Geri Dön

Aralık 2012 Raporu

Meslek örgütleri tutuklu gazeteci yakınlarıyla buluştu

TGC, IPI Türkiye, TGS ve GÖP, cezaevindeki gazetecilerin yakınlarıyla bir araya geldi. Cezaevinden çıkan gazeteciler Nedim Şener, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Çağdaş Ulus ve Bedri Adanır’ın katıldığı toplantıda “gazeteciler özgür bırakılsın” çağrısı yapıldı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Türkiye, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), tutuklu gazetecilerin yaşadıkları sorunları yakınlarından dinlemek amacıyla bir toplantı düzenledi.

TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda bir araya gelen meslek örgütleri ve gazeteci yakınları, “Gazeteciler özgür bırakılsın” çağrısında bulundu.

Basınının yoğun ilgi gösterdiği toplantıyı TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, IPI Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Ferai Tınç, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi ve GÖP Dönem Sözcüsü-Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, gazeteci Nedim Şener, Cüneyt Ünal, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Çağdaş Ulus’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş toplantının açılışında yaptığı konuşmada 70’i aşkın gazetecinin tutuklu olduğunu, binlerce gazetecinin haklarında açılmış davaların gölgesinde mesleklerini yapmaya çalıştığını belirtti. Güneş, Türkiye’de basın özgürlüğü krizi yaşandığını belirterek, “TCK ve TMK’daki sorunlu maddeler ve özel yetkili mahkemeler artık kaldırılmalı” diye konuştu.

TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, konuşmasına dünya basınından gelen meslektaşlarına teşekkür ederek başladı. Olcayto, “Cezaevinde tutuklu bulunan meslektaşlarımızın yakınlarıyla ikinci buluşmamız. Diliyoruz meslektaşlarımız serbest kalır da biz üçüncü toplantıyı yapmayız. Türkiye’de ceza ve terörle mücadele yasalarında bir türlü iyileştirmeler yapılmıyor. Bunun yerine birinci, ikinci, üçüncü diyerek isimlendirilen paketler çıkıyor. Paketler sonucunda meslektaşlarımız içeride kalırken, eli kanlı mahkumlar dışarıya çıkıyor. Dolayısıyla 4. paket için umutlu değilim” dedi.

Tutuklu gazetecilerin cezaevinde dahi çalışmaya devam ettiğine dikkat çeken Olcayto, “Arkadaşlarımız cezaevlerinde de boş durmadılar. Kitaplar yazarak tarihe not düştüler. Orada bile çalışmaya devam ettiler” şeklinde konuştu. Basının üstündeki baskıların kaldırılmasını isteyen Olcayto, “Türkiye bu ayıptan bir an önce kurtulmalı” diyerek sözlerini bitirdi. (5 Aralık 2012)

***

GÖP'te devir teslim yapıldı

Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Başkanlığı’nı, Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay’dan devraldı.

GÖP Dönem Başkanlığı görevini üstlenen Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, ÇGD’den Ahmet Abakay’a, yürüttüğü faaliyetler için teşekkür etti. Bilgin, “Bu mücadelemizde platformdaki partnerlerimizin vereceği destek, bize ayrıca güç katacaktır” dedi. Törene katılan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç ise GÖP'ün "tek hareket etmenin işe yaramayacağı, birlikte hareket etmenin daha etkili olacağı" fikriyle kurulduğunu hatırlattı. GÖP sayesinde siyasilerin tutuklu gazeteciler sorununu görmeye başladığını ifade etti. (6 Aralık 2012)

***

“İfade özgürlüğünün önünde engeller var”

TGC Başkanı Orhan Erinç, “4. yargı paketinin söylenenlerin dışında çıkması halinde, Türkiye’de zaten zorlukla söz edilen demokrasiden ve ifade özgürlüğünden bahsetme olanağı ne yazık ki kalmayacaktır” diye konuştu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) kurucu başkanı Sedat Simavi, aramızdan ayrılışının 59. yılında İstanbul Kanlıca’daki mezarı başında anıldı.

Törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, Sedat Simavi’yi saygı, sevgi, rahmet ve özlemle andıklarını söyledi.

Erinç, “Sedat Simavi Bey, Türk basının seçkin kalemlerinden biriydi ve özellikle genç gazetecilerin yetişmesi konusunda çok önemli çabalar harcamıştı. Türk basınında yenilikçi gazeteciliğin, daha zengin içeriğin olması konusundaki girişimlerin de öncülüğünü yapmıştı”dedi.

Başkan Erinç, Sedat Simavi’nin ‘Genç meslektaşlarım, kalemine daima efendi kal, uşak olma, mecbur kalırsan kır ama sakın satma’ öğüdü bizler için yol gösterici bir söz olarak halen geçerliliğini sürdürüyor” dedi.

Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sedat Simavi aynı zamanda gazetecilerin mektepten yetişmesi konusunun da öncülerinden biridir. 1948 yılında yapılan başvuru, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü’nün 1950 yılında öğretime başlamasıyla son bulmuştur; yani Türkiye’de gazetecilik eğitiminin başlamasının ilk adımı atan da değerli ve sayın başkanımızdır.”

