Geri Dön

Haziran 2013 Raporu

TGC: Gazetecilere saldırıyı kınıyoruz

İstanbul Taksim’deki Gezi Parkı'nda 4 gündür nöbet tutan sivil inisiyatif gruba yapılan polis müdahalesi sırasında olayları izleyen gazeteciler yaralandı. Gazeteciler, milletvekilleri ve yurttaşlar biber gazı ve tazyikli sudan etkilendi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında gazeteci Ahmet Şık ve Hürriyet Daily News’ten Emrah Gürel’in yaralandığına; Milliyet Gazetesi Muhabiri Hüseyin Özdemir’in ise gaz etkisiyle baygınlık geçirdiğine dikkat çekerek  “Gazetecilik faaliyeti nedeniyle arkadaşlarımıza yönelik saldırı utanç vericidir. Bu olayı kınıyoruz. İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü’nden gazetecilere yönelik saldırıyı gerçekleştiren kişiler hakkında gerekli işlemin yapılmasını bekliyoruz” dedi.

TGC’nin açıklaması şöyle: “Gazetecilere yönelik yasakçı ve otoriter tavır ne yazık ki sürüyor.  Doğru, yansız haberleri hızlı bir biçimde ulaştırmaya çalışan meslektaşlarımız Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylarda yine hedef seçildi. Gazeteci Ahmet Şık ve Hürriyet Daily News Gazetesinden Emrah Gürel atılan gaz bombaları nedeniyle yaralandı. Milliyet Gazetesi muhabiri Hüseyin Özdemir ise yoğun biber gazından etkilendi. Basın özgürlüğünü engellemeye yönelik ve olayları izleyen gazetecileri bu tür yöntemlerle baskı altına alınmasını savunmak mümkün değildir. Meslektaşlarımıza geçmiş olsun derken, İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü’nden olayların sorumlularının bulunmasını bekliyoruz.” (1 Haziran 2013)

***

“Medyayı hedef seçerek sorunlar çözülmez”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Taksim “Gezi Parkı” için bir açıklama yaptı. Açıklaması şöyle; “Taksim Gezi Parkı'nda başlayan ve ülke geneline yayılan gösterilere polisin aşırı güç kullanımı ve sert müdahalesi sırasında gaz bombaları ve plastik mermilerle birçok meslektaşımız yaralandı. Olaylar sırasında gazeteciler, emniyet güçlerinin yanı sıra protestocuların da hedefi oldu. Bunlar kabul edilemez.  Medyayı hedef seçerek sorunlar çözülmez. Muhabirler, foto muhabirleri, kameramanlar en zor koşullarda halkın haber alma hakkı için görev yapıyorlar. İktidarın basın üzerindeki aşırı baskısı nedeniyle bazı yazılı ve görsel kuruluşların haberlerini sansürlemesinin yarattığı sorunların; zaten türlü güçlükler altında görev yapan  gazeteciler hedef seçilerek çözülemeyeceğini bir kez daha hatırlatıyoruz.

Son olaylarda yaralanan tüm meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyor, basının görevini yerine getirmesi için gerekli güvenlik koşulların sağlanmasını istiyoruz. İktidarı otoriter tavrından vazgeçmeye, basın ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi temel hak ve özgürlükler konusunda özenli davranmaya, copsuz, biber gazsız, plastik mermisiz bir üslup geliştirmeye davet ediyoruz. Muhalefetin de söylemlerinde basın emekçisini koruyan bir üslup kullanmasını bekliyoruz. Medya kuruluşlarını da başta siyasi otorite olmak üzere tüm taraflardan gelen baskılara karşı direnerek sansüre karşı çıkmalarını, gelişen olaylarla ilgili Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ni dikkate alarak toplumu doğru ve hızlı bir biçimde bilgilendirmeleri konusunda sorumlu davranmaya çağırıyoruz.” (2 Haziran 2013)

***

Emekli gazeteciler için Yaşam Evleri projesi

Basının merkezinde 40 yılı aşkın süredir çalışmalarına devam eden TGC Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı, gazetecileri ilerleyen yaşlarda bekleyen sorunlara karşı yaptığı çalışmalarla tanınan kurumların başında geliyor.

TGC Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç, “Meslektaşlarımızın yaşam kalitesini arttırmak, sosyal ve fiziki imkânlarını karşılamak amacıyla 40 yıldır çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

Genç, “Mesleki sorunları görüşmek amacıyla vakfın istek ve beklentileri, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç'a Ankara'da makamında iletildi. Emekli gazeteciler için Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesindeki fon desteğine bağlı yardım kriterlerinin arttırılması sözü alınmış, yıllık ödeme miktarı 4 bin TL olarak kurumun kaynaklarından muhtaç üyelerin IBAN hesaplarına havale edilmiştir. Bu bağış miktarının 5 bin TL’ye çıkarılması için girişimler sürdürülmektedir. Sosyal Komiteler kurarak vakfımıza yardım edecek çevreleri hazırladık" diye konuştu.

