çalışmalarına devam etmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Ancak 2011’in ilk çeyreğine kadar herhangi bir gelişme olmadı.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş ise seçimin ardından TGC’nin de içinde olduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun 100’ü aşkın gazetecinin duruşmasını izlediğini belirterek şöyle devam etti: “94 meslek örgütünün bir araya gelmesiyle oluşan Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun ilk dönem başkanlığını cemiyet yaptı. 1 yıl içinde Gazetecilere Özgürlük Platformu İstanbul’da 2 Ankara’da 1 yürüyüş düzenledi ve bir de Gazetecilere Özgürlük Kongresi gerçekleştirdi. Cezaevinde tutuklu 70 gazeteci var. Onların tutuksuz yargılanmasını istiyoruz. Bunun içinde TCK, TMK, CMUK ve Terörle Mücadele Yasası kapsamında yoruma açık sorunlu maddelerin değiştirilmesini istiyoruz. Umarız hükümet bu dönemde gazetecilik meslek örgütlerinin taleplerini dikkate alır.” (2 Temmuz 2011)

*

TGC: Savcılığın isteği hukukla bağdaşmıyor Hopa Cumhuriyet Savcılığının cenaze töreninde çekilen tüm fotoğraf ve görüntüleri istemesinin, “hukukla bağdaşmadığı, Basın Kanununa ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne aykırı” olduğu açıklandı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Hopa Cumhuriyet Savcılığının 31 Mayıs’ta Başbakan Erdoğan’ın mitinginde çıkan olaylarda hayatını kaybeden Metin Lokumcu’nun cenazesinde çekilen tüm görüntü ve fotoğrafları gazetecilerden istemesini, bu isteğe uygun davranmayanlar için soruşturma açılacağını belirtmesini “zorlama” olarak değerlendirdi. Cemiyet ayrıca gazetecilerin kamu görevi yaptığını, kamu görevlisi olmadığını hatırlatarak savcılığın talebinin hukukla bağdaşmadığını, Basın Kanuna ve Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne aykırı olduğunu duyurdu.

Cemiyetin açıklaması şöyle: “Hopa Cumhuriyet Savcılığının yayın organlarında gösterileri ve güvenlik güçlerinin müdahalesini gösteren fotoğrafları ve TV kayıtlarının istemesini, verilmemesi halinde soruşturma açılacağını belirtmesini bir zorlama olarak değerlendiriyoruz.

Cumhuriyet Savcılığı olasıdır ki, delil toplama amacıyla böyle bir yola başvurmuştur.

Ancak hemen belirtelim ki, istek 5187 sayılı Basın Yasası’nın 12. maddesine aykırıdır. Söz konusu madde şöyledir: “Süreli yayın sahibi sorumlu müdür ve eser sahibi bilgi belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.

Basın Yasası’nın 3. Maddesi’nin radyo ve TV yayınlarının yasaklanması için kullanılmakta oluşu ve TCK’nın basın yayın fiillerini tanımlayan 6. Maddesi yoluyla, 12. maddedeki güvencenin tüm yayın organlarını kapsadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle Cumhuriyet Savcılığının isteğinin yasaya aykırı olduğunu, aksi taktirde uygulanılacağı belirtilen TCK’nın 257. Maddesinin de kamu görevlileriyle ilgili olduğunu ayrıca vurgulamak isteriz.

Gazetecilerin kamu görevi yaptığı, kamu görevlisi olmadığı ise bir başka gerçektir.

Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi de gazetecileri basın özgürlüğünü korumak için çaba harcamaya ve ödün vermemeye çağırmaktadır.

Cumhuriyet savcılığının isteklerinin hukukla bağdaşmadığını kamuoyunun bilgisine sunarız.” (2 Temmuz 2011)

*

TGC Başkanı Erinç: Birinci sorunumuz ifade özgürlüğü

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC), Konrad Adenauer Stiftung’la (KAS) 14 yıldır sürdürdüğü Yerel Basın Seminerleri’nin 59.’su Antakya’da yapıldı. 2 gün süren seminere Hatay, Antakya, İskenderun, Kahramanmaraş, Elazığ, Osmaniye’den 150 gazeteci katıldı.

