Geri Dön

Haziran 2014 Raporu

TGC, polisin gazetecileri engellemesini kınadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Gezi Parkı olaylarının yıl dönümü nedeniyle Taksim’e girmek isteyen ve sarı basın kartlarını gösteren gazetecilerin güvenlik güçleri tarafından engellenmesini kınadı.

“Gazeteciler, halkın doğru bilgilenme ve gerçekleri öğrenme hakkı için çalışmakta, kamu görevi yapmaktadır. Ancak polis yine meslektaşlarımızı engellemiştir” diyerek açıklama yapan TGC Yönetim Kurulu, CNN International İstanbul muhabiri Ivan Watson’un canlı yayın sırasında gözaltına alınmasını utanç verici olarak nitelendirdi.

TGC’nin açıklamasında şu görüşler yer aldı:

“Gazetecilerin halka karşı sorumluluğu işverenine ve kamu otoritesine karşı olan sorumluluğundan önce gelmektedir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğunun temelinde şeffaflık ve doğru bilgilendirme vardır. Şeffaflık demokrasinin de olmazsa olmazıdır. Ancak Gezi Parkı olaylarının yıl dönümünde meslektaşlarımız Taksim’de gelişmeleri takip etmek istediklerinde yine güvenlik güçleri tarafından engellenmiştir. Sarı basın kartlarını gösteren meslektaşlarımıza polis tarafından yine zorluk çıkarılmaktadır. CNN International İstanbul muhabiri Ivan Watson’ın da canlı yayın sırasında gözaltına alınması basın özgürlüğünün nasıl engellendiğinin örneğidir ve Türkiye adına utanç vericidir. Başbakanı ve tüm siyasi otoriteleri bir kez daha medyayı sürekli hedef göstermekten ve tehdit etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz. Emniyet güçlerine ise gazeteciler kamu yararı adına görevlerini yaparken güvenliklerini sağlamakla yükümlü olduklarını hatırlatıyoruz.” (2 Haziran 2014)

***

Güney Afrika Büyükelçisi medya mensuplarıyla buluştu

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) işbirliğiyle Türkiye Güney Afrika Büyükelçisi Vika M. Khumalo, Beyazıt’taki Double Tree Hilton Oteli’nde düzenlenen medya kahvaltısında ulusal basının temsilcileriyle bir araya geldi.

Toplantıya; TGC Başkanı Turgay Olcayto, Başkan Vekili Vahap Munyar, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Niyazi Dalyancı’nın da aralarında bulunduğu gazeteciler katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını TGC Başkanı Turgay Olcayto ve Güney Afrika Büyükelçisi Vika M. Khumalo yaptı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“Güney Afrika Cumhuriyeti, bizim kuşakta Nelson Rolihlahla Mandela’nın ülkesi olarak biliniyor. Mandela’yı barış için, dünya kardeşliği için özellikle ırkçılık için verdiği yoğun mücadeleyle tanıyoruz.  Afrika Cumhuriyeti’ni de bize tanıtan Mandela oldu. Onun verdiği yürekli mücadele oldu. Güney Afrika Büyükelçisi Vika M. Khumalo’yu burada görmekten mutluyuz. Bize Güney Afrika Cumhuriyeti’ni tanıtacak, ondan gerekli bilgileri alacağız. Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Türkiye ile ilişkileri bundan sonra medyada daha sıkı bir şekilde yürüteceğiz. Bunu sağlayan arkadaşlarımıza da teşekkür etmek istiyoruz.”

Türkiye Güney Afrika Büyükelçisi Vika M. Khumalo ise “Ülkemde gazeteciler ve gazeteler, istediğini söyler ve yazar. Bundan dolayı da kimse hapse girmez. Ülkemizde en son gazetecinin hapse girdiği tarih 1994’ten önceki dönemdedir” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından tartışma bölümüne geçildi. Büyükelçi Khumalo liderliğinde yapılan tartışma bölümünde Güney Afrika-Türkiye ikili görüşmelere bakış konusuna mercek tutuldu. (2 Haziran 2014)

***

Galatasaray Ödülü'nün sahibi Hıfzı Topuz oldu

Galatasaray Lisesi mezunları için 13. sınıf olarak kabul edilen Galatasaraylılar Derneği tarafından bu sene 3'üncüsü verilen Galatasaray Ödülü'nün sahibi Hıfzı Topuz oldu.

Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda gerçekleştirilen törene çok sayıda davetli katıldı. Plaketin takdimi sırasında Hıfzı Topuz, davetliler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Yapılan açıklamada, "Yaşamı boyunca, ülke içinde ve dışında edebiyat, kültür, basın ve eğitime yaptığı üstün katkılar ve bu çabaları sırasında Galatasaray'a ve Galatasaray değerlerine bağlılığını ödünsüz koruması nedeniyle Sayın Hıfzı Topuz'a Galatasaray Ödülü'nün verilmesine seçici kurul tarafından oy birliğiyle karar verilmiştir'' ifadeleri kullanıldı. (3 Haziran 2014)

***

Avrupa’dan gazetecilere şiddet ve yasağa tepki

Avrupa Parlamentosu, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli kentlerinde düzenlenen Gezi Olaylarının yıldönümü gösterileri sırasında polisin tutumunu eleştirirken Türkiye’yi kınayan bir mesaj yayınladı.

Gezi olaylarında hayatını kaybedenleri anmak için düzenlenen gösterilere katılanlar ve onları izleyen gazetecilere karşı, biber gazı, gaz bombası TOMA kullanan, gazetecilere karşı şiddet ve yasak uygulayan polisi eleştiren Avrupa Parlamentosu, hükümetin 25 bin polisi göstericiler için görevlendirerek sert kullanma talimatı verdiğini savundu.

Avrupa Parlamentosunun İnsan Hakları Komiseri Niels Muiznieks, şöyle dedi:

"Türkiye’de yapılan, bir yıl önce Taksim’deki Gezi Parkı ile başlayan gösterilerin yıldönümü için düzenlenen gösterilerdir. Türk hükümetinin göstericilere ve olayları izleyen gazetecilere müdahalesi ülkedeki insan hakları konusunda büyük endişe ve soru işareti yaratmaktadır. Polisin ve Türk hükümetinin tutumunu kınıyoruz." (3 Haziran 2014)

***

CNN International: Polis özür diledi

CNN International, Gezi olaylarının yıldönümünde yaşananları İstanbul'da canlı yayında aktaran muhabiri İvan Watson'un başına gelenlerini duyurduğu bir haberde "Türk polisler, CNN muhabirini canlı yayında taciz etti" dedi ancak Watson'un gözaltına alınmadığını, polisin, kendisine diz atıldığı için özür dilediğini de söyledi.

CNN, Watson için şunları söyledi:

"Pasaportu yakınlarındaki CNN bürosundan getirilinceye dek gitmesine izin verilmedi. Ancak polisler onu gözaltına almadılar. Watson'a göre, yaklaşık bir yarım saat sonra CNN ekibi serbest bırakıldı ve başka bir polis, kendisine diz atan polisin adına özür diledi. Polis ayrıca verilen rahatsızlıktan dolay da özür diledi." (3 Haziran 2014)

***

TGC: Gazetecilere yönelik sistematik polis şiddetini kınıyoruz

Türkiye’de toplumsal olayları izleyen gazetecilere yönelik polis şiddetinin cezalandırılmadığına dikkat çeken Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto,  “Cezasızlık, devlet erkinin adeta genel kabul gören bir prensibi haline gelmiştir” dedi.

Başkan Olcayto, Gezi olaylarının başladığı 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren Türkiye’nin dört bir yanındaki toplumsal olayları takip eden gazetecilerin kolluk güçlerinin şiddetine maruz kalmasını ve bugüne kadar yapılan bütün şikâyetlerin yok sayılmasını kınadı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“Gezi’den bu yana bir yıldır, gazetecilere yönelik polis şiddetinde değişen bir şey olmadı. Bunu da doğal karşılamak lazım. Çünkü uzun bir süredir; Türkiye’de yurttaşlara yapılan polis şiddetinden ötürü cezasızlık sistemi işliyor. Suçundan ve de kabahatinden ötürü bugüne dek hiçbir polis ne disiplin cezası aldı; ne de yargı karşısına çıkarılabildi. Durum böyle olunca arkasını iktidara dayayan kolluk güçlerinin gazetecilere yönelik şiddetinin her toplumsal olayda daha da artmasına şaşmamak gerekiyor. Türkiye’nin demokrasi itibarı her geçen gün biraz daha düşüyor. Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Merkezi New York’ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) birer açıklama yaptı. Bu açıklamalarda uluslararası gazetecilik kuruluşları; Başbakan’ın gazetecilere yönelik büyüyen öfkesini ve hâlâ ısrarla şiddet uygulayan kolluk güçlerini savunma çabalarını eleştiriyorlar. Yaralanan gazetecilerin isimlerini tek tek sıralayarak özellikle CNN muhabirine yapılan saldırı ve gözaltı işleminden söz ediyorlar. Haklılar. Çünkü yurttaşa karşı bu kadar acımasız davranan kolluk güçlerinin savunulacak bir yeri yoktur. Basın özgürlüğünün tam olarak kullanıldığı çağdaş demokrasilerde elbette bu tutum yadırganacak davranışlardan biridir.

Gazeteciler kendilerine yapılan saldırılarına karşı güvenlik güçlerine dava açmışlardır. Bu tür şiddete değil de zulme giren davranışlara karşı hukuki yolları aramak her mağdur yurttaşın hakkıdır. Gazetecilerin iki defa hakkıdır. Çünkü onlar kamuoyunu aydınlatmak için uğraş veriyorlar. Kamu yararına bir iş yapıyorlar. Ama işin ilginç yanı; kamu yararına iş yaptığını zanneden polisler tarafından darp ediliyorlar. Bizler de her bakımdan arkadaşlarımızın yanında olacağız. Türkiye’deki halkın haber alma özgürlüğü üzerindeki bu utanç verici durum bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.

