Geri Dön

Eylül 2011 Raporu

“Gazeteciler terörist değildir”

Gazetecilere Özgürlük Platformu, tutuklu gazetecilerin özgürlüklerine kavuşturulması talebini yineledi.

“Özel Yetkili Mahkemeler kaldırılsın”, “Aydınlar serbest bırakılsın” sloganıyla Silivri Cezaevi önünde toplanan Vardiya Bizde Platformu’na, GÖP ve TGC’den destek geldi.

Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Başkanı ve ÇGD Genel Başkanı Ahmet Abakay’ın açıklamasını GÖP adına okuyan TGC Genel Saymanı Gülseren Güver, “Meslektaşlarımız derhal serbest bırakılsın, tutuksuz yargılansın, özel yetkili mahkemeler kaldırılsın, yargı iktidara bağımlı olmaktan kurtarılsın” dedi.

Güver, açıklamada şu görüşleri dile getirdi: "Türkiye’de basın, düşünce ve ifade özgürlüğü ağır baskı altındadır. Halen 64 gazeteci haksız ve hukuksuz şekilde aylardır, yıllardır cezaevlerindedir, hücrelerde tutulmaktadır. Tutuksuz olarak  yargılanan gazeteci ve yazarların sayısı ise artık binlerle ifade edilmektedir. Henüz basılmamış kitaplar yasaklanmaktadır. Ağır bir otosansür iklimi ülkemizde egemenliğini sürdürmektedir. Ülkemizi yöneten iktidar temsilcileri ise  demokratik olmayan bu durumdan rahatsız değildir.

Cezaevlerindeki  gazetecileri “terörist” kapsamında değerlendirmektedir. Bu hukuksuzluğun önemli bir nedeni Olağanüstü  dönemlerin kurumu olan ve  iktidara bağımlı konumda olan Özel Yetkili Mahkemelerin varlığıdır. Gazetecilere Özgürlük Platformu olarak talebimiz, Demokrasinin yaşama geçirilmesi, basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün, temel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Ceza evlerindeki  tüm gazeteci  meslektaşlarımız özgürlüklerine kavuşturulmalıdır. Arkadaşlarımız  tutuksuz yargılanmalıdır. Özel Yetkili Mahkemeler  kaldırılmalıdır. Yargı, iktidara bağımlı olmaktan kurtarılmalıdır"

(10 Eylül 2011)

***

TGC 4 Babıali Günleri boğaz gezisiyle başladı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) düzenlediği 4. Babıâli Günleri 13 Eylül Salı akşamı boğazda gemi gezisi ve kokteylle başladı.

İstanbul Kabataş'tan kalkan Küçük Prens ve Sezgun Tur gemileriyle bir Boğaz Gezisi yapan gazeteciler, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç'in konuğu olarak, Kireçburnu Haydar Aliev parkı içinde ağırlandılar.

Moral motivasyonunu artırıcı bir karşılama ve yapılan organizasyon ile Sarıyer'e özgü deniz ürünlerinin ikramlarının yapıldığı kokteylde, 500'e yakın gazeteci, televizyoncu ile beraber yerel basın mensupları da konuk edildi.

Başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve belediye birimlerinin karşılama yaparak sıcak ilgi gösterdiği organizasyonda, gazeteciler memnuniyetini dile getirdiler. Burada yapılan konuşmalar ve sohbetler daha çok gazete ve gazetecilere yapılan ağır baskılar nedeniyle zor günlerin yaşandığı ifade edildi.

TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Yönetim Kurulu olarak, karşılama ve konukseverlikten dolayı mutluluk duyduklarını belirterek Başkan Genç ve ekibine teşekkür etti. Ayrıca Sultanahmet Babıali Şenlikleri’nin ağır baskılar nedeni ile karamsarlığa dönüştüğünü, gazeteciliğin gün geçtikçe daha da zorlaştığını, Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda kaygılı olduğunu belirterek, bundan sonra şenliğin isminin değiştirilerek ''Babıali günleri'' olacağını ifade etti.

Gezide konuşan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ise “Türkiye basın özgürlüğü açısından en sıkıntılı günlerini yaşıyor. Bu konuda TGC’nin talepleri çok net. Türkiye’de basın özgürlüğü önünde engel oluşturan yasalardaki sorunlu maddelerin kaldırılmasını, gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını, özel yetkili mahkemelerden vazgeçilmesini istiyoruz. 4. Babıali Günleri 64 gazetecinin tutuklu olduğu bir dönemde meslek içi dayanışmayı güçlendirmeyi ve sorunları gündemde tutmayı hedefliyor. Umarız bugüne kadar aralıksız gündeme getirdiğimiz basın özgürlüğü konusundaki taleplerimizi hükümet dikkate alır”

Başkan Şükrü Genç, yaptığı konuşmada misafirleri ağırlamaktan onur duyduğunu belirterek, halkın sesi olan basının çeşitli engellemeler ve baskılar ile zor günler geçirdiğini, demokrasinin gelişmesinde gazetecilerin yerinin ayrı olduğunu, halkın bilgi edinme hakkını sağlayan ve bu uğurda çaba harcayan gazetecilerin üzerindeki yaratılmak istenen korku ve sindirmeler ortadan kaldırılmalıdır diyerek, katılım için teşekkür ederek başarılar diledi.

(15 Eylül 2011)

***

“Türkiye’de her görüşten gazeteci yargılanıyor”

“Medyanın Güncel Sorunları” Paneli’nde bir değerlendirme yapan TGC Başkanı Orhan Erinç: “Türkiye’de her görüşten gazeteciler yargılanıyor ama tutuklu olarak yargılanan gazeteciler aynı görüş sahipleri durumundadır” dedi.


Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) 4. Babıali Günleri kapsamında TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda “Medyanın Güncel Sorunları” paneli düzenlendi. Posta Gazetesi yazarı Dr. Yazgülü Aldoğan, Milliyet Gazetesi Dış Politika yazarı Kadri Gürsel ve Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Atilla Özsever’in konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü TGC Başkanı Orhan Erinç yaptı.

Panelde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, “Bugüne kadar 1982 Anayasası’nda yaklaşık 70 maddede değişiklik yapıldı. Ama bu değişikliklerde ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, vicdan özgürlüğü gibi konular yer almadı. Çünkü şu da bir gerçek ki, Türkiye’deki siyasi partilerin yapısı demokrasiye pek uygun gibi gözükmüyor. Uzun yıllardır gazetecilik yapan meslektaşlarımızın bildiği şudur; partiler muhalefette ise yasaların değiştirilmesinden yana olurlar.”

Gazetecilerin yazdıkları, söyledikleri hakkında 6 bin dolayında açılmış soruşturma olduğunu ifade eden Başkan Erinç “Dava sayısını ne yazık ki bilemiyoruz. Anlaşıldığı kadarıyla Adalet Bakanlığı da bilemiyor ki, bu bilgileri toplamak için yazışmalar yaptı geçenlerde. Türkiye’de siyasal bakışı, yayın politikası açısından yargılanmayan gazeteci yok. Türkiye’de her görüşten gazeteci yargılanmaktadır. Bunlardan bir bölümü suç işledikleri kesinleşerek mahkum edilmiş, ancak hükmün açıklanması ertelenmiştir. Bu her gazete, televizyon, radyo için söz konusu olan bir durumdur.”

