Geri Dön

Şubat 2014 Raporu

Abdi İpekçi ölümünün 35. yılında anıldı

Türkiye Gazeteciler Cemiyet Başkanı Turgay Olcayto, “Abdi Bey’i bugün basın sektörünün içine düştüğü karmaşada özlemle arıyor ve saygıyla anıyoruz” dedi.

Milliyet Gazetesi Başyazarı, Genel Yayın Müdürü ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti  (TGC) Başkan Vekili Abdi İpekçi, Zincirlikuyu’daki mezarı başında anıldı. Düzenlenen törene; TGC Başkanı Turgay Olcayto,  TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve CNN Türk Muhabiri Göksel Göksu,  TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer, TGC Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, Burhan Felek’in yeğeni Okşan Atasoy, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila, Milliyet Gazetesi’nden Tunca Bengin ve gazete çalışanları, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ve Genel Sekreter Namık Koçak, İstanbul CHP Milletvekili Oktay Ekşi, İpekçi'nin eşi Sibel İpekçi, kızı Nükhet İpekçi, Çağdaş Gazeteciler Derneği'nden Nazım Alpman, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Törende konuşan TGC Başkanı Turgay Olcayto,  aramızdan ayrılışının 35. yılında Abdi İpekçi’yi saygı ve özlemle andıklarını söyledi. Başkan Olcayto, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Abdi İpekçi, tüm gazetecilik hayatında Milliyet Gazetesi genel yayın müdürlüğünü, başyazarlığını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanvekilliğini üstlenmiş değerli bir gazeteciydi. Kamuoyunun gerçekleri öğrenmesi ve doğru haber alma hakkına sahip olabilmesi için meslek ilkelerini gözeten titiz bir habercilik yaptı. Çok sayıda gazetecinin yetişmesine katkı sağladı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne yaptığı başarılı çalışmalarla meslek örgütünün öne çıkmasında büyük pay sahibi oldu. Abdi Bey’i bugün basın sektörünün içine düştüğü karmaşada özlemle arıyor ve saygıyla anıyoruz.”  (2 Şubat 3014)

***

AA kameramanı Meşal, Ramallah'ta yaralandı

Ramallah'ta iki Gün önce İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden gencin öldürülmesini protesto eden Filistinlilere İsrail askerleri müdahale etti.

İsrail askerlerinin göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı Gaz bombası ve Plastik mermi kullandığı olayda AA kameramanı Muaz Meşal, plastik mermiyle ayağından yaralandı. Olay yerinde bulunan ambulansla en yakın Sağlık merkezine götürülen Meşal, tedavisinin ardından taburcu edildi. (3 Şubat 2014)

***

İnternet sitelerine uyarı mesajı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararları çerçevesinde, Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı (TİB) tarafından yapılan bildirimlerde, sehven haber niteliği taşıyan içerikleri barındıran internet sitelerine uyarı mesajı gönderildiğini bildirdi. BTK tarafından yapılan yazılı açıklamada, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/55 ve 2014/66 sayılı kararları çerçevesinde, TİB tarafından yapılan bildirimlerde, sehven haber niteliği taşıyan içerikleri barındıran internet sitelerine de uyarı mesajı gönderildiğini açıkladı. Açıklamada, konu ile ilgili incelemenin yürütüldüğü bildirildi. T24'ün, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesiyle ilgili haberi için mahkeme kararı ve BTK ile TİB yayından kaldırma yazısı göndermişti. (3 Şubat 2014)

***

Olcayto: Gençler meslek örgütlerinin önemini anladı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, GÖP başkanlığını Gazeteciler Cemiyeti’nden (Ankara) törenle devraldı.

Olcayto törendeki konuşmasında, “Türkiye’nin basın özgürlüğü notu çok kötü. Özgürlüğü kısıtlanmış ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin bu durumu utanç verici. 2013 gerçekten Türkiye’de basının en çok zorlandığı, baskı gördüğü dönemlerden biri oldu. Basın özgürlüğünün yani halkın gerçekleri öğrenme, doğru bilgilenme hakkının kazanılabilmesi için yasalarda iyileştirmeler yapılması lazım. 17 Aralık’tan sonraki gelişmelerden ötürü iktidarın Terörle Mücadele Yasası'nı kaldıracağı yönünde bir takım işaretleri var. Ama tabii bunlar kesinleşmeden bir şey söylemek zor. Kalkmasını bütün kalbimizle temenni ediyoruz. Türkiye artık büyük bir cezaevi olmaktan kurtulmalı. Düşünce, ifade özgürlüğü önündeki engeller kalkmalı. Gerçekten demokrasi yönünde önemli adımlar atılmalı.  2014’te umuyoruz ki; cezaevindeki gazeteci arkadaşlarımız serbest kalsın, Türkiye’nin gazetecileri cezaevine hapseden bir ülke olma sıfatından dolayı üzerindeki kara gölge ortadan kalksın" dedi.