Biz bu konuda Gezi sürecinden bu yana düzenli bir biçimde İstanbul Valisi’nden başlayarak bütün kolluk güçlerine konuyu iletiyor, meslektaşlarımıza zarar veren polislerin cezalandırılmasını istiyoruz. Açıklamalarımızla iktidara da yetkililere de çağrı yapıyoruz. Bir araştırma yapılarak suçlu, saldırgan polisler ortaya çıkarılmalıdır. Böylece toplumun vicdanı rahatlar.” (4 Haziran 2014)

***

Oral Çalışlar’a katkı ödülü

Radikal gazetesi köşe yazarı Oral Çalışlar 4 yıldır İstanbul Kültür Üniversitesi Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi (GPoT) tarafından Ermenistan- Türkiye ilişkilerinin gelişmesine, Türkiye’deki Ermeni toplumunun haklarının korunmasına katkıda bulunan gazetecilere verilen ödülün bu yılki sahibi oldu.

Düzenlenen törende Kültür Üniversitesi GPoT Direktörü Mensur Akgün tarafından ödülü Oral Çalışlar’a takdim edildi. Çalışlar, kendisine ödül getiren yazısını 25 Nisan günü yazmış ve 1915’te yaşanan felaketin çok geç farkına vardığımızı söylemişti. (5 Haziran 2014)

***

CPJ’den Başbakan Erdoğan’ın sözlerine tepki

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı eylemleri sırasında canlı yayında gözaltına alınan CNN muhabiri Ivan Watson hakkında yaptığı ‘dalkavuk’ benzetmesi Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) de tepkisini çekti.

Kurumun Avrupa ve Orta Asya Program Koordinatörü Nina Ognianova, “Gazeteciler için gerçek bir risk yaratıyor olmasa, Erdoğan’ın sözleri bir paranoyanın dışa vurumu olarak çok komik karşılanabilirdi” dedi.

Ognianova, “Biz, Başbakan ve tüm Türk yetkilileri, medya düşmanlarını cesaretlendiren ve basın özgürlüğü konusunda tüyler ürperten sorumsuz ifadelerden kaçınmaya çağırıyoruz” diye konuştu.(5 Haziran 2014)

***

CNN haberlerinin arkasında durdu

CNN International muhabiri Ivan Watson hakkında “CNN’in dalkavuğu” ifadesini kullanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yanıt ABD’den geldi.

Milliyet’te yer alan habere göre; ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf, Başbakan Erdoğan’ın CNN muhabiri Watson’un ajan olduğu yönündeki sözlerini “gülünç ve saçma” olarak niteledi.

Konuyla ilgili Radikal’e açıklama yapan CNN International halkla ilişkiler departmanı haberlerinin arkasında durduklarını açıkladı. (5 Haziran 2014)

***

Ahmet Hakan ifade verdi

Gazeteci-yazar Ahmet Hakan Coşkun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen 25 Aralık soruşturması kapsamında savcılığa ifade verdi. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na avukatıyla gelen Coşkun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı terör ve örgütlü suçlar biriminin olduğu yedinci kata çıktı. Soruşturmayı yürüten birim savcılarından İsmail Uçar’a “şüpheli” sıfatıyla yaklaşık bir saat ifade veren Coşkun, daha sonra adliyeden ayrıldı. (5 Haziran 2014)

***

Video paylaşım sitesi YouTube erişime açıldı

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararının ulaşmasının ardından, YouTube’a tedbir amaçlı erişim engeline yönelik kararı sitesinden kaldırdı.

TİB’in, idari tedbir kararının kaldırıldığını internet servis sağlayıcılara bildirmesi sonrası, kademeli olarak YouTube erişime açıldı.

YouTube’a erişim, TİB tarafından 5651 sayılı Yasa gereği 27 Mart’ta engellenmişti. (5 Haziran 2014)

***

3. Altın Pusula Ödülleri sahipleriyle buluştu

Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) tarafından bu sene 13'üncüsü gerçekleştirilen Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri’ni kazanan proje ve kuruluşlar, Radisson Blu Hotel Şişli’de gerçekleştirilen ödül töreninde açıklandı.

Törene; TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş,  usta fotoğrafçı Ara Güler’ ve çok sayıda davetli katıldı.

13. Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri’ne 13 ana, 10 alt kategoride toplam 113 proje başvuruda bulundu, 25 proje ödüllendirildi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri töreninde kategori dışı projeler dalında yarışan “Erişilebilir Turizm, Engelsiz İstanbul” projesiyle ödül kazanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına Prof. Dr. Erman Tuncer’e ödülünü takdim etti.

Altın Pusula’da bu yıldan başlamak üzere, Betûl Mardin - Prof. Dr. Alâeddin Asna “Altın Baget Yönetici Ödülü” verildi.

Gazeteci, foto muhabiri Ara Güler, Profilo Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Kurucusu Jak Kamhi, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) ile Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Kurucusu merhum Nejat Eczacıbaşı, Dünya Gazetesi Kurucusu merhum Nezih Demirkent, Sabancı Holding Kurucusu merhum Sakıp Sabancı, Koç Holding Kurucusu merhum Vehbi Koç bu ödüle layık görüldü. (5 Haziran 2014)

***

BYEGM, kuruluşunun 94. yılını kutladı

BYEGM 94. kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen Yerel Medya Özendirme Yarışması'nda, ödüller sahiplerini buldu.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto ile TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in de katıldığı tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından BYEGM'yi tanıtan bir sinevizyon gösterisi ile başladı.

Konuşmaların ardından yarışmanın ödülleri sahiplerine verildi.

Yarışmada, fotoğraf dalında birincilik ödülünü TGC Muğla Temsilcisi Kenan Gürbüz, makale ve yorum dalında ikinciliği TGC Aksaray Temsilcisi Kerem İşkan, haber dalında üçüncülük ödülünü TGC Batman Temsilcisi Arif Arslan aldı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto ile TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, ödül kazanan TGC temsilciler Gürbüz, İşkan ile Arslan’ı başarılarından dolayı tebrik etti. (11 Haziran 2014)

***

Genç ressamlar, TGC Basın Müzesi’nde buluştu

Tarihi binasında 25 yıldır hizmet veren Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi, kültür ve sanat etkinliklerine katkıda bulunmayı sürdürüyor.

Çemberlitaş'ta bulunan Basın Müzesi'nin ikinci katındaki Cevat Fehmi Başkut Sanat Galerisi, yıl içinde çeşitli sergilerle; sanata ve sanatçılara ev sahipliği yapıyor.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü öğrencileri Buse Kanlıkılıç, Fatih Dülger, Nilay Sayrav ve Tayfun Gülnar’ın ““Monolog”  isimli karma sergi, Cevat Fehmi Başkut Sanat Galerisi'nde açıldı. (11 Haziran 2014)

***

Gazeteciliğin ustalarına TGC’den şükran plaketi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 68’inci, Cemiyet’in günlük yayın organı Bizim Gazete’nin 20. yılı törenle kutlandı.

Törene; TGC Başkanı Turgay Olcayto,  Başkan Vekili Vahap Munyar, Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Yönetim Kurulu üyeleri İhsan Yılmaz ve Kamil Masaracı, Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever, Onur Kurulu Sekreteri Mustafa Dolu, Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç ile Genel Sekreter Engin Köklüçınar, Basın Konseyi Genel Sekreteri Namık Koçak, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat ve Basın Yayın Enformasyon İstanbul Müdürü Necmettin Altuntaş’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı.

Törenin sunuculuğunu İstanbul Radyosu spikerlerinden Saadet Baykal üstlendi.

Törenin açılış konuşmasını TGC Başkanı Turgay Olcayto yaptı.

Başkan Olcayto, şunları söyledi:

“Geçen yıl 1928-29 doğumlu usta gazetecilere şükran plaketi verdik. Bu yıl da 1930-1931 yılı doğumlu ustalarımıza şükran plaketini takdim ediyoruz. Bu buluşmaların, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önemli bir işi olduğunu düşünüyorum. Çünkü usta-çırak ilişkisinin kalmadığı günümüz Babıali’sinde eskileri anmak, hatırlamak, eski dönemdeki gazetecileri gençlerin öğrenmesine yardımcı olmak önemli.  Bu açıdan bugünkü toplantıyı önemsiyorum. Türk basınına çok önemli katkılarda bulunan ustalarımıza hoş geldiniz diyorum, onur verdiniz.”

Başkan Olcayto, sözlerine şöyle devam etti:

“Gazeteciliğin zor döneminde yönetimi devralmış bir arkadaş grubuyuz. Meslek örgütü olarak elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. İşsiz gazetecilerimiz var, cezaevinde yatan gazetecilerimiz var. Bunun dışında, sansür var.  Ama daha önemlisi, oto sansür var. Gazeteciler istediklerini yazmakta son derece zorlanıyorlar. Böyle bir ortamda görev yapmak, meslek örgütü olarak bizi hem üzüyor, hem de çok yoruyor. Ama bundan yılmış değiliz. Elimizden geldiği kadar arkadaşlarımızın yanında olmaya uğraşıyoruz. Buna karşılık, hem iktidarla hem muhalefetle belli ölçüler içinde mesafemizi bozmadan, sadece salt gazetecilere yönelik saldırıların karşısında durmaya çalışıyoruz. Polis şiddetinin karşısında durmaya çalışıyoruz. Sendikasızlaştırmanın karşısında durmaya çalışıyoruz. Onun dışında bizim başka hiçbir beklentimiz yok. Umuyoruz ki bu güç günleri de atlatacak gazetecilerimiz. Çünkü gazetecilik köklü bir meslek. Genç arkadaşlarımız bu konuda ciddi çalışmalar yapıyorlar. Bu konudaki ciddi duruşları bizi sevindiriyor.”

