Geri Dön

Mart 2012 Raporu

Tutuklu gazeteciler için iki ayrı protesto

Taksim'de, Ergenekon davasının tutuklu sanıkları Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın yanı sıra, Odatv davasının tutuklu sanıklarından Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmalarının 1'inci yıl dönümü dolayısıyla iki ayrı yürüyüş düzenlendi.Özkan ve Balbay Gönüllüleri’nin çağrısıyla önceki gün saat 13.00’de Galatasaray Meydanı’nda toplanan gazeteciler, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın Silivri Cezaevi’nde tecritte 1. yılını doldurmasını protesto etti. Yağmur altında Taksim Meydanı’na doğru yürüyüşe geçen protestocular, 'Balbay, Özkan çıkacak yine yazacak' sloganlarıyla ıslıklar ve alkışlar eşliğinde “tecrit” uygulamasını protesto etti. Yürüyüşe Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanı gazeteci Nail Güreli, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Arif Kızılyalın’ında aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmalarını 1'inci yılında protesto etmek için Ahmet ve Nedim'in Gazeteci Arkadaşları (ANGA) Grubu'nun düzenlediği yürüyüşe, CHP İstanbul İl Örgütü, sendikalar ve gazeteciler de destek verdi. Taksim Meydanı'nda toplanan yaklaşık 200 kişilik grup, "Yansak da dokunacağız" yazılı pankart eşliğinde Taksim'den Galatasaray'a kadar yürüdü. Ellerinde "Özgür basın herkese lazım", "TMY ve ÖYM Kaldırılsın", "Cezaevinde Gazeteci İstemiyoruz", "Tutuklu Gazeteciler Serbest Bırakılsın" yazılı pankartlar taşıyan grup, Galatasaray'da basın açıklaması yaptı. (5 Mart 2012)

***

Gazeteci Çetin Emeç anıldı

Hürriyet Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeniyken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren gazeteci Çetin Emeç, ölümünün 22. yılında sevenleri ve meslektaşları tarafından mezarı başında anıldı.

1990 yılında uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Çetin Emeç, ölümünün 22. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki kabri başında saat 10.00’da düzenlenen törenle anıldı.

Törene Çetin Emeç'in eşi Bilge Emeç, oğlu Mehmet Emeç, kızı Mehveş Emeç Birol, torunu Selin Birol katıldı. Törene katılanlar arasında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Dönem Başkanı Orhan Birgit, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, gazeteci Uğur Dündar ve Doğan Hızlan da vardı.

Törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, Çetin Emeç’in gazeteciliği bir yaşam biçimi olarak benimsediğinin altını çizdikten sonra, "Hem Hürriyet’i kendine özgü bir gazete olarak yayınlamak hem de hiçbir haberi atlamamak gibi bir tutkusu vardı. Eğer başka gazetelerde çıkan ve pek de önemli olmayan bir haber atlanmışsa dert edinirdi. Çetin Bey ve şoförü Sinan Ercan’ı 22 yıl önce nefret uyandıran bir saldırı sonucunda kaybettik. Bugün de mezarı başında kendisini bir kez daha sevgi ve özlemle anıyoruz" dedi. (8 Mart 2012)

***

17. Nehar Tüblek Karikatür Ödülleri sahiplerini buldu

Beşiktaş Belediyesi ve Karikatürcüler Derneği işbirliği ile bu yıl 17.’si gerçekleştirilen Nehar Tüblek Karikatür Ödülleri, önceki akşam Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Nehar Tüblek’in anıldığı törende yarışmanın birincisi Burak Ergin ve ikincisi Kürşat Zaman ödüllerini Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın elinden aldı. Üçüncü Mehmet Selçuk’a ise ödülünü Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Necati Özçolak takdim etti. Beşiktaş Belediyesi Onur Ödülü’ne layık görülen Cemalettin Güzeloğlu ise ödülünü Beşiktaş Belediye Başkan Vekili Kemal Çiloğlu’ndan aldı. Dereceye giren ve ödüle layık görülen eserler her yıl olduğu gibi bu yıl da bir katalogla ölümsüzleştirilecek.

Yarışmada bu yıl da seçici kurul tarafından özel ödüller de gecede sahiplerimi buldu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Ödülü Musa Gümüş’e TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay tarafından verildi. Ayrıca Dünya Yayıncılık Ödülü’ne Sadık Pala, Beşiktaş Jimnastik Kulübü Ödülüne Faruk Karaçay, Kabataş Erkek Lisesi Eğitim Vakfı Ödülü’ne Özcan Çalışkan, Nehar Tüblek Ailesi Ödülü’ne Halit Kurtulmuş Aydoslu ve Karikatürcüler Derneği Ödülü’ne Engin Selçuk’un karikatürleri layık bulundu. Mansiyonlar ise Selim Tanrıseven, Asuman Küçükkantarcılar ve Sait Munzur’un çalışmalarına verildi. (8 Mart 2012)

***

Medya üzerinde baskılar artıyor

Halkın gerçekleri öğrenme hakkını ortadan kaldıran yasalardaki kısıtlayıcı hükümlerin derhal değiştirilmesi gerektiğine dikkat çeken TGC Yönetim Kurulu, “Medya üzerinde yoğunlaşan baskılara, basın ve ifade özgürlüğünü tehdit eden uygulamalara son verilmesini istedi.