GÖP ve meslek örgütlerinin önemi hakkında bilgi veren Başkan Olcayto, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meslek örgütlerinin çalışmaları çok önemli. Gazetecilerin dağınık hali, bir anlamda kendilerine yapılan baskıya yanıt vermemelerine neden oluyor. Sendikasızlık, örgüte girme korkusu, gazeteciler üzerindeki oto sansür, korku ikliminin yarattığı nedenler. Bunları yavaş yavaş açıyoruz. Türkiye’de şimdiye kadar hiç yan yana gelmeyen meslek örgütleri artık GÖP içinde bir arada mücadele veriyorlar. Bu çok büyük bir umut ışığı geleceğe. Meslek örgütlerinin önemi yavaş yavaş genç meslektaşlarımız tarafından da algılanmaya başlıyor. Biz özellikle TGC olarak her zaman genç arkadaşlarımıza örgütlenmeyi teşvik etmek istiyoruz. Sendikaya girmelerini öneriyoruz, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne üye olmalarından büyük keyif alıyoruz. Onlarla çalışmaktan, onların bize vereceği katkılardan yararlanmaktan yanayız." (04 Şubat 2014)

***

Yusuf Onur Özer'e yapılan saldırı kınandı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Şanlıurfa’da bir asayiş olayını görüntülemeye çalışan Kanal Urfa muhabiri Yusuf Onur Özer’in polisler tarafından darp edilmesini kınadı.

TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı:

“Şanlıurfa’da Cevheri Parkı’nda polis ekiplerinin sigara kaçakçılarına yönelik yaptığı bir çalışmayı görüntüleyen Kanal Urfa muhabiri Yusuf Onur Özer, darp edilmiş, kamerası kırılmış, sözlü tacize ve hakarete uğramış, görev yapması engellenmiştir. Gazetecilerin halkı bilgilendirmek ve gerçeklerden haberdar olmasını sağlamak için görev yaptığının tüm emniyet görevlileri artık farkına varmalıdır. Polislerin görevi, gazetecilerin işlerini yaparken güvenliğini sağlamak olmalıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü’nü ve Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü’nü meslektaşımız Yusuf Onur Özer’i darp eden polisler hakkında işlem yapmaya ve sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmaya çağırıyoruz.” (06.02.104)

***

İnternet Yasası basın özgürlüğüne müdahale niteliğinde

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) internet yasasıyla ilgili yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanını internet yasasını Meclis’e iade etmeye çağırıyoruz” dedi.

TGC Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklamada şu görüşler yer aldı:

“Bilindiği üzere yeni bilişim teknolojileri ve özellikle internet, iletişim özgürlüğü çerçevesinde korunan bilgi ve görüş yayma ve bunlara ulaşma hakkı çerçevesinde korunan araçlardır. Zira bu araçlara yapılacak her müdahale, içeriğin yayılmasına veya erişilmesine doğrudan etki edecektir. İnternetin sağladığı hızlı bilgi aktarma imkânı, gazetecilik mesleğini de etkilemiş, haberlerin hızlı biçimde kamuoyuna yayılması imkanını sağlamıştır.  Bu nedene internete yapılacak her müdahale, basın özgürlüğünü de yakından ilgilendirmektedir. TBMM Genel Kurulu’ndan geçen düzenleme, temel hak ve özgürlüklere ilişkindir ve bu tür yasa tekliflerinin, tasarıların toplumdan ve düzenlendikleri alanın uzmanlarından kaçırılarak yasalaşması, demokrasinin yürürlükte olduğu insan haklarına saygılı hukuk devletlerinde hayal dahi edilemeyecek bir yaklaşımdır. Ancak görülmektedir ki internete ilişkin düzenlemeler TBMM’ye sunulmalarından itibaren bir aydan kısa bir sürede Genel Kurul’dan geçmiştir. Genel Kurul’a sunulan taslak metni esas komisyon sıfatıyla Plan ve Bütçe Komisyonu hazırlamış, verilen yasa teklifinden de ağır düzenlemeler Genel Kurul’a sunularak kabul edilmiştir.

TBMM Genel Kurulu’ndan geçen düzenlemeler ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) dünyada eşi benzeri görülmemiş yetkiler verilmektedir. TİB tüm içerik sağlayıcılardan hiçbir sınırlama olmaksızın bilgi isteyebilecek, içerik sağlayıcılar da TİB’in istediği tedbirleri uygulama yükümlülüğü altında olacaktır. Tedbirlerin ne oldukları, hangi şartlar altında uygulanabilecekleri ve bunlara karşı etkin ve çabuk sonuç veren hukuk mekanizmaları yasada yer almamaktadır. Ayrıca istenecek bilgilerin Anayasa ile korunan kişisel veriler veya Anayasa ve Basın Kanunu çerçevesinde korunan gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkına yönelik olup olmayacakları belli değildir. Yer sağlayıcılar da tüm trafik verilerini depolama ve TİB’in istediği zaman, istediği şekilde bu bilgileri iletmekle yükümlü hale gelmiştir. Ayrıca yer sağlayıcıların yükümlülüklerinin yönetmelikle belirlenmesinin yolu açılmış ve Anayasa’nın hak sınırlandırmasına yönelik kanunilik ölçütüne aykırı bir düzenleme kabul edilmiştir. Erişim sağlayıcılara alternatif erişim yollarını da engelleme yükümlülüğü getirilmiş ve böylece tüm erişim sağlayıcıların birer sansür aracı olarak mahkeme kararlarının dahi ötesine geçebilecek uygulamalar yapmasının önü açılmıştır. Bunu yerine getirmeyen erişim sağlayıcılar için de ağır yaptırımlar öngörülmüştür. Yegâne amacı erişimin engellenmesini sağlamak olan bir birlik kurulmuş, TİB’e karşı da tek muhatap olarak bu birlik gösterilmiştir. Tüzüğünü dahi kendi başına hazırlayamayacak bu birliğe yapılacak bildirimler ile tüm erişim sağlayıcılara bildirim yapılmış sayılacak ve erişimin engellenmesi için bu yeterli olacaktır. Yasanın erişimin engellenmesine ilişkin 8. maddesinin, hak sınırlandırmaya elverişli bir hukuki düzenleme olmadığı AİHM’in kesinleşmiş kararı ile sabitken, maddede hiçbir esaslı değişiklik yapılmamış, daha da ötesinde TİB’in erişimi engelleme tedbirini uygulayacağı yeni bir alan daha açılmıştır. Meclise sunulan yasa teklifinde TİB’in vereceği kararlara yönelik ciddi bir sınırlama getirilmesi öngörülmüşken bu hüküm komisyonda değiştirilmiş ve daha sınırlayıcı madde meclisten geçmiştir. İçeriğin yayından çıkarılmasına ilişkin düzenlemede cevap hakkı kaldırılmış, içerik veya yer sağlayıcısına hiçbir hukuki güvence mekanizması veya usuli hak tanımayan “yargılamalar” ile erişimin engellenmesinin yolu açılmıştır. Ayrıca TİB’e başvuru sonucunda veya resen TİB Başkanı’nın kararıyla “özel hayatın gizliliğine ilişkin” içeriklere erişimin engellenmesi kararlarının önü açılmıştır. Özel hayat kavramı birçok hukuki menfaatle yarışabilecek ve özellikle kamusal görev ifa eden kişiler söz konusu olduğunda ifade özgürlüğüne ağırlık verilmesi gerekecektir. Böyle bir tartma mekanizması olmadan erişimin engellenmesi kararı verilebilmesi ifade özgürlüğü önünde ciddi bir tehdittir. Kaldı ki kişilere TİB’e başvurunun ardından mahkemeye başvurma zorunluluğu da getirilmişken, TİB Başkanının kararları için böyle bir mekanizma öngörülmemiş, ancak bunlara itiraz edilebileceği düzenlenmiştir. Bu çerçevede TİB Başkanı yasa ile ayrıcalıklı bir konuma getirilmiştir. Düzenlemeler başta ifade özgürlüğü ve kişisel verilerin korunması hakkı olmak üzere birçok temel hakka müdahale niteliğindedir ve Anayasa’ya aykırı noktaları bulunmaktadır. Cumhurbaşkanını bu düzenlemeyi TBMM’ye iade etmeye çağırıyoruz." (06.02.2014)

***

22 yılda bin gazeteci hayatını kaybetti

Geçtiğimiz yıl Pakistan'da 5, Somali'de 4, Brezilya'da 3 Mali'de 2 Gazetecinin öldürüldüğünü belirten CPJ, 1992'den bu yana bu ülkelerde gazetecilerin ilk defa öldürüldüğünü açıkladı. Filipinler'de 3 gazetecinin öldürüldüğü, 6'sının ölümünün ise hâlâ İncelendiği aktarıldı. Meksika'da gazeteci ölüm vakalarının asıl kaynaklarının belirlenmesinin çok güç olduğunun belirtildiği raporda bu ülkede su ana kadar tespit edilmiş bir öldürme olayının bulunmadığı vurgulandı. CPJ, 3 gazetecinin öldürülmesi olayının araştırıldığını bildirdi. 1992'den beri dünya genelinde görevi başında öldürülen Gazetecilerin kayıtlarını tutmaya başladığını belirten CPJ, o tarihten bugüne bin gazetecinin öldürüldüğünü ifade etti. (9 Şubat 2014)

***

GÖP: Basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki olağanüstü hal kalkmalı

Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) Dönem Başkanlığı’nı yürüten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti; son internet düzenlemeleri,  Azeri gazetecinin attığı tweetler nedeniyle sınır dışı edilmesi ve Başbakanın medyaya direkt müdahale örneklerinin basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki olağanüstü hali ağırlaştırdığına dikkat çekti.

Açıklama şöyle:

“Son günlerde Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki olağanüstü hali de ağırlaştıran adımlar atılmaktadır. TBMM Genel Kurulu’ndan geçen internet düzenlemeleri bunun en önemli örneğidir. Bu yasal düzenleme basın ve ifade özgürlüğü ile kişisel verilerin korunması hakkına müdahaledir. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tüm içerik sağlayıcılardan hiçbir sınırlama olmaksızın bilgi isteyebilecek, içerik sağlayıcılar da TİB’in istediği tedbirleri uygulama yükümlülüğü altında olacaktır. Yasal düzenlemenin Anayasa ile korunan kişisel veriler ve Basın Kanunu çerçevesinde korunan gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkını ne kadar etkileyeceği ise henüz belli değildir. Bu konudaki kuşkularımız da sürmektedir. Tüm erişim sağlayıcıların birer sansür aracı olarak mahkeme kararlarının dahi ötesine geçebilecek uygulamalar yapmasının önü açılmıştır. İçeriğin yayından çıkarılmasına ilişkin düzenlemede cevap hakkı kaldırılmış, TİB başkanının iki dudağı arasına çıkacak söze bağlanmıştır. TİB’e başvuru sonucunda özel hayatın gizliliğine ilişkin içeriklere erişimin engellenmesi kararlarının önü açılmıştır. Özel hayat kavramı birçok hukuki menfaatle yarışabilecektir. Kamu görevlileri söz konusu olduğunda ifade özgürlüğüne ağırlık verilmesi gerekecektir. Böyle bir tartma mekanizması olmadan erişimin engellenmesi kararı verilebilmesi ifade özgürlüğü önünde ciddi bir tehdittir. Sosyal medyayı ustalıkla kullanan Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu yasaya onay vermeyeceği umudunu taşıyoruz.  Azeri gazeteci Mahir Zeynalov’un sınır dışı edilme kararı ifade özgürlüğünü kullanan bir gazeteci üzerinde baskı kurulmasıdır.  Tahammülsüzlüğün, hoşgörüsüzlüğün bir örneğidir. Bu karar Türkiye’de görev yapan yerli ve yabancı tüm gazeteciler için bir tehdit oluşturmaktadır. Bu karardan ivedi olarak dönülmesini ve uluslararası alanda insan hakları ve iletişim hakları açısından düşürüldüğümüz ayıplı duruma son verilmesini istiyoruz. Başbakan ve çevresinin uzun süredir bazı gazetelerin patronaj kesimine baskı yaptığı, haberler ve köşe yazıları dolayısıyla müdahalelerde bulunduğu kamuoyunca bilinmekteydi. Son olarak Habertürk’e yapılan müdahale de iktidarın medyaya müdahalesinin sürdüğünün bir kanıtıdır, malumun ilanıdır. Bağımsız ve bağlantısız bir gazeteciliğin Türkiye’de yeniden yeşermesi için parlamentoyu, iktidarı, ana muhalefet partisini ve meslektaşlarımızı çaba göstermeye çağırıyoruz." (10 Şubat 2014)

***

Karşı Gazete yayın hayatına başladı

Genel Yayın Yönetmenliği'ni Eren Erdem'in, Genel Yayın Yönetmen Yardımcılığı'nı Mehmet Bozkurt'un, Genel Koordinatörlüğü'nü Kutlu Esendemir'in, Yazı İşleri Müdürlüğü’nü ise Oğuzhan Beyaz'ın yaptığı Karşı Gazete bugün ilk sayısıyla bayilerdeki yerini aldı. (10 Şubat 2014)

***

Olcayto: Ağır baskılara direnmeyi sürdüreceğiz

TGC Başkanı Turgay Olcayto, “TGC, meslek ilkelerine, bağımsız bağlantısız gazeteciliğe olan inancını hiç yitirmedi. Basın emekçilerinin haklarını korumaktan geri durmayacağız” dedi.

İstanbul, Aşiyan Mezarlığı'nda Nezih Demirkent’in kabri başında anma töreni düzenlendi. Törene;  TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Balotaj Kurulu Başkanı Muammer Tuncer, Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ, Dünya Gazetesi Başyazarı Osman Saffet Arolat, Demirkent'in kızı Didem Demirkent, torunu Feyzan E. Top,  gazeteci Ayşegül Dora, Dünya Gazetesi çalışanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Demirkent’in Türk basınına çok önemli katkılarda bulunduğunu belirten TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“Usta bir gazeteci, TGC’ye kurumsallaşma yolunda önemli katkılar vermiş önceki başkanlarımızdan biriydi Nezih Demirkent. 13 yıl olmuş aramızdan ayrılalı. TGC’nin bugünlere ulaşmasında büyük emeği, katkısı olan başkanlardan biriydi. İlk görüşte kolay ısınamayacağınız ama yakından tanıdıkça da ustalığına, örgütçülüğüne, mesleğe verdiği değere ve işsiz meslektaşlarına kapılarını açan gönül yüceliğine hayran olacağınız bir kişiliği vardı. Hürriyet gibi bir gazetenin en parlak dönemlerinde yöneticiydi. Büyük emekle ekonomi gazetesi Dünya’yı kurdu. Hiçbir zaman bildiğimiz patronlardan olmadı. Gazeteci kaldı hep, çalışanlarla dostluğu sürekli oldu. Başı sıkışan, akıl sormak isteyen çok gazeteciye ışık tuttu, Nezih Ağabey. Meslektaşlarından darda kalanlara maddi yardım sağlar ve bunu gizlerdi. Nerden mi biliyorum? O yıllarda TGC’nin genel sekreteriydim. Tanıklıklarım var. Anadolu basını Nezih Demirkent’in üzerine önemle eğildiği sorunlarından biriydi. Yerel basın seminerlerimize katılır yerel gazetecilerin sorunlarına özel ilgi gösterirdi. Onun Dünya gazetesinde kaleme aldığı salı yazılarını özlüyorum. Bugünlerin medyasını görseydi neler yazardı diye geçirdim aklımdan. Bu dibe vurmuş medyayı görüp noktayı koyar mıydı? Yoksa her zamanki babacan haliyle bizlere umut dağıtıp mücadeleye mi çağırırdı? Kanımca tanıdığım Nezih Ağabey ikincisini yapardı. Cemal Süreya,  ‘Her ölüm erken ölümdür’ der. Nezih ağabeyinin ölümü de öyle oldu. Beklemediğimiz bir ölümdü, erken ayrıldı aramızdan Nezih Demirkent. Meslektaşlarımız için, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti için, yerel basındaki yol arkadaşları için… Daha ‘birlikte yapacağız’ diye planladığımız Cemiyet için pek çok projemiz vardı. Tasarladığımız birçok projeyi hayata geçirebilme fırsatımız olmadı. Ölüm yıl dönümünde şöyle seslenmeye çalışacağım Nezih Demirkent’e “Şuna güvenebilirsin Nezih Ağabey. TGC meslek ilkelerine, bağımsız bağlantısız gazeteciliğe olan inancını hiç yitirmedi. Günümüzde yaşanan ağır baskılara direnmeyi sürdüreceğiz. Basın emekçilerinin haklarını korumaktan geri durmayacağız. Yaygını ile yereli ile tüm basın emekçilerini kucaklamaya devam edeceğiz. Işıklar içinde uyu sevgili başkan.” (12 Şubat 2014)