“Toplumsal iletişimi bozulan medya yaşlılarına, bakım üniteleri içeren ‘Yaşam Evleri’ kurulması yolunda çok ciddi çalışmalar yaptıklarını söyleyen Genç, “mesleğin hassasiyeti nedeniyle her kapıyı zorlamak yerine daha onurlu bir düzeyde üretken hizmetler peşinde olduklarını ifade etti. Genç, “Şişli Esentepe’de ki cazip imar alanı içinde bulunan mülkümüz üzerinde alış veriş merkezi kurulması için inşaat firmaları tarafından devamlı başvurular yapılmaktadır. Binanın diğer maliklerinin de onayı alındıktan sonra en büyük paya sahip mülkümüz üzerinde çıkarlarımıza uygun bir karar oluşturulacaktır” dedi.

Vakfın 24 saat çalışır hale getirildiğini dile getiren Genç, hedeflerini ise şöyle sürdürdü: "Dinlenme ve yaşam kalitesini arttırma merkezi kurulacaktır. Sosyal Hizmetler, kamu yönetimi, mali uzman, sosyal bilimler uzmanı ve hukukçudan oluşan 6 kişilik komite kurularak çalışmalar başlatılmıştır. İleriki günlerde 80 yaş ve üzeri meslektaşlarımıza vakfa muafiyet sağlanması halinde emekli maaşlarına her ay belirli oranlarda destek yardımı yapılacaktır." (10 Haziran 2013)

***

Olcayto: Gazetecilik güç bir sınavdan geçiyor

TGC, 67. kuruluş yıldönümünü kutluyor. TGC Başkanı Turgay Olcayto yaptığı yazılı açıklamada günümüzde gazeteciliğin yeni ve güç bir sınavdan geçtiğine dikkat çekti. “Kamuoyunun doğru, yansız bilgilenme hakkı olarak tanımladığımız basın özgürlüğünde büyük sıkıntılar var” diyen Olcayto açıklamasında, “Düşünceyi ifade özgürlüğündeki engeller henüz kalkmadı. Cezaevlerinde gazeteci bulunduran ülke ayıbından da henüz kurtulamadık. Oto sansürü şeffaf yayıncılığın önündeki en büyük engel olarak görüyoruz” ifadelerine yer verdi.

Olcayto sözlerini şöyle sürdürdü: “Güç koşullarda görev yapan gazetecilerin çalışma olanaklarını iyileştirme yolunda iktidardan da muhalefetten de katkı bekliyoruz. Çağdaş demokrasiye ulaşma yolunda Ceza Yasası, Ceza Usul Yasası ve Terörle Mücadele Yasası’nda iyileştirmeler yapılmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Umuyorum ki 68. yılımızı, cezaevlerinde tutuklu gazetecinin kalmadığı, düşüncesini ifade ettiği için bireylerin kovuşturulmadığı daha özgür bir ortamda kutlayacağız. Buna inanmak istiyoruz.” (11 Haziran 2013)

***

35 gazeteci ustaya şükran plaketi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC),  67. kuruluş yıldönümünü Cağaloğlu’nda bulunan TGC Lokali’nde kutladı.

Törende TGC Başkanı Turgay Olcayto, yaptığı konuşmasında TGC’nin mutlu gününde kendilerini yalnız bırakmayan çok değerli ustalara ve konuklara teşekkür etti.

Başkan Olcayto, “Türkiye’nin en yaygın gazetecilik meslek örgütünün bu mutlu gününde ustalarımızla ve üyelerimizle birlikte olmaktan çok mutluyuz” diye konuştu.

Törene TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC önceki Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter yardımcıları Ahmet Özdemir, Niyazi Dalyancı ve Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Masaracı katıldı.

Törende ayrıca TGC Balotaj Kurulu Sekreteri Haşmet Yavuz, üyeleri Olay Tan ve Şevket Uygun, TGC Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, Onur Kurulu Sekreteri Mustafa Dolu ve Onur Kurulu Üyesi Atilla Özsever, TGC Denetleme Kurulundan Ziyneti Kocabıyık hazır bulundu.

Davetliler arasında Basın İlan Kurumu İstanbul Şube Müdürü Mehmet Köşker, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Basın Konseyi Genel Sekreteri Kaan Karcılıoğlu, Konrad Adenauer Stiftung   (KAS) Proje Yöneticisi Bekir Öncel, yazar–ressam Gürol Sözen de yer aldı.

Törenin sunuculuğunu yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Türkiye’nin en büyük gazetecilik meslek örgütü olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 67 yıldır mesleki dayanışmayı sürdürüyor. Basın, ifade, iletişim, düşünce özgürlüğü alanındaki eksiklerin giderilmesi için çalışıyor” diyerek şöyle konuştu: “Halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet eden gazetecilik mesleğinin etik ilkelerinin korunmasında TGC çok önemli bir rol üstleniyor. Basın ve ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması için çalışıyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkının ne kadar önemli olduğunu ve bu konudaki ne kadar güçlü bir talep olduğunu Taksim Gezi Parkı’nda başlayan olaylar bir kez daha gösterdi. Cemiyet düzenlediği toplantı ve seminerlerle gazetecilerin bilgilerini güncellemesine ve paylaşmasına aracılık ediyor. Ödüllerle meslektaşlarını taçlandırıyor. Emekli, işsiz, meslektaşlarının yanında olmayı sürdürüyor. Tutuklu gazetecilerin duruşmalarını izliyor. Üyelerimize hukuksal danışmanlık hizmeti veriyor.”