TGC açıklaması şöyle: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 2012 yılının iki ayını geride bıraktığımız bu günlerde, ifade özgürlüğü ve basının çeşitli sorunlarına ve beklentilerimize ilişkin bir durum saptaması yapma gereksinimi duymuştur. 2011 yılındaki Türkiye’nin ifade özgürlüğü ve gazetecilerin çalışma koşulları açısından 179 ülke arasında 148’inci sırada bulunduğu gerçeğinin değişmediğini görmenin üzüntüsü içindeyiz. Bu güne kadar gazetecilik faaliyetinin suç sayılmadığı bir ülkede yaşamak istediğimizi bunun için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını yasal zeminlerde dile getirdik. Gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını, aylardır, yıllardır ellerinden alınan özgürlüklerin geri verilmesini, tecrit uygulamasının kaldırılmasını olağanüstü dönemlerin ürünü olan Özel Yetkili Mahkemelere son verilmesini istedik. Çok sayıda yayın organının toplatılmasının, kapatılmasının, karikatür ve mizah dergilerinin poşete konulmasının, internet sitelerine erişimin engellenmesinin, radyo ve televizyon kuruluşlarına çeşitli yaptırımlar uygulanmasının, gazetecilerin iş güvencesinden yoksun bırakılmasının basının önündeki ciddi sorunlar olduğunu dile getirdik. Buna karşın, Adalet Bakanlığı kimi zaman tutuklu gazeteci olmadığını kimi zaman sayısının bir uluslar arası kuruluşun yanlış değerlendirmesine dayanarak 8 olduğunu öne sürdü. İçişleri Bakanlığı, “Sadece silahlı terör değil. Bunun bir başka ayağı daha var. Psikolojik terör var” iddiasında bulunurken, terörizme destek veren alanlar arasında sanat, şiir, gazetecilik ve akademik çevreleri saydı. Bandrollü yasal kitaplar, dergiler, dava dosyalarına konuldu. “Silahsız terör örgütü” gibi anlamsız bir tanım yasal literatüre sokuldu. Yargılanan meslektaşlarımız yazdıkları basılmamış kitaplar, yazılar, yaptıkları haberler, yayınladıkları fotoğraflar, telefon görüşmeleri ya da telefon rehberlerindeki numaralarla ilgili sorgulandıkları halde “terörist” olmakla suçlandılar. Birçok meslektaşımız terörist faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla, cezaevinde yargılamayı beklemekte. Meslektaşlarımızın sorguları sırasında kendilerine yöneltilen sorular ağırlıklı olarak yaptıkları haberlere, yazılarına, arşivlerine, haber kaynaklarına ve kaynaklarına ilişkin oldu. “Terör örgütünün medya ayağı” vurgusu düzenlenen iddianame de yer aldı. Terörle Mücadele Kanunu’nu gazetecilik faaliyetlerine uygulamanın yolları arandı, adeta zorlandı. Yüzü aşkın gazeteci, 2005 yılından bu yana Türk Ceza Yasası, Terörle Mücadele Yasası ve Ceza Muhakemeleri Yasası gibi temel ceza yasalarında yapılan düzenlemelerin yorumlarıyla suçlanmakta ve tutuklu olarak yargılanmakta. Ayrıca çok sayıda gazeteci ve medya kuruluşu hakkında hapis veya para cezası talebiyle açılmış on bin dolayında soruşturma ve dava bulunuyor. Uzun süren tutukluluğun cezalandırılmaya dönüştüğü gerçeğinin üstüne temel insan haklarına aykırı olarak tecrit uygulamaları sürmekte. Bu bağlamda meslektaşımız Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’a bir yıldır uygulanan tecritin ancak geçtiğimiz günlerde kaldırıldığı açıklandı. Her ortamda, Medyada editoryal bağımsızlığı yok eden, basını oto sansüre yönelten baskıların kaldırılmasını beklediğimizi sabırla dile getirdik. Parlamentoyu, durumun ciddiyetinin farkına varmaya ve kanunların değiştirilmesi için gerekli tüm adımları acilen atmaya çağırdık. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, olarak yasama sürecinde her türlü katkıyı vermeye de hazır olduğumuzu her platformda ifade ettik. Kaldı ki, içerisinde yer aldığımız Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Başkanlar Kurulu tarafından hazırlanan “Acil Yasa Değişikliği” önerileri TBMM Başkanına, Basından Sorumlu Başbakan Yardımcısına, Adalet Bakanına, siyasi partilerin genel başkanlarına ve TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin Grup Başkanvekillerine gönderildi. 12 Haziran 2011 Seçimleri öncesi ve sonrası Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, siyasi iradenin mensupları birçok kez tutuklu meslektaşlarımız ve ifade özgürlüğü önündeki engeller ve diğer basın sorunlarına ilişkin rahatsızlıklarını dile getirmelerine, çalışmalar yapıldığına ilişkin açıklamalara karşın, bir sonuç alınmadığını görüyoruz. Oysa kamuoyu, geçtiğimiz haftalarda istendiği takdirde yasaların ne kadar çabuk değiştirildiğinin ve uygulamaya konulduğunun tanığı oldu. Bir kez daha: Cezaevlerindeki meslektaşlarımızı unutmadığımızı onlarla dayanışmamızı güçlendirerek sürdüreceğimizi açıklıyoruz. Mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin siyaset arenasındaki söylemlerin ivedi olarak eyleme dönüşmesini ve sonuçlanmasını bekliyoruz.