“Medyanın Güncel Sorunları” paneline konuşmacı olarak katılan ve medyanın en büyük sıkıntısının otosansür olduğunu söyleyen Posta gazetesi yazarı Dr. Yazgülü Aldoğan, “Bunca yıllık geçmişe ve deneyimime, siyasetin yasaklı olduğu bir dönemde siyasi dergi çıkaracak kadar gözü pek bir meslektaşınız olmama rağmen, son yıllarda mesleğimize yönelik yaşadığımız baskı ve otosansürü hiçbir dönemde bu kadar yoğun hissetmemiştik” dedi.

“Her iktidar medyayı bir parça ele geçirmek istiyor” diyen Milliyet Gazetesi Dış Politika yazarı Kadri Gürsel, “Panelin başlığı medyanın güncel sorunları. Böyle olunca da sorunları tespit etmek gerekiyor” dedi.

Gürsel şunları söyledi: “Türkiye’de bugün basının, medyanın en önemli sorunu otosansürdür. Otosansür medyayı tehdit eden en tehlikeli arızadır. Çünkü gözle görülemez, ölçülemez, ancak hissedilir.”

(15 Eylül 2011)

***

Erinç: Umutsuz olmaya hakkımız yok

4. Babıali Günleri’nin açılış konuşmasını yapan TGC başkanı Orhan Erinç “Baskılardan, yasalardaki sıkıntılardan şikayet ediyoruz ama şu da bir gerçek ki, umutsuz olmaya hakkımız yok. O nedenle daha önce de söylediğimiz gibi vaziyet vahim ama umutsuz değil” dedi.


Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) düzenlediği 4. Babıali Günleri’nin açılış konuşmasını TGC Başkanı Orhan Erinç’in yaptı. Etkinliğin daha önceki yıllarda Babıali Şenliği adı altında yapıldığını anımsatan Erinç, “Biz şenlik kelimesini festival kelimesi karşılığında kullanmıştık. Ancak bazı meslektaşlarımız bu şenliğin eğlenti anlamında kullanıldığından yola çıkarak eleştirilerde bulundular. Madem böyle bir anlam sapması yaratılmış, o nedenle biz de bu etkinliği Babıali Günleri olarak devam ettirme kararı aldık ve dördüncü etkinlik Babıali Günleri olarak sürdürülüyor” dedi.

Babıali’nin İstanbul’daki konumuna değinen Erinç, şunları söyledi: “Babıali İstanbul’un en kıymetli markalarından biri. Ağırlıklı olarak Cağaloğlu ve Sultanahmet’i kapsıyor. Çünkü Cumhuriyet döneminde Babıali, Osmanlı dönemindeki sadrazamlık değil, basın kavramıyla özdeşleşmiş bir sözcük olarak yaşamımızda sürüyor. Babıali’de Anadolu Ajansı Bölge Müdürlüğü ve yaygın gazete olarak TGC’nin yayınladığı ‘Bizim Gazete’ dışında ne yazık ki yayın organı yok. O açıdan bu etkinliğin yayın organlarının hiç olmazsa yılda 3-4 gün bir kez daha Babıali’de buluşmalarını sağlamaktır”

(16 Eylül 2011)

***

Yazarlar ve çizerler kitaplarını imzaladı

100’ü aşkın gazete, televizyon, dergi, radyo yayınevi ve internet sitelerinin katılımıyla başlayan 4. Babıali Günleri’nde yazarlar ve çizerler okurlarıyla buluştu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) düzenlediği 4. Babıali Günleri’ne çok sayıda kurum ve kuruluş stant açarak destek verdi. Anadolu Ajansı standında, yıl boyunca çekilen fotoğraflarla, Türkiye Gazeteciler Sendikası da, standında cezaevinde tutuklu bulunan gazetecilerin fotoğraflarıyla halkın dikkatini çekiyor. Etkinliğe yerel basın temsilcileri de bölgelerinde çıkan gazeteleri ve kitapları, halkla buluşturdu.

Etkinliği düzenleyen TGC’nin standına da halk büyük ilgi gösterdi.

Kadirli Gazeteciler Cemiyeti (KGC) standı sorumlusu KGC Başkanı Muzaffer Yüksel Kaya, Babıali Günleri’nin gazetecilerin bir araya gelmesi bakımından büyük bir kültür faaliyeti olduğunu söyledi.

(16 Eylül 2011)

***

Güreli: Basın özgürlüğü için mücadele edilmeli

4. Babıali Günleri kapsamında düzenlenen programda konuşan Milliyet Gazetesi yazarı ve TGC önceki Başkanı Nail Güreli, basın özgürlüğü için mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Güreli, “Babıali’den anılarla karışık bir tadımlık sohbet etmeye gayret edeceğim. Anılardan mesajda çıkarmak mümkün. Hani meşhur bir laf vardır ya vaziyetten vaziyet çıkarmak. Sizlerde bizim anılarımızdan bir mesaj çıkarabilirsiniz” dedi.

1952 yılında Babıali’de gazeteciliğe başladığını söyleyen Güreli, o dönemlerde telefonun birkaç kişide bulunduğunu anlattı.

Usta-çırak ilişkisine değinen Güreli, Vasfiye Özkoçak’tan tamamen gazeteciliğin etiğini öğrendiğini belirterek, “Vasfiye, bize gazetecilik etiğini çok sert bir şekilde, haşin bir öğretmen edasıyla dikte ederdi. Vasfiye’den bu işleri öğrendik” dedi.

(16 Eylül 2011)

***

“Kültür-sanat popüler kültürün hakimiyetinde”

TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, ana akım medyanın şirket kriterlerine dönüştüğünü belirterek, “Kültür sanat,  gazetelerde popüler kültürün hakimiyetinde bu kadar yapılabiliyor” dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. Babıali Günleri etkinlikleri kapsamında Sultanahmet Amfi Tiyatro’da “Kültür Sanat ve Medya” paneli gerçekleştirildi. Radikal Gazetesi Kültür-Sanat Editörü Şenay Aydemir, Türkiye Yazarlar Sendikası önceki Başkanı, yazar-şair Enver Ercan ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal’in konuşmacı olarak katıldığı panelin moderatörlüğünü TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto yaptı.

Olcayto, “Popüler kültürün bu baskıcı etkisine rağmen özellikle Anadolu’da genç gazetecilerin yazım dünyasına büyük ilgi gösterdiklerini gözlemliyoruz. TGC olarak pek çok il ve ilçede yerel basın seminerleri düzenliyoruz. Bu seminerlerde çok nitelikli dergilere, şiir ve yazılara rastlamak insanı şaşırtmıyor. Bu bakımdan genç kuşakların bir süre sonra popüler kültüre karşı nitelikli yazım açısından daha etkin olacaklarını düşünüyorum” dedi.

TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto sözlerini şöyle tamamladı: “Kültür sanatın medyaya yansımasına bakarsak, ana akım medyanın şirket kriterlerine dönüştüğünü görüyoruz. Kültür sanat, o gazetelerde popüler kültürün hakimiyetinde bu kadar yapılabiliyor demek ki. Genel çerçevede sistem nedeniyle umutsuz olmama rağmen, gençlerden yana çok umutluyum. Fazla umutsuz olmamak gerekiyor."

Panelin ilk konuşmacısı olan Radikal Gazetesi Kültür-Sanat Editörü Şenay Aydemir, “Öncelikle kültür-sanat ve medya deyince önce işin medya ayağını ayırmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Genel bir medya tanımı yapabilirsek kültür sanatın onun içersinde yer alma biçimini algılayabilmemiz daha kolay olacaktır” dedi.

Türkiye Yazarlar Sendikası önceki Başkanı Enver Ercan, 1986-87 yıllarında Güneş gazetesinin kültür sanat servisinde çalıştığını, o dönem en iyi kültür sanat servisinin Cumhuriyet gazetesinde olduğunu ve Güneş gazetesi çalışanları olarak Cumhuriyet’le çekişen, onu geçmeye çalışan bir sanat sayfası yaptıklarını anlattı.

(17 Eylül 2011)

***

TYB: “Medya ilan alarak yaşıyor”

TÜRKİYE Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal Zeynioğlu,  medyadaki kültür sanat sorununa yayıncılık sektöründe yaşanan endüstrileşme açısından bakmak istediğini belirtti.

Zeynioğlu, “Kültür endüstrisi, mümkün olduğunca geniş kitleye ürünlerini ulaştırma amacıyla çalışan bir endüstri. Kültür endüstrisinde kültür satılabilir, alınabilir. Bu endüstrinin diğer sanayilerden pek de farkı yok. Bunun temel unsurları ilk bakışta sinema ve müzik olarak görülebilir ama Türkiye’de özellikle son 20 yılda yayıncılık sektöründe de benzer gelişmeleri yaşadık. Medyanın endüstrinin gelişmesinden uzak olması mümkün değil. Çünkü medya bugün okura gazete satarak para kazanmıyor.”

Medya televizyonda olsun, gazetede olsun, radyoda olsun ilan alarak yaşıyor. Şimdi işin içinde ilan unsuru varsa o zaman bazı hassasiyetlerin geriye gitmesi gerekiyor. Mesela artık eleştiri yapmak mümkün değil. Çünkü siz herhangi bir kitap hakkında, herhangi bir film hakkında olumsuz en ufak bir imada bulunduğunuz anda ilan verenler birden bire şok geçirmiş gibi yerlerinden fırlıyorlar. Çünkü topluma yansıtılmış olan bir imaj var ve o imajın pürüzsüz olarak kalması gerekiyor.”

(17 Eylül 2011)

***

“Eskiden gazetecilik daha duyarlı yapılıyordu”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. Babıali Günleri kapsamında önceki gün düzenlenen “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programında TGC Başkanı Orhan Erinç, Babıali’nin geçmişini anlattı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, 4. Babıali Günleri kapsamında düzenlenen “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programında gazeteciliğe 14 Şubat 1952 günü başladığını ifade etti.

TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar’ın moderatörlüğünde konuşan Başkan Erinç, gazeteciliğe başladığı dönemlerdeki Babıali’yi şöyle anlattı: “Babıali’nin özelliği yalnız gazetelerin bulunmasıyla sınırlı değildi. Babıali’deki eski adalet sarayı, yangından sonra büyük postaneye taşınan mahkemeler, Cağaloğlu’nu aynı zamanda Türkiye’nin çok önemli hukukçularının bulunduğu bir yer haline getirmişti. O dönemin Türkiye’sine yön veren düşünce akımlarını yaygınlaştırmaya çalışan yayınevlerinin büyük bölümü de yine Babıali’deydi. Eskiden hem gazeteciler hem de Babıali esnafı, tüccarı matbaa sahibi, matbaalarda çalışanlar neredeyse birbirlerini çok yakından tanıyan kişilerdi.”

“Babıali’ye geldiğimden bu yana Babıali’deki esnafın giderek yok olmasına üzülerek tanıklık ettim” diyen Erinç, “En son yanlış hatırlamıyorsam 3-4 yıla kadar bir manavımız kalmıştı. O da hatıra eşyası satan ya da kuyumculuk yapan bir dükkana devretti. Yani o dönemden herhangi bir tanıdığımız ne yazık ki kalmadı” dedi.

Geçmişe tanıklık etmeye çalıştıklarını belirten Erinç, “Bizim için o dönemde en önemli özellik, mesleğimizin büyükleriyle aynı kaldırımları aynı yolları dolaşmaktı” şeklinde konuştu.

Erinç, şunları söyledi: “Yolda hem usta muhabirleri hem köşe yazarlarını hem yazı işleri müdürlerini görürdük. Onlar da genç gazetecilere sevgiyle yaklaşırlardı. Mesela Prof. Dr. Sabri Esat Siyavuşgil… Ben Yeni Sabah gazetesinde çalışırken o da köşe yazarlığı yapardı. Benim yanıma birkaç defa gelip yazdıklarımdan yanlış olanları düzeltmem için nasihat ettiğini hatırlıyorum. Kendisine o yanlışlardan kurtulma konusundaki katkıları nedeniyle de her zaman saygıyla anmak istiyorum. Bugün gazeteciliğin esas öğrenilmesi ne yazık ki bizim gençliğimizdeki usta-çırak ilişkileriyle sürdürülemiyor. Bunun çeşitli nedenleri söz konusu. Bunların başında da kıdemli gazetecilerin zaman ayırma olanaklarının sınırlandırılması diye düşünüyorum.”

(17 Eylül 2011)

***

Babıali Günleri mesleki dayanışmayı güçlendiriyor

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. Babıali Günleri kapsamında TGC Standında kitaplarını imzalayan yazarlar Babıali Günleri’ni değerlendirdi.

TGC 4. Babıali Günleri’nde imza günleri devam ediyor. TGC standında gazeteci-yazar Önder Balıkçı, Deniz Banoğlu, Nazır Şentürk okuyucularıyla buluştu. Yazarlar, etkinlik hakkındaki düşüncelerini açıkladı.

TGC standında kitaplarını imzalayan gazeteci-yazar Deniz Banoğlu Babıali Günleri hakkında görüşlerini açıkladı.

Banoğlu, “Kalmayan bir Babıali’yi yaşatma çabasını övgüye değer görüyorum. Sadece Babıali değil ne yazık ki İstanbul’un tarihi ve kültürü de yok oluşu yaşamakta. İstanbul’un medyasıyla, kültürüyle, tarihiyle o güzelim belleği giderek yozlaşmayla birlikte yok olmaktadır” dedi.