Demokrasinin güçlenmesi ve halkın gerçekleri öğrenme hakkının sağlanması için yerel medyayı destekleyen TGC’nin KAS ile birlikte düzenlediği, 59. Yerel Basın Semineri’ne 150’ye yakın gazeteci katıldı. Seminerin açış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, yerel basın seminerlerinin karşılıklı bilgi alışverişi olarak sürdürüldüğünü ifade etti.

Erinç, şunları söyledi: “Yerelde görev yapan meslektaşlarımızla, yaygın ya da bölgesel yayında görev yapan arkadaşlarımız aynı koşullar altında çalışıyorlar. Sorunlarımızı ikiye ayırmak mümkün. Birincisi, ifade özgürlüğü sorunu. Türkiye’de hem ifade özgürlüğünün olmadığını söyleyebiliriz, hem de olduğunu.”

Erinç sözlerini şöyle sürdürdü: “İfade özgürlüğü var derken gösterebileceğiniz yasa maddeleri vardır, yok derken de vardır. Ama sonuçta şu bir gerçek ki, yok diyenler daha haklı durumundalar. Çünkü 5 bine yakın soruşturma, 2 bin dolayında dava dosyası, 70 tutuklu gazeteci Türkiye’nin dünya sıralamasındaki yerini üzücü bir biçimde ortaya koyuyor. Bir başka sorun gazetecilerin kimlik ve kişilik sorunları olarak ortada. Türkiye’de yaklaşık 25 bin dolayında gazeteci var. Fiilen gazetecilik yapan ama çalışma mevzuatı bakımından gazeteci sayılmayan arkadaşlarımız ne yazık ki çoğunluğu oluşturuyor. Gazete çıkarılması konusunda sıkıntılar söz konusu. Öncelikle demokrasinin disiplin kurallarına uyma rejimi olduğunu öğrenmediğimiz, herkesin canının istediğini yaptığı bir rejim olarak algıladığımız sürece sorunların çözümü mümkün değil. El birliğiyle sorunlarımızın üstesinden gelmek için çaba harcıyoruz.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Turgay Olcayto, “Türkiye’de gazeteciliğin tarafsız olmadığı doğru. Ama bu tek parti döneminden sonra, demokrat parti döneminden gelen bir gazetecilik kültürümüz var. Dolayısıyla biz güçten yana gazetecilik yaparız. Türkiye’de bu böyledir” dedi.

İktidar sahipleriyle gazeteci arasında hep bir mesafe olması gerektiğini söyleyen Olcayto, “Türkiye’de 8 yıldır iktidarda olan AKP, şöyle bir şey başardı. Bugün gazete çıkaran sermayenin yüzde 75’i AKP destekli sermaye. Böyle çıkarılan gazetelerin yansız, tarafsız başlık atmalarını beklemek gerçekten abes. 5953 sayılı yasa 1950’lerde çıkmış, 1960 İhtilali’nden sonra askerlerin katkısıyla çalışanlar lehine 212 sayılı yasa olarak değişmiş. Çalışanlar ilk defa sendikaya destek vererek patronların karşısında durmuşlar. Ama bugün 212 sayılı yasa bile eskidi. Aradan geçen bunca zaman sonra fiilen gazeteci ama hukuken gazeteci olmayan meslektaşlarımız var. Bu konuda hiçbir girişimde bulunmadılar” diye konuştu.

TGS’nin 212 sayılı yasanın değişmemesi yolunda çaba harcadığını belirten Olcayto, “bir avuç kalmış 212’den yararlanan arkadaşlar da yarın öbür gün yeni çıkartılan yasayla daha zor durumda kalırlar. Sıkıntıyı çeken hep muhabir kökenli arkadaşlarımız, iyi gazeteciler” dedi.