Konuşmaların ardından, 29 kıdemli üye gazeteciye şükran plaketi verildi.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, Orhan Peksayar ve Tarık Dursun K. adına gelini Özlem Kakınç’a ödülünü takdim etti.

Vecdi Uygun’a plaketini TGC Başkan Vekili Vahap Munyar verdi. Ahmet Balan, TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar’ın, Orhan Karaveli, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’in elinden plaketini aldı.

Baha Oral’a TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver plaketini verdi.

TGC Yönetim Kurulu Üyesi Kamil Masaracı, Ali Abalı’ya plaketini takdim etti.

Emin Mollaoğlu’na plaketini TGC Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Yılmaz verdi.

Vala Somalı’ya plaketini TGC Onur Kurulu Sekreteri Mustafa Dolu, TGC Onur Kurulu Başkanı Ergin Konuksever,  Argun Berker’e plaketini verdi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, Lütfi Akdoğan’a plaketini verdi.

Hakkı Aykut’a plaketini Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı Selami Turgut Genç sundu.

Hulusi Yavaşlar, Gazeteciler Sosyal Dayanışma Vakfı Genel Sekreteri Engin Köklüçınar’ın, Sedat Ağralı, Erdoğan Arıpınar’ın elinden plaketini aldı. Yaşar Özen’e plaketini  Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat verdi. Nazif Karaçam’ın ödülünü ise ustanın adına Hatice Opak Bilgin Basın Yayın Enformasyon İstanbul İl Müdürü Necmettin Altuntaş’tan aldı. Ustalar, duygularını şöyle dile getirdi. (11 Haziran 2014)

***

TGC Basın Müzesi'ne Ara Güler'in tablosu asıldı

Türkiye’nin en yaygın gazetecilik meslek örgütü Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), basına hizmet veren ustaların portrelerini yaptırarak müzenin içeriğini zenginleştirmeye devam ediyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin katkılarıyla ressam Ebülfez Ferecoğlu; usta gazeteci ve foto muhabiri Ara Güler’in yağlı boya portresini yaptı. Portre, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Basın Müzesi ve Bizim Gazete’nin kuruluş yıl dönümü olan 10 Haziran Salı günü düzenlenen törenle gazetecilik tarihine emeği geçmiş ve iz bırakan gazetecilerin tablolarından oluşan Basın Müzesi’ndeki Gazeteci Portreleri Galerisi’ne asıldı. Törene; TGC Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver ve usta foto muhabiri Ara Güler’in de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.

Törenin açılış konuşmasını yapan TGC Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“10 Haziran dolayısıyla yönetim kurulumuz iki ustamız Ara Güler ve Hıfzı Topuz’un yağlı boya portrelerinin yapılıp müzeye asılması kararını almıştı. Ressam Ebülfez Ferecoğlu iki ustamızın resimlerini çizdi. Hıfzı Topuz, Paris’te olduğu için gelemedi. Ara Güler bugün aramızda. Ara Güler’in tablosu hepimizin çok beğenisini kazanan bir portre oldu. Cemiyetimizin ana gayelerinden biri, barış içinde hiçbir şekilde düşünce farklılığı gözetmeden, bütün ustalarımızı bir arada toplamak onları yeni kuşaklara hatırlatmak. Ara Güler’i tanıtmak için çok şey söylemeye gerek yok.  Ara Güler her zaman, “Ben fotoğraf sanatçısı değilim, ben gazete fotoğrafçısıyım” der. O Ara Güler’in mütevaziliğinden kaynaklanıyor. Ara Güler, Almanya’da fotoğrafçılıkta çok ender verilen bir ödülü de almıştır. Picasso’yla yaptığı röportaj, çektiği fotoğraflar o zaman sadece Türkiye’de değil dünyada da yayınlanmıştır.” (12 Haziran 2016)

***

6 ayda 304 gazeteci işsiz kaldı

BIA Medya Gözlem Raporları ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Basın-İş sendikasının verilerine göre 2014 yılının başından beri en az 304 gazeteci işsiz kaldı. Verilere göre en çok işten çıkarma Nisan ayında yaşandı. Karşı Gazetesi ve Yeni Asır TV’nin kapanması, Dünya Gazetesi’ndeki toplu işten çıkarma ve Vatan ile Milliyet’in “havuz”da birleşmesi bu artışın başlıca sebebi. Öyle ki sadece Nisan ayında en az 210 gazeteci işsiz kaldı.

2013’te ise işinden olan gazeteci sayısı 131’di. Gezi direnişiyle baskıların da artması sonucunda 94 gazeteci işten çıkarılmış, 37 gazeteci ise istifa etmeye zorlanmıştı. En son dün (12 Haziran’da) da Radikal’in yazılı basını terk edeceği açıklanmış, dijitalleşen gazetede en az dört gazetecinin işsiz kaldığını öğrenmiştik. Radikal’den kaç gazetecinin işsiz kalacağı belirsiz.

304 gazeteciden biri olan Skytürk360’ın internet sitesi eski editörü Ersoy Tan iki hafta önce işten çıkarıldı. Bianet’e konuşan Tan başına gelenleri şöyle anlattı: “Haber müdürü değişmeden önce ciddi bir sıkıntı yaşamıyorduk. Haberlerimle ilgili bir sorun yoktu. Yeni haber müdürü geldikten sonra haberlerim engellenmeye başlandı. Haber müdürü beni yanına çağırıp haberleri önce ona göndermemi istedi. Daha sonra da arşivdeki Soma’daki protesto, Berkin Elvan, Ali İsmail Sönmez davası haberlerimin silindiğini gördüm. İki hafta önce haber müdürümle tartıştım ve ertesi gün İnsan Kaynakları işime son verildiğini söyledi.”

“Son ana kadar habercilik yaptım” diyen Tan iş aradığını ancak çok da umutlu olmadığını söylüyor. “Ana akım medyanın çoğu ele geçirilmiş durumda” diyen Tan alternatif ya da muhalif medyada iş bulmaya çalışacağını ifade ederek “Nerede olursam olayın haber yapmaya devam edeceğim” diyor.

Bianet’e konuşan Skytürk360 haber müdürü Samed Karagöz ise Tan’ı “editoryal yayın politikalarına” uymadığı için işten çıkardıklarını söyledi.

2014 başından itibaren işten çıkarmalar şöyle:

Ocak

Türkiye gazetesi, Ankara Bürosu Haber Müdürü Akif Bülbül’ü ve bir ay önce Bugün gazetesinden gelip işe başlayan özel haber muhabiri Gökhan Özdağ’ı işten çıkardı.

TRT'de Haber Dairesi Başkanı Ahmet Böken'in görevden alınması ve yerine Nasuhi Güngör'ün atanmasının ardından toplam 12 yönetici görevden alındı.

NTV içerik editörü Sinan Demir ve muhabir Gözde Kuyumcu işten çıkarıldı

Yeni Şafak'ta köşe yazarlığı ve haftalık söyleşiler yapan Murat Aksoy'un işine son verildi.

Kişisel Facebook sayfasında veda yazısı yayınlanan yazar Nur Batur’un Sabah gazetesindeki işine son verildi.

Fox TV, dört yıldır Haber Merkezi'nde yayın koordinatörlüğü görevini yürüten Lütfiye Pekcan'ın işine son verdi.

ATV ve Takvim'in Çalık Grubu'ndan Kalyon Grubu'na satılması, yedi dergi ve Takvim Gazetesi'nin Ankara bürosunun kapatılması ve üç çalışanın da işine son verilmesinden sonra yedi gazeteci daha işten çıkarıldı.

Sabah ve ATV’nin Marmaray tünelinin yapan Kalyon İnşaat Grubu’nca satın alınmasından sonra bu grubun eline geçen Ege’nin köklü gazetesi Yeni Asır da 13 kişiyi işten çıkardı.

Şubat

Kanal Avrupa’nın haber müdürü ve aynı kanalda yayınlanan ‘Ateş Çemberi’ adlı programın sunucusu Remzi Meziroğlu baskılar sonucu görevinden ayrıldığını açıkladı.

Mart

Star gazetesi yazı işleri müdürü Doğan Ertuğrul, gazetenin son dönemde kullandığı 'nefret' diline dayanamadığını belirterek istifa etti (26 Mart).

CHA Ajansının 18 yıllık çalışanı Köksal Akpınar, Zaman gazetesinin 18 yıllık Dış Baskılar sayfa editörü Şemsettin Özkan, CHA Network'te altı yıldır spiker, editör ve seslendirme görevlerini yürüten Salim Gören, CİHAN muhabiri Kübra Kara, Bugün gazetesi ekonomi muhabiri Zeynep Ceylan, Zaman gazetesi yazarları Leyla İpekçi ve H. Salih Zengin ile çizer Osman Turhan mobbing uygulandığını öne sürerek görevlerinden istifa etti.

Türkiye gazetesi yazarı Balçiçek İlter, polisin sıktığı gaz kapsülüyle yaşamını yitiren Berkan Elvan ile ilgili gazetesinde çıkan habere tepki olarak görevinden ayrıldı.

Best FM sunucusu Arzu Çağlan’ın işine, polisin Gezi eylemleri sırasında sıktığı gaz kapsülüyle Haziran’da ağır yaralanan ve dokuz ay komada kaldıktan sonra 11 Mart’ta yaşamını yitiren 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın ölümüne yayında ağladığı gerekçesiyle son verildi. Fotomaç gazetesi muhabiri Çağdaş Doğan da, Elvan’la ilgili görüşleri nedeniyle işsiz kaldı.

