Geri Dön

Temmuz 2013 Raporu

TGC-KAS 65. Yerel Medya Semineri sona erdi

TGC- KAS’ın birlikte 16 yıldır düzenlendiği yerel medya seminerlerinin 65'incisi Basın İlan Kurumu’nun Kocaeli’ndeki Bayramoğlu Tesisleri’nde yapıldı.

Yerel Gazetecilikte Meslek İçi Eğitim” konulu seminere; Kocaeli, Yalova, Düzce ve çevre ilçelerden çok sayıda gazeteci katıldı. Seminerler; akademisyenleri, usta gazetecileri, yerelde çalışan meslektaşlarıyla buluşturarak mesleki bilgilerin paylaşabileceği platformun oluşmasını sağladı.

2 gün süren seminerde birbirinden önemli konular ele alındı. İçerik sorunlarından sermaye siyaset sarmalarında medyaya, günümüz medyasındaki etik sorunlardan yeni medyaya kadar pek çok konu; gazeteciler, avukatlar, akademisyenler tarafından katılımcılara oturumlarda aktarıldı.

Seminer, TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun Değerlendirme konuşması ve Sertifika töreni ile sona erdi.

Olcayto, kapanış konuşmasında, "Türkiye'nin çağdaş, çok sesli, demokrasiye kavuşması en büyük dileğimiz. Önemli olan Türkiye'nin çok seslilik içinde çağdaş bir demokrasiye ulaşması yolunda hem yayın hem de yerel basının üstüne düşen görevi layıkıyla yapabilmesidir" dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak siyasete hep uzak durduklarını aktaran TGC Başkanı Olcayto, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama bu tarafsızlık kamuoyunun yanıltılmasına karşı çıkmamak anlamında değil. Bu tarafsızlık hiçbir zaman sansürü, oto sansürü Türkiye'ye reva gören iktidarlara karşı çıkmamak anlamında değil" dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin meslek için çalıştığının altını çizen Başkan Olcayto, TGC'nin en sağdan en sola kadar bütün yayın organlarından Cemiyetin 3589 üyesinin bulunduğunu söyledi.

Başkan Olcayto, meslektaşlarına şu tavsiyede bulundu: "Ne olursa olsun küçük siyasi çıkarlar için bölünmeyin. Salt gazeteciliği yerine getirmeye çalışın" dedi.

TGC ve KAS'ın birlikte düzenlediği seminerlerin devam edeceğini söyleyen Başkan Olcayto, önümüzdeki seminerlerde medya okuryazarlığı konusunun da işleneceğini belirtti.

Olcayto, Yerel Medya Ödülleri düzenleyerek yereldeki basın çalışanlarını ödüllendirdiklerini anlattı. Bu yıl ödül kazanan Mustafa Kemal Bektaş'ın Almanya'ya gönderildiğini dile getiren Olcayto, bu yarışmaya herkesin eserlerini göndererek katılabileceğini sözlerine ekledi. Başkan Olcayto'nun değerlendirme konuşmasının ardından sertifika törenine geçildi. (1 Temmuz 2013)

***

Güneş: Gerçeği aramaktan vazgeçmeyin

Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) İstanbul Bölge Müdürlüğü tarafından iletişim fakültelerinin son sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen "Gazetecilik Mesleğine Başlangıç Eğitimi’ne katılan kursiyerlere katılım belgeleri TGC Basın Müzesi’nde düzenlenen törenle takdim edildi.

Törene; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Onur Kurulu Sekreteri Mustafa Dolu, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon İstanbul İl Müdürü Necmettin Altuntaş, Basın İlan Kurumu İstanbul Şube Müdürü Mehmet Köşker’in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon İstanbul İl Müdürü Necmettin Altuntaş, eğitim kursunun bu yıl ikincisinin düzenlendiğini belirtti. Altuntaş, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin de içinde bulunduğu kurumlara ve mesleki bilgilerini paylaşan kişilere teşekkür ederek sözlerini bitirdi. Katkılarından dolayı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne plaket verildi. Plaketi TGC adına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Altuntaş’ın elinden aldı. Ayrıca TGC Genel Sekreteri Güneş ile TGC Onur Kurulu Sekreteri Mustafa Dolu’ya mesleki deneyimlerini kursiyerleler paylaşmaları dolayısıyla teşekkür belgesi takdim edildi.