Olcayto konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün gazeteciler giderek güç eline teslim ediliyor. Bir kere ucuz emek piyasada çok geçerli, ucuz emekten kaynaklanan niteliksiz bir grup var. Gazetelerde büyük yanlışlar yapılıyor. Muhabir arkadaşların işleri çok güç. Doğru verdikleri haber redaksiyonda ya makaslanıyor ya da haber çöpe atılıyor. Gazetecilik mesleklerini doğru yapanların bugün işlerine birer birer son veriliyor ya da ayrılmaları sağlanıyor. Son 1-2 ay içerisinde basından bunun örneklerine sıkça rastladık. Gazeteciliğe daha yeni başlayan meslektaşlarımızın gazeteciliğin öldüğünü, artık mesleklerini yapamadıklarını söyleyerek işlerini bırakmaları çok üzücü.”

*

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş: “Türkiye’de sendikal örgütlenme yok”

TGC-KAS 59. Yerel Basın Semineri’nin ikinci oturumunda konuşan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş Türkiye’de her 10 gazeteciden ancak 1’inin sendikalı olduğunu, editöryel bağımsızlığın olmadığını, çalışanların patron ve iktidar baskısı arasında işini yapmakta zorlandığını söyledi.

TGC-KAS 59. Yerel Basın Semineri’nin ikinci oturumda basın özgürlüğü, Arap baharının Türkiye’ye yansımaları, internet, medya, Basın İlan Kurumu’ndaki gibi değişiklik başlıkları ele alındı.

Oturum başkanlığını Güney Rüzgarı Dergisi sahibi Mehmet Ali Solak’ın yaptığı ikinci oturum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş’in “Medyada Örgütlenme” konuşmasıyla devam etti.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş Türkiye’de 70 gazetecinin tutuklu olduğunu 10 bini aşkın dava yüzünden gazetecilerin işlerini yapamaz hale geldiğini söyledi. Genel Sekreter Sibel Güneş, “Türkiye’de 10 gazeteciden biri sendikalı. Editöryel bağımsızlık yok. Gazeteciler iktidarla patron baskısı altında işlerini yapmakta zorlanıyorlar. TCK, TMK, CMUK’ta yoruma açık maddeler yüzünden her gün yeni bir dava açılıyor. Bu maddelerin değişmesi gerekiyor. Hükümetten bu taleplerimizi yerine getirmesini bekliyoruz. Özel yetkili mahkemelerin artık kaldırılması gerekiyor. Türkiye basın özgürlüğünde 138. sırada olmanın ayıbından artık kurtulmalı” diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Gazetecilere Özgürlük Platformu ile birlikte 3 yürüyüş, bir de gazetecilere özgürlük kongresi düzenlediğini belirten Sibel Güneş, “94 meslek örgütü bir araya geldi. 10 Temmuz’da Yargılanan gazetecilerle Dayanışma Günü Maçka Sanat Parkı’nda düzenlenecek. Basın özgürlüğü konusundaki sorunları aşmak için çabalarımız sürecek” diye ekledi, (7 Temmuz 2011)

*

“Medya, soru sorabilen gazeteciden vazgeçti”

Ülkemizde gazetecilik yapmanın çok zor olduğuna dikkat çeken TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, “Medya kuruluşları muhabirden vazgeçme yoluna gidiyor. Çünkü soru soran gazeteciler belli güç gruplarının ve medya patronlarının işine gelmiyor” dedi.

TGC ve KAS’ın ortaklaşa düzenlediği 59. Yerel Basın Semineri, Antakya’da devam ediyor. Oturum başkanlığını Antakya Gazetesi sahibi Sinan Seyfettinoğlu’nun yönettiği ikinci günün ilk oturumunda TGC Saymanı Gülseren Ergezer Güver, “Eğitim Haberciliği”, Bizim Gazete yazarı Kerim Evren, “Medyada Dil Hataları” ve Milliyet Gazetesi Foto Muhabiri Ercan Arslan, “Vizörden Bakış” konularında konuştular.

TGC Genel Saymanı Güver “Eğitim Haberciliği” konusunda görüşlerini dile getirdi: “Şifreli YGS skandalıyla ilgili haberlerde her gün her yerden farklı farklı bilgiler geldi. Eğitim habercileri pis kokuları haberleştirerek görevlerini yaptılar, ancak idare skandalın üzerine gideceği yerde medyayı suçlamayı tercih etti. Hatta Başbakan bir gazeteciyi doğrudan hedef gösterip ‘bedelini ağır ödeyecek’ sözüyle tehdit etmekte sakınca görmedi. Oysa gazeteciler görevlerini yaptılar.”