Halkın gerçekleri öğrenme hakkını ortadan kaldıran yasalardaki kısıtlayıcı hükümlerin derhal değiştirilmesi gerektiğini anımsatıyoruz. Bu suretle, medya üzerinde yoğunlaşan baskılara, basın ve ifade özgürlüğünü tehdit eden uygulamalara derhal son verilmesini bekliyoruz.

Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde kaldırılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin yerine kurulan, temel hak ve özgürlükleri diledikleri zaman diledikleri gibi askıya alabilme imkânı tanınan “özel yetkili mahkemelere” son verilmesini istiyoruz.

Gazetecilerin yıpranma hakkının iadesini ve 5953 sayılı yasanın uygulanması ve itibari hizmet zammı konusundaki adaletsizliklere de dikkat çektiğimiz Başbakan ve Basından Sorumlu Başbakan Yardımcısı’na ilettiğimiz ve yanıtsız kalan mektubumuzu anımsatıyoruz.

Unutulmamalı ki, gazetecinin susturulması, yalnız basın özgürlüğünün engellenmesi değil, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkının engellenmesidir. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan basın özgürlüğü olamaz. Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız.” (9 Mart 2012)

***

TGC’den Başbakana yanıt

TGC Yönetim Kurulu, "Tutuklu gazeteci sayısını basın kartlı gazeteci sayısına indirmek Türkiye gerçekleriyle uyuşmuyor" açıklamasında bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün AKP Grup Toplantısı'nda tutuklu gazetecilerle ilgili konuşmasına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu bir açıklamayla yanıt verdi.

Açıklama şöyle: Tutuklu gazetecilerin durumu ve sayılarına ilişkin tartışmalar Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamasıyla yeniden gündeme gelmiştir. Şurası da Türkiye’nin başka bir gerçeğidir ki fiilen gazetecilik yaptıkları halde sadece Türk Ceza Yasası ile Terörle Mücadele Yasası kapsamında gazeteci sayılan fakat çalışma hukuku yönünden gazeteci olarak kabul edilmeyen meslektaşlarımız ne yazık ki büyük çoğunluktur. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) anket yoluyla belirlediği sayıların karşısında Çalışma Genel Müdürlüğü’nün işkolu tespitleri ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğündeki dosya sayılarına göre basın kartı taşıyan gazetecilerin sayıları arasında büyük uçurum vardır. Kaldı ki Sarı Basın Kartı taşıyanların sayısının sadece 6 olması, gazetecilik faaliyeti nedeniyle 100'den fazla “ fiilen gazetecilik yapan gazetecinin” tutuklu veya hükümlü olması gerçeğini değiştirmiyor. Maalesef, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı, 100’ü aşkın gazeteci, Terörle Mücadele Yasası ve Türk Ceza Yasası’ndaki demokrasi ile bağdaşmayan maddeler ve özel yetkili mahkemelerin tutumu nedeniyle cezaevlerinde bulunmaktadır. Bunun en büyük nedeni de Basın-İş Yasası olarak andığımız 5953 sayılı yasanın yaptırımı olmadığı için nerdeyse uygulamadan kaldırılmış olmasıdır. Basın İş Yasası'nın etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak için yetkilileri göreve çağırıyoruz. Bu durum, Sayın Başbakan’a isteği üzerine gönderilen “Gazetecilerin Yıpranma Hakkı” konusundaki yazımızda da özenle vurgulanmıştır.” Devlet tarafından veriliyor” gerekçesiyle kart taşımayan meslektaşlarımızın varlığı da söz konusudur. Bu nedenle tutuklu gazeteci sayısını basın kartlı gazeteci sayısına indirgemek Türkiye’nin gerçekleri ile bağdaşmamaktadır. Avrupa Birliği üyesi olması ve bunun yanı sıra dünyaya açılması için çaba harcanan ülkemizde gazetecilerin uluslararası basın örgütlerinde yer almaları meslek adına övünülecek bir durumu yansıtmaktadır. Uluslararası Gazetecilik Örgütleri’nin temsilcilerinin Türkiye’ye bilgi almak için geldiklerinde söylenenlerin, dışarıya giden gazeteci yöneticiler tarafından dile getirilmesinin “gammazlama” anlamına gelecek biçimde yorumlanmasını anlamakta zorlandığımızı da belirtmek isteriz. Anadolu Ajansı ile işyerinin yetkili sendikası Türkiye Gazeteciler Sendikası arasındaki anlaşmazlıkların iş barışı çerçevesinde çözümlenmesinin beklentisi içinde olduğumuzu da ayrıca vurgularız." (9 Mart 2012)

***

Kuveytli gazeteciler TGC’yi ziyaret etti

Kuveyt Gazeteciler Derneği üyeleri Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) geçtiğimiz gün ziyaret etti.