Törenin açılış konuşmalarının ardından 35 usta gazeteciye şükran plaketlerinin takdim edildiği törene geçildi. (11 Haziran 2013)

***

Başkan Olcayto: Balbay’ı aramızda görmek istiyoruz

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın, 12 Haziran 2011 seçimlerinde milletvekili seçilmesine rağmen iki yıldır özgürlüğünden mahrum bırakılması, Silivri yargılamaları üzerine kendi yazdığı ‘Yargıtatör’ isimli oyunun sergilenmesiyle protesto edildi.

Etkinliğe katılan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto 63 gazetecinin tutuklu olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Size Balbay hakkında ne anlatabilirim diye düşündüm. İnsan, yazar, usta gazeteci, Silivri’de tüm baskı ve zulme karşı yiğitçe 4 yılı aşkın süredir göğüs geriyor. Üreten, düşünen, Türkiye’nin aydınlığı için sürekli projeler üreten Balbay... Türkiye bugünlerde zor değil çok zor bir süreçten geçiyor. Gazeteciler bile ikiye bölünmüş durumda. Basın, özgür, doğru ve yansız bir şekilde kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirmiyor.  Süreçte halk bugün bilgilendirilmiyor. Mesela Gezi Parkı’nda yaşananlar... Eğer sosyal medya olmasaydı ana akım medyada bu olayları göremeyecektiniz. Bunun yanı sıra bugün cezaevlerinde yalnız milletvekilleri, bilim insanları yok. Bugün itibarıyla 63 gazeteci arkadaşımız cezaevinde. Bu Türkiye’nin ayıbıdır. Bütün uluslararası veriler Türkiye’nin bu konuda sınıfta kaldığını gösteriyor. Ayrıca bu durum bize iktidarın verdiği kötü bir armağandır. Bizler artık cezaevlerinde tutuklu tüm gazetecilerin özgürlüğüne kavuşmalarını bekliyoruz. Balbay’ı da artık aramızda görmek istiyoruz." (13 Haziran 2013)

***

TGC: Basın ve ifade özgürlüğü cezalandırılamaz

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Taksim Gezi Parkı’ndan başlayan gösterileri izleyen 21 gazetecinin yaralandığına, 4 gazetecinin gözaltına alındığına dikkat çekti. TGC, olaylarda yaralanan ve gözaltına alınan tüm meslektaşlarına hukuksal destek vereceğini açıkladı.

İktidarı ve muhalefeti basın emekçilerine yönelik söylemlerinde özenli olmaya, güvenlik güçleri ve göstericileri de gazetecileri hedef seçmemeye davet eden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, medya kuruluşlarının tüm baskılara direnerek halkın haber alma hakkı için gerçekleri ortaya koyan şeffaf bir gazetecilik yapmasını istedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin açıklaması şöyle: “Taksim Gezi Parkı'ndaki direnişle başlayarak Türkiye’ye yayılan gösterilerde güvenlik güçlerinin göstericilere uyguladığı orantısız şiddet, gazetecileri de hedef almaya devam etmektedir. Hiçbir parasal karşılığı olmayan ama demokrasinin teminatı olan basın ve ifade özgürlüğü cezalandırılmaktadır.

Bugüne kadar gazetecilerin,  açılan davalar ve cezaevine konulma baskısı altında görev yapmaya çalışmasını görmezden gelenler, halkın basın ve ifade özgürlüğü konusunda bir talebi olmadığını ileri süren siyasetçiler, artık gerçeği görmek zorundadırlar. Bu ülkede basın emekçileri görevlerini yaparken can güvenliğinden yoksundur. Olayların başlangıcından bu yana 18 gazeteci yaralanmış, 4 gazeteci gözaltına alınmıştır. İktidar ve muhalefetin olayların başlangıcından itibaren medyaya yönelik eleştirileri olayları izleyen basın emekçilerinin hedef alınmasına neden olmuştur. Siyasetçilerin medyaya yönelik söylemlerinde özenli olması gerekir. Medya kuruluşları gazetecilerin can güvenliğini sağlayacak gerekli donanımı sağlamalıdır. Medya kuruluşları gazetecilere görevlerini yaparken oto sansür ve sansür baskısından uzak bir çalışma ortamı sağlamakla sorumludur. Gazetecinin sorumluluğu “Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi”nde şöyle yer alır: “Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve oto sansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır. Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir ve paylaşır. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler.”