Ülkemizde gazetecilik yapmanın çok zor olduğunu söyleyen Güver, “Gazeteciliğin temeli olan muhabirlik, uzman muhabirlik daha da anlam kazanıyor. Ama bugün medya kuruluşları muhabirden vazgeçme yoluna gidiyorlar. Çünkü soru soran gazeteciler belli güç gruplarının ve medya patronlarının işine gelmiyor” dedi.

Eğitime baktığımız zaman parlak bir tabloyla karşılaşmadığımızı belirten Güver konuşmasına şöyle devam etti: “MEB verilerine göre yaklaşık 60 bin okul, 23 milyon öğrenci, 800 bin öğretmen var. Eğitim niteliksiz, rehberlik hizmetlerimiz çok yetersiz ve sınıflar çok kalabalık. Eğitim sistemimiz genel olarak sınava endeksli. Sınavlar kaldırılacak deniliyor ama sayısı artırılıyor. Özel okullar çok pahalı. Aileler bütçelerine uygun okul bulmakta zorluk çekiyor. Eğitim habercilerinin işi kamu yararı gözetmek. Bazı gazeteler bugün eğitim alanında görev yapan muhabir çalıştırıyor ve onların elinden çıkan iş daha nitelikli oluyor. Ama tiraj ve para kazanma kaygısı haberciliğin önüne geçti. Tasarruf dönemlerinde önce eğitim sayfaları feda ediliyor.” (9 Temmuz 2011)

*

Ergin: Araştırmacı gazetecilik desteklenmiyor

59. Yerel Basın Semineri’nin ikinci gününde son oturumda konuşan Hürriyet Gazetesi yazarı ve Basın Senatosu Başkanı Sedat Ergin: “Araştırmacı gazetecilik hedef seçilen bir konu üzerinde delilleşmek, detaylı çalışma yapmaktır. Araştırmacı gazeteci verilen bir bilgiyi aynı şekilde gazeteye aktarmakla yetinmez, genel bir araştırma, karşılaştırma yapar, farklı kaynaklardan bilgi alır ve sorgular. Bu nedenle araştırmacı gazetecilerin meraklı, soru soran ve çok sabırlı kişiler olması gerekiyor” dedi.

Toplumun bilgi edinme hakkı bakımından araştırmacı gazeteciliğin çok önemli olduğunu belirten Ergin, “Araştırmacı gazetecilik özellikle kamu kaynaklarının rasyonel bir şekilde kullanılıp kullanılmadığını denetlemek açısından çok önemli. Vergi mükelleflerinin yani bizler tarafından finanse edilen kaynakların toplum yararına sarf edildiği bilmek ve bunu denetlemek de bizim görevimiz. Batı’da araştırmacı gazeteciliğe çok önem veriliyor. Hemen hemen her gazetede nasıl istihbarat, spor, dış haberler, ekonomi servisi vb. servisler varsa, Amerikan gazetelerinde bunların dışında haber araştırma servisi vardır. Gazete hiyerarşisinde de araştırmacı gazetecilik önemli bir yer tutar” dedi.

Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğe gereken önemin verilmediğini, yeterince teşvik edilmediğini vurgulayan Ergin “Araştırmacı gazetecilik Türk basınının iyileştirilmesi gereken alanlarından biridir. Basından gelen çok büyük bir teşvik olmayınca araştırmacı gazetecilerin yetiştirilmesi konusunda yeterli çalışma yapılmıyor. Araştırmacı gazeteciliği kendi çalışma anlayışımıza uygulamaya çalıştık. Bu konudaki en önemli örnek Hrant Dink cinayetidir. Yaptığımız araştırma bu cinayette bizi çok ilginç sonuçlara götürdü. Dink cinayetinin gerisinde sistemin kusurlarının olduğunu ortaya çıkardık. Burada bize başarıyı getiren araştırmacı gazeteciliktir” diye konuştu.