Kuveyt Gazeteciler Derneği üyesi gazeteciler 4 Mart’ta Ankara’daki basın kurumlarına gerçekleştirdikleri ziyaretlerin ardından geçtiğimiz gün TGC’nin misafiri oldu. Kuveytli gazetecileri TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir ve TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay karşıladı. Gerçekleştirilen toplantıda TGC hakkında bilgi alan Kuveytli gazeteciler kendi dernekleri hakkında da bilgi verdi. Ziyareti gerçekleştiren gazetecilerin isimleri ise şu şekilde; Kuveyt Gazeteciler Derneği’nin genel müdürü Adnan Khalefa Al-Rashed, Al Anbaa Gazetesi başyazarı Yousuf Khaled Al Marzook, Kuveyt’in resmi haber ajansı KUNA’nın başyazarı Rashed Mohammad Al Ruwaished, Kuwait Times gazetesi başyazarı Abdulrahman Yousuf Al Alyani, Al Jarida gazetesi başyazar yardımcısı Saoud Alenezi, kameraman Majed Al Sabej, KUNA Ankara temsilcisi Mohammad Almutairi. (10 Mart 2012)

***

Şiirler ve şarkılar bu defa kadınlar için söylendi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi'nde her ay gerçekleştirilen Şiir ve Musıki Etkinliği'nin bu ay ki konusu kadındı. Şair ve yazarlar etkinlikte okudukları şiirlerle kadınların türlü hallerini anlattı. TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir tarafından yürütülen etkinlik çok sayıda kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Şair ve yazarların yanı sıra TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay’ında katıldığı etkinliğin açılış konuşmasını yapan Özdemir, Mart ayında yitirdiğimiz şair, aydın, gazeteci, oyuncu ve yazarları andı. (12 Mart 2012)

***

Şener ve Şık'a tahliye

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Odatv davasının 11’inci duruşmasında tutuklu gazeteciler Nedim Şener, Ahmet Şık’ın tahliyesine karar verildi

Ergenekon soruşturması kapsamında aralarında gazeteciler Nedim Şener ile Ahmet Şık’ın da bulunduğu 10'u tutuklu 13 sanık hakkında görülen Odatv davası verilen 45 gün aranın ardından yeniden görüldü. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Odatv davası kapsamında tutuklu yargılanan Nedim Şener, Ahmet Şık, Şait Çakır ve Coşkun Musluk'un tahliyesine karar verdi. Duruşmaya, aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Vekili Turgay Olcayto, Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar, GÖP Dönem Başkanı Orhan Birgit, TGS Başkanı Ercan İpekçi, Uğur Dündar, Ruşen Çakır ve Haluk Şahin'in de bulunduğu çok sayıda gazeteci de tutuklu gazetecilere destek olmak amacıyla izleyici olarak katıldı. (13 Mart 2012)

***

TGC: Gazeteciler Türkiye’ye getirilmeli

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti “Endişeliyiz, meslektaşlarımız için Türk Dışişleri Bakanlığı’nın girişimlerinin hızlandırılmasını ve Suriyeli yetkililerin de meslektaşlarımızın Türkiye’ye getirilmelerini sağlamalarını istiyoruz” dedi.

Suriye’ye belgesel çekmek için giden ve günlerdir kendilerinden haber alınamayan gazeteci Adem Özköse ve kameraman Hamit Coşkun için Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Son dönemde yaşanan gelişmeler hakkında belgesel hazırlamak üzere Suriye’de bulunan, gazeteci Adem Özköse ve kameraman Hamit Coşkun'dan günlerdir haber alınamıyor. Arkadaşlarımızın can güvenliğinden endişeliyiz. Suriyeli yöneticilerin ve askeri birliklerin, çatışma bölgesindeki gazetecilerin sivil statülerine saygı göstermeleri ve onların güvenliğini sağlamaları büyük önem taşıyor” denildi.

“Gazetecilere saldırı, Suriye'nin de onayladığı Cenevre Sözleşmesi'ne ve tehlikeli bölgelerdeki gazetecilerin korunmasıyla ilgili BM Güvenlik Konseyi kararına aykırı bir durumdur” ifadelerine yer verilen TGC açıklamasında, “En kısa zamanda Türk Dışişleri Bakanlığı ve hükümet yetkililerinden gazeteci arkadaşlarımız için girişimlerini hızlandırmalarını, Türkiye’ye getirilmeleri için gerekli hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz. Suriyeli yetkililerin de meslektaşlarımızın Türkiye’ye getirilmelerini sağlamalarını istiyoruz” ifadelerine yer verildi. (16 Mart 2012)

***

Basına 10 bin dava

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı (TGC) Başkanı Orhan Erinç, “Basınla ilgili düşmanlığın kızgınlığın bu denli yükseldiği bir dönem hatırlamıyorum” dedi.

İstanbul Barosu, Ankara Barosu, Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) ve Türk Ceza Hukuku Derneği işbirliği ile dün Taksim’deki Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu’nda “Sanık Sandalyesindeki Gazeteci” başlıklı bir sempozyum düzenlendi. Sempozyumda, Türk ceza adaleti sisteminin basın özgürlüğü yönünden yarattığı temel sorunlar ve çözüm önerileri tartışıldı. “Anayasal düzeyde mevcut sorunlar ve çözüm önerileri” başlıklı oturumun başkanlığını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, “Gazeteciler hakkında açılmış dava sayısı 10 bin civarında. TÜİK’in verilerine göre ise gazeteci sayısı 28 bin. Bu rakamlar, durumun ne kadar korkunç olduğunu gösteriyor. Basınla ilgili düşmanlığın kızgınlığın bu denli yükseldiği bir dönem hatırlamıyorum” dedi. (16 Mart 2012)

***

Olcayto: “Tahliyeler buruk sevinç yarattı”