Türkiye gazetesi yayın yönetmeni Nuh Albayrak istifa etti.

Hürriyet Web TV'nın kurucu müdürü ve aynı zamanda Hürriyet gazetesinde spor yazıları kaleme alan Orhan Can'ın görevine son verildi.

Akşam Gazetesi Sibel Oral’ı hükümet karşıtı bir tweet atması sebebiyle işten çıkardı. Oral " Tweet’ten dolayı beni ihbar ederek işten kovduran ve kovanlara teşekkür ederim; onur duyarım" dedi.

Nisan

7/24 isimli TV kanalı, el değiştirdi, Yavuz Semerci tarafından satın alınan kanalda haber merkezinden 9 teknik servisten 4 kişi işten çıkartıldı.

Karşı gazetesinde kapandı. Gazete sahibinin yaptığı açıklama ile 95 kişi bir gecede işsiz kaldı.

Dünya 50 çalışanını 'ahlak dışı' tavırları nedeniyle tazminatsız işten çıkardığını açıkladıktan sonra gelen tepkiler üzerine bazı çalışanların tazminatlarını ödeyeceğini açıkladı.

Akşam Fikret Aydemir'in işine son verildi.

Ataşehir Belediyesi'nin basın biriminde basın biriminde bir buçuk yıldır muhabir olarak çalışan Seyhan Kalkan Vayiç işten çıkarıldı.

Sabah gazetesi, ekonomi yazarı Süleyman Yaşar’ın işine son verdi.

Kanal A'da Ankara Haber Editörü Selahattin Serçe, İstanbul Haber Müdürü Hüdaverdi Yıldırım ve İstanbul Temsilcisi Bedrettin Uğur işten çıkarıldı.

Yeni Asır TV kapandı, 40 kişi işsiz kaldı

Milliyet'te Genel Yayın Yardımcılığı görevini yürüten Umut Alphan'ın gazetedeki görevine son verildi.

Mayıs

Vatan ve Milliyet gazetelerin birleşmesiyle 36 çalışan işten çıkarıldı.

Doğuş Grubu, tenkisat gerekçesiyle NTV ve Kral TV’de birçok çalışanının işine son verdi. Gece-Gündüz programının deneyimli muhabirleri Yavuz Harani, Emrah Kolukısa, program kameramanları Haluk Asar, Hakan Öcal, Gökhan Kalan, muhabir Nuh Köklü, prodüktörler Mehveş Hıncal, Serkan Ünver, Trabzon Bürosu'nda görev yapan kameraman Abidin Kama'nın görevlerine son verildi.

Skytürk360 31 Mayıs internet editörü Ersoy Tan’ı işten çıkardı.

Haziran

Akşam gazetesi dokuz yıllık çalışanı ve köşe yazarı Elif Aktuğ'un işine son verdi.

Yazılı basına son verdiğini açıklayan Radikal en az dört kişiyi işten çıkardı. (12 Haziran 2016)

***

Gazetecilere saldırılar cezasız kalıyor

Gezi olaylarından bu yana gazetecilerin uğradığı saldırılara, oto sansüre, sansüre ve işsizliğe dikkat çekmek isteyen gazeteciler, meslektaşlarına dayanışma çağrısı yaptı.

30 Mayıs 2013 tarihinde başlayan Gezi olaylarından bu yana yaklaşık 150 gazeteci gözaltına alındı, bazıları yaralandı ve 200’ün üzerinde gazeteci işinden oldu. Gezi Olaylarından bugüne gazetecilerin uğradığı saldırılara, işten çıkarmalara, sansüre, oto sansüre dikkat çekmek isteyen gazeteciler, Gezi olaylarında yaralandıkları yerlerden biri olan Kurtuluş’ta basın açıklaması yaptı.

Yapılan basın açıklamasına: TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGS Genel Sekreteri Mustafa Kuleli,  TGS İstanbul Şube Başkanı Gökhan Durmuş, geçen sene Gezi olaylarında yaralanan gazetecilerden TGC Basın Özgürlüğü ödülü sahibi MC Program Editörü Gökhan Biçici’nin de aralarında bulunduğu gazeteciler katıldı.

TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, şunları söyledi:

“Biz Gökhan Biçici şahsında Gezi’de yargılanan ve yaralanan, gözaltına alınan tüm meslektaşlarımızın adına kendisine Basın Özgürlüğü Ödülü verdik. Gökhan Biçici, ilk dövülen ve gözaltına altına alınan gazeteciler arasındaydı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, Valilik nezdinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne yaptığımız tüm başvurularla ilgili, İçişleri Bakanlığı’nın müfettişlerinin görevlendirilmesine rağmen gazeteci döven tek bir polis bulunamadı. İktidar gazeteci cop, biber gazını layık görürken, polisine de cezasızlığı layık görüyor. Bu sistematik hale gelmiş durumda. Bunun bir demokrasi ayıbı olduğunu düşünüyoruz. Basın kartını Başbakanlığa bağlı Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nde gazetecilik meslek örgütleri meslektaşlarına veriyor. Son olarak uluslararası CNN muhabiri canlı yayındayken gözaltına alındı. Basın kartını mutlaka tanımaları gerekiyor. Onun dışında hangi gazetede çalıştığı beyan eden meslektaşımızın sözüne de itibar etmeleri gerekiyor. Gazetecilik, bir kamu yararına yapılan görevdir. Polisin görevi, gazetecinin güvenliğini sağlamaktır. Gazeteci dövmek ya da gözaltına almak değildir. Bu iktidarın büyük bir ayıbıdır. Biz düzenli olarak bu davaları takip ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Meslektaşlarımızın uğradığı haksızlar karşısında yanlarında olmayı sürdüreceğiz. İktidarın polise yönelik cezasızlık konusunda gösterdiği istikrardan artık vazgeçmesi gerektiğini, bizim duyduğumuz utancı bizimle paylaşmasını diliyoruz.” (17 Haziran 2014)

***

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti yayın yasağını kınadı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu bir açıklama yaparak Musul olaylarına ilişkin getirilen yayın yasağını kamuoyunun bilgilenme hakkına konulan yeni bir sansür biçimi olarak değerlendirdi.

Cemiyet yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi:

“Musul’da TC Büyükelçiliği’ndeki işgal sırasında alıkonulan elçilik personeline yönelik haberlerin kamuoyundan saklanması yolunda bir mahkeme kararı alınmıştır. İlginçtir iki gün önce Sayın Başbakan Musul konusunda ‘yazıp çizmeyin’ şeklinde gazetecilere seslenmiştir. Aradan geçen 48 saatte Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi Musul konusuna yayın yasağı getirmiştir. Bu rastlantıyı yargının bağımsızlığı ile bağdaştırmak zordur. Gerçekleri öğrenme, doğru bilgi alma hakkı zaten sınırlı olan kamuoyu şimdi bu yasaklamayla Musul konusunda büsbütün habersiz kalacaktır. Türklerin de bulunduğu Musul’da neler olduğunu bilmek yurttaşların en doğal hakkıdır. Kaldı ki, bölgede katliam yapan Işid terör örgütünün sosyal medyayı ustalıkla kullandığı bir gerçektir. Kamuoyunu sadece terör örgütünden gelen manipüle edilmiş haberlere ve vahşet görüntülerine mahkum etmenin nasıl bir mantığı olabildiğini anlayabilmiş değiliz. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak her zaman yayın yasaklarına karşı çıktık. Bu defa da özellikle halkımızı çok yakından ilgilendiren bir olayda konulan yasağı anlamsız bulduğumuzu, demokrasinin şeffaflık ilkesiyle de bağdaşmadığını bir kere daha vurgulamak istiyoruz.”  (18 Haziran 2014)

***

TGC’den yayın yasağına karşı dava

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,  Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayın yasağına basın özgürlüğüne müdahale ve sansür niteliği taşıdığı gerekçesiyle itiraz etti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti günlük gazetesi Bizim Gazete adına IŞİD terör örgütünün baskınlarına getirilen yayın yasağına itiraz etti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16 Haziran tarihli yayın yasağı kararına karşı açılan davanın dilekçesinde kararın bu haliyle basın özgürlüğüne müdahale ve sansür niteliği taşıdığına dikkat çekildi. Yayın yasağının demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak yapılmış bir sınırlandırma olmadığı vurgulanan dava dilekçesinde şu görüşler yer aldı.

Türkiye’de son dönemde; Hatay Reyhanlı’daki patlamayla ilgili haberlere, Suriye tapelerine, Adana ve Hatay'da MİT'e ait olduğu iddia edilen TIR'ların durdurulmasına ilişkin haberlere, 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasına yönelik haberlere getirilen yayın yasakları, twitterin yasaklanması, Yotube’un kapatılması gibi uygulamalar ülkemizde kural haline gelmiş ve ilk başvurulan yollardan biri olmuştur. Yayın yasakları ülkemizin hiçbir sorununu çözmemiştir ve çözemeyecektir.

Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğundan IŞİD terör örgütü tarafından kaçırılan Türk vatandaşları hakkında tüm dünyada haberler yapılmaktadır. Bunun dışında bölgede katliam yapan IŞİD terör örgütünün sosyal medyayı ustalıkla kullandığı ise bir gerçektir. Bu yasakla birlikte kamuoyu sadece terör örgütünden gelen manipüle edilmiş haberlere ve vahşet görüntülerine mahkûm edilmiş olacaktır.  Kısaca bu dönemde verilen yayın yasaklarının sonucu demokratik bir toplumdan uzaklaşma olmuştur.