***

Basın özgürlüğünde 154. sıradayız

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), '2014 Basın Özgürlüğü Indeksi'ni açıkladı. Indekse göre Türkiye, geçen yıl olduğu gibi bu sene de 180 ülke arasında 154. sırada yer aldı. Raporun basın özgürlüğü konusunda gerileme görülen ülkeler arasında ABD, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Guatemala’ya vurgu yapıldı. Endekste basın hürriyeti konusunda olumlu gelişmelere ev sahipliği yapan Ekvator, Bolivia ve Güney Afrika övgü aldı. Endeksin ilk üç basamağında geçen yıl olduğu gibi bu sene de sırasıyla Finlandiya, Hollanda ve Norveç yer aldı. Listenin ‘kara deliği’ olarak tanımlanan en alt sıradaki üç ülke ise Türkmenistan, Kuzey Kore ve Eritre oldu. (13 Şubat 2014)

***

TGC: Başbakan gazeteci azarlama alışkanlığından vazgeçmeli

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın soru sormaya çalışan gazetecileri azarlamasını eleştirdi.

Son yıllarda iktidarın gazetecileri “soru soramaz” hale getirdiğine dikkat çeken TGC Yönetim Kurulu, “Halkın bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkı için çalışan gazetecilerin görevlerini yapamaz hale getirilmesinin bedelini Türkiye ağır ödemektedir. Başbakanı gazetecileri azarlama alışkanlığından vazgeçmeye davet ediyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi.

TGC Yönetim Kurulu açıklamasında: “İktidarın gazetecilere yönelik hedef gösterme, itibarsızlaştırma, soru sordurmama alışkanlığını endişeyle izliyoruz. İktidarı eleştiren yayın organlarına akreditasyon uygulanmasının, haber almalarının engellenmesinin her gün bir yeni örneğiyle karşılaşıyoruz. Başbakanın hoşlanmadığı her haber için medya kuruluşlarının aranıp haberin yayından kaldırtılması, açıkça ‘Bu tür şeyleri de öğretmek zorundayız’ denilmesi demokrasi adına vahim bir durumdur” denildi.

Açıklama şöyle:

“Medya yöneticilerinin de kamu yararını gözeten haber yapan gazetecileri işten attıklarını rahatlıkla ifade etmeleri basın özgürlüğü açısından nasıl bir karanlık tabloyla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha göstermiştir. Basın toplantılarında soru sorabilen gazetecilerin azarlanması, hedef gösterilmesi, nasıl soru sorması gerektiğinin anlatılması çağdaş demokrasi ile bağdaşır bir tutum değildir. Bir kez daha Başbakanı işsizlik, dava açılma ve tutuklanma tehdidi altında halkın bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkı için çalışan gazetecileri azarlamaktan vazgeçmeye, basın özgürlüğüne saygı göstermeye davet ediyoruz.” (13 Şubat 2014)

***

"Hrant'ın Arkadaşları"ndan açıklama

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'ın öldürülmesine ilişkin 18 sanıklı davanın görüldüğü İstanbul Adliyesi önünde toplanan "Hrant'ın Arkadaşları", sorumluların tümünün yargı önüne çıkartılmasını talep etti. (13 Şubat 2014)

***

Tuncay Özkan: Medya toplumun akciğeri

Cezaevi ziyaretleriyle tutuklu gazetecilere moral desteğini aralıksız sürdüren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), 6 yıldır Silivri Cezaevi’nde yatan Tuncay Özkan’ı bir kez daha ziyaret etti.

TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar ve Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver’in bir saat açık görüş yaptığı Özkan, Türk medyasının yerlerde süründüğü iddialarını reddetti.

Özkan, “Propagandacıları gerçek gazetecilerden ayırıp baktığınızda, tasfiye sürecinde ayakta kalan ve onurlu mücadele veren tek mesleğin gazetecilik olduğunu görürsünüz” dedi. (15 Şubat 2014)

***

Basın odası yasağına ikinci kez durdurma

Emniyetteki basın odalarının iptal edilmesine karşı İstanbul Barosu tarafından açılan davada Ankara 12. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasına karar verdi.  (15 Şubat 2014)

***

İnternet kısıtlamaları var olan sansüre bir yenisini ekleyecek

İnternet düzenlemelerinin başta düşünceyi ifade özgürlüğü olmak üzere basın özgürlüğü, kişisel verilerin korunması hakları gibi yurttaşın özgürlüğüne yönelik birçok hakkı zedeleyeceğini kamuoyuyla daha önce paylaşan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu hazırladığı raporu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bir mektupla gönderdi.

TGC Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Olcayto’nun imzasıyla gönderilen mektupta şu ifadelere yer verildi:

“Bilişim çağında sosyal medyaya yapılacak her müdahalenin ülkeyi çağdaş demokrasiden biraz daha uzaklaştıracağı sizlerin de malumunuzdur. Yazılı ve görsel basın üzerinde giderek ağırlaşan baskı ve müdahalelerin hemen ardından gelen internet kısıtlamalarının var olan sansür uygulamalarına bir yenisini daha ekleyeceği açıktır. Sayın Cumhurbaşkanı, internet yasası üzerinde Hukuk Kurulu’nda görevli arkadaşlarımızla yaptığımız çalışmalar sonunda ortaya çıkan bir rapor metnini görüşlerinize arz ediyoruz. Türkiye’de özgürlükçü bir toplumun gelişmesi adına kamuoyunun gerçekleri öğrenme, doğru ve hızlı haber alma hakkına yönelik müdahalelere geçit vermeyeceğinizi umuyoruz.” (19 Şubat 2014)

***

İnternet yasası, basın özgürlüğünü sınırlandırıyor

Amerika Birleşik Devletleri yürürlüğe giren internet sansürü yasasına tepki gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marie Harf konuyla ilgili 'Bu yasa, ciddi bir şekilde ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü ve internet üzerinden bilgiye erişimi sınırlandırıcı potansiyele sahip" dedi. Harf, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı taralından dile getirilen kaygıların daha önce de paylaştıklarını hatırlattı. (21 Şubat 2014)

***

TGC’den tutuklu gazetecilere ziyaret

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), yargılanan ve tutuklu gazetecilere desteğini sürdürmeye devam ediyor.

TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan gazeteciler Mehmet Emin Yıldırım,  Kenan Kırkaya ve Hüseyin Deniz’i ziyaret etti. Başkan Yardımcısı Recep Yaşar;  Kenan Kırkaya,  Hüseyin Deniz,  Mehmet Emin Yıldırım ile ayrı ayrı görüştü.

Tutuklu gazeteciler, “Gazetecilerin tümünün hedef seçildiği, parçalandığı ve karşı karşıya getirildiği bir dönem yaşıyoruz. Bugün bizim üzerimizden tüm gazeteciler tehdit ediliyor. Gazeteciler, bu baskıya karşı çıkmalıdır ve bu davayı sahiplenmelidir” dedi.  (22 Şubat 2014)

***

TGC Karikatür Atölyesi’nde sertifikalar alındı

Türkiye’nin en büyük gazetecilik meslek örgütü olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Akademi tarafından geleceğin çizerlerini yetiştirmeyi amaçlayan “Haydi Karikatür Çizelim” başlıklı karikatür atölyesi sertifika töreniyle sona erdi.

Çizim tekniklerini öğrettiler

7 Aralık’ta başlayan ve 3 ay süren atölyenin koordinatörlüğünü TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve karikatürist Kamil Masaracı üstlendi. Karikatürün ustaları Ercan Akyol, Latif Demirci, Musa Kart ve Semih Poroy, atölye çalışması kapsamında karikatürün inceliklerini, çizim tekniklerini gençlere öğretti.

Yoğun ilgi gören atölye çalışmasının sonunda gençlere sertifikaları düzenlenen törenle takdim edildi. Çemberlitaş’ta bulunan TGC Basın Müzesi’nde düzenlenen törene; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve karikatürist Kamil Masaracı, çizerler Musa Kart ve Ercan Akyol’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

Törenin sunuculuğunu üstlenen TGC Genel Sekteri Sibel Güneş, şunları söyledi:

“TGC 1946 yılında kurulmuş, Türkiye’nin en önemli ve en yaygın gazetecilik meslek örgütü. 26 ilde temsilciliği var. 3 bin 700’e yakın gazeteci üyesi bulunuyor. Üyelerimiz arasında önemli çok değerli edebiyatçılar da var. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Akademisi ‘Haydi Karikatür Çizelim’ başlığıyla karikatür atölyesi çalışmasını 7 Aralık’ta başlattı. Karikatür dünyasının en önemli isimlerini sizlerle buluşturdu. Karikatürün bu değerli ustaları, gazetelerde görev yapıyor. Çizdikleri nedeniyle yargılanıyorlar. Aynı şekilde her gün yazdıkları nedeniyle çok sayıda gazeteci, haklarına açılan davalarla yargılanıyor. Gazeteciler ve karikatüristler yeterince hoşgörü olmayan bir ülkede çalışıyor olmanın sıkıntısını yaşıyorlar."

TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve karikatürist Kamil Masaracı, törende yaptığı konuşmada “Geleceğin ünlü karikatüristleri hepinizi selamlıyorum. Hepinizin yolu açık olsun. Çizginiz de keyfiniz de bol olsun” diyerek gençlerin çizmeye devam etmelerini istedi. (24 Şubat 2014)

***

Muhabirlere inceleme Meclisin gündeminde

CHP Genel Basman Yardımcısı Umut Oran, TBMM çatısı altındaki 18 Şubat'ta grup toplantısında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun yapmış olduğu konuşmayı ve bu konuşmada yer alan yolsuzluk iddialarını haberleştiren Bugün ve Cumhuriyet Gazetesi muhabirlerine yönelik soruşturmanın gizliliğini ihlal' ettikleri gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca inceleme başlatılmıştır* dedi. Muhalefetin sesinin kesilmek istendiğini iddia eden Oran, Mecliste verdiği soru önergesinde "Anayasanın 83. maddesine göre: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri. Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden, o oturumdaki Başkanlık Divanı'nın teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmadıkça bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar” açıklamasında bulundu. (24 Şubat 2014)

***

TGC: MİT Kanunu basın özgürlüğüne darbe vuracak

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu’nun MİT Kanun Tasarı konusunda yaptığı değerlendirmede “Haber yapan gazeteciler,  eser sahipleri, sorumlu müdürler, yayın sahipleri ve hatta basımı yapanlar bile, işkence yapan kişilere  öngörülen cezalara eşit bir yaptırım tehdidiyle karşı karşıya kalabilecektir” denildi.