62. Yerel Medya Semineri'nde konuşan TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto “Bir yandan cezaevindeki arkadaşlarımız bir yandan işini kaybeden arkadaşlarımız, bir yandan da baskı altına alınan arkadaşlarımız var" diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC), Konrad Adenauer Stiftung Derneği ile ortaklaşa düzenlediği yerel basın seminerlerinin 62’ncisi Aydın’da yapıldı. Seminerin açış konuşmalarını Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Suat Deniz, TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto ve Aydın Valisi Kerem Al yaptı. Mehmet Mahmudoğlu’nun sunuculuğunu yaptığı seminerde açış konuşması yapan Suat Deniz, “Aydın’da toplam 29 sarı basın kartı sahibi gazeteci var. Bir yanda terör belası bir yanda başka acılar, cezaevindeki gazeteciler. Tahliye olanlar olmayanlar ne tür sıkıntılar yaşadığımızı gösteriyor. Bunların yanında yerel gazetecilerin de pek çok sorunu var” dedi.

Deniz’in ardından söz alan Turgay Olcayto “Gazeteci arkadaşlarımızın tahliyesi biz de buruk bir sevinç yarattı" dedi ve ekledi: "Bu arada TGC yönetim kurulunun sizlere selamı var. Biz de sorunlar ağır bastığı için başta söylemem gereken şeyi şimdi söylüyorum. Bir yandan cezaevindeki arkadaşlarımız bir yandan işini kaybeden arkadaşlarımız bir yandan da baskı altına alınan arkadaşlarımız var. yerel basın bir miktar rahat bu konuda. Rahatlığı bilin ve kullanın” diyerek sözlerini sonlandırdı. Olcayto’dan sonra konuşan Vali Kerem Al ise düzenlenen seminerin basının sorunlarının tartışılmasına da zemin hazırladığını ifade ettikten sonra, “Şüphesiz ki basının gücü demokrasinin standardıyla orantılıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin belli başlı öğelerinden biri de özgür basındır. Basın çok sağlam bir ayna olmalıdır.”

İlk oturumda TGC önceki Başkanı ve Milliyet Gazetesi Yazarı gazeteci Nail Güreli, “Siyasal ve Toplumsal Dönüşümde Medya” konulu bir konuşma yaptı. Güreli konuşmasına, “Siyasi otorite değişebilir. Askeri ya da sivil olabilir. Bu irade her zaman basını kontrol altına almak ister. Bu sorun bizim meslek hayatımızda hiç görmediğimiz seviyelere ulaştı. Gazeteciler halkın haber alma aracıdırlar” diyerek başladı ve şöyle devam etti:

“Muhalefet, muhalefetteyken her zaman basının dostudur. Siyasal iktidar olduğunda basının haber alma yetkilerini kısıtlar” diyen Güreli, “Geçmişte siyasal iktidar kendi yanında olmayan gazetecilerin sesini kısmak için çeşitli yöntemler kullandı. Bunlardan biri de kağıt tahsisiydi. Ekonomik sebepler yüzünden bazı maddelerin kullanımı tahsise bağlıydı. Muhalefet olan gazetelere ihtiyaçlarının çok altında kağıt veriliyordu. Bunun yanı sıra iktidarın haberlerini yapan gazetelere de ihtiyaçlarından fazla kağıt veriliyordu. Onlar da ihtiyaç fazlası kağıdı karaborsa da satarak gelir elde ediyorlardı. Bu sebeplerle ‘besleme basın’ kavramı kullanılır oldu” sözleriyle geçmişte yaşananlara dikkat çekti. Güreli konuşmasını, “Bu tür sistemler olduğu sürece basın özgürlüğü mümkün değildir. Halkın kendisi basını denetlemelidir. Bu mücadele, sürekli bir demokrasi mücadelesidir. Birinin sorunu hepimizin sorunu olmadıkça bu sorunlar uzar gider. Bu mücadelede örgütlenme de büyük önem taşıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) son 52 yılda verdiği kararlar bugün açıklandı. 20bin404 insan hakkı ihlali kararı verilmiş. En çok mahkumiyet Türkiye’ye ait. Az önce anlattıklarımı da bu veriler teyit ediyor” şeklinde sonlandırdı.

İkinci oturum ise saat 13.30’da TGC yönetim kurulu üyesi Orhan Ayhan’ın moderatörlüğünde yapıldı. İkinci oturumda ilk olarak TGC Ankara Temsilcisi ve Dünya Gazetesi yazarı Taylan Erten , “Yerel Basında Ekonomi Haberciliği” konulu bir sunum yaptı. Erten konuşmasında Ege bölgesinin önemine işaret etti ve ekledi: “Bu bölgenin yerel basınında tek satır ekonomi haberi bulmak mümkün değil. Genel olarak söylüyorum bu alanda ciddi bir eksiklik var. Ekonomi haberlerine girmeyerek aslında yerel gazeteler de ekonomilerini zora sokuyorlar. Bugün köydeki vatandaş en kötü döviz alım satımı yapıyor” dedi. Erten konuşmasına, “Ege bölgesi Osmanlı’dan beri önemli bir bölgedir. Bu yüzden ekonomi haberciliği bu bölgede daha önemli bir yer kazanıyor. Türkiye ekonomisi dünyaya, Anadolu ekonomisi ise Türkiye’ye entegre olmak durumunda. Böyle bir ortamda biz yerel gazete olarak bunlarla ilgilenmiyorsak kendimize çuvaldız batırmak zorundayız” şeklinde devam etti. Gazetelerin siyasetle ilgilenmesinin yanında ekonomiyi de izlemesinin gerekliliğinin altını çizen Erten, “Bulunduğumuz yerin iç iletişimini de yerel medya üzerinden sağlayabiliriz. Anadolu ekonomisinin sese ihtiyacı var. O sesi de yerel medya çıkarabilir.”