Türk vatandaşlarının IŞİD terör örgütü tarafından kaçırılması ve bu olayların yansımaları haber niteliğindedir. Gazetecilik mesleği ile uğraşan herkes istisnasız bu olayları mesleğin doğası gereği haberleştirecektir. Gazetecilere tanınan bu özgürlük şüphesiz ki toplumun haber alma hakkını garanti altına almak içindir.

Basının toplumsal barışı sağlamada denetim görevi görmesi ve dördüncü kuvvet olarak adlandırılması elbette boşuna değildir. Bu dönemde olan tüm olaylar savaş haberleri bölgedeki gelişmelerin aktarılmasında kamu yararı vardır. Bu haberlerin yapılması kamu adına denetlemedir. Çoğulcu, özgürlükçü, demokratik toplumlarda, düşünceyi açıklama özgürlüğü, sadece genel kabul gören ve zararsız ya da önemsiz addedilen düşünceler yönünden değil, aynı zamanda halkın bir kısmı tarafından benimsenmeyen kural dışı, hatta endişe verici düşünceler için de geçerli olmalıdır.

Somut olayda kullanılan yasaklama kararı ölçülü olmaktan çıkmıştır. Müdahalede güdülen amaç kısaca milli güvenliğin ve toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Oysaki somut olayda Türk vatandaşları kaçırılmıştır. Kaçırılan Türk vatandaşları ile toprak bütünlüğünün ve kamu güvenliğinin direkt bir ilgisi kurulamamıştır. Bu olayları dünya üzerinde yaşayanlar öğrenmiştir. Dünya ki birçok ajans bu konuda bölgeden haber vermeye de devam etmektedir. Basın; Musul’da İŞİD terör örgütünün yaptığı her eylemi, yaptığı her saldırıyı, tüm bu içeriği değerlendirmek, eleştirmek, ülkenin savaş karşısındaki tutumu hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve bu konuda yayın yapma hak ve özgürlüğüne sahiptir. Ülke vatandaşları da bu haberleri bilmek/öğrenmek hakkına sahiptirler. Savcılığın yapacağı soruşturmanın gizliliğine halel getirecek herhangi bir müdahale söz konusu olamaz.

Kamuoyuna yansıyan olay ne kadar vahim olursa olsun halkın haber alma hakkı zedelenmemelidir. Aksi halde basın, kamuoyunun gözü kulağı olma şeklindeki hayati rolünü oynayamaz.   Gerçekleri öğrenmek, bilmek herkesin hakkıdır. Bu hak zedelendiğinde gerek yargı hakkında gerek olay hakkında gerçek olmayan, spekülasyona dayanan bilgiler ortalıkta dolaşmaya büyümeye başlayacaktır ki asıl tehlike de bu olacaktır.  Dolayısıyla asıl olan yasak değil, halkın haber alma hakkının sağlanmasıdır.  Karar bu nedenlerle hukuka ve yasaya aykırıdır. Kaldırılması gerekir.  (19 Haziran 2014)

***

Yayın yasağı “sansür” algısı yarattı

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), IŞİD'in Musul'da Türkiye Konsolosluğu baskınıyla ilgili haberlere getirilen yasağını eleştirdi.

Irak'ın Musul kentindeki Türkiye Başkonsolosluğu'na düzenlenen baskın ve alıkonulan Türk vatandaşlarıyla ilgili haberlere Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararıyla yayın yasağı getirilmesi, "sansür algısı yaratıyor" diye eleştiriliyor.

Amerika'nın Sesi'ne konuşan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, son yıllarda sayısını unuttuğu kadar çok yayın yasağı konulduğu belirterek, "Bu tür yargı kararlarının sansür algısı yaratması şaşırtıcı değil. Türkiye'de medyanın bu gibi meseleleri işlemesinde var olan kamu yararı gözetilmeden bu tarz mahkeme kararları alıyor" şeklinde konuştu.

Çağdaş Gazeteciler Derneği’de (ÇGD), Irak’ta IŞİD tarafından alıkonulan Türk vatandaşlarıyla ilgili haberlere Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yayın yasağı getirilmesine tepki göstererek, “Bu anti-demokratik bir karardır. Başbakan ifade özgürlüğünü kısıtlamaya çalışarak sorumluluktan kaçmak istemektedir. Başbakan, basın özgürlüğüne el uzatmaktan bir an önce vazgeçmeli ve terör örgütünün elindeki yurttaşların kurtarılmasını sağlamalıdır. Mahkemeler de ‘bağımsız’ olduklarını ve hukukun üstünlüğünü hatırlamalıdır” açıklamasında bulundu.  (22 Haziran 2014)

***

Başkan Olcayto: Gazetecilere ağır baskı uygulanıyor

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Konrad Adenauer Stiftung ile ortaklaşa düzenlediği Yerel Medya Projesi çerçevesinde hayata geçirilen eğitim seminerlerinin 71’incisi Batman’da yapıldı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) ortaklaşa düzenlediği 71’inci Yerel Gazetecilik ve Meslek İçi Eğitim Semineri, Mardin, Siirt, Diyarbakır, Batman ile çevre il ve ilçelerden çok sayıda gazetecinin katılımıyla gerçekleştirildi. Batman Mezopotamya Otel’de düzenlenen seminerin sunuculuğunu Mehmet Mahmutoğlu üstlendi. Seminere; TGC Başkanı Turgay Olcayto, TGC Önceki Başkanı Orhan Erinç, TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar,  TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGC Genel Saymanı Gülseren Güver, TGC Genel Sekreter Yardımcıları Ahmet Özdemir ve Niyazi Dalyancı, TGC Hukuk Danışmanı Avukat Gökhan Küçük, Konrad Adenauer Stiftung (KAS)  Türkiye Temsilcisi Dr. Colin Dürkop’un da aralarında bulunduğu 150 gazeteci katıldı.

Seminerin açılış konuşmalarını Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto ve Konrad Adenauer Stiftung Türkiye Temsilcisi Colin Dürkop, Batman Valisi Azmi Çelik ve Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Akel yaptı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto, şunları söyledi:

“Gazeteciler, kamuyu aydınlatma görevi yapar.  Gazeteci, halka doğru bilgi vermeye, halkın bilgi edinme hakkını korumaya ve halka doğru bilgi aktarmaya çalışır. Ancak bu görevini yerine getirirken devlet tarafından çeşitli engellerle karşılaşıyor.  Bu sadece Türkiye’de değil dünyada da böyle. Gazeteciler eleştirdiği için çok sevilmez. Çünkü gazeteciler, kamu adına eleştirir. Gazetecilere ülkemizde ağır baskı uygulanıyor. Sık sık yasaklar getiriliyor. Bunlardan en önemlisi de mahkemelerin koyduğu yayın yasakları. En yenisi, Musul olaylarına ilişkin getirilen yayın yasağıydı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti,  Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yayın yasağına basın özgürlüğüne müdahale ve sansür niteliği taşıdığı gerekçesiyle itiraz etti. Halk, Musul’da neler olduğunu, rehinelerin, tır şoförlerinin durumunu öğrenmek istiyor, insanlar orada neler olduğunu merak ediyor. Bütün bu haberleri dünya  verirken Türkiye’de bu konuyla ilgili haberler verilemiyor.”

Yöneticiliğini TGC Batman Temsilcisi Arif Arslan’ın yaptığı ilk oturumda;  TGC Önceki Başkanı, Cumhuriyet Vakfı Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Erinç  “Günümüzde Gazetecilik” , TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, “Gazetecilik Etik İlkeleri”  başlıklı bir konuşma yaptı.

Erinç, şunları söyledi:

“Batman, Türkiye’de gazeteciliğin hem meslek ilkeleri hem de içerik açısından en başarılı illerinden biri olarak görünüyor. Gazetecilik, sadece Türkiye’de değil dünyada da en kolay kullanılabilir meslekler arasında sayılıyor. O açıdan hem haber kaynaklarının, çeşitli çıkar çevrelerinin gazetecileri kullanma olanağı var.  Meslektaşlarımızın bu konuda dikkatli olması gerekiyor.  İletişim Fakültelerinde gazete türleri çeşitli şekillerde sınıflandırılıyor. Ben dört dalda özetlenebileceğini düşünüyorum. Gazete türlerinden bir tanesi de militan gazeteciliktir. Militan gazetecilik, bir cemaatin, bir çıkar çevresinin görüşlerini yayınlaştırmak amacıyla yapılan gazetecilik türüdür. Eskiden parmakla gösterilecek kadar az iken militan gazeteci sayısı şimdi yüzde 70’lere çıktı.  Günümüz gazeteciliğini 2’ye ayırmak gerekiyor. Gazeteciliği meslek ilkeleri açısında halkın haber alma hakkını yerine getirmek için kullananlar, diğerini de gazeteciliği çeşitli siyasal görüşlerin kayıtsız şartsız egemenliğine girmiş olanlar diye ayırabiliriz.”

TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver, “Gazetecilik etik ilkeleri” başlıklı bir sunum yaptı. Güver, gazetecilikte etik ilkelerin önemine dikkat çekerek Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin hazırlanışı hakkında bilgi verdi.

Genel Sayman Güver, konuşmasında şu önemli noktalara dikkat çekti.

“Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, gazetecilerin yol haritasıdır.  İnançlara, politikalara, partilere göre değişen gazetecilik olmayacağını, evrensel gazetecilik ilkeleriyle mesleğimizi yapmazsak her zaman zora düşeceğimizi ortaya koyan bir bildirge. Bu yüzden Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, mutlaka dikkate alınmalı. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir ve paylaşır. Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslararasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bu ilkeleri göz önünde bulundurarak mesleğimizi yapmalıyız.”