“Sedat Simavi’nin TGC’yi kurması, bağımsız meslek örgütünün başlangıcı olarak da büyük önem taşımaktadır” diyen Erinç, TGC’nin, Sedat Simavi Bey’in başlattığı yolda özellikle gazetecilerin kimlik ve kişilik sorunlarının çözülmesinde, ifade özgürlüğünün sağlanmasında, o dönem başlatılan çalışmaları, girişimleri sürdürmekte olduğuna dikkat çekti.

İfade özgürlüğünün önünde çeşitli engellerin olduğuna değinen Erinç, şöyle devam etti: “Bugün geldiğimiz noktada gerek Türk Ceza Yasası, Terörle Mücadele Yasası, ifade özgürlüğünün önüne çok sayıda engel dikmiş durumdadır. Özellikle Terörle Mücadele Yasası’ndaki suç tanımları her Türk vatandaşının terörist diye suçlanmasına yol açacak bir genişliktedir. Bu nedenle pek çok meslektaşımız da terörist olduğu iddiasıyla tutuklu olarak yargılanmaktadır. Tutukluluk süreleri ceza infazına dönüşmüş bulunmaktadır. 3. yargı paketi çıkarılırken yetkililerin söyledikleriyle uygulama birbirine uymamaktadır; ya yasayı hazırlayanlar yasayı söyledikleri içerikte hazırlayamamışlardır ya da hazırlanmış ama uygulama alanına konulamamıştır. Bu açıdan; Türkiye’de hukuk konusunda hem çelişkili bir durum hem de haksızlıklara yol açan bir uygulama söz konusudur.”

4. Yargı paketinin hazırlanmakta olduğunun bilindiğini hatırlatan Erinç, “Ancak 4. yargı paketinin sonucunun da 3. yargı paketi gibi söylenenlerin, belirtilenlerin, amaçlananların dışına çıkması halinde Türkiye’de zaten zorlukla söz edilen demokrasi ve ifade özgürlüğünden söz etme olanağı ne yazık ki kalmayacaktır. Bu konuda yetkilileri, siyasetçileri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatları doğrultusunda yasa yapma konusundaki çağrımızı sayın kurucu başkanımızın huzurunda bir kez daha tekrarlamak istiyoruz. Umuyoruz ki, Türk basını bir yandan kendi çalışanlarıyla, bir yandan gerçekleri görecek siyasetçilerin katkılarıyla ifade özgürlüğü konusunda önemli bir yol kat edecektir. Ama bugün içinde bulunduğumuz durumdan böyle bir sonuç çıkarma olanağımız ne yazık ki yoktur. Bir kez daha kurucu başkanımızı saygıyla, şükranla anıyoruz. Ruhu şad olsun” şeklinde konuştu. (12 Aralık 2012)

***

Ergenekon’da olaylı duruşma

Gazeteci Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu 66'sı tutuklu 275 sanığın yargılandığı ''Ergenekon'' davasının 270'inci duruşması yapıldı

13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen, ''Ergenekon'' davası duruşması gerginliklere sahne oldu. Sanıklara destek vermek üzere yerleşkeye gelenler ile jandarma arasında arbede yaşandı. Jandarma cop ve biber gazı kullandı. Duruşmaya TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, Basın Enstitüsü’nden Yurdanur Atadan ile TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi de katıldı.

Duruşma öncesi GÖP adına bir açıklama yapıldı. GÖP Dönem Sözcüsü ve Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, “Yıllardır neyle suçlandıkları bile belli olmayan meslektaşlarımızın hapiste geçen yılları tam bir esaret hayatına dönüşmüştür” dedi.

Türkiye'nin çeşitli illerinden sanıklara destek vermek üzere Silivri’ye binlerce yurttaş geldi. Duruşmayı CHP’den Gürsel Tekin, Süheyl Batum, Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce, Bülent Tezcan ve Gökhan Günaydın izledi.

Birçok televizyon kanalı gelişmeleri kamuoyuna duyurmak için duruşma salonu dışından canlı yayın yaptı. (14 Aralık 2012)

***

Bilgisayar korsanlarının yeni hedefi gazeteciler

“Gelişen Teknoloji Karşısında Gazeteciliğin ve Gazetecinin Konumu” seminerinde uzmanlar, gazetecilerin elektronik postayla gönderilen virüslü dosya tehdidi altında olduğuna dikkat çekti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) ortaklaşa düzenlediği “Gelişen Teknoloji Karşısında Gazeteciliğin ve Gazetecinin Konumu” başlıklı seminer, yoğun katılım ve ilgiyle Taksim Nippon Otel’de gerçekleştirildi.

