Geri Dön

Ocak 2007 Raporu

Saldırı-yasaklama-engelleme

Datça’da yerel gazeteye saldırı: Muğla’nın Datça ilçesinde yayınlanan “Yarımadanın Sesi” gazetesinin merkez bürosuna kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce molotof kokteyli atıldığı bildirildi. Molotof kokteyli tam patlamadığı için kısa süren yangında maddi hasar meydana geldi. Polis olayla ilgili araştırma başlattı. (12 Ocak 2007)

Hrant Dink öldürüldü:
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak Cuma günü bir silahlı saldırı sonucu öldü. Dink, Osmanbey’deki gazetesinin önünde genç bir saldırganın başına üç el ateş etmesiyle yaşamını yitirdi. Hrant Dink, 1996 yılında Agos gazetesini kurarak genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi. Zaman ve Birgün gazetelerinde köşe yazıları yazdı. Dink’in son yazısı aynı gün Birgün gazetesinde “Tarihin Cilvesi” başlığıyla yayınlanmıştı. (20 Ocak 2007)
 
Basında diğer olaylar

“Mahsus Mahal” dergisi çıktı: Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yazdığı öykü ve şiirlerden oluşan 3 aylık “Mahsus Mahal” dergisinin ilk sayısı çıktı. Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) Hapisteki Yazarlar Komitesi’nin projesiyle gerçekleştirilen derginin yayın yönetmenliğini, daha önce Hapishaneden Şiirler, Hapishaneden Öyküler, Hapiste Yazmak kitaplarının yazarı olan Aytekin Yılmaz üstlendi. Derginin çıkış amacı; soğuk duvarların ötesindeki kalemleri dışarıdaki hayatla buluşturabilmek, kalemlere beyaz bir sayfa olmak, içerdeki edebiyatla dışarısı arasında sözcüklerden bir köprü inşa etmek olarak özetleniyor. (5 Ocak 2007)

Alevilerin Sesi dergisi 100. sayıya ulaştı: Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun (AABK) 1994 yılından bu yana aylık olarak yayınladığı Alevilerin Sesi dergisi 100. sayıya ulaştı. Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen 100. sayı toplantısında Genel Yayın Yönetmeni Necdet Saraç, derginin demokrasi, laiklik ve özgürlükten yana olanların sesini yansıtmayı hedeflediğini söyledi. Saraç bir süredir Almanca ek verdiklerini belirterek, Fransızca ve İngilizce yayınlara da başlayacaklarını açıkladı. (5 Ocak 2007)
Gazeteci Altav toprağa verildi: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi gazeteci Nejat Altav toprağa verildi. 76 yaşında vefat eden Altav gazeteciliğe 1978 yılında Türk Spor’da başladı. Sırasıyla Milliyet, Son Havadis, Ulus, Yeni Asır ve Tercüman gazetelerinde çalıştı. Spor yazarlığı yapan Nejat Altav uzun yıllar basketbol ve voleybol oynadı, ilk milli voleybol hakemlerinden biri oldu. Basın Şeref Kartı sahibi Altav’ın cenazesi Fatih Camii’nde kılınan namazın ardından Kozlu Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenaze törenine TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Ayhan, Altav’ın meslektaşları ve yakınları katıldı. (5 Ocak 2007)

Gazeteci Metin Göktepe anıldı: Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe ölümünün 11. yılında mezarı başında anıldı. Esenler Kemer Mezarlığı’nda düzenlenen anma törenine Göktepe’nin annesi, yakınları, gazeteciler, Evrensel gazetesi çalışanları ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Metin Göktepe, 8 Ocak 1996’da haber takip ederken polis tarafından gözaltına alınmış ve sonrasında Eyüp Spor Salonu’nda dövülerek öldürülmüştü. (9 Ocak 2007)

212 sayılı kanunun 46. yıldönümünü buruk bir yaklaşımla kutluyoruz: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu 5953 sayılı “Basında Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun”u değiştiren, 212 sayılı kanunun yürürlüğe girişinin 46’ıncı yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi: “Türkiye’de gazeteciliğin meslek haline dönüşmesini perçinleyen 212 sayılı kanunun 46’ıncı yıldönümünü buruk bir yaklaşımla kutluyoruz. Gazeteciler için uygulanması gereken, ancak aradan geçen süreçte yok sayılmaya çalışılan değişiklik, bugün de uygulama alanındaki yaygınlığını ne yazık ki yitirmiştir. Gazeteciliğin kimlik ve kişilik sorunlarının çözümü için kanunun uygulanırlığının yeniden sağlanması siyasetçilerimize düşen önemli görevlerden birini oluşturmaktadır. 10 Ocakların yeniden ‘Çalışan Gazeteciler Bayramı’ olarak kutlanması dileklerimizi kamuoyu ile paylaşırız.” (10 Ocak 2007)

TGS’den 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü için açıklama: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. TGS’nin açıklamasında şöyle denildi: “46 yıl önce 10 Ocak 1961’de yürürlüğe giren 212 sayılı yasa, başlangıçta gazete patronlarının tepkisiyle karşılaşmış olsa da sonraki yıllarda, imzalanan toplu iş sözleşmeleriyle desteklenerek ve geliştirilerek uzun süre uygulanabilirliğini korudu. Patronların baskısıyla 1990’lı yıllarda gazetecilik işkolunda yaşanan sendikasızlaştırma operasyonu, gazetecileri hem sendikal haklardan hem de 212 sayılı yasanın korunmasından fiilen mahrum bıraktı. Geçmişte gazeteci kökenli patronların, çalışan gazetecilerin emeğine, alın terine, yasal ve sendikal haklarına duyduğu saygı, yerini keyfiliğe, ücretlerde adaletsizliğe, sigortasız çalıştırma alışkanlığına, karşılıksız fazla çalışmaya, haber havuzlarıyla yaratılan emek sömürüsüne terk etti. Bugün 12 bin medya çalışanından 4 bini sendika üyesi iken bunun yaklaşık 650’si toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptir. Medyanın bugün içinde bulunduğu güven bunalımının temelinde de çalışan gazetecilerin yasal ve sendikal haklarına saygı duyulmaması yatmaktadır. Sendikal haklardan mahrum olan gazetecileri kısmen de olsa koruma altına almak amacıyla TGS’nin yaptığı teşmil başvurusunu 18 ay boyunca bekleten tek parti iktidarı, medya patronlarının baskısı altında olduğunu ve çalışanlar lehine düzenleme yapma cesareti ve yetisine sahip olmadığını açıkça belli etmiştir.” (11 Ocak 2007)

“Türk basını sorunlara karşı sorumluluk bilinciyle hareket etti”: Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, gazetecilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinin, haklarının güvenceye alınmasının, onların, görevlerini rahat bir ortamda yapabilmelerini sağlayacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Sezer, “Basın çalışanlarının da haklarına sahip çıkmaları, etik değerleri her koşulda gözetmeleri, medya gücünü amaç dışı kullanmak isteyenlere karşı duyarlı olmaları gerekmektedir” dedi. Cumhurbaşkanı Sezer, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, çoğulcu ve katılımcı demokrasinin temel öğelerinden olan basının, demokratik düzenin sağlıklı işlemesi yönünden vazgeçilmez bir işleve sahip olduğunu belirtti. Sezer, haber verme, denetim ve eleştiri yapma, kamuoyunu bilgilendirme ve oluşturma, kurumlarla bireyler arasında bilgi akışı sağlama, toplumun çıkarlarını koruma, özgür tartışma ortamı yaratarak toplumsal bilinci güçlendirme, toplumu eğitme ve düşünce dünyasını zenginleştirme gibi yaşamsal sorumlulukları bulunan basının, bu yönüyle kamusal görev yaptığına işaret etti. Cumhurbaşkanı Sezer mesajında şunları söyledi: “Yayın organları, çalışanları ve meslek örgütleriyle, geçmişten günümüze önemli gelişme gösteren Türk basını, sorunlara karşın, her zaman sorumluluk bilinciyle hareket etmiş, ülkemizin ilerlemesine, demokrasi kültürünün yerleşmesine, özgürlüklerin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Basının toplumun sesi olma işlevini yerine getirebilmesi, basın özgürlüğünü kısıtlayan engellerin kaldırılmasına, doğru, ilkeli, kişilik haklarına ve özel yaşama saygılı habercilik anlayışının benimsenmesine, her koşulda meslek etiğinin gözetilmesine, basın çalışanlarının haklarına sahip çıkılmasına, ekonomik ve sosyal durumlarının iyileştirilmesine, onlara özgür çalışma ortamı sağlanmasına bağlıdır.” Basın çalışanlarının yaşadığı sıkıntıların, halkın haber alma hakkını kullanabilmesinin aracı konumundaki basının etkinliğini olumsuz etkilediğinin bilinmekte olduğunu vurgulayan Sezer, şöyle devam etti: “Gazetecilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, haklarının güvenceye alınması, onların, görevlerini rahat bir ortamda yapabilmelerini sağlayacaktır. Bu konuda devlete olduğu kadar, basın yayın organı sahiplerine ve meslek örgütlerine de önemli görevler düşmektedir. Bu yöndeki adımların anlayış birliği içinde atılması, halkın haber alma hakkını en iyi biçimde kullanabilmesinin yolunu da açacaktır. Öte yandan, basın çalışanlarının da haklarına sahip çıkmaları, etik değerleri her koşulda gözetmeleri, medya gücünü amaç dışı kullanmak isteyenlere karşı duyarlı olmaları gerekmektedir. Basın çalışanlarının her zaman sorumluluklarını sorunlarından üstün tutma, mesleğinin taşıdığı önemin bilinciyle hareket etme anlayışından ödün vermeyeceklerine inanıyoruz. Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyor, görevlerini yaparken yaşamlarını yitiren basın çalışanlarını saygıyla anıyor, tüm basın çalışanlarına esenlikler diliyorum.” (11 Ocak 2007)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan Gazeteciler Günü mesajı: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Başbakan Erdoğan mesajında, “Bütün tecrübeler göstermektedir ki özgür ve çok sesli bir medya ortamı, demokratik ve şeffaf sistemlerin hem sonucu hem de gerek şartıdır. Özellikle günümüzün hızla küreselleşen dünyasında kitle iletişiminin önemi daha da artmıştır. Toplumsal gelişmemizde, demokrasimizin sağlıklı işlemesi ve yerleşerek kökleşmesinde böylesine hayati bir sorumluluk üstlenen basın mensuplarımızın, görevlerini çağdaş imkanlarla ve daha verimli şekilde yerine getirebilmelerine büyük önem veriyoruz. Basın mensuplarının hak ve çalışma koşullarının günün ihtiyaçlarına göre güncelleştirilmesi ve iyileştirilmesi bundan sonra da gerek hükümet gerekse toplum olarak önceliklerimiz arasında yer almaya devam edecektir. Bu düşüncelerle, basın çalışanlarının haklarını düzenleyen yasanın yürürlüğe girişinin yıldönümü olan Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum. Basın meslek ahlak ilkelerine bağlı, tarafsız, kamu yararını her şeyin üzerinde tutan ve özel hayata saygılı bir anlayışla çalışmalarını sürdüren bütün basın mensuplarımıza başarılarının devamını diliyorum.” (11 Ocak 2007)