Seminerin ikinci oturumun moderatörlüğünü Batman Çağdaş Gazetesi’nden Mehmet Latif Yıldız üstlendi. Bu oturumda,  TGC Genel Sekreter Yardımcısı ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Niyazi Dalyancı “Haber Yazım Kuralları”,  Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç “Basın Sektöründe Sendikacılık”;  Haber-Sen İstanbul Şube Başkanı Engin Başçı “Kamu Hizmeti Yayıncılığında Örgütlenme”  konuları hakkında bilgi aktardı.

TGC Genel Sekreter Yardımcısı ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Niyazi Dalyancı, konuşmasında şunları söyledi: “Basın 4. Kuvvet’ denildiğinde yanlış bir izlenim ediniliyor. Basın; yasama, yürütme, yargı erklerinin yanında 4. kuvvet gibi anlaşılıyor. Demokratik sistemde ülkeleri yöneten yasama, yargı, yürütmenin işlerini doğru dürüst yapıp yapmadıklarını denetleyecek olan basındır. Basın, bir anlamda onlara rakip olacak erktir. Basının devletin yanında devletin 4. gücü olarak yorumlanması doğru değildir. Halkın doğru seçim yapabilmesi için kendisini yönetenler hakkında doğru bilgi edinmesi gerekmektedir. Eğer kendisini yönetenler hakkında doğru bilgi edinemezse doğru seçim yapamaz. Bu nedenle de basın çok önemlidir” dedi. Dalyancı, haber yazımıyla ilgili olarak ise şunları belirtti: “Haber, kimi kişilerin yayınlanmasını istemediği bir şeydir. Gerisi reklamdır. Her okuduğumuz habere böyle bakarsak daha iyi değerlendirebiliriz.  Haberin can alıcı noktasının giriş paragrafında kullanılması gerekir. Her okurun, haberinizi sonuna kadar okumayacağını varsaymanız gerekiyor.  Ayrıntılara önem sırasına göre alt paragraflarda yer verebiliriz. Haberde amaç okuru bilgilendirmektir, kafasını karıştırmak değildir. Bu konuyu haber yazarken dikkat etmek gerekir ve haberinize yorum karıştırmamalısınız.  Doğruluk, objektiflik (Nesnellik), kısalık (Haberi sözcüklerle boğmamak), açıklık (Okurun kafasında hiçbir soru işareti kalmamalı),  kaynak belirtme ilkelerini  hiçbir zaman unutmamalısınız. Medyanın görevi gerçeklerle halkın arasında köprü olmaktır. Halkı bilgilendirmektir.”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Uğur Güç “Basın Sektöründe Sendikacılık”, başlıklı konuşmasında şunları söyledi: “Demokrasilerin temel dayanağı basın özgürlüğü, basın özgürlüğünün temel dayanağı da sendikalı olmaktır. Medya, tüm insanların davranışlarını kapsar, bilgiyi yayar, eğitir, eğlendirir, bu sayede insanlar görerek, duyarak okuyarak edindikleri bilgileri çevresindekilere de yansıtırlar. Böylece sağlıklı bilgi ve görüşler toplumda yayılarak kamuoyunu oluşturur. Sağlıklı kamuoyunun oluşmasında gazetecinin görevi ise içinde yaşadığı topluma, ayna ve ışık tutmaktadır.  Ancak, gerçekler iktidar sahiplerinin işine gelmediği zaman bütün bunları yapabilmek kolay değildir. Maalesef kişilikli gazeteciler hapis cezalarıyla korkutulmakta ve hedef gösterilip baskı altına alınarak, gerçekleri yazmaları engellenmektedir. Basında sendikalaşma, medya çalışanlarının diğer işkollarındaki sendikal olaylara daha duyarlı olmasını da sağlayacaktır.”

Haber-Sen İstanbul Şube Başkanı Engin Başçı “Kamu Hizmeti Yayıncılığında Örgütlenme”, başlıklı konuşmasında şunları dile getirdi:

“Kamu hizmeti yayıncılığı Batman’da çok önemli. Televizyonları açtığınızda Batman’da olanlarla ilgili bir haber izleme olanağınız var mı? Mardin’de, Hakkâri’de,  Şırnak’ta olup bitenler hakkında bir haber görüyor musunuz? Göremiyorsunuz. Soma’daki katliam olmasaydı maden işçilerinin sorunlarından bihaber olacaktık. Felaket olunca biz bu sorunlara eğiliyoruz. Kamu hizmeti yayıncılığı, ülkenin coğrafi olarak tümünü kapsayan yayıncılıktır. Toplumun önceliklerinin öne alan, toplumun farklı kesimlerine eşit mesafede yaklaşan, halk tarafından finanse edilen, halk tarafından da kontrol edilen bir yayıncılıktır. Kamu hizmeti yayıncılığı, eğitim, sağlık gibi vazgeçilmez bir kamu hizmetidir. Halkın haber alma hakkı için kamu hizmeti yayıncılığının varlığı bir zorunluluktur. Türkiye’de ve dünyada medyanın içinde bulunduğu durum ve sahiplik yapısı kamu hizmet yayıncılığının ve yayın kuruluşlarının önemini her geçen gün daha da artırıyor. Neredeyse tüm ülkelerde kitle iletişim araçları birkaç sermaye sahibinin elinde toplandı. Bu kitle iletişim araçları sahibinin sesi olmaktan öteye gidemiyor. Bunlar halkın haber ve bilgi alma hakkı ile kamuoyunun serbestçe oluşumun önündeki en büyük engel durumda. Bu ortamda kamu hizmeti yayıncılığı ve TRT bir kez daha önem kazanıyor.”

Seminer, üçüncü oturumla devam etti.  Bu oturumda TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Medyada Nefret Söylemi”;  TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük “Haber ve Hukuk” başlıklı konuşma yaptı. Oturumun başkanlığını TGC Genel Saymanı Gülseren Ergezer Güver üstlendi.   TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, konuşmasında şunları söyledi:

“Ülkemizde farklı, dil, din ve cinsiyet tercihi olan kişilere yönelik medyada yer alan nefret söylemi nefret suçuna zemin oluşturabiliyor. Bu nedenle medya nefret söyleminden uzak durmalı. Kadınlara yönelik cinsel istismar, tecavüz haberlerinde mağdurun kimliğini ortaya koyacak, şekilde haber yapmamalı. Kadını seks objesi olarak göstermekten kaçınmalı. Son 7 yılda kadına yönelik artan şiddeti sık sık gündeme getirilmeli ve çözüm üretilmesi için kamuoyu baskısını diri tutmalıdır. TGC gazetecilerin yol haritalarını etik ilkelerini oluşturuyor, güncelliyor. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, Medya ve Çeşitlilik Kılavuzları bunlara örnek. Şimdi de medyada kadına dönük cinsiyetçi dili en aza indirecek bir kılavuz hazırlığı içindeyiz. Kadın konusunda çalışan tüm üniversitelere bu konuda çağrı yaptık, katkı istedik. Kısa sürede hazırlayıp medya ile paylaşacağız.” TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük basın özgürlüğünün kişilik haklarına üstün tutulabilmesi için gazetecilere şu önerilerde bulundu.

“Haberin gerçeğe uygun olması, gerçeğe uygun yayımın haber niteliği taşıması, gerçeğe uygun haberlerin verilmesinde nesnel ( objektif ) ölçütlere uyulması, haberin veriliş biçimi yönünden, özle biçim arasında ölçülülük bulunması gerekir. Bir yayımın hukuka uygun olduğunun kabul edilebilmesi, ancak, açıklanan bütün bu koşulların birlikte varlığı halinde mümkündür. Yapılan bir yayım, bu temel ilkelerden herhangi birine ters düşüyorsa, hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiş olacaktır.” (20 Haziran 2014)

***

TGC –KAS 71. Yerel Medya Semineri sona erdi

T
ürkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Konrad Adenauer Stiftung ile ortaklaşa düzenlediği Yerel Medya Projesi çerçevesinde hayata geçirilen eğitim seminerlerinin 71’incisi Batman’da gerçekleştirildi.

Seminer; akademisyenleri, usta gazetecileri, yerelde çalışan meslektaşlarıyla buluşturarak, mesleki bilgilerin paylaşılabileceği platformun oluşmasını sağladı. Seminer, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto’nun kapanış değerlendirmesi ve sertifika töreniyle sona erdi.

TGC Başkanı Turgay Olcayto, kapanış değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Batman’da düzenlediğimiz 71. Meslek İçi Eğitim Semineri, kendi adıma çok keyifle izlediğim bir seminer oldu. Bugün geldiğimiz noktaya bakınca iktidarın baskısı salt gazetecilere yöneldiği için iktidarı eleştiriyoruz. Geçmişte de Türkiye’de gazetecilerin bir bölümünün her zaman güçlüyü alkışladığını göreceksiniz. Bugün yaşananları Türkiye 1950’lerde de yaşadı. Türkiye’de insanlar ikiye bölündü. Bugün de bunun bir benzeri yaşanıyor. Çok üzülerek izliyoruz. Çok nitelikli arkadaşlarımız bugün işsiz.  Nasıl işsiz? Talimatla işsiz. Bir kısmı gazetelerinde çalışamaz olduklarından kendileri ayrıldılar. Ama çoğu da maalesef bugün işsiz. Gazetecilere yapılan baskı çok fazla. Baskı iki yönlü oluyor. Sabahki konuşmalarda şirketlerden bahsedildi. Şirketlerin iktidarla yaptıkları işlerden büyük çıkarları var. Eskiden gazeteler promosyon verirdi. Şimdi gazetelerin kendisi promosyon. Haberi yazarken muhabir ya da köşe yazarı 2 defa değil, 12 defa düşünmek zorunda. Bunun adına oto sansür diyoruz ki;  sansürden daha tehlikeli. Gazeteci belki redaktörlerin dokunmayacağı haberi bile bazen yazmıyor ‘patrona dokunabilir ben görmezden geleyim,  hiç yazmayayım’ diye düşünebiliyor.