Açılış konuşmasının ardından sertifika törenine geçildi. Plaketi ve teşekkür belgesini alan Genel Sekreter Güneş, genç gazeteci adaylarına şu tavsiyelerde bulundu: “Sizlerle birlikte olduğumuz için çok mutluyuz. Gazeteciliği seçiyor olmanız bile, bir meslek mensubu olarak bizler için çok değerli. Gerçeği aramaktan hiç vazgeçmeyin. Politik görüşünüz ne olursa olsun, sizi yalnızca gerçek bağlayacak. Vatandaş ve kamunun yararına olan sorumluluğunuzun; hükümete, patrona karşı olan sorumluluğunuzdan önce geldiğini hiç unutmayın. Anahtar noktanız kamu yararı. Mesleğinizi halkın bilgi edinme hakkına hizmet için yapın” dedi.

Basın İlan Kurumu İstanbul Şube Müdürü Mehmet Köşker, ödülü alırken, “Biz Basın İlan Kurumu olarak ilan memurlarımızı iletişim fakültesi mezunlarından alıyoruz. Elimizden gelen gayretleri gösteriyoruz ama biz yetmeyiz tabii. Biz isteriz ki, medya daha iyi gelişsin. Arkadaşlarımız iş bulsunlar” diye konuştu. (6 Temmuz 2013)

***

TGC: Meslektaşlarınızserbest bırakılsın

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Mısır’da gözaltına 4 Türk gazetecinin serbest bırakılmasını talep etti. Star Haber muhabiri Murat Uslu ve kameraman Zafer Karakaş’ın, A haber muhabiri Fatih Er ve kameraman Tufan Güzelgün’ün haber için Kahire’de olduğunu belirten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklama şöyle: "Meslektaşlarımız görevlerini yaparken haksız yere gözaltına alındılar. Uluslararası kurallar gazeteciyi ‘savaşların savaşmayan tarafı’ olarak tanımlamasına ve onlara dokunulmazlık tanımasına karşın, Mısır’da meslektaşlarımızın gözaltına alınması kabul edilemez. 4 meslektaşımızın hemen serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Dışışleri Bakanlığı’nı meslektaşlarımızın can güvenliklerinin sağlanması, halkın gerçeklerden haberdar olma hakkının sağlanması ve özgür haber akışı için Mısır’a baskı yapmaya çağırıyoruz.” (9 Temmuz 2013)

***

“Polis tehdidi sınır tanımıyor

İstanbul, Taksim Gezi Parkı sürecini izleyen habercilere yönelik biber gazı, plastik mermi, asitli su ve coplu polis müdahalesine bir yenisi daha eklendi.

İstanbul Güvenlik Şube Müdürü Yunus Dolar, 8 Temmuz Pazartesi günü Taksim Gezi Parkı’nda gelişmeleri izleyen gazetecileri tehdit etti.

Televizyon haber bültenlerine yansıyan görüntülerde gazetecilerin “Biz gazeteciyiz. Neden üzerimize gaz bombası ve plastik mermi atılıyor?” şeklindeki sorusuna “korunamıyorsanız burada işiniz ne?” diye yanıt veren Yunus Dolar, bununla da yetinmedi; gazetecileri "git ekmeğinle oynama" diyerek işten attırmakla ve gözaltına almakla tehdit etti.

Dolar’ın bu tutumunu kınayan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu açıklamasında şu görüşlere yer verdi: “27 Haziran tarihinde TGC ve TGS İstanbul Şubesi olarak İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’ya yaptığımız ziyarette gazetecilere yönelik şiddete başvuran polisler hakkında işlem yapılmasını istedik. Vali Mutlu, gazetecilere yönelik şiddetle ilgili başvuruların dikkate alınacağını söyleyerek polis şiddetini kanıtlayan görüntü ve fotoğrafları istedi. Vali Mutlu’ya bu sözünü hatırlatıyor ve gazetecileri açıkça tehdit eden Yunus Dolar hakkında gerekli işlemi yapmasını istiyoruz. Uygulanmayan yaptırımlar nedeniyle polislerin gazetecilere karşı hukuk dışı davranması önlenemiyor. Sonuçta polis şiddeti sınır tanımaz hale geliyor. Burada sorumluluk sadece polislerin değildir. Vali ve Emniyet Müdürü olmak üzere tüm amirler de bu olaylardan sorumludur. Hukuk devletinde polis şiddetine prim verilmemesinin yolu gerekli yaptırımların uygulanmasından geçer."