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajları: Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, gazetecilerin, “özlük haklarından sosyal güvencelerine ve çalışma koşullarının ağırlığına kadar bir dizi ciddi probleme rağmen işlerini yapmaya çalıştıklarını” belirtti. Mumcu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, bu özel günün, gazeteciliği meslek edinmiş fikir işçilerinin sorunlarının çözümüne vesile olmasını ve katkı sağlamasını diledi. DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, “Siyasi iktidar, basının özgür kalemlerine düşmanca bir tavır içindedir” dedi. Sezer, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, en zorlu koşullarda görev peşinde koşan basın çalışanlarının, ILO saptamalarına göre dünyada en riskli mesleklerden birini yerine getirdiğini ifade etti. Sezer, günümüzde basın çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını kullanamadığını vurgulayarak, “Örgütlenme ve toplu sözleşme hakları büyük ölçüde yok sayılan basın çalışanları, iş güvencesinden de yoksun bulunmaktadır. Sektörde işsizlik büyük boyutlara ulaşmıştır” dedi. Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, Çalışan Gazeteciler günü dolayısıyla yayınladığı mesajda, “Kurumumuzda yaşatmaktan onur duyduğumuz çalışanın haklarını gözeten, emeğe saygılı, örgütlü çalışma düzeninin tüm basın camiasını da kapsaması dileğiyle tüm arkadaşlarımın ve meslektaşlarımızın ‘Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlar, başarılar dilerim” dedi.
(11 Ocak 2007)

Gazeteci Hamit Deste yaşamını yitirdi: Bir kalp krizi sonucu vefat eden Sürekli Basın Kartı sahibi, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti (ÇGC) kurucu üyesi, gazeteci Hamit Deste Almanya’da yaşamını yitirdi. Deste’nin cenazesi kılınan namazın ardından Adana Asri Mezarlık’ta toprağa verildi. (12 Ocak 2007)
Spor yazarı Ersin Uysal yaşamını yitirdi: Spor yazarı, TSYD Ankara Şubesi As Başkanı Ersin Uysal tedavi gördüğü Hacettepe Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. 1982 yılında Güneş gazetesinde spor yazarlığına başlayan Uysal, uzun yıllar TRT’de spor programı yaptı. Jimnastik Federasyonu’nda da as başkanlık görevinde bulunan Ersin Uysal çeşitli kuruluşlardan birçok ödül aldı. (15 Ocak 2007)

“Medya, sermaye ve siyaset iç içe”:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Turgay Olcayto, 1980’lerden sonra medyanın, siyaset ve sermaye ile iç içe girmeye başladığını savundu. Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti (KGC) ile Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) İletişim Fakültesi tarafından “16 Ocak Basın Onur Günü” dolayısıyla düzenlenen “Medya ve Toplum” konulu panelde konuşan Olcayto, basın özgürlüğünün halkın bilgi edinme hakkı olduğunu söyledi. Bugün artık medyanın, yazılı ve görsel basın ile birlikte İnterneti de kapsadığını ifade eden Olcayto, halka sunulan haberlerin arkasında yatan gerçeklerin halk tarafından her zaman bilinmediğini öne sürdü. Bu anlamda medya okuryazarlığının önemli olduğunu, birçok ülkede de medya okuryazarlığı dersinin işlendiğini ifade eden Turgay Olcayto şunları söyledi: “Medya okuryazarlığı, sunulan haberin arkasındakileri de görebilmektir. Bunu küçük yaştan itibaren yapabilenler haberler karşısında daha akılcı ve sağlıklı bilgi edinebilir. 1980’lerden sonra medya, siyaset ve sermaye ile iç içe girmeye başladı. Bir holdingin çıkarı olmadan haberi sağlıklı vermek, bir ihaleyle ilgili eleştiri yapabilmek gibi sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Batı ülkelerinde de bunlar oluyor, ancak orada alternatif medya kuruluşları bulunuyor.” Basın sektöründe çalışanların en önemli sorununun sosyal güvence olduğunu dile getiren Olcayto, çalışanların ancak yüzde 20’sinin kadrolu olduğunu, bunun da bugüne kadar ki hükümetlerden kaynaklandığını iddia etti. Türkiye’de çok fazla iletişim fakültesi açıldığını ifade eden Olcayto, buralardan mezun olanların çoğunun iş bulamadığını söyledi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atilla Girgin ise basının en önemli iki sorununun dil ve haber olduğunu söyledi. Türkçe’nin yozlaştırıldığını ve yabancı sözcüklerin adeta istilasına uğradığını kaydeden Girgin, “Türkçe’yi yabancı sözcüklerden arındırmak gerekir” dedi. Bir gazetenin ortalama haber sayısının 100 olduğunu, bunun 50’sinin iç, 25’inin spor, 25’inin de dış haberlerden oluştuğunu belirten Girgin, dış haberlerin çoğunun yabancı ajanslardan geldiğini, bu yüzden de yanlı olduğunu öne sürdü. Panelde konuşan Ragıp Duran da günümüz basınına çekidüzen verecek bir alternatif medyanın oluşmamasından yakındı. Duran, ivedi olarak bu konuda çalışmalara başlanmasının yararlı olacağını, genç gazetecilerin bu konuda eğitilmelerinin de önemli olduğunu vurguladı. Ragıp Duran bu konuda batı basınından da örnekler verdi. Panelin oturum başkanlığını yapan Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hülya Yengin de Mustafa Kemal Atatürk’ün Kocaeli’nde ilk basın toplantısını yaptığı güne ilişkin bilgi verdi. Hülya Yengin konuşmasında Atatürk’ün basına verdiği öneme de değindi. Yengin Mustafa Kemal Atatürk’ün 16 Ocak 1923’te ülkenin önemli gazetecileriyle İzmit’teki Kasr-ı Hümayun’da toplantı düzenlediğini ve bu toplantıda Cumhuriyet rejimi, halifeliğin kaldırılması, laiklik, yeni harflerin kabulü, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi konularında bilgi verdiğini hatırlattı. (17 Ocak 2007)
Küba Büyükelçisi TGC Lokali’nde basın toplantısı yaptı: Küba Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal “Prensa Latina – Latin Basını Haber Ajansı”nı gazetecilere tanıtmak amacıyla Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde basın toplantısı düzenledi. Büyükelçi Abascal’a TGC Başkanı Orhan Erinç de eşlik etti. Basın toplantısında Küba Parlamentosu Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi Kenia Serrano Puig de hazır bulundu. Merkezi Havana’da bulunan Prensa Latina (Latin Basını) Haber Ajansı 1959 yılında Ernesto Che Guevara ve Arjantinli gazeteci Jorge Ricardo Masseti tarafından kuruldu. Ajans, kırk yılı aşkın deneyimi ile hemen hemen tüm Latin Amerika ülkeleri ile Angola, Birleşmiş Milletler, Çin, İspanya, Vietnam, Rusya ve kısa bir süre önce de Türkiye’de açılan toplam 22 temsilciliğiyle 24 saat kesintisiz haber yapıyor. Latin Amerika’da ve diğer bölgelerde bulunan birçok radyo ve televizyon kanalı haber ajansından üye olarak yararlanırken, tüzel ve özel üyeleri de ajans haberlerine İnternet aracılığıyla ulaşabiliyor. Prensa Latina’nın web sayfasında (www.prensa-latina.org veya www.plturkce.org) haber dışındaki farklı konularda yorum ve tespitler, Küba’daki yaşama dair yararlı bilgiler sunan farklı yayın içerikleri de yer alıyor. Sayfadan güncel siyaset, ekonomi, kültür, bilim ve spor konularında da bilgi edinilebiliyor. (19 Ocak 2007)