İkincisi; ana akım medyanın özellikle olayları görmezden gelmesi, olayları karartması. Sadece Güneydoğu’da olan olayları değil, mesela Uludere olayını Türk halkı, 12 saat sonra öğrendi. Gezi olaylarına ana akım medya 48 saat yer vermedi. Olay büyüyünce yer vermeye başladılar. Reyhanlı’yı düşünün;  hemen yasakları geldi. Suriye üzerine yapılan toplantı basına sızdı. Yetkililer, sızdıranı arayacağına ‘Niye bunu yazdın’ diye gazetecilere dava açtılar. Üstelik o toplantı gösterdi ki bize; Türkiye dış politikada sınıfta kalmıştır.  Bugünkü olaylar da bunu doğrulamaktadır.

Gazeteci, gazetecidir. Yerel, yaygın basın ayrımı yapmam. Ağrı’daki gazeteci eğer gazetecilik yapıyorsa, ilkelerine uygun çalışıyorsa gazetecidir. Tam tersine mesleği kötüye kullanan, mesleğin üstünden çıkar sağlamaya çalışan insanlar eğer gazetecilik yapıyorlarsa onlar bizim meslektaşımız değildir.  İstedikleri kadar ünlü olabilirler, istediği kadar televizyonlarda laf ebeliği yapabilirler ama onlar gazeteci değildir. Zaten evrensel kurallara göre de onlar gazeteci değildir.

Günümüzde gazeteciler çok ağır şartlar altında ama Doğu’da gazetecilik yapmak 2 defa zor. Güneydoğu’da gazeteci olmak en az Orta Doğu’da gazeteci olmak kadar zor. Ne yaparsanız yapın Terörle Mücadele Yasası olduğu sürece siz özgün gazetecilik yapamazsınız, o nedenle baskı altında kalırsınız, en ufak şeyde cezaevine gidersiniz, şu anda cezaevlerinde 20 dolayında gazeteci var ama bunların çoğu Kürt gazeteci ve dağıtıcı. Biz başından beri hiç ayrım gözetmeden cezaevlerine gittik. Arkadaşlarımızı ziyaret ettik. Eksiklerini gidermeye çalıştık. Bu sorun kolay çözülebilecek bir sorun değil. Önce arada ki nefreti kaldırmak lazım. Aramızdaki birlikteliği sağlamak lazım. Bunu da en çok yerel basın yapabilir. Yerel basında bölünmeler var. Neyi paylaşamıyorsunuz?  Her sorununuzla ilgilenmeye hazırız.

Yerel Medya Semineri’nde 4. oturumunun başkanlığını Mezopotamya Havzası Gazeteciler ve Yayıncılar Derneği Başkanı Uğur Kapucu yaptı.

Oturumda, Hürriyet İnternet Ankara Temsilcisi Zeynep Gürcanlı “Medya ve Dış Haberler”;  Cumhuriyet Gazetesi Dış Haberler Servisi’nden  Mustafa Kemal Erdemol “Ortadoğu’da Gazeteci Olmak”, TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar “İnternet Gazeteciliği”  konularında katılımcıları bilgilendirdi.

TGC Başkan Yardımcısı Recep Yaşar, teknolojinin hızlı gelişiminin gazeteciliğe etkileri konusunda katılımcılara bilgi verdi.

Yaşar, şöyle konuştu:

“İnternetin yapısı işsiz gazeteciler için yeni bir istihdam alanı yarattı. Küçük sermaye ile yayına başlanabiliyor. Sayıları hızla arttı. Bu özgürlükçü bir ortam yarattı. Bilgiyi ve düşünceyi açıklama için sayısız ortam oluştu. Büyük bir zaman ve ekonomik fayda sağladı. Okuyucuyu üretimin bir parçası haline getirdi. Mesajı yönlendirme olanağı sundu. Merkeze gelmeden yayın yapma imkanı sundu. Gazete ve televizyonlardaki birçok ara birim kaldırıldı. Yeni birimler oluşturuldu. Daha az eleman ile çalışılmaya başlandı.  Haber merkezleri küçüldü. Haber havuzu oluşturuldu. Tek tip yayın organları oluştu. Yeni bir yazım tarzı oluştu. İnternette kes-yapıştır yöntemi gelişti. Özel haberler, diğer yayıncıların haberi olmaya başladı. Gazetecinin iş yükü arttı. Haber merkezlerinin küçülmesiyle gazeteci sayısı azaldı. Gazeteci, yayın grubunun tüm organları için ayrı ayrı haber üretmek zorunda kaldı.  İnternet gazeteciliği, hızlı olmayı zorunlu kıldı. Hız, denetimsizliği ve özensizliği beraberinde getirdi. Doğruluk hıza kurban edilmeye başlandı. Bilgi kirliliği içinde doğru bilgiye ulaşmak önem kazanacak.”

Hürriyet İnternet Ankara Temsilcisi Zeynep Gürcanlı,  dış politika haberciliği konusunda kendisini yetiştirmek isteyenlere şu bilgileri verdi: “Haberi ilk elden muhabirden alabilirseniz doğru alabilirsiniz. İkinci elden almaya çalışırsanız doğru bilgi alma konusunda sıkıntı yaşarsınız. Genelde yabancı dil bilenler, savaş muhabiri yapılır. Çatışma bölgelerine giden gazetecilerin hazır olması gerekiyor. Bazı mesleki yeterlilik ve teknik bilgilere sahip olmak gerekiyor. Günümüzde sadece İngilizce yeterli olmayabilir. Orta Doğu’ya çok kaydık. Türkçe, Kürtçe, Arapça öne çıkan diller olmaya başladılar. Bu dilleri bilmek de faydalı. Uluslararası kavramlara hakim olmak gerekir. Tarih ve coğrafya bilgisi, hukuk bilgisine sahip olunmalı. ”

Mustafa Kemal Erdemol, yaptığı konuşmada şu bilgileri verdi: “Dış habercilik konusunda kendimize ait bir dilimizin olmadığını düşünüyorum. Dil bilen meslektaşlarımızın yazı diline teslim edilmiş bir dış haberciliğimiz var. Milli reflekslerle hareket edilebiliyor. İktidar söylemini kendi söylemi haline getiren gazeteciler de var. Bir gazetecinin resmi söylemi kullanıp kullanamama konusunda da çok özgür olmadığını görüyoruz.”

Seminerin 5. Oturumunu Basın İlan Kurumu Batman İl Müdürü Mehmet Gönenç yönetti.

Oturumda, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gökhan Tan “Haber Fotoğrafçılığı”, Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Arif Dizdaroğlu “Sayfa Tasarımı”, TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir “Basın İlan Kurumu ve Yerel Gazeteler” konularında katılımcıları bilgilendirdi.

Oturumda Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Gökhan Tan şöyle konuştu: başlıklı sunumunda şunları söyledi:

“Kaynak belirtme, gerçekle oynama, temsili görüntü yaratma ihtiyacı ve fotoğraf bilgisi olmak üzere fotoğrafın 4 sorunu var. Haberin kendisi ve haberde kullandığımız her bilgi gibi, haber fotoğrafının da bir referansı olmalıdır. Fotoğrafta imza kullanma zarureti, bir haber metninden de ötedir. Temsili fotoğraf, görselsiz habere görsel yaratma ihtiyacının neden olduğu aksaklıklardır.  Gerçekle oynama, kendi gerçeğini yaratma dediğimiz de, Türkiye basınının, çok sık karşılaşılan alışkanlıklarından biri de müdahalelerle fotoğrafın özgün halinden uzaklaştırılmasıdır. Her fotoğrafa 5N1K gözüyle bakın.”

Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Arif Dizdaroğlu  “Sayfa Tasarımı” başlıklı konuşmasında şu bilgileri paylaştı:

“En iyi resim altını fotoğrafı çeken yazar. Bu nedenle foto muhabirinin fotoğraf altını yazması gerekir. Günümüzde fotoğrafta özellikle hile yaptıysanız bir şekilde ortaya çıkar. Hile, bizim meslekte olmaması gereken bir şey. Sayfada fotoğraflar nasıl kullanılır?  Fotoğrafları farklı ebatlarda kullanmak sayfanın dengesini sağlar. Öne çıkarmak istediğinizi öne çıkarmanızı sağlar. Dekupe, bir konunun haberinin bir normal unsurdan ayırma noktasında size yardımcı olur. Gazete üzerinde bunu yapınca 3 boyutlu bir hale geliyor. Sayfaya derinlik kazandırıyor.”

