Geri Dön

Ocak 2013 Raporu

TGC Anadolu Ajansı ekibine saldırıyı kınadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Ankara'da Belediyenin kar temizleme çalışmalarını görüntüleyen Anadolu Ajansı'nın gece ekibine yapılan saldırıyı kınadı.

TGC Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle: “Gazetecilerin güç odakları tarafından haksızca sürekli hedef gösterilmesi ne yazık ki, sözlü, yazılı ve fiziksel saldırıları tetiklemektedir. Son olarak Ankara’da Anadolu Ajansı’nda görev yapan meslektaşlarımız kar yağışına bağlı bir trafik kazasını görüntüledikleri iddiasıyla saldırıya uğramıştır. AA’dan öğrenildiğine göre kazaya karışan özel otomobilin plakasının görüntülendiği iddiasıyla meslektaşlarımıza bir saldırı olmuştur. Hastanede tedavi edilen meslektaşlarımız Mertkan Morkoç ve Durmuş Koçak ile taburcu edilen şoför Mehmet Çelebi Öztürk’e geçmiş olsun diyoruz. Gazetecinin görevi halkın haber alma hakkına hizmet etmektir. Kamuoyunu bilgilendirmek, kamuoyu aleyhine olan haksızlıkları, yolsuzlukları haber yapmak gazetecilerin en önemli işlevidir. Bu olayı halkın bilgi edinme hakkına yapılmış çirkin bir saldırı olarak niteliyor, olayın sorumlularının cezalandırılmasını istiyoruz.” (8 Ocak 2013)

***

“Çalışma koşulları ve ifade özgürlüğü her yıl geriye gidiyor”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, (TGC) “Gazetecilerin sendikasızlaştırıldığını, yıpranma payının kaldırıldığını, gazetecilik faaliyetinin terör suçu kapsamında değerlendirildiğini, 70 gazetecinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü cezaevinde geçirdiğini” belirtti.

TGC Yönetim Kurulu, 212 Sayılı Yasa’nın (5953 sayılı) yürürlüğe girişinin 52’nci yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada “Gazetecilerin çalışma koşullarının yanı sıra, ifade özgürlüğü düzeyinin de her yıl biraz daha geriye gittiğini” belirterek TBMM’yi göreve çağırdı.

TGC Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle: “Gazetecilerin sosyal ve ekonomik haklarında önemli iyileştirmeler sağlayan 212 Sayılı Yasa, 10 Ocak 1961’de yürürlüğe girmiş ve gazeteciler tarafından ‘Çalışan Gazeteciler Bayramı’ olarak kutlanır olmuştu. O günden bugüne çalışan gazetecilerin koşulları her gün biraz daha güçleşmiştir. Şöyle ki:

Sendikasızlaştırma girişimleri: Uzunca bir süredir bu önemli yıldönümünün ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak anılmasıyla sınırlı kalınması gazetecilerin içinde bulundukları koşulların da düzeltilmek bir yana ağırlaşarak sürdüğünü simgelemektedir. Uygulanmasını zorunlu kılacak etkili yaptırımların bulunmaması ve sendikasızlaştırma girişimleri nedeniyle yasa, genelde yok sayılır bir düzeye indirgenmiştir.

Yıpranma payı kaldırıldı: Bilimsel olmayan gerekçelerle yıpranma payının da kaldırılmış olması gazetecilik mesleğinin sürdürebilirliğini daha da zorlaştırmıştır.

Gazetecilik faaliyetinin terör suçu kapsamında değerlendirilmesi: Gazetecilik faaliyetlerinin özellikle Terörle Mücadele Yasası’nın son dönemdeki yorumlarla ‘Terör Suçu’ kapsamında değerlendirilmesi, demokratik ülkelerde benzerine rastlanmayan bir durumunda yaşanmasına yol açmıştır.

70 gazeteci hapiste: 2008 yılından bu yana tutuklandığı belirlenen 190 gazeteciden 70’i gazetecilik faaliyetleri nedeniyle bu yıl da 10 Ocak’ı cezaevinde geçirmek zorunda kalmışlardır.

Türkiye hapisteki gazeteciler açısından dünya birincisi: İfade özgürlüğü konusundaki eksiklikler giderilmezken, Türkiye’nin hapisteki gazeteci sayısı yönünden dünyada ilk sırayı alması da bu yılki anmanın en üzücü yanını oluşturmaktadır. Tutukluluk sürelerinin ceza infazına dönüşmesi de Türkiye’nin bir başka ayıbını oluşturmaktadır.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu olarak yukarıda özetlediğimiz sorunların çözümü için TBMM’yi bir kez daha göreve çağırma zorunluluğu duyduğumuzu belirtiriz.” (10 Ocak 2013)

***

“Meslektaşlarımız sosyal haklardan mahrum kalıyor”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, Basın Kanunu’na göre çalışan yaklaşık 18 bin gazeteci olduğunu, ancak gazetecilikten ekmek yiyen 60-70 bin kişinin bulunduğunu açıkladı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de (TGC) içinde yer aldığı Gazetecilere Özgürlük Platformu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde Silivri Cezaevi önündeki çadırda “Çalışan Gazetecilerin Sorunları ve İfade Özgürlüğü" konulu bir panel düzenledi.

Panele, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkanı Arne König, gazeteci Soner Yalçın ve Ankara Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Erol Aras konuşmacı olarak katıldı.

Panelde Türkiye'de düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki engeller, çalışan gazetecilerin sorunları, halen cezaevinde bulunan gazetecilerin durumu, en riskli meslekler arasında gösterilen gazetecilik mesleğinde yıpranma payının kaldırılması konuları ele alınarak tartışıldı. Gazeteciler, “Gazetecilerin çalışma koşulları ve ifade özgürlüğü her yıl geriye gidiyor” noktasında birleşti.

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, gazetecilerin sosyal ve ekonomik haklarında önemli iyileştirmeler sağlayan 212 Sayılı Yasa’nın 10 Ocak 1961’de yürürlüğe girdiğini ve gazeteciler tarafından “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlandığını söyledi.

O tarihte gazetecilik yaptığını anlatan Atay, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi:

“Mesleğe o zamanlar yeni başlamıştım. O güne kadar gazetecilerin hakları hep havada idi. Özlük haklarıyla kimse ilgilenmemişti. 212 sayılı yasa, askeri yönetim tarafından hazırlandı ve yürürlüğe girdi. Babıali’de kıyamet koptu. Patronlar, 3 gün gazetelerini çıkarmadılar. TGS, Basın diye gazete çıkardı. 212’nin ardından toplu sözleşme, sendikalaşma geldi. İşverenler sevmediler bu gelişmeleri” dedi.

O günden bugüne çalışan gazetecilerin koşullarının her gün biraz daha güçleştiğini aktaran Atay, şu anda 70 gazetecinin cezaevinde olduğuna dikkat çekti.

Dünya ile Türkiye’yi kıyasladığımızda her geçen gün ifade ve basın özgürlüğü açısından geriye gidildiğini belirten Atay, “Şu anda İstanbul’un büyük gazetelerinde, televizyonlarında 212 yasaya göre çalışmayan çok sayıda meslektaşımız bulunuyor. Haber hizmetinde çalışan arkadaşımız başka kadrolarda gösteriliyor. Meslektaşlarımız sosyal haklarından mahrum kalıyor” diye konuştu.

Atay, basın kanununa göre çalışan yaklaşık 18 bin gazeteci olduğunu, ancak gazetecilikten ekmek yiyen 60-70 bin kişinin bulunduğunu hatırlattı. (10 Ocak 2013)

***

TGC Yönetim Kurulu Yeni Akit'e saldırıyı kınadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Yeni Akit gazetesinin basıldığı Bağcılar'daki matbaa tesislerine ses bombası atılmasını kınadı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Basın özgürlüğünü engellemeye yönelik ve gazetecileri baskı altına almaya çalışan bu tür saldırılar ne yazık ki sürmektedir. Fikre karşı kaba kuvvet ve şiddet kullanılmasını bu tür yöntemlerle gazetecilerin baskı altına alınmasını savunmak mümkün değildir. Ancak bu çabalar sonuç vermeyecektir. Yeni Akit Gazetesi’nin basıldığı matbaa tesislerine ses bombası atılması, halkın bilgi edinme hakkına yapılmış bir saldırıdır. Saldırganların ve onları azmettirenlerin en kısa sürede yakalanmasını bekliyoruz. Yeni Akit Gazetesi’ne ve matbaa çalışanlarına geçmiş olsun diyoruz.” (12.01.2013)

***

“Gazetecilere fiziksel saldırı olağanlaştırıldı”

2013 yılında her hafta, bir olayı izleyen gazete ya da TV ekibine saldırı olduğuna işaret eden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, yaptığı açıklamada “gazetecilere fiziksel saldırının olağanlaştırılması endişe vericidir. Son olarak Samanyolu TV ekibi ve Silivri’de yerel basında çalışan bazı gazeteciler saldırıya uğramıştır. Olayı kınıyor, sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz” dedi.

Türkiye’de gazetecilerin sözlü, yazılı ve fiziksel olarak saldırılması alışkanlığının 2013 yılında da artarak sürdüğüne dikkat çeken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, bir açıklama yaparak Samanyolu TV ekibine ve Silivri’de yerel basında çalışan gazetecilere yapılan saldırıyı kınadı.

Cemiyet Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklama şöyle: “Gazetecinin görevi halkın haber alma hakkına hizmet etmektir. Kamuoyunu bilgilendirmek, gazetecilerin en önemli işlevidir. Ne yazık ki, Türkiye’deki güç odakları bu demokratik gerçeği yok saymak konusunda direniyor.

2013 yılının ilk ayında da hemen her hafta bir olayı izleyen gazete ya da TV ekibinin saldırıya uğradığını görüyoruz. Son olarak Samanyolu TV ekibine ve Silivri’de yerel basında çalışan bazı gazetecilere yönelik bir saldırı meydana geldi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile partililerin Silivri Cezaevinde eski Genel Kurmay Başkanı Başbuğ ve MHP Milletvekili Engin Alan’ı ziyaretlerini izleyen Samanyolu TV ekibine ve Silivri’de yerel basında çalışan gazetecilere yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel saldırıların olağan hale gelmesinin basın özgürlüğü açısından bir utanç konusu olduğunu hatırlatıyor, meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyoruz. Bu olayı halkın bilgi edinme hakkına yapılmış çirkin bir saldırı olarak niteliyor, olayın sorumlularının cezalandırılmasını istiyoruz.” (14 Ocak 2013)

***

TGC, Yaşam Hastanesi ile indirim anlaşması yaptı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üye ve birinci derece yakınlarına dönük indirim anlaşmaları yapmaya devam ediyor.

Bahçelievler’deki Yaşam Hastanesi de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyelerine ve birinci derece yakınlarına cari ve SGK fiyatları üzerinden yüzde 15 indirim sağlayacak. Hastane SGK’lı hastalardan fark ücreti almayacak.

SGK’lı olmayan hastalara muayene bedeli 50 TL olarak uygulanacak.TGC üyeleri hizmetten TGC üye kimlik kartını göstererek yararlanabilecek. (14 Ocak 2013)

***

TGC: Türkiye’de ifade özgürlüğü sınırlandırılıyor

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, Dünya Yazarlar Birliği (PEN) Türkiye Merkezi yöneticilerine soruşturma açılmasını yadırgadığını açıkladı.

TGC Yönetim Kurulu ”ifade özgürlüğü” konusunda iyileştirme çalışmalarının yapıldığının söylendiği bir aşamada, PEN yöneticilerine soruşturma açılmasını yadırgadığını açıkladı.

Açıklamada, “PEN Türkiye Temsilciliği’nin, ifade özgürlüğünün AB standartlarına yükseltilmesi için çaba harcayan örgütlerden biri olduğu” belirtilerek şöyle denildi: “Türkiye’nin uluslararası sanatçılarından Fazıl Say’la ilgili olarak açılan soruşturmayı ifade özgürlüğünün uluslararası niteliği kapsamındaki görüş açıklamasının, suç işlendiği iddiasına dayalı olarak soruşturulması, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasının yeni bir örneğini oluşturmaktadır. TGC Yönetim Kurulu bu tutumu yadırgadığını ve endişe ile izlediğini açıklama zorunluluğu duymuştur.” (17 Ocak 2013)

***

TGC’den Birand için başsağlığı mesajı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi Birand 17 Ocak 2013 Perşembe günü vefat etti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Mehmet Ali Birand’ın ölümüyle ilgili yayınladığı mesajda “Değerli Üyemiz, Sürekli Basın Kartı sahibi Mehmet Ali Birand’ı kaybettik. Mehmet Ali Birand’ı sevgi ve saygıyla anarken ailesine ve topluluğumuza başsağlığı diliyoruz” dedi.

Mehmet Ali Birand 1941 yılında İstanbul’da doğdu. Orta öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Mesleğe 1964 yılında Milliyet Gazetesi’nde başladı. 1972 de Milliyet Gazetesi Avrupa editörü oldu ve Brüksel bürosunu kurdu. 1984 yılında Milliyet Moskova bürosunun kuruluşunu üstlendi. Sabah Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Birand, 1985 de TRT de başlayan ve sonraları Show TV de devam eden 32. Gün Programını hazırladı ve sundu. 1992-1995 Yılları arasında Show TV ana haber bülteni sunuculuğu görevini üstlendi. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumları anlatan ve Türk siyasetini içeren birçok sayıda kitap yayınladı. Bunların arasında Türk Ordusunun Yapısı, 12 Eylül Askeri Darbesi,1974 Kıbrıs Çıkartması ve Türk Yunan ilişkilerini anlatan kitapları İngilizce, Almanca ve Yunanca’ya çevrildi. Günümüzde CNN Türk yönetiminde yer alan Birand’ın, haber programları Manşet ve 32. Gün’ü CNN Türk’te yayınını sürdürüyor, Birand ayrıca Kanal D Genel Yayın Yönetmeni idi ve Kanal D ana haber bültenini sunmaktaydı. Evli ve bir çocuk babası Birand, Fransızca ve İngilizce biliyordu. TV programcısı ve yazar olarak ulusal ve uluslararası birçok ödülün sahibiydi. Birand Fransız “Chevalier de L’Ordre National de Merite” ünvanına sahipti. (18 Ocak 2013)

***

TGC Uğur Mumcu’nun öldürülüşünün 20. yılı nedeniyle açıklama yaptı

Araştırmacı gazeteci, yazar Uğur Mumcu’nun öldürülüşünün 20. yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaptı. Aracına yerleştirilen bomba patlatılarak 24 Ocak 1993 yılında öldürülen Uğur Mumcu cinayetinin arkasındaki karanlık güçlerin hala ortaya çıkarılamadığına dikkat çekilen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu açıklamasında “Tetiği çektirenlerin bulunamamasının ayıbıyla ne zaman yüzleşilecek?” denildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin açıklaması şöyle: “Türkiye’de halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet eden gazeteciler her zaman güç odakları tarafından hedef seçiliyor. Sözlü, yazılı, fiziksel saldırılarla gazeteciler baskı altında tutulmaya itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Kamu aleyhine olan gerçekleri ortaya çıkaran gazeteciler öldürülerek gazetecilik mesleğine gözdağı veriliyor. Gazeteciler açılan binlerce dava ile cezaevine konulma tehdidi altında tutuluyor. Gazetecilere yönelik saldırıların ve cinayetlerin asıl tetikçileri hiçbir zaman bulunamıyor. Bu da gazetecilere yönelik saldırıların cesaretlendirilmesine neden oluyor. Uğur Mumcu’nun araştırmacı gazeteciliğine çok fazla ihtiyaç duyulan günleri yaşıyoruz. Karanlık güçlere karşı çağdaş, özgür, demokratik bir Türkiye için mücadele eden, bu yolda canını veren Uğur Mumcu’yu ve öldürülen tüm meslektaşlarımızı sevgi ve saygıyla anıyoruz. Uğur Mumcu cinayetinde tetiği çektiren güçlerin ortaya çıkarılması için iktidarı göreve çağırıyoruz.” (22 Ocak 2013)

***

TGC'den Tanju için başsağlığı mesajı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, 2002 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibi Sadun Tanju 20 Ocak 2013 Pazar günü vefat etti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Sadun Tanju’nun ölümüyle ilgili yayınladığı mesajda “Değerli Üyemiz, 2002 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibi Sadun Tanju’yu kaybettik. Sadun Tanju’yu sevgi ve saygıyla anarken ailesine ve topluluğumuza başsağlığı diliyoruz” dedi.

1924 yılında Samsun’da doğdu. Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Mesleğe 1950 yılında Vatan Gazetesi’nde başladı. Ulus,Demokrat İzmir,Cumhuriyet Gazeteleriyle Kim ve Yeni Ortam Dergilerinde muhabir,köşe yazarı, röportaj muhabiri,teknik sekreter olarak çalıştı. 1977-1990 arasında yazılarını serbest gazeteci kimliği ile yazmaya başladı. Hürriyet, Milliyet, Günaydın ve Cumhuriyet gazetelerinde dizi yazıları, incelemeleri, araştırmaları yayınlandı. Serbest yazıları ile en uzun mesleki beraberliğini Hürriyet’te gerçekleştirdi. Bu gazeteye özel sözleşmelerle yaklaşık 13 yıl sosyal ve siyasi içerikli yazılar yazdı. Sadun Tanju 1975 den başlayarak araştırma ve incelemelerini kitaplaştırdı. (22 Ocak 2013)

***

Gazeteciler “Ayın Son Yemeği”nde buluştu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyeleri “Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği”nde buluştu. Cemiyetin yeni üyelerine rozetleri düzenlenen törenle verildi.

TGC Lokali’nde düzenlenen “Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği”nde yeni üyelere rozetleri takıldı. Açılış konuşmasını yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC’nin etkinlikleri ve Ocak ayı içinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Güneş, Ocak ayı içinde TGC üyesi, 2002 Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü ve Basın Şeref Kartı sahibi Sadun Tanju’yu ve TGC üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi Mehmet Ali Birand’ı kaybetmenin üzüntüsü içinde olduklarını aktardı. (30 Ocak 2013)

***

TGC’den gazetecilerin tutuklanmasına protesto

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, son yapılan operasyonlarda Evrensel ve Yurt gazetesi muhabirlerinin tutuklanmasını protesto etti.

Türkiye’nin dünyada en çok tutuklu gazetecisi olan ülke olma konumunu 2013 yılında da koruyacağına dikkat çeken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak son dönemdeki operasyonlarda tutuklamalarla gazetecilerin özgürce görev yapmalarının engellenmeye çalışıldığını söyledi.

TGC Yönetim Kurulu, Evrensel Gazetesi muhabiri Sadiye Eser ile Yurt Gazetesi muhabiri Sami Menteş’in tutuklanmasını protesto ederek yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye düşünceyi ifade özgürlüğü, halkın gerçekleri öğrenme doğru ve yansız haber alma hakkı açısından çağdaş demokrasilerde rastlanmayan bir baskı ve sindirme döneminden geçiyor. İktidara muhalif gazete ve yazarlara uygulanan ağır baskılar ise sürüyor. Muhalif olan gazetecilerin terör örgütü üyeliği, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklanması ülkede yaratılan korku iklimini büyütüyor. Türkiye’de özgür basın sindirilmeye çalışılıyor. Sansür ve otosansür gazetecilerin ayrılmaz bir parçası haline getirilmek isteniyor. Halkın doğru, yansız haber alma hakkının ve basın özgürlüğünün korunması bu ülkede herkes için gereklidir. Gazetecilere ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına yönelik baskılara artık dur denilmesini istiyoruz. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını, TMK ve TCK’daki basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin değiştirilmesini, tutuklanan tüm meslektaşlarımızın tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Parlamentoyu acil yasa değişiklikleri konusunda duyarlı olmaya ve ivedilikle harekete geçmeye çağırıyoruz.” (30 Ocak 2013)

Başa Dön