Geri Dön

Ocak 2014 Raporu

Emniyetin basın yasağına mahkemeden durdurma kararı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin gazetecilerin emniyet müdürlüklerine girmesinin yasaklanması ve basın odalarının boşaltılması kararının iptali için Şirinevler’deki İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde açtığı davadan yürütmeyi durdurma kararı çıktı.

Mahkemenin vermiş olduğu kararda; Emniyet Genel Müdürlüğü’nün basına getirdiği yasaklama kararının basın, haberleşme ve seyahat hürriyeti üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekildi.

İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararının içeriği şöyle: “Dava konusu işlemin, uygulandığı sürece, ilgililerinin basın, haberleşme ve seyahat hürriyeti üzerinde uygulandığı dönem bakımından etkisi tükenecek tahdit ve etki doğurduğu gözetildiğinde davalı idarenin savunması ve ara kararların cevabı alındıktan ya da kanuni savunma ve ara kararlarına cevap verme süresi geçtikten sonra yeniden bir karar verilinceye kadar dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına 2577 sayılı Kanun’un 27’inci maddesinin ilgili hükümlerine göre 31.12.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.” (3 Ocak 2014)

***

TGC ve TGS, Parlamentoyu göreve çağırdı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde parti grup başkanvekillerine, “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Raporu” başlıklı gazetecilerin sorunlarıyla ilgili hazırlanan özet raporu sundu.

Ziyarete, TGC adına başkan Turgay Olcayto, Başkan Vekili Vahap Munyar, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Genel Sekreter Sibel Güneş ve Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver ile Yönetim Kurulu üyesi Celal Toprak, Ankara Temsilcisi Taylan Erten, TGS adına da Başkan Uğur Güç, Genel Sekreter Mustafa Kuleli, İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, Ankara Şube Başkanı Esra Koçak katıldı.

TGC ve TGS yetkilileri; CHP’den Akif Hamzaçebi ve CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ı, MHP’den Oktay Vural’ı, BDP’den İdris Baluken’i, AKP’den Belma Satır’ı ziyaret ederek hazırlanan raporu sundu.

Görüşmelerde TGC Başkanı Turgay Olcayto, gazetecilerin sorunlarının çözülmesi için yasalarda yapılması gereken değişikliklerle ilgili bir çalışma yaptıklarını ve en kısa sürede parti grup başkanvekilleriyle paylaşacaklarını söyledi.

TGC ve TGS’nin hazırladığı “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” başlıklı rapor, Türkiye’de gazetecilerin yaşadığı zorluklara mercek tutuyor. (10 Ocak 2014)

***

TGC, Emniyet Müdürü Altınok ile basın odası yasağını konuştu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı genelgeyle emniyet binalarına girişleri yasaklanan gazetecilerin durumunu görüşmek üzere İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok’u ziyaret etti.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde yapılan görüşmeye Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Başkan Vekili Vahap Munyar, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir katıldı.

Görüşmenin çıkışında kapıda bekleyen gazetecilerin sorularını yanıtlayan TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“Biz bir saat süren bir görüşme yaptık. TGC’nin 4. İdare Mahkemesi’nde açtığı dava sonucunda biliyorsunuz yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Yürütmeyi durdurma kararı henüz İstanbul Emniyet Müdürü’ne tebliğ edilmemiş. Biz UYAP’tan alınan mahkeme kararını kendisini ilettik. Bu konuda da son karar Emniyet Genel Müdürlüğü’nün. Bizim Ankara’daki polis muhabirlerinden aldığımız bilgilere göre Emniyet Genel Müdürlüğü’nün basın odalarına bakışı pek sıcak değil. Şu anda davanın sonucuna ilişkin karar bekleniyor.

İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, mahkeme basın odaları açık kalacak diye karar verirse, karara uyacaklarını belirtti. Hukukun üstünlüğünden yana olduklarına göre, davanın sonucunda olumlu karar çıkarsa hukuken basın odasının açılması lazım. Aksi halde bu ülkede polis muhabirliği bir gelenektir. Bu tutum nedeniyle meslektaşlarımızın işlerini yapamayacaklarını ve işsiz kalabileceğini vurguladık. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok’tan aldığımız bilgiye göre gazeteciler, emniyete basın kartını göstermek suretiyle içeri girebilecekler. Ancak bunun öncesinde görüşeceği kişiyle randevusu olması gerekecek. Kapıda girişe ilişkin bir engelleme olmayacak. Arkadaşlarımızın rahat çalışabilmesi için 3-4 gündür bütün gazete ve televizyonlara ayırt etmeden bilgi ve görüntü gönderdiklerini söylediler. Bu uygulamayı daha da genişleterek sürdüreceklerini söyledi. Bir arkadaşı da basınla iletişim halinde olması için görevlendirmiş. İstanbul Emniyet Müdürü’nden toplumsal olaylarda gazetecilerin bazı polisler tarafından hedef seçildiğini, dövüldüğünü, biber gazı ve copla yaralandığını hatırlatarak, gazetecilerin rahat çalışabileceği koşulların sağlanmasını istedik. Basın kartını, kimlik kartını gösteren gazetecilere polisin engel olmamasının sağlanmasını talep ettik.” (11 Ocak 2014)

***

TGC Başkanı Olcayto: Gazeteciler baskı altında

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Adalar Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği “Türkiye’de Gazeteci Olmak... Gazeteci Ölmek...” başlıklı forum, Heybeliada’daki Bahar Cafe’de gerçekleştirildi.

Konuklar öldürülen 64 gazeteci ve tutuklu 64 gazeteci için denize karanfil bıraktı. Ardından Bilgesu Erenus, Nâzım Hikmet’in “Hava Kurşun Gibi Ağır” şiirini seslendirdi.

Foruma TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC önceki Başkanı Orhan Erinç, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Güver, TGC Genel Sekreter yardımcıları Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Niyazi Dalyancı ve Ahmet Özdemir, TGC Yönetim Kurulu üyeleri Göksel Göksu, Kamil Masaracı, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü İstanbul Temsilcisi Erol Önderoğlu, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Ahmet Tan, Ataol Behramoğlu, Hilmi Hacaloğlu, Mihail Vasiliadis, Şükran Soner, Uğur Güç, Adalar Belediye Başkanı Dr. Mustafa Farsakoğlu, Yasemin Arpa’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Forumda, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü konusunda yaşanan problemler ve gazetecilerin sorunları ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto yaptı.

TGC Başkanı Olcayto şöyle konuştu:

“10 Ocak Çalışan Gazeteciler için önemli bir tarihti. İlk defa gazetecilerin daha rahat koşullar altında çalışması için 10 Ocak 1961’de ilk kez çalışan gazeteciler için 212 Sayılı Yasa çıkmıştı. O tarihten bu yana onca yıl geçti ama gazetecilerin sorunlarına eğilen hiçbir iktidar çıkmadı. Tersine gazete patronlarının işleri kolaylaştırıldı. Gazetecilik sahada görev yapan; muhabir, kameraman, foto muhabiri arkadaşlar için giderek çok ağırlaştırılan, baskı altında kalan bir meslek olmaya başladı. Günümüzde bunu çok daha ağır hissediyoruz. Arkadaşlarımız işsiz kalıyorlar. Gazeteciliğin gereği olan muhalefet hakkını kullandıkları anda ya patronaj kesiminden ya da yukarıdan gelen talimatlarla kendilerini kapının önünde buluyorlar. Bugünlerde artık kamuoyunda yandaş diye geçen medyada bile çok sayıda insan çıkarılıyor. Gazeteciler bu zor durumdan ancak sosyal medyaya sığınarak, kendi bloglarını kurarak ayakta kalmaya çalışıyor. İnadına gazetecilik yaparak halka gerçekleri, doğruları anlatmaya çalışıyorlar. Böyle bir ortamdayız. Okurların da gazeteciler kadar olmasa da bu işte sorumluluğu var.  Medya okuryazarlığı çok önemli. Medyayı dikkatle takip edip cezalandırmak da okurun görevi diye düşünüyorum. 9 Ocak’ta Ankara’ya gittik. Mecliste grubu bulunan parti başkanvekilleriyle görüştük. TGS ile hazırladığımız gazetecilerin sorunlarıyla ilgili özet raporu sunduk. Görüşmeden sonra CHP ve BDP’den iki meclis araştırması verildi meclise. Bunların birer adım olduğunu düşünüyoruz. 8 Ocak Metin Göktepe’nin ölüm yıl dönümüydü. Metin Göktepe’nin mezarı başında düşündüm, tam 18 yıl olmuş... Ve düşünün 18 yıl önce ilk defa Türkiye’de gazeteciler, Metin’in çalıştığı gazete Evrensel, barolar, TGC ve TGS el ele büyük bir çaba gösterdi. İlk defa o dönemde Metin’i döven polisler yargı önüne çıktı. Metin’in işkenceyle öldüğü ortaya çıktı ve o polisler hüküm giydi.”