Ergin konuşmasına şöyle devam etti: “Türk basınındaki temel eksikliklerden biri araştırmacı gazetecilerin olmamasıdır. Bu kesinlikle muhabir arkadaşların kusuru olarak görülmesin. Bu daha çok gazeteleri hazırlayan akışın bir sonucudur. Türk basınında çok köşe yazarı var ama yeteri kadar araştırmacı gazeteci yok. Araştırmacı gazeteciliğin gelişmesi, güçlenmesi basın için çok önemli. Bunun iyi yapılabilmesi için de basın bağımsız olmalı. Güvence olmadan nitelikli bir araştırmacı gazetecilik yapılması çok kolay değil.” (9 Temmuz 2011)

*

GÖP üyeleri Şener’in duruşmasını izledi

Gazeteci Nedim Şener’in Bakırköy Adliyesi’ndeki duruşmasını izlemek için gelen GÖP temsilcileri, mahkeme kapısında 28 gazetecinin daha yargılandığını gördü.

Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan gazeteci Nedim Şener, Bakırköy Adliyesi'nde iki ayrı dava kapsamında hâkim karşısına çıktı. Şener’in iki davası da ileri bir tarihe ertelenirken duruşma sonrası Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) adına TGS Genel Sekreteri Muhittin Doğan bir açıklama yaptı.

DOĞAN, “Nedim Şener, bugün 2 ayrı davada yargılanıyordu. Biz duruşmayı izlemek için geldiğimizde mahkeme kapısında gerçekten şok yaşadık. Çünkü mahkemedeki 30 duruşmadan 28’inde gazeteciler yargılanıyordu. Gazeteciler düşündüklerinden, fikirlerinden dolayı tutuklanmalı, yargılanmamalılar” diye konuştu. (19 Temmuz 2011)

*

Erinç: Sendikal örgütlenme imkansız hale getirildi

TGC ve KAS’ın 14 yıldır birlikte sürdürdüğü Yerel Basın Seminerleri’nin 59’uncusu Antakya’da yapıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç’in değerlendirme konuşmasıyla sona eren seminere Hatay, Antakya, İskenderun, Kahramanmaraş, Elazığ ve Osmaniye’den yaklaşık 150 gazeteci katıldı.

Demokrasinin güçlenmesi ve halkın gerçekleri öğrenme hakkının sağlanması için yerel medyayı destekleyen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC), Konrad Adenauer Stiftung’la (KAS) birlikte Antakya’da düzenlediği 59. Yerel Basın Semineri, önceki gün TGC Başkanı Orhan Erinç’in değerlendirme konuşmasıyla sona erdi. Erinç, konuşmasında gazeteciliğin teknolojik gelişmelere paralel olarak hem ileri gittiğine hem de gerilediğine işaret etti.

Başkan Erinç, şöyle konuştu: “Geri gitmesinin nedenlerinin başında ifade özgürlüğü kavramına Türkiye’de gereken önem ve değerin verilmemiş olması yatıyor. Bilgilenme hakkı kapsamında kamu görevi yapan gazeteciler hem haberlere ulaşma konusunda, hem de onları aktarma konusunda çeşitli sınırlamalarla karşılaşıyorlar. Gazetecilik, gazetecinin her istediğini yazma olanağını sağlayan bir meslek değil. Belirli kurallara göre yapılan bir meslek.”

İfade özgürlüğünün önündeki engellerden de söz eden Başkan Erinç, değişmesi gereken yasa maddeleri konusunda şu değerlendirmeyi yaptı: “Türk Ceza Yasası’ndaki 26 madde, Terörle Mücadele Yasası’nda da 2-3 maddenin varlığı gazetecilerin doğrudan hapis tehdidiyle karşı karşıya kalmalarını sağlıyor. Çünkü suç tanımları açık değil. Suç olduğu iddia edilen çeşitli durumlar basında ifade özgürlüğünün kullanılmasıyla sınırlı, gazetecilik faaliyetleri suç kapsamında. Yasalarda çok fazla değişiklik yapmadan da Türkiye’de ifade özgürlüğünün sağlanmasının mümkün olduğunu söylemek gerekiyor. Özellikle Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan bir değişiklikle. İnsan haklarıyla ilgili konularda usulüne uygun olarak onaylanmıştır diye TBMM’den geçmiş uluslararası sözleşmelerin ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının iç hukukun üstünde olduğu yazıyor. Ama nedense iç hukukun üstünde olduğu belirtilen bu sözleşmeler, AİHM sözleşmesi ve içtihatları gündeme getirilmiyor.”