TGC Yönetim Kurulu, meslektaşlarına da bir kez daha çağrıda bulundu. Polis şiddetini yaşayan gazetecilere hukuksal destek verileceğine vurgulayan TGC Yönetimi, “Meslektaşlarımızdan gazeteciye yönelik polis şiddetini ortaya koyan tüm kamera kayıtlarını ve fotoğrafları bizimle acilen paylaşmalarını istiyoruz” dedi. (11 Temmuz 2013)

***

TGC’den kadın parlamento muhabirlerine tacize kınama

Adalet ve Kalkınma Partisi Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, kadın parlamento muhabirlerine hakaret içerikli ifadelerde bulunduğu gerekçesiyle meslek örgütlerince kınandı

TGC Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada “AKP Milletvekili Zeyid Aslan, 4 kadın Meclis muhabirine sözlü tacizde bulundu. Milletvekili Zeyid Aslan’ı kınıyoruz. Meslektaşlarımızdan özür dilemesini bekliyoruz” dedi.

TGC yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi: “Gazetecilere yönelik sözlü ve fiziksel şiddetin olağanlaştırıldığı, tüm girişimlerimize rağmen de bu olayların görmezden gelindiği ve cezasız kaldığı bir dönemi yaşıyoruz. Siyasetçilerin kullandıkları nefret söylemi ve şiddet dili gazetecileri hedef haline getiriyor. Toplumsal barışı zedeliyor, gerginliği tırmandırıyor. Habercilere yönelik biber gazı, plastik mermi, asitli su, coplu polis müdahalesi, işten attırma tehditlerinden sonra şimdi de AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, 4 kadın meslektaşımıza sözlü tacizde bulundu. Meclis'te uyurken çekilen fotoğrafları basına yansıyan AKP milletvekili, haberle ilgisi olmayan meslektaşlarımıza, ‘Bir dahaki dönem hiçbir gazeteci buraya giremeyecek! Sizi buraya sokturmayacağım! Elimden ne gelirse yapacağım! Bunun mücadelesini vereceğim. Siz bu yaptıklarınızı gazetecilik mi sanıyorsunuz? Biz de insanız yoruluyoruz. Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam, ‘bunların gerçeği bu’ diye… Ahlaksız olurum değil mi? Ama sizinki gazetecilik oluyor’ demiştir. AKP Milletvekili Zeyid Aslan’a oy veren kadın seçmenler açısından da durum üzücüdür. Milletvekili Aslan, kadınlara nasıl baktığını bu olayla net bir şekilde göstermiştir. AKP milletvekili Aslan’ı kınıyoruz. Kendisini meslektaşlarımızdan özür dilemeye çağırıyoruz. Demokrasinin tahammül rejimi olduğunu hatırlatıyor, gazetecileri tehdit ederek, sözlü tacizde bulunarak, çalışmalarını engelleyerek halkın gerçekleri öğrenme hakkının ortadan kaldırılamayacağını bir kez daha belirtiyoruz.”(13 Temmuz 2013)

***

Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğü yok”

Bangladeş Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ticaret Koordinatörü Kemal Doğan, Bangladeş İstanbul Başkonsolosu Marjurul Karim Khan Chowdhury, gazeteci- yazar ve film yapımcısı Shahriar Kabir, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret etti.

Ziyarette TGC Başkanı Turgay Olcayto ve TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş hazır bulundu. TGC Başkanı Olcayto, konuklarının Türkiye’de gazetecilik, gazetecilik meslek örgütlerinin faaliyetleri, dünden bugüne gazetecilerin karşılaştığı sorunlar, sosyal haklar, düşünce, ifade ve basın özgürlüğü gibi merak edilen sorulara yanıt verdi. Gazeteci- Yazar ve film yapımcısı Shahriar Kabir, ülkesinde gazetecilerin yaşadığı sorunları aktardı. İngilizce bir belgesel hazırlığında olduğunu dile getiren Kabir, Türkiye’deki basın, düşünce ve ifade özgürlüğü hakkında da bilgi aldı.

Olcayto, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti hakkında bilgi vererek konuşmasına başladı. Başkan Olcayto, TGC’nin 81 ilden 3 bin 500’ü aşkın üyesi bulunan ve ülkenin en büyük gazetecilik meslek örgütü olduğunu söyledi. Türkiye'de şu anda 61 gazetecinin tutuklu olup olmadığının sorulması üzere Başkan Olcayto, “Türkiye’de neredeyse belki yabancıların anlatmakta çok zorlandığı, yasa sorunumuz var. Türk Ceza Yasası, Ceza Usul Yasası ve Terörle Mücadele Yasası’nda çok kolay yorumlanacak, herkese terörist damgasını vuracak maddeler var. Yalnızca gazeteciler değil bilim insanları, sanatçılar da bu yasadan etkileniyor” dedi. Türkiye’de ancak olağanüstü dönemlerde olabilecek özel yetkili mahkemelerin de olduğunu ifade eden Başkan Olcayto, “Özel yetkili mahkemeler, özel yetkili savcılar var. Bu tür davalara yalnız onlar bakıyor. Dolayısıyla çıkan kararlar çok ağır oluyor” diye konuştu. Uzun tutukluluk sürecine dikkat çeken Başkan Olcayto, “Örneğin gazeteci ve milletvekili Mustafa Balbay’ın tutukluluğu bugün 4,5 yılı geçmiş durumda. Daha karar verilmedi. Yalnız tutukluluğu 4,5 yıl” ifadelerini kullandı.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de, "Biz cemiyet olarak duruşmaları izliyor, cezaevi ziyaretleriyle meslektaşlarımızla dayanışma içinde oluyoruz. Yaptığımız röportajlarla sorunlarını dile getiriyoruz " dedi.

Güneş, 93 meslek örgütü tarafından kurulan Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) hakkında bilgi verdi: “ TGC; TGS başta olmak üzere birçok meslek örgütü bir araya geldi. GÖP kuruldu. İlk dönem başkanlığını TGC üstlendi. 2010 tarihinden bu yana GÖP, basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması, halkın haber alma hakkının sağlanması, gazetecilerin tutuksuz yargılanması, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Yasası ve Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan sorunlu maddelerin değiştirilmesi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını talep ediyor. Gazetecilere Özgürlük Platformu’nu oluşturan meslek örgütleri demokratik haklarını kullanarak, yürüyüşlerle, basın açıklamalarıyla, tutuklu gazetecileri cezaevinde ziyaret ederek ve yüzlerce gazeteci davasını düzenli olarak izleyerek konuyu Türk ve Dünya kamuoyunun gündeminde tutuyor” (15 Temmuz 2013)

***

Gazetecilere Özgürlük Kongresi’nde özgürlük çağrısı

İkinci Gazetecilere Özgürlük Kongresi, Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) tarafından, sansürün ilk kez kaldırılışının (1908) 105'inci yıldönümü olan 24 Temmuz 2013’te Taksim'deki The Marmara Oteli'nde yapıldı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Gazeteciler Cemiyeti’nin (Ankara) desteğiyle düzenlenen kongreye, GÖP'ü oluşturan 93 meslek örgütünün yanı sıra uluslararası gazetecilik örgütlerinin temsilcileri de katıldı.

Kongreye TGC Başkanı Turgay Olcayto, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Onur Kurulu Üyesi Atilla Özsever İle CHP İstanbul milletvekilleri Oktay Ekşi, İlhan Cihaner ve Melda Onur, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Başkan Vekili Savaş Kıratlı ve Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, TGS Başkanı Ercan İpekçi, TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, Basın Enstitüsü Derneği Başkanı ve Milliyet ve Al-Monitor yazarı Kadri Gürsel, Yurt Gazetesi köşe yazarı Ayşenur Arslan, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Posta Gazetesi yazarı Nedim Şener, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Şükran Soner, gazeteci Ferai Tınç ile Ahmet Şık'ın yanı sıra çok sayıda gazeteci katıldı.

Toplantıyı dünya basınından Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ) Başkanı Jim Boumelha, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkan Yardımcısı Nadezda Azhgikhina, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Basın Özgürlüğü Danışmanı Steven Ellis, Güneydoğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO) Genel Sekreteri Oliver Vujovic, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Avrupa Büro Temsilcisi Johann Bihr, Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Başkan Yardımcısı Rob Mahoney, Uluslararası Yayıncılar Birliği'nden (IPA) Jose Borghino ve Uluslararası PEN Başkan Yardımcısı Eugene Schoulgin izledi.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, 24 Temmuzların Cumhuriyet döneminde “Basın Bayramı” olarak kutlandığına dikkat çekti.