İstanbul Valiliği İl Basın Halkla İlişkiler Müdürü Nazır Şentürk’de, TGC standında kitaplarını imzaladı.

Şentürk, “Babıali Günleri önemli bir kültür-sanat etkinliği olarak görüyorum. İstanbul Valiliği de Babıali’nin yaşatılması ve gelecek kuşaklara bu kültürün anımsatılması açısından TGC ile ortak hareket etmeyi uygun gördü” dedi.

Şentürk sözlerini şöyle sürdürdü: “Gençliğin Babıali’nin geçmişini öğrenmesi bakımından Babıali Günleri’nin kalıcı bir etkinlik olacağına inanıyorum. Kaldı ki Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına serbest zamanlar dersi koyulmuş. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’ın da gayretiyle “İstanbul Dersleri” konuldu. Bu derslerin konulmasında Babıali Günleri’nin çok etkisi olduğunu düşünüyorum.”

(17 Eylül 2011)

***

Balıkçı: Babıali ruhu yeniden canlandırıldı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Babıali Günleri için düzenlenen standında konuşan Bizim Gazete yazarı Önder Balıkçı, “4 yıldan beri düzenlenen Babıali Günleri’nin hepsine katılmanın mutluluğunu yaşadım” dedi.

Balıkçı, Babıali Günleri’ni çok önemsediğini belirterek şöyle konuştu: “Çünkü bu etkinliklerin eski Babıali ruhunu yeniden canlandırdığına, mesleki dayanışmayı güçlendirdiğine, vefa kavramının önemini vurguladığına inanıyorum. Bu arada bir başka önemli noktanın daha altını çizmekte yarar görüyorum. Orhan Erinç’in başkanlığındaki TGC yönetimi, her platformda olduğu gibi Babıali Günleri’nde de yaygın-yerel basın ayrımı yapmaksızın tüm gazetecileri kucaklama sorumluluğunu gösteriyor. Yerel basının çözüm bekleyen sorunlarıyla yakından ilgileniyor.”

Balıkçı, “Medya kuruluşlarının tamamına yakınının Babıali’yi terk ederek, başka yerlerdeki büyük plazalara taşınıp, halktan koptuğu bir dönemde 4 gün süren bir etkinlikte bile olsa ‘Babıali nefesinin yaşatılmasını’ çok anlamlı buluyorum. Bazı kişilerin Babıali Günleri’ni önemsiz gösterme çabalarını umursamadan, bu etkinliklerin sürdürülmesi gerektiğini de yürekten inanıyorum. Çünkü ‘Babıali Ruhu’ hiç sönmemesi gereken bir meşaledir bence. İnadına Babıali Günleri diyorum. Bu etkinlikleri yaşama geçiren Orhan Erinç’in başkanlığındaki TGC Yönetim Kurulu’nu bir kez daha yürekten kutluyorum” diye konuştu.

(17 Eylül 2011)

***

“Öykülerim öteki İstanbul’u anlatıyor”

Usta öykücü olarak tanımlanan Adnan Özyalçıner, öykülerinde herkesin bildiği, gördüğü İstanbul’u değil, kenarda köşede kalmış, hayatın içinde sıkışmış insanların öykülerini anlattığını ifade etti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. Babıali Günleri devam ediyor. Babıali Günleri kapsamında yapılan “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programı da yazarlar ile okuyucularını buluşturuyor.

TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar’ın moderatörlüğünü yaptığı “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programının konuşmacısı gazeteci ve yazar Adnan Özyalçıner oldu. Özyalçıner İstanbullu bir öykücü olduğunu belirterek, “Ailem yaklaşık 150 yıllık İstanbullu. Ben öykülerimde hep İstanbul’u yazdım ama İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde… Karagümrük’te surlara yakın bir yerde dünyaya geldim. Çocukluğum ve gençliğimde oralarda geçti. Benim mahallem daha çok işçilerin yaşadığı bir yerdi. Çocukluğumda Haliç fabrikalar semtiydi ve biz fabrika düdükleriyle uyanırdık. Sabahın 5’inde 6’sında fabrikalar düdük çalarak insanları uyandırırdı. Bizim babalarımız işçiler olarak o zamanlar, o düdük sesleriyle kalkarlar, yaya olarak o fabrikalara giderlerdi. Şimdiki gibi ulaşım imkanları yoktu. O mahalledeki benim ailemdeki annem ve babam okuma yazma bilmeyen insanlardı. Okuma yazma bilmedikleri halde yaşadıklarını gördüklerini eleştirmesini bilen, daha iyi bir hayat yolunu seçilmesi gerektiğini düşünen insanlardı. Kendilerine göre hayalleri, düşleri vardı” dedi.

(17 Eylül 2011)

***

“Basın özgürlüğüne herkesin ihtiyacı var”

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, 64 gazetecinin cezaevinde bulunduğunu, 10 bine yakın gazetecinin de dava kıskacında olduğunu belirterek, “Hoşgörüye daha çok ihtiyacımız var” dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) düzenlediği 4. Babıali Günleri çerçevesinde önceki gün “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programı düzenlendi. Sohbet programının konuşmacısı Radikal gazetesi yazarı Altan Öymen olurken, programın moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş yaptı. Güneş, basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye’nin 138. sırada olduğa dikkat çekti.

Gazetecilerin bir rakip bir siyasi parti olmadığını hatırlamakta yarar olduğunu söyleyen TGC Genel Sekreteri Güneş yaptığı değerlendirmede, “Gazeteciler halkın gerçeklerden haberdar olması için mesleklerini yapıyorlar. Hem iktidarın hem muhalefetin basın özgürlüğünün bir ülkenin oksijeni olduğu konusunda birleşip bu konuda Türkiye’nin ayıplı bir durumda olmasından çıkmasını sağlaması gerekiyor.”dedi.

“Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programının konuşmacısı Radikal gazetesi yazarı Altan Öymen, gazeteciliğe başladığı dönemi ve o dönemde gazetecilerin yaşadığı zorlukları anlattı.

“Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır” diyen Öymen, “Basın özgürlüğü konusunun ele alınması gerekir. Nasıl olur bu? İktidar partisinin niyet etmesi lazım. 327 milletvekili var. Muhalefet partisinin de bunu teşvik etmesi lazım. Muhalefet partisi kanun teklifi verebilir. Muhalefetin kanun teklifi vermesiyle de sonuç çıkmaz. Sonuç olarak basın özgürlüğü bu ülkede sağlanmalıdır. Hükümet de kendisini eleştirenlere saygı duymalıdır” ifadelerinde bulundu.

