Geri Dön

Kasım 2011 Raporu

Erinç: Sorunları “”mesleki dayanışmayla aşabiliriz

TGC Başkanı Orhan Erinç, “Gazetecilik mesleğinin içine düşürüldüğü sıkıntıların yine meslektaşlarımızın dayanışmasıyla aşabileceğimizi biliyoruz” dedi.

TGC Lokali’nde Ekim ayının “Geleneksel Ay Sonu Pazartesi Yemeği” düzenlendi. Yönetim Kurulu üyelerinin de hazır bulunduğu yemekte 14 gazeteci TGC’ye üye oldu. Törene katılan 6 üyenin rozetleri ve 2010 albümleri takdim edildi. Diğer 8 yeni üye ise mazeretleri nedeniyle rozet törenine katılamadı. Rozet töreninden önce konuşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, “Hepinizin bildiği gibi bir süredir keyifsiz bir meslek ortamından geçmekteyiz” dedi.

Meslek ilkelerinin uygulanması konusunda çeşitli sıkıntılar söz konusu olduğunu belirten Başkan Erinç, “Terör örgütü kapsamında Terörle Mücadele Yasası’nın yeni yorumları nedeniyle 63 meslektaşımız tutuklu olarak yargılanıyor ve tutukluluk süreleri, ceza infazına dönüşmüş durumda. Zaten uzunca bir süredir bizim de adliye muhabirliği döneminde yaşadığımız ceza ve tutuk evleri kavramı terk edilmiş durumda. Hukuk sistemimizde hükümlüyle tutuklu arasında bir ayrım olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, Silivri yargılamalarına dikkat çekti. Erinç şöyle konuştu: “Silivri’deki meslektaşlarımızın yargılanmasını izlemeye gittiğimizde de Silivri Ceza İnfaz Kurumu okundan giriyoruz. Oysa hukuk sistemimizde hükümlüyle tutuklu arasında bir ayrım olması gerekiyor ama hukukta vardığımız nokta böyle bir ayrımı da söz konusu olmaktan çıkarmış durumda. Son dönemde teröre şehit verdiğimiz Mehmetçikler, Van’daki depremde yaşamını yitiren yurttaşlarımız ve meslektaşlarımız da acımızı üzüntümüzü bir kat daha arttırmış durumda. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 88. yılında biraz daha rahatlayabiliriz diye düşündük ama onu da resmi törenlerle gerçekleştirme olanağını ne yazık ki bulamadık. Karamsar olma gibi bir lüksümüzün olmadığını düşünerek yaşamımızı sürdürmek durumundayız. Gazetecilik mesleğinin içine düşürüldüğü sıkıntıların da yine meslektaşlarımızın dayanışmasıyla aşabileceğimizi biliyoruz.”

Konuşmaların ardından rozet törenine geçildi. TGC’ye yeni üye olan gazetecilerin isimleri şöyle: İstanbul gazetesi editörü Birgül Maden, İstiklal gazetesi düzeltmeni Barış Yarkadaş, Kobi Efor dergisinin sahibi Yalçın Sönmez, Serbest gazeteci Uğur Yıldırım, Yeni Söz gazetesi muhabiri Emin Haldun Tekinalıp, Tünaydın gazetesi muhabiri Murat İlter, Cumhuriyet gazetesi haber portalı editörü Gaye Kaya Eroğlu, Hatay gazetesi muhabiri Murat Mutlu, Zaman gazetesi editörü Harun Odabaşı, Zaman gazetesi muhabiri Emine Dolmacı Durukan, Zaman gazetesi redaktörü Şemsettin Özkan, Akşam gazetesi muhabiri Şükrü Önder Şuşoğlu, Doğan Haber Ajansı’ndan Mikail Pelit ve Zaman gazetesi editörü Serhat Şeftali. (1 Kasım 2011)

***

GÖP’ün önerileri Meclis’te

‘Gazetecilik İçin Ayağa Kalk Günü’ dolayısıyla GÖP Başkanlar Kurulu tarafından hazırlanan “Acil Yasa Değişikliği” önerilerinin meclise gönderildiği bildirildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de içinde yer aldığı ulusal ve yerel 94 basın meslek örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun (GÖP) üyeleri, İstanbul’daki Galatasaray Lisesi önünde toplandı. “Özgür Basın Varsa Özgür Toplum Vardır” pankartı açan GÖP üyeleri, “Dokunan yanıyor, yanana kadar dokunacağız” , “Hemen şimdi adalet”, “Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın” dövizleri taşıdı.

Burada platform adına açıklama yapan Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, “GÖP olarak, bir yılı aşkın süreden beri sürdürdüğümüz ‘basın özgürlüğü’ kampanyalarıyla cezaevlerindeki gazeteciler sorununa dikkati çekmeye çalışıyoruz. Yapılan yürüyüşler, duruşmalarının izlenmesi, cezaevi ziyaretleri, tutuklu ve hükümlü yakınlarıyla dayanışma toplantıları, yayımlanan Tutuklu Gazete, bu faaliyetlerden bazılarıdır.

TGC Başkanı Orhan Erinç, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, Cumhuriyet gazetesi yazarı Şükran Soner ile tutuklu gazetecilerin yakınları açıklamada hazır bulundu. (5 Kasım 2011)

***

Erinç: “Ustamızı minnetle anıyoruz”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Burhan Felek’in cemiyet üyeleri ve yöneticileri tarafından her zaman minnetle anılan bir usta olduğunu söyledi. Türk basınının önde gelen kalemlerinden ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti önceki başkanlarından Şeyhül Muharririn Burhan Felek, ölümünün 29. yıldönümünde Karacaahmet’teki mezarı başında anıldı. Anma törenine, Burhan Felek’in yeğeni Okşan Atasoy eşi Orhan Atasoy, TGC Başkanı Orhan Erinç ve cemiyet üyeleri katıldı. (5 Kasım 2011)

***

Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri sahiplerine verildi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Burhan Felek adına düzenlediği Basın Hizmet Ödülleri 4 Kasım’da törenle sahiplerine verildi.

TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda saat 18.00 de başlayan Basın Hizmet Ödülleri törenine TGC Yönetim Kurulu üyeleri, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile çok sayıda cemiyet üyesi katıldı. Törenin sunuculuğunu cemiyetin en kıdemli üyelerinden Halit Kıvanç üstlenirken TGC Başkanı Orhan Erinç, burada bir konuşma yaptı.

Erinç, “Burhan Felek ustamızı mezarı başında saygı ve sevgiyle andık” dedi. Burhan Felek’in cemiyetin kurumsallaşması bakımından önemli çabaları ve katkıları olduğunu söyleyen Erinç, Felek’in önemli bir gazeteci olduğunu anımsattı. Burhan Felek’in gazetecilik alanın yanında spor insanı da olduğunu bildiren Erinç, “Olimpizm ruhunun Türkiye’de yerleşmesi ve gelişmesi konusundaki çabaları Burhan Beyin en önemli yönlerinden biridir” dedi.

TGC Başkanı Orhan Erinç “Bugün sorunlarımızın başında ifade özgürlüğü ve gazetecilerin yargılanması geliyor” dedi.

Erinç, “Burhan Beyin ifade özgürlüğü tanımı şuydu: ‘Bir haberin kaynağından alındığı gibi yayınlanabilmesi.’ Başlangıçta bu deyimi yadırgayanlar olmuştu ama bugün ortaya çıkıyor ki Burhan Beyin bu tanımı bugün içinde bulunduğumuz durumu da yansıtmak için adeta biçilmiş kaftan gibi oluyor” şeklinde konuştu.

Sansür ve oto sansür nedeniyle gazetecilerin büyük bir bölümünün kaynaklarından aldığı haberleri yayın mecralarında yansıtamadıklarını ifade eden Erinç, şöyle devam etti:

''Bir de kaynağından haber almak, gazeteciler için bir hayli zor bir iştir. Ama son dönemde 'sızdırılan haber' gibi yeni bir tanım ortaya çıktı. Eskiden gazeteciler terör örgütüne yardımdan ya da terör örgütünün propagandasını yapmaktan yargılanırlardı. Bugün bu suç standart hale getirildi, artık gazeteciler terör örgütü üyeliğinden yargılanmaya başlandı. Ama kendilerine sorulan sorulara baktığımızda, ya bu suçlamanın arşivlerinde ya haber kaynaklarıyla ilişkilerinde ya da birbirleriyle konuşmalarından kaynaklandığını görmek gibi bir çelişki ile karşı karşıya kalıyoruz.''

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, “Gazetecilik mesleğine başladığımda bana ‘dünkü çocuk’ derlerdi. Çünkü 18 yaşını yeni bitirmiştim. Öğrenciydim. Rahmetli Burhan Felek’ten nasıl yazı yazılır üniversitede onu öğrenmiştim” dedi.

Gazeteciliğin değerli ve onurlu bir meslek olduğunu da ifade eden Atay, “Gazetecilikte kendinizi satmadığınız sürece ayakta kalırsınız. 34 yıl önce ilk köşe yazım çıktı. Ben bugün o köşe yazısının altına gene imzamı atarım” diye konuştu. (5 KASIM 2011)

***

Meslektaşlarımızı kaybettik

Doğan Haber Ajansı, tüm yurdu yasa boğan Van depreminde enkaz altında kalan göz bebeği iki değerli mensupları Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz’ı şehit verdi.

DHA Van Bürosu muhabiri Sebahattin Yılmaz ile DHA Diyarbakır Bürosu muhabiri Cem Emir, geçen çarşamba gecesi meydana gelen 5,6’lık depremde yerle bir olan Bayram Oteli’nin enkazı altında kaldı. Depremin ardından enkaz başında 49 saat 13 dakika gözlerini kırpmadan umutla bekleyen meslektaşları, Yılmaz ve Emir’in meslektaşları ile yakınları Cem ve Sebahattin'in cansız bedenleri enkazdan çıkarılırken gözyaşlarına boğuldu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu (TGC), Van’da meydana gelen depremde zor şartlarda canlarını hiçe sayarak yurttaşların yaşadığı sıkıntıları ve acıları aktarmaya çalışırken 2. depremde göçük altında kalarak hayatını kaybeden muhabir Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz'ın görev şehidi olduklarını belirterek, ailesine, DHA’ya, tüm basın topluluğuna ve yurttaşlara baş sağlığı diledi.

TGC Yönetim Kurulu'nun yaptığı açıklama şöyle: “Türkiye’de gazeteciler mesleklerini çok zor şartlar altında yapmaktadır. Savaşta, doğal felaketleri izlerken, yolsuzlukları ortaya çıkarırken hem fiziksel hem de ruhsal olarak yıpranmakta, öldürülmekte, yaralanmakta, tutuklanmakta ya da haklarında birçok dava açılmaktadır. Van’da meydana gelen 2. depremde kaybettiğimiz değerli muhabir arkadaşlarımız gazetecilerin meslekleri uğruna ödedikleri bedellerin en acı örnekleridir.

Meslektaşlarımız Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz depremle ilgili gerçekleri, bina yapımlarındaki hataları, yurttaşların yaşadığı sıkıntıları ve acıları aktarmaya çalışırken kendileri de ne yazık ki birçok vatandaşımızla birlikte otel enkazı altında kaldı. Günlerdir süren umutlu bekleyiş mutlu sona ulaşmadı. DHA muhabirleri Cem Emir ve Sebahattin Yılmaz görev şehidi oldular. Meslektaşlarımızın ailelerine, Doğan Haber Ajansı ailesine, tüm basın topluluğuna ve yurttaşlarımıza baş sağlığı diliyoruz.

Gazetecilerin ‘yıpranma haklarını’ kaldıran ve inatla ‘gazeteciler yıpranmıyor’ diye bu tezi savunan siyasi yaklaşımı bir kez daha kınıyor, parlamentoyu ve iktidarı gazetecilerin ‘yıpranma hakkı’nı iade etmeye davet ediyoruz” (14 Kasım 2011)

***

“Gazetecilerin rahatça çalışmalarını istiyoruz”

TGC Genel Başkanı Orhan Erinç, “Umuyoruz ki gazeteciler, ileri demokrasi olduğu belirtilen bir süreçte demokratik ülkelerdeki meslektaşları gibi rahatça, herhangi bir tehdide, baskıya uğramadan mesleklerini yerine getirirler” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne (TGC) Van'da yaşanan 5,6’lık depremde otel enkazı altında kalarak yaşamını yitiren Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir için taziye ziyaretinde bulundu. Gazetecilerin yıpranma hakkı dahil olmak üzere çeşitli sorunların konuşulduğu toplantıya TGC adına Başkan Orhan Erinç, Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay katıldı.

Baş sağlığı ziyareti için Akkaya’ya ve CHP’ye teşekkür eden TGC Başkanı Orhan Erinç, burada yaptığı konuşmada “Türkiye’de sorunların deneme yanılma yöntemiyle aşılacağına ilişkin bir yerleşmiş bir kanı olduğu anlaşılıyor. Oysa daha önceki olaylardan ders çıkarmak gerekirken bu konu nedense günlük önlemlerle geçiştirilmeye çalışılıyor. Tabi iki arkadaşımızın görev şehidi olması, bizleri son derece üzdü” dedi.

Erinç, “Özellikle Türkiye’de gazetecilerin çalışma koşulları konusundaki vurdumduymazlık bizi, başından bu yana rahatsız etmişti. Yıpranma hakkı ellerinden alınırken TGC de diğer meslek örgütleri gibi üniversite öğretim üyelerine hazırlatılmış raporlarla o yaklaşımın gerçekle bağdaşmadığını tasarı sahiplerine ilettik. O konudaki uyarılarımızın dikkate alınmamış olmasını doğrusu yorumlamakta zorlanıyor idik. Hala da zorlanıyoruz” dedi.

Bugün gazetelerde yer alan haberlerde CHP ve MHP milletvekillerinin gazetecilere yıpranma hakkının yeniden tanınmasıyla ilgili kanun teklifi verdiklerini öğrendiklerini belirten Erinç, ''Tabii bunu iyi bir başlangıç olarak değerlendirmek durumundayız. İktidarın da bu yaklaşımı dikkate alması gerektiğini düşünüyoruz'' dedi.

Son dönemde ifade özgürlüğü önünde önemli yasal engeller bulunduğuna işaret eden Erinç, “Türk Ceza Yasası’nda, Terörle Mücadele Yasası’nda çok sayıda madde, sadece ifade özgürlüğünü engellemekle kalmıyor mesleğini yapan gazetecilerin kimi zaman silahlı terör örgütü üyesi gibi yargılanması sonucunu doğuruyor. Tutukluluk süreleri neredeyse ceza infazı sınırlarını da aşmış durumda. Bu konuda biz, 2010’un Şubat ayında Adalet Bakanlığı’yla bir çalışma başlatmıştık. Bu çalışmaya daha sonra diğer meslek örgütleri de katıldılar. 2010 Şubatından bu yana ne yazık ki herhangi bir iyileştirme söz konusu olmadı” diye konuştu.

Erinç sözlerini şöyle sonlandırdı: “Son dönemde gazetecilerin örgütlenmesinde bana göre en önemli değişiklik 94 basın meslek kuruluşunun bir araya gelerek Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) oluşturmasıdır. Bu platform, hem tutuklu ve yargılanan meslektaşlarımızla ilgili destek ziyaretlerine devam ederken bir yandan da yasalarla ilgili görüşleri belirleyerek ilgili yerlere sunma görevini üstlendi. Bekliyoruz ki gazeteciler, ileri demokrasi olduğu belirtilen bir süreçte diğer demokratik ülkelerdeki meslektaşları gibi rahatça, herhangi bir tehdide, baskıya uğramadan mesleklerini yerine getirirler. Tabi umutsuz olma gibi bir lüksümüz yok. Bu sorunların aşılacağına inanmak durumundayız. Elimizden geldiği kadar katkıda bulunmayı sürdüreceğiz.”

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay’da gazetecilerin yıpranma hakkının daha geniş kapsamlı olması gerektiğini belirterek, “Şimdi muhabirler öldü ama gece ekibi vardır, sabahlara kadar çalışırlar. Editörler, sabahın köründen akşamın bir vaktine kadar yüzlerce sayfa okurlar. Yani bunun çerçevesini yalnız muhabirle kameramanla sınırlamamak lazım. Gazeteci unvanını taşıyan herkes bu kapsama alınmalıdır” dedi. (17 Kasım 2011)

***

Şiirler TGC Basın Müzesi’nde okundu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nde sanatseverlerin katılımıyla “Şiir ve Musiki Günleri” etkinliği düzenlendi. Etkinlikte “Şiirimizde ve Musikimizde Atatürk ve Cumhuriyet” konusu işlendi.

Şairler, yazarlar, gazeteciler, halk ozanları ve müzisyenler, “Şiir ve Musiki Günleri” etkinliğinde buluştu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özdemir’in yönettiği etkinlikte “Şiirimizde ve Musikimizde Atatürk ve Cumhuriyet” konusu ele alındı.

Kasım ayında yaşamını yitiren yazarlar, şairler, aydınlar ve sanatçıların da anıldığı etkinlikte katılımcılar; Atatürk’ün sevdiği şarkıları seslendirdi, Atatürk ve Cumhuriyet ile ilgili şiirleri okudu.

TGC Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özdemir, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada, “Bu etkinlikte arkadaşlarımızla beraber, Atatürk ve Cumhuriyet konusunu işledik. Gayet doğaçlama bir şekilde arkadaşlarımız, Atatürk’ün sevdiği şarkıları, türküleri okudular. Hiçbir hazırlık yapılmadan kendi kendine bir koro oluştu. Şair arkadaşlarımız, şiirlerini sundular. Ben de Atatürk’ün sanat anlayışını ve şairlerimizin Atatürk için yazdığı şiirlerden örnekler verdim. Güzel ve yararlı bir toplantı oldu. ‘TGC Basın Müzesi Şiir ve Musiki Günleri’ etkinlikleri tuttu. Bundan sonra daha güzel etkinliklerde buluşacağız” dedi.

Etkinliğe katılan sanatçı Coşkun Yücedağ, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özdemir’in Pera Palas’tan gelen bir geleneği devam ettirdiğini söyledi. Yücedağ, “Ahmet Özdemir kardeşimiz, bizim unuttuğumuz unutacağımız konuları, gündeme getirerek çok ulvi bir görev üstlendi ve bunu şiir günleri yaparak yürütüyor” diye konuştu. (21 Kasım 2011)

***

Gazeteci Yıldız’ın kitabını meslektaşları imzaladı

Gazeteci Müyesser Yıldız'ın “Yılan'ın Kış Güneşi” adlı kitabı için TÜYAP Kitap Fuarı’nda imza günü düzenlendi. TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in de ziyaret ettiği Togan Yayınları’na ait stantta, Yıldız’ın, “Yılan'ın Kış Güneşi” adlı kitabı gazeteci arkadaşları ve yakınları tarafından imzalandı. Gazeteci-yazar Banu Avar, Can Dündar, imza gününe katılarak Müyesser Yıldız'a destek amacıyla yerine kitabını imzalayan isimler arasında yer aldı. (22 Kasım 2011)

***

Dünyanın gözü bu davada

Odatv soruşturmasında tutuklu bulunan gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın'ın da aralarında bulunduğu 12'si tutuklu 14 sanık, 9 ayın ardından ilk kez hâkim karşısına çıktı.

Duruşma öncesi İstanbul Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) ve uluslararası gazeteci örgütlerinin temsilcileri ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri “Özgür Basın Varsa Özgür Toplum Vardır” pankartı açtı.

Özgür Basın Herkese Lazım, Türkiye İfade Özgürlüğünde 138. Sırada yazılı dövizleri taşıyan gazeteciler, açıklama yapılacak alana tutuklu gazetecilerin fotoğraflarını yerleştirdi. Davaya yerli ve yabancı basının ilgisinin yoğun olduğu da gözlendi. Burada GÖP’ün dönem başkanlığını yürüten Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, platform adına yapılan açıklamayı okudu.

Gazetecilere Özgürlük Platformu adına duruşma öncesi açıklama yapan Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, şu görüşleri dile getirdi: “94 gazeteci meslek örgütünün oluşturduğu GÖP olarak Odatv davasında yargılanan ve uzun tutukluluk süreleri cezalandırmaya dönüşen gazeteci arkadaşlarımızla dayanışma amacıyla bugün bir araya geldik. Arkadaşlarımız son zamanlarda medya üzerinde yoğunlaşan basın ve ifade özgürlüğünü tehdit eden uygulamalar çerçevesinde yargılanmaktadır. Halen çok sayıda gazeteci ve medya kuruluşu hakkında hapis veya para cezası talebiyle açılmış on bin dolayında soruşturma ve dava bulunmaktadır.”

TGC Genel Saymanı Gülseren Güver, duruşma öncesi yaptığı açıklamada, “TGC olarak Odatv davasının aylardır beklenen ilk duruşmasında gazeteci meslektaşlarımızla dayanışma için buradayız. Bugün gazetecilik faaliyeti nedeniyle içeride tutuldukları halde terör suçlamasıyla haksız yere özgürlükleri kısıtlanan arkadaşlarımızın adaletin işleyişiyle artık serbest bırakılmasını istiyoruz. Bu sürecin geçen zamanın telafisi açısından da çok hızlı tamamlanmasını bekliyoruz. Basın özgürlüğü olmadan demokrasiden söz edilemez. İleri demokrasiden söz eden iktidarın, buna kayıtsız kalmaması gerekir. İktidarın, Terörle Mücadele ve Ceza Yasası’ndaki basın özgürlüğünün önünde engel oluşturan maddeleri derhal kaldırması lazım. Basın özgürlüğü olmadan özgür bir toplumdan ve demokrasiden söz edemeyiz” dedi. (24 Kasım 2011)

***

Tutuklu gazeteciler dünya gündeminde

Uluslararası gazeteci örgüt temsilcileri, GÖP’ün ev sahipliğinde, tutuklu ve hükümlü gazeteci yakınları ile yargılanan gazetecileri dinledi. Toplantıda söz alan gazeteci yakınları, dayanışma çağrısı yaptı.

Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun (GÖP) ev sahipliğinde uluslararası gazeteci örgütlerinin temsilcilerinden oluşan gazeteci heyeti, tutuklu gazeteci yakınları ve avukatlarıyla önceki gün TGC Burhan Felek Konferans Salonunda bir araya geldi.

Toplantıda, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi'nin moderatörlüğünde, Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Başkan Yardımcısı Saia Tsaouasidou, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Avrupa Sorumlusu Johann Bihr, Avrupa ve Kuzey Amerika Basın Özgürlüğü Danışmanı Steven Ellis, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkanı Arne Konig birer konuşma yaptı.

GÖP’ün ev sahipliğinde tutuklu gazeteci yakınları ile uluslararası gazeteci örgütleri bir araya geldi. Düzenlenen toplantının moderatörlüğünü Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi yaptı.

TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, toplantının açılışında uluslararası gazeteci örgütlerinin temaslarının ardından ortak bir açıklama yapılacağını ifade etti.

“Türkiye’deki cezaevindeki meslektaşlarımız ne yazık ki terörist olmakla suçlanıyor. Biz de çok iyi biliyoruz ki arkadaşlarımız gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanıyorlar ondan dolayı tutuklular” diyen İpekçi, “Her meslektaşımız için yaratılmış terör örgütü ülkemizde mevcut. Her fikre uygun her gazetecinin faaliyetlerinin terör örgütü propagandası yakıştırılabileceği bir örgüt yaratılmış durumda” dedi.

Türkiye’de tüm görüşten gazetecilerin yargılandığını belirten İpekçi, “Tehdit, baskı, sansüre rağmen cesur ve cesaretli insanların sayesinde gazetecilik yapmaya gayret ediyoruz” diye konuştu. (25 Kasım 2011)

***

GÖP ve Uluslararası örgütler TBMM'de

Uluslararası gazeteci örgütlerinin temsilcileri, TBMM'de temaslarda bulundu.

Gazetecilere Özgürlük Platformu'nun (GÖP) davetlisi olarak Türkiye'de bulunan heyet, TBMM'de BDP, MHP, CHP ve AK Parti grup başkanvekillerini ziyaret etti. Temsilciler, cezaevindeki Türk gazetecilerin serbest bırakılması talebini yineledi. Ziyaretlerde parti grup başkanvekilleri ve gazeteci örgütü temsilcileri değerlendirmelerde bulundu. Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri, Ümit Gürtuna, 63 gazetecinin yargılanmayı beklediğini belirterek, askeri dönemlerde bile bu kadar gazetecinin tutuklu bulunmadığını söyledi.

Bu konuda yasal değişikliklere ihtiyaç bulunduğunu dile getiren Gürtuna, ''Yargılananlar gazeteciler değil, gazetecilik mesleğidir. Ancak basın ve ifade özgürlüğü için sonuna kadar mücadele edeceğiz'' dedi. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili ortaya çıkardıkları dayanışmanın, heyecanın, parlamentoya yansıması gerektiğini söyledi. Uluslararası gazeteci örgütlerinin sözcüsü Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Arne König de neler yapılabileceğine ilişkin grup başkanvekillerinden görüş istedi. (27 Kasım 2011)

***

Güneş: Nefret söylemi şiddeti tırmandırıyor

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Politikacılardan, spordan, hayatın her alanından gelen nefret söylemlerine gazeteciler aracılık etmemeli. Nefret söylemi, birbirimize yönelik şiddeti çok tırmandırıyor” dedi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), TRT1 Küçük Hanımefendi Dizisi (ATYAPIM) ve Citymag Dergisi işbirliği ile gerçekleştirilen kadına yönelik şiddete karşı, “Sessizlik Çemberini Kır!” adlı fotoğraf sergisi, TGC Basın Müzesi’nde açıldı. Serginin açılışında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti adına Genel Sekreter Sibel Güneş, Küçük Hanımefendi Dizisi adına da oyuncu Derya Alabora birer konuşma yaptı. Güneş, düzenlenen serginin anlamlı olduğunu, sergiye ev sahipliği yapmaktan çok mutlu olduklarını ifade etti.

Güneş, şöyle konuştu: “Kadına yönelik şiddet, toplumsal olarak aslında hepimizin suç ortaklığının en önemli yansıması. Biz gazeteciler de en fazla şiddet gören, saldırılan, hakkında sürekli dava açılan ve tutuklanan bir meslek grubu olarak şiddetten fazlasıyla yakınıyoruz. Kadına yönelik şiddet bu anlamda aşk, namus, töre ve nefret kavramlarıyla çok yakından ilgili. Bunları meşru gösterme tavrı, gerçekten toplumsal suç ortaklığımızın en önemli noktaları. Kadının emek sömürüsü, esnek ve güvencesiz çalışma da kadınların şiddete boyun eğmesinde önemli rol oynuyor.”

Güneş, Türkiye’nin, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ni, imza atan ülkeler arasında, parlamentosunda ilk onaylayan ülke olduğunu anımsattı.

Güneş, “Türkiye’de bir konu, Başbakan’ın Bakanlar Kurulu’nun ve Bakanların gündemine geldiği zaman dikkate alınır oluyor. Kadınlar, karakollara başvurduğunda ‘kocandır evine dön’ mesajını veren polis, bunun karşılığında eğer ceza alacağını, yaptırımı olacağını, fark ederse bu konuda daha sağduyulu davranacak diye düşünüyorum” dedi.

İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün kadına yönelik şiddetle ilgili başarılı bir çalışma yaptığına dikkat çeken Güneş, basit polisiye tedbirlerin bile çok işe yaradığını ifade etti.

Şiddet konularında gazetecilerin önemli bir rol üstlendiğine vurgu yapan Güneş, “Politikacılardan, spordan, hayatın her alanından gelen nefret söylemlerine gazeteciler aracılık etmemeli. Nefret söylemi birbirimize yönelik şiddeti gerçekten çok tırmandırıyor. Bu anlamda birçok ilke ihlal ediliyor. TGC, bu kadar şiddeti seven bir ülkede ilkelerin uygulanması konusunda mücadele veriyor. Kadına, çocuğa ve farklı etnik gruptaki insanlara yönelik şiddetle ilgili olarak, nasıl habercilik yapılması gerektiği, bu konuların nasıl haberleştirilmesi gerektiğiyle ilgili hazırlanmış medya kılavuzları var” diye konuştu.

Meslektaşlarından şiddetle ilgili konularda hassasiyet göstermesini rica eden TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş “Haberlerde de kadına yönelik şiddeti haklı gösterecek hiçbir kelimenin yer almamasını diliyoruz” dedi. (28 Kasım 2011)

***

TGC Basın Odası Çağlayan’da açıldı

Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’ndaki TGC Basın Odası’nın açılışı önceki gün yapıldı. TGC yöneticileri açılışta adliye muhabirlerinin sorunlarını da dinledi.

İstanbul Adalet Sarayı’nda görevli basın mensuplarının çalışması için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) girişimiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tahsis edilen basın odasının açılışı dün gerçekleştirildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 20 bin lirayı bulan desteğiyle düzenlenen odada 30 gazeteci rahatlıkla çalışabiliyor.

Açılışa TGC adına Başkan Orhan Erinç, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Sabri Bayındır, Basın Savcısı Nurten Altınok ve adliyede görev yapan gazeteciler katıldı. TGC tarafından yaptırılan basın odasının tabelası, Başkan Erinç ile Başsavcı Çolakkadı tarafından asıldı. İstanbul Adalet Sarayı’nda görev yapan gazeteciler, açılışın ardından TGC Yönetim Kurulu üyeleri ve diğer yetkililerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi. TGC yöneticileri, adliyede görevli gazetecilerin sorunlarını ve çözüm önerilerini de dinledi. (30 Kasım 2011)

***

Gazeteciler ay sonu yemeğinde buluştu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu üyeleri ile cemiyet üyesi gazeteciler “Geleneksel Ay Sonu Pazartesi Yemeği”nde bir araya geldi. TGC Lokali’nde düzenlenen yemeğe, TGC Başkan Yardımcısı Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Güver Ergezer, Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, Yönetim Kurulu üyeleri Recep Yaşar, Celal Toprak ile çok sayıda gazeteci katıldı. (30 Kasım 2011)

***

“Tutukluluk süreleri ceza infazına dönüştü”

İfade özgürlüğünün önündeki yasal sınırlamaların kaldırılması gerektiğini belirten TGC Başkanı Orhan Erinç, “Hapisteki gazeteci meslektaşlarımızın tutukluluk süreleri ceza infazına dönüşen bir süreye ulaşmıştır” dedi

Ulusal ve yerel düzeyde 94 basın meslek örgütünün oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun Dönem Başkanlığı yeniden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne geçti. TGC, bugün itibariyle yürütmeye başlayacağı GÖP Dönem Başkanlığını, Ocak 2012 sonuna kadar devam ettirecek. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Savaş Kıratlı ve Genel Sekreteri Ümit Gürtuna’dan dün TGC toplantı salonunda yapılan törenle GÖP Dönem Başkanlığı görevini yeniden devraldı.

Devir teslim töreninde konuşan Başkan Erinç, basının iki önemli sorunu olduğunu belirterek, “Bunlardan birisi ifade özgürlüğünün önündeki yasal sınırlamaların kaldırılması. İkincisi de hapisteki gazeteci meslektaşlarımızın tutukluluk süresinin ceza infazına dönüşen bir süreye ulaşmış olması” dedi. Erinç, 64 gazetecinin hapiste olduğunu anımsatarak, uzun tutukluluk sürelerine dikkat çekti. Erinç, gazeteci Mustafa Balbay’ın tutuklulukta bin günü geride bıraktığını hücrede de 276 gün geçirdiğini belirtti.

Erinç, geçen yıl Adalet Bakanlığı’yla tutuklu gazetecilerin durumlarıyla ilgili bir toplantı yaptıklarını, Türk Ceza Yasası’ndaki bazı maddelerin değiştirilmesi konusunda bir çalışma başlatıldığını ancak sonuçlanmadığını ifade etti.

Devlet ya da siyasi partiler adına yapılan açıklamalarda tutukluluk sürelerinden şikayetlerin dile getirildiğini söyleyen Erinç, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türk Yargıcı Işıl Karakaş hanımefendi iki gün önce bir açıklama yaptı. Onlardan öğreniyoruz ki Türkiye’de adil yargı, tutukluluk süreleri veya usulü hatalar konusunda binlerce başvuru var. Bunlardan 436’sı karara bağlanmış ve Türkiye tazminat ödemeye mahkum edilmiş. Bu Türkiye’nin Avrupa Birliği dışındaki bir ülke konumuna düştüğünün de acı bir göstergesi olarak kabul edilebilir” diye konuştu.

Erinç, şöyle devam etti: “Son dönemde enteresan bir değişiklik oldu. Hepimiz anımsıyoruz. Şike cezaları 4’te bir oranına indirildi. Mecliste grubu bulunan bütün partiler, ortak bir önerge vererek bunu gerçekleştirdiler. Ama herkesin zaman zaman yakındığı tutukluluk sürelerinin normal Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarının belirlediği düzeye indirilmesi konusunda ne yazık ki ortak bir adım bugüne kadar atılamadı.”

Erinç 12 Eylül 1980 dönemlerinden bir anısını da şöyle dile getirdi: “12 Eylül 1980 sonrasında ben TGC genel sekreter yardımcısı idim. Hem 27 Mayıs 1960 hem de 12 Mart 1971 sonrasında basın afları ilan edilmişti. Onu da hatırlatarak MGK başkanıyla yönetim kurulu olarak yaptığımız toplantılarda basına bir af getirilmesinin çok yararlı olacağını aktardık. Oradan da olumlu bir sonuç çıkacağı izlenimiyle ayrıldık. Sonra bu af gerçekleşmedi. Sonunda öğrendik ki o dönemde Necip Fazıl Kısakürek, Atatürk’e hakaretten yargılanıyormuş, ‘af çıkarsa o da aftan yararlanır’ diye basın affı bir kenara bırakılmış. Aradan 30 yıl geçti ama acaba gene cezası düşürülmek istenmeyen gazeteciler mi var. Mantık 30 yıl geçti de ‘mantık yine mi değişmedi’ kuşkusunu yaşamak da bizi biraz rahatsız ediyor. O açıdan siyasal partilerin bu konuya daha ciddi yaklaşmalarını bekliyoruz. Umuyoruz ki Türk Ceza Yasası değişiklikleri ile Terörle Mücadele Yasası’nın iki maddesinin değiştirilmesi, kaldırılması konusundaki öneriler bu yasama döneminde getirilir ve sonuçlanır.” (30 Kasım 2011)

Başa Dön