Geri Dön

Mart 2013 Raporu

TGC'den barış sürecine destek

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyet Gazetesi’nde Namık Durukan imzasıyla yayınlanan İmralı Tutanakları haberine gösterdiği tepkiye karşı çıktı.

TGC Yönetim Kurulu'ndan yapılan açıklamada, “Gazetecilerin halka karşı sorumluluğunun işverenine karşı olan sorumluluğundan bile önce geldiği" hatırlatılarak, “Gazeteci bu haberle halka karşı sorumluluğunu yerine getirmiş, halkın doğru bilgilendirilmesine çalışmıştır. Gazetecinin halka karşı sorumluluğunun temelinde şeffaflık ve bilgilendirme vardır. Şeffaflık demokrasinin de olmazsa olmazıdır” denildi.

TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu görüşlere de yer verildi: “Biz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak barış sürecini destekliyoruz. Nitekim, kılavuzumuz olan Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi gazeteciliğe barış dilinin hakim olmasını tavsiye eder. Bildirgenin Gazetecinin Temel Görevleri ve İlkeleri bölümündeki 3. maddeye göre ‘Gazeteci, başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Aynı başlık altındaki 15. maddeye göre de gazeteci her türlü baskıyı reddeder ve çalıştığı basın yayın organındaki yöneticileri dışında kimseden işiyle ilgili bir talimat almaz. Bu çerçevede Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘batsın senin gazeteciliğin’ söylemini basın özgürlüğünü zedeleyen bir yaklaşım olarak görüyoruz. Başbakanı ve tüm siyasi otoriteleri medyayı sürekli hedef göstermekten ve tehdit etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz. Bu vesileyle meslektaşımız Namık Durukan’ı gösterdiği gazetecilik başarısı nedeniyle kutluyoruz.” (5 Mart 2013)

***

GÖP: Gazeteciler iktidarın memuru değildir

93 meslek örgütünün oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyet Gazetesi’nde yer alan İmralı Tutanakları’nın yayınlanmasının ardından “batsın senin gazeteciliğin” diyerek yaptığı açıklamaya tepki gösterdi.

GÖP yaptığı açıklamada, şu görüşlere yer verdi: “Türkiye 2013 yılında Dünya basın özgürlüğü sıralamasında 154. sırada yer alıyor. Bundan hiçbir rahatsızlık duymayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta medyanın hangi haberi yapıp, hangi haberi yapmayacağı konusunda görüşlerini açıklamakta, medyayı hedef göstermekte, itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Medyayı memur gibi görme anlayışı bu ülkedeki basın özgürlüğü anlayışını aşındırmaktadır. Gazetecinin görevi halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet etmektir. Milliyet gazetesinde yer alan haberi yazan meslektaşımız da bu görevini yerine getirmiştir. Kendisini kutluyoruz. Başbakan’ı basın ve ifade özgürlüğüne, halkın haber alma hakkına saygılı olmaya davet ediyor, barış dilini siyasetçilerin de sahiplenmesini diliyoruz.” (5 Mart 2013)

***

Emeç’i sevgi ve özlemle andık

Hürriyet Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeniyken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren gazeteci Çetin Emeç, ölümünün 23. yılında sevenleri ve meslektaşları tarafından mezarı başında anıldı.

Emeç'in Zincirlikuyu'daki kabri başında düzenlenen törene Çetin Emeç'in eşi Bilge Emeç, kızı Mehveş Emeç Birol, oğlu Mehmet Emeç, damadı Özalp ve torunu Selin Birol, TGC Başkanı Orhan Erinç, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, gazeteciler Uğur Dündar ve Tufan Türenç'in yanı sıra Abdi İpekçi'nin kızı Nükhet İpekçi de katıldı.

TGC Başkanı Orhan Erinç, aramızdan ayrılışının 23. yılında Çetin Emeç’i sevgi ve özlemle andıklarını belirtti. Başkan Erinç, şunları söyledi: “Ben Çetin Bey’in babasının gazetesinde 1957 yılının 14 Şubat’ında gazeteciliğe başladım. Bu tarih aynı zamanda Çetin Bey’i tanıma tarihim. Çünkü Son Posta Gazetesi’nin yazı işleri müdürüydü” dedi.