Tüm bu yaşanan olayların ardından RTÜK’ün, Gezi Parkı olaylarında halkı şiddete teşvik ettikleri gerekçesiyle Ulusal TV, Halk TV, Cem TV ve EM TV’ye para cezası vermesi düşündürücüdür. Medyaya uygulanan sansür konusunda hiçbir kaygıyı kamuoyuyla paylaşmayan RTÜK, tamamen iktidarın görüşleri doğrultusunda işlev görmektedir. RTÜK’ü objektif davranmaya davet ediyoruz. Taksim Gezi Parkı’nda başlayan ve yayılan olaylarda tüm tarafların tutumu tarihi bir önem taşımaktadır.  Bu nedenle iktidarı ve muhalefeti, eylemlerde yer alan tüm grupları hoşgörü ve barış diline davet ediyoruz. İktidara toplumsal taleplerin dikkate almanın demokrasinin gerekliliği olduğunu hatırlatıyoruz. Basın emekçilerinin can güvenliğinin sağlanması için güvenlik güçlerini ve medyayı göreve çağırıyoruz. Olaylarda yaralanan ve gözaltına alınan meslektaşlarımızın isimlerini kamuoyuyla paylaşıyor; onlara tekrar geçmiş olsun diyor; basın ve ifade özgürlüğünün herkese lazım olduğunun altını çiziyoruz. Yaralanan ve gözaltına alınan tüm meslektaşlarımıza Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak hukuksal destek vereceğimizi duyuruyoruz.” (13 Haziran 2013)

***

“Toplumun özgürlüğü için basın özgürlüğü şart”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile birlikte 93 meslek örgütünün oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP), gazeteci Soner Yalçın, Nedim Şener, Ahmet Şık, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Yalçın Küçük’ün de aralarında bulunduğu 13 kişinin yargılandığı Odatv davasının duruşmasını izledi.
Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmayı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, GÖP Dönem Başkanlığını yürüten Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Yönetim Kurulu Üyesi Barry White, Cumhuriyet Gazetesi'nden Orhan Bursalı'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi izledi.

GÖP Dönem Başkanlığını yürüten Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi, duruşma öncesi basın açıklaması yaptı. Özgür toplumun sağlanabilmesi için basının özgür olması gerektiğini söyledi. (14 Haziran 2013)

***

“İşsiz Yunan meslektaşlarımızla dayanışma içindeyiz”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yayınlayarak “Yunanistan Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu’nun (ERT) kapatılması üzerine işsiz kalan 2 bin 800Yunanlı meslektaşımızla dayanışma içindeyiz” dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle: “Yunanistan’da 11 Haziran 20013 günü öğle saatlerinde hükümet sözcüsü ve Devlet Bakanı Simos Kedikoglou kanun hükmünde bir kararname ile Yunanistan Devlet Radyo ve Televizyon kurumunun ERT’in kapatıldığını açıkladı. Dört televizyon kanalı ve 6 ulusal radyo istasyonuna sahip ERT’nin 2 bin 800 çalışanı açıklama üzerine direnişe geçti ve ekranlardan yayınlarını durdurmayacaklarını açıkladılar. Gece yarısı polis ERT vericilerini susturdu ve ekranlar karanlığa gömüldü, radyolar sustu. Karar Yunanistan çapında 10 binlerce kişinin Atina, Selanik, Pire, İrakliyo ve birçok kentinde ERT binaları önünde toplanıp protesto yapmalarına neden oldu. Yunanistan’da koalisyon hükümetinin iki küçük ortağı PASOK ve Demokratik Sol (DİMAR) partileri karara karşı çıktıklarını açıkladılar. Kapatma kararının Yunanistan’da bir hükümet krizine yol açması bekleniyor. Avrupa Yayın Birliği (EBU) TRT gibi kurucu ortaklarından olan ERT’in kapatılmasını protesto etti. Medya tarihinde bir eşi daha görülmemiş bir kararla kamuya ait bir yayın kuruluşunun böylesine kapatılıp ekranlarının polis zoruyla karartılmasını ve 2 bin 800 Yunanlı meslektaşımızın ihbarsız, uyarısız sokağa atılmasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak kınıyor ve Ege’nin karşı kıyısındaki meslektaşlarımıza her türlü dayanışmayı göstereceğimizi açıklamayı görev biliyoruz.” (15 Haziran 2013)

***

TGC, RTÜK kararını protesto etti

Hayat Televizyonu’nun RTÜK tarafından lisansı olmadığı ve kaçak yayın yaptığı gerekçesiyle kapatılmasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak protesto etti. TGC’nin açıklaması şöyle: “Altı yıldır yayında olan Hayat TV’nin RTÜK’e lisans başvurusu olmasına rağmen bunun yok sayılması şaşırtıcıdır. RTÜK’ün önce Taksim Gezi Parkı olaylarını aralıksız yayınlayan Ulusal TV, Halk TV, Cem TV’ye para cezası vermesi, ardından da Hayat TV’yi kapatması kabul edilemez. RTÜK, İktidara hizmet için değil kamuoyu yararına hareket etmekle yükümlüdür. RTÜK’ün kararlarıyla halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet etmek yerine iktidarın medyayı cezalandırma aracı haline dönüşmesi demokrasimiz açısından düşündürücüdür. RTÜK’ü bu keyfi kararından vazgeçmeye çağırıyoruz. Demokratik ülkelerde yayın organlarına kapatma, toplatma ve para cezası gibi yaptırımların uygulanması savunulamaz. Hayat TV’nin kapatılması basın ve ifade özgürlüğüne aykırıdır. RTÜK’ün bu kararını protesto ediyoruz. Çoğulcu demokrasi anlayışı ile bağdaşmayan bu kararı basın özgürlüğüne vurulmuş yeni bir darbe olarak değerlendiriyoruz.” (15 Haziran 2013)

***

Olcayto: Gazetecilere yönelik şiddet son bulsun

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) basın davalarını izlemeyi sürdürüyor. TGC Başkanı Turgay Olcayto, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar ve Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver’le birlikte Silivri’de gazeteci Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ile KCK basın davalarını izledi.