Seminere; TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Başkan Yardımcısı Vahap Munyar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Seminerde gazetecilerin örgütlenmesi, yıpranma tazminatı, çalışma koşulları, dijital veriler nedeniyle gazetecilerin yaşadığı sorunlar ele alındı, mesleki bilgiler paylaşıldı. Toplantıda, gazetecilerin elektronik postayla gönderilen virüslü dosya tehdidi altında olduğuna dikkat çekilerek gazetecilere "Bilmediğiniz yerden gelen mail eklerini kesinlikle açmayın" uyarısında bulunuldu. Son dönemde özellikle popüler gazetecilere özel virüs üretildiğine dikkat çekildi. Bilgisayar korsanlarının hedefinde ise en çok aktivist gazetecilerin olduğu vurgulandı. Toplantıda gazetecilere muhabir köşe yazarı ayırt etmeden yıpranma tazminatı hakkının yeniden verilmesi istendi.

Seminerin açılış konuşmasını TGC Başkanı Orhan Erinç yaptı. Türkiye'nin teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğini dile getiren Başkan Erinç, şunları söyledi: "Türkiye'de medya sanayi, dünyadaki teknolojik gelişmeleri en hızlı değerlendiren, kullanan sanayi dalı olarak duruyor; ancak bu gelişmelere karşın pek çok konuda çok gerilerde olduğumuz da bir başka gerçek. Örneğin siyasetin hukuka yön verme geleneğinden bir türlü kurtulamıyoruz. Türkiye’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını, özel hukuka daha üstün olduğunu kabul eden bir anayasa olmasına karşın, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden ihlal kararı ile dönen ülkelerin başında yer alıyor. Teknolojiyi geliştiriyoruz, kullanıyoruz. Daha önce elektronik yayıncılık dediğimiz bu konuda, ne internet gazeteciliğinin ne de internet gazetecilerinin hukuki tanımları ne yazık ki henüz yok.”

İnternet yasasının basın yasası kapsamında düzenlenmesinin istenmesi konusuna değinen Başkan Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Oysa basılı iletişim araçlarıyla elektronik iletişim araçları arasındaki teknolojik farklılık, böyle bir düzenlemenin yapılsa bile uygulama alanının zor olduğunu gösteriyor. Nitekim daha önceki basın yasasındaki geçişi dokuzuncu madde olarak internet yayıncılığı düzenlenmeye çalışılmış ama hukuki farklıkları, teknoloji farklılıkları nedeniyle uygulanamamıştır. O açıdan baktığımızda; biz TGC olarak internet gazeteciliğinin ayrı bir yasa ile düzenlenmesi gerektiği kanısında olduğumuzu her fırsatta açıklıyoruz. İnternet haber sitelerinde çalışan meslektaşlarımızın da fiilen gazetecilik yapıyor olmalarına karşın; hukuken gazeteci sayılamamaları onların büyük ölçüde kimlik, ekonomik ve sosyal haklarından mahrum kalmalarına neden oluyor. Bu da öncelikle giderilmesi gereken sorunlarımız arasında yer alıyor."

Türkiye’de teknolojinin gelişiyor olmasına karşın yine de pek çok alanda dünya ortalamasının altında olunduğunu ifade eden Başkan Erinç, şu ifadeleri kullandı: “Anayasanın 90. maddesine eklenen bir bölümle; Türkiye'de insan haklarına yönelik, uluslararası sözleşmelerin uygulanmasının daha üstün olduğu konusunda bir hüküm kondu. Yargı, Türkiye'deki yasalarla uluslararası sözleşmeler arasında çelişki varsa uluslararası sözleşmelerin yükümlülüğünü uygulamak zorunda. Bunun pek de uygulandığını söylemek mümkün değil. En azından meslektaşlarımızın tutuklu olarak yargılandığı çeşitli davalarda tutukluluk süresinin ceza infazına dönüşmesi olsun, delillerin belirlenmesindeki yöntemler olsun, pek çok hukukçunun belirttiği gibi uluslararası sözleşmelerle çelişen bir durumda. Bu konudaki şikayetler, ne yazık ki siyaset kanalından dikkate alınmıyor. Şu da bir başka gerçek ki; Türkiye'de yasa maddelerinin bu gerekçeleri yazılış biçimleriyle, yasa maddelerinin yazılış biçimleri arasında olağanüstü çelişkiler var. ‘Türkiye'de yasa maddeleri yerine maddelerin gerekçelerini koysak Türkiye dünyanın en demokratik ülkesi olur’ düşüncesinde olduğumu burada bir kez daha belirtmek istiyorum."

Başkan Erinç, söyle devam etti: "Yaygın basının internetten televizyon yayınlarına da başlamış olması nasıl bir hukuksal durum karşısında olduğumuzu da gösteriyor. Basın yasasına bakarsanız; yaygın, bölgesel ve yerel diye bir değerlendirme yapıldığını görüyoruz. İnternet gazeteciliğin gelmesiyle bu tanımın hâlâ geçerli olup olmadığını tartışmak gibi bir durumla da karşı karşıyız. Yerel gazetenin internet sitesi kurması halinde dünyanın her köşesinden bağlanılarak izlenmesi yerelin uluslararası olması gibi bir sonuçla da karşı karşıyayız. Bu da çözümlenmesi gereken başlıca konular arasında diye düşünüyorum.”

