Geri Dön

Şubat 2007 Raporu

Saldırı-yasaklama-engelleme

 

Hastane güvenlik elemanları gazetecilere saldırdı: Diyarbakır'da, Dicle Üniversitesi (D.Ü) Tıp Fakültesi Hastanesi güvenlik personelinin gazetecilere saldırdığı bildirildi. Kentte çöken binadan sağ çıkan ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılan yaralının durumunu takip eden NTV kameramanları İbrahim Ateşoğlu ve Mahmut Bozarslan, Sabah gazetesi muhabiri Hüseyin Kaçar ve Star gazetesi muhabiri Veysi İpek, hastanenin güvenlik personelince engellenmek istendi. Basın mensuplarının, yetkililerle görüşme ısrarı üzerine güvenlik personelince cop kullanılarak darp edildiği iddia edildi. Olayın ardından gazeteciler hastaneden ayrıldı. (7 Şubat 2007)

 

Basında diğer olaylar


Hrant Dink cinayetinde çok yönlü soruşturma:
Emniyet Genel Müdürlüğü sözcüsü İsmail Çalışkan, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesi ile ilgili basına yansıyan haberlerin bazılarının spekülatif olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Çalışkan, yaptığı açıklamada, cinayetin ardından faillerin kısa sürede yakalanarak adalete teslim edildiğini, konunun bütün yönleriyle aydınlatılmasına yönelik çalışmaların da büyük bir hassasiyetle devam ettiğini söyledi. Konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığınca idari soruşturma başlatıldığını, mülkiye müfettişlerinin de ilgili illerde çalışmakta olduğunu vurgulayan Çalışkan, ayrıca mülkiye müfettişlerinin isteği üzerine bir polis başmüfettişi ve bir jandarma müfettişinin de iddiaları araştırmak üzere görevlendirildiğini belirtti. “Son süreçte basına yansıyan spekülatif haberlerin bazıları gerçeği yansıtmadığı gibi kamuoyunu da gereksiz tereddütlere sevk eder niteliktedir” diyen Çalışkan, halen adli ve idari açıdan çok yönlü soruşturmaların devam ettiğini ve bu süreçte kamuoyuna aktarılacak bilgilerde daha titiz davranılmasını istedi. (1 Şubat 2007)


Gazeteci Hrant Dink için KKTC’de tören:
İstanbul’da silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren gazeteci Hrant Dink, KKTC’de düzenlenen etkinlikle anıldı. Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB) tarafından Lefkoşe’deki Arabahmet Kültür Merkezi’nde “Hrant Dink Anma Gecesi” gerçekleştirdi. KTGB Başkanı Osman Kurt, gecede yaptığı konuşmada, Dink’in basın ailesinin bir bireyi olduğunu, kendilerinin de dünya basın ailesinin bir parçası olarak Dink’in öldürülmesinden dolayı duydukları acıyı ifade etmek için anma gecesi düzenlediklerini belirtti. (2 Şubat 2007)


Ölümünün 28. yılında Abdi İpekçi mezarı başında anıldı:
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkan vekillerinden Abdi İpekçi, öldürülüşünün 28. yılında Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. TGC Başkanı Orhan Erinç, “Abdi İpekçi’nin katilinin arkasındakilerin bulunmaması bizi üzmeye devam ediyor” dedi. 1909 yılından sonra Abdi İpekçi’nin öldürülen 15. gazeteci olduğunu söyleyen Erinç, İpekçi’den sonra 47 gazetecinin öldürüldüğünü ifade etti. Orhan Erinç, “Bu artışın nedeni sadece tetikçi bulmakla yetinmek, arkasındaki güçleri bulmamaktır. Bu güçler bulunmuş olsaydı bu kadar kurban verilmezdi” diye konuştu. Erinç konuşmasında, İpekçi’nin basın meslek ilkelerini yazılı hale getirdiğini de vurguladı. Orhan Erinç, hükümetin 301. madde için öneri istemesi konusunda da şunları söyledi; “Son politik yaklaşımla 301’in değiştirilmesi ve sivil toplum kuruluşlarının ortak bir öneri vermesi isteniyor. Hem demokrasi, hem de çok seslilik istenirken ortak bir öneri verilemez. Biz TGC olarak kendi önerimiz verdik.” Anma törenine Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi İzet, eşi Sibel İpekçi, TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto, TGC önceki başkanlarından, Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Vasfiye Özkoçak, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, AV. Turgut Kazan’la aralarında Mehmet Ali Birand, Derya Sazak, Doğan Heper, Sami Kohen, Altan Öymen ve Melih Aşık’ın da yer aldığı çok sayıda gazeteci ve İpekçi’nin yakınları katıldı. (2 Şubat 2007)


TGC, İpekçi’yi “Günümüz Gazeteciliği ve Abdi İpekçi” paneliyle andı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Abdi İpekçi’nin  öldürülüşünün 28’inci yılı nedeniyle “Günümüz Gazeteciliği  ve Abdi İpekçi” konulu bir panel düzenledi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelde İpekçi’nin çalışma arkadaşları Hasan Yılmaer, Halit Kıvanç, Nail Güreli ve kızı Nükhet İpekçi İzet konuştu. TGC Başkanı Orhan Erinç’in yönettiği panelde Nükhet İpekçi İzet; “Tanıdığım bir katilin, kuş uçmaz askeri hapishaneden nasıl da kaçırtılabildiğini ve kaçırılmasının hala adalet ve hukuk çerçevesinde incelenip bir sonuca ulaşılmadığını hatırlıyorum” diyerek, babasının öldürülmesinin ardından yaşananlara tepkisini dile getirdi. Bugüne kadar 62 gazetecinin öldürüldüğünü ifade eden İzet, bunun diğer bir anlamının da 62 ölüm fermancısı olduğunu belirtti. İzet, 1 – 2 katil ve 1 tetikçi dışında kimsenin tanınmadığını söyledi ve konuşmasını şöyle sürdürdü; “O katillerin bağlantılarının tüm ilişkileri içinde yansıtılması, derli toplu bilgiler halinde belgelenmesi talebimiz hep hatırlanacak mı acaba? 30 yıldır her cinayetten sonra vatana, demokrasiye sıkılmış kurşunlardan söz edildiği hatırlanıyor. Ama yeter artık, vatan bütün bu kurşunlardan delik deşik olacak. Eksik soruşturmaları tamamlamak, tabutların ardından yürüyenlerin görevi değildi. Bana yıllar içinde sık sık ‘Dik dur, sağlam dur’ diyenlerin olduğunu hatırlıyorum. Şu dimdik duruş hali, hep aklımı kurcalıyor. Hukukçu değiliz ki eksik, kayıp dosyalarımızı, geciken belgelerimizi araştıralım. Emniyet görevlisi değiliz ki birden önümüze uzatılan mikrofonlardan katil tahlili, cinayet tanımı yapalım. Bu duygularla ezildiğimi, her cana kıyımın ardından belimin büküldüğünü hatırlıyorum.” TGC önceki başkanlarından Nail Güreli, gerçekleştirilen toplantının bir anma toplantısı değil, hesaplaşma toplantısı olduğunu söyledi. Güreli, “Ne yazık ki bu hesaplaşmayı artık yargı önünde yapamıyoruz ama kamu vicdanı önünde bu hesabı bir kere daha soruyoruz” dedi. Güreli konuşmasında şunları söyledi; “Abdi İpekçi suikastı tetikçisinin arkasındakiler ve nedenler üzerine gidilip aydınlatılabilseydi ondan sonraki 47 suikast ve cinayet işlenmeyebilirdi. Aynı zihniyetin belirtilerini bugün de görüyoruz. Bugün yeni suikastların ardından iktidar sözcüleri derin devlet şemsiyesinin ardına sığınmaya bakıyorlar. Derin devleti bir sığınak olarak görüyorlar. Derin devletin ardında korunduklarını sanıyorlar. Devlette süreklilik esastır ama 28 yıldır hangi sürekliliğe tanık oluyoruz? Faili meçhullerin sürekliliğine. Bu mudur devletteki süreklilik! 30 yıl içinde sadece gazeteci olarak öldürülenlerin sayısı 14. Bunların içine bilim adamlarını, bürokratları ve aydınları eklediğiniz zaman toplam 47 kişi suikasta kurban gitmiş oluyor. Kısaca 30 yılda aydınlara yönelik 47 suikast yapılmış.” Hasan Yılmaer, Abdi İpekçi’nin gazetecilikte bir milat olduğunu ifade etti. Doğru haber ilkesini titizlikle uygulamasının İpekçi’yi ayrıcalıklı kıldığını belirten Yılmaer, bu kararlılığın haber atlama pahasına uygulandığını söyledi. Yılmaer, “Gazeteye büyük renk katan sporun arka sayfaya alınması gibi bir devrim niteliğindeki büyük resim kullanma tartışmasının sonunda ‘Peki nasıl isterseniz öyle yapın. Bundan sonra senin sorumluluğunda’ diyecek kadar özverili davranmasına karşın bir haberin iki taraflı denetlenmeden yayınlanmasına asla izin vermeyecek kadar katıydı” dedi. Halit Kıvanç da bugünün ve yarının gazeteciliğinin Abdi İpekçi’nin meslek namusunu ölçü olarak alması gerektiğini belirtti. Kıvanç, Abdi İpekçi ile olan bir anısını dinleyicilerle paylaştı. Kıvanç; “Eminönü Halkevi’nde büyük bir toplantı düzenlendi. Toplantıda Türkiye’nin edebiyat hayatındaki önemli kişiler konuştu. Bugünün gazeteciliği hakkında bir toplantıydı. Gazeteciliğin modern teknikle yapılması gerektiğini savunduk biz. Orada değerli bir büyüğümüz bir konuşma yaptı, bizimle alay edercesine bir konuşma. İki gün sonra İpekçi bana telefon etti, sayfayı değiştireceğiz diye. ‘Bir Türk yazarı dünya çapında çok büyük bir ödül kazandı, sayfayı değiştireceğiz’ diyor. İki gün önce bizim için ağır şeyler söyleyen kişiydi ödülü alan. ‘Bizim için çok ağır konuştu’ dedik. İpekçi, ‘O bizim aramızdaki bir dava. Bir Türk yazar böyle bir ödül kazanıyor, bunu vermeyeceğiz de neyi vereceğiz. O bitti zaten’ dedi. Sayfayı değiştirip birinci sayfaya haberi aldık. Ertesi sabah gazete çıkınca da o kişi telefon etti, sonra da matbaaya geldi. ‘Beni mahcup ettiniz’ dedi” diye konuştu. (3 Şubat 2007)      