Erten’den sonra söz alan Bizim Gazete Yazarı Kerim Evren ise, “Türkçe ve Dil Hataları” konulu bir konuşma yaptı. Evren konuşmasına, “Yazım kılavuzu ve sözlük bizim olmazsa olmazımız. Tabi şimdi internet var. Tek tuşla pek çok şeye bakma imkanı sağlıyor tabi.” diyerek başladı. Evren sunumu boyunca dilbilgisi üzerinde durdu. Eklerin, bağlaçların ve sözcüklerin yanlış yazımlarından bahseden Evren, çeşitli örneklerle hatalı ve doğru dil kullanımını anlattı. (16 Mart 2012)

***

“Basın özgürlüğü demokrasinin teminatı”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği 62. Yerel Gazetecilik Semineri’nin 2’nci gününde gazetecilerin örgütlenmesi basın fotoğrafçılığı, resmi ilanlar, gazetecinin etik donanımı ve özensiz haber konuları ele alındı

TGC-KAS’ın ortaklaşa Aydın’da düzenlediği yerel basın seminerlerinin 62’ncisi sona erdi. Yerel Gazetecilik Meslek İçi Eğitim Semineri’nde 125 yerel gazeteci sertifika aldı.

Seminerin 4’üncü oturumu Manisa Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ertuğrul Aytaç moderatörlüğünde gerçekleştirildi. 4’üncü oturumda TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş “Gazetecilerin Örgütlenmesi”, Milliyet Gazetesi foto muhabiri Ercan Arslan ise, “Türkiye’de Basın Fotoğrafı” konulu sunum yaptı.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, konuşmasında Cemiyetin basının örgütlenmesinde ve basın özgürlüğü konusunda 1946 yılından bu yana yürüttüğü çalışmalara dikkat çekti.

Güneş, şunları söyledi: “Kalemini kır ama satma” sözünün sahibi Sayın Sedat Simavi’nin kurduğu bir meslek örgütünde görev yapıyorum. Bu sözün değerini her geçen gün biraz daha fazla anlıyoruz. Türkiye ekonomide 17’nci, basın özgürlüğü açısından 148’inci sırada yer alıyor. Gördüğünüz gibi ekonomik koşulların iyi olması yetmiyor. Hapishanede 100 gazeteciniz varsa Çin’le, İran’la kıyaslanır durumda oluyorsunuz. Türkiye’de gazeteciler hakkında açılmış 10 bine yakın gazeteci hakkında açılmış dava var. Basın özgürlüğünün demokrasinin teminatı olduğunu herkes anlamak zorunda. Biz hangi görüşten olursa olsun gazetecilerin tutuksuz yargılanması gerektiğini ve yasalarda basın özgürlüğü açısından sorunlu maddelerin değiştirilmesini istiyoruz. Biz TGC olarak gazeteci duruşmalarını izlemeye ve 93 meslek örgütünün oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu’nu (GÖP) güçlü tutmaya devam edeceğiz.”

6’ıncı oturumun ilk konuşmacısı olan TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, “Size ABD’de yapılan ‘İyi gazete nedir?’ araştırmasının sonuçlarından bahsedeceğim. Araştırmanın sonucuna göre iyi gazete iyi haber veren gazetedir. 150-200 haber koyan gazete iyi gazetedir. Burada yerel birkaç gazeteye baktım haber yok. Yalnız toplantı haberleri var. Eğitim, sağlık, adliye haberi yok. Ancak sadece toplantı haberleriyle gazete çıkmaz. Biliyorum muhabir çalıştırmak ucuz değil. Ama muhabiriniz olmalı. 5N 1K’nın en önemli 3 maddesi vardır: Nasıl, niçin ve kim? Bunu uygulamazsanız çok büyük hataya düşersiniz. Gazetecinin yanlış yaptığında özür dilemek mecburiyeti vardır. Ancak bugün gazeteler bu zahmete katlanmıyor. Güvenmediğiniz sitelerden haber çekmemelisiniz. Lütfen 5N 1K kuralına da dikkat edin.”

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, “Röpotaj veya söyleşi yapmaya giderken ders çalışmak zorundasınız. Bilmezseniz soru soramazsınız. Kamera arkasında yani mutfakta olan şeyleri iyi bilmek zorundasınız ve önemsemelisiniz. Bu dönemde bir yabancı dil edinmek şart. Bunun dışında kullandığınız dilin kurallarını da iyi bilmelisiniz. Haberlerimizi Türkçe yazdığımız için dili doğru kullanmaya ve imla kurallarına hakim olmalısınız. Hata yapıyorsanız özür dilemeyi bilmelisiniz” diye konuştu.

Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir gazeteci halkın içinde olmalıdır. Otobüse binmeli ve halkın gittiği yerlere gitmelidir. Mesleğimizi yaparken meslek ilkelerini içeren Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi bizim Anayasamız olmalıdır. Bu kuralları sık sık okuyun.”