TGC Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir “Basın İlan Kurumu ve Yerel Gazeteler” başlıklı konuşmasında şunları söyledi:

“67 Sayılı Genel Kurul Kararı’nın 61. maddesine yapılan eklentilerle daha kaliteli ve nitelikli gazete yayınlama ve daha çok okuyucuya ulaşma adına büyük bir gayret ve özveri gösteren gazetelerin teşvik edilmesi amaçlandı. Yayınlandıkları yer ve çevresini ilgilendiren haberler ile özel haberlere en az 0.75 metrekare ayıran yerel süreli yayınlara 10 ek gösterge uygulanacak. Yüzölçümü 2.25 metrekareden az olmayan yerel süreli yayınlardan günlük olarak özgün ve güncel içerikte asgari yüz ölçümünün haricinde bulmaca, kültür-sanat, sağlık, spor, eğitim gibi konularda en az 0.37 metrekare yayın yapanlara 10 ek gösterge verilecek.  Haftada en az bir röportaj ve günde ikiden fazla köşe yazısını düzenli olarak yayımlayan yerel süreli yayınlar 10 ek gösterge alacaklar.”  (21 Haziran 2014)

***

Radikal Gazetesi internet üzerinde

Radikal gazetesi yayın hayatına internet üzerinden dijital formatta devam edecek. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş'nin Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı açıklamaya göre şirket bünyesinde faaliyet gösteren Radikal gazetesinin yarından itibaren faaliyetlerine İnternet üzerinden dijital formatta devam edecek. Bu kapsamda, Radikal Gazetesinin, kağıt baskı yayımına ve dağıtımına bugün itibariyle son verilecek. Açıklamada, Radikal gazetesinin kağıt baskı formatı satışlarının, kamuya açıklanan son yıllık konsolide "kar veya zarar tablosu"ndaki satış gelirleri içindeki payının yaklaşık yüzde 1.6 olduğu belirtildi. (21 Haziran 2014)

***

TGC’den 10 gazeteciye yapılan saldırıya kınama

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Fırat Üniversitesi'nde 2014 Bahar Şenlikleri’ni izleyen 10 gazetecinin çalışmasını engellemek isteyen özel güvenlikçilerin saldırısını kınayan bir açıklama yaptı.

Açıklamada şu görüşler yer aldı: “Elazığ'da Fırat Üniversitesi’nde düzenlenen 2014 Bahar Şenlikleri’ni takip eden gazeteciler özel güvenlikçilerin önce sözlü, sonra da fiziksel saldırısına uğramıştır. Meslektaşlarımızın bazıları yedi günlük iş göremez raporu almıştır. Fotoğraf makineleri ve kameraları kırılmıştır.

Sahada çalışan basın emekçileri, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı için görev yapmaktadır. Bu arkadaşlarımızın görev yapmalarının engellenmesi ve saldırıya uğramaları basın özgürlüğüne müdahaledir.

Fırat Üniversitesi Rektörlüğü’nden saldırıya karışan güvenlikçilerle ilgili gerekli yaptırımları uygulamasını bekliyoruz. Elazığ Valisi ve Emniyet Müdürü’nden meslektaşımıza yapılan saldırının sorumlularını en kısa sürede belirleyip, haklarında işlem yapmalarını talep ediyoruz. Meslektaşlarımıza görevlerini yaparken uğramış oldukları saldırı nedeniyle geçmiş olsun diyor ve bu saldırıyı kınıyoruz.” (23 Haziran 2014)

***

Basın Kartı Komisyonu Ankara'da toplandı

Basın Kartı Komisyonu, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Turgay Olcayto başkanlığında toplandı.

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü binasında yapılan toplantıda komisyon üyeleri; TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, TGS’den Halil İbrahim Hüner, Sultan Özer, Gazeteciler Cemiyeti (Ankara) Başkanı Nazmi Bilgin, İGC Başkanı Atilla Sertel, TGF Genel Başkan V. Yılmaz Karaca, BYEGM Basın Yayın Dairesi Başkanı Ali Güneş, BYEGM Basın Kartları Birimi Sorumlusu Muhammed Akgün ile TGS üyesi Şehriban Kıraç, BŞK sahibi Mustafa Özkan ve SBK sahibi Abdulhamit Avşar’dan oluştu.  Komisyonda, 499 dosya görüşüldü. 49 dosyaya ret, 15 dosyaya ise şartlı onay verildi. (25 Haziran 2014)

***

Avustralyalı gazeteci için ülkesi harekete geçti

Avustralyalı Peter Greste'in de bulunduğu 18 sanığa yönelik hapis cezası, herkesi ‘dehşete’ düşürdü

Mısır'daki Kahire Ceza Mahkemesi'nin aralarında El Cezire Yayın Grubunda görevli Avustralyalı Peter Greste'in de bulunduğu 18 sanığa yönelik hapis cezası, Avustralyalı yetkilileri harekete geçirdi.

Avustralyalı gazeteci Greste, 7 yıl hapse mahkum edildi. Dışişleri Bakanı Julie Bishop, yaptığı açıklamada, Avustralya hükümetinin Mısır Mahkemesi'nin söz konusu kararı nasıl aldığını anlayamadığını belirterek cezanın ağırlığı karşısında ‘‘dehşete düştüğünü’’ söyledi.

Avustralya Başbakanı Tony Abbot ise Federal Parlamento'da yaptığı konuşmada, Mısır hükümetinin hukuk sitemine saygı duyduklarını belirtse de Greste kararına ilişkin "dehşet içindeyiz" dedi. (26 Haziran 2014)

***

Yargıdan basın özgürlüğü kararı

Karayolları 8. Bölge Müdürü’nün Adıyaman Duruş Gazetesi’ne açtığı davada Adıyaman 1. Sulh Ceza Mahkemesi haberin eleştiri sınırları içerisinde kaldığına hükmetti.

Gazete 17 Aralık tarihli sayısında Adıyaman-Çelikhan karayolunda sekiz öğretmenin yaralanıp, bir öğretmenin hayatını kaybettiği kazayı manşetine taşımış, yolların bakımsızlığı sebebiyle aynı yerde daha önce de kazaların meydana geldiğini hatırlatarak “Karayolları Müdürü İstifa Etsin” diye yazmıştı.

Karayolları 8. Bölge Müdürü Hüsamettin Özendil ise gazete hakkında 8 bin TL tazminat ve tekzip istemiyle dava açmıştı. (26 Haziran 2014)

***

TGC Genel Sekreteri Güneş: Gazeteci kamu yararına habercilik yapar

Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) İstanbul Müdürlüğü tarafından iletişim fakültelerinin son sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen “Gazetecilik Mesleğine Başlangıç Eğitimi”, Topkapı’daki Basın İlan Kurumu Binası’nın toplantı salonunda devam ediyor. Eğitimlerde, öğrencilere mesleğe başlama aşamasında yardımcı olacak bilgilerin verilmesi ve temel uygulamaların gösterilmesi amaçlanıyor. Eğitimler kapsamında; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, gazeteciliğin etik kuralları, meslek ilkeleri ve TGC hakkında öğrencilere bilgi verdi.

TGC Genel Sekreteri Güneş, şunları söyledi:

“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 10 Haziran 1946 yılında kurulmuş, Türkiye’nin en yaygın gazetecilik örgütüdür. Cemiyetin ilk başkanı ‘kalemini kır ama satma’ diyen gazeteci Sedat Simavi’dir. Onu Burhan Felek, Cevat Fehmi Başkut, Nezih Demirkent, Necmi Tanyolaç, Nail Güreli ve Orhan Erinç izlemiştir. Cemiyetin şu anki başkanı Turgay Olcayto’dur. Yönetim Kurulu, 11 kişiden oluşuyor. Cemiyetin yönetim kurulu dışında; onur, denetleme ve balotaj kurullarında da bulunuyor. Yönetimler, üç yılda bir yapılan seçimlerle belirleniyor. Cemiyetin şu anda 3 bin 800’e yakın üyesi bulunuyor. 26 ilde temsilciliği var. TGC, 68 yıldır basın özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması için çalışıyor ve gazetecilerin haklarını savunuyor. Basın çalışanlarının gelişimlerine; düzenlediği etkinlikler, konferanslar, seminerler ve eğitim programlarıyla, yayımladığı kitaplarla katkıda bulunuyor. Meslektaşlarına ve öğrencilere mesleki bilgilerin aktarılmasını sağlıyor. Emekli, işsiz, tutuklu meslektaşlarının yanında olmayı her zaman sürdürüyor. Halkın bilgi edinme, gerçekleri öğrenme hakkının önündeki engellerin kaldırılması için çaba harcıyor.”

Gazetecilikte etik ilkelerin önemine dikkat çeken Genel Sekreter Güneş, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin gazetecilerin yol haritası olduğunu söyledi.

Güneş, şöyle konuştu:

Gazeteciliği kimin için yapıyoruz? Halk için yapıyoruz. Gazeteci, halktan yana taraftır. Kamuyu bilgilendirme görevi yapar. Kamu yararına haber yapar. Haberinizi yaparken ‘kamu yararı açısından değerli mi?’ sorusunu kendinize sorun. Nefret söyleminden uzak durun. Çünkü nefret söylemi nefret suçunu tetikliyor. Yorum yapmadan olanı verin. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi gazetecilerin, yol haritasıdır. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, inançlara, politikalara, partilere göre değişen gazetecilik olmayacağını, evrensel gazetecilik ilkeleriyle mesleğimizi yapmazsak her zaman zora düşeceğimizi ortaya koyan bir bildirge. Bu yüzden Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, mutlaka dikkate alınmalı. Gazeteci, ilettiği haber ve bilginin sorumluluğunu üstlenir ve paylaşır. Gazeteci; başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, dil, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslararasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bu ilkeleri göz önünde bulundurarak mesleğimizi yapmalıyız.”

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin basın ve ifade özgürlüğü konusundaki çalışmaları hakkında bilgi veren Güneş, son dönemlere açtıkları davalar hakkında şu bilgileri verdi: “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti günlük gazetesi Bizim Gazete adına IŞİD terör örgütünün baskınlarına getirilen yayın yasağına itiraz etti. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 16 Haziran tarihli yayın yasağı kararına karşı açılan davanın dilekçesinde kararın bu haliyle basın özgürlüğüne müdahale ve sansür niteliği taşıdığına dikkat çekildi. Suriye ile ilgili Dışişleri Bakanlığı’nda yapıldığı iddia edilen toplantının yasa dışı dinlenmesi konusunda verilen yayın yasağına karşı dava açtık. Ankara 5. İdare Mahkemesi’nde twitter’a erişim yasