Geri Dön

Nisan 2012 Raporu

Erinç: Gazeteciler tehditlere rağmen görevlerini yaptı

TGC Başkanı Orhan Erinç, “Düşüncelerinden rahatsızlık duyulan gazetecilerin  öldürülmesi, bekleneni sağlayamamış, gazeteciler tüm tehditleri ciddiye almayarak görevlerini yapmayı sürdürmüşlerdir” dedi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) öldürülen 64 gazeteciyi 6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü’nde düzenlediği törenle andı.

Gazetecilik mesleğinin verdiği ilk kayıp olan "Serbesti" Gazetesi Başyazarı Hasan Fehmi Bey’in ölümünün 103. yılında Çemberlitaş Divanyolu'ndaki 2. Sultan Mahmut Türbesi'nin bahçesinde bulunan mezarı başında düzenlenen anma törenine TGC Başkanı Orhan Erinç, Başkan Vekili Turgay Olcayto, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter Yardımcıları Zafer Atay ve Ahmet Özdemir ile cemiyet üyeleri katıldı.

Anma töreninde TGC Başkanı Orhan Erinç bir konuşma yaptı.

Hasan Fehmi Efendi’den bugüne toplam 64 gazetecinin öldürüldüğünü belirten TGC Başkanı Erinç şöyle konuştu: “Serbesti Gazetesi Başyazarı Hasan Fehmi Efendi’yi silahlı saldırıda öldürülüşünün  103’üncü yıldönümünde ardından  öldürülen  63 gazeteci ile birlikte saygıyla anıyoruz. Hasan Fehmi  Efendi 6 Nisan 1909 günü öldürülen ilk Türk gazetecisidir. Öldürülen 64’üncü gazeteci de 19 Aralık 2009 kaybettiğimiz üyemiz Cihan Hayırsevener olmuştur. Yazdıklarından, düşüncelerinden rahatsızlık duyulan gazetecilerin  öldürülmesi, tarihe utanılacak olayların eklenmesine karşın bekleneni sağlayamamış, gazeteciler tüm tehditleri ciddiye almayarak görevlerini yapmayı sürdürmüşlerdir.

Basın Tarihimizde 1992 yılı 14, l993 yılı da 9 gazeteci ile gazetecilerin mesleklerini yapmaktan silahla alıkonulduğu en acılı yıllar olmuştur. Ancak vardığımız noktada, gazetecilerin mesleklerini yapmaktan alıkonulduğu yeni uygulamalar gündeme gelmiştir. Daha 2004 yılında yani Türk Ceza Yasası ile Terörle Mücadele Yasası değişiklikleri sırasında Yönetim Kurulumuzun uyarıları dikkate   alınmadığı için gazetecilere terörist suçlaması yapılabilmesi çok kolaylaşmıştır. Tutuklanarak yargılandıkları için mesleklerini yapmaktan da men edilmiş 101 meslektaşımız vardır. Çok sayıda meslektaşımızın da siyasal yaklaşımları nedeniyle kalemleri ellerinden alınmış durumdadır. Yayın organları ve gazeteciler arasındaki ayrım ise, çok partili dönemde örneği olmayan bir uygulamaya dönüşmüştür. Öldürülmeden de meslekten men edilen ya da oto sansüre zorlanan meslektaşlarımızın durumu, açıklamalara göre dünyada da kaygıyla izlenmektedir. Öldürülen meslektaşlarımızı saygıyla anıyor, mesleklerini yapmaktan alıkonulmuş meslektaşlarımıza da özlemlerimizi ve sevgilerimizi yolluyoruz.”

Buradaki törenin ardından TGC Basın Müzesi'nde bugüne kadar öldürülen gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı galeri ziyaret edildi.