Gökşin Sipahioğlu’na “Legion d’Honneur” nişanı:
Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, dünyaca ünlü SİPA fotoğraf ajansının kurucusu gazeteci Gökşin Sipahioğlu’na Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen törende “Legion d’Honneur” nişanı verdi. Fransa Kültür Bakanlığı, Gökşin Sipahioğlu’nu 2003 yılında sanat ve edebiyat nişanıyla ödüllendirmişti. Sipahioğlu ekonomik sıkıntı yüzünden 1973 yılında kurduğu SİPA’yı 2001 yılında Fransız medya grubu Sud Communication’a satmıştı. SİPA ajansı, 30 milyon civarındaki fotoğraf arşiviyle dünyanın en büyük üç fotoğraf ajansından biri. Gökşin Sipahioğlu, 1961 yılında patlak veren “füze krizi” sırasında Küba’ya girmeyi başaran tek batılı gazeteci olarak yaptığı röportajlar ve 1968 Paris olaylarını yansıttığı fotoğrafların da aralarında bulunduğu dünyanın sıcak bölgelerinde yaptığı çalışmalarla dünya çağında tanınan biri foto muhabiri olarak biliniyor. (19 Ocak 2007)

TGC Dink’e saldırıyı şiddetle kınadı: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, gazeteci – yazar Hrant Dink’in silahlı saldırıda öldürülmesini kınadı. Yapılan açıklamada, Dink’in katillerinin ve arkasındaki güçlerin belirlenerek en kısa sürede adalete teslim edilmesini istedi. Açıklamada şöyle denildi: “Meslektaşımız, arkadaşımız, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesini şiddetle kınıyoruz. Bu saldırı Dink’in kişiliğinde bir yanıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik geleceğine, öbür yanıyla da ifade özgürlüğüne yöneliktir. 1999 yılından bu yana yaşanan ilk ölümcül saldırı olması da yeniden geçmişe dönülebileceği kuşkusunu gündeme getirmiştir. Yetkilileri, Dink’in katili ya da katilleriyle arasındaki güçleri en kısa sürede belirleyerek adalete teslim etmeye çağırıyor, önceki benzerlerinde olduğu gibi faili meçhuller arasına katılmaması için gereken özenin gösterilmesini bekliyoruz. Hrant Dink’i saygı ve sevgiyle anıyor, medya dünyasına başsağlığı diliyoruz.” (20 Ocak 2007)

Katil zanlısı Samast İstanbul’a getirildi:
Gazeteci Hrant Dink’in katil zanlısı Ogün Samast yakalandı. Güvenlik kameralarında kayıtlı görüntülerinin dağıtılmasının ardından kimliği belirlenen, gazeteci Hrant Dink’in katil zanlısı Ogün Samast, Samsun’da yakalandı. Özel bir uçakla İstanbul’a getirilen Samast, Atatürk Havalimanı’nda uçağın altına yaklaşan polis aracına alındıktan sonra geniş güvenlik önlemleri altında adli tıp kurumuna götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. Zanlı Samast, daha sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. İstanbul Valisi Muammer Güler yaptığı açıklamada, zanlı Ogün Samast’ın Samsun’da gözaltına alındığını bildirdi. Trabzon’da da bazı kişilerin gözaltına alındığını ifade eden Vali Güler, zanlının ortaokul mezunu ve işsiz olduğunu belirtti. Ogün Samast’ın Samsun’da sorgulanmadığının altını çizen Muammer Güler, “Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince ne yapılması gerekiyorsa o yapılacak. Çünkü zanlı 18 yaşın altında” dedi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesi olayına ilişkin Trabzon’da gözaltına alınan 4 kişi daha uçakla İstanbul’a getirildi. Atatürk Havalimanı’na getirilen 4 kişi, aprona giren bir polis aracına bindirilerek İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Bu kişiler arasında 2004 yılının Ekim ayında Trabzon’da Mc Donalds restoranının bombalanması olayının hükümlüsü Yasin Hayal de bulunuyor. Zanlı Ogün Samast’ın yakalandığı otobüste bulunan ve şüpheli görülerek gözaltında tutulan 2 kişi de uçakla İstanbul’a getirildi. İstanbul Valisi Muammer Güler, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında toplam 9 kişinin gözaltında olduğunu bildirdi. (22 Ocak 2007)

Sezer: “Dink’in öldürülmesini nefretle kınıyorum”:
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Hrant Dink’e yönelik silahlı saldırıyı nefretle kınadığını belirterek, “Bu tür insanlık dışı davranışlar, asla amacına ulaşamayacaktır” dedi. Cumhurbaşkanı Sezer, Hrant Dink’in silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi nedeniyle bir mesaj yayınladı. Sezer mesajında şunları söyledi: “Hrant Dink’in Agos gazetesi önünde uğradığı saldırıyla yaşamını yitirmesinden derin üzüntü duydum. Bu çirkin ve utanç verici saldırıyı nefretle kınıyorum. Bu tür insanlık dışı davranışlar, asla amacına ulaşamayacaktır.” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’e yönelik saldırının milletin birlik ve beraberliğine, huzur ve istikrara karşı yapıldığını söyledi. Başbakan Erdoğan, “Kanlı ellerin bu kez Dink’i seçmiş olması son derece manidardır. Özellikle bazı ülkelerde sözde Ermeni soykırımı iddialarının gündemde olduğu günlerde bu cinayetin işlenmiş olmasını manidar buluyoruz” dedi. TBMM Başkanı Bülent Arınç da Hrant Dink’e yönelik saldırının, “Haince, sinsice, kasıtlı olarak ve direkt Türkiye’nin geleceğini, mutluluğunu yok etmeye yönelik olduğunu” ifade etti. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise “Bu cinayet bütün Türkiye’de, toplumun her kesiminde çok derin ve samimi bir ıstırap yaratmıştır. Bütün vatandaşlarımız, yurdun dört bir köşesinde yaşayan milyonlarca insanımız bu olay karşısında çok çarpıcı bir ruh hali içine girmiştir” dedi. Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Diplomasi Muhabirleri Derneği, KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ile Ankara Barosu Başkanlığı ve Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklamalarda da Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’e yapılan ölümcül saldırı kınandı. Dink’in öldürülmesi, Antalya, Bolu, Bodrum ve Trabzon’da yapılan basın açıklamaları ve gösterilerle kınandı. Antalya’da çeşitli meslek odaları, dernekler, sendikalar ve siyasi parti temsilcilerinin oluşturduğu Antalya Demokrasi Güçleri Platformu’na üye yaklaşık 250 kişi, Kışlahan Çarşısı önünde olayı kınayan bir basın açıklaması yaptı. (22 Ocak 2007)