Didem Demirkent, Gazete Sahipleri Derneği Başkanı:
Gazete Sahipleri Derneği (GSD) Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Dünya gazetesi imtiyaz sahibi Didem Demirkent seçildi. GSD’nin genel kurulu, 35 üyeden 27’sinin katılımıyla Derneğin Cağaloğlu’ndaki binasında gerçekleştirildi. Genel kurulda yapılan seçimle, GSD Yönetim Kuruluna; Didem Demirkent, Enver Ören, Serdar Mutlu, Ali Akbulut ve Mustafa Albayrak asıl, Akın İpek, Ahmet Çelik, A. Özmen Safa, Fikret Ercan ve Osman Saffet Arolat yedek üye olarak seçildi. (5 Şubat 2007)


“Gazeteciler İş Başında” sergisi Basın Müzesi’nde:
Gazeteci Atilla Öksüz’ün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle hazırladığı Gazeteciler İş Başında adlı fotoğraf sergisi Zonguldak’ın ardından 3 Şubat 2007 Cumartesi günü İstanbul’da Basın Müzesi’nde açıldı. Sergi açılışına; Zonguldak Belediye Başkanı Secaattin Gonca, Zonguldak TSO Başkanı M. Salih Demir, SHP Parti Meclisi Üyesi Şerafettin Turpçu, MHP İl Başkanı Mustafa Korkutan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Turgay Olcayto, TGC önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, fotoğraf sanatçıları Haluk Çobanoğlu ve İbrahim Zaman, Karaelmas Gazeteciler Derneği yöneticileri, İhlas Haber Ajansı Yazılı Haberler Servisi Şefi Mefail Akçatepe ile Zonguldak ve İstanbul’dan gazeteciler katıldı. Açılışın ardından gazeteci Atilla Öksüz; TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto, TGC önceki başkanı ve Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, fotoğraf sanatçısı Haluk Çobanoğlu ile Basın Müzesi Müdürü Saadet Altay’a, sergiye katkılarından dolayı Zonguldak’ı simgeleyen madenci heykeli ve kömürden yapılmış saat armağan etti. Yaklaşık 10 yıldır yerel basında muhabirlik yapan Öksüz’ün hazırladığı sergi, Zonguldaklı yerel ve yaygın basın çalışanlarının görevleri sırasındaki görüntülerinden oluşuyor. Seksen fotoğrafın yer aldığı Gazeteciler İş Başında sergisi 17 Şubat 2007 Cumartesi günü sona erdi. (6 Şubat 2007)


WAN’ın gazetecilerle ilgili araştırmasının 2005 yılı sonuçları açıklandı:
Dünya Gazeteciler Birliği’nin (WAN) Türkiye ve dünyadaki gazetecilerle ilgili araştırmasının 2005 yılı sonuçları açıklandı. 108 ülkede örgütlü olan WAN’ı, Türkiye’de Gazete sahipleri Birliği temsil ediyor. Dünyadaki günlük gazete sayısının 2005 yılında 10 bini, gazete tirajlarının da toplam 450 milyonu aştığı belirtilen çalışmada Türkiye ile ilgili şu bilgiler de yer alıyor;

*Gazete okumaya ayrılan süre 46 dakika

*1000 yetişkin kişiye düşen gazete sayısı 162.9

*2005 yılında günlük 5 milyon 48 bin olan net satış ortalamasının 2006 yılında 5 milyon 167’ye yükseldiği.

 Araştırmada, dünya değerlendirmesinde, tiraj artışının kadın ve gençler sayesinde gerçekleştiğine de işaret ediliyor. (9 Şubat 2007)


Alman gazeteciler TBMM’de:
TBMM Başkanı Bülent Arınç, “AB – Türkiye İlişkileri” organizasyonu çerçevesinde Türkiye’de bulunan Almanya’daki bazı basın – yayın kuruluşlarının yönetmen ve redaktörlerinden oluşan heyeti kabul etti. Almanya’nın en saygın gazetecilerini Mecliste görmenin kendisini sevindirdiğini ifade eden Arınç, Türkiye ile Almanya arasında hem hükümetlerarası hem de parlamentolararası ilişkilerin iyi olduğunu,  iki ülkenin geçmişten bugüne kadar gelen tarih, kültür ve ortak hedefleri olduğunu söyledi. “Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde Almanya her zaman etkileyici bir rol oynamıştır” diyen Bülent Arınç, Almanya’nın dönem başkanlığı yaptığı süre içerisinde Türkiye’nin müzakere sürecinin başarıyla geçeceğine inandıklarını da sözlerine ekledi. (10 Şubat 2007)


Nezih Demirkent kabri başında anıldı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanlarından, Dünya gazetesi kurucusu Nezih Demirkent ölümünün 6’ıncı yıldönümünde Aşiyan’daki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. Anma törenine Demirkent’in ailesi, TGC Başkanı Orhan Erinç, Dünya gazetesi çalışanları ve Demirkent’in dostları katıldı. Törende konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, Nezih Demirkent’in Türk basını için önemli bir insan olduğunu vurguladı. Erinç şunları söyledi; “Ustamız, ağabeyimiz, başkanımız Nezih Demirkent’i aramızdan ayrılışının altıncı yıldönümünde sevgi ve saygıyla anıyoruz. Demirkent’e TGC’ye ve Türk basınına yaptığı katkılar nedeniyle şükran borçluyuz. Cemiyetin sahibi olduğu Basın Müzesi ile Darıca’daki huzurevi onun çabalarıyla gerçekleştirilmiştir. Kabri başında kısa bir süre önce kaybettiğimiz değerli eşi, ablamız, yengemiz Prof. Dr. Işın Demirkent’i de kendisiyle birlikte saygı, sevgi, şükran ve rahmetle anıyoruz.”

(12 Şubat 2007)