Basın Müzesi ziyaretinde TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, 6 Nisanları “Öldürülen Gazeteciler Günü” olarak her yıl andıklarını belirterek, “TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı çalışmalarla ve belli ölçütler içerisinde belirlendiğine göre öldürülen ilk gazeteci Hasan Fehmi Efendi’dir. Hasan Fehmi Efendi’den bugüne dek 64 gazeteci çeşitli nedenlerle saldırılar sonucu hayatını kaybetmiştir. Basın Müzesi’ndeki öldürülen gazeteciler galerisinde bu gazetecilerle ilgili fotoğraf ve bilgileri sergiliyoruz. Öldürülen gazetecilerin sayısının artmaması en büyük dileğimiz. Günümüzde de gazeteciler halkı bilgilendirme adına uğraş verirken çok zor koşullarda görev yapıyorlar. Bu galeriyi gezerken halen cezaevinde bulunan 100 dolayındaki gazeteciyi de anımsamamak elde değil. Ülke demokrasisinin bu ayıptan bir an önce kurtarılmasını diliyoruz” dedi. (7 Nisan 2012)

***

“Muhalefet özgürlüğü kısıtlanıyor”

İstanbul Üniversitesi(İÜ) İletişim Fakültesi’nde düzenlenen 6 Nisan “Öldürülen Gazeteciler Günü” konulu panelde konuşan, TGC Başkanı Orhan Erinç, “Gelinen noktaya bakarsak bugün Türkiye’de demokrasiden söz etmek mümkün değildir” dedi

İ.Ü. İletişim Fakültesi’nde 6 Nisan “Öldürülen Gazeteciler Günü” dolayısıyla, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç ve Kanal D Savaş Muhabiri Cem Tekel’in konuşmacı olarak katıldığı bir panel düzenlendi.

TGC Başkanı Orhan Erinç panelde yaptığı konuşmada, gazeteciliğe başladığı dönem ile bugünü kıyasladığında ortaya çok vahim sonuçlar çıktığını, bağımsızlık adına çok şeyin kaybedildiğini belirtti.

Gazeteciliğin geçmişini ve bugününü kıyaslayan Erinç şöyle konuştu: “1957 yılında, gazeteciliğe başladığım dönemlerde, gazetenin en büyük patronu yazı işleri müdürüydü. Yapılan haberleri ‘bu gazetecilikle bağdaşmaz’ diye gazetenin sahibine rahatlıkla korkmadan söyleyebiliyordu. Türkiye bugün bunu kaybetmiştir. Türkiye 1961-1968 yılları arasında demokrasi süreci yaşadı. Bu 1961 anayasası ile başlar. 68’de tüm dünyada başlayan öğrenci hareketleri bizim ülkemizde gerçekleşince, ezerek bastırılmaya çalışıldı. Gelinen noktaya bakarsak bugün Türkiye’de demokrasiden söz etmek mümkün değildir.”

İktidar-muhalefet ilişkisine de değinen TGC Başkanı Erinç, “Yönetimle muhalefet arasında bir ikilem olduğunu düşündüğünü,  anayasada muhalefet özgürlüğünü kısıtlayan maddeler var olduğunu,  İktidarın bu maddeleri kullanarak muhalefet özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin değişmemesi için uğraştığını söyledi. Aynı şekilde “Muhalefet partisi iktidara gelince başta karşı olduğu bu durumu kendisi de yapar” dedi. (10 Nisan 2012)

***

Gazeteci Kemal Ilıcak anıldı

Tercüman gazetesi sahibi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi Kemal Ilıcak, vefatının 19’uncu yılında mezarı başında düzenlenen törenle anıldı

Anmaya Ilıcak’ın eşi gazeteci Nazlı Ilıcak, oğlu Mehmet Ali Ilıcak ve kızı Aslı Ilıcak’ın yanı sıra TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, Akşam gazetesi Genel Müdürü Selahattin Aslan, spor yazarı Okay Göral ve pek çok meslektaşı katıldı.

Anma töreninde Nazlı Ilıcak 19 yıldır anma törenine gelen herkese teşekkür etti.

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir Kemal Ilıcak’ın muhabirlikten gazete patronluğuna yükselişinin altını çizerek, “Kemal Ilıcak basın hayatında muhabirlikten gazete patronluğuna ulaşmış, örnek bir gazeteciydi. 1961 yılında Tercüman gazetesini çıkarmaya başlamış ve 61 yaşında aramızdan ayrılmıştır. Ilıcak, gazetecilik hayatında hep ilklerin adamı olmuştur. Okuyucuya ilk kokulu gazete çıkaran kişidir. Almanya’da ilk Türk matbaasını kurmuş, Tercüman gazetesiyle birlikte bütün Türk gazetelerini o basmıştır. İlk kez Türk kültür hayatının temel taşı olan kitapların ‘1000 Temel Eser’ dizisi içerisinde çıkarmıştır. Genç yaşında vefat etmesi basın hayatımız için bir kayıp olmuştur. Ruhu şad olsun” dedi.
Anma töreni okunan duaların ardından sona erdi. (10 Nisan 2012)

***

Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu

Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri, törenle sahiplerine verildi. TGC Lokali’nde düzenlenen “Türkiye’de Gazeteci Olmak panelinde gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık birer konuşma yaptı

Metin Göktepe 15. Gazetecilik Ödülleri Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde önceki gün gerçekleştirilen törenle sahiplerine verildi. Törene Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe ve aile yakınlarının yanı sıra TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreter yardımcıları Zafer Atay ve Ahmet Özdemir, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Başkanı Mustafa Köz, gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener, Nazım Alpman, Mete Çubukçu gibi çok sayıda kişi katıldı.

Ödül töreni öncesi “Türkiye’de Gazeteci Olmak” konulu bir panel düzenlendi. Panel sırasında tutuklu yazar-yayıncı Ragıp Zarakolu’nun tahliye haberinin gelmesiyle duygusal anlar yaşandı.

Gazeteci-yazar Celal Başlangıç moderatörlüğünde yapılan panele konuşmacı olarak Odatv davasından kısa süre önce tahliye olan gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık katıldı.

Panelde ödül törenine katılamayan avukat Fikret İlkiz’in gönderdiği mesajı okuyan Celal Başlangıç, “Ben burada Ahmet ve Nedim’in arasında kolaylaştırıcı olarak oturuyorum. Ancak cemaat bunları kolaylaştıramadı ben nasıl kolaylaştıracağım bilmiyorum? Biz, Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri jürisi olarak yola çıktığımızda 3 arkadaşımız tutukluydu. Önce Ahmet ve Nedim tutukluydu. Bugün de Ragıp Zarakolu’nun bırakıldığı haberini aldık. Metin Göktepe haber ödülü ve özel ödülü alması gereken 2 gazeteci içerde. Yani burada bile tutuklu gazeteci meselesi hallolmuş değil” dedi.

Panelde konuşan Ahmet Şık, Türkiye’de gazetecilik mesleğini yapmanın çeşitli zorluklarına değindi. Bir yılı aşkın cezaevinde kaldığı süre boyunca yaptığı gazeteciliği sorguladığını söyleyen Ahmet Şık, “2007 yılından beri yürüyen bir davalar zinciri var. Aynı şeyler yıllardır karşımıza çıkıyor. Bu işlerin altında emniyet içerisindeki cemaate mensup ve çete gibi çalışan bir grup polis, kendi siyasi ikballerinin önünde engel olarak gördüğü her türlü kişiyi bu torbanın içine dolduruyor. Elbette yargılananlar arasında kamu vicdanının kabul etmeyeceği suçlu olanlar da var ama sürece karşı çıkan muhalifleri ortadan kaldırıyorlar. Sadece okur- yazar olmak bile yaşanan hukuksuzluğu görmek için yeterli. Silivri’de şu an masum olduğunu düşündüğüm insanlar yatıyor. Haksızca içeride olan herkese adalet bekliyoruz. Yalnızca benim hayatımdan 1 yıl çalındı. Eşimin ve kızımın hayatından da 1 yıl. Toplam tutuklular için baktığınızda bu 33 yıl eder. Ergenekon hayatımızı sivilleştiriyor gibi saçma sapan ahkâmlar kesen insanların bunlarla yüzleşmesi gerekiyor. İnsan hayatı üzerine oynamak bu kadar kolay değil. Ben bir yıl boyunca ‘ne yazdım? ne kadar doğru yazdım ve vicdanım temiz mi?’ diye düşündüm. Benim vicdanım temiz, gazetecilik mesleği içinde en temiz insanlardan biriyim. Aynı soruları polisin, savcının, gazetecinin, iktidar partisinin, milletvekillerinin, kısacası hepsinin kendisine sormasını bekliyorum” dedi.