Olcayto, "24 Temmuzlar Basın Bayramı olarak ancak 1971 yılına kadar kutlandı. Sonrasında basın bayramından söz etmenin anlamı kalmadı. 1971 yılında TGC Yönetim Kurulu, 24 Temmuz'u Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olarak saptadı. O günden itibaren 24 Temmuzları Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü olarak anıyoruz. Etkinlikleri de bu şekilde düzenliyoruz. 1989 yılından itibaren de, basın özgürlüğü için mücadele eden gazetecilere basın özgürlüğü ödülü veriyoruz” dedi.

Başkan Olcayto sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Yasası’ndaki bazı maddeler yoruma çok açık. Biz o dönem, bu maddelerin yol açacağı sorunları defalarca dile getirdik. Nitekim bugün 64 meslektaşımız cezaevinde. Yasalar kadar uygulama da çok önemli. Kafadaki demokrasi fikri, özgürlük fikri değişmedikçe uygulamalar böyle olmaya devam edecek. Daha adil bir yargı, daha eşitlikçi bir dönem gelmedikçe, siyasetin yargıya müdahalesi bitmedikçe, basının önündeki engeller kalkmayacak. Türkiye'de uzun süredir hiçbir şey değişmiyor. Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engeller azalacağına daha da artarak önümüze konuluyor. Yaratılan bir korku iklimidir. Yaratılan bir otosansür iklimidir. Bu iklimde gazetecilerden bir şey beklemek çok zor. Sahadaki arkadaşlarımızın çalışmaları, direnişleri onların ya işten atılmalarıyla ya da susturulmalarıyla sona eriyor."

Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, Türkiye'de demokrasi sorunu yaşandığını aktardı. (25 Temmuz 2013)

***

TGC 2013 Basın Özgürlüğü Ödülleri sahiplerini buldu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana her yıl verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde törenle sahiplerine takdim edildi. Basın Özgürlüğü Ödülleri töreni Taksim’deki The Marmara Oteli’nde gerçekleştirildi. Törene çok sayıda gazeteci katıldı.

Sunuculuğunu Başak Şengül'ün üstlendiği tören, basın emekçileri ve basın şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Törenin açılış konuşmasını TGC Başkanı Turgay Olcayto yaptı. Başkan Olcayto, "İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte gazetelerine, yayınevlerine, matbaalarına gelen sansür memurlarını içeri sokmayarak ertesi gün sansürsüz bir dünyaya ‘merhaba’ diyen ustalarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

2013 Basın Özgürlüğü Ödülü bu yıl kurum dalında Doğan Haber Ajansı'na verildi. 2013 Basın Özgürlüğü Ödülü kişi dalında, Milliyet ve Al-Monitor yazarı Kadri Gürsel aldı. Cezaevindeki tüm tutuklu gazeteciler adına ödüle layık görülen Füsun Erdoğan'ın ödülünü oğlu Aktaş Fatih Erdoğan aldı. Taksim Gezi Parkı olayları sırasında şiddete uğrayan gazeteciler adına İMC Program Editörü Gökhan Biçici'ye Basın Özgürlüğü ödülü verildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana her yıl verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri töreninde Sürekli Basın Kartı almaya hak kazanan 110 TGC üyesine anı plaketi verildi.

Öte yandan ikinci Gazetecilere Özgürlük Kongresi’nde tutuklu gazetecilerin aileleri ve avukatları, tahliye edilen gazeteciler, yargılanan gazeteciler yaşadıklarını anlattı. (25 Temmuz 2013)

***

Başkan Olcayto: Ustalarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana her yıl verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri, 24 Temmuz Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü’nde törenle sahiplerine takdim edildi. Basın Özgürlüğü Ödülleri töreni Taksim’deki The Marmara Oteli’nde gerçekleştirildi.

Törene; TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC önceki Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, TGC Yönetim Kurulu üyeleri Celal Toprak, Kamil Masaracı, Niyazi Dalyancı, İhsan Yılmaz, TGC Balotaj Kurulu Üyesi Şevket Uygun, TGC Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, TGC Onur Kurulu Sekreteri Mustafa Dolu, TGC Onur Kurulu Üyesi Atilla Özsever, TGC Denetleme Kurulu’ndan Ziyneti Kocabıyık, Engin Başçı ve Nurcan Sabur, TGC Onursal üyeleri Mücahit Atmanoğlu ve Prof. Dr.Turgay Atasü, gazeteci Tümer Argın, Doğan Hızlan, yazar–ressam Gürol Sözen, İzzet Sedes, TGS Genel Başkanı Ercan İpekçi, TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Başkan Vekili Savaş Kıratlı ve Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, Türkiye Tabipler Birliği Başkanı Özdemir Aktan, Doğan Haber Ajansı Genel Müdürü Uğur Cebeci ve Betül Mardin'in de aralarında bulunduğu yaklaşık 600 davetli katıldı.

Sunuculuğunu Başak Şengül'ün üstlendiği tören, basın emekçileri ve basın şehitleri için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Törenin açılış konuşmasını TGC Başkanı Turgay Olcayto yaptı.

Başkan Olcayto, "Bildiğiniz gibi bugün basından sansürün kaldırılışının 105. yıl dönümü. İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte gazetelerine, yayınevlerine, matbaalarına gelen sansür memurlarını içeri sokmayarak ertesi gün sansürsüz bir dünyaya ‘merhaba’ diyen ustalarımızın önünde saygıyla eğiliyoruz. Gösterdikleri meslek dayanışmasını hayranlıkla yad ediyoruz. Onların gerçekleştirdiği meslek bütünleşmesinin, bölünmüş, kamplara ayrılmış günümüz gazeteciliği için de bir örnek olmasını istiyoruz" diyerek sözlerine başladı.

Başkan Turgay Olcayto şöyle devam etti:

"Gazetecilik olağanüstü güç bir dönemden geçiyor. Geçen yıldan günümüze koşulların iyileşmesini beklerken tersine halkın doğruları öğrenme, bilgilenme hakkı daha da kısıtlanmış, basın özgürlüğü çeşitli etkenlerle daha da kısıtlanmıştır. Ceza, Terörle Mücadele ve Ceza Usul Muhakemeleri yasalarında iyileştirmeler yapılmamış, çıkarılan yasa paketleri düşünceyi suç olmaktan çıkaramamıştır. Uzun tutukluluk sorununa çözüm getirememiştir. Büyük medyanın haber gizlemeden tutun iktidara yaranma kaygısıyla birçok meslektaşımızı işten çıkardığına tanık oluyoruz. Bu tehlikeli bir gidiş. Düşünün ki bir Uludere olayını Türkiye ancak 12 saat sonra öğrenebiliyor. Reyhanlı’da savcı, bir olayın duyulmasını önlemek için gazetecilerin olayı haberleştirmesini engelliyor. Son olarak Gezi Parkı olayları. Merkez medya ancak iki gün sonra olayların ciddiyetini anlayıp haberleştirdi. Haberleştirdiği olaylarda da bir iki gün sonra sanki suçlu gençlermiş gibi yayın yapmaya başladı. Bu arada takdirle anacağımız bir Doğan Haber Ajansı var. Doğan Haber Ajansı çok objektif bir yayıncılık yaptı, bütün kanallara ayırt etmeden haberi iletti. Ve iletilen haberlerden ötürü de bazı kanallar gerçekleri yansıtarak haber verdi. Dileğimiz gelecek 24 Temmuzların çok sesli çağdaş bir toplumun bayramı olarak kutlanması. Bu bir ütopya da olsa Gezi Parkı gençleri bizlere ütopyanın da ne denli değerli olduğunu öğretti. Onlar; dayanışmayı, hoşgörü, özveriyi, doğaya saygıyı öğretti."

2013 Basın Özgürlüğü Ödülü bu yıl kurum dalında bir yıl boyunca yaptıkları başarılı çalışmalar ve özelde Taksim Gezi Parkı olayları sırasında sürdürdüğü objektif yayıncılık anlayışı nedeniyle Doğan Haber Ajansı'na verildi. DHA Genel Müdürü Uğur Cebeci, ödülü TGC Başkanı Turgay Olcayto'nun elinden aldı.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Taksim Gezi Parkı olayları sırasında doğru bilgileri sosyal medyada paylaşan yurttaş gazeteciler ile sahada çalışan şiddete, tehdide uğrayan, gözaltına alınan, işten atılan tüm muhabirler, foto muhabirleri ve kameramanlar adına İMC Program Editörü Gökhan Biçici'ye Basın Özgürlüğü ödüllerini verdi.

Gökhan Biçici "Bu ülkede bütün olarak gazetecilere yönelik sistematik şiddet var. Son yıllarda gazeteciler öldürülmüyor olabilir sokakta gazetecilerin dövülmesine önlem almazsak öldürülmeler de olur" dedi.

Törende daha sonra son bir yıl içinde Sürekli Basın Kartı almaya hak kazanan 110 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesine anı plaketi verildi. (25 Temmuz 2013)

***

KAS bursiyerlerinden TGC’ye ziyaret

Konrad Adenauer Stiftung (KAS) bursiyerlerinden bir grup, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni (TGC) ziyaret etti. TGC Basın Müzesi'nde düzenlenen toplantıya TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) Türkiye Temsilcisi Dr. Colin Dürkop ve 20'nin üzerinde bursiyer katıldı. Bursiyerler, merak ettikleri konular hakkında bilgi aldı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, konuşmasına TGC hakkında bilgi vererek başladı. Başkan Olcayto, “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1946 yılında kuruldu. 1946 yılı Türk siyaset tarihinde önemli bir tarih. 1946 yılında tek partili dönemden çok partili döneme geçildi. Sedat Simavi önderliğinde bir grup Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni kurdu. O günden bugüne dek TGC, tarafsız ve bağlantısız konumunu korumaya özen gösterdi. Aynı özeni demokratik seçimlerle gelen yönetim kurulları da devam ettirdi. Bugüne kadar da çalışmalarımız bu şekilde sürdü” dedi. Olcayto, Cemiyetin bugün Ankara, İstanbul ağırlık olmak özere Türkiye’nin dört bir yanından 3 bin 589 üyesi bulunduğunu belirtti.

Başkan Olcayto, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuruluşumuza üye olmak için çalışan gazetecilerin kadrolu olma şartı aranıyor. Bu bir tüzük gereğidir. 212 sayılı yasaya uygun çalışan arkadaşlar TGC’ye üye olabilir. Bunlar basın kartı taşıyan, hukuken gazeteci sayılan arkadaşlardır. Ama Türkiye’de şöyle de bir tablo vardır. Hukuken gazeteci olanların sayısının çok üstünde, fiilen gazetecilik yapan gazeteci arkadaşlarımız da var.”

KAS ile birlikte yürüttükleri çalışmaların önemine vurgu yapan Başkan Olcayto, “KAS ile birlikte yürüttüğümüz çalışmalardan dolayı çok mutluyuz. Çünkü Türkiye’de yerel basın çok zayıf. Yayın, basının tamamen gölgesinde kalmış durumda. Onu güçlendirmek gerekiyor. KAS ile birlikte yerel basın çalışanlarına yönelik seminerler düzenliyoruz. Her yıl düzenlediğimiz Yerel Medya Ödülleri ile yerel basında çalışan gazetecilerin çalışmalarını değerlendiriyoruz” dedi.

Başkan Olcayto, sözlerini şöyle sürdürdü: “KAS ile birlikte yine her yıl birlikte düzenlediğimiz Türk -Alman Gazetecilik seminerlerinde, hem seçkin akademisyenler hem de Türk ve Alman gazetecileri bir araya geliyor. Bu toplantıların yararlı olduğunu düşünüyorum. Çalışmalarla ilgili kitapları KAS’ta bulabilirsiniz.”

Basın tarihi ile ilgili bilgi veren Başkan Olcayto, “24 Temmuz Türkiye’de sansürün ilk kez kaldırıldığı yıldı. Osmanlı İmparatorluğu zamanında Abdülhamid’in baskıcı yönetimi, 2. Meşrutiyet’in kurulmasıyla 1908’de kalktı. Çünkü o gün sansür memurları, gazeteleri sansürlemeye geldikleri zaman gazeteciler ve yayıncılar büyük bir dayanışma gösterip binalarına sokmamışlar. Dolayısıyla da ilk kez sansür kalkmış oldu. Cumhuriyet’ten sonra, 24 Temmuzlar basın bayramı ilan edilmiş, fakat sansür devam etmiş. Bunun karşısında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1971’de basın bayramı sözcüğünü çıkardı ve bugünü Basın Özgürlüğü İçin Mücadele günü ilan etti. Biz de bugünü yaptığımız etkinliklerde bu şekilde değerlendiriyoruz” dedi.

Günümüzde de sansürün devam ettiğini dile getiren Başkan Olcayto, ders kitaplarına kadar giren, şairlerin dizelerini değiştirecek kadar sıkı bir sansür olduğunu anlattı.

Olcayto, “Türkiye’de gazetecilik her geçen gün zorlaşıyor. En tehlikelisi de belleklerde oluşan otosansür. Gazeteciler için otosansür gerçekten kabus” şeklinde konuştu.

Halk medyaya ders verdi

Olcayto’dan sonra söz alan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş ise şunları söyledi: “Türkiye’de bugüne kadar düşündükleri ve yazdıkları nedeniyle 64 gazeteci öldürülmüş. Şu anda basın özgürlüğü konusunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle 64 meslektaşımız tutuklu. Her yıl gazetecilere 100’e yakın dava açılıyor. Tahmini rakamlara göre 10 binlere ulaşan gazetecilikle ilgili dava söz konusu. Meslektaşlarımız davaları izlemekten işlerini yapamaz duruma geldi. Bu nedenle 24 Temmuz’da Gazetecilere Özgürlük Kongresi’nin ikincisini gerçekleştirdik. Yaklaşık 15 uluslararası meslek örgütünün temsilcisi de toplantıya katıldı. Toplantıda, Türkiye’deki gazetecilerin basın özgürlüğü sorunları ele alındı, halkın gerçekleri öğrenme hakkıyla ilgili yaşadığı sorunlar dile getirildi.”

TGC’nin çalışmalarından da bahseden Genel Sekreter Güneş, “Üyeler arasında ve gazeteciler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek, gazetecilerin haklarını korumak, kanunlarda gazetecilerin görevlerini yerine getirmelerini engelleyen maddelerin değiştirilmesi için raporlar hazırlanıyor” dedi.

Genel Sekreter Güneş, aynı zamanda TGC’nin başarılı gazetecilerin çalışmalarını değerlendiren 5 büyük ödülünün olduğunu belirtti. Güneş, TGC’nin Türkiye’de en fazla etkinlik yapan kuruluş olduğunu, düzenlediği toplantılarla da gazetecilerin sorunlarını sürekli gündemde tuttuklarını anlattı. (26 Temmuz 2013)

***

Medya nefret söylemini farkında olmadan kullanıyor

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ile Konrad Adaneuer Stiftung’un (KAS) birlikte düzenlediği "Gazetecilik ve Nefret Söylemi" konulu panel, TGC Basın Müzesi’nde gerçekleştirildi. Panelde konuşmacılar medyanın nefret söyleminden kaçınması ve haberlerinde Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne uymaya özen göstermesi gerektiğine işaret ettiler.

Panele, TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Göksel Göksu ve Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı.

Panel, TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun açılış konuşmasıyla başladı.

Nefret söyleminin toplum üzerindeki etkilerine değinen Başkan Olcayto, şöyle konuştu: “Nefret söylemi, özellikle spor basınında başlayan gazetelerin ön sayfalarına sıçrayan, manşetlerde yer almaya başlayan, kadına şiddeti körükleyen, çocuk istismarını tetikleyen bir hale geldi” dedi. Başkan Olcayto, konuşmasında nefret söyleminin önüne geçilmesinde medyanın önemine vurgu yaptı. Olcayto, gazetecilerin nefret söylemini körükleyici dil kullanılmaktan kaçınması gerektiğini anlattı.

Oturum Başkanı TGC Yönetim Kurulu Üyesi-CNN TÜRK muhabiri Göksel Göksu, yaptığı konuşmada gazetecilerin haberde kullandıkları dilin önemine vurgu yaptı. Göksu, “Gazetecilerin kullandığı dil çok önemli. Haberde kullandığımız kelimelerin ötekileştirmemesine dikkat etmeliyiz” dedi ve ekledi: “Bizim işimiz olanları olduğu gibi aktarmak, insanlara sıfatlar vermek değil. Eğer böyle konuşursanız toplumun belli bir kesimini dışlarsınız ve dışladıklarınızın tepkisiyle karşılaşırsınız." (30 Temmuz 2013)

Başa Dön