(19 Eylül 2011)

***

“Sporda tehlikesiz bölümü geride bıraktık”

Radikal gazetesi spor yazarı Bağış Erten, "Artık spor yorumculuğu, spor yazarlığı da tehlikeli. Çoğumuz 212’li olmadan, sendikal gücü arkamıza almadan çalışıyoruz. Gazetecilik ahlakı ve gazetecilik dayanışmasından çok uzaktayız" dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) geleneksel hale getirdiği 4. Babıali Günleri Sultanahmet’teki Amfi Tiyatro’da düzenlenen panellerle devam etti. "Spor Basını Nereye Gidiyor" panelinin moderatörlüğünü Radikal gazetesi spor yazarı Bağış Erten yaptı. Panele konuşmacı olarak Milliyet gazetesi spor yazarı Atilla Gökçe, Radikal Gazetesi Spor Müdürü Uğur Vardan ve Radikal gazetesi spor yazarı Banu Yelkovan katıldı.

Radikal gazetesi spor yazarı Bağış Erten, "‘Spor Basını Nereye Gidiyor?’ tartışmasının önemli bir noktası var. Çünkü Türkiye’de basının sorunları dışında, spor basınının kendine özgü sorunları da var. Yaklaşık 10-15 yıldır herkes kendine spor basını nereye gidiyor diye soruyor. Takımlarla, kulüplerle olan mesafenin ortadan kalkmış olması, yazılan haberlerin objektif gazetecilik yerine taraflılık ekseni doğrultusunda yapılması, spor basını dediğimiz şeyin sporu daha çok vurgulayıp basını ihmal etmesini spor basınının önemli sorunlarıdır" dedi.

Spor basınıyla ilgili düşüncelerinin pek de olumlu olmadığını belirten Erten şunları söyledi:

"Babıali’den İkitelli’ye geçen süreçte spor basını da kırılma yaşadı. Türkiye’de özellikle 90’lardan sonra spor basınındaki değişimin birkaç parametresi olarak çok önemli bir yol ayrımından bahsedilir. Şöyle ki, spor basınında yeni muhabir adayları ya en kolay ve ucuz yol olan, polemiğe daha yatkın kulüp muhabirliğiyle kulüpler çerçevesinde bir alana sıkıştırılacaktı ya da üniversitelerin gazetecilik bölümlerinden veya alaylı olup da analiz ve farklı perspektif niteliği bulunanlar arasından karşılaştırmalı bir spor basınını oluşturabilecek insanlar tercih edilecekti. Medya patronları çok büyük oranda birinciyi tercih ettiler. Çünkü daha ucuzdu, daha kolaydı ve daha az nitelik gerektiriyordu. Bu kırılmadan sonra yaşadığımız problemler giderek arttı."

Babıali’de artık gazete ve matbaaların kalmadığını, iletişimin giderek koptuğunu söyleyen Milliyet gazetesi spor yazarı Atilla Gökçe, "Babıali’den herkes gidebilir ama cemiyetimiz gitmesin, her zaman var olsun. Bizi şemsiyesi altında, gazetecileri kucaklama ruhunu kaybetmeden yaşamını sürdürsün. Babıali yokuşu bizim için kutsaldır" dedi.

Konuşmasına Radikal gazetesinin spor servisi hakkında bilgi vererek başlayan Radikal Gazetesi Spor Müdürü Uğur Vardan, "Bizim servisimiz klasik anlamda bir spor servisi değil. Serviste 5 kişi çalışıyoruz ve bütün elemanlarımız başka disiplinlerden gelme kişilerden oluşuyor. Bugüne kadar çalıştığım herkes neredeyse spor basınının eleğinden geçip gelmedi. Biz hep bir önceki kuşağın bazı problemleri olduğunu düşündük. Tavrımızı buna göre koyduk. Olabiliyor mu bilmiyorum ama elimizden geldiğinde hamle yapmaya çalıştık" dedi.

(19 Eylül 2011)

***

“Foto muhabirliğine değer verilmiyor”

Milliyet Gazetesi Foto Muhabiri Ercan Arslan, 4. Babıali Günleri etkinliklerinde “Fotoğrafçının Gözüyle Haber” başlığı altında bilgilerini aktardı

Foto muhabirlerinin televizyon gibi görüntüyü anında canlı olarak aktaramadıklarını, radyo gibi ses veremediklerini, sadece çektikleri fotoğrafları çalıştıkları gazeteye ulaştırmak zorunda olduklarını söyleyen Milliyet Gazetesi Foto Muhabiri Ercan Arslan, izleyicilere hem kendi çektiği hem de çeşitli ajansların foto muhabirleri tarafından çekilen fotoğraflardan oluşan bir sinevizyon gösterisi sundu.

Arslan, “Dünyada bilgi kaynağı gazete, televizyon ve internettir. Fotoğraf, haberin okunması için bir araçtır. Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre, insanların yüzde 60’ı manşeti, yüzde 9’u giriş bölümünü, yüzde 4’ü de metinleri okuyor. Araştırmaya katılan insanların hemen hemen hepsi gazeteyi ellerine aldıklarında öncelikle büyük fotoğrafa bakıyor, sonra fotoğrafın altındaki yazıyı okuyorlar. 75 milyon nüfuslu Türkiye’de topu topu 3-3,5 milyon civarında gazete satılıyor. Demek ki biz gazete okumuyoruz” dedi.

(19 Eylül 2011)

***

Medyanın gençlere ihtiyacı var

Gençlerin Gözünden Medya Paneli’nde konuşan genç iletişimciler, gazetelerin sorunu toplumun sorunudur diyerek, tarafsız yayın yapan, doğru bilgi veren temiz bir medya istediklerini ifade ettiler

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. Babıali Günleri etkinlikleri kapsamında cumartesi günü Sultanahmet Amfi Tiyatro’da "Gençlerin Gözünden Medya Paneli" gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, İstanbul Arel Üniversitesi, İstanbul Şehir Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi’nin iletişim fakültesi öğrencilerinin katıldığı panelin moderatörlüğünü TV8’den Gökmen Karadağ yaptı.

Karadağ, TGC yönetimine ilitişimcilere konuşma fırsatı verdiği için teşekkür ederek, sözü gençlere bıraktı.

(19 Eylül 2011)

***

“Basın, en kara günlerini yaşıyor”

Gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, gazeteci tutuklamalarına ve gazeteciler hakkında açılan davalara dikkat çekerek “Basın, Türkiye’de tarihinin en kara günlerini yaşıyor” dedi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. Babıâli Günleri çerçevesinde yapılan “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programının konuşmacısı gazeteci-yazar Hıfzı Topuz ve Nuyan Yiğit, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu’nun moderatörlüğünde katılımcılara düşüncelerini açıkladı.

Gazeteci-yazar Hıfzı Topuz, gazeteci tutuklamalarına ve gazeteciler hakkında açılan davalara dikkat çekti.

Dünyadaki basın meslek örgütlerinin yayınladığı raporlarda istatistiklerde basın özgürlüğü bakımından Türkiye’nin başı çektiğini belirterek, “Basın özgürlüğü bakımından dünyada başı çekiyoruz. Dünyada bir sürü basın meslek örgütü var. Onlar rapor yayınlıyorlar. Biz onların yayınladığı raporlarda başı çekiyoruz. Şimdiye kadar böyle rekor kıramadık. Geçmişte basından çok şikayet ettiğimizi düşündüm. 27 Mayıs’ta gazeteciler hapisten çıktı. Şimdi hapiste çok sayıda gazeteci var. 27 Mayıs’tan önce Türkiye’de basın özgürlüğü yok diye bağırdık. Hapishanelerin kapısı açıldığında sadece 4 gazeteci çıktı. Şimdi cezaevlerinin kapısı açılsa en az 60-70 gazeteci çıkacak” dedi.

Gazeteci-yazar Nuyan Yiğit de gazeteciliğe 1 Eylül 1948 günü başladığını, İngilizce bildiği için yurt dışında pek çok haberi izlediğini söyledi. Yiğit gazeteciliğe başladığından beri de başka hiçbir iş yapmadığını belirtti.

İngiltere’nin başkenti Londra’da 1971 yılında bir konferansa katıldığını ifade eden Yiğit, “Bir Japon geldi. Dedi ki ‘yakında gazetelerin matbaaları evlere girecek’. Gülmeye başladım. Ondan sonra devam etti; ‘Yakında bilgisayarlar evlere girecek. O bilgisayarlarda bütün haberler önünüze gelecek. Siz o haberler içerisinden istediğiniz gazetenin istediğiniz yazarın yazısını alıp okuyacaksınız. Sonra haberler, evden bilgisayar ortamında servis edilecek ve o haberleri bilgisayar ekranında göreceksiniz. Onu oradan okuyabildiğiniz gibi basmakta mümkün olacak. Teknoloji bunu getirecek’. Bende baktım adama ve ‘atıyor bu’ dedim. Adamın attığı bugün ortaya çıktı. Adam bunu 71 yılında söylemişti” dedi.

(19 Eylül 2011)

***

Poroy: “Karikatürist fena düşünmez tuhaf düşünür”

Cumhuriyet Gazetesi karikatüristi Semih Poroy, bir olayı çizerken sakin olunması gerektiğini belirterek, “Saniyelik hiddet yanlış şeyler çizdirebilir. Masaya oturduğunuz zaman sakin bir karikatürcü olmalısınız. O zaman olaylar, daha rahat görülebilir ve daha rahat bir karikatür çizersiniz” dedi

Babıali Günleri’nin “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programının konuşmacısı Cumhuriyet Gazetesi karikatüristi Semih Poroy, Babıali’de bulunmanın çok hoş olduğunu söyledi.

Karikatürist Akdağ Saydut’un moderatörlüğünde düşüncelerini açıklayan Poroy, “Henüz çocukluğumda sevdiğim bazı çizgi roman dergilerinin idarehanelerinin bulunduğu o sokak isimlerinin bir kısmını ezberlemiştim. İlk Karikatürlerimin Akbaba dergisinde yayınlanması sürecinde Babıali’ye gidip gelirken o sokaklarda gezinmek ayrı bir keyifti. Şimdi gazeteciliğe başladığım bu semtte, yeniden olmak ve gazetecilik hakkında bir şeyler konuşmak için burada olmak çok hoş” şeklinde konuştu.

Sözün düşünceden doğduğunu anımsatan Poroy, çizginin de mağara dönemine ait resimlerle bağlantılı olduğunu ifade ederek, “Mağara resimlerinden bu yana 10 binlerce yıl geçti. O çizimlerin bazıları bugün de bakıldığında kısmen karikatür tadı veren çizimlerdir. Onlar karikatür olsun diye yapılmış şeyler değildir; ama taşıdıkları ifade karikatürcülere ilham kaynağı oldu. Yani o resimleri çizenler, tarih sahnesine ilk çıkmış çizerlerdi denilebilir. Bu açıdan baktığımız zaman ne kadar eski bir çizgi türüyle, sanat dalıyla uğraştığımı görüyorum ve gerçekten bana heyecan veriyor” dedi.

Cemil Cem’in vurguladığı gibi “Karikatürist kötü düşünmez değil tuhaf düşünür” diyen Poroy, “Ağır ol da molla desinler diye bir söz vardır. Ben o sözü yerinde kullanıldığı zaman çok severim. Öyle ağır ol da molla desinler türü siyaset adamlarımız da var. Espriyi, karikatürü hayatlarıyla içselleştirmemiş kişiler, sorumlu mevkilere geldikleri zaman o büyük kişilerin karikatürize edilemeyeceğini düşünüyorlar. Onun için bizde biraz karikatüre kızılır oldu. Nasreddin Hoca, İncili Çavuş, meddah hikayeleri gibi sözlü edebiyat döneminde önemli taşlamalarımız vardır. Bunlarla övünen bir toplum olmamıza rağmen son yıllarda karikatüre kızan, karikatürle mahkeme salonlarında hesaplaşmaya çalışan bir yere gittik ama ben gene karamsarca söylemiyorum. Böyle şeyler olabilir. Hep olmuştur da” dedi.

(19 Eylül 2011)

***

Orhan Erinç: Tutukluluk ceza infazına dönüşüyor

Gazetecilik faaliyetlerinin suç sayılmasına yönelik yaklaşımların, 4. Babıali Günleri’ne damga vurduğunu söyleyen TGC Başkanı Orhan Erinç, “Meslektaşlarımızın tutukluluk hallerinin ceza infazına dönüşüyor olması şikayetçi olduğumuz konudur” dedi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) geleneksel hale getirdiği 4. Babıali Günleri, önceki gün TGC Basın Müzesi’nde düzenlenen kokteylle sona erdi. 4. Babıali Günleri’ne katılan 100’e yakın medya, yayınevine teşekkür belgesi verildi. Babıali Günleri’nin kapanış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç “Bildiğimiz kadarıyla 67 meslektaşımız gazetecilikle ilgili çalışmaları nedeniyle tutuklu yargılanıyor” dedi.

Erinç şunları söyledi: “Daha önce yargılanan gazeteci yok gibi bir yaklaşım vardı. Şimdi gazetecilerin yargılandığı kabul edildi, ama henüz meslektaşlarımızın gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandıkları konusunda bir girişim olmadı. Umuyorum ki bu değerlendirmeleri yapanlar, soruşturma sırasında meslektaşlarımıza yöneltilen soruları ve onların verdikleri cevapları okuyarak gerekli değişikliği yaparlar.”

“Şenliğe damgasını vuran gazeteci meslektaşlarımızın gazetecilik faaliyetlerinin suç sayılmasına yönelik yaklaşımlar oldu” diyen Erinç, “Meslektaşlarımızın tutukluluk hallerinin ceza infazına dönüşüyor olması bir diğer şikayetçi olduğumuz konu” dedi.

TGC Başkanı Orhan Erinç’in kapanış konuşmasının ardından Babıali Günleri’ne katılan medya kuruluşları, yayınevleri ve sivil toplum kuruluşlarına birer teşekkür belgesi verildi.

(20 Eylül 2011)

***

Verel: Gazeteciler her türlü fikre saygılıdır

Gazeteci-yazar Oktay Verel,“Biz gazeteciler, her türlü düşünce ve fikre inanca saygılıyız. Saygılı olduğumuz için bazen eziliriz. Bazen dimdik dururuz. Bazen hapislerde çürürüz ama saygılıyız” dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği 4. Babıali Günleri sona ererken etkinliklerin son gününde yapılan “Yazar ve Çizerlerle Tadımlık Sohbetler” programının konuşmacısı gazeteci-yazar Oktay Verel, TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto’nun moderatörlüğünde bilgilerini ve düşüncelerini aktardı.

Programın moderatörü Olcayto, yıllardır Türkiye’de bir demokrasicilik oynandığını belirterek, 64 gazetecinin cezaevinde olduğunu dile getirdi. Olcayto, “Bugün 64 gazeteci içeride, Terörle Mücadele Yasası, Ceza Yasası, Basın Yasası’nı saymıyorum ama diğer yasalarda basına ilişkin maddeler var. Yani gazetecilik yapmak zor bir iş” dedi.

Olcayto, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onun daha ötesinde şöyle bir şey var. Bir merkez medya dediğimiz ana akım medya var. Bir de işte kimilerinin yandaş diye nitelendirdiği medya grubu var. Medya şu anda ikiye bölünmüş durumda, ama şunu görüyoruz. İki grupta da haberlerin üstü örtülüyor. Halk bu haberlere ulaşamıyor. Halkın doğru habere, yansız habere ulaşması mümkün değil. Bugün Ahmet ile Nedim’in tutuklanmasının üzerinden 200 gün geçmiş. O nedenle bugün bir yürüyüş yaptı Ahmet ile Nedim’in arkadaşları. Şimdi şunu düşünüyorum. Onların arkadaşları var. Güneydoğu’daki gazetecilerin böyle, onları destekleyecek yandaşları da yok.”

Gazeteci-yazar Oktay Verel, gazetecilerin zincirlenmiş fikirleriyle değil, özgür, bağımsız fikirleriyle, gece gündüz demeden, korkuları aldırmadan hapislerden çekinmeden halka hizmet verdiğini ifade etti.

(20 Eylül 2011)

***

Şanlıurfa Radyo Liva’dan TGC’ye teşekkür plaketi

4. Babıali Günleri kapsamında Şanlıurfa’da yayın yapan Radyo Liva Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mahmutoğlu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne (TGC) radyolara göstermiş oldukları desteklerden dolayı birer nostalji görünümlü plaket sundu. Mahmutoğlu, plaketi TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş adına TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver’e takdim etti.

Plaketi sunan Radyo Liva Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mahmutoğlu, “Sadece İstanbul’da basın kuruluşlarının olmadığını ve tüm Türkiye’deki basın kuruluşlarına kucak açan TGC’ye sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Şanlıurfa’da yayın yapan Radyo Liva ve radyo yayıncıları olarak 6’ıncı yılımızı kutlamış bulunmaktayız. Bu anlamda en büyük meslek örgütümüz TGC’ye hiç eskimeyen ve günümüzde de severek dinlenen nostalji görünümlü radyo plaketini takdim ediyoruz. Dileğimiz, tüm iletişim araçlarımızla birlikte radyolarımızın özgürce yayın yapması ve basın, ifade ve düşünce özgürlüğü önündeki engellerin bir an önce aşılmasıdır.  Hükümetten de bu talebimiz doğrultusundaki yasal düzenlemeleri bir an önce yapmasını bekliyoruz” dedi.

(20 Eylül 2011)

***

“Gazeteciler terör örgütü üyesi olarak yargılanıyor”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, ''Biz meslektaşlarımızın gazetecilik mesleğini yapmaları nedeniyle terör suçlusu edildiklerini iddia ediyoruz'' dedi

Bülent Dikmener Haber Ödülü ve Turhan Narler Yerel Gazetecilik ödül töreninde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç gazeteciliğin, uluslararası kurallara göre yapılan bir meslek olarak nitelendirildiğini belirterek, ancak Türkiye için aynı şeyleri söyleme olanağının olmadığını söyledi. Erinç, Türkiye'de ifade özgürlüğünün önünde çok sayıda engel bulunduğunu, bu engeller yetmezmiş gibi yeni engellerin konulmasına da özen gösteren siyasetçilerin bulunduğunu öne sürdü.

Türkiye’de ilk kez 94 meslek örgütünün ''Gazetecilere Özgürlük Platformu'' adı altında geçen yıl eylül ayında bir araya geldiğini anımsatan Erinç, amacın ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, hukukun evrensel ilkeleriyle çalışan hukuk kurallarının değiştirilmesi olduğunu bildirdi. Erinç, son günlerde gazetecilerin, meslek kuruluşlarının yalnızca terörle mücadele yasasının değiştirilmesini istediği yönünde bir takım söylemlere tanık olduklarını da ifade etti.

67 gazetecinin tutuklu olarak yargılandığını ifade eden Erinç, şöyle konuştu: ''Oysa biz özellikle TGC olarak, 2004 yılından bu yana Türk Ceza Yasası'ndaki 26 maddenin, Türkiye'deki ifade özgürlüğünün önünü kesen, kaldırılan Türk Ceza Yasası'ndan da daha tehlikeli suç tanımları içerdiğini anlatıp geliyoruz. Bizim değiştirilmesini istediğimiz yasalar, terörle mücadele yasasıyla sınırlı değil. Biz Türk Ceza Yasası'nın ifade özgürlüğünün önünü kesen maddelerinin değiştirilmesini istiyoruz. Terörle Mücadele Yasası'nın, ifade özgürlüğünün önünü kesen, halkın bilgilenme hakkını elinden alan maddelerinin değiştirilmesini istiyoruz. Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin AB kazanımlarına aykırı düştüğü için kaldırıldığının söylendiği süreçte, ondan daha yetkili bir Özel Yetkili Mahkemeler kurulmasının ve onların denetimi konusundaki eksikliklerin giderilmesini istiyoruz.''

Tutukluluk sürelerinin infaza dönüştüğünü savunan Erinç, şöyle devam etti:

''Tutukluluk sürelerinin 'adi' diyebileceğimiz suçlarda 5, terör yasasındaki kapsamındaki suçlarda da 10 yıl olduğu konusundaki yargı kararını siyasetçiler, 'yargı böyle karar verdi' diyerek kurtulmak istiyor. Oysa bunu oturup düşünmek zorundalar. Eğer kendilerinin yaptığı yasa maddesinde bu süreyi 10 yıl olarak belirlemişlerse, yargıyı töhmet altında bırakma hakları yok. Ama kendileri 10 yılı hedeflememişlerse çok üzerinde durdukları milli iradeye aykırı bir durum ortaya çıkıyorsa, bu süreyi normal süre haline dönüştürmek yasamanın, yani meclis çoğunluğunun elinde olmalıdır. Bu, meclis açıldıktan sonra ilk yapılacak işler arasına alınmalıdır.''