Şık’ın ardından söz alan Nedim Şener, gazeteciliğin yıllar içinde geldiği durumu anlattı. Şener şöyle konuştu: “Hatırlarsınız, 90’lı, 2000’li yıllarda da gazetecilerin infazcı ve tetikçileri vardı. Dolayısıyla gazetecilik kiri içinde barındıran bir meslek. Ama aynı zamanda bir nehir gibi kendi kendini temizleyen bir meslek. Ben hep şuna inandım; gazeteler 1 gün için siyah çıksın, elimiz ayağımız mürekkep olsun. Ama ertesi gün tekrar eski haline dönebilir. Tıpkı yeniden doğan bir güneş gibi. Bu inancım içimdeki umudun varlığından değil, çünkü işin realitesi bu. O yüzden gazeteciliğin dünden bugüne kirliliği mevcut kirlilik aslında. Fakat en tehlikelisi o gazetecilerin polis ve savcıyla ya da en kötüsü mahkemelerle iş tutuyor olmasıdır. Eskiden bunlar ayrı şeylerdi. Ama bugün hakkınızda çıkarılan bir dedikoduyla çok rahatlıkla kendinizi birden mahkemenin huzurunda, sonra Metris’te ve ardından Silivri’de bulabiliyorsunuz. Gazeteciler eski koşulları arar hale geldi. Eskiden neyle karşı karşıya olduğunuz belliydi. Siyasetçinin de beklentisi belliydi. O günlerde en büyük güç askerdi. Ona karşı olduğunuz zaman bedelini ödettirirlerdi. Şimdi AKP ve cemaat, sermaye yapısıyla karşılaştık. Biz kamu hizmeti yaparken cemaat medyasının hesap vermek gibi bir derdi yok. İfade özgürlüğünü yaşatmak için basın özgürlüğünün olması gerekiyor.”

Demirören’in Milliyet’i satın aldıktan sonra gazetedeki işine son verilmesine de değinen Şener, “Henüz gözaltındayız, maaş almak zorundayım, zaten tutukluyum, bunu yapan işadamı bunu düşünmüyor. Neden Nedim Şener’i istemiyorsun? İktidara yakın görünmek daha önemli” diye konuştu.

TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, “Metin Göktepe Gazetecilik Ödül” törenini izlerken karmaşık duygular içinde olduğunu belirterek, “Hüznü, sevinci birlikte yaşıyorduk dostlarla. Metin’in öldürülüşünün üzerinden 15 yıl geçmiş. Her yıl adına düzenlenen bu gazetecilik ödülleri giderek kurumsallaşıyor ve daha bir nitelik kazanıyor” dedi. “Onulmaz acısını yüreğine gömen, buna karşın dik duruşunu, yüzündeki tebessümü eksik etmeksizin Metin’in arkadaşlarını, genç gazetecileri ‘hepiniz birer Metinsiniz’ diye kucaklayan Fadime Ana’nın varlığı bana göre ödül töreninin armağanlarından biriydi” diyen Olcayto, “Öldürülen gazetecileri, faili meçhul cinayetleri, demokrasi ayıbına dönen gazeteci tutuklamalarını düşünüyor hüzünleniyorduk. Nedim Şener’i, Ahmet Şık’ı aramızda görmekten ise tarifsiz bir mutluluk duyduğumuzu söylemeliyim. Bir sevindirici haber de tören sırasında geldi. Dostum, meslektaşım, yayıncı Ragıp Zarakolu’nun tahliye haberiydi bu. Dedim ya duygusal anların yaşandığı bir tören oldu. Jüriyi seçimlerinden ötürü kutlamak istiyorum. Ödülü hak eden ve mesleğin geleceği için umut veren genç gazetecileri de yürekten kutluyorum” diye konuştu.