Oturumların ardından soru cevap bölümüne geçildi. Verilen kısa aranın ardından TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto bir değerlendirme konuşması yaptı. “Gazetecilik gerçekten çok zor günlerden geçiyor. Kendi içimizde olan bölünmüşlük çok fazla. Hemen her ilde ya da ilçede iki ya da üç cemiyet olması bunun en belirgin kanıtı. Türkiye’de bu bölünmüşlüğü artık gidermenin zamanı geldi de geçiyor. Özellikle biz medyada kendimize bir düzen veremezsek başkalarından bu düzeni isteyemeyiz. Birbirini ihbar eden, birbirini en kötü laflarla taciz eden bir mesleğin adı gazetecilik olamaz. Ama bugün bu ortamı biz hep beraber yaşıyoruz. Ceza yasalarında iyileştirmeler hala yapılacak diye bekliyoruz. Biz kendi görüşlerimizi bildirdik ama bugüne kadar ortada hep bir taslağın varlığından bahsediliyor. Taslağın içeriğini bilmiyoruz. Ama şunu kesinlikle biliyoruz ki, Ceza Yasası, Terörle Mücadele Yasası ve Ceza Muhakemeleri Usulü gibi yasalarda iyileştirmeler yapılmadıkça daha çok gazeteci cezaevinde olacak. Gazetecinin yeri bellidir, adresi bellidir, gazetecinin delil karartmasına imkan yoktur. Ama bugün yapılanlar gazeteciye gözdağı vermektir. En kısa zamanda umuyoruz ki bu demokrasi ayıbından vazgeçilecek.”

Seminer katılımcıların sertifika aldığı törenle sona erdi. (19 Mart 2012)

***

TGC Zaman’ın gazetesine yapılan saldırıyı kınadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu (TGC) Zaman Gazetesi'ne yapılan saldırıyı kınadı. Gazete bürosuna gece yarısı yapılan ve binada hasara neden olan saldırıyla ilgili olarak TGC'den yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi:

"Basın özgürlüğünü engellemeye yönelik ve gazetecileri baskı altına almaya çalışan bu tür saldırılar ne yazık ki sürmektedir. Ancak bu çabalar sonuç vermeyecektir. Zaman Gazetesi'nin bürolarına yönelik yapılan saldırılar, halkın bilgi edinme hakkına yapılmış bir saldırıdır. Saldırganların ve onları azmettirenlerin Hollanda yetkilileri tarafından en kısa sürede yakalanmasını bekliyoruz. Zaman Gazetesi'ne ve Rotterdam Bürosu çalışanlarına geçmiş olsun diyoruz." (21 Mart 2012)

***

İletişim öğrencileri TGC’yi ziyaret etti

Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencileri, TGC’nin yayınladığı Bizim Gazete’nin hazırlanışını izlediler.

TGC üyesi Ayten Görgün Smith rehberliğinde Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencileri, TGC’yi ziyaret etti. TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay’dan TGC, basın mensupları ve basın sektörünün sorunlarına ve gelişmelere ilişkin bilgiler alan yarının medya mensupları, TGC’nin yayınladığı Bizim Gazete’nin hazırlanışını gördüler. Daha sonra TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir’le birlikte Basın Müzesi’ni gezen öğrenciler, yüzyıllar ötesinden günümüze basın tarihinin kilometre taşlarını görmek olanağı buldu, Müze Müdiresi Saadet Altay’dan bilgi aldılar. Toplu halde müze anı defterine duygularını ve yarınlardan beklentilerini yazdılar. (21 Mart 2012)

***

"Basına akreditasyon halkın haber alma hakkını engelliyor"

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) bir açıklama yaparak şehit cenaze törenlerindeki akreditasyonu eleştirdi. Konuyla ilgili TGC Yönetim Kurulunun açıklaması şöyle: "Kabil’deki helikopter kazasında şehit düşen 12 askerimiz için düzenlenen askeri törene, Taraf, Zaman, Bugün, Yeni Akit ve Birgün gazeteleri ile Cihan Haber Ajansı, Samanyolu Haber TV, Kanal 7, Bugün TV, Kanaltürk TV ve Ülke TV’de çalışan gazeteciler alınmamıştır. Gazetecilerin akreditasyonları yapılmadığı gerekçesiyle alınmaması yanlıştır.

Gerek sivil gerekse askeri kurum ve kuruluşlarca akreditasyon uygulamaları Anayasa’da güvence altına alınmış bulunan halkın haber alma hakkını engellemektedir. Bu ve benzeri uygulamalar demokrasiyle bağdaşmayan bir yaklaşımdır ve kabul edilemez. Her vesile ile söylediğimiz gibi halkın bilgi edinme hakkına ve medyanın haber verme görevine saygı gösterilmesi gerektiğini bir kez daha vurgularız. Akreditasyon sorununun devam ediyor olması talihsizliktir. Bir kez daha demokrasinin bir tahammül rejimi olduğunu anımsatıyoruz." (22Mart 2012)

***

TGC Çağdaş Ulus'u ziyaret etti

Yargılanan ve tutuklu gazetecilere desteğini sürdüren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu üyeleri KCK davası kapsamında 4 aydır tutuklu bulunan Vatan Gazetesi muhabiri Çağdaş Ulus’u da ziyaret etti.

Ziyarette Çağdaş Ulus "adaletin yerine bulacağına inandığını" söyledi. TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver ve Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar'ın ziyareti 1 saat sürdü.

Tutuklu bulunduğu Maltepe 1 No’lu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda TGC yöneticileriyle görüşen 26 yaşındaki Çağdaş Ulus, gazetecilik faaliyeti dışında herhangi bir eylemi olmadığını ve hiçbir örgütle ilişkisi bulunmadığını söyledi. Yapmaya hazırlandığı bir haberle ilgili telefon görüşmesinin ardından gözaltına alınıp daha sonra tutuklandığını hatırlattı.

Ulus, “Hiçbir örgütlü yapının içinde değilim. Öyle olsa gazetenin telefon hattını kullanır mıyım?” diye sordu. Gazeteciliği 3 yıl önce Vatan gazetesinde başlayan Çağdaş Ulus, iddianamesinin bir haftaya kadar tamamlanmasını beklediklerini, tutukluluk süresinin daha fazla uzamaması ve gerçeğin ortaya çıkması açısından adaletin yerini bulacağına inandığını söyledi. (23 Mart 2012)

***

TGC, kayıp gazeteciler için Annan’dan katkı istedi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), görev için Suriye’ye giden ve uzun süredir kendilerinden haber alınamayan gazeteciler için Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin (BM) Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan’dan katkı istedi. Annan’ın bürosundan iletinin Annan’a iletildiği bildirildi. TGC Yönetim Kurulu adına Başkan Orhan Erinç tarafından gönderilen iletide şu ifadelere yer verildi: Türk gazetecisi Hamit Coşkun ve Adem Özköse Suriye istihbaratı tarafından yakalanarak tutuklanmıştır. Coşkun kameramandır. Özköse Milat gazetesinin yazarı ve Gerçek Hayat Dergisinin Ortadoğu temsilcisidir. Suriye’ye bir belgesel hazırlamak üzere girdiler. İkisi de burada sadece gazetecilik çalışmaları yaptılar. Suriye bir BM üyesi olarak uluslararası anlaşmalarda belirtilen basın özgürlüğüne uymayı taahhüt etmiştir. Siz BM Genel Sekreterinin özel temsilcisi olarak Suriye liderliği ile temas halindesiniz. Lütfen 2 meslektaşımızın salıverilmesi konusunda bize yardımcı olun.” (24 Mart 2012)

***

TGC’den Ersanlı’yı ziyaret

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu üyeleri KCK davası kapsamında 5 aydır tutuklu bulunan Prof. Dr. Büşra Ersanlı’yı ziyaret etti.

KCK davası kapsamında 5 aydır tutuklu bulunan siyaset bilimci Prof Dr. Büşra Ersanlı, “Hayatım boyunca şiddete karşı durduğum halde terörle ilişkilendirildim. Oysa ben ülkedeki acıları paylaşmak için BDP’ye girdim. Bu bakış açısı çok üzücü” dedi. TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver ve Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar’ın Bakırköy Kadın Tutukevi’nde ziyaret ettiği Prof. Dr. Ersanlı akademik hayatı boyunca öğrencilerine Türkiye’de var olan erkek egemen tutumun toplum üzerindeki olumsuzluklarını anlattığını hatırlattı. Ersanlı, tutukluluğu süresince de çalışmalarına devam ettiğini, gazete ve dergilere yazılar yazdığını söyledi. (24 Mart 2012)

***

TGC: Gazeteciler terörist, gazeteler terör aracı değildir

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu (TGC), Özgür Gündem’in kapatılmasını, basın özgürlüğüne "yeni bir darbe" olarak değerlendirdi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle: “Demokratik ülkelerde yayın organlarına kapatma, toplatma ve para cezası gibi yaptırımların uygulanması savunulamaz. Özgür Gündem gazetesinin kapatılması basın ve ifade özgürlüğüne aykırıdır. İleri demokrasi anlayışı ile bağdaşmayan bu kararı basın özgürlüğüne vurulmuş yeni bir darbe olarak değerlendiriyoruz. Türk hukukunun ayıplarından biri olan Terörle Mücadele Yasası (TMY) gazetecilerin kolaylıkla terörist sayılmasını sağladığı gibi, gazeteleri de terör aracı olarak nitelendiriyor. TMY’nin 7. maddesi, yayının durdurulması cezası verilmesine olanak sağlıyor. Bu maddenin ifade özgürlüğünü yok saydığına ilişkin açıklamalar, yasanın yürürlüğe girdiği 1991 yılından bu yana dile getiriliyor ama yasa yapıcıyı etkilemiyor. TBMM’ye sunulan 3. Yargı Paketi tasarısında bu uygulamadan vazgeçilmesi de öngörüldü. Ancak tasarının Adalet Komisyonu’nda bir adım bile ilerlememesi uygulamanın sürmesine olanak sağlıyor. Türkiye’de sık sık yayın organları toplatılıyor, kapatılıyor, karikatür ve mizah dergileri poşete sokuluyor, internet sitelerine erişim engelleniyor. Radyo ve TV kuruluşları hakkında çeşitli yaptırımlar uygulanıyor. Cezaevlerindeki gazeteci sayısı ise 100’ü geçti.

10 binlerce dava ve soruşturma nedeniyle gazeteciler mesleklerini yapamıyor. Bu nedenle yasalardaki, yayın organlarının toplatılmasına ve kapatılmasına neden olan maddelerin acil olarak kaldırılması gerekiyor. Türkiye’nin basın özgürlüğü açısından son sıralarda yer almaktan hızla kurtulabilmesi için iktidardan somut adımlar atmasını bekliyoruz."(27 Mart 2012)

Başa Dön