EN ÖNEMLİ ENGEL 657 SAYILI YASA

Gazetecilerin en önemli engelinin ise 657 Sayılı Kamu Personeli Yasası’nın 15. Maddesi olduğuna vurgu yapan Başkan Erinç, “O maddede deniyor ki, merkezde olanlar illerde valilerin izin verdiği görevlerde demeç verebilir. Bu bir anlamda doğrudur. Çünkü demeç siyasal içeriği de olan bir açıklama ve hükümetin siyasetiyle çelişiyor olabilir. Bu bir yönüyle kabul edilebilir diye düşünebiliriz. Ama gazetecinin bir kamu görevlisinden istediği demeç değil, bilgidir” dedi. (11 Temmuz 2011)

*

GÖP’ten tutuklu gazeteciler destek

TGS, 59’uncu kuruluş yıl dönümünü, “cezaevlerindeki gazeteciler” sorununa dikkati çekmek amacıyla Tutuklu ve Hükümlü Gazeteci Yakınlarıyla Dayanışma Günü ilan etti.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), kuruluşunun 59. yıldönümünü Maçka Sanat Parkı’ndaki “İfade Özgürlüğü Anıtı” önünde “Tutuklu ve Hükümlü Gazeteci Yakınlarıyla Dayanışma Günü” etkinliğiyle kutladı. Etkinliğin yapıldığı alana, “Türkiye Gazeteciler Sendikası 59 Yaşında”, “Özgür Basın Varsa Özgür Toplum Vardır” yazılı pankartların asılırken kurulan sahnenin etrafına tutuklu gazetecilerin fotoğrafları yer aldı.

Etkinlik kapsamında sanatçı Yasemin Göksu, tutuklu gazetecilerin yakınlarına moral konseri verdi. Tutuksuz yargılanan gazetecilerin de katıldığı etkinlik boyunca, tutuklu ve hükümlü gazeteci yakınları ile tutuksuz yargılanan gazeteciler, İfade Özgürlüğü Anıtı önündeki “serbest kürsü”den sorunlarını ve düşüncelerini tüm katılımcılarla ve kamuoyuyla paylaşma olanağı buldu.

Tutuklu ve hükümlü gazetecilerin yakınlarının morallerini güçlendirmek, birbirleriyle iletişimini sağlamak, dayanışmalarını geliştirmek ve “cezaevlerindeki gazeteciler” sorununa kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla düzenlenen etkinliğe, TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC önceki Başkanı Nail Güreli, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, GÖP Dönem Başkanı ve Basın Ensitüsü Derneği Başkanı Ferai Tınç, Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Sözcüsü Necati Abay, TGS Genel Sekreteri Muhittin Doğan ve tutuklu gazetecilerin aileleri ve yakınları katıldı.  

(12 Temmuz 2011)

*

Örsan Öymen anıldı

1987 yılında Bodrum'da geçirdiği kalp krizi sonucu yaşama veda eden gazeteci Örsan Öymen Zincirlikuyu'daki mezarı başında anıldı.

Milliyet gazetesi yazarı Örsan Öymen ölümünün 24. yıldönümünde Zincirlikuyu'daki mezarı başında anıldı. Anma törenine Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, TGC önceki Başkanı Nail Güreli ve Öymen’in gazeteci arkadaşları katıldı. 1987 yılında Bodrum'da geçirdiği kalp krizi sonucu yaşama veda eden gazeteci Örsan Öymen ile ilgili bir konuşma yapan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, "Örsan Öymen'i bugün 24. ölüm yıldönümünde kendisini mezarı başında yine saygı ile anıyoruz” dedi. (24 Temmuz 2011)

*

TGC spor basınına yapılan saldırıyı kınadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Fenerbahçe-Shakhtar Donetsk özel futbol karşılaşmasında bir grup FB’li seyircinin basın çalışanlarına karşı giriştiği saldırıyı ve gazetecilerin basın tribününden zorla dışarı çıkarılmasını şiddetle kınadı.