Panelin ardından “Metin Göktepe 15. Gazetecilik Ödülleri”ni kazanan gazetecilere ödülleri takdim edildi. Ödül töreninin ardından Metin Göktepe’nin doğum günü olması sebebiyle pasta kesildi. Düzenlenen kokteylin ardından ödül töreni sonlandırıldı. (12 Nisan 2012)

***

“Nefret suçları yasası çıkmalı”

“Nefret Söylemi ve Nefret Suçları” konulu panelde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, medyadaki oluşumun, ‘militan medya’ ağırlıklı bir yapıya dönüştüğünü açıkladı. Paneldeki diğer konuşmacılar Nefret Suçları Yasası’na ihtiyaç olduğuna dikkat çekti

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung (KAS) tarafından ortaklaşa düzenlenen “Nefret Söylemi ve Nefret Suçları” konulu panel Taksim Nippon Otel’de gerçekleştirildi. Panelin açılış konuşmasını TGC Başkanı Orhan Erinç yaptı. Moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in yaptığı panelde, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu “Nefret Söylemi, Nefret Suçları ve Medya”, Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Asuman Aytekin İnceoğlu “Düşünceyi İfade Özgürlüğü ve Nefret Söyleminin Hukuksal Yönü” ve Radikal Gazetesi muhabiri İsmail Saymaz da “Gazetecilikte Nefret Söylemi” konularında sunum yaptı.

Panelin açılış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC’nin 1998 yılında daha önceki meslek ilkelerini kapsamlı bir biçime dönüştürdüğünü ifade ederek, Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi adı altında uygulamaya koyulduğunu belirtti.

Erinç, bu bildirgede gazetecilerin mesleklerini yaparken neyi yapmaları neyi yapmamaları konusunun ayrıntılı bir biçimde irdelendiğini vurgulayarak, “Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde yazılı kuralların dışında da şiddeti övmemek, her türlü ayrımcılığa karşı çıkmak gibi kurallar yer alıyor. TGC bu konuları ayrıntılandırmak amacıyla 2007 yılında bir toplantılar dizisi oluşturdu’ dedi.

Erinç sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çalışmalarda TGC’ye BBC’nin konuyla ilgili uzman gazetecileri, Türkiye’den ve dünyadan özellikle bu konuyla ilgilenen bilim insanları katılım gösterdiler. Bu toplantıların üst başlığı “Medya ve Çeşitlilik Olgusu”ydu ve çalıştay biçiminde yapılıyordu. Bu toplantılar 2007 yılında, “Çocukların Medyada Temsili”, “Kadınların ve Cinsel Yönelimlilerin Medyada Temsili” ve “Kültürel Farklılıklar ve Toplumsal Barışın Sağlanmasında Medyanın Rolü” başlıklarıyla da düzenlendi.

Bastırılan kitapçıklarla üniversitelere ve isteyen gazetecilere ulaştırdık. Küçük bir saptamamı aktarmak istiyorum. İçinde bulunduğumuz sorunların nedeninin medyadaki oluşumun, militan medya ağırlıklı bir yapıya dönüşmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Militan medyadan kastım ise ‘Bir siyasal partinin, bir topluluk görüşünün, bir örgütün görüşlerini yaygınlaştırmak ve savunmak.’ Bu konuda son yıllarda önemli bir değişim yaşıyoruz. Bu karşımıza belirli görüşleri savunanlarla onların karşıtları gibi bir durum çıkarıyor. Böyle bir oluşumda ne yazık ki meslek ilkeleri konusunda gerekli özenin gösterilmemesi gibi bir başka sonuç ortaya çıkıyor. Bu konuları hep birlikte bu panelde konuşacağız” dedi.

Panelin moderatörü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, panelin gazetecilik açısından çok önemli bir başlığı içerdiğini belirterek şöyle konuştu: “Sayın Erinç’in bahsettiği Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi soru işareti bırakmadan gazetecilerin yol haritası açısından haberin nasıl yapılacağı ve bir görüşün nasıl paylaşılacağı konusunda önemli bir kaynak oluşturuyor. Türkiye’nin neredeyse baş ağrısı haline gelen genel gündem maddelerinin altında yatan en önemli konu herhalde nefret söylemi ve nefret suçları olarak bulunuyor.”