TGC Başkanı Erinç; “Hakaret özgürlüğü peşinde değiliz”:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, 301. maddenin esas sahibinin gazetecilerle yazarlar olduğuna dikkat çekti ve STK’ların 301. madde önerilerini tartıştığı toplantıya TGC’nin çağrılmamasını yanlış olarak değerlendirdi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda düzenledikleri bir basın toplantısıyla, TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Zafer Atay, TGC Genel Sekreteri Turgay Olcayto, TGC Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Ayhan ve TGC Hukuk Danışmanı Av. Fikret İlkiz 301. maddeyle ilgili değişiklik önerisini açıkladılar. TGC Başkanı Orhan Erinç, Türk Ceza Hukuku Derneği ile ortak hazırlanan önerinin 23 Kasım 2006’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ve ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu’ya iletildiğini belirtti. Adalet Bakanlığından 17 Ocak 2007 günü önerinin alındığını bildiren bir yazı geldiğini söyleyen Erinç, bundan sonra herhangi bir gelişme olmadığını ifade etti. TGC’nin 301. madde için sunduğu değişiklik önerisi şöyle; “1) Türk milletine, Cumhuriyete, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, hükümete, devletin yargı organlarına yahut askeri veya emniyet kuvvetlerine, bunların saygınlığını tehlikeye düşürecek şekilde alenen hakaret eden kişi altı aydan iki seneye kadar hapis veya 180 günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır. 2) Birinci fıkrada sayılan organlara veya kurumlara hakaret kastı bulunmaksızın, eleştirmek amacıyla veya bilim ve sanat özgürlüğü sınırları içinde yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. 3) Birinci fıkrada belirtilen suçun: a. Türk milletine veya Cumhuriyete yönelik olarak işlenmesi halinde soruşturma resen, b. Belirtilen diğer organ veya kurumlara karşı işlenmesi halinde soruşturma ancak bu organ veya kurumların verecekleri izin ile yapılır.” TGC Başkanı Orhan Erinç, 301. maddeye ilişkin değişiklik önerilerine de dikkat çekerek, “Bizim istediğimiz; 301. maddede ‘Türklük’ kavramı yerine ‘Türk milleti’ kavramının yazılması” dedi. Erinç, maddedeki “Türklük” kavramının tanımına bakıldığında sadece İslamiyet’i kabul eden Türkleri kapsadığının görüldüğünü, ancak Hıristiyanlık ve Budizm gibi başka dinleri kabul eden Türklerin de var olduğunu söyledi. “Maddede yer alan ‘aşağılama’nın ‘hakaret’ olarak değiştirilmesini istiyoruz” diyen Erinç, ‘aşağılama’ kavramının 301. maddeyle ilk kez hukuk literatürüne girdiğini, eleştiri ile aşağılama arasındaki bıçak sırtı farkın da bugünkü sıkıntılı duruma neden olduğunu öne sürdü. Maddede yer alan cezaların tek bir fıkrada toplanmasını ve en fazla 2 yıl olarak belirlenmesini, bunun da seçenekli olarak para cezasına çevrilmesini ve seçimin yargıya bırakılmasını önerdiklerini anlatan Erinç, ayrıca önerdikleri maddede soruşturmanın izin ile yapılmasını istediklerini, böylece her isteyenin şikayetçi olarak savcılığa başvurup dava açılmasını isteyemeyeceğini kaydetti. 301. maddenin değiştirilmesini istediklerini belirten Orhan Erinç, ancak bu değişikliğin AB ya da bazı Avrupa ülkeleri istediği için yapılmasından rahatsızlık duyduklarını, bu değişikliğin ulusal çıkarlar için yapılması gerektiğini ifade etti. 301. maddenin kendi önerdikleri şekilde yasalaşması durumunda, davaların izinle açılabileceğini, böylece savcılara da önlerine gelen her şikayeti ciddiye almama hakkını tanıyacağını söyleyen Erinç, mevcut duruma bakıldığında 301. maddeden yargılananlara polis koruması verildiğine de dikkat çekti. TGC Başkanı Erinç, bakanların yurtdışına giderken 301. maddenin değiştirilmesine ilişkin görüş açıklayıp daha sonra bir şey yapılamamasını eleştirdi. Başbakan Erdoğan’ın tüm STK’ların bir noktada birleşerek 301. madde için ortak bir öneri verilmesini istediğini hatırlatan Orhan Erinç, “Türkiye demokratik ve çok sesli bir ülke” dedi. 301. maddenin esas sahibinin gazeteciler ve yazarlar olduğunu ifade eden Erinç, TGC’nin komisyona davet edilmemesini eleştirdi. Erinç, “İyi niyetle düşünürsek biz önerimizi verdiğimiz için çağrılmamış olabiliriz. Ancak gazeteciler bu kadar mağdur olurken bizim çağrılmamamız yanlış” diye konuştu. Bazı siyasetçilerin “Türk milletine hakaret ettirmem” diyerek 301’i savunmalarını “politik bir söylem” olarak değerlendiren Erinç, “Tartışma olmaması gereken yerlere çekiliyor. Önümüzdeki seçimleri düşünürsek olanları Türkiye için normal karşılayabiliriz” dedi. Orhan Erinç toplantıda  TGC Başarı Ödülleri’yle ilgili tartışmalara da değinerek, “tartışmaların düzeyini hoş bulmadığını” belirtti. (13 Şubat 2007)


“Yerel Gazetecilik” sergisi Üsküdar’da açıldı:
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan 29 il ve ilçede yayınlanan 195 gazetenin yer aldığı “Yerel Gazetecilik” sergisi açıldı. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Jale Sarmaşık, üniversitenin Üsküdar yerleşkesindeki serginin açılışında yaptığı konuşmada, Anadolu basınının taşradaki etkinliğine dikkat çekti. Sergide, Ankara’dan Bayburt’a; Edirne’den Kahramanmaraş’a 29 il ve ilçede yayınlanan toplam 195 gazete ile KKTC’de yayınlanan bazı yerel gazeteler bulunuyor. (13 Şubat 2007)    


Nezih Demirkent’i anma toplantısı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanlarından Nezih Demirkent’i anma toplantısı düzenlendi. Hyatt Otel’de gerçekleştirilen toplantıda; Ankara, Denizli, Edirne, Malatya ve Mersin ticaret odaları başkanları kentlerinin ekonomik ve ticari durumlarını anlattı. Toplantının açılışında konuşan Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, ölümünün üzerinden 7 yıl geçen Demirkent’in, öğretisinde temel unsurun bilgi olduğunu belirterek, Demirkent’in uzman gazeteciliğe verdiği öneme değindi. Yıldırım’ın konuşmasının ardından Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen oda başkanları birer konuşma yaptılar. Anma toplantısında, Nezih Demirkent’in kızı Dünya gazetesi sahibi Didem Demirkent, TGC önceki başkanı, Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli’nin de aralarında bulunduğu Dünya gazetesi yazarları ve çalışanları katıldı. (14 Şubat 2007)


Nazilli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yüzer yaşamını yitirdi:
Nazilli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Rıfat Yüzer yaşamını yitirdi. Aydın’da Yeni Asır, Nazilli’de ise yerel Anadolu ve Şafak gazetelerinde çalıştıktan sonra 1996 yılında Doğan Haber Ajansı Nazilli Temsilcisi olan Yüzer, Nazilli Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevini sürdürüyordu.

(14 Şubat 2007)


Şiddet görüntülü habere reklam yok:
Ana haber bültenlerindeki şiddet görüntülerinin etkilerini araştıran Reklamverenler Derneği, bunun sonucuna göre şiddet görüntüsü içeren haberlere reklam vermeyeceğini bildirdi. Ana haber bültenlerindeki şiddet görüntülerinin insan sağlığına etkilerini araştırdıklarını belirten Reklamverenler Derneği Başkanı Hakan Uyanık, bu çerçevede 4 televizyon kanalını kayıt altına aldıklarını ifade etti. Uyanık, psikolog gözetiminde bu araştırmanın yapıldığını söyleyerek haberlerdeki bir şiddet görüntüsünün 5 kez tekrarlandığını kaydetti. Uyanık, araştırma sonuçlarına göre, haberlere verilecek reklamın kesilmesine yönelik çalışma başlatacağını bildirdi. Uyanık, araştırma sonuçlarını yakın bir zamanda açıklayacaklarını ifade etti. (17 Şubat 2007)


Gazeteci Bozkurt yaşamını yitirdi:
Gazeteci Abdullah Bozkurt, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Gazeteciliğe 1959 yılında Demokrat İzmir gazetesinde başlayan Bozkurt, Sesimiz, İşçi Postası, Ege Ekonomi, ANKA Ajansı, Ege Ekspres, Yeni Ekonomi, Devir dergisi ve Milliyet’te çalıştı. 71 yaşında vefat eden Abdullah Bozkurt, Türkiye Taş Dünyası dergisini çıkarıyordu. Gazeteci Bozkurt’un cenazesi, Alsancak Hocazade Camii’nde kılınan namazın ardından Narlıdere Yukarıköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. (20 Şubat 2007)


TGC’ye 16 yeni üye katıldı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) üye kabulünde etkin organı Balotaj Kurulu, genel kurul öncesi son toplantısını 19 Şubat Pazartesi günü yaptı. Balotaj Kurulu toplantısına TGC Başkanı Orhan Erinç de katıldı. Toplantıda TGC üyeliğine kabul edilen gazetecilerin isimleri şöyle: Selçuk Aklın, Mehmet Özgedik, Suzan Doğan, Zafer Arapkirli, Eser Soygüder, Nejat Altınsoy, Alp Özgen, Mehmet Ali Solak, Serkan Erol, Cevat Yalçın, Murat Palavar, Fatma Altınışık Kaytez, Nurdoğan Arslan, Şaban Kardeş, Taha Aslanlı ve Hüseyin Çolak. Abdülkadir Yücelman’ın başkanlığındaki Balotaj Kurulu; Zafer Atay, Recep Yaşar, Muammer Tuncer, Bekir Aydın, Ferai Tınç, Esra Kazancıbaşı, Sibel Güneş, Olay Tan, Mete Çubukçu, Yalçın Çınar, Ulvi Yanardağ’dan oluşuyor. (21 Şubat 2007)


“Basının Kısa Tarihi” belgeselinin galası Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapıldı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 60’ıncı yılı nedeniyle hazırlanan “Basının Kısa Tarihi” isimli belgesel filmin galası yapıldı. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen galada konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, TGC’nin 10 Haziran 1946’da kurulduğunu ve aradan geçen 60 yılın, hem TGC’nin, hem de Türk basınının kısa tarihinin bir özeti olduğunu söyledi. TGC’nin 3 bin 331 üyesi bulunduğunu ama en son üyenin sicil numarasının 3 bin 963 olduğunu ifade eden Erinç, 632 üyenin bir kısmının Yönetim Kurulu kararıyla çıkarıldığını, yaklaşık 600 üyenin de kimisinin eceliyle, kimisinin de hain kurşunlarla hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Erinç, “1946’dan bu yana ne değişti?” sorusuna yanıt bulmanın zor olduğunu ama o dönemde matbuat hürriyeti, bugün de basın özgürlüğünün konuşulduğunu ve içeriğinde büyük bir değişiklik olduğunu söylemenin de mümkün olmadığını belirtti. Orhan Erinç, “60 yıllık basın yaşamı, çok partili demokrasiye geçtiğimiz yıllardan beri siyasetçilerin, siyasal iktidarın basına baskılarıyla, matbuat hürriyeti adına yasaların iyileştirilmesi düşünülürken yeni yeni suçların oluşturulmasıyla geçen bir dönem oldu” dedi. Teknolojinin gelişmesiyle sorunların arasına yenilerinin katıldığını dile getiren Erinç, internet gazeteciliğine de sansürü öngören çalışmaların yapıldığını ifade etti. Basına baskıdan siyasetçilerin ve iktidarların “ne yazık ki kurtulamadıklarını” belirten Erinç, bunda son örneği, Kanaltürk televizyonu ve burada çalışanların vergi denetimi ve varlık soruşturmasına tabi tutulmasında gördüklerini söyledi. Bunun, basına baskının geçmişte yaşanmış örneklerinden biri olduğunu dile getiren Erinç, şunları söyledi: “Bugün aramızda bulunan pek çok ustamız bu baskılara karşı kimlik ve kişiliklerini korumak için savaşımdan kaçınmamışlardır ve ödün vermemişlerdir. Onları izleyen kuşakların da onları örnek alarak aynı duyguları taşıdığını, buradan siyasetçilere bir kez daha anımsatmak istiyorum. şu anda ifade özgürlüğü kapsamında en çok tartışılan konu TCK’nın 301. maddesidir. Biz, başlangıçta TCK’nın 26 maddesine karşı çıkmıştık. Çeşitli kereler yapılan görüşmeler sonunda bunların 13’ü değiştirildi. Ama, 301’in de aralarında bulunduğu 13 madde, ifade özgürlüğünün önünde engel olmayı sürdürüyor. Çeşitli zamanlarda yurtdışına çıkan bakanlarımız, yöneticilerimiz oralarda 301. maddenin değiştirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Ama yurtiçine döndüklerinde bu isteklerini dillendirmekten nedense kaçınıyorlar. 23 Kasım’dan bugüne 301 ile ilgili tartışmaları izliyoruz. Ama aradan geçen sürede bir arpa boyu yol alınmadığını da biliyoruz. O nedenle TCK’nın ana sorunlarından birini oluşturan ifade özgürlüğünün gerçek anlamda sağlanması yolunda bizden önceki kuşakların, ustalarımızın yaptığı mücadeleyi, çalışmaları biz de sürdürmek zorundayız.” Belgeselin Genel Yönetmeni, Nebil Ögentürk de, belgesel önerisinin ağustos ayında kendisine iletildiğini, 15 yıllık Cemiyet üyesi ve 24 yıldır basın sektöründe çalışan biri olarak önce kaygılandığını, sonra 4 aylık bir çalışmayla basının 60 yılını çok güzel öykülerle ortaya koyduklarını söyledi. Özgentürk, belgeselin 17 kişilik ekip tarafından hazırlandığını ifade ederek emeği geçen herkese teşekkür etti. Konuşmaların ardından belgesel gösterildi. Galada, TGC Kurucu Başkanı Sedat Simavi ve suikasta uğradığında TGC Başkan Vekili olan Abdi İpekçi’nin mesleğe dair sözleri de özel bir sistemle konuklara dinletildi. “Basının Kısa Tarihi” isimli belgeselin müziklerini Mazlum Çimen, seslendirmeyi de Rüştü Asyalı yaptı. Musa Kart belgesel için bir çizgi film hazırladı. 155 dakika olan belgeselin 50 dakikası galada gösterildi. Konuklara belgeselin DVD’si armağan edildi. Belgeselde Çetin Altan, Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, Uğur Dündar, Emin Çölaşan, Orhan Erinç, Ara Güler, Halit Kıvanç, Fikret Otyam, Ertuğrul Özkök, İlhan Selçuk, Hıfzı Topuz ve Gökşin Sipahioğlu’nun da aralarında bulunduğu 37 gazetecinin anılarına yer veriliyor. Galaya, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Muammer Erol, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Türk-İş Genel Başkanı Salih Kılıç, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, TGC önceki başkanı Nail Güreli, TGC önceki başkanlarından ve Basın Senatosu Başkanı Necmi Tanyolaç, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov, İstanbul Ünv. İletişim Fak. Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin, Galatasaray Ünv. İletişim Fak. Dekanı Prof. Dr. Özden Cankaya’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda konuk katıldı. Galaya katılamayan Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer de telgraf gönderdiler. (21 Şubat 2007)


Türk gazetecilere Brüksel’de seminer:
Avrupa Gazetecilik Merkezi, Avrupa Komisyonu’nun desteğiyle Türk gazetecilere, “AB’yi anlamak” başlıklı bir seminer düzenlendi. Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilen seminere, Ankara ve İstanbul’dan gazeteciler katıldı. Seminerin ilk gününde, Avrupa Komisyonu’ndan  Jean Christopher Filori, “Türkiye – AB ilişkilerinde önemli konular ve Türkiye’nin AB’ye katılım sürecinde bundan sonra atılacak adımlar”, Avrupa Komisyonu Kıbrıs Türk Masası Başkanı Andrew Rashbah da “Kuzey Kıbrıs’ta AB yardımı” konularını ele aldı. Türk gazetecilere, ayrıca Avrupa Komisyonu Enformasyon Birimi ve Avrupa Politika Merkezi yetkilileri tarafından bilgi verildi. Türk sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) AB Temsilcisi Bahadır Kaleağası, AB Komisyonu’nun Genişleme Sözcüsü Kristina Nagy ve Türkiye’nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Volkan Bozkır ise seminerin ikinci günüdeki katılımcılar arasında yer aldı. Seminer, ikinci gününde AB Dönem Başkanı Almanya’dan katılan bir yetkilinin verdiği konferansla sona erdi. “AB’yi anlamak” semineri kapsamında ayrıca gazetecilere Avrupa Komisyonu binası gezdirildi. (22 Şubat 2007)

    
Medya – Siyaset ve İktidar ilişkileri hakkında önerge: CHP, “medya ve siyasi iktidar ilişkileri, siyasi iktidarın yasal olmayan yollarla basın üzerinde kurduğu baskıları ve basın sektörünün sorunlarını tespit etmek ve alınması gerekli önlemleri belirlemek” amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi. CHP Grup Başkan Vekili Haluk Koç ile Yozgat Milletvekili Emin Koç’un imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan önergenin gerekçesinde, basın özgürlüğünü korumanın devletin olduğu kadar medya kuruluşlarının da görevi olduğu, ancak bugün her iki aktörün de basın özgürlüğünü ihlal ettiği savunuldu. Gerekçede, 2000 yılındaki ekonomik krizin medya kuruluşları ile ortağı olduğu ekonomik girişimleri siyasi iktidarın kararlarına bağımlı kıldığı ifade edilerek, siyasi iktidarın ilk yıllarında medya kuruluşlarının yönetimlerinin borçlarından dolayı TMSF’ye devredilmesi sonucunda devlet güdümünde bir medya ortaya çıkarıldığı ve büyük gazeteci kıyımları yaşandığı kaydedildi. Bu durumun medya mensuplarının kendi içlerinde oto sansür uygulamalarını beraberinde getirdiği anlatılan gerekçede, medya – siyaset – ticaret ilişkilerinde yaşanan dönüşümün, oto sansürle sınırlı kalmadığı; siyasi iktidarın baskıları ile köşe yazarlarının belirlendiği bir sürecin yaşandığı ileri sürüldü. Gerekçede, medya ile ilgili sözlerine yer verilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “kamu olanaklarını basın sektörü üzerinde bir şantaj unsuru olarak kullandığı” savunuldu. Kanaltürk televizyonu hakkında başlatılan incelemenin, yeni bir baskıcı döneme girildiğini ortaya koyduğu ileri sürülen gerekçede, siyasi iktidarın yaptıklarını eleştiren medya grupları üzerinde baskı kurulmasının yaklaşan Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimlerini etkilemeye yönelik girişimler olduğu iddia edildi. (22 Şubat 2007)


Basın İlan Kurumu’nun Genel Kurulu yapıldı:
Basın İlan Kurumu’nun yeni yönetim kurulu üyeleri belirlendi. Divan Başkanlığını Prof. Dr. Metin Kazancı’nın üstlendiği, kurumun Sultanahmet’teki merkezinde gerçekleştirilen genel kurulda, yönetim ve denetim kurulu üyelikleri için seçim yapıldı. Basın İlan Kurumu’nun yeni Yönetim Kurulu üyelerinin isimleri şöyle: Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Ömer Dinçer, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Hasan Basri Aktan, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, İÜ İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Gezgin, AÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lale Sirmen. Yeni Denetim Kurulu ise; Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Metin Yalman, AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Göle, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erol Akıncılar’dan oluşuyor. Denetim Kurulu yedek üyeliklerine de Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan sadık İpekçi, Prof. Dr. Berrin Ergin ve Doç. Dr. Adem Şahin seçildi. (24 Şubat 2007)


Kadınların ve Cinsel Eğilimi Farklı Olan Grupların Medyada Temsiline Yönelik İlke Geliştirme Toplantısı İstanbul Saklıköy’de yapıldı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) British Counsil ve BBC World’le ortaklaşa düzenlediği  “Toplumsal Cinsiyet ve Medya” toplantısı, 24 Şubat 2007 Cumartesi günü İstanbul Saklıköy’de yapıldı. Moderatörlüğünü Yavuz Baydar’ın üstlendiği “Kadınların ve Cinsel Eğilimi Farklı Olan Grupların Medyada Temsiline Yönelik İlke Geliştirme Toplantısı”na akademisyenler, gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Söz konusu çalışmaya, BBC’nin iç politika haberlerinde önde gelen isimlerden Margaret Gilmore da konuşmacı olarak katıldı ve BBC’nin konuya ilişkin yayın anlayışı konusunda katılımcılara bir değerlendirme sundu. British Counsil’ın başlattığı, “Medya ve Toplumsal Katılım” başlıklı, yönetişim ve toplum alanındaki etkinlikleri 2006 yılından bu yana British Counsil, BBC World ve TGC’nin ortak çalışmalarıyla sürdürülüyor. Bu proje çerçevesindeki ilk toplantı “Çocukların Medyada Temsiline Yönelik İlke Geliştirme Toplantısı” adıyla 20 Ocak 2006 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilmişti. (25 Şubat 2007)


Medyada Kadın Cinsel Obje: British Council'in yürüttüğü "Toplumsal Katılımın Sağlanmasında Medyanın Rolü Projesi" kapsamında yapılan araştırmada, medyada kadının cinsel obje olarak yer aldığı ortaya çıktı. Bu araştırmaya göre kadınların teşhir edildiği haberler erkeklerinkine oranla 16 kat daha fazla, üstelik teşhir türü çoğunlukla cinsel içerikli. Eşcinseller ise incelenen gruplar içinde haberlerde en az temsil edilenlerden.Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, British Council ve BBC World'ün düzenlediği "Kadınların ve Cinsel Farklılıkların Medyada TemsilineYönelik İlke Geliştirme Toplantısı" İstanbul'daki Saklıköy Country Club'da gerçekleştirildi. Toplantıya çeşitli basın kuruluşlarının temsilcileri, TGC Yönetim Kurulu üyeleri, British Council yöneticileri ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı. Bu toplantı,"Toplumsal Katılımın Sağlanmasında Medyanın Rolü Projesi" kapsamında düzenlenen toplantıların ikincisiydi. Geçen ay yapılan ilk toplantıda çocukların medyada temsiline yönelik durum değerlendirmesi yapılmış ve olumsuzlukların giderilebilmesi için ilkeler belirlenmişti. Bu ikinci toplantıda da aynı yöntem izlenerek ilkeler oluşturuldu.1940'lı yıllardan beri Türkiye'de faaliyet gösteren, ancak Türkiye'nin AB'ye üye olma süreciyle birlikte çalışmalarını yoğunlaştıran British Council'in Türkiye Direktörü Chris Brown açılış konuşmasında "Medya ve Toplumsal Katılım Projesi'nin bir fark yaratacağına ve genç gazeteciler için yol göstereceğine inanıyorum. Türkiye ve İngiltere'nin birbirinden öğreneceği şeyler var" dedi. TGC Başkanı Orhan Erinç ise Nail Güreli'nin başkanlığı döneminde oluşturulan Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde yer alan kuralların altının doldurulmasında bu çalışmanın katkısı olacağını belirtti.Yavuz Baydar'ın moderatörlüğünü yaptığı toplantıda ilk olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Mine Gencel Bek, yürüttüğü araştırmanın sonuçlarını özetledi. Kadınların ve eşcinsellerin medyada temsiline yönelik içerik analizine göre ortaya çıkan çarpıcı verilerden bazıları şöyle:

Ocak-Ekim 2005 tarihlerinde Hürriyet, Sabah, Akşam ve Vatan gazetelerinde konuyla ilgili yayımlanan haberlerde kadın dezavantajlı durumda.

Siyaset, hükümet gibi alanlarda kadın sayısı çok azken, magazin dünyasında durum tam tersi, ünlülerin çoğu kadın.

Kadınlar gazete haberlerinde görsellikleriyle, güzellikleriyle,bedenleriyle varlar. Kadınla ilgisi olmayan haberlerde bile kadın bedeni sergileniyor.

Meslek sahibi kadınların kadın kimlikleri gereksizce öne çıkarılıyor; kadın komutan, kadın polis gibi...

Kadınların soyadından çok adı kullanılıyor.

Kadınların yer aldığı kişisel dramlara ilgi büyük.

Buna karşın olumlu örnekler de var. Bunların hemen hepsi Hürriyet Ankara ekinde yer alıyor. Basın yerelleştikçe duyarlılık artıyor. Aile içi şiddet,namus cinayetleri konusunda da kampanyaların tanıtımı gibi çok sayıda olumlu haber var.  Farklı cinsel kimliklerin temsiline yönelik ise 10 ayda dört gazetede sadece 121 haber yayımlanmış. Bunlarda eşcinsel tanımı daha fazla yapılıyor. Konuyla ilgili olmasa da "lezbiyen senatör", "gay lider" gibi tanımlar özellikle vurgulanıyor.Doç. Dr. Mine Gencel Bek durum analizini ortaya koyduktan sonra dünyada ve Türkiye'de kadının medyada temsiline yönelik gazetecilik ilkeleri hakkında da bilgi verdi. Bu konunun yer aldığı ilkelerin en önemlileri arasında; Bangkok Bildirisi (1994), Dünya Kadın Platformu Bildirisi (1995), Beyrut Deklarasyonu (1999), Pekin+5 Dünya Kadın Konferansı Bildirisi (2000),  Uluslararası Gazeteciler Federasyonu(IFJ) çalışması (2001), UNESCO Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Habercilik Raporu, IPS Gazeteciler İçin Cins Bakışı Sözlüğü (1995), Kanada Yayın Birliği Gazetecilik Standartları ve Pratikleri, Filipinler Kadın ve Çocuklara Yönelik Suçun Haberleştirilmesinde İlkeler (1993), Güney Asya'da Toplumsal Cinsiyet ve Medya Bölgesel Atölye Çalışması (2004),Türkiye'de ise RTÜK Yayın İlkeleri, TRT Yayın İlkeleri, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, Basın Konseyi Meslek İlkeleri, Doğan Medya Grubu Yayın İlkeleri, Doğuş Yayın Grubu İlkeleri, Hürriyet Gazeteciliği kitabı yer alıyor.Cinsel e€ilimleri farklı olan grupların medyada temsiliyle ilgili olarak da insan hakları aktivisti, Uluslararası Gay ve Lezbiyen Birliği (ILGA) Genel Sekreteri Kürşat Kahramanoğlu bilgi verdi. İngiltere'de ırkçılık ve homofobi karşıtı birçok yerel, ulusal ve uluslararası kampanyaya öncülük eden Kahramanoğlu, eşcinsel haklarının tamamen insan hakları sorunu olduğunu söyledi."Bazı insanların bu konuyu insan hakları olarak görme problemi var. Bu konunun seksle hiç alakası yok, tamamen insan haklarıyla ilgili. İngiltere'ye 70'lerin sonunda gittim, o zamandan beri 30 yılda İngiltere'nin nasıl bir değişim geçirdiğini gördüm. İngiltere'de70'lerde gay ve lezbiyen olarak yaşamak çok zordu, 2000'lerde ise durum çok farklı. Yıllarca eşcinsellerle dalga geçen Sun gazetesinin ilkeleri arasında bugün homofobik olmama kuralı yer alıyor. Bugünkü BBC ile 30 yıl önceki BBC arasında da büyük fark var. İngiltere'de 20-30 yılda bu değişiklik olduysa Türkiye'de de olur" dedi.Çözüm önerileri Kürşat Kahramanoğlu'nun sorunla ilgili çözüm önerileri ise dört başlık altında toplanıyor: "İlk konu görünürlük. Eşcinsellerin görünürlüğü yok. Oysa biz her yerdeyiz. Görünürlük olmadığı için rol modeli de yok. Kim çocuğunun Bülent Ersoy ya da Fatih Ürek gibi olmasını ister? İkinci olarak lüzumsuz aşağılamaya karşı duyarlılık. Üçüncü konu gay lezbiyen organizasyonlarının anlaşılmaya ve korunmaya ihtiyacı var. Dördüncüsü ise izleme. En son pozitif eşcinsel haberi ne zaman çıktı? "BBC'de Kadın ve Cinsel Farklılıkların Temsiline yönelik nasıl bir yaklaşım bulunduğunu ise ödüllü gazeteci Margaret Gilmore dile getirdi. Şu anda BBC'nin iç işleri ve hukuk muhabirli€ini yapan;terörizm, ulusal güvenlik, suç ve ırk ilişkisi gibi konular üzerinde yoğunlaşan Gilmore, son olarak 2005 Londra bombalamaları, ardından gelen terörizm yasası ve diğer etkileri üzerine çalışmıştı. Gilmore konuşmasında BBC'nin ayrımcılığa karşı ülke genelindeki eşit fırsatlar kanununa uyduğunu yayınlarında bu konuya hassas davrandığını belirtti. Gilmore, ayrımcılığın tamamen ortadan kalkmadığına da değindi ve "Bilgi Yasası'na göre gazeteciler her kurumu inceleyebilir.Bir gazetenin BBC'de yaptığı araştırma sonucunda ne yazık ki erkeklerin kadınlara göre daha fazla para aldığı ortaya çıktı" diyerek kendi kurumuna da eleştiri getirdi.Bu konuşmaların ardından yapılan atölye çalışmasında toplantının katılımcıları konuyla ilgili görüşlerini ortaya koydular. Mustafa Aksoy (Show TV), Banu Acun (32. Gün), Hayriye Ertekin (Ankara Barosu), Işın Gürel Aslanbay (CNN Türk), Nail Güreli (TGC), Sibel Güneş (NTV),Gülseren Güver (TGC), Orhan Erinç (TGC), Turgay Olcayto (TGC), Ragıp Duran (Bianet), Oral Çalışlar (TGC), Gamze Akdemir (Cumhuriyet), AyşeBöhürler (Yeni Şafak- Kanal 7), Haluk Koç (TRT), Yusuf Ziya Cömert (Yeni Şafak), Filiz Sasaoğlu (İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı), Nilüfer Öcel (İstanbul Üniversitesi), Burçin Belge (Bianet), Emel Armutçu (Hürriyet), Meltem Ağduk (UNFPA), Melek Özman (Kadınların Medya İzleme Grubu), Yasemin Kök (Medya iletişim Danışmanı), Yazgülü Aldoğan, Fatma Batukan (TGC), Abdülrezzak Altun (AÜ İletişim Fakültesi), Alkım Bağ (British Council), Esra Çanakçı'dan (British Council) oluşan katılımcılar ortak ilkelerin belirlenmesi yolunda katkı sağladılar.
İlkelerden bazıları şöyle:

Tüm meslek örgütlerinde kadın üye oranı artırılmalı.

Cinsiyet ayrımcılığına karşı olumlu örnekler haberleştirilmeli.

Kadınla doğrudan ilgili olmayan haberlerde kadın bedeni görsel malzeme olarak kullanılmamalı.

Gündem olayları kadın bakış açısından irdelenmeli.

Medyanın üretimindeki cinsiyetçi yapı değiştirilmeli.

Kadınların emeği nerede olursa olsun görünür hale getirilmeli.

İnsan hakları konusunda hiyerarşiden kurtulmalı, eşcinsel hakları da diğer haklarla eş değerde tutulmalı.

Dil kullanımına dikkat edilmeli.

Cinsiyet ayırımcılığının yapıldığı eğitim sistemine karşı çıkılmalı

Tecavüze uğrayan kadınlar gibi mağdurlar teşhir edilmemeli.

Zaman içinde yitirilen empati duygusunun yeniden kazanılmasına çalışılmalı.

Eşcinsellerin varlığı kabul edilmeli.

Metropollerdeki eğitim eşitsizliği de gündeme gelmeli.

Feminist bir sanat eleştirisi yapılandırılmalı. (26 Şubat 2007)


Tanyolaç, MDK üyeliğine seçildi:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) önceki başkanlarından Necmi Tanyolaç, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (GSGM) Merkez Danışma Kurulu (MDK) üyeliğine getirildi. Tanyolaç, Gençlik ve Spor Genel Müdürü ve MDK Başkanı Mehmet Atalay’ın teklifi, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in onayıyla MDK üyeliğine seçildi. Tanyolaç’ın 2006’da vefat eden Orhan Bilgin’in yerine getirildiği ve Bakanlık Temsilcisi olarak MDK’da görev yapacağı bildirildi. 1951 yılında Zaman gazetesinde polis muhabiri olarak göreve başlayan Tanyolaç, birçok gazetede görev yaptı. Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin kurucularından Necmi Tanyolaç, burada 2 dönem başkanlık görevini üstlendi. Tanyolaç, son 10 yıldır Gözcü gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor. (26 Şubat 2007)


Akgün Tekin yaşamını yitirdi:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyesi, Gözcü Gazetesi Yazıişleri Yönetmeni ve köşe yazarı Akgün Tekin yaşamını yitirdi. Mesleğe 1960 yılında Türkiye Spor dergisinde başlayan Tekin, Yeni İstanbul, Sabah, Günaydın, Bugün, Hürriyet ve Meydan gazetelerinde çalıştı. “Anılarla Türk Otomobil Sporu”, Yaşam Zaten Bir Trophy”, “Türk Basınında Kayan Yıldız – Haldun Simavi’nin Günaydın’ı” adlı kitapları yayınlandı. Basın Şeref Kartı sahibi Akgün Tekin’in cenazesi, TGC önünde düzenlenen törenin ardından Teşvikiye Camii’nde kılınan namazdan sonra Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi. (26 Şubat 2007)


Yerel Medya Eğitim Seminerlerinin 39’uncusu Antalya’da Yapıldı:
 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Konrad Adenaur Vakfı ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin ortaklaşa düzenlediği 39’uncu Yerel Medya Eğitim Semineri Antalya’da yapıldı. Antalya Valisi Yüksel seminer öncesinde TGC Başkanı Orhan Erinç’e bir plaket verdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç seminerde yaptığı konuşmada,  medya siyaset ilişkisinin ne yazık ki yıllardır değişmediğini, cemiyet olarak siyasetin içinde olmamaya çaba  harcadıklarını ancak, siyasilerin zorla siyasetin içine çekmeye çalıştıklarını söyledi. Orhan Erinç, siyasi iktidarın gazetecilere gözdağı verme alışkanlıklarının da değişmediğini ifade ederek, Habertürk kanalına yapılan denetimlerin, Türk Ceza Yasası’nın 301’inci maddesinin bunun sonuçları olduğunu kaydetti. Erinç,  Anka Haber Ajansı’nın sadece bilgisayarlarının hard disklerinin çalınmasını gazetecilere yapılan baskılara bir başka örnek olarak gösterdi. Erinç, başbakanın kendisini gazetecilerin sicil amiri olarak gördüğüne dikkati çekerek, oysa Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin hazırladığı ve gazetecinin anayasası olarak kabul edilen Hak ve Sorumluluk bildirgesinde de belirtildiği gibi gazetecinin sadece kendi gazete yöneticilerinden talimat alabileceğini vurguladı. Gazetecilerin vatan hainliği suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığına işaret eden Orhan Erinç, “işin içine ‘vatan hainliği’ girince bunun kararını yürütmenin değil, yargının vermesi gerekiyor” dedi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, anamuhalefet partisi genel başkanının da medyaya karşı iktidarla aynı tutumu sergilediğini, uzlaştıkları tek noktanın da belki de bu olduğunu belirterek, “bu tür yaklaşımlar, ortamı germekten ve yozlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor” diye konuştu. Antalya Valisi Alaeddin Yüksel de konuşmasında, yaşadığımız çağda iletişimdeki hızlı gelişmelere değindi ve yerel sorunların artık evrenselleştiğini, bunun da medyanın sorumluğunu arttırdığını söyledi. Alaeddin Yüksel, dünyada yeni bir demokrasi kavramının geliştiğini hak ve özgürlüklerin evrensel bir yapıya kavuştuğunu, insanların ortak bir akıl etrafında buluştuğunu, bunun da basın aracılığıyla oluştuğunu belirtti. Medyanın bu ortak kavramların oluşmasındaki rolünün sorumluluğunu da arttırdığını vurgulayan Yüksel, gazetecinin bu anlamdaki temel görevinin doğru ve tarafsız bir şekilde halkı bilgilendirmek olduğunu sözlerine ekledi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Abdurrahman Yıldırım da,  yerel medyanın yeterli sermaye ve teknolojik olarak eksikliklerinin yanı sıra, yetişmiş eleman ve dağıtım sorunuyla da karşı karşıya bulunduğunu ifade ederek, bu sorunların  giderilmesi için herkesin gereken desteği vermesi gerektiğini söyledi. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili Hüseyin Aslan Giray,  meslek örgütü olarak meslek içi eğitime büyük önem verdiklerini, böylece bölgedeki gazetecilerin önemli bir eksikliğinin giderilmiş olacağını belirterek, bu tür çalışmaları sürdüreceklerini kaydetti. Açılış konuşmalarının ardından panellere geçildi. VTV Program Müdürü İdris Taş’ın yönettiği ilk oturumda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Saymanı ve Vatan Gazetesi Yazarı Mustafa Mutlu “Günümüz Basınında Yorum Özgürlüğü”, Gazeteci  Tümer Argın ise “Yerel Basında Yayın Planlaması ve Görsellik” konusunda birer tebliğ sundular. Gazeteci Yazar Mustafa Mutlu, konuşmasında, “haber kutsal, yorum hürdür” ilkesinden hareket ederek, yazılarını kaleme aldığını, yazarın özgürlüğünün de gazetecilerin etik değerleri  çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Gazeteci Yazar Mustafa Mutlu, gazetecilerin tüm baskıların üstesinden gelmesinin temel yolunun mesleki dayanışmadan geçtiğini de sözlerine ekledi. Gazeteci Tümer Argın ise ilk oturumda, gazetenin okunabilirliğinin temel araçlarından birinin görselliği olduğunu vurgulayarak, iyi dizayn edilmeyen bir gazetecinin okunmasının da zor olacağını ve okuyucusuna mesajlarını net olarak veremeyeceğini söyledi. Hürriyet Gazetesi Bölge Temsilcisi Dursun Gündoğdu’nun yönettiği diğer oturumda ise Milliyet Gazetesi Yazarlarından Nail Güreli, “Haberin Serüveni”, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Turgay Olcayto da, “Medya Okur Yazarlığı” konusundaki görüşlerini açıkladılar. Ekspres Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ali Tongülüs’ün yönettiği ilk günkü son oturumda ise Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi ve TRT Yayın Denetleme Kurulu üyesi  Dr. Recep Yaşar, “Medya Etiği”, Bizim Gazete Sağlık Sayfası Editörü Dr. Mustafa Sütlaş da “Medya’da Sağlık” konusunda bir bildiri sundular. Panelin ikinci günü yapılan oturumlarında ise Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkan Vekili ve Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü Vahap Munyar, “Turizm ve Ekonomi” konusundaki görüşlerini açıkladı. Anadolu Ajansı Bölge Müdürü Şennur Erdoğan’ın yönettiği panelde ayrıca Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Feyza Hepçilingirler, “Yerel Medya ve Dil Hataları” konusunda bilgi verdi. 39. Yerel Medya Eğitim Semineri’nin son oturumunda ise Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Ertan Cillov, “Basın İlan Kurumu ve Resmi İlanlar” konusunda görüşlerini açıkladı. Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlüt Yeni’nin oturum başkanlığını yaptığı panelde ayrıca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hukuk Müşaviri Avukat Fikret İlkiz, “Basın ve Hukuk” konusunda bilgi verdi. Panel,  Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç’in yaptığı değerlendirme toplantısı ile sona erdi. Toplantının ardından seminere katılanlara birer sertifika verildi.

(28 Şubat 2007)

 

Basın davaları


Bakan Çelik iki yerel gazeteciye dava açtı:
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve ağabeyi Ramazan Çelik, haklarında basın yayın ilkelerini aşarak hakarete varan haber ve yorumlarda bulundukları gerekçesiyle Van’daki 2 yerel gazete hakkında 50’şer bin YTL tutarında tazminat davası açtı. Av. Hamdi Turgut söz konusu gazeteler hakkında, aralık ve ocak aylarında yayınlanan çeşitli sayılarında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ve ağabeyi hakkında çıkan haberlerde, “basın yayın ilkelerini aşarak hakarete varan ifadelerde bulunulduğu” gerekçesiyle Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na, suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi. (2 Şubat 2007)


Gazeteci Sinan Kara Batman’da tutuklandı:
Batman ve çevresini tanıtan bir kitap hazırlığı içinde olan gazeteci Sinan Kara kitabı için gittiği Batman’da tutuklandı. Kara, 3 Şubat sabahı gözaltına alınarak Batman Nöbetçi Savcılığı’na çıkarıldı. Hakkında 146 günlük hapis cezası bulunduğu ve Kara’nın cezasını çekmesi için Batman Cezaevi’ne gönderildiği bildirildi. “Ege’nin Sesi” gazetesi sahibi Sinan Kara, daha önce de “kaymakama iki adet gazete göndermediği” ve “Mert Çiller’in korumalarını tehdit ettiği” gerekçeleriyle iki kez hapse mahkum edilmişti. (7 Şubat 2007)

Gazeteci İsmail Beşikçi’ye dava: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci İsmail Beşikçi hakkında basın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek suçundan 4,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Genelkurmay Başkanlığı’nın İsmail Beşikçi’nin aylık bir dergide “Hayalet” başlıklı makalesinde “Türklüğü aşağıladığı” gerekçesiyle, 19 Ocak 2006’da yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma tamamlandı. Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın derginin merkezinin İstanbul’da olması nedeniyle yetkisizlik kararı vererek gönderdiği dosya üzerinde incelemelerini tamamlayan Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı, bilirkişi raporu doğrultusunda dosyanın “Türklüğü aşağılamak” olarak değerlendirilemeyeceğine karar verdi. (10 Şubat 2007)    


Gazeteci Can Dündar’a Alaattin Çakıcı’dan mektup aldı:
Gazeteci Can Dündar, Alaattin Çakıcı imzasıyla Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden kendisine gönderilen ve “akıllı olmasının rica edildiği” mektupla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade verdi. Dündar adliye çıkışında yaptığı açıklamada, Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden, Alaattin Çakıcı imzalı 4 sayfalık bir mektup aldığını ve “tehdit içerikli” olduğunu düşündüğü bu mektupla ilgili olarak Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldığını söyledi. Can Dündar; “Mektup basına da yansıdı. Akıllı olmamız rica ediliyor. Ağzımın ayarı olmadığından söz ediyor. Uzunca bir mektup, onun içinde suç unsuru olup olmadığına savcılık karar verecek. İfadem ve şikayetim doğrultusunda soruşturma açılacak” dedi.

(23 Şubat 2007)  


Basın ödülleri


Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri’ni kazananlar açıklandı:
Türkiye Gazeteciler Cemiyetince düzenlenen Geleneksel 2006  Türkiye Gazetecilik Başarı  Ödülleri’ni kazananlar açıklandı. Yapılan değerlendirmelerde ödüle değer görülen isimler şöyle: GAZETECİLİK – Haber, Siyasal; Lube Ayar (Milliyet gazetesi). Bu dalda Hürriyet gazetesinden Aslı Sözbilir’in haberi övgüye değer bulundu. Ekonomi; Cumhuriyet Ekibi. Çevre – Eğitim – Sağlık (Toplum Ödülü); Burcum Devrez (Milliyet gazetesi). NTVMSNBC’den Yasemin Arpa’nın ve Akşam gazetesinden Işıl Öztürk’ün haberleri bu dalda övgüye değer bulundu. Kültür – Sanat; Yavuz Rençberler (Sabah gazetesi). zaman gazetesinden Ali Aydın’ın haberi bu dalda övgüye değer bulundu. Spor; Vatan Gazetesi Spor Ekibi. Köşe Yazısı; Ahmet Hakan Coşkun (Hürriyet gazetesi). ARAŞTIRMA; Bu dalda ödül verilmedi. Milliyet gazetesinden Belma Akçura’nın araştırması övgüye değer görüldü. RÖPORTAJ – SÖYLEŞİ; Semin Gümüşel (Yeni Aktüel dergisi). Hürriyet gazetesinden Ersin Kalkan’ın yazısı bu dalda övgüye değer görüldü. SPOR KÖŞE YAZISI; Mehmet Demirkol (Milliyet gazetesi). SAYFA DÜZENİ – Birinci sayfa Düzeni; Savaş Atalay (Vatan gazetesi). İç sayfa Düzeni; Bu dalda ödül verilmedi. Spor Sayfa Düzeni; Nihat Uğurlu (Hürriyet gazetesi). KARİKATÜR; Semih Balcıoğlu. FOTOĞRAF; Serdar Özsoy (Milliyet gazetesi). ANKA Ajansı ve Takvim gazetesinden Alpar Yurtsever’in fotoğrafları bu dalda övgüye değer bulundu. RADYO – TELEVİZYON – TV Haber; Yunus Şen (NTV). Bu dalda DHA’dan Murat Utku’nun haberi övgüye değer bulundu. TV Haber Programı; Zekiye Kaçak (NTV). TV Belgesel; Lütfi Özarslan. TV Kültür – Sanat – Magazin; Handan Özsoy (NTV). TV Spor Programı; Bu dalda ödül verilmedi. CNN – Türk’ten Alp Özgen’in programı övgüye değer bulundu. TV Kamera Çalışması; Mustafa Dalgacı (DHA). RADYO – HABER Programı; Kenan Bölükbaş, Ali Fuat Gülmez ve Gülay Oktar’dan oluşan ekibin TRT İstanbul Radyosu’nda yayınlanan “Gün Ötesi” programı. İnternet; milliyet.com.tr. NEZİH DEMİRKENT ÖZEL ÖDÜLÜ; TGC Yönetim Kurulu, “2006 Nezih Demirkent Özel Ödülü’nü” “Çevre kirliliği ve küresel ısınma konusunu ısrarla irdeleyen ve uyarılarda bulunan gazetecilik yaklaşımıyla Açık Radyo Genel yayın Yönetmeni Ömer Madra’ya verilmesini kararlaştırdı. (7 Şubat 2007)


TGC’den zorunlu açıklama:
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, 2006 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri “Araştırma” dalı ile ilgili çıkan tartışmalar nedeniyle bir açıklama yaptı. Açıklamada şöyle denildi: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, 2006 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri’nin ‘Araştırma’ dalı ile ilgili tartışmalar nedeniyle açıklama yapma zorunluluğu duymuştur. Atatürk’ün Einstein’ı Türkiye’ye davet ettiğine ilişkin ilk yayın Cumhuriyet Bilim Teknoloji Eki’nin 20 Ekim 2006 günlü sayısında yapılmıştır. Bilim Teknoloji Eki’nde Osman Bahadır’ın Münir Ülgür adlı bilim adamıyla yaptığı röportajla Atatürk’ün daveti kamuoyuna duyurulmuştur. Aynı günün Cumhuriyet gazetesi de Ek’teki röportajın anonsunu ‘Ata’dan dahiye davet’ başlığıyla manşetten yayınlamıştır. 21 Ekim 2006 günlü Hürriyet’teki ‘Yeter Söz Milletin’ köşesinde Yalçın Bayer, ‘Atatürk ve Einstein’ başlıklı yazısıyla konuyu ‘Orhan Bursalı’nın çıkardığı Cumhuriyet Bilim Eki’nde’ göndermesiyle yazmıştır. Murat Bardakçı, konuyu Hürriyet’teki köşesinde 29 Ekim 2006 günü, mektubun fotokopisini de ekleyerek ele almıştır. Bardakçı’nın aynı köşesindeki ‘Einstein, Atatürk’ün davetini bir Türk bilim adamına açıklamıştı’ başlıklı bölümde de Ülgür’ün açıklamasının Cumhuriyet gazetesinin Bilim Teknoloji dergisinde yayınlandığı bilgisi ‘geçtiğimiz günlerde’ zamanlamasıyla fakat yazarı açıklanmadan yer almıştır. Orhan Bursalı, ödüle değer görülen 3 Kasım 2006 günlü araştırmasında konuyu çeşitli yönleriyle irdelemiş, gelişmeleri anlatırken Murat Bardakçı’nın yazısına da gönderme yapmıştır. Adaylık önerisi ise Ön Seçici Kurul tarafından yapılmıştır. Bu zaman sıralaması ve ödülün ‘haber’ değil ‘araştırma’ dalıyla ilgili olması karşısında Yönetim Kurulumuz Seçici Kurulun değerlendirmesinin doğru ve gerçekçi olduğu inancındadır. Ancak Orhan Bursalı’nın gazetelerde yer alan açıklaması karşısında ödül kararı geçersiz sayılmıştır. Yönetim Kurulumuz, bilimin ve gazeteciliğin olmazsa olmazlarından biri olan nesnelliğin gelişmeler sırasında indirgendiği düzeyin sorgulanması gerektiğine de inanmaktadır.”

(7 Şubat 2007)  


TSYD – Ülker Spor Yazarları Armağanı Yarışması sonuçlandı:
Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) geleneksel olarak düzenlediği TSYD – Ülker Spor Yazarları Armağanı Yarışması’nın 2006 yılına ait değerlendirme sonuçları belli oldu. Yarışmaya katılan 215 eserden 55’i finale kaldı. Değerlendirme sonucunda 26 eser ödüle değer görüldü. Yarışmada ödüle değer görülen isimler şöyle: Haber dalında; Ayşe Yeşin (Milliyet gazetesi), Celal Demirbilek (Hürriyet gazetesi), Mehmet Arslan (Hürriyet gazetesi). Röportaj dalında; Tuğba Hacıbayramoğlu (Cumhuriyet gazetesi), İlknur Çetinbaş (Anadolu Ajansı), Bilal Meşe (Milliyet gazetesi). Araştırma – İnceleme dalında; Tahir Kum (Futbol Extra). Serbest Yazı dalında; Ercan Güven (Milliyet gazetesi), Hamit Turhan (Fanatik gazetesi), Talay Erker (Fotospor gazetesi). Müsabaka Yazısı dalında ödül verilmedi. Müsabaka Tenkit dalında; Necati Kola (Zaman gazetesi), Gökhan Türe (Milliyet gazetesi), Ercan Güven (Milliyet gazetesi). Fotoğraf  dalında; Uğraş Özyurt (Milliyet gazetesi), Vedat Danacı (Milliyet gazetesi), Muammer Başkan (Anadolu Ajansı). Karikatür dalında ödül verilmedi. Sayfa Düzeni dalında; Hakkı Yılgın (Fanatik gazetesi), Muharrem Özyurt (Hürriyet gazetesi), Nihat Uğurlu (Hürriyet gazetesi). Radyo Spor Eserleri dalında ödül verilmedi. TV Spor Haber ve Röportajı dalında; Ersin Ülken (TGRT). TV Spor Programı dalında ödül verilmedi. Yerel Spor Basını Görsel Teşvik Ödülleri dalında; Sedat Yılmaz (Yeni Asır gazetesi), Ergun Kara (Adana Haber gazetesi), Gökhan Özyurtlu. TSYD Onur Ödülü; Ersin Uysal (TSYD Genel Merkez Yönetim Kurulu kararı ile). Ödüller, 16 Nisan Pazartesi günü Ataköy Olimpiyatevi’nde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek. (14 Şubat 2007)

RTÜK

RTÜK Sayıştay’ın denetimine alınıyor: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nu (RTÜK) Sayıştay denetimine alan; radyo ve televizyon programının yapımcısı ile sunucusunun, ceza alınan süre içinde hiçbir ad altında başka bir program yapamamasını öngören yasa tasarısı, TBMM Anayasa Komisyonu’nda benimsendi. AK Parti İstanbul Milletvekili Burhan Kuzu başkanlığında toplanan Komisyon, Anayasa Mahkemesi tarafından bazı maddeleri iptal edilen ve yürütmesi durdurulan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’da değişiklik yapan yasa tasarısını görüştü. Devlet Bakanı Beşir Atalay, 2002 yılında çıkarılan yasanın bazı maddeleri için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulduğunu, yüksek mahkemenin bunu haklı gördüğünü ve önce yürütmesinin durdurulduğunu, daha sonra da iptal edildiğini belirterek, ancak iptal gerekçesinin geç yayınlandığına işaret etti. RTÜK ve hükümet olarak, yasanın tümü üzerinde kapsamlı bir değişiklik yapılmasının düşünüldüğünü, bu konudaki hazırlıkların da sürdüğünü belirten Atalay, “Özellikle sayısal yayıncılığa geçiş konusunda ciddi bir çalışma yürütülüyor. Hem kamu kurumları hem de özel televizyon yayıncıları derneği ile bu çalışmaları yürütüyoruz. Türkiye’de sayısal yayıncılığa geçiş, dünyadaki gelişmelerle paralel olarak büyük ihtiyaçtır” dedi. (2 Şubat 2007)

 

Dünyada basın ödülleri

IFJ, karikatürist Çakmak’a yapılan saldırıyı kınadı: Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), KKTC’de yayınlanan Afrika gazetesinde köşe yazarlığı yapan Hüseyin Çakmak’a saldırıyı kınadı. Federasyondan yapılan açıklamada, “Bu olay Kıbrıs’ın kuzey kısmında ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğunu gösteriyor” denildi. Kıbrıs Türk Karikatürcüler Derneği’nin başkanlığını da yapan karikatürist Çakmak, 31 Ocak akşamı yumurta ve taş saldırısına hedef olduğunu iddia etmişti. (7 Şubat 2007)


Danimarka Roj TV için soruşturma açıyor:
Danimarka adli makamları, terör örgütü PKK yanlısı yayın yapan Roj TV hakkında polisten yeni bir soruşturma talebinde bulundu. Savcı Hanne Schmidt, Kopenhag polisinden Roj TV hakkında yeni bir soruşturma yürütmesi talebinde bulunduklarını çünkü bu konunun yeterince aydınlığa kavuşmadığını belirtti. savcı, polisin Roj TV hakkında 2005’ten beri yürüttüğü soruşturmanın sonuçları konusunda ayrıntılı bilgi vermedi. (16 Şubat 2007)


Filipinler’de bir gazeteci öldürüldü:
64 yaşındaki gazeteci Hernani Pastolero’nun Filipinler Mindanao adasında Cotabato yakınlarındaki evinde başına isabet eden 2 kurşunla yaşamını yitirdiği bildirildi. Pastolero, bu yıl Filipinler’de öldürülen ilk gazeteci. Filipinler Ulusal Gazeteciler Birliği verilerine göre geçen yıl ülkede 12 gazeteci öldürüldü. Bu ülkede, 2001’den bu yana 830 gazetecinin öldürüldüğü tahmin ediliyor. (20 Şubat 2007)


Ortadoğu Barış Radyosu yayında:
Güney Afrika’da özel bir yayın kuruluşunun kurduğu “Ortadoğu Barış Radyosu” yayına başladı. Güney Afrika’da ırkçı rejimden demokrasiye geçiş sürecinde benzer bir yayın yapan “702 Talk radyo” şirketinin kurduğu 93.6 RAM FM, Filistin toprakları ve İsrail’de İngilizce yayın yapacak. Radyonun haber müdürü Andrew Bolton, Ramallah’da düzenlediği basın toplantısında “Radyo, tarafların birbirini dinlemesi için iyi bir araç” dedi. (22 Şubat 2007)

Başa Dön