Açıklamada, “Halkın doğruları öğrenme, yansız bilgilenme hakkı için geceli gündüzlü görev yapan gazetecilere yönelik bu son saldırı, spor ahlakı ve insanlık değerleri ile bağdaşmamaktadır” denildi.

TGC açıklamasında şu görüşlere yer verildi: “Ülke içinde yaşanan tüm olumsuzlukların faturasını gazetecilere çıkarmak ne yazık ki alışkanlık haline geldi. Gazeteciler, özellikle de muhabir, foto muhabiri ve kameramanlar halkı bilgilendirme amacıyla olayları izleyen, olaylara tanıklık eden aktörler olmalarına karşın, en çok şiddete uğrayan, can güvenlikleri tehdit edilen, fotoğraf makineleri ve kameraları kırılan kesimi oluşturuyorlar. Başta siyasetçiler olmak üzere spor kulübü yöneticilerinin, bürokratların ve taraftarların her kötü gidişi gazetecilere fatura etmekten kaçınmalarını istiyoruz. Devletin güvenlik birimlerinin gazetecileri korumada, onlara rahat çalışma ortamı sağlamada daha etkin olmasını istiyoruz. Ülkenin her zamankinden daha çok birlikteliğe, kardeşliğe ve barışa gereksinimi olduğu bir dönemde bu tür şiddet gösterilerinin son bulması için yasama, yürütme ve yargı erklerini harekete geçmeye çağırıyoruz.”    (24 Temmuz 2011)

*

Sansüre direnişin 103. yıl dönümü

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe'de yapılan “Geleneksel Gazeteciler Günü” töreninde gazeteciler hakkında binlerce soruşturma açıldığına, cezaevlerinde 70 gazeteci bulunduğuna, gazetecilerin işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi.

Basında sansürün kaldırışının 103'üncü yılı ve "Geleneksel Gazeteciler Günü" nedeniyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe'de tören düzenlendi. Törende, TGC'nin "2011 Basın Özgürlüğü Ödülleri" sahiplerini buldu. Vodafone'un katkılarıyla düzenlen törende konuklara TGC 2010 almanağı ve “Tutuklu Gazete” dağıtıldı. Tören’e katılan konukları TGC Yönetim Kurulu üyeleri kapıda karşıladı. Törenin sunuculuğunu da deneyimli spiker Duygu Canbaş üstlendi.

Tören mesleklerini yaparken hayatlarını kaybeden tüm gazeteciler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından TGC Başkanı Orhan Erinç bir konuşma yaptı. Erinç’in konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. 94 meslek örgütünden oluşan Gazetecilere Özgürlük Platformu’na “Kurum” dalında, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi ve tutuklu gazeteci Ahmet Şık’a “Kişi” dalında ödül verildi. 24 Temmuz 2010’dan bu yana sürekli basın kartı almaya hak kazanan TGC üyesi 43 gazeteciye de anı armağanları verildi. (26 Temmuz 2011)

*

Bayram Gazetesi için görüş birliğine varılmalı” TGC Yönetim Kurulu "Bayram Gazetesi'nin yeniden yayımlanması konusunda görüş birliğine varılmasını bekliyoruz" açıklamasında bulundu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu olağan toplantısında, Bayram Gazetesi’nin yeniden yayın yaşamına sokulması konusundaki çalışmalarını bir kez daha gözden geçirdi ve konuyla ilgili açıklama yaptı. TGC’den yapılan açıklamada şöyle denildi: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Bayram Gazetelerinin yayımlanmasına dayanak sağlayan 5953 Sayılı Yasanın ilgili maddelerinin iptali için hem l978 hem de l992 yılında Anayasa Mahkemesi’nde açılan davalara müdahil olmuş, iptal isteğine karşı çıkmıştır. 1993 yılında yasa maddesinin iptal edilmesinin ardından da bayram gazetesini yayımlama konusunu gündeminde tutmuştur.”