Daha sonra Çanakkale Vali Vekili Bahir Altunkaya Hürriyet Gazetesinden Toygun Atilla'ya ödülünü verdi. Cumhuriyet Gazetesi'nden Aykut Küçükkaya ise ödülünü Belediye Başkan Vekili Muharrem Erkek'in elinden aldı. Çanakkale Ton TV'den Ogün İnal'a ödülünü Işık Narler verirken, Batman Çağdaş Gazetesinden Arif Aslan da ödülünü Gazeteci Yalçın Bayer'in elinden aldı.

(26 Eylül 2011)

***

Güneş: Meslek örgütlerine büyük haksızlık yapılıyor

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması, Terörle Mücadele Yasası’nın 6. ve 7. maddelerinin kaldırılması, TGC’nin bizzat yaptığı bütün açıklamalardaki ana unsurlardır” dedi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde eylül ayının “Geleneksel Ay Sonu Pazartesi Yemeği” düzenlendi. TGC Yönetim Kurulu üyelerinin de hazır bulunduğu yemekte TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ve TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver birer konuşma yaptı. Güneş, yemeğe katılan konuklara güncel gelişmelerle ilgili bilgiler aktardı. Geçtiğimiz aylarda TGC’nin 65. yıl dönümünün kutlandığını anımsatan Güneş, “Ardından 7-8 Temmuz tarihlerinde Antakya’da Yerel Basın Seminerimizi yaptık. Çok sayıda gazeteci katıldı” diye konuştu.

Güneş,“24 Temmuz Geleneksel Gazeteciler Günü de bine yakın üyemizin katılımıyla son derece verimli geçti. Mesajlarımızı orada da tekrarladık. Şu an Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın ‘kimse Terörle Mücadele Yasası’nın kalkmasını istemiyor ki’ dediği noktalar başta olmak üzere Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması, Terörle Mücadele Yasası’nın 6. ve 7. maddelerinin kaldırılması gibi başlıklar, TGC’nin bizzat yaptığı bütün açıklamalardaki ana unsurlar oldu. Bunu hiç vazgeçmeden tekrarlamayı sürdürüyoruz” dedi.

4. Babıali Günleri’nin yapılan etkinliklerle başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini söyleyen Güneş, İstanbul Adalet Sarayı’nın hizmete girdiğini hatırlattı.

Güneş, “Adalet Sarayı’nda 40 adliye muhabiri meslektaşımızın yararlanacağı basın odasının donanımını tamamen TGC gerçekleştirdi. Arkadaşlarımıza çıplak bir oda teslim edilmişti. Cemiyet, yaklaşık 20 bin liralık bir harcamayla hiçbir medya kuruluşundan destek almadan dolaplarını, masalarını, çalışma ortamlarını hazırladı” dedi.

(27 Eylül 2011)

TGC Lokali’nde eylül ayının “Geleneksel Ay Sonu Pazartesi Yemeği” düzenlendi. TGC Yönetim Kurulu üyelerinin de hazır bulunduğu yemekte TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş konuşma yaptı.

***

Tutuklu gazeteciler: İddianamelerin içi boş

Aylardır cezaevinde tutuklu bulunan gazeteciler, TGC yöneticilerinin ziyaretinde meslektaşlarına seslenerek “iddianamelere tarafsız ve dikkatle bakıldığında daha yazacak çok malzeme olduğu dikkat çekecektir” dedi.

Gazeteciliğin terörist bir faaliyet olmadığına, buna karşılık iktidarla aynı görüşte olmayan çok sayıda gazetecinin terör örgütleriyle ilişkilendirilerek aylardır haksız şekilde hapiste tutulduğuna her fırsatta dikkat çeken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yöneticileri, Silivri Cezaevi’nde hapis yatan Nedim Şener, Ahmet Şık, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’a destek ziyaretinde bulundu.

TGC Yönetim Kurulu’ndan Turgay Olcayto, Ahmet Özdemir ve Gülseren Ergezer Güver’in ziyaret ettiği tutuklu 4 gazeteci, haklarındaki iddianamelerde doğru, somut, gerçekle ilişkili tek bir iddia bile bulunmadığını savunarak “Dışardaki meslektaşlarımız, köşe yazarları iddianameleri iyi okusunlar. Dikkatle baktıklarında çok malzeme bulacaklar. Yüzlerce sayfalık iddianamenin içinin bomboş olduğunu, çeliştiğini, terörle, silahla, örgütle ilişki olduğunu gösteren tek satır bulunmadığını görecekler” diye konuştu.

(27 Eylül 2011)

İktidarla aynı görüşte olmayan çok sayıda gazetecinin terör örgütleriyle ilişkilendirilerek aylardır haksız şekilde hapiste tutulduğuna her fırsatta dikkat çeken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yöneticileri, Silivri Cezaevi’nde hapis yatan Nedim Şener, Ahmet Şık, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’a destek ziyaretinde bulundu. Tutuklu gazeteciler kendi el yazılarıyla meslektaşlarına çağrıda bulundu. .

(29 Eylül 2011)

***

TGC kurucu üyelerinden Cihat Baban anıldı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, kurucularından gazeteci ve başyazar Cihat Baban'ı doğumunun 100. yılında Basın Müzesi’nde düzenlediği özel bir panelle andı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) kurucularından Cihat Baban’ı anma panelinde değerlendirmelerde bulanan TGC Başkanı Orhan Erinç gazeteciliğin içerisine ticaretin girdiğini belirterek “Gazetecilik, televizyonlar başladıktan sonra eğlence sektörüyle iç içe değerlendirilmeye başladı” dedi. Panele katılan Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, “Cihat Baban gazetecilikle politikayı bir arada yürütmesini becerebilen başarılı bir simadır” derken, Baban'la birlikte çalışmış gazetecilerden Hakkı Devrim, Altan Öymen ise konuşmalarında, usta bir gazeteci olduğuna dikkat çektiler. .

(29 Eylül 2011)

***

TGC 2011 Yerel Gazetecilik Ödülleri'ne başvurular başladı

Yerel medyanın desteklenmesi amacıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Konrad Adenauer Stiftung'un 1998 yılında başlattığı Yerel Gazetecilik Ödüllerine başvurular başladı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,  TGC 2011 Yerel Gazetecilik Ödüllerine başvurular başladı. Cemiyet bu ödülleri, demokrasi kültürünün güçlendirilmesi, halkın bilgilenme ve gerçekleri öğrenme hakkının kullanılmasının yaygınlaştırılması ve yerel gazeteciliğin güçlenmesini sağlamak amacıyla düzenliyor.

Yerel gazetecilik ödülünün, yerel gazetelerde çalışan gazetecileri kapsadığını belirten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, yerel medya ödüllerinin yerel konuları en iyi değerlendiren ve mesleki kurallara uygun haber üreten gazetecilere verilmesinin hedeflendiğini vurguladı.

(29 Eylül 2011)

***

Başa Dön