Emeç'in gazetecilik konusundaki özenine, habere verdiği öneme değinen Erinç, “Çetin Bey deyince akla, ödün vermeyen bir gazetecinin gelmesi gerekir diye düşünüyorum. Çünkü en küçük haberin bile atlatılmasına tahammülü olmayan bir gazete yöneticisiydi” dedi. (8 Mart 2013)

***

18. Nehar Tüblek Karikatür Ödülleri sahiplerini buldu

Beşiktaş Belediyesi ve Karikatürcüler Derneği işbirliği ile bu yıl 18.’si gerçekleştirilen Nehar Tüblek Karikatür Ödülleri, Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Törene TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Beşiktaş Belediyesi Başkanvekili Kemal Çiloğlu, Karikatürcüler Derneği üyeleri, Erdoğan Bozok, Akdağ Saydut, dernek üyesi karikatüristler, Kabataşlıların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı. Törenin sunuculuğunu Akdağ Saydut yaptı.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, törende yaptığı konuşmada Karikatürcüler Derneği ve Beşiktaş Belediyesi’ni böyle anlamlı bir çalışmayı 18 yıldır sürdürmelerinden dolayı tebrik etti.

Karikatürcülük ve gazetecilik mesleğinin önemine değinen Güneş, “Türkiye, basın özgürlüğü alanında dünyada 154. sırada. Her sene bu alanda seviye kaybetmeye devam ediyor” dedi. TGC ve Karikatürcüler Derneği’nin basın özgürlüğü konusunda daha önceden açtığı bir sergiyi hatırlatan Güneş, geçmişte de basın ve ifade özgürlüğü konusunda sıkıntıların olduğunu dile getirdi.

Gazetecilerin hangi haberi yapıp hangi haberi yapmamasına kadar karışıldığına dikkat çeken Güneş, “Karikatürcülere de sürekli dava açılıyor” ifadesini kullandı.

“Gazetecilerin ve karikatürcülerin halka karşı sorumluluğunun işverenine karşı olan sorumluluğundan bile önce geldiğini” hatırlatan Güneş, “Karikatürcüler ve gazeteciler, iktidarın memuru asla olmadılar, olmayacaklar. Siyasetçilerin de bu konuda gerçeğin farkına varmasını diliyoruz” dedi. Güneş, daha sonra TGC Özel Ödülü’nü kazanan Mehmet Kahraman’a ödülünü takdim etti. (8 Mart 2013)

***

Sinop Valiliği’nden TGC’ye teşekkür

Sinop Valisi Dr. Ahmet Cengiz, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne (TGC) Sinop’ta düzenlediği yerel medya semineri dolayısıyla teşekkür etti.

Sinop Valisi Dr. Ahmet Cengiz tarafından TGC Başkanı Orhan Erinç’e gönderilen mektupta, şu ifadelere yer verildi: “16- 27 Mayıs tarihleri arasında TGC tarafından Gerze’de gerçekleştirilen 'Yerel Gazetecilikte Meslek için Eğitim' semineri ile Karadeniz Bölgesi'nde görev yapan basın mensuplarına büyük katkılar sağladığınız gibi etkinliğiniz Sinop’un tanıtımına da önemli rol oynadığı tarafımdan müşahede edilmiştir. TGC'nin bundan sonra gerçekleştireceği tüm etkinliklerde Sinop’a has misafirperverlik kültürünü katılımcılarımız en üst seviyede hissedeceklerdir.” (9 Mart 2013)

***

GÖP: Gazetecilerin habere ulaşma hakkı zedelendi

Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nün Kınalı girişinden gazetecilerin girmesinin engellenmesini eleştirdi. GÖP, gazetecilerin haber alma hakkının zedelendiğini belirtti.