TGC Başkanı Olcayto yaptığı açıklamada “ Basın mesleği ve gazete çalışanları fevkalade sıkıntılı bir dönemden geçiyor. İktidar-sermaye işbirliğinde kamuoyunun gerçekleri öğrenme hakkı kısıtlanıyor. Gazetecilerin haber yapmaları engelleniyor. Ve haberciler sık sık şiddete maruz kalıyor” dedi.

Olcayto, Gezi Parkı direnişinde gazetecilerin uğradığı aşırı şiddete de dikkat çekti: “Gezi parkı direnişi ile birlikte görevi sadece habercilik yapmak olan, bunun için uğraş veren muhabirler, foto muhabirleri ve kameramanlar polisin aşırı şiddet içeren davranışları ile karşı karşıya kalmaktadır. Bugüne dek 24 meslektaşımız yalnızca bu olaylarda yaralanmıştır. İMC editörü Gökhan Biçici 4 polis tarafından feci şekilde darp edilmiş, darp görüntüleri sosyal medyaya yansımıştır. Kamuoyunu bilgilendirmek için gecesini gündüzüne katan, özveriyle çalışan gazete muhabirlerine sahip çıkmak, onları korumak kolluk görevlilerinin; başta valiler ve emniyet müdürlerinin görevi olmalıdır. Aşırı şiddet uygulayan polis memurlarının bir an önce bulunarak kamuoyuyla paylaşılmasını bekliyoruz. Bu arada TGC halen cezaevlerinde bulunan 64 gazetecinin yargılanmalarını da yakından izliyor. Bugün de KCK basın davasında yargılanan meslektaşlarımızın duruşmalarını izlemek üzere Silivri’ye geldik. Umuyoruz ve bekliyoruz ki bu meslektaşlarımız da en kısa sürede özgürlüklerine kavuşur.  Türkiye cezaevlerinde çok sayıda gazeteci bulunduran ülke olma ayıbından kurtulur.” (18 Haziran 2013)

***

TGC: Başbakan gazetecileri hedef göstermekten vazgeçmeli

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), bir basın açıklaması yaparak Taksim Gezi Parkı olayları sırasında yaralanan gazeteci sayısının 24’e, gözaltına gazeteci sayısının ise sekize yükseldiğini açıkladı. TGC yaptığı açıklamada Başbakan’ın hem Türk, hem de yabancı gazetecilere yönelik tehditlerinin gazetecilerin can güvenliğini ortadan kaldırdığına dikkat çekti. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin açıklaması şöyle: “Taksim Gezi Parkı’ndan başlayan ve Türkiye geneline yayılan olaylarda basın ve ifade özgürlüğünün cezalandırılması süreci devam etmektedir. Göstericilere yönelik orantısız şiddeti haberleştiren gazetecilerin çalışması engellenmektedir. Şu ana kadar güvenlik güçlerinin eylemcilere yönelik müdahalesi sırasında 24 gazeteci yaralanmış, sekiz gazeteci de gözaltına alınmıştır. Taksim Gezi Parkı'na polisin müdahalesi sırasında gazetecilerin girmesi yasaklanmıştır. Meslektaşlarımızın çalışırken kullandığı gaz maskelerine el konulmuştur. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarında hem Türk, hem de yabancı gazetecilere yönelik tehditlerde bulunması meslektaşlarımızın can güvenliğini ortadan kaldırmıştır.  Başbakan konuşmalarında gazetecileri hedef göstermemelidir. İllerdeki valiler ve emniyet müdürleri hem halkın, hem de gerçekleri haberleştiren gazetecilerin can güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Vali ve emniyet müdürlerini gazetecilere yönelik gözaltı uygulamalarından vazgeçmeye, temel insan hak ve özgürlüklerine özen göstermeye, halkın ve gazetecilerin can güvenliklerini sağlamaya davet ediyor; gözaltına alınan meslektaşlarımızın en kısa zamanda bırakılmasını istiyoruz.” (18 Haziran 2013)

***

TGC: El-Cezire kameramanlarının dövülmesini kınıyoruz

Taksim Gezi Parkı’ndan başlayan ve yayılan olaylarda göstericilere uygulanan orantısız şiddet gazetecileri hedef almaya devam ediyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu açıklamasında, “El-Cezire kameramanları Kemal Soğukdere ve Alper Çakıcı polisler tarafından dövüldü. Bu olayı kınıyor, Vali ve İstanbul Emniyet Müdürü’nü olayın sorumlularını ortaya çıkarmaya çağırıyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak meslektaşlarımıza hukuksal destek vereceğimizi duyuruyoruz” denildi. (19 Haziran 2013)