TGC açıklamasında şunlar ifade edildi: “23 Şubat 2001’de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu ile Gazete Sahipleri Birliği Yönetim Kurulu ‘Bayram Gazetesi’ geleneğinin sürdürülmesi konusunda görüş birliğine varmış ve hazırlanan ortak protokol gazete sahiplerinin imzasına sunulmuştur. Ancak protokolün imzalanması tamamlanamadığı için girişim sonuçlanmamıştır. Bayramda yayınlanmayacak gazetelerle, yayınlanacak gazeteler arasında doğacak haksız rekabet ve gazete çalışanlarına yansıyacak olumsuzlukları yayınlanmama nedenini oluşturmuştur. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Bayram Gazetesi’nin yayımlanması konusundaki kararında bir değişiklik bulunmamaktadır. Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nün, bayram gazetesinin yayımlanmasına aracılık etme çabalarını teşekkürle karşılıyoruz. Bayram Gazetesi’nin yeniden yayımlanması konusunda görüş birliğine varılmasını ve yayının gerçekleşme aşamasına gelinmesini beklemekte olduğumuzu duyururuz.” (27 Temmuz 2011)

*

TGC: Kara kaya’ya verilen ceza hukukun temel kurallarıyla çelişiyor

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Kırşehir Postası Gazetesi sahibi ve yazıişleri müdürü Havva Karakaya’ya verilen meslekten men cezasının, hukukun temel kuralları ile çelişen bir uygulama olduğunu vurguladı.

Kırşehir Postası Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü Havva Karakaya'ya verilen meslekten men cezasını değerlendiren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) gazeteciliğin kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütüne üye olunarak yapılan bir meslek olmadığına dikkat çekti. TGC "Kararın temyiz süresinin geçmiş olması nedeniyle sorunun Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma yetkisini kullanmasıyla çözümlenebileceği anlaşılmaktadır. Adalet Bakanlığı’nın yetkisini kullanmasını bekliyoruz" dedi.

Açıklamada şöyle denildi: “Meslektaşımız Havva Karakaya’ya verilen meslekten men cezası, niteliği yönünden ülkemizdeki ilk uygulamadır.

Kararın dayanakları irdelendiğinde bu kararda da, Hopa Cumhuriyet Savcılığı’nınkine benzer bir yaklaşımla kamu görevi yapan gazeteciler ile kamu görevlisi olan memurların niteliklerinin örtüştürüldüğü görülmektedir.

Kararın gerekçesinde belirtildiğinin aksine gazetecilik, kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütüne üye olunarak yapılan bir meslek de değildir.

Anayasa Mahkemesi’nin, bayram gazetesinin meslek örgütlerince yayınlanmasını öngören yasa maddesini 1993 yılında iptal ederken “Bütün gazeteci ve yazarların mesleki görevlerini yerine getirmelerinin engellenmesi” gerekçesiyle birlikte temel hakların kullanılmasının durdurulmasının ancak savaş, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde mümkün olduğuna, bu durdurmanın bile uluslar arası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlal edilmemesi koşuluna bağlı olduğu vurgulandığı da bilinmektedir.

1680 Sayılı Basın Yasası’nda bazı suçların işlenmesi halinde gazetecilerin yazı işleri müdürlüğü ile muhabirlik yapamayacakları öngörülmüşken 2004 yılında yapılan 5187 Sayılı Basın Yasası’nda bu kuralın da kaldırılmış olduğu ortadayken meslekten men cezası verilebilmesi, basın hukukunun bu açıdan da gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Kararın temyiz süresinin geçmiş olması nedeniyle sorunun Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma yetkisini kullanmasıyla çözümlenebileceği anlaşılmaktadır. Adalet Bakanlığı’nın yetkisini kullanmasını bekliyoruz. (30 Temmuz 2011)

Başa Dön