Panelde konuşan Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, söylem denilen şeyin toplumsal kökenli bir ideoloji olduğunu ifade ederek medyanın değişiminden bahsetti.

İnceoğlu’ndan sonra söz alan Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Asuman Aytekin İnceoğlu, nefret söyleminin net bir tanımı olmadığını belirtti.

Panelde konuşan Radikal Gazetesi Muhabiri İsmail Saymaz, “ortada bir nefret suçu varsa nefret söylemi de vardır” ön koşuluyla konuşacağının altını çizerek Malatya’da yaşananları örnek gösterdi.

Panelde söz alan Apoyevmatini gazetesinden Mihail Vasiliadis ise nefret söylemi ve nefret suçları konulu bir panelde bulunmanın kendisi için hem üzücü hem de sevindirici olduğunu ifade ederek, “73 yıldır bu nefret söyleminin hedefi oldum. Bu söyleme sahip gaddarlık mağduriyeti, mağduriyet gaddarları doğurur. Hep birbirine nefret söylemiyle hitap eden kitleler var. Bu konuda okul kitaplarımızı ve eğitim sistemimizi bile değiştirmemiz gerekir” dedi. (15 Nisan 2012)

***

Erinç: İfade özgürlüğü, verilen sözlere rağmen sağlanamadı

Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri’nin 52’ncisi medya, iş ve üniversite dünyasından çok sayıda davetlinin katılımıyla törenle sahiplerine verildi. TGC Başkanı Orhan Erinç yaptığı konuşmada, ifade özgürlüğünde iyileşme sağlanması beklenen tasarının hâlâ Meclis’te komisyonda bekletildiğini söyledi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 2011 yılı Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri önceki gün saat 19.30’da Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Yenibosna’daki Toplantı Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

Ödül törenine TGC Başkanı Orhan Erinç, Başkan Vekili Turgay Olcayto, Başkan Yardımcısı Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter yardımcıları Zafer Atay ve Ahmet Özdemir ile TGC Basın Senatosu Başkanı Sedat Ergin katıldı. Törene katılanlar arasında Doğan Hızlan, Nedim Şener, Vecide Şener, Doğan Yurdakul, CHP Milletvekili Süleyman Çelebi, CHP Milletvekili Gülsüm Bilgehan, gazeteci Metin Toker’in eşi Özden Toker,  Leyla Umar, Basın Konseyi 2. Başkanı Kenan Akın, İhlas Haber Ajansı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fevzi Kahraman, Radikal Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Bülent Mumay, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ da bulundu.

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ve TİM yönetim kurulu üyeleri ile 500’e yakın gazeteci ve konuğun katıldığı ödül töreni TGC Başkanı Orhan Erinç’in yaptığı konuşmayla başladı.

Ödül töreninin Türkiye’nin en çok hukuka gereksinim duyduğu bir süreçte yapıldığını belirten TGC Başkanı Orhan Erinç, “İfade özgürlüğünün verilen onca söze karşılık sağlanamadığı, gazetecilerin habere ulaşma ve aktarma, yurttaşların da yayın organları aracılığıyla bilgi edinme haklarının gerekli niteliklerinin yerine getirilmediği bir ortam yaşıyoruz. 90’ı aşkın gazetecinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kurallarıyla kararlarına aykırı suç tanımları nedeniyle hapiste bulunmalarını dünya medyasıyla birlikte biz de tedirginlikle izliyoruz” dedi.

Sanıkla mahkum arasındaki farkın yok sayıldığını ifade eden Başkan Erinç sözlerini şöyle sürdürdü: “Tutukevlerinin ceza infaz kurumlarına dönüştürüldüğü ülkemizde hücrede tutulan gazeteciler üzüntümüzü daha da arttırıyor. Kimi özel yasalar hızla değiştirilirken görece de olsa ifade özgürlüğüne iyileştirme yapılması beklenen tasarının Ocak ayından bu yana alt komisyonda bekletiliyor olmasını anlamakta zorlanıyoruz. Medyadaki yapısal yayın politikaları değiştiğinde meslek ilkelerimize ters düşen sonuçlarının medyaya yönelik eleştirileri arttırdığını da vurgulamak durumundayız. Önümüzdeki dönemlerde bu saptamaları yinelemeye gerek kalmaması dileğiyle ödüle ve övgüye değer bulunan meslektaşlarımızı kutluyorum.”

YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ

TGC’nin 2011 Yılı  Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri önceki gün Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Yenibosna'daki Toplantı Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

Bu yıl “Gazetecilik Büyük Seçici Kurulu” Turhan Bozkurt, İsmail Ballı, Necdet Doğan, Sevim Ertemur, Ayşe Özek Karasu, Vahap Munyar  ve  Mustafa Mutlu’dan oluştu.

“Radyo TV Büyük Seçici Kurulu”nda ise Zafer Arapkirli, Engin Başçı, Prof. Dr. Şükran Esen, Sibel Güneş, Nurettin Soydan, Doğan Şentürk ve Sevinç Yeşiltaş yer aldı.

İnternet Büyük Seçici Kurulu ise Ercüment İşleyen, Hakan Kara, Erol Önderoğlu,  Prof. Dr. Nurdoğan Rigel, Olay Tan,  Recep Yaşar ve Ahmet Yeşiltepe’den oluştu.

Haber: Kemal Göktaş-Vatan Gazetesi 9-16.12.2011 tarihinde yayınlanan “ Karakolda Kadına Dayak” başlıklı haberleriyle ödüle değer bulundu.

Ekonomi: Ahmet Can Şit-Radikal Gazetesi 26.08.2011 tarihinde yayınlanan “Herkesin Telefon Bilgileri İnternette Satılıyor” başlıklı haberiyle  ödüle değer bulundu.

Çevre, Eğitim, Sağlık (Toplum Ödülü): Cemal Doğan -Habertürk Gazetesi–24.12.2010 tarihinde yayınlanan “Koca Dayağı” başlıklı haberiyle ödüle değer bulundu.

İlker Akgüngör-Vatan Gazetesi-18.11.2011 tarihinde yayınlanan “Güvercinliğe Yeni Kafes” başlıklı haberiyle övgüye değer görüldü.

Sibel Kahraman-Gökhan Karakaş-Milliyet Gazetesi-28-29/03/2011 tarihinde yayınlanan “Tesadüfün Böylesi” başlıklı haberiyle övgüye değer görüldü.

Nurettin Kurt- Hürriyet Gazetesi- 14.12.2011 tarihinde yayınlanan “Böbreğimi Geri Ver” başlıklı haberiyle övgüye değer görüldü.

Kültür Sanat-Magazin: Eyüp Kelebek-Doğan Haber Ajansı-03.08.2011 tarihinde yayınlanan “Bu Mutfak Dünya Tarihine Geçer” başlıklı  haberiyle ödüle değer bulundu.

Kıvanç El-Vatan Gazetesi-01.11.2011 tarihinde yayınlanan “Tosun Paşa’nın 4 Dakikası Kesildi” başlıklı haberiyle övgüye değer görüldü.

Spor: Engin Belli- Nihat Uludağ- Habertürk Gazetesi 07.07.2011 tarihinde yayınlanan “Nereden nereye” başlıklı haberiyle ödüle değer bulundu.

Mehmet Arslan-Hürriyet Gazetesi-14.09.2011 tarihinde yayınlanan “28 Milyon TL’yi  68 Kişi Paylaştı” başlıklı haberiyle övgüye değer görüldü.

Köşe Yazısı: Özgür Mumcu-Radikal Gazetesi-02.06.2011 tarihinde yayınlanan “Hopa ve Eşkiyalar” başlıklı yazısıyla ödüle değer bulundu.

Araştırma: Kutup Dalgakıran-Bülent Ergün-Mehmet Yamandağ-Sabah Gazetesi-15-18/05/2011 tarihinde yayınlanan “ Sınırda Ölümle Dans” başlıklı araştırmasıyla övgüye değer görüldü.

Röportaj: İsmail Saymaz-Radikal Gazetesi-01.05.2011 tarihinde yayınlanan “Ben Vazifemi Yaptım” başlıklı röportajıyla ödüle değer bulundu.

Zeynep Bilgehan-Hürriyet Gazetesi-13.11.2011 tarihinde yayınlanan “Kızına Ötenazi Uygulayan Anne” başlıklı röportajıyla övgüye değer görüldü.

Spor Köşe Yazısı: Uğur Meleke-Milliyet Gazetesi- 18.04.2011 tarihinde yayınlanan “Utanma Duygumuzu Kaybettik. Hükümsüzdür” başlıklı yazısıyla ödüle değer bulundu.

Okay Karacan-Zaman Gazetesi-14.08.2011 tarihinde yayınlanan “Spor Dilinde Devrime İhtiyaç Var” başlıklı yazısıyla övgüye değer görüldü.

Birinci Sayfa Düzeni: Fikret Ercan-Hürriyet Gazetesi-24.10.2011 tarihli sayfasıyla ödüle değer bulundu.

Yunus Emre Yıldırım-Zaman Gazetesi-29.09.2011 tarihli sayfasıyla övgüye değer görüldü.

İç Sayfa Düzeni: Mana Güzey-Star Gazetesi 06.10.2011 tarihli 19. sayfasıyla ile ödüle değer bulundu.

Spor Sayfası Düzeni: Burhan Solak-Zaman Gazetesi-31.03.2011 tarihli sayfasıyla ödüle değer bulundu.

Ersin Öztekin- Cumhuriyet Gazetesi- 04.07.2011 tarihli sayfasıyla övgüye değer görüldü.

Karikatür: Latif Demirci-Hürriyet Gazetesi- 20.07.2011 tarihli “Kapıya Medyadan Sineklik Yaptırdım” karikatürü ile  ödüle değer bulundu.

Fotoğraf: Ercan Arslan-Milliyet Gazetesi-23.09.2011 tarihli “Şener’e Uzan Davasından Beraat” başlıklı fotoğrafı ile ödüle değer bulundu.

TV Haber Dalında: Burak Ersemiz-Show TV’de 10.11.2011 tarihinde yayınlanan “Van Depremi”  haberiyle ödüle değer bulundu.

Mesut Sert- Hüseyin Yılmaz- NTV’de 12.05.2011 tarihinde yayınlanan “Ladin Operasyonu” haberiyle övgüye değer görüldü.

TV Haber Program dalında: Cüneyt Özdemir- CNNTÜRK’te 25.02.2011 tarihinde yayınlanan “Seyfülislam Kaddafi”  programı ile ödüle değer bulundu.

TV Belgesel Dalında: Nazım Alpman-İz TV’de  2011 yılında  yayınlanan “Faili Meçhul Zamanı” belgeseliyle  ödüle değer bulundu.

TV Kültür-Sanat-Magazin Programı dalında: Mehmet Yaşin-CNNTÜRK’te 2011 yılında yayınlanan “Lezzet Durakları” programıyla ödüle değer bulundu

TV Kamera Çalışması Dalında: Tuncay Şubaşı-TV8’de 12.11.2011 tarihinde yayınlanan “Kartepe Eylemcisinin Vurulma Anı” görüntüleri ile ödüle değer bulundu.

Deniz Pirinçciler-Show TV’de 10.11.2011 tarihinde yayınlanan “Van Kadın Doğum Hastanesi” görüntüleri ile övgüye değer görüldü.

Radyo  haber program dalında: Atilla Güner-Radyo Kuzey’de 16.11.2011 tarihinde yayınlanan “Atilla Güner’le Akşam Postası” programıyla  ödüle değer bulundu.

BİANET ödüle değer bulundu.

BBC TÜRKÇE Servisi’nden çalışması ile Hüseyin Alkan övgüye değer görüldü.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 2011 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri Nezih Demirkent Özel Ödülü’nün yazıları ve akademik çalışmalarıyla ülke ekonomisinin gelişmesine yaptığı katkılar ve ekonomiye yerel bazda yaptığı destek dikkate alınarak, Dünya Gazetesi yazarı Rüştü Bozkurt aldı. (25 Nisan 2012)

Başa Dön