Açılış konuşmalarının ardından moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in üstlendiği foruma geçildi.

Güneş, şunları söyledi:

“Türkiye’de son 10 yılda gazeteciler üzerinde baskı giderek yoğunlaştı. Sermaye, siyaset, medya sarmalında emek göz ardı edildi, sansür ve oto sansür gazetecileri mesleklerini yapamaz hale getirdi. Yalnız Gezi olaylarından bu yana 150’ye yakın gazeteci sadece düşündüklerini ifade ettikleri için işsiz kaldılar. Gazetecilerin aldığı ücret ortalaması Türkiye’de yoksulluk sınırının altında. Nitelikli uzman gazetecilerin işsiz kaldığı bir dönem yaşanıyor. Sahada çalışan gazeteci toplumsal olaylarda polisin şiddet uygulamalarına maruz kalıyor ve bu konuda gazetelerinden de destek görmüyor. Medya savaş bölgelerine gönderdikleri gazetecilerin eğitimini, can güvenliğini, sigortalanmasını sağlayacak koşulları oluşturmakta yetersiz kalıyor. Türkiye’de gazetecilerin çoğunluğu 5953 Sayılı Basın Meslek Yasası dışında çalıştırılıyor. Merkezi New York’ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesinin (CPJ) 18 Aralık 2013 tarihli raporunda cezaevlerinde en çok gazeteci bulunduran ülkeler arasında bu yıl birinciliği Türkiye aldı. Türkiye’de basın özgürlüğü işlemiyor."

CNN Türk muhabiri Göksel Göksu ise “Gazeteciliğin zor yapıldığı dönemlerden geçiliyor. Özellikle bu dönemde kadın gazetecilere uygulanan psikolojik şiddetin (mobbing) etkisinin arttığını düşünüyorum. Kadınların işyerinde ayrımcılık, taciz ve mobbinge uğramaları önlenmeli. Mobbingin bir faturası olduğunu düşünüyorum ama şu an önümüze gelmiyor. Kadın çalışan sayısının artışına önem ve öncelik verilmeli. Eşit işe eşit ücret ilkesi uygulanmalı. Yönetim kademelerinde kadınlara yer açılmalı. Diğer taraftan sosyal medya nefes aldığımız bir mecra olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal medyada sizler de gazetecisiniz. Sosyal medya, okuduğumuz işittiğimiz medyanın önüne geçti” dedi. (13 Ocak 2014)

***

“Gazeteciler tutuksuz yargılanmalı”

19’u tutuklu olmak üzere 46 basın emekçisinin yargılandığı KCK basın davasının görülmesine, Silivri 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

Gazetecilere Özgürlük Platformu adına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Uğur Güç, TGS önceki Başkanı Ercan İpekçi,  CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Avrupa Gazeteciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Nadezda Azhgikhina ve Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için duruşma arasında basın açıklaması yaptı.

Açıklamada ilk olarak söz alan TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, GÖP olarak gazetecilerin duruşmalarını sürekli takip ettiklerini söyledi.

Platform olarak tutuklu olan meslektaşlarının adil yargılanması için vurgu yaptıklarını dile getiren Başkan Yardımcısı Yaşar, 17 Aralık operasyonundan sonra yapılan açıklamaların "adil yargılama" konusundaki kuşkularını bir kez daha ortaya çıkardığını söyledi.

Gazetecilerin tutuksuz yargılanmasının önemine değinen Yaşar,  özel yetkili mahkemelerin,  Terörle Mücadele Yasası’ndaki ve yasalarda basın ve ifade özgürlüğünü engelleyen maddelerin bir an önce kaldırılmasını istediklerini aktardı. (14 Ocak 2014)

***

Basın İlan Kurumu’ndan TGC’ye ziyaret

Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Mehmet Atalay ve Basın İlan Kurumu İstanbul Şube Müdürü Mehmet Köşker, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto’yu ziyaret etti. Görüşmede basının sorunları değerlendirildi. TGC Başkanı Turgay Olcayto ile BİK Genel Müdürü Mehmet Atalay, yerel basının sorunlarını ele aldılar. Görüşmenin ardından TGC Bizim Gazete gezildi. Başkan Olcayto, TGC'nin çalışmaları ve Bizim Gazete'nin işleyişi hakkında bilgi verdi. (17 Ocak 2014)

***

Olcayto: Günümüzde gazetecilik yapmak çok zor

Balıkesir Yeni Haber Gazetesi’nin kuruluşunun 47. yılı, Otel Basri’de düzenlenen kokteyl ve ’Gazeteciliğin Dünü ve Bugünü’ paneliyle kutlandı. Törende gazetenin kurucusu merhum Ekrem Balıbek adına düzenlenen Köşe Yazısı Yarışması’nda 1. seçilen Manisa Hayat Gazetesi köşe yazarı Osman Özbaş’a ödül ve plâketini Yeni Haber Gazetesi sahibi Esen Balıbek verdi. Törende Balıkesir Milletvekilleri Namık Havutça, Nedret Akova, Haluk Ahmet Gümüş ve Ahmet Duran Bulut da hazır bulundu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı ve Evrensel Gazetesi köşe yazarı Turgay Olcayto, TGC önceki Başkanı, Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve köşe yazarı Orhan Erinç, Zaman Gazetesi köşe yazarı Ahmet Çakır’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde önce Ekrem Balıbek’in anısına, dostlarıyla çekilen filmin fragmanı izlendi.

Toplantıda konuşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Evrensel Gazetesi köşe yazarı Turgay Olcayto, gazeteciliği kendileri ve iktidarlar açısından ayrı ayrı irdelemek gerektiğine dikkat çekti.

Konuya ilk olarak kendi açılarından bakmak istediğini söyleyen Olcayto, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Gazeteciler olarak bugün çektiğimiz sıkıntıları hak ettik mi?  Çok da hak etmedik diyemiyorum. Çünkü yıllardır kendi haklarımıza bile sahip çıkamadık.

Türkiye’de tek parti döneminde gazetecilik tamamen devlet denetimindeydi. 1946-1950 dönemini yaşayanlar bilir. Baskıların olduğu, örtülü ödenekten gazeteciler para verilen bir dönem var. Gazetecilerden içinde örtülü ödenekten para alanları saysam, siz de şaşırırsınız. Basın neden bu yola girmiştir? Sorunun cevabı 1960’a kadar karanlıkta. 1952 yılında ilk kez çalışan gazetecileri bir yarar sağlamak amacıyla işverenler ile patronların işçi ilişkilerini düzenleyen yasa çıkar. 27 Mayıs ihtilali sonrası Milli Birlik Komitesi şaka gibi basının sorunlarına eğilen faaliyet gösterir. Basını beslemek amacıyla 1951’de Basın İlan Kurumu yaşama geçirilir. Yine o dönemde, 5953 sayılı yasanın bir maddesi değiştirilerek 212 dediğimiz yasa ortaya çıkar. İhtilal hükümetinin bugün asla yanına bile yanaşamadığımız çağdaş Anayasayı yaptırdığını unutmamalıyız. Daha sonra Anayasanın özü kalktı. Serüven içinde yukardan hep bir destek vardı. O dönemden bu döneme hiçbir iktidar, çalışan gazeteci için parmağını kımıldatmamıştır. Özal, döneminde ‘Türkiye’de 2,5 gazete kalacak’ diyerek, bu dönemde, Türkiye’de gazeteye ihtiyaç olmadığını öne sürmüştür. Bugünkü iktidar da, Özal dönemiyle aynı zihniyete sahiptir. Bugün ülkemizdeki medyanın yüzde 80-90’ı, iktidarın çizgisinde yayın yapmaktadır. Basın özgürlüğü, kamuoyunun, halkın gerçekleri öğrenme doğru haber alma hakkının kullanılması için gereklidir. Siz bu kanalı tıkarsanız, halk nasıl bilgilenecek? Bilgilenme şansı kalmayacak, bugünkü ortam ortaya çıkacaktır. Uludere’yi hatırlayın, 12 saat sonra öğrendik. Gezi’yi hatırlayın, iki tam gün, büyük medya kuruluşları olayı görmezden geldi. Olaylar büyüyünce olayın içine girmek zorunda kaldılar. Reyhanlı’da yayın yasağı konuldu. Bu yasaklar olduğu zaman fısıltı gazetesi başlar.  Savcılar bunu yapmaması gerekir. Günümüzde gazetecilik zor yapılıyor. Sosyal güvence, güvenlik, sözleşme sorunu var. Gazetecinin en büyük sorunu, işini yaptığı ‘eleştirdiği’ anda karşısına çıkıyor. Bir anda kendisini kapı önünde buluyor. Hatta foto muhabiri olmanız bile bunu engellemiyor. Hasan Cemal, Mehmet Altan, Nuray Mert gibi donanımlı gazeteciler bile halen işsiz. Allah’tan sosyal medya var. Kendi bloklarını, kendi sitelerini kuruyorlar. Nitelikli elemanlar dışarı giderken, niteliksiz elemanlar içeride tutuluyor. Bu kişilerin en büyük özellikleri bağırıp, çağırmak ve hasımları diye belledikleri gazetecileri yerin dibine sokmaya çalışmaktan öteye geçmiyor. Muhalefetle işleri pek yok. Gazeteciler, kendi hakları için toplu hareket bile gerçekleştiremiyor.  Gazeteciler, son 3-4 yıldır iyice kutuplaşmış durumda. Birbirine düşman bir medya yaratıldı. Yaratılan bu medya düzeninde gazetecilerin payı da fazla. Zor olmasına karşın gazetecilik onurlu meslektir. Arkamızdan gelen genç arkadaşlar içinde müthiş zeki ve yaratıcı bir kesim var. Gazetecilik için umut olacak yeni bir kuşak geliyor.” (20 Ocak 2014)

***

Gazeteciler, sanatçılar ve sanatseverler bir araya geldi

Şairleri, yazarları, gazetecileri, halk ozanlarını, müzisyenleri, sanatseverleri buluşturan “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Basın Müzesi Şiir ve Musiki Günleri” devam ediyor. Her ayın ikinci cumartesi günü düzenlenen Şiir ve Musiki Günleri, gazeteciler, sanatçılar ve sanatseverlerin katılımlarıyla gerçekleştirildi.

Programa katılanlar arasında TGC Başkanı Turgay Olcayto, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer, TGC önceki Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Atay’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli vardı.

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir’in yönettiği etkinliğe; ressam, şair ve yazar Mualla Tetik’le TGC üyelerinden Coşkun Yücedağ ve Erol Aktı katkı sağladı.

Etkinlikte, 24. ölüm yılında Cemal Süreya, 10. ölüm yıldönümlerinde İlhan Geçer ve Halil Soyuer’den söz edildi, belgeseller sunuldu. Bir şiir üzerinden edebi bilgiler paylaşılarak bu ay kafiye, redif konuları hatırlatıldı. (20 Ocak 2014)

***

Hrant Dink unutulmadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği " Meslekte İz Bırakanlar" toplantıları devam ediyor.

19 Ocak 2007 tarihinde Osmanbey’de Agos gazetesinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, "Meslekte İz Bırakanlar" toplantılarının yedincisinde anıldı.

TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya, TGC Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Güver, Yönetim Kurulu Üyesi Göksel Göksu, Jamanak Gazetesi’nden Ara Koçunyan, TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer ile Balotaj Kurulu Üyesi Şevket Uygun’un da aralarında bulunduğu davetliler katıldı.

Moderatörlüğünü TGC Başkanı Turgay Olcayto’nun yaptığı toplantıya konuşmacı olarak,  Agos Gazetesi köşe yazarı Karin Karakaşlı ile T24 köşe yazarı Aydın Engin katıldı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto,

“Bugün sevgili arkadaşımız gazeteci Hrant Dink’i anmak için bir araya geldik. Hrant Dink’i bana Leyla Tavşanoğlu tanıştırmıştı. Dink ile ondan sonra sohbetlerimiz kopmadı. Telefonda ya da rastladığımızda uzun uzun konuştuk.  İçimi acıtan başka bir şey var. Medyada yeteri kadar Hrant’a sahip çıkabildik mi? Çıkabildiğimizi hiç zannetmiyorum. Hrant’ı en zor zamanlarında yalnız bıraktık. Hep üstesinden gelir gibi gördük. Oysa en sıkıntılı anlarıydı. Desteğe gereksinimi vardı. Tam tersine bugün ortalarda başka komplolar peşinde koşan gazeteci arkadaşlarımız var. Onlar Hrant’ı hedefe koymakta gecikmedi. Israrla Hrant’ı medyada Türk düşmanı olarak göstermeye çalıştılar. Onun kardeşlik ve barış mesajlarını almak istemediler. Duymazdan geldiler. Çünkü onların hesaplarına, çıkarlarına uymuyordu. O bakımdan içim hep buruk. Bugün cezaevindeki arkadaşlarımıza destek oluyoruz, ilgileniyoruz. Bugünlerde yaptığımızın onda birini o zamanlar Hrant’a yapamadık” diye konuştu. (21 Ocak 2014)

***

TGC Uğur Mumcu’yu andı

Bombalı suikastle yaşamını yitiren Türk basınının usta kalemlerinden Uğur Mumcu ölümünün 21. yıldönümünde TGC’nin düzenlediği etkinlikte anıldı.

Uğur Muncu’nun anıldığı toplantının açılışında konuşan TGC Başkanı Turgay Olcayto, “Uğur Mumcu’yu yitirileli 21 yıl olmuş. Geçen gün düşündüm; bugün Uğur Mumcu yaşasaydı özellikle 90’lı yıllarda üst üste öldürülen gazeteciler ve siyasi cinayetlerle ortaya çıkan faili meçhuller üzerinde mutlaka kafa yorar, bütün enerjisini toplar ve dosyalara ulaşır, tozlu raflarından onları indirir ve mutlaka okurlarıyla buluşturmaya çalışırdı. O dönemden bu yana hâlâ hiçbir siyasi cinayetin ama özellikle gazeteci cinayetlerinin arkasındaki azmettiriciler ortaya çıkarılamadı. Uğur Mumcu’nun ‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” deyişi her geçen gün toplumda önem kazanıyor. Şimdi herkes fikir sahibi, ama bilgi sahibi olana pek rastlanmıyor” dedi.

TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Niyazi Dalyancı, Uğur Mumcu’yu şu sözlerle anlattı:

“O dönemde bizim hayran olduğumuz, taklit etmeye çalıştığımız, gerçeğin peşinde koşan gazetecilerin başında geliyordu Uğur Mumcu… Bir de benim çok sevdiğim Örsan Öymen. İkisi birlikte Ağca meselesinin peşine düştüler. Tamamiyle ortaya çıkartamasalar bile hiç değilse bile Amerikalıların bize satmaya kalktığı bu adam ‘Rusların adamıdır’ın pek doğru olmadığını kanıtladılar. Gazetecilerin en önemli niteliklerinden biri olan merak, o dönemde baskı bir nitelikli gazetecilik yapanların özelliğiydi. Bugün tamamiyle ayrı bir dönemi yaşıyoruz ne yazık ki… Bugünkü içinde bulunduğumuz rezaletin, olması için, Türkiye’nin başına örülen çorapların rahat uygulanması için öldürülen kişilerden biri de Uğur Mumcu olmuştur.” (25 Ocak 2014)

***

Gazetecinin Gezi tanıklığı tartışıldı

Gazeteciler, akademisyenler ve politikacılar, Gezi Direnişi’ni masaya yatırdı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Ayrıntı Yayınları’nın birlikte düzenlediği “Sokağın Şenlikli Muhalefeti: Gezi ve Demokrasi” başlıklı panel, TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Panele; TGC Başkanı Turgay Olcayto, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter yardımcıları Ahmet Özdemir ve Niyazi Dalyancı'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı.

Panelin açılış konuşmasını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Ayrıntı Yayınları’ndan İlbay Kahraman, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Kemal İnan yaptı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Gezi sürecini şöyle anlattı:

“Gezi, Türkiye’nin siyasi ve toplumsal tarihinde önemli köşe taşlarından biri. Gezi’de çok önemli gelişmeler yaşandı. Gezi’de ‘sessiz, bir işe yaramaz’ denilen gençlerin kendine nasıl sahip çıktığını, çarpık yapılaşmaya nasıl itiraz ettiğini, doğayı, canlıyı nasıl sahiplendiğini birlikte gördük. Gezi’de devletin tahammülsüzlüğünü de gördük. Demokrasi tahammül sürecidir. Devletimizin büyükleri özellikle iktidar, Türkiye’de ne yazık ki yeni demokrasinin olduğunu ileri sürüyor. Türkiye’de faşizm en ağır uygulamalarını insanlara meslek odalarına gazetecilere uygulamaktan çekinmiyor. Nitekim Gezi’de gazeteci arkadaşlarımız güç koşullar yaşadı. Meslektaşlarımız görevlerini yerlerine getiriyorlardı ama ana akım medyada Gezi haberleri özellikle ilk iki günde yer almadı. Bunun ceremesini foto muhabiri ve muhabir arkadaşlar çekti. İnsanlar, muhabirlere yüklendi. Olayın boyutu büyüdükçe, Gezi’nin önemi anlaşılmaya başlandı. Ana akım medya da devreye girmek zorunda kaldı. O haberleri veren sahada çalışan arkadaşlar, işten çıktıktan sonra yine Gezi’de oluyorlardı. Bunu dışarından bilen pek azdı. Bunun dışında yaralanan çok sayıda meslektaşımız oldu. Biz bu durumu Vali’ye ilettik. Belge de sunduk, şiddet gösteren polislerin durmasını istedik. 3-4 gün önce mektup geldi. Araştırma yapmışlar. Suçlu kimseyi bulamamışlar.”

“Gazetecinin Gezi Tanıklığı” başlıklı basın oturumunun moderatörlüğünü; TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş yaptı. Genel Sekreter Güneş, şunları söyledi: “Gezide gazeteciler çok zor günler yaşadı. Halkın haber alma hakkı için görev yaparken polis şiddetine uğradılar. Haberlerini gazeteler, televizyonlar yayınlamadı. Medya Gezi’yi görmezden gelince haber yapan muhabir, foto muhabiri ve kameramanlara halkın öfkesi yansıdı. Biz TGC olarak İstanbul Valiliği’ne 100’ü aşkın gazeteciyi yaralayan güvenlik güçleriyle ilgili başvuruda bulunduk. Vali ile görüştük. Ancak birçok gazeteci kurumundan yeterli desteği göremediği için polisle ilgili ifade vermekten kaçındı. Medya kuruluşları halk için çalışıyorlarsa gazetecilere daha fazla sahip çıkmak zorundalar. Biz de örgütlenmeye önem vermeliyiz. Sendikalaşma oranı Türkiye’de yüzde 1. Bu ülkede demokrasi varsa gazeteci soru sorarken ‘İssiz kalır mıyım?’ korkusu yaşamamalı.” (26 Ocak 2014)

***

TGC'den AA ayrımcılığına tepki: Demokrasiyle bağdaşmıyor

François Hollande, önceki gün Galatasaray Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa katıldı. Ancak konferansa, Anadolu Ajansı kameramanı dışında kameraman alınmadı. TGC Başkanı Olcayto, bu tür davranışların demokrasiyle bağdaşmadığını söyledi.

Akreditasyonun gazeteciliğin önemli dertlerinden biri olduğunu belirten Olcayto, “Daha doğrusu halkımızın bilgi edinmesini engellediği için halkın büyük bir sorunu. Niye her gazeteye eşit davranılmaz? Niye gazeteciden çekinilir? Bunu anlamak zor. Ancak böyle bir şeyin Galatasaray gibi bir üniversitede bir kültür merkezinde yapılması büsbütün ters geliyor bize. Çünkü orada iletişimde çocuklara halkı nasıl bilgilenir, haber akışı nasıl olur? diye öğretiliyor” dedi.

Bir programda devlet destekli kuruluşun çekeceği görüntüyle diğer haber kuruluşlarından gelen basın mensuplarının görüntü açısının daha farklı olacağını aktaran Olcayto, “Bir programa devlet destekli tek kameramanın alınmasıyla halkı ilgilendirecek farklı noktaların öğrenilmesi engelleniyor. Tek tip haber anlayışı yaratılmaya çalışılıyor. Bu yanlıştan biran önce vazgeçilmesi gerekir. Türkiye’de bir sol basın var, kendi emekleriyle çıkan bir sağ basın var neden bunlar temsil edilmesin? Niye bunlar haberi dinlemesin? Niye bunlar haberi yorumlamasın? Bu çok yanlış bir uygulama ve çağdaş demokrasilerde kesinlikle yeri yok.” diye konuştu.

Basın arasında yapılan ayrımcılığın önüne kısa vadede geçilemeyeceğini dile getiren Olcayto, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği bir dönem başladığında elbette bunlar kalkacak ama bizde uzun süredir devlet katının basına bir müdahalesi var. Basın pek sevilmez ve o algı değişmedikçe bizim demokrasiye geçişimiz mümkün değil. Demokrasi adımları 1946’da başladı 1950’de geçtik gibi söylemlerle demokrasicilik oynuyoruz. Umarım demokrasi bütün kurallarıyla işlediğinde bu sorunlar ortadan kalkar.”

Basına eşit muamele edilmediğini kaydeden Olcayto, “Muhalefet eden yayın organları duruma göre çağrılıyor. Kendilerini destekledikleri anda çağırıyorlar ancak muhalefete ilişkin konulara ve yazılara fazla yer verildiği anda basın müşavirleri tarafından davetler bir anda kesiliyor ama emir yukarıdan geliyor. İktidarın algısı bu şekilde.” ifadelerini kullandı. (30 Ocak 2014)

Başa Dön