***

Ergenekon davasında 320. duruşma görüldü

Ergenekon davasının 320. duruşmasına Silivri'de devam edildi. Yargılama sürecini başından beri dikkatle izleyen Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), bu kez de meslektaşlarını yalnız bırakmadı. Duruşmayı TGC adına Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver izledi. Davanın tutuklu sanıklarından, Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve CHP milletvekili Mustafa Balbay, salondaki izleyicileri selamlarken "Halktan büyük iktidar yok" dedi. Gerçek gazeteciliğin önemine vurgu yapan Balbay, gazetecileri 'gerçek gazetecilik' yapmaya çağırdı. (22 Haziran 2013)

***

“Meslektaşlarımızın yanındayız”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver ve Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Masaracı Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci Mustafa Balbay ve Turhan Özlü'yü ziyaret etti

Silivri Cezaevi’nde gazeteci Mustafa Balbay ile Turhan Özlü’yü ziyareti sırasında konuşan TGC Başkanı Turgay Olcayto, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda ayıplı ülke olmaya devam ettiğini, gazetecilerin düşünceleri ve yazdıkları nedeniyle cezaevinde tutulduğuna dikkat çekti.

Olcayto "Meslektaşlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Basın ve ifade özgürlüğünün bir anlamı olmadığını düşünenler, gazetecilerin kamu adına denetçilik yaptığının artık farkında olmak zorundalar. Önemli olan gazetecilerin hiçbir baskı altında kalmadan özgürce çalışabilmeleri ve kamuoyunu doğru ve yansız biçimde bilgilendirme görevini hakkıyla yerine getirebilmeleridir” dedi.

Olcayto, tutuklu tüm meslektaşlarının serbest bırakılması gerektiğini vurguladı. Balbay da ziyaret sırasında yalnızca gazetecilik faaliyeti nedeniyle yargılandığına işaret ederek tüm meslektaşlarını 5 Ağustos'ta yapılacak karar duruşmasına davet etti. Balbay, "Bu davanın karar duruşmasında tüm meslektaşlarımızı dayanışma için bekliyoruz" dedi. (26 Haziran 2013)

***

TGC ve TGS İstanbul Şubesi İstanbul Valisi’ni ziyaret etti

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu ziyaret ederek Taksim Gezi Parkı olaylarında halkla birlikte güvenlik güçlerinin orantısız şiddetine maruz kalan gazetecilerin durumunu paylaştı. Gazetecilere şiddet uygulayan güvenlik güçleri hakkında işlem yapılmasını istedi. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ise gazetecilere yönelik şiddet uygulayan polislerle ilgili işlem yapılabilmesi için fotoğraf ve görüntülerin Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası aracılığıyla Valiliğe ulaştırılmasını istedi. Ziyarete Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Başkan Vekili Vahap Munyar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş katıldı. Ziyarette gazetecilerin son örneği Taksim Gezi Parkı olaylarında görüldüğü gibi toplumsal olaylarda çalışma güvenliğinin olmadığı vurgulandı. Gazetecilerin olayları görüntülediği ve fotoğrafladığı için güvenlik güçlerinin sık sık hedefi haline gelebildiğine dikkat çekildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, görüşmede İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’ya şunları söyledi: “Son olaylarda 54 gazetecinin yaralandı. 34 gazeteci gözaltına alındı. Polisin orantısız güç kullanımı nedeniyle kamuoyunu bilgilendirme görevini yapmaya çalışan gazeteciler görevlerini gereğince yerine getiremediler. Güvenlik güçlerinin sert tutumuyla yaratılan korku iklimi, özgür haberciliği de engellemiş oldu. Toplumsal olaylarda bundan böyle gazetecilerin hedef alınmadığı gazetecilerin korkusuzca çalışabildiği bir ortam yaratılması en büyük dileğimizdir. Bunu da kentin Valisi olarak sizden istiyoruz.” (28 Haziran 2013)

***

“Gazetecilere yönelik şiddet cezalandırılmalı”

65. Yerel Gazetecilik ve Meslek İçi Eğitim Semineri, Basın İlan Kurumu’nun Kocaeli’ndeki Bayramoğlu Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Sunuculuğunu Mehmet Mahmudoğlu’nun üstlendiği seminerin açılış konuşmalarını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto ve Konrad Adenauer Stiftung Türkiye Temsilcisi Colin Dürkop yaptı.

Başkan Olcayto, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şubesi olarak İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu ziyaret ederek Taksim Gezi Parkı olaylarında halkla birlikte güvenlik güçlerinin orantısız şiddetine maruz kalan gazetecilerin durumunu paylaştıklarını söyledi.
Gazetecilerin en önemli sorunlarının başında basın kartının geldiğini dile getiren Başkan Olcayto, basın kartı olmayan gazetecilerin polis tarafından 'gazeteci olmadıkları' iddia edilerek hırpalandığına dikkat çekti.

Başkan Olcayto, "Polisin orantısız güç kullanımı nedeniyle kamuoyunu bilgilendirme görevini yapmaya çalışan gazeteciler görevlerini gereğince yerine getiremediler. Kimisi gözaltına alındı, kimisi hırpalandı. Bunları Vali Bey'e anlattık. Polisler kamuoyu için çalışıyorsa gazeteciler de kamuoyunu bilgilendirmek için çalışıyor. Kamu görevini yapıyorlar" dedi. "Bugün birlik olma günü" diyen Başkan Olcayto, "Bu nedenle ayrı gayrıyı bir yana bırakıp salt gazetecilik için çalışmak gerektiği inancındayım" ifadelerini kullandı.

Açılış konuşmalarının ardından ilk oturuma geçildi. Başkanlığını TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver’in yaptığı ilk oturumda TGC Önceki Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Orhan Erinç “İçerik Sorunları”; Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tufan Türenç “Sermaye-Siyaset Sarmalında Medya” konularında birer konuşma yaptı.

Medyanın kısa bir değerlendirmesini yapan Güver, şunları söyledi: "Bugün medya ve medya mensupları açısından baktığımız zaman; malzemenin, yazacak şeyin çok fazla olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan da basın ve ifade özgürlüğünün önünde engeller olduğuna da tanık oluyoruz. 'Ne yazık ki' diyebileceğimiz olumsuz bir durum ile karşı karşıyayız. Şu anda medya haberden ve haberciden vazgeçmiş durumda. Editör masalarında sahada hiç çalışmamış kişiler çalışıyor."

Gezi Parkı olayları sırasında medyanın sergilediği tutuma dikkat çeken Güver, "Basın mensupları açısından olabildiğince çok malzeme olmasına rağmen; medyanın bir kısmı bu olayları görmedi, bir kısmı protestocuların gösterileriyle sonradan yayınlarında yer verdi.

Bir kısmı yanlı olarak kamuoyuna sundu" diyerek basının Gezi Parkı olaylarındaki tavrını eleştirdi ve basının iyi bir sınav veremediğini söyledi.

TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, "İçerik Sorunları’ başlıklı bir konuşma yaptı.

Gezi Parkı olaylarının okur-izleyici-dinleyicinin içeriğe tepkisini de gündeme getirdiğini dile getiren Erinç, bu olayların 'yayınlanan haber' kadar 'yayınlanmayan haberlere' de mercek tuttuğuna dikkat çekti. Erinç, konuyu hem basın çalışanları hem de okur, izleyici ve dinleyici açısından ele alarak anlattı. (29 Haziran 2013)

***

“Halk haber alma özgürlüğünü istiyor”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)- Konrad Adenauer Stiftung (KAS) 65. Yerel Gazetecilik Semineri'nin ikinci oturumunda gündem gazetecilik, basın özgürlüğü etik, hukuk ve yeni medya oldu.

Oturumda TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Günümüz Medyasında Etik Sorunlar”; Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı İsmail Hakkı Polat, “Yeni Medya”; TGC Hukuk Danışmanı Avukat Gökhan Küçük, “Gazetecilik ve Basın Özgürlüğü” başlıklarında katılımcılarla bilgilerini paylaştı. Oturumu TGC Ankara Temsilcisi Taylan Erten yönetti.

Erten, mesleğin utanç verici bir dönemden geçtiğini söyledi. Etik sorunların bütün sorunların bel kemiğini oluşturduğunu dile getiren Erten, oturum hakkında bilgi vererek oturumu başlattı.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Günümüz Medyasında Etik Sorunlar” başlıklı bir konuşma yaptı.

Devletin gazetecileri memur gibi görmeye çalıştığını söyleyen Genel Sekreter Güneş, 2005 yılından beri iktidarın medya ve sivil toplum örgütlerine karşı bir bakış bozulması olduğunu belirtti. Güneş, şunları söyledi: "Medya üzerindeki baskı, 2005 yılından beri ağırlıklı olarak kendini hissettirdi. Türk Ceza Kanunu'ndaki değişiklikler de bu döneme denk geliyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, hazırladığı raporla TCK’daki sorunlu maddelerde değişiklikler istedi. Bu değişiklikler yapılmaz ise gazetecilerin rahatlıkla tutuklanabileceğini, hatta dışarıda gazeteci kalmayacağını vurguladı.

Taksim Gezi Parkı protestoları sırasında yaşanan olayların basın ve ifade özgürlüğünün parasal bir karşılığı olduğunu da gösterdiğini aktaran Genel Sekreter Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Halkın haber alma hakkının önlenmesinin ilk kez parasal bir maliyeti oldu. Örneğin son olaylarda bankaların sahibi olduğu televizyon kanallarının yaşananları görmezden gelmesi bu kurumların marka değerlerini zarara uğrattı. Vatandaş haber alma özgürlüğünün kısıtlanmasını, bankalardaki hesaplarını kapatarak ödetme yoluna gitti. Basın ve ifade özgürlüğünün parasal bir karşılığının olduğunu gören bazı medya yöneticileri, daha sonra özür dilemek zorunda kaldı."

Basın emekçilerin yerelde ve yaygın medyada işlerini düzgün yapmaya çalıştığını dile getiren Genel Sekreter Güneş, "Meslektaşlarımız bir yandan kendi yayın kuruluşlarının politikası nedeniyle polis şiddeti ile uğraşırken bir yandan da göstericilerin tepkileriyle karşılaştılar. Birçok meslektaşımız yaralandı, gözaltına alındı, canlı yayın araçları devrildi. Medya kuruluşları artık gazetecilerin güvenliğini sağlamayı çok daha fazla önemsemek zorunda" dedi.