Erinç’in konuşmasının ardından ilk oturuma geçildi. Moderatörlüğünü TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto’nun yaptığı ilk oturumda Hürriyet Gazetesi Dış Haberler Şefi ve Basın Enstitüsü Derneği Başkan Yardımcısı Emre Kızılkaya, “Yeni Medya”, TGS önceki başkanı, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Şükran Soner "Gazetecilerin Örgütlenmesi", TGC Hukuk Müşaviri Gökhan Küçük, “Gazetecilerin Yıpranma Tazminatı” başlıklı konularda birer konuşma yaptılar. Hürriyet Gazetesi Dış Haberler Şefi ve Basın Enstitüsü Derneği Başkan Yardımcısı Emre Kızılkaya, “Yeni Medya”, başlığı altında yaptığı konuşmada, gazeteciliğin teknolojiyle uyumlu hale gelirken yaşadığı değişikliklere değindi.

TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, “Gazetecilerin Yıpranma Tazminatı” başlıklı konuşmasında gazetecilerin sosyal hakları hakkında bilgilendirme yaptı. Gazeteciliğin çok yorucu ve ağır şartlar altında yapılan bir meslek olduğunu dile getiren Küçük, yıpranma paylarının geri verilmesiyle ilgili yaptıkları çalışmaları yetkili makamlara sunacaklarını söyledi. Fikir işçiliğinde mesai kavramının olmadığını hatta haber bulmak, toplamak, haber takip etmek ve üretmek için 24 saat düşünebileceklerine dikkat çeken Küçük, gazetecilerin de risk altında çalıştıklarını ve haklarının geri verilmesini istedi. Gökhan Küçük, "Gazetecilere yıpranma tazminatı hakkı verilmeli. Model aramaya gerek yok eski yasal düzenlemeye dönülmeli. AB'de olmaması haklı bir gerekçe olmamalı. AB'de olmasın ama bizde olsun" diye konuştu.

TGC Başkanı Orhan Erinç de muhabir köşe yazarı ayrımı yapılmadan tüm gazetecilere yıpranma tazminatı hakkının sağlanmasının önemini vurguladı. Erinç "Artık kurşun eritilerek baskı yapılmıyor ama köşe yazarları korumayla geziyor. Muhabir ertesi sabah haberini yaptığı kişiyi karşısında bulabiliyorlar" diye konuştu.

Seminerin ikinci oturumunun moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş yaptı. Bu oturumda Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat, “Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya Geçiş ve Sorunlar”, Avukat Hüseyin Ersöz, “Gazetecilerin Dijital Veriler Nedeniyle Yaşadığı Sorunlar”, Avukat Oktay Huduti ise “AB Hukuku’nda Dijital Verilerin Korunması” başlıklı birer konuşma yaptılar. Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Görevlisi İsmail Hakkı Polat, “Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya Geçiş ve Sorunlar” konusunu tüm detaylarıyla anlattı. Yeni medya düzeninde habere çok hızlı ulaşılabilse bile okuyucunun güvenilir bilgi istediğine işaret eden Polat, "Bu yeni düzende gazetecinin önemi artıyor. Gazeteci tarafından sağlanan nitelikli haber büyük değer kazanıyor. Yurttaş haberciliğinin de mutlaka okuyucuya ulaşacak şekilde kısaltılması hedefine uygun olarak hazırlanması için gazetecinin süzgecinden geçmesi gerekiyor" diye konuştu. (23 Aralık 2012)

***

2013’te cezaevinde gazeteci olmasın

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyeleri “Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği”nde buluştu. Ortak dilek 2013’ün, halkın gerçekleri öğrenme hakkının engellenmediği, gazetecilerin cezaevinde olmadığı, sözlü ve fiziksel şiddete uğramadığı bir yıl olmasıydı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyeleri TGC Lokali’nde düzenlenen “Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği”nde buluştu. Gecede "Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri Teşekkür Belgesi" sunulurken yeni üyelere ise rozetleri törenle takdim edildi.

Ayın son yemeğine; TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Başkan Yardımcısı Vahap Munyar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, TGC Yönetim Kurulu üyeleri Orhan Ayhan, Recep Yaşar, Celal Toprak ve Arif Kızılyalın’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Açılış konuşmasını yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, günün önemi ve TGC’nin Aralık içinde yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bugünün 3 anlamlı gündem maddesinin olduğunu söyleyen Güneş, “Birinci gündem maddemiz Burhan Felek Ödülleri nedeniyle meslektaşlarımıza teşekkür sertifikası ve hediyemiz olacak. Yeni üye olan değerli meslektaşlarımızın rozet törenlerini yapacağız. Ayrıca TGC’nin binasının doğalgaz dönüşümünü bize destek olarak gerçekleştiren sponsorumuz Vaillant Gruba, şükran plaketi sunacağız” dedi.