93 gazetecilik meslek örgütünün oluşturduğu, dönem başkanlığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) yürüttüğü GÖP heyeti, Silivri’de Ergenekon davası duruşmasını izledi.

Duruşmayı izleyen heyette TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, Yönetim Kurulu Üyesi Recep Yaşar, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Başkan Vekili Savaş Kıratlı yer aldı.

GÖP Dönem Başkanlığı’nı yürüten TGC adına konuşan Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, "Gazetecileri suçunu bilmeden içeri tıkan zihniyet, onlara destek olunmaması için de elinden geleni yapıyor. Basının Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ne Kınalı girişinden girmesini engellediler. Canlı yayın araçları bile oradan giremedi. Bu da eziyetin bir parçası; ama biz gazetecilik meslek örgütlerini yıldıramayacaklar. Biz yargılanan ve tutuklu meslektaşlarımıza sonuna kadar destek olmaya devam edeceğiz" dedi. (13 Mart 2013)

***

GÖP: Gazeteciler tutuksuz yargılanmalı

93 meslek örgütünün oluşturduğu ve dönem başkanlığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) yaptığı Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), yaklaşık yedi yıldır tutuklu yargılanan gazeteci Füsun Erdoğan'ın İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmasını izledi.

Duruşmayı GÖP adına TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Basın Enstitüsü Derneği'nden Yurdanur Atadan takip etti.

Uzun tutukluluk sürecine değinen Güneş, "GÖP olarak hem Ergenekon hem de KCK kapsamında yargılanan tüm gazetecilerin duruşmalarını takip etmeyi sürdürüyoruz. Bugün de Füsun Erdoğan'ın duruşmasını izlemek için buradayız. Füsun Erdoğan 6,5 yıldır tutuklu. Türkiye'de 4. yargı paketi tartışılırken hâlâ birçok gazetecinin hem dava baskısı altında tutulması, hem de tutuklanma tehdidi altında gazeteciliği yapıyor olması çok ağır bir tablo. Basın özgürlüğü sıralamasındaki yerimiz bir şaka gibi; her yıl bulunduğu yerden düzenli olarak geriliyor. Bu sene 154. sıradayız" diye konuştu. Yargı ile ilgili yapılabilecek tüm düzenlemelerde basın özgürlüğü ekseninden de hareket edilmesinin büyük önem taşıdığına vurgu yapan Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazetecilerin mesleki faaliyetlerinin terör suçu kapsamında değerlendirilmesinden artık vazgeçilmesi gerekiyor. Biz hem iktidarı hem de meclisi, tüm muhalef partilerini bu ayıbın ortadan kaldırılması için işbirliğine çağırıyoruz. Gazetecilere Özgürlük Platformu olarak düzenli şekilde gazeteci duruşmalarını izlemeyi ve kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceğiz." (13 Mart 2013)

***

TGC: Sansür TBMM’ye de sıçradı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, TBMM’de gazetecilerin çalışma koşullarını düzenleyen yönetmelik değişikliğiyle ilgili bir açıklama yaptı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle: “TBMM Basın ve Yayın Mensuplarının Çalışmaları Hakkındaki Yönetmelik Değişikliği ile yeni getirilen uygulamalar sansürün TBMM çatısı altında uygulanıyor olması anlamına geliyor. Bu bir demokrasi ayıbıdır. Basın özgürlüğünün teminatı olarak gördüğümüz Meclis’in halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet eden gazetecilere getirdiği kısıtlamalar kabul edilemez. Halkın temsilcilerinin bulunduğu bir çatı altında, kamu yararı adına çalışan gazetecilerin engellenmesi hiçbir mantıkla bağdaşmamaktadır. Yönetmelik değişikliğine göre TBMM yerleşkesinde, her türlü canlı yayın, film ve fotoğraf çekimleri için başkanlığın izni istenirken, bu izinlerin de sadece bir kişi, mekân ve zaman ile sınırlı olarak verilecek. TBMM Genel Kurul toplantılarında, daha önce de olduğu gibi basın locasından flaş kullanılmamak kaydıyla fotoğraf çekimi yapılabilecek, görüntü temini ise yine TBMM Televizyonundan sağlanacak. TBMM Genel Kurulu'na Meclis-TV dışında kamera alınmayacak. Kameramanlar ve foto muhabirleri Basın Bürosunda yapılan basın toplantıları hariç izinsiz olarak kamera ve fotoğraf makineleriyle birlikte TBMM binalarında ve bahçelerinde dolaşamayacak, izin verilmedikçe komisyon ve siyasi parti grup toplantı salonlarına giremeyecekler. TBMM Başkanlığı’na hükümete ve muhalefet partilerine bu ayıbın ortadan kaldırılması için çağrıda bulunuyoruz.” (13 Mart 2013)

***

“Gazetecilere çalışma güvenliği sağlanmalı”

TGC Yönetim Kurulu, Cihan Haber Ajansı (CHA) ekibinin Ankara Dikmen'de yıkım olayını haberleştirirken saldırıya uğramasını kınadı. Açıklamada “Görevi halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet etmek olan gazetecilerin güç odakları tarafından haksızca sürekli hedef gösterilmesi, sözlü, yazılı ve fiziksel saldırıları tetikliyor. Öyle ki, gazetecilerin işlerini yaparken saldırıya uğraması Türkiye’nin günlük olayları haline geldi. Son saldırı CHA ekibine yapılmıştır. Dikmen’de yıkım olayını haberleştirmek için bulunan CHA muhabiri Ebubekir Atmaca ile kameraman Bilal Oflaz, yıkım görevlileri ve gecekonduda oturanlarının silahlı, taşlı, sopalı çatışması arasında kaldı” denildi.

Olayın sorumlularının yakalanmasının istendiği TGC açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Pompalı tüfekten çıkan saçmalarla kameraman Bilal Oflaz yüzünde yaralanırken, muhabir Ebubekir Atmaca saldırıya uğradı. Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel saldırıların olağan hale gelmesinin basın özgürlüğü açısından bir utanç konusu olduğunu hatırlatıyor, meslektaşlarımıza ve Cihan Haber Ajansı’na geçmiş olsun diyor, gazetecilere ivedi olarak çalışma güvenliği sağlanmasını bekliyoruz. Bu olayı halkın bilgi edinme hakkına yapılmış çirkin bir saldırı olarak niteliyor, olayın sorumlularının en kısa sürede yakalanarak cezalandırılmasını istiyoruz.” (16 Mart 2013)

***

TGC: Gazetecilik özenle yapılması gereken bir meslektir

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, İstanbul Barosu’nun Genel Kurul Toplantısı sırasında Akit Gazetesi’nin muhabiri Mehmet Özmen’in kürsüye çıkıp konuşmak istemesi ve düzenleme komitesi görevlileri tarafından zorla aşağı indirilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı.

Cemiyetin açıklaması şöyle: “Gazetecilerin görevi halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet etmektir. Haberleştirmek için bulunduğu konunun tarafı olmak Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne aykırıdır. Bildirge’nin 13. maddesi “Gazeteci, hangi konuda olursa olsun, elde ettiği bilgileri geniş biçimde yayın konusu yapmadan kendi yararına kullanamaz. Mesleğini, ne şekilde olursa olsun, (yasaların ve yönetmeliklerin kendisine tanıdığı hakların dışında) ayrıcalıklar kazanmak amacıyla kullanamaz” der. Ayrıca bildirgenin özdeşleşme maddesi “Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun öncelikle gazetecidir. Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir onun üyesi veya sözcüsü gibi davranmamalı ve bu yönde, yayın yapmamalıdır” diye gazeteciyi uyarır. İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda Akit Gazetesi muhabiri Mehmet Özmen’in kürsüye çıkıp konuşmak istemesi bu maddelere aykırıdır. Aynı şekilde İstanbul Barosu Genel Kurulu’nu düzenlemekle görevli olan kişilerin gazeteciyi kürsüden zor kullanarak indirmeye çalışması da doğru değildir. Bu olaydan hareketle gazetecinin haber kaynaklarına, haber kaynaklarının da gazetecilere özenli davranması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.” (21 Mart 2013)

***

GÖP, Odatv davasının 16. duruşmasını izledi

Dönem Başkanlığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) yürüttüğü Gazetecilere Özgürlük Platformu heyeti (GÖP), Çağlayan İstanbul Adalet Sarayı’nda görülen Odatv davasının duruşmasını izledi

Duruşmayı GÖP Dönem Başkanlığı’nı yürüten TGC adına Genel Sekreter Sibel Güneş, Basın Enstitüsü Derneği Koordinatörü Yurdanur Atadan, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Yönetim Kurulu Üyesi Barry White, Basın Konseyi Genel Sekreteri Avukat N. Kaan Karcılıoğlu, Türkiye Yayıncılar Birliği Kültür Yayıncıları Komisyonu Üyesi Hayri Erdoğan ve gazeteci Soner Yalçın, Nedim Şener, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu ile Uğur Dündar izledi.

Duruşma öncesinde TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş şu açıklamayı yaptı: “Halkın doğru, yansız haber alma hakkının ve basın özgürlüğünün korunması bu ülkede herkes için gereklidir. Türkiye düşünceyi ifade özgürlüğü, halkın gerçekleri öğrenme doğru ve yansız haber alma hakkı açısından çağdaş demokrasilerde rastlanmayan bir baskı ve sindirme döneminden geçiyor. İktidara muhalif gazete ve yazarlara uygulanan ağır baskılar ise sürüyor. Muhalif olan gazetecilerin terör örgütü üyeliği, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklanması ülkede yaratılan korku iklimini büyütüyor. Türkiye’de özgür basın sindirilmeye çalışılıyor. Sansür ve oto sansür gazetecilerin ayrılmaz bir parçası haline getirilmek isteniyor. Geçen yıl, GÖP dönem başkanlığını devrettiğimizde 179 ülke arasında 148. sıradaydık. 2012’nin açıklamasına göre, 6 basamak daha düşerek 154. sıraya geriledik. İktidar cezaevinde gazeteci olmadığı konusunda ısrar ederken uluslararası birçok kuruluş Türkiye’deki basın özgürlüğü konusunu “kriz” olarak tanımlıyor. Cezaevlerinde şu anda 68 gazeteci bulunuyor. Gazetecilere ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına yönelik baskılara artık dur denilmesini istiyoruz. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını, TMK ve TCK’deki basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddelerin değiştirilmesini, tutuklanan tüm meslektaşlarımızın tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Parlamentoyu acil yasa değişiklikleri konusunda duyarlı olmaya ve ivedilikle harekete geçmeye çağırıyoruz.”

(22 Mart 2013)

***

TGC: Almanya'daki duruşma Türk gazetecilere de açık yapılmalı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Almanya’da ırkçı saldırı sonucu öldürülen 8 Türk’le ilgili davanın duruşmasına Türk gazetecilerin alınmamasını kınadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu açıklamasında Münih’te yapılacak duruşmada ilk başvuran 50 gazeteciye yer ayrılmasına karşın Türk gazetecilerin akreditasyon dışı bırakılmalarının adil ve açık yargılama hakkına gölge düşüreceğini belirtti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu açıklamasında şöyle denildi: Türk gazetecilerinin “Öldürülen yurttaşlarının davasını izleyememelerinin çok yanlış bir tutum olduğu ortadadır. Münih’te yapılacak duruşmada, mahkemenin Türk gazetecilerinin de izleyebileceği şekilde bir an önce karar vermesini bekliyoruz. Bu konuda salonunun küçüklüğü de bir gerekçe olamaz. İstenilirse duruşma bir başka büyük salona alınabilir. Duruşmanın Türk gazetecilere de açık biçimde yapılmasını ivedi talep ediyoruz. Bunun da açık ve adil yargılama ilkeleri ve ifade özgürlüğü bakımından büyük bir gereklilik olduğunu düşünüyoruz.” (28 Mart 2013)

Başa Dön