İfade özgürlüğü kavramı üzerinde duran Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Danışmanı Avukat Gökhan Küçük 'ifade özgürlüğünün özü itibariyle düşündüğünü ifade edebilmek' olduğunu belirtti. Küçük, sözlerini şöyle sürdürdü: "İfade özgürlüğü, ifade edebildiğin için korkmamaktır. Yazıyı yazacağım diye, şiir okuyacağım diye, resim yapacağım diye, kendi görüşünü, düşüncesini bildireceğim diye korkmamaktır. Bir yazı yazınca dava açılır mı diye düşünmemektir. Kalemle kağıt arasına başka bir düşüncenin girmemesidir. Ana mesele budur. İktidarlar, yönetenler çoğunlukla basından çekiniyorlar. Özellikle gazetecilik muhalifliktir. Mesleğin özü muhalefet üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla iktidarla basın arasında tarihin her döneminde uçurum olmuştur."

Gökhan Küçük, ifade özgürlüğü için demokratik, çoğulcu bir ortamın olması gerektiğini de dile getirdi. Eleştirinin önemine de değinen Küçük, "Eleştiri, çok önemli bir özelliktir. Önemli bir güzelliktir. Birbirimizi eleştirebiliyor muyuz?" diyerek eleştirinin önemine vurgu yaptı. Küçük, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili Türkiye'den giden müracaatların çoğunu kabul ettiğine, Türkiye aleyhine tazminatla sonuçlandırdığına dikkat çekti. (30 Haziran 2013)

***

Uzman gazeteciliğe ihtiyaç artacak

TGC-KAS Yerel Gazetecilik Semineri'nin ikinci günündeki ilk oturumda internet, ekonomi, spor haberciliği ile yerel haberciliğin temel ilkeleri ele alındı.
Oturuma TGC Balıkesir Temsilcisi Önder Balıkçı başkanlık yaptı. Oturumun ilk konuşmacısı TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, “İnternet Medyası”; başlıklı sunumunda internetin medyaya etkileri konusunda bilgi verdi.

Yaşar şöyle konuştu: "İnternet, televizyon kadar hızlı, gazete kadar da ayrıntılı bilgi akışı verebiliyor. Aynı zamanda okuyucuyu üretimin bir parçası haline getirdi. İnternet üzerindeki denetim ve sahiplenme çabaları artacaktır. İnternetin etkinliğinin artmasına siyasi otorite bu konudaki hakim olma isteğini arttıracak. Yeni nesil, artık gazete alma ihtiyacı hissetmiyor. Eski kuşak sonrası eve gazete alınmayacak. Bazı köklü gazeteler, kağıda basılı gazete çıkarmaya son verdi. Geleneksel haber kurumları eski yapıda olamayacaklar, sayıları gittikçe azalacak. İçerik olarak yerellik daha fazla önem kazanacak. Uzmanlaşma ön plana çıkacak. Editörün seçtiği değil, okuyucunun seçtiği ön plana çıkacak. Kişiselleştirme anlayışı ön plana çıkacak. Bilgi kirliliği içinde doğru bilgiye ulaşmak noktasında gazetecilere önemli görevler düşüyor. Hızlı, doğru, kısa ve anlaşılır haber ön plana çıkacak. Tabii sorunlar da var. Künye sorunu tam aşılamadı. Sadece dijital ortamda yayın yapanlar güçlü haber merkezleri kuramadılar. Yasal olarak medya kuruluşu olarak tanımlanmıyorlar. Basın kartı alamıyorlar. Yayınlar, TCK kapsamında suç unsuru olarak tanımlı. Yasal düzenleme konusunda sıkıntı var.”

TGC Ankara Temsilcisi Taylan Erten ise "Yerel Medyada Ekonomi Haberciliği" başlıklı konuşmasında Türkiye'deki ekonomi gazeteciliğin geçmişi hakkında bilgi verdi.

İkinci oturumunda TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve A Haber Editörü İhsan Yılmaz, “Haber Merkezlerinin Bölge Muhabirlerinden Beklentileri ve Haber Değerlendirme Kriterleri” konusunu masaya yatırdı.

İkinci günün üçüncü ve organizasyonun son oturumunda TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, “Yerel Basın ve Basın İlan Kurumu” başlığıyla yapacağı sunumda bilgilerini paylaştı. 1960 yılında kurulan Basın İlan Kurumu'nun görevlerini anlattı:  "Basın İlan Kurumu, resmi ilanları, kamu kurum ve kuruluşlarına ait reklamları, vasıfları Genel Kurul tarafından tespit edilen mevkutelerde, fikir ve içtihat farkı aranmaksızın yayınlanmasına aracı olmaktadır. Şubelerinin bulunmadığı yerlerde ise aynı esaslar dahilinde valiliklerin aracı olmasını sağlamaktadır. Şu anda 369 gazete Basın İlan Kurumu'ndan ilan alıyor.” (30 Haziran 2013)

Başa Dön