TGC’nin gazeteciler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek, gündemdeki sorunları paylaşmak amacıyla Aralık ayında da çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Güneş, şunları söyledi:

“TGC, üyelerinin özlük haklarıyla ilgili çalışmalarını ve basın özgürlüğü meselesiyle ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Bu ay yaptığımız en önemli etkinlik, tutuklu gazeteci yakınlarıyla meslek örgütlerini bir araya getirmekti. IPI’nin davetlisi olarak Türkiye’ye basın özgürlüğü raporunu hazırlamak üzere gelen uluslararası gazeteciler de bu toplantıya katıldılar. Bu ülkede basın özgürlüğü ile ilgili kriz olduğunu tutuklu meslektaşımızın yakınlarından dinlediler. 70 gazeteci yakınının katıldığı toplantının medyada güzel yansıması oldu. Cumartesi günü TGC olarak KAS ile birlikte ‘Gelişen Teknoloji Karşısında Gazeteciliğin ve Gazetecinin Konumu’ konulu bir seminer yaptık. Bu seminerde ilginç başlıklar ortaya çıktı. Hukukçular, gazetecilere özellikle popüler gazetecilere önerilerde bulundu. İstihbarat servislerinin gazetecileri sıkıştırmak isteyen değişik çıkar odaklarının gazetecilere özel virüsler hazırladığını ve gazetecileri suçlu duruma düşürebilecek birçok belgeyi düzenli olarak bilgisayarlarına gönderdiklerinin altını çizdiler. Bu anlamda artık herhalde medya kuruluşlarının da ayrıca bu virüsleri etkisiz hale getirebilecek uzman kişilerle çalışması gerekecek. Ayrıca TGC, Beşiktaş Belediyesi ve Belgesel Sinemacılar Birliği’nin düzenlediği ‘Bir Belgesel, Bir Gazeteci, Çay ve Simit’ etkinliği devam ediyor. Basın Müzesi’nde ‘Şiir ve Musiki Günleri’ yapıldı."

“Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri ile ilgili bilgi veren TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, “Burhan Felek hoca, Şeyhül Muharririn diye anılır. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne de 26 yıl başkanlık yapan ve cemiyeti zaman zaman fırtınalardan sığ sulara ulaştıran bir başkanımızdır. Onun ilkelerini yönetim kurulları izlemeye devam ediyor” dedi. Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri yönetmeliğinden bahseden Olcayto, “Yönetmeliğe göre 70 yaşında veya daha büyük olmak gerekiyor. Bunun yanı sıra basın mesleğine kesintisiz 50 yılı aşkın hizmet vermiş ve basın alanında hâlâ çalışıyor olmak gerekiyor. 82 arkadaşımız vardı ödüle aday gösterilen. Bu adaylardan ancak 11 arkadaşı seçmek zorunda kaldık. Dolayısıyla ödül alamayan çok değerli meslektaşlarımız var. Biz de yönetim kurulu olarak meslektaşlarımıza teşekkür belgesi sunmak istedik” şeklinde konuştu.

Burhan Felek Basın Hizmet Ödülleri Teşekkür Belgesi" alan gazetecilerin isimleri şöyle; Agah Özgüç, Ahmet Balan, Ahmet Şenova, Alaettin Asna, Aydın Ünsal, Bijen İris, Burhan Dodanlı, Çetin Mete, Demir Tümer, Emin Edis, Ercan Kazmaz, Erkan Göksel, Ergut Öget, Erol Aktı, Erol Erkut, Erol Gönenç, Ertuğrul Akçaylı, Esin Bürge, Faruk Kırkan, Firuzan Topsümer, Fuat Özgünay, Gündüz Serdengeçti, Günseli Çeliker, Günvar Otmanbölük, Hayat İlhan, Hazım Sezgin, İbrahim Dinçer, Mahmut Gültekin, Mehmet Muhsin Kut, Muammer Uluşahin, Mustafa Özkan, Müfit Alaçalı, Nizamettin Başdemir, Okan Çeliker, Özden Vardar, Safa Çeliker, Saruhan Ayber, Serra Bilgin, Suna Dorsan, Uğur Gürtunca, Uğur Özkeleş.

Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği’nde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne yeni üye olan gazetecilerin isimleri ise şöyle: Ayşenur Süral Yazıcı, Fatma İnci Gül, Hamit Önder Sürenkök, İsmail Pehlivan, Koza Yardımcı, Metin Özden, Umut Alphan, Umut Karakülah, Feride Turan, Murat Orçun Yardımcı, Seza Hacıbayramoğlu, Hakan Bülent Yardımcı, İnci Sürenkök, Ayşe Naz Sürenkök, Taylan Büyükşahin, M. Gani Özşahinler. (25 Aralık 2012)

***

Sedat Simavi Ödülleri sahiplerini buldu

Sedat Simavi Ödül Töreni’nde konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç,

2012 yılının gazeteciler açısından önceki yıllara göre daha kötü geçtiğini, uzun tutukluluk sürelerinin ceza infazına dönüştüğünü söyledi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) kurucu başkanı Sedat Simavi adına 36 yıldan bu yana gazetecilik, radyo, televizyon, edebiyat, sosyal bilimler, fen bilimleri, sağlık bilimleri, görsel sanatlar ve spor alanları olmak üzere 9 dalda sanatçı, gazeteci ve bilim insanlarına verilen "Sedat Simavi Ödülleri" törenle sahiplerine takdim edildi.

Taksim The Marmara Oteli’nde gerçekleştirilen törene; TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC önceki Başkanı Nail Güreli, TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, Yönetim Kurulu üyeleri Orhan Ayhan, Recep Yaşar, Arif Kızılyalın ve Celal Toprak, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Sedat Simavi ailesinden Belma Simavi, Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören’in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Tören, Türk Telekom ve Avea’nın desteğiyle gerçekleştirildi.

Törenin açılış konuşmasını yapan TGC Başkanı Orhan Erinç, “Cemiyetimizin kurucu başkanı ve Türkiye’de gazetecilikte yenilik denilince ilk akla gelen ustalarımızdan biri olan Sedat Simavi, 59 yıl önce aramızdan ayrılmıştı. Burada adına konulmuş olan ödül töreni nedeniyle kendisini saygı ve özlemle anıyoruz” dedi.

Başkan Erinç, 2012 yılını geride bırakmaya sayılı günler kaldığını söyleyerek yılı şöyle değerlendirdi: “Medya mensuplarına, gazetecilere uygulanan baskılar, 2012 yılında neredeyse tavan yapmış durumda. Bu daha çok yasalar yapılırken, yoruma açık maddeler oluşturulmasından ve gerekçelerde belirtilen amaçlarla maddelerin yazılışındaki farklılığın yorumundan kaynaklanan bir durum diye düşünüyoruz. Mesela Türk Ceza Yasası'nda çeşitli maddeler ifade özgürlüğünün önünü kesiyor. Bir de Terörle Mücadele Yasası var ki, Türkiye’de herkesi terörist kavramı dahilinde yargılamak ve bu iddia nedeniyle tutuklamak, doğal bir görüntü oluşturmaya başladı. Özellikle uzun tutukluluk sürelerinin ceza infazına dönüşmüş olduğu bir süreçte yaşıyoruz. Türkiye’de çeşitli çelişkiler olduğunu da söylemek durumundayız. Bilindiği gibi Terörle Mücadele Yasası kapsamında tutukluluğun 10 yıl olduğuna, diğer suçlarla ilgili de 5 yıl olduğuna ilişkin yargı kararları var. Buna rağmen yasama ve yürütme yetkilileri uzun tutukluluktan şikayet ediyorlar. Oysa uzun tutuklulukla ilgili görüşlerinde samimi iseler yasaları değiştirmek de, tasarı hazırlamak da onların görevi ama Türkiye’de eylemden çok söz geçerli olduğu için bu yakınmaları genelde kabul etmek gibi bir çoğunluk görüşü de gündemde yerini almış oluyor. Basın Yasası’nda şöyle bir madde var: “Süreli yayın sahibi sorumlu müdür ve esas sahibi yani muhabir ve yazar, bilgi ve belge dahil her türlü haber kaynaklarını açıklamaya ve bu konuda tanıklık yapmaya zorlanamaz.”

Bu Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yer alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinin de zorunlu kıldığı bir madde olarak TGC tarafından 2004 yılında önerildi ve yasada yerini aldı. Ancak bu maddenin uygulandığını söylemek mümkün değil. Çünkü soruşturma ve kovuşturma evrelerinde meslektaşlarımızın belge ve bilgileri ele alınıyor, ele alınmakla kalmıyor subjektif değerlendirmelerde yorumlanıyor ve gazetecilik faaliyetleri suç sayılıyor. Oysa bu durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine de aykırı bir uygulamayı gündeme getiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 14 Eylül 2010 günü Hollanda hükümetini Sanoma Kararı'yla 35 bin euro tazminat ödemeye mahkum etti. Nedeni, gazetecilerin belge ve bilgilerinin değerlendirilmesi ya da hedef alınmasıydı. Anlaşılıyor ki Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki rekorunu da yenilemek için aday ülkelerden biri konumunda.”

2008 yılında yıpranma hakkı olarak bilinen itibari hizmet zammının bilim dışı bir gerekçeyle kaldırıldığını hatırlatan Başkan Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü: “O dönemde TGC Yönetim Kurulu olarak yaptığımız başvurular ne yazık ki siyasal tercihler yüzünden yerine getirilmedi. ‘Bilim dışı gerekçe’ dedim çünkü o dönemki bakanın yaptığı açıklamada, 2098 Sayılı Yasa'nın basındaki teknoloji değiştiği için kaldırıldığı açıklandı. Teknoloji değişikliği şu idi. Kurşun eritilerek harflerin dökülmesi, satırların ya da sayfaların yapılması sırasında kurşunların alaşımlarının buharından zehirlenme, etkilenme gibi bir tehlike söz konusuydu. O nedenle özellikle teknik kesimde çalışan meslektaşlarımızın kimi ayrıcalıkları da vardı ve itibari hizmet uygulamasından yararlanıyorlardı. Ancak gazetecilerin yararlanma gerekçesi bu değildi. Yaşam tehlikesi, görevin getirdiği stres ve çalışma saatlerinin düzensizliği dikkate alınmıştı. Zaten itibari hizmet uygulamasından yararlanan tek meslek gazetecilik değildi. Çok sayıda meslek ve iş de 2098 sayılı yasa kapsamındaydı. Bir süre önce yürütme sözcüleri yıpranma hakkının geri getirilmesi konusunda görüş açıkladılar, çalışmalar yaptılar ama bir sonuç çıkmadı. Son öğrendiğimize göre bir bilimsel kurul konuyu inceliyormuş. Bilim dışı bir nedenle kaldırılan bir maddenin yasanın bilimsel yönden tartışmaya açılmasını anlamak zor. Daha önemli konularda yapılmayan bir uygulamanın yıpranma konusunda gündeme gelmesi de ilginç bir yaklaşım olarak görülüyor. İkincisi ‘Avrupa’da var mı?’ diye araştırıyorlarmış. Avrupa’da yok çünkü Avrupa’daki sosyal sigortalılık bir işverenin yanında çalışılarak kazanılmıyor. Orada gazeteciler dahil bütün çalışanlar zaten sigortalı. Basın Kartı Yönetmeliği'ne göre, basın kartı alacak kişinin Basın İş Yasası kapsamında çalışıyor olması ve işverenin de primlerini ödüyor olması gerekiyor. Ama Avrupa’da böyle bir durum yok. O nedenle bu bilimsel çalışmanın nasıl sonuç vereceğini şu anda bilemiyoruz. Ama umutsuzluğa da düşmek istemiyoruz.”

Bir başka mesleki sorunun internet gazeteciliği ve internet gazetecilerinin hukuki tanımlarının yapılmamış olması olduğunu belirten Erinç, “Bu hukuki tanımlama yapılmadığı için internet alanında görev yapan meslektaşlarımız çeşitli sosyal ve ekonomik haklardan yararlanamıyor. Görev tanımları olmadığı için de meslekte tanıtma kartı niteliğindeki basın kartından da yoksun kalıyorlar. Biz uzun yıllardır bu konuda da önerilerde bulunuyoruz. En son bir çalışma grubu, basın yasasındaki değişiklik yapılarak internet gazeteciliğinin ve internet gazetecilerinin tanıma kavuşturulması konusunda öneride bulundu. Öneri internet gazeteciliğinin Basın Yasası'na eklenmesini öngörüyor. İnternette sadece yazılı bölüm değil televizyon yayını, video yayını gibi değişik teknolojilerin uygulandığı bölümler de var. Nasıl gazete ile radyo ve televizyonun arasında teknolojik fark varsa, radyo ve televizyon için ayrı bir yasa düzenlenmesi gerekiyorsa, internet gazeteciliği için de ayrı bir yasa düzenlenmesi konusunda önerilerimiz oluyor. Önemli bir diğer sorunu da internette görev yapan meslektaşlarımızın hak kayıpları oluşturuyor” dedi.

Erinç, “2012 yılını geçmiş yıllara kıyasla gazetecilik açısından daha tehlike bir yıl olarak uğurlayacağımızı anımsatmak istiyorum. 2013 yılında umuyor ve diliyoruz ki hapisteki gazeteciler tutuksuz yargılanacak şekilde yasal değişiklikler yapılabilsin. İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmaya çalışılsın ve kaldırılsın” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Sedat Simavi Ödülleri sahiplerini buldu.

Gazetecilik: Utku Çakırözer, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Suriye Devlet Başkanı Cumhuriyet’e konuştu Esad: Keşke Düşürmeseydik" başlıklı söyleşisi ile ödül aldı. Seçici Kurul ayrıca, Kadir Can’ı “12 Eylül 1980 Akıl Tutulması" adlı albüm kitabı övgüye değer gördü.

Radyo: Tanju Yenisey, Avustralya Devlet Radyo Televizyon Kurumu SBS Radyosu’nda yayınlanan "Çok Kültürlülük Başarısız mı oldu" adlı radyo programıyla ödüle hak kazandı. Seçici Kurul ayrıca, Özlem Devrim Bahar–Başar Tıkman’ı Yön Radyo’da yayınlanan “Başka Türlü: Adressiz Hayatlar / Gurbet İşçileri" adlı ortak radyo programı nedeniyle övgüye değer gördü.

Televizyon: Demet Haselçin, TRT Türk kanalında yayınlanan “Masumiyet Müzesi" adlı televizyon programı ile ödülünü aldı. Seçici Kurul ayrıca, Özgen Bingöl ve Arda Sevimli’yi Kanal D’de yayınlanan "Panzer Dur" adlı ortak haberi nedeniyle övgüye değer gördü.

Edebiyat: Ahmet Cemal, "Lanetlenmiş Ağustosböcekleri" adlı deneme kitabıyla ödül kazandı.

Sosyal Bilimler: Prof. Dr. Zafer Toprak, “Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji" adlı eseriyle ödül aldı.

Fen Bilimleri: Yrd. Doç. Dr. Kâzım Büyükboduk, “Stark Birimleri ve Tümden Gerçel Sayı Cisimleri İçin Iwasawa’nın Ana Sanıları" adlı makalesiyle ödül kazandı.

Sağlık Bilimleri: Doç. Dr.Bülent Önal “Vezikoüreteral Reflü Hastalığı İle Etkilenen Kardeş Çiftlerinde Tek Nükleotid Polimorfizm Bağlantı Analizi İle Kromozom 11’de Saptanan Renal Skar Oluşumuna Karşı Koruyucu Loküs” adlı çalışmasıyla ödüle değer bulundu. Seçici Kurul ayrıca, Prof. Dr. Seyhun Topbaş’ı “Kekemelik İçin Terapi ve İnternet Ortamında Topluluk Temelli Özyardım Destek Grupları Oluşturma Çalışması" adlı eseri nedeniyle övgüye değer gördü.

Görsel Sanatlar: Füsun Onur, “Kassel - Almanya'daki 13. Documenta etkinliğindeki sergisi” ile ödül kazandı.

Spor: Aslı Çakır Alptekin, “Atletizmde 1500 metre Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonu” olması nedeniyle ödüle değer bulundu. Seçici Kurul ayrıca, Nazmiye Muslu’yu “Halterde (40 Kg.) Londra Paralimpik Oyunlar Şampiyonu” olması nedeniyle övgüye değer gördü.

“2012 Sedat Simavi Ödülleri”ne katkıları nedeniyle Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi’ne teşekkür plaketi verildi. Ödülü, Kurumsal İletişim Direktörü Lebin Ebru Çokişler’e TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş takdim etti. Avea İletişim Hizmetleri Anonim Şirketi’ne verilen teşekkür plaketini Medya İlişkileri Birim Müdürü Süheyla Akbulut TGC Yönetim Kurulu Üyesi Celal Toprak’tan aldı. TGC Başkanı Orhan Erinç de ödül gecesinin sunuculuğunu yapan Duygu Canbaş’a teşekkür plaketi verdi. (26 Aralık 2012)

***

Soner Yalçın tahliye edildi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Vekili Turgay Olcayto, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver ve Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci Odatv davasını izledi.

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'ndaki küçük salonda yapılan Odatv duruşmasına, tutuklu sanıklar eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, gazeteci Soner Yalçın ve Yalçın Küçük ile tutuksuz sanıklar Nedim Şener, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Ahmet Şık, Muhammet Sait Çakır, İklim Ayfer Kaleli, Ahmet Mümtaz İdil, Şükrü Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız ile Coşkun Musluk katıldı.

Duruşmayı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Genel Sekreteri ve Gazeteciler Özgürlük Platformu dönem sözcüsü Ümit Gürtuna, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, Basın Enstitüsü Derneği (IPI) adına Yurdanur Atadan, Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, Basın Konseyi Yüksek Kurulu Üyesi Avukat Turgut Kazan, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, CHP milletvekilleri İlhan Cihaner ve Mahmut Tanal, Ankara Barosu Başkanı Avukat Metin Fevzioğlu ve Eşber Yağmurdereli’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci, aydın ve sanatçı izledi. Duruşmaya yabancı basının da yoğun ilgi gösterdiği gözlerden kaçmadı.

Duruşma öncesi İstanbul Adalet Sarayı önünde meslek örgütlerinin katıldığı bir basın açıklaması yapıldı.

Gazetecilere Özgürlük Platform dönem sözcüsü Ümit Gürtuna, yaptığı açıklamada mesleklerini icra ederken yazdıklarının siyasi iktidara ters düşmesi yüzünden tutuklanan meslektaşlarıyla dayanışma için geldiklerini söyledi. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşma sonunda ''Odatv'' davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteci Soner Yalçın'ın tahliyesine karar verdi. (27 Aralık 2012)

***

Odatv davasında habere ulaşma hakkı zedelendi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Çağlayan Adliyesi’nde görülen Odatv davasında gazetecilerin habere ulaşma hakkının zedelendiğine dikkat çekti

TGC Yönetim Kurulu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir çağrı yaparak duruşmaların "açık yapılması" ilkesine uygun olarak büyük salonda yapılmasını istedi. TGC Yönetim Kurulu, dün Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda yapılan Odatv duruşmasının küçük salonda yapılmasının hem gazetecilerin habere ulaşma hakkını, hem de duruşmaların açık yapılması ilkesini zedelediğini bildirdi.

TGC Yönetim Kurulu açıklaması şöyle: “Odatv davasının dünkü duruşması, önceki duruşmaların aksine, bilmediğimiz bir nedenle Adliye Sarayı’nın en küçük salonlarından birinde yapılmaktadır. Bu nedenle duruşmayı izlemekle görevli çok sayıda meslektaşımız salona girememiş, izleyicilerin büyük bölümü de dışarıda kalmıştır. Uygulama nedeniyle meslektaşlarımız habere ulaşma ve halkı bilgilendirme hakkından yoksun kalmıştır. Duruşmayı izlemeye gelenlerin çokluğuna karşın salona girebilen az sayıdaki kişi nedeniyle duruşmaların açık yapılması ilkesi de örselenmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu durumun tekrarının önlenmesi konusunda girişimde bulunmasını beklediğimizi duyururuz.” (27 Aralık 2012)

Başa Dön