Jacques Chirac: “Saldırı iğrenç bir eylem”:
Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini kınadı. Jacques Chirac, Dink’in ailesine yolladığı başsağlığı mesajında, saldırıyı “iğrenç bir eylem” olarak niteledi. “Bu alçak saldırıyı kınamaya yetecek kelime bulamıyorum” diyen Chirac, saldırının, “Türkiye’yi en cesur ve en özgür seslerinden birinden mahrum bıraktığını” söyledi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Terry Davis, “gazeteci Hrant Dink’in suikasta kurban gitmesinden derin şoka uğradığını ve üzüldüğünü” bildirdi. Suikastı şiddetle kınadığını belirten Davis, “Dink, Türkiye ve bölgenin acı dolu tarihini yazma cesaretinde olan bir gazeteciydi. Çalışmaları, hep samimiyet ve uzlaşma ruhu içindeydi” dedi. Fransa’da faaliyet gösteren Ermeni dernekleri, İnternet sitelerinde yaptıkları açıklamalarla gazeteci – yazar Hrant Dink’e yapılan saldırıyı kınadı. Merkezi Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Hrant Dink’e yönelik suikasttan “derin bir üzüntü duyduklarını” açıkladı. Açıklamada, “Bu saldırı, Türkiye ve başka yerlerde, düşünce ve yazı özgürlüğünü savunanları sarsmış ve endişeye uğratmıştır” ifadesi yer aldı. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesi İtalya’daki Ermeni cemaatinin de tepkisine neden oldu. Cinayet, Roma Ermeni Cemaati Konseyi (RECK) tarafından yayınlanan yazılı bir açıklama ile kınandı. Açıklamada, “Bir gazetecinin öldürülmesi, ifade ve düşünce özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik cinayet girişimleriyle ilintili, trajik bir olaydır” denildi. Merkezi New York’ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) de Dink’in İstanbul’da silahlı bir saldırı sonucu öldürülmesini kınadı. Sorumluların yakalanarak adalete teslim edilmesini istedi. CPJ Ortadoğu Programları Koordinatörü Joel Campagna açıklamasında, “Dink’in bazı başka Türk gazeteciler gibi mesleğini icra ederken kovuşturmaya uğradığını ve şimdi de en ağır bedeli ödediğini” bildirdi. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (UGF) da saldırıyı kınayanlar arasındaydı. Hrant Dink’in, “mevcut inanışı sarsan düşüncelerini açıklamaya kalkışması” nedeniyle tehdit ve küfürlerin hedefi durumuna geldiğini ileri süren UGF Genel Sekreteri Aidan White, “Hrant Dink’in Türk toplumunun bir kısmında derin köklere sahip olan hoşgörüsüzlük kültürünün kurbanı olması skandaldır” dedi. Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini kınadı. Koçaryan, “Bu tanınmış gazetecinin öldürülmesi, birçok soruyu beraberinde getirmiştir. Bu cinayet, en sert şekilde kınanmalı” ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, gazeteci Hrant Dink’in, İstanbul’da uğradığı silahlı saldırıda öldürülmesini trajik bir olay olarak nitelendirerek, bu cinayetin kaygı verici olduğunu söyledi. Casey, “Bu açıkça trajik bir olay. Kimin sorumlu olduğunu bizim bilmediğimiz ve Türk yetkililerinin araştırdığı bu olay, kaygılara yol açıyor” dedi. Merkezi Washington’daki Türk – Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA), gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini şiddetle kınayarak bu haince saldırıyı düzenleyenlerin yakalanması, adalete teslimi ve cezalandırılması için bütün çabaların gösterilmesini istedi. Uluslararası Af Örgütü, Hrant Dink suikastının üzücü olduğunu bildirdi ve “tarafsız ve kapsamlı bir soruşturma” çağrısında bulundu. Londra’da yazılı bir açıklama yapan örgüt, “Bu saygın insanın, ifade özgürlüğünü savunan bir gazeteci olarak, çalışmaları nedeniyle hedef alındığı” yorumunu yaptı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Atina’nın, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinden büyük üzüntü duyduğunu, tüm şiddet ve terör eylemleri gibi bu cinayeti de şiddetle kınadığını bildirdi. KKTC Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), gazeteci Hrant Dink’in “hastalıklı beyinler” tarafından katledildiğine işaret ederek “bu cinayetle, basın emekçileri ailesinin değerli bir üye, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir yurttaş, dünyanın ise eşsiz bir dünya vatandaşını kaybettiğini” bildirdi. Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu (AADD), gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesini “şiddetle ve nefretle kınadığını” açıkladı. WM-Türk ve Ermeni Kadın Dergisi’nin Türk ve Ermeni yayın yönetmenleri, gazeteci Hrant Dink’e düzenlenen suikastı kınadı. Açıklamada, Türk ve Ermeni halklarının kardeşliğinin sıkılan bir kurşunla bozulamayacak kadar köklü olduğu ifade edilerek, “Merhum Hrant Dink’in Türk-Ermeni kardeşliğini öven ve destekleyen sürecin, bundan sonra da devam etmesi yönünde çabalarımızı sürdüreceğimizi bildiriyoruz” denildi.
(22 Ocak 2007)

Saldırıların ardındaki kişiler ortaya çıkarılsın:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, gazeteci Hrant Dink’in ölümüyle sonuçlanan saldırının ardındaki kişilerin tam anlamıyla ortaya çıkarılması gerektiğini bildirdi. TGC Yönetim Kurulu adına Başkan Orhan Erinç, Genel Sekreter Turgay Olcayto ve Yönetim Kurulu Üyesi Oral Çalışlar, Dink’in genel yayın yönetmenliğini yaptığı Şişli’deki Agos gazetesine taziye ziyaretinde bulundu. TGC Başkanı Orhan Erinç ziyaret sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, Hrant Dink’i kaybetmiş olmanın gazeteciler olarak kendilerini çok kötü etkilediğini söyledi. Agos gazetesi çalışanlarına başsağlığı dileklerini iletmek için geldiklerini belirten Erinç; “Dileğimiz, bu hunharca saldırının ardındaki kişiler tam anlamıyla ortaya çıkarılsın. ‘Bundan sonraki kim’ diye düşünmekten meslektaşlarımız, bilim insanları, sanatçılar ve yazarlar kurtulmuş olsun. Elbet bu saldırının hem demokrasi anlayışına, hem ifade özgürlüğüne hem halkın bilgilenme özgürlüğüne saldırı olduğunu biliyoruz. Tabii bundan da önemlisi, can güvenliğine yönelik bir saldırıdır. O nedenle anlamı, kaba kuvvet kullanımının da ötesinde bir yaklaşımı içermektedir. Bundan sonra yeni acılar yaşamamamızı, Türkiye’nin önüne yeni engeller konmamasını bekliyoruz. Bu engellemenin en başlıca sorumlusunun da politikacılarımız ve devlet yöneticilerimiz olduğunu anımsatmak istiyoruz” dedi. Daha sonra TGC Yönetim Kurulu adına Başkan Orhan Erinç, Başkan Vekili Vahap Munyar ve TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto, Hrant Dink’in Bakırköy’deki evine giderek eşi Rakel Dink ve ailesine başsağlığı dileklerini ilettiler. (23 Ocak 2007)
Dink cinayeti ile ilgili tatbikat yapıldı: Hrant Dink’in öldürülmesi olayına ilişkin gözaltında bulunan Ogün Samast’a olay yerinde tatbikat yaptırıldı. Gözaltında bulunduğu İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nden çıkarılan Samast polis aracıyla Şişli’deki Agos gazetesi binası önüne getirildi. Çevik kuvvet ekiplerinin de katılımıyla çevrede geniş güvenlik önlemi alındı. 5 dakika süren tatbikatta basın mensupları da Agos gazetesinin bulunduğu binaya yaklaştırılmadı. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin gözaltına alınan 7 kişinin sorgusunun sürdüğünü belirterek, cinayetin herhangi bir siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı bulunmadığını söyledi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde sorgulanan zanlı Ogün Samast’ın Trabzon’da 2 yıl önce Mc Donalds’ın bombalanması olayına karışan Yasin Hayal ile bağlantı içerisinde olduğunu ifade eden Cerrah, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğünü bildirdi. (23 Ocak 2007)

Cinayetler basın özgürlüğünü hedef alıyor:
Gazeteci Meslek Örgütleri Platformu (G-9) Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in silahlı saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi: “Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in silahlı saldırı sonucunda öldürülmesini kınıyoruz. Meslektaşımızın hayatını kaybetmesinden dolayı son derece üzgünüz. Bu saldırı, doğrudan doğruya basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü hedef almaktadır. Ülkenin geleceği bakımından da son derece provokatif bir siyasi cinayettir. Katillerin bulunması yeterli olmayacaktır. Bu saldırıyı planlayanların ve kışkırtanların da yargılanması hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Gazeteci Meslek Örgütleri Platformu (G-9): Dönem Sözcüsü: Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS). Platform Üyeleri: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Ankara Temsilciliği, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD), Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD), Foto Muhabirleri Derneği (FMD), Haber-Sen, Parlamento Muhabirleri Derneği (PMD), Profesyonel Haber Kameramanları Derneği (PHKD), Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) Türkiye Temsilciliği.” (23 Ocak 2007)

Çocuk hakları için ortak ilkeler:
British Council, BBC World Service Trust ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ortaklığında yürütülmekte olan “Medya ve Toplumsal Katılım Projesi” kapsamında düzenlenen “Çocukların Medyada Temsiline Yönelik İlke Geliştirme Toplantısı” İstanbul’daki Saklıköy Country Club’da gerçekleştirildi. Toplantıya TGC Başkanı Orhan Erinç, Başkan Yardımcısı Zafer Atay, Genel Sekreter Turgay Olcayto, TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz, Milliyet gazetesi yazarı ve TGC önceki başkanı Nail Güreli, British Council yöneticileri, çeşitli medya ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile akademisyenler katıldı. Moderatörlüğünü Sabah Gazetesi Okur Temsilcisi Yavuz Baydar’ın yaptığı toplantı sonunda, çocuk haberlerine yönelik ortak ilkeler oluşturuldu. Çeşitli tartışmalar ve görüşler doğrultusunda oluşturulan yayın ilkeleri, çocukların haklarını korumayı, etik ihlalleri ortadan kaldırmayı ve çocukların seslerini daha iyi duyurmalarını sağlamayı amaçlıyor. British Council Yönetişim ve Bilişim Projeleri Müdürü Esra Çanakçı toplantının açılışında yaptığı konuşmada medyanın toplum bilincini geliştirme özelliğini göz önünde bulundurarak basın kuruluşlarıyla bu konuda işbirliğine gittiklerini ifade etti. TGC Başkanı Orhan Erinç, bu işbirliği ile ilgili olarak, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin daha işler hale getirilmesi ve içinin doldurulması için çaba gösterdiklerini söyledi. Erinç Türkiye’deki “küçük” tanımıyla ilgili yasal boşluklara da değindi. Erinç, “Çift dikiş gitmiş ve okulu bitirememiş 18 yaşındaki bir liselinin hala veliye ihtiyacı var. Ama üniversiteye girmiş 17 yaşındaki bir çocuğun yok. Küçük tanımı 18 yaşını doldurmamışlar için kullanılıyor, karışıklıklar Basın Yasası’nda da var. 18 yaşından küçüklerin fotoğrafını yazılı basında açıkça yayınlamak suç, oysa televizyonda değil. Küçükleri koruma girişimi tek ayaklı.” dedi. BBC Kurumu’nun Editoryal Politika Danışmanı Paul Smith de toplantıda BBC yayınlarının editoryal ilkeleri, çocuk koruma politikası ve çocuklarla çalışma kılavuzu konularında katılımcılara bilgi verdi. Paul Smith, “Çocuklar toplumun savunmasız parçası. Yetişkinler tarafından yönetiliyor veya onlara istemedikleri şeyler yaptırılıyor. Bu yüzden de çocukların korunabilmesi için ilkelere gereksinme var. biz kurum olarak şanslıyız. 85 yıllık bir kuruluş olarak yüksek standartlarımız var. Ama İngiltere’de özel kanallar da bu ilkelere uyuyor” dedi. British Council’ın yürüttüğü “Medya ve Toplumsal Katılım Araştırması”nın danışmanlarından Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mine Gencel Bek toplantıda çocuklar üzerine yaptıkları bir araştırmayla ilgili bilgi verdi. Bek, çocukların medyada temsiliyle ilgili durum tespiti yaptı. Araştırmaya göre çocuklar medyada genellikle suç ya da şiddet mağduru olarak ve afet, kaza, trajedilerde yer alıyorlar. “Sokak çocuğu”, “tinerci” gibi tanımlarla etiketlendiriliyorlar. Çocukların istismarıyla ilgili olaylar medyada aşırı duygusal olarak veriliyor. Çocukların başarılarına yönelik olumlu örneklerse daha çok gazete eklerinde yer alıyor. Ayrıca basın, çocuk tacizcisi hakkında belirli bir tip yaratıyor; esmer, sakallı ve çirkin görünümlü. Bu durumda sarışın, temiz ve iyi görünümlü birinin çocuk tacizcisi olamayacağı gibi yanıltıcı bir anlayış ortaya çıkıyor. Milliyet gazetesi yazarı ve TGC önceki başkanı Nail Güreli de sadece dört gazeteye dayanılarak yapılan araştırmanın eksik olduğunu ifade ederek, “Bu dört gazete aşağı yukarı aynı kulvarda. Cumhuriyet, Zaman, Yeni Şafak, Milliyet gibi gazeteler eksik kalmış. Araştırmaya bu gazeteler de dahil edilseydi belki daha farklı sonuçlar alınırdı. Böylece fotoğrafın tamamını görmek mümkün olurdu” dedi. Türkiye’de çocukların basın yayın organlarında nasıl yer alacağını ya da çocuklarla ilgili haberlerin nasıl verileceğini düzenleyen ilkeler ve kurallar var. Bu ilkeler; TGC’nin hazırladığı Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, Doğan Medya Yayın İlkeleri, Doğuş Yayın Grubu İlkeler ve Çalışma Yönetmeliği ile TRT Genel Yayın Planı’nda yer alıyor. Ayrıca televizyon kanallarının yayınını denetleyen Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) da var. Doç. Dr. Mine Gencel Bek’e göre etik ihlallerin nedeni, medyanın ticarileşmesi, kar maksimizasyonu, reklamcılarla ilişkiler gibi neo-liberal eğilimlerin medyaya yansıması. Toplantının organizasyonunu yapan British Council, İngiltere’nin diğer ülkelerle kültürel ilişkilerini geliştirmekle görevli en önemli kuruluşu. Türkiye’nin AB’ye uyum sürecinde bu ülkenin verdiği desteğin bir uzantısı olarak yönetişim, insan hakları ve sosyal katılımı güçlendirici çalışmalar yapıyor. Kamu ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde yürütülen bu çalışmaların bir ayağını da “Medya ve Toplumsal Katılım Projesi” oluşturuyor. (23 Ocak 2007)

Hrant Dink toprağa verildi:
Silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni gazeteci – yazar Hrant Dink, düzenlenen törenle toprağa verildi. Cenaze töreni programı kapsamında Şişli’den başlayan, yoğun kalabalıktan oluşan, kortej Agos gazetesi önünde yürüyüşüne ara verdi. Burada kortejde bulunanlara seslenen Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, çok acılı ve onurlu bir birlikteliğin bulunduğunu vurgulayarak, bu sessiz sevginin kendilerine biraz olsun güç kattığını, kederli bir sevinç yaşattığını söyledi. Rakel Dink, “Yaşı kaç olursa olsun, 17 veya 27. Katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim” diye konuştu. Rakel Dink konuşmasının ardından kızları, oğlu ve geliniyle birlikte barış simgesi beyaz güvercin uçurdu. Kortej daha sonra cenaze arabasının ardından Elmadağ’a kadar yürüdü. Cenaze arabası burada kortejden ayrılarak dini törenin yapılacağı Kumkapı’daki Meryem Ana Kilisesi’ne götürüldü. Kortejde bulunanlar ise yaklaşık 8 km’lik yolu yürüyerek Meryem Ana Kilisesi’ne ulaştılar. Meryem Ana Kilisesi’ndeki törene Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer çelenk gönderdi. Hükümeti temsilen törene İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin katıldı. Törene ayrıca SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Türkiye – AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk, Yeşiller Partisi Eş Başkanı Claudia Roth, ABD Büyükelçisi, İngiltere Başkonsolosu, Ermeni cemaati üyeleri, sivil toplum örgütleri temsilcileri katıldı. Meryem Ana Kilisesi’nde Ermeni Patriği Mutafyan’ın yönettiği ayinin ardından Hrant Dink’in cenazesi Balıklı Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verildi. (24 Ocak 2007)

Yedi gazeteciye koruma tahsis edildi:
Gazeteci Hrant Dink’in yayın yönetmenliğini yaptığı Agos gazetesinin önünde 19 Ocak’ta öldürülmesinin ardından emniyetin, “Terör örgütlerinin hedefinde olduğu” tespit edilen yedi gazeteciyi korumaya aldığı bildirildi. Hrant Dink’in suikasta uğrayarak hayatını kaybetmesi üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Terör örgütlerinin listesinde bulunanlara koruma isteyip istemediğine bakılmaksızın koruma verilsin” talimatı vermişti. Bu talimatın ardından, Zaman gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan, Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan, Dink gibi Ceza Yasası’nın (TCK) 301. maddesinden yargılanan ve aşırı milliyetçi çevrelerin tepkisini çeken yazar Elif Şafak, Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sabah gazetesi yazarı Soli Özel ile Yeni Şafak gazetesi yazarı Fehmi Koru’ya koruma tahsis edildi. (24 Ocak 2007)

Eski bakan, gazeteci İsmail Cem vefat etti:
Önceki Dışişleri Bakanlarından, TRT Genel Müdürlerinden, Yeni Türkiye Partisi’nin kurucusu, yazar İsmail Cem İstanbul’da vefat etti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın İstanbul Şubesi eski başkanlarından, 50. hükümetin kültür, 55. hükümetin dışişleri bakanı Cem, 15 Aralık 2006 tarihinden bu yana akciğer enfeksiyonu teşhisiyle tedavi gördüğü İstanbul Cerrahi Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Cem’in cenazesi, Teşvikiye Camii’nde kılınan namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi. İsmail Cem 1963 yılından itibaren çeşitli gazetelerde yazı işleri müdürlüğü, genel yayın müdürlüğü yaptı. 1971 – 1974 yılları arasında Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanlığı görevinde bulundu. Cem Milliyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı sırada, 1974 yılında, TRT’nin genel müdürlüğü görevine getirildi. İsmail Cem siyaset hayatına SHP’de başladı. 16 Ekim 1981’de kapatılan ve 19 Haziran 1992’de açılan CHP’nin yeniden oluşumunda önemli rol oynadı. Cem 1987 ve 1991 seçimlerinde İstanbul’dan, 1995 seçiminde Kayseri’den milletvekili oldu. 1995 yılında Çiller hükümetinde Ercan Karakaş’tan boşalan Kültür Bakanlığı görevini üstlenen Cem, daha sonra CHP’den ayrılarak DSP’ye geçti. DSP’de TBMM Grup Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen İsmail Cem, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Batı Avrupa Birliği (BAB) Asamblesi üyeliklerine, AKPM Sosyalist Grubu Başkan Vekilliğine seçildi. Merkezi Almanya’da bulunan Avrupa Yayın Enstitüsü’nün yönetiminde yer aldı. AKPM ve BAB Asamblesi Türk Parlamenter Grubu Başkanlığını da yürüttü. 57. hükümet döneminde Dışişleri Bakanlığı görevini üstlendi. İsmail Cem, 2000 yılında Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu ile birlikte “Yılın Devlet Adamı” ödülünü aldı. Cem, DSP’nin Ekim 2004 Kurultayı’nda CHP’ye katılma kararı almasının ardından Yeni Türkiye Partisi’ni kurarak, siyasete bu partide devam etti. İsmail Cem’in; “Geri Kalmışlığın Tarihi”, “Türkiye Üzerine Yazılar”, “12 Mart”, “TRT’de 500 Gün”, “Siyaset Yazıları”, “Geçiş Dönemi Türkiye’si”, “Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir?”, “Türkiye’de Sosyal Demokrasi”, “Engeller ve Çözümler”, “Yeni Sol”, “Soldaki Arayış”, “Gelecek İçin Denemeler”, “Mevsim” ve “21. Yüzyılda Türkiye” kitapları bulunuyor.
(25 Ocak
2007)

Uğur Mumcu anıldı:
Gazeteci – yazar Uğur Mumcu, 14 yıl önce 24 Ocak 1993 tarihinde bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirdiği evinin önünde düzenlenen törenle anıldı. Uğur Mumcu’nun saldırıya uğradığı yerde bir araya gelenler, ellerinde Uğur Mumcu fotoğraflarıyla slogan attı. Anma törenine ailesi, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, bazı milletvekilleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Uğur Mumcu’nun eşi ve Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (um:ag) Başkanı Güldal Mumcu, tören öncesi Uğur Mumcu anıtına um:ag adına çelenk bıraktı. Mumcu için gerçekleştirilen saygı duruşunun ardından, gazetecinin 14 yıl önce hayatını kaybettiği bombalı saldırının tüm bağlantılarıyla beraber aydınlatılması istendi. Törenin ardından sevenleri, Uğur Mumcu anıtına mumlar diktiler. (25 Ocak 2007)
Basın İlan Kurumu’nda yeni görevlendirme: Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’nda boşalan temsilciliklere görevlendirme yapıldı. Bakanlar Kurulu’nun konuya ilişkin kararı Resmi Gazete’de yayınlandı. Karara göre; Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürü Yüksel Öztürk, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Osman Bölükbaşı, Milli Savunma Bakanlığı Kanunlar ve Kararlar Dairesi Başkanı Orhan Köprü, İçişleri Bakanlığı Müşaviri İbrahim Saraçoğlu, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mahmut Küçük, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Adem Şahin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Mustafa İsen, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekili Salih Melek Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’nda boşalan temsilciliklerde görevlendirildi. (25 Ocak 2007)
Gazeteci Turan Narler yaşamını yitirdi: Yerel ve ulusal basına katkılarıyla tanınan Basın Şeref Kartı sahibi Turan Narler yaşamını yitirdi. Bir kalp krizi sonucu vefat eden Narler mesleğe 1956 yılında başladı. TRT, Hürriyet Haber Ajansı ve Cumhuriyet gazetesinde uzun yıllar muhabirlik ve temsilcilik yapan Narler, 1980 yılında Çanakkale Olay gazetesini kurdu. Yerel televizyon kanalında haber – yorum programı hazırladı. Gazeteci Turan Narler’in cenazesi Necip Paşa Camii’nde kılınan namazın ardından şehir mezarlığında toprağa verildi.
(29 Ocak 2007)

Yaşar Türe vefat etti:
Anadolu Ajansı (AA) Çanakkale Büro Müdürlüğü’nden emekli olan Sürekli Basın Kartı sahibi gazeteci Yaşar Türe tedavi gördüğü Çanakkale Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Türe, çeşitli ulusal gazetelerin Çanakkale temsilciliğinde bulunduktan sonra 1990 yılında AA’da göreve başladı. 1996 yılında kurulan Çanakkale Büro Müdürlüğü’nde, büro müdürü olarak görev yapan Yaşar Türe, 2006 yılında buradan emekli olmuştu. Türe’nin cenazesi Çanakkale Kurşunlu Camii’nde kılınan namazın ardından şehir mezarlığında toprağa verildi. (29 Ocak 2007)

“Tren TV” deneme yayınına başladı:
Uzun süredir üzerinde çalışılan Tren TV İnternet üzerinden deneme yayınına başladı. Demiryollarının tanıtımı ve vatandaşların bilgilendirilmesi hedef alınarak başlatılan yayın, sonraki aşamada yolcu potansiyeli yüksek gar ve istasyonlarda kurulacak ekranlardan izleyiciye ulaştırılacak. TCDD Genel Müdürlüğü, Tren TV yayınıyla, vatandaşların demiryollarıyla ilgili ihtiyaç duyduğu bilgiye daha hızlı ve daha kolay ulaşmalarını sağlayacak. Tren TV deneme yayınını, http://www.tcdd.gov.tr/tv/trentv.htm adresinden izlemek mümkün. (29 Ocak 2007)

“Gazeteci siyaset ve paradan uzak durmalı”:
Güneydoğu Avrupa Gazeteciler Derneğince Keşan Sanayi ve Ticaret Odası toplantı salonunda “Türk Basınının Dünü Bugünü” konulu bir konferans düzenlendi. Konferansa katılan Milliyet gazetesi yazarı ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanı Nail Güreli, gazetecinin paradan ve siyasetten uzak durması gerektiğini belirterek, yerel basında gazetecilerin haber kaynaklarıyla gayet içli dışlı olduğuna işaret etti. Bunun son derece yanlış olduğunu ifade eden Güreli şunları söyledi: “Bu şekil olarak da gazetecilik kuralları açısından da yanlış. Bunu arkadaşlarımız daha iyi haber almak için yapıyorlar. Biz buna ‘ağabeyciğim gazeteciliği’ diyoruz. Ama bunların yaptığı bir yanlışlığı daha sonra bu gazeteci nasıl yazacak? Bu nedenle gazeteci paradan ve siyasetçiden uzak durmalı.” Konferansa; Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan, Emniyet Müdürü Refik Felek, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’dan çok sayıda gazeteci katıldı. (31 Ocak 2007)

TGS ile AA arasındaki toplu sözleşme anlaşmayla sonuçlandı:
Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) Anadolu Ajansı’nda (AA) yürüttüğü toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Hilmi Bengi, “Yalnız AA çalışanlarının değil, Türk basını açısından da 22. dönem toplu iş sözleşmesinin hayırlara vesile olmasını ve diğer basın kuruluşlarına da örnek olmasını temenni ediyorum” dedi. AA Genel Müdürlüğü’ndeki toplu iş sözleşmesi görüşmesinin ardından, Genel Müdür Bengi ile TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi açıklama yaptı. Ercan İpekçi, 22. dönem toplu iş sözleşmesi görüşmelerine 7 Kasım 2006’da başlandığını anımsattı. Görüşmeler sonunda anlaşmaya vardıklarını ifade eden İpekçi şunları söyledi: “Mutlu bir son. AA, çalışanları son derece özverili olarak görev yapan, bütün medyayı haber açısından doyuran bir kurum. Daha fazlasını ve daha iyi koşullarda çalışmayı hak ediyorlar. Sendikalı olmanın da onurunu yaşıyorlar. AA Yönetimi de sendikal hayata göstermiş olduğu destekten dolayı bu onuru çalışanlarla birlikte paylaşıyor.” (31 Ocak 2007)
 
Basın Davaları

Agos makalesine soruşturma:
Haftalık Ermenice ve Türkçe yayımlanan "Agos" gazetesi yazarlarına ve yetkililerine yönelik dava ve soruşturmalara bir yenisi daha eklendi. Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, Recep Akkuş adlı bir kişinin şikayeti üzerine gazetenin yazarı Taner Akçam'ın bir yazısı nedeniyle Akçam, sorumlu yazı işleri müdürü Arat Dink ve gazete imtiyaz sahibi Serkis Seropyan hakkında soruşturma başlattı. Eyüp Savcılığı'nın talebiyle Şişli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada Arat Dink ve Serkis Seropyan'ın Ceza Yasası’nın (TCK) 330/1, 214, 215 ve 216. maddelerinde belirtilen suçları işledikleri iddia ediliyor. Akçam, Dink ve Seropyan hakkındaki soruşturma, "Türklüğü aşağılamak, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılamak" iddiasıyla yürütülüyor. (8 Ocak 2007)

Başbakan, gazeteci Özkan’a tazminat davası açtı:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kanal Türk televizyonunda yayınlanan “Politika Durağı” adlı programda, “kişilik haklarına saldırıda bulunduğu” iddiasıyla programı hazırlayan Tuncay Özkan aleyhine 10 bin YTL’lik tazminat davası açtı. Başbakan Erdoğan’ın avukatları Fatih Şahin ve Muammer Cemaloğlu tarafından açılan davanın dilekçesinde, Özkan’ın 7 Ocak 2007 tarihinde yayınlanan programda, “Başbakan Erdoğan’ın kişilik haklarına saldırı kastıyla tahkir ve tezyif edici beyanlarda, fevkalade ağır, katlanılması ve tahammülü gayrı kabil hakaret, iftira ve suç isnadında bulunduğu” iddia edildi. (12 Ocak 2007)

Muhabire dayağa 25 yıl hapis cezası:
Milliyet Gazetesi muhabiri Haluk Atalay ve servis şoförü İlkay Söyleyici'nin krikoyla dövülmesine ilişkin davayı yeni Ceza Yasası (TCK) uyarınca tekrar ele alan mahkeme, sanık Ahmet Oruç'u 25 yıl hapisle cezalandırdı. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada mahkeme heyeti, sanık Ahmet Oruç'un eylemini "kasten adam öldürmeye teşebbüs" olarak değerlendirdi. 2000 yılında yaşanan olayda ağır yaralanan gazeteci Atalay 14 gün yoğun bakımda kalmıştı. (12 Ocak 2007)

Evrensel’e beraat:
Günlük Evrensel gazetesinde yer verilen “JİTEM’ciler Diyarbakır’a çağrılmıştı” başlıklı haberi nedeniyle “Devletin askeri teşkilatını neşren aşağıladıkları” gerekçesiyle yargılanan gazetenin imtiyaz sahibi Ahmet Sami Belek ve sorumlu yazı işleri müdürü Şahin Bayar ilk duruşmada beraat etti. Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlayan davanın duruşmasına sanık olarak yargılanan Belek ve Bayar ile avukatları Devrim Avcı katıldı. Gazetenin 14 Eylül 2006 tarihli sayısında çıkan haber nedeniyle Genelkurmay’ın şikayeti üzerine iki gazeteci hakkında 2’şer yıl hapis istemiyle dava açılmıştı. Görüşleri dinledikten sonra ilk duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan Savcı Mücahit Ercan, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi bağlamında ifade ve basın özgürlüğü kapsamında yapılan ve eleştiri sınırları içinde kaldığını düşündüğümüz eylemler nedeniyle unsurları oluşmadığından her iki sanık hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesi talep ve mütalaa olunur” dedi. (24 Ocak 2007)

Dink’in katil zanlısı Samast tutuklandı:
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katil zanlısı olarak yakalanan Ogün Samast tutuklandı. Samast’ın Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde savcılık işlemlerinin ardından sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklanması kararlaştırıldı. Cinayete ilişkin gözaltına alınan Samast’ın da aralarında bulunduğu 5 kişi Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. Yapılan açıklamaya göre Ogün Samast, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde savcı nezaretinde verdiği 4 sayfalık ifadede cinayeti kabul etti. İstanbul Nöbetçi 11. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklanan Samast cezaevine gönderildi. Yasin Hayal’in de aralarında bulunduğu diğer 4 kişiye ilişkin işlemlerin sürdüğü bildirildi. (25 Ocak 2007)
Gazeteci Memik Horuz tahliye oldu: 17 Haziran 2001’de tutuklanan “İşçi Köylü” dergisi Genel Yayın Yönetmeni Memik Horuz, 30 Ocak’ta “TKP/ML TİKKO üyesi olduğu” iddiasıyla verilen cezayı tamamladığı Bolu F Tipi Cezaevi’nden tahliye oldu. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün “Hapisteki gazeteciler” listesinde yer alan Horuz, bir itirafçının ifadeleri doğrultusunda 13 Haziran 2002’de, Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesince 15 yıl hapisle cezalandırılmıştı. (31 Ocak 2007)
 
Basın Ödülleri

Gazeteci Koşan’a Kanada’dan ödül:
Mersin Yeni Gazete muhabiri Umut Koşan'ın "Yitik Beşik" adlı filmi ''Çocuklarla Dünya Platformu''nca Kanada'da gerçekleştirilen yarışmada birinci oldu. Gazeteci Koşan'ın senaristi ve yönetmeni olduğu 2 dakika 23 saniyelik kısa metrajlı "Yitik Beşik", Türkiye'deki töre cinayetleri ve şiddeti simgesel bir anlatımla ele alıyor ve her iki durumda da en çok kadınlar ile çocukların etkilendiğine dikkat çekiyor. Kısıtlı imkanlara rağmen büyük bir dayanışma içinde hazırlanan filmin oyuncuları Güler Cengiz ile Alperen ve Ümmü Feyza Korkmaz kardeşler. Filmin kurgu ve montajını Yasin Korkmaz, müziğini Özdaş Eroğlu ve görüntü yönetmenliğini Kadir Baziki gerçekleştirmiş. Film, 13 ülkeyi kapsayacak etkinliklerde gösterilecek. (15 Ocak 2007)

ÇGD Onur Ödülü Fidel Castro'ya:
Çağdaş Gazeteciler Derneği 2006 yılı başarılı gazetecilerini açıkladı. Bu yılın Özel Onur Ödülü, "Bağımsızlık ve demokrasi yolunda, halkların düşmanı emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı verdiği kararlı ve sürekli mücadelesi" nedeniyle, Küba Lideri Fidel Castro'ya verildi. Diğer dallarda ödül alanların isimleri şöyle: Mustafa Ekmekçi Gazetecilik Ödülü; Bekir Coşkun (Hürriyet). Mahmut Tali Öngören TV Programı Ödülü; NTV Televizyonu. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü; Nedim Şener (Milliyet). Rafet Genç Gazetecilik Ödülü; Erbil Tuşalp (Birgün). Haber dalında; Aykut Küçükkaya (Cumhuriyet), Aslı Sözbilir (Hürriyet), Çağdaş Özer (Anka Ajansı), Erhan Öztürk (Sabah). İnceleme Araştırma dalında; Haluk Gerger, "ABD, Ortadoğu, Türkiye." Nuri Kayış, "Burası İrtica FM." Röportaj dalında; Namık Durukan (Milliyet). Utku Çakırözer (Milliyet). Fotoğraf dalında; Selahattin Sönmez (Turkish Daily News), Ali Gürelli (Anadolu Ajansı - Adana Bölge). Fıkra – Makale dalında; Selahattin Duman (Vatan Gazetesi), Barış Yarkadaş (Forum Diplomatik ), Yaşar Seyman (Birgün). TV Haber dalında; Devrim Gürkan (TRT), Serkan Oral (Kanal D), Fehmi Çalmuk (Show TV). TV Belgesel dalında; Nevzat Bingöl (Sky Türk), Evren Toparlak (İz TV), Güven İslamoğlu (CNN Türk). TV Program dalında; Melih Meriç (Haber Türk), Bahar Daldal Yurttaş - Demokan Atasoy (Kanal B), Abbas Güçlü (Kanal D). Radyo dalında; Ümit Zileli (Tatlıses Radyo), Belma Özgün (Kuşadası - Radyo L05 FM), Şule Yalçıner (TRT), Ahmet Yeşiltepe (NTV Radyo), Filiz Yentürk - Saadet Baykal (TRT İst. Radyosu). Özel Dayanışma Ödülü; Atılım Gazetesi. Yerel Basın dalında; Adnan Bilen (Diyarbakır Gün TV), Şahiye Say ( Hatay - Samandağ Gazetesi), Ali Öztürk (Trabzon - Karadeniz Gazetesi). Kent Haberi dalında; Hürriyet Ankara Eki, Gülçin Üstün (Milliyet), Ahmet Köprülü (Sabah). İnternet Haberi dalında; sansürsüz com. Orhan Uğuroğlu (rtük.com). (15 Ocak 2007)


Dünyada basın olayları

“2006’da medya güçlü, gazetecilik tehlikeliydi”: Dünyada basın özgürlüğü için mücadele eden kuruluşlardan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, 2006’da tüm dünyada 81 gazeteci ve 32 basın çalışanının (rehber, şoför, tercüman, teknisyen, güvenlik görevlisi vs.) işini yaparken veya görüşleri nedeniyle öldürüldüğünü, 871’inin gözaltına alındığını, bin 472’sinin saldırıya uğradığını veya tehdit edildiğini, 56’sının kaçırıldığını, en az 912 medya kuruluşunun da sansür edildiğini açıkladı. Açıklamasında 2006’da işlenen gazeteci cinayetlerine ağırlık veren Brüksel merkezli Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ) ise 155 medya çalışanının öldürüldüğünü, buna ek olarak 22 habercinin de kaza sonucu yaşamını yitirdiğini bildirdi. RSF rakamlarına göre 2005 yılında öldürülen gazetecilerin sayısı 63, can veren basın çalışanlarının sayısı 5, gözaltına alınanların sayısı 807, saldırıya uğrayan veya tehdit edilenlerin sayısı bin 308, sansür edilen yayın kuruluş sayısı da 1.006’ydı. RSF 2006’nın 1994 yılından sonra “haberciler için en kanlı yıl” olduğunu vurguladı. 1994’te Ruanda’da işlenen soykırım, Cezayir’de yaşanan iç savaş ve eski Yugoslavya’da yaşananlar 103 gazetecinin ölümüne yol açmıştı. Irak’ın işgaliyle birlikte başlayan savaş, son dört yılda olduğu gibi 2006 yılında da haberci ölümlerini en çok artıran faktör oldu. İşgaliyle birlikte 139 gazetecinin katledildiği Irak’ın dünyada basın için en tehlikeli yer olduğunu bildiren RSF, geçen yıl da burada 64 gazeteci ve basın çalışanının can verdiğini, ölenlerin yüzde 90’ının Iraklı olduğunu ve cinayetlerin nadiren soruşturulduğunu, soruşturulanların da zaten hiçbir sonuç vermediğini açıkladı. RSF diğer uluslararası örgütlerden farklı olarak, meslekleri nedeniyle öldürüldükleri kesinlik kazanmayan onlarca olayı açıklanan rakamlara dahil etmediklerini, bunları araştırmayı sürdürdüklerini duyurdu. Irak’tan sonra en tehlikeli ülke durumundaki Meksika’da, geçen yıl 9 gazeteci uyuşturucu ticaretini araştırdıkları veya toplumsal olayları izledikleri için öldürüldü. Tehlike açısından Kolombiya’yı geride bırakan Meksika’nın Oaxaca bölgesinde silahlı çatışmaya dönüşen toplumsal olayları izleyen Amerikalı kameraman Brad Will, Ekim sonunda kurşunlanarak öldürüldü. 9 Ağustos’ta ise gazeteci Enrique Pera Quintanilla’nın cesedi, kuzeydeki Chihuahua eyaletinde yol kenarında bulundu. 2005 yılında 7 gazetecinin katledildiği Filipinler’de geçen yılki kayıp 6 oldu. Mayısta radyo yorumcusu Fernando Batul, Palawan Adası’ndaki işyerine giderken kurşunlanarak öldürüldü. Yetkililer, cinayetin Batul’un bir polisin şiddetli tavırlarıyla ilgili kaleme aldığı köşe yazılarıyla bağlantılı olduğunu bildirdi. Geçen yıl Rusya’da da 3 gazeteci öldürüldü. Ekimde Novaia Gazeta (Yeni Gazete) gazetesinin deneyimli kadın muhabiri Anna Politkovskaya, Mart 2000’de Rusya başkanlığına getirilen Vladimir Putin döneminde öldürülen 21. haberci oldu. Çeçenistan uzmanı gazetecinin öldürülmesi halen soruşturuluyor. Kadın gazeteci Ogulsapar Muradova’nın hapiste öldüğü Türkmenistan da gazeteciler için en tehlikeli ülkelerden biri. 2006 yılının dünya medyası için bir “trajedi yılı” olduğunu açıklayan FIJ Genel Sekreteri Aidan White da gazeteci cinayetlerini kınadığı açıklamasında “Medya güç kazanırken gazetecilik gitgide daha tehlikeli hale geldi. 2006, basının hedef alınması, şiddet görmesi ve gazetecilere karşı işlenen suçların ceza görmemesi açısından kayıtlardaki en kötü yıl oldu” dedi. Sivil kayıpların ve işgale karşı direnişin artış gösterdiği Irak’taki durumu işaret eden FIJ, medyanın bu ülkede terör eylemlerinin ve askeri saldırıların başlıca hedefi haline geldiğini duyurdu. FIJ, 68 medya çalışanının bu yıl Irak’ta katledildiğini, işgalden bu yana ise 170 habercinin can verdiğini kaydetti. FIJ, geçen yılla ilgili tek olumlu işaretin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde 23 Aralık’ta oybirliğiyle geçen ve çatışma bölgelerinde sivillerle birlikte gazetecilerin de korunması amacıyla hükümetlere uluslararası hukuka uyma çağrısı yapan kararın benimsenmiş olması olduğunu hatırlattı.
(5 Ocak 2006)

Gazze'de Kaçırılan Perulu Gazeteci Serbest: Gazze'deki bürosuna gittiği sırada kaçırılan 50 yaşındaki Agence France-Presse (AFP) Ajansı foto muhabiri Jaime Rázuri 7 Ocak’ta serbest bırakıldı. Jaime Razuri, AFP Ajansı'na ait büronun önünde kimliği belirsiz kişilerce kaçırılmıştı. Razuri serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamada, “Çok iyiyim. Beni kaçıranlar bana iyi muamele ettiler. Dışarıda olduğum için çok mutluyum ve özgürlüğümü sağlayanlara çok teşekkür ederim” dedi. Filistinli gruplardan Hamas ve El Fetih arasında çatışmaların tırmandığı bir sırada işini yaparken kaçırılan kameramanı kimin kaçırdığı halen bilinmiyor. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, geçen yıl Gazze Şeridinde altı gazetecinin silahlı gruplarca kaçırıldığını hatırlatarak, bu bölgenin haberciler için gittikçe daha da tehlikeli hale geldiğini bildirirken, diğer bir uluslararası basın özgürlüğü örgütü Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FİJ), kameramanın derhal serbest bırakılmasını talep etmişti. (8 Ocak 2007)

Irak'ta, gazetecilere yönelik infazlar sıklık kazandı:
Art arda yaşanan infazlarla, dört yıldır ABD ve müttefiklerinin işgali altındaki Irak’ta öldürülen gazetecilerin sayısı 141’i buldu. Başkent Bağdat'taki bir morgda, Associated Press Ajansı'na çalışan Ahmet Hadi Naci'nin cesedi bulundu, 12 Ocak'ta da Hodr Yunus El-Obaidi, kuzeydeki Musul kentinde infaz edildi. Polisin verdiği bilgiye göre, silahlı kişiler 12 Ocak akşamı, Musul'daki evine giden Hodr Yunus'a ateş açtılar. Birçok gazete için haber kaleme alan Yunus daha çok yerel aşiretlerin yayını olarak bilinen "El Divan" gazetesi için çalışıyordu. Cinayetin niçin işlendiğiyle ilgili bir açıklama yapılmadı. 30 Aralık'tan beri haber alınamayan AP kameramanı Naci'nin cesediyse, 5 Ocak'ta Bağdat'ta bir morgda, başına bir kurşun sıkılmış halde bulundu. Dört aylık ikiz çocuk babası olan Naci'nin öldürülme nedeni de bilinmiyor. Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) İcra Direktörü Joel Simon, Irak'ın gazeteciler için dünyanın en tehlikeli yeri olduğunu hatırlatarak, cinayetlerin Irak'ta yerel basının içinde bulunduğu zor durumu gösterdiğini bildirdi. (16 Ocak 2007)

Rusya’da bir gazeteci dövülerek öldürüldü: Rusya’nın Japonya sınırına yakın Vladivostok kentinde, Konstantin Baravka adlı 25 yaşındaki TV muhabirinin dövülerek öldürüldüğü bildirildi. Meslektaşları, Baravka’nın televizyonda kültürel programlar yaptığını ve hassas konulara değinmediğini, bu mesleğinden ötürü öldürüldüğünü düşünmediklerini belirttiler. İçişleri Bakanlığı Vladivostok Bölgesi Sözcüsü Yekaterina Polyanskaya, muhabirin cesedinin kent merkezindeki bir caddede bulunduğunu açıkladı. (23 Ocak 2007)
“Dink dayanışma sergiledi”: Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından İngiliz Independent gazetesi Dink hakkında bir makale yayınladı. Hrant Dink’in basit düşünceli bir Ermeni milliyetçisi olmaktan çok uzak olduğunun belirtildiği makalede, Dink için, “Türk-Ermeni anlaşmazlığını siyasileştirmeye çalışanlara karşı çıkar ve birlikte yaşadığı Türklerle büyük bir dayanışma sergilerdi” denildi. “Türkiye’de yaşayan en ünlü ve tartışılan Ermeni” olarak nitelenen Dink’in hakkında davalar açılarak susturulmaya çalışıldığı öne sürülen yazıda, onun demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü gibi konularda mücadele verdiği ifade edildi. (23 Ocak 2007)

Başa Dön