TGC Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu görüşler yer aldı:

“TBMM İçişleri Komisyonu’ndan geçen Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin yasalaşması halinde, Basın Kanunu ile güvence altına alınmış olan gazetecilerin kaynaklarını açıklamama hakkı tüm haberler bakımından ortadan kalkacak. MİT faaliyetlerine ilişkin hiçbir haber yapılamaz hale gelecektir. Haberlerin gizli bilgilere ilişkin olması gibi bir kıstas da teklifte öngörülmemiştir. Bu faaliyetleri haber yapan gazeteciler,  eser sahipleri, sorumlu müdürler, yayın sahipleri ve hatta basımı yapanlar bile, işkence yapan kişilere öngörülen cezalara eşit bir yaptırım tehdidiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu yönde bir düzenleme, ifade ve basın özgürlüğüne vurulacak ağır bir darbe anlamına gelmektedir ve demokratik bir toplumda kabul edilmesi mümkün değildir. Gazetecilerin haber kaynaklarının gizliliğini koruma hakkı ifade özgürlüğü çerçevesinde korunmaktadır. Birçok uluslararası örgüt bu hakka ilişkin belgeler üretmişler, birçok uluslararası yargı organıyla birlikte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de (AİHM) bu hakkın ifade özgürlüğü içerisinde yer aldığını belirten kararlar almıştır. Gazetecilerin haber kaynaklarını açıklamama hakkı hem gazetecilik faaliyetinin tam olarak gerçekleştirilebilmesi hem de toplumun kamu yararına ilişkin konularda bilgiye ulaşabilmesi için temel bir şart olarak tanımlamıştır.

Böyle bir güvencenin olmaması halinde haber kaynakları bilgi paylaşmama yoluna gidebilir ve bu da basının toplumu kamu yararı bulunan konularda bilgilendirmesine engel olabilir. Türkiye’de 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 12. maddesi gazetecilerin haber kaynaklarını açıklamama hakkını güvence altına almaktadır.  Maddeye göre süreli yayın sahibi, sorumlu müdür ve eser sahibi kaynaklarını açıklamaya zorlanamayacaktır. Kanımızca Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve Anayasanın 90. maddesi çerçevesinde kanun hükmünde olan AİHS ile bu sözleşmeyi yorumlayan AİHM kararları ve uluslararası örgütlerin belgeleri bir arada değerlendirildiğinde, profesyonel işleri dolayısıyla bilginin toplanması, editoryal incelemesi veya yayılması sırasında edindiği bilgilerle kaynakları belirleyebilecek tüm kişilerin bu güvenceden yararlanması gerekir. Devlet sırrı, gizli bilgilerin yayınlanmasına ilişkin gerekli güvencelerden biri 19 Aralık 2006’da kamuoyu ile paylaşılmıştır. BM Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Topluluğu Medyanın Özgürlüğü Temsilcisi, Amerikan Devletleri Örgütü İfade Özgürlüğü Özel Raportörü,  Afrika İnsanların ve Halkların Hakları Komisyonu İfade Özgürlüğü ve Bilgiye Ulaşma Özel Raportörü tarafından yayınlanan ortak bildiride şu şekilde ifade edilmiştir; Gazetecilerin gizli bilgileri elde etmelerinde herhangi bir kusurlu davranışları bulunmaması esastır. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi de Espiyonaj veya Devlet Sırlarının Açıklanmasına İlişkin Ceza Davalarında Adil Yargılanmaya İlişkin kararında’ devletlerin gizli belgelerini korumaktaki meşru çıkarlarının, ifade özgürlüğüne karşı kesin bir sınırlama aracı olarak kullanılamayacağı belirtilmiştir. Kararda ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun vazgeçilmez bir yapıtaşı olduğunu ve yolsuzluk, insan hakları ihlalleri ve yetkilerin kötüye kullanılması gibi konuların serbestçe yayılabilmesinin gerekliliğine dikkat çekmiştir. Basın özgürlüğü, kamu kurumlarının faaliyetlerinin gizlilik çerçevesinde demokratik veya yargısal denetimin dışında kaldığı konularda daha büyük önem taşımaktadır. Bir gazetecinin gizlilik kalkanı altındaki bir bilgiyi, belgeyi yayınlaması dolayısıyla cezalandırılması, kamusal yarar olan konuların yayınlanmasında gazetecilere geri adım attıracak ve gazetecilerin kamuoyu yararına halkın gerçeklerden haberdar olma görevini yerine getirmesini engelleyecektir.” (26 Şubat 2014)

***

Gazeteciler “Ayın Son Yemeği”nde buluştu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) üyeleri “Geleneksel Ayın Son Pazartesi Yemeği”nde buluştu. Cemiyetin yeni üyelerine rozetleri düzenlenen törenle verildi. Açılış konuşması yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC’nin etkinlikleri ve Şubat ayı içinde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Genel Sekreter Güneş, şunları söyledi:

“Meslekte İz Bırakanlar” toplantısı kapsamında; aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybeden araştırmacı- gazeteci-yazar Uğur Mumcu’yu andık. Çok değerli konuşmacılar, Uğur Mumcu’nun bilinmeyen yönlerini bizlerle paylaştı. Ayrıntı Yayınları’yla birlikte “Sokağın Şenlikli Muhalefeti: Gezi ve Demokrasi” başlıklı bir panel düzenledik. Toplantıda gazetecilerin Gezi tanıklığı konuşuldu. Gazeteciler, Gezi’yi nasıl algıladıklarını, nasıl değerlendirdiklerini anlattı. 200’e yakın konuğun izlediği bir toplantı oldu. Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) dönem başkanlığı her iki ayda bir değişiyor. TGC, Şubat-Mart ayında GÖP dönem başkanlığını üstlendi. GÖP olarak basın ve ifade özgürlüğü ile ilgili açıklamalarımızı yaptık. Şanlıurfa’da bir asayiş olayını görüntülemeye çalışan Kanal Urfa muhabiri Yusuf Onur Özer’in polisler tarafından darp edilmesini kınadık. Bu ay İnternet Yasası önemli gündem maddesiydi. Bir rapor hazırladık. İnternet düzenlemeleriyle ilgili hazırladığımız raporu bir mektupla Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e gönderdik. Bu da medyada geniş yer buldu. Siyasetçiler gazeteci azarlamayı seviyor. En son Başbakan’ın gazetecilere yönelik bir azarlaması oldu. Bu konuda da bir açıklama yaptık. Başbakanı gazeteci azarlamaktan vazgeçmeye davet ettik. Şu anda MİT Yasası ile basın özgürlüğünün nasıl etkileneceği ile ilgili de bir rapor hazırlıyoruz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, yargılanan ve tutuklu gazetecilere desteğini sürdürmeye bu ay da devam etti. TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar ve Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, 6 yıldır Silivri Cezaevi’nde yatan Tuncay Özkan’ı bir kez daha ziyaret etti. Röportajı medya ile paylaştık. Geniş yer buldu. Bu ay ayrıca Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Kocaeli 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan gazeteciler Mehmet Emin Yıldırım, Kenan Kırkaya ve Hüseyin Deniz’i ziyaret etti. Tutuklu gazetecilerin çok net bir mesajı vardı. ‘Bizim üzerimizden tüm gazeteciler tehdit ediliyor’ dediler. TGC Akademi’nin düzenlediği “Haydi Karikatür Çizelim” başlıklı karikatür atölyesi sertifika töreniyle sona erdi. Koordinatörlüğünü TGC Yönetim Kurulu üyesi ve karikatürist Kamil Masaracı’nın üstlendiği atölyede karikatürün ustaları Ercan Akyol, Latif Demirci, Musa Kart ve Semih Poroy, karikatürün inceliklerini, çizim tekniklerini gençlere öğretti."

Genel Sekreter Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şubat ayı içinde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Sürekli Basın Kartı sahibi, Cengiz Yarbağ, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Sürekli Basın Kartı Sahibi gazeteci Semih Yurga’yı kaybettik. Değerli gazetecileri saygıyla anarken ailelerine, yakınlarına ve basın topluluğumuza tekrar başsağlığı diliyoruz. TGC’nin üye sayısı her geçen gün artıyor. Bu son derece sevindirici. Cemiyetin üye sayısı 3 bin 700’e yaklaştı.” (26 Şubat 2014)

***

TBMM'de basın odaları kapatılmayacak

TBMM Bakanlığı İdari Teşkilatı'ndan yapılan yazılı açıklamada, bir gazetede, "Basına Sürgün Planı" başlıklı haberde yer atan eksik ve yanlış bilgiler üzerine, açıklama yapma gereği duyulduğu belirtildi. Açıklamada, "TBMM'de bulunan basın edalarının yeni binaya taşınması ile ilgili herhangi bir çalışma bulunmamaktadır" denildi. (25 Şubat 2014)

***

Olcayto: Gazetecilerin her zaman yanındayız

Mısır’da yargılanmakta olan Al Jazeera çalışanları Abdullah Şami, Muhammed Fehmi, Bahir Muhammed ve Peter Greste için gazeteciler, Mısır Konsolosluğu önünde toplandı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Basın Konseyi Genel Sekreteri Namık Koçak, Al Jazeera Türk Haber Direktörü Gürkan Zengin ve Al Jazeera Türk Haber Koordinatörü Müdür Yardımcısı Metin Mutanoğlu ile kanal çalışanlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci, meslektaşlarına destek vermek için oradaydı.

Düzenlenen basın açıklamasında konuşan TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“Gazeteciler üzerinde bütün dünyada yeni gelişmelerle birlikte büyük bir baskı var. Bu baskıların özellikle Orta Doğu’da gazetecilere yönelik totaliter şekilde kendini gösterdiğini görüyoruz. Uluslararası alanda marka olmuş bir haber ağının, Al Jazeera'nın 4 gazetecisi bugün Mısır’da tutuklu. Mısır’ın bu gazetecileri tutuklama ayıbından kendini sıyırması lazım. Çünkü Mısır sonuçta geniş kültüre sahip bir ülke. Umuyoruz ki; ilk fırsatta arkadaşlarımız serbest kalacak. Biz Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak; hem içeride hem dışarıda çalışan gazetecilerin arkasındayız her zaman. Gereken her türlü girişimi biz de cemiyet olarak yapmaya çalışıyoruz.” (28 Şubat 2014)

***

TGS Genel Sekreteri Kuleli'ye saldırı

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Kuleli evine giderken kimliği belirsiz kişilerin saldırısına uğradı. Kuleli’nin yanındaki gazeteci Hasan Cömert de saldırıdan etkilendi. Saldırıda Kuleli’nin başı yarıldı, götürüldüğü Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başına dört dikiş atıldı. (28 Şubat 2014)

***

Gazeteci ve yazarlardan 28 şubat ilanı

28 Şubat post-modern darbesinin 17. yıldönümünde 100'ü aşkın gazeteci ve yazar gazetelere 'kaygılıyız' ilanı verdi. Abdurrahman Dilipak, Ahmet Taşgetiren, Ali Bayramoğlu, Ayşe Böhürler, Elif Çakır, Etyen Mahçupyan, Haşmet Babaoğlu, Kutluğ Ataman, Mehmet Barlas, Nihal Bengisu Karaca, Nuh Albayrak, Ayşe Böhürler, Sedat Laçiner, Fadime Özkan, Mustafa Karaalioğlu, Yıldıray Oğur ilanda imzası bulunan isimler arasında yer aldı. (28 Şubat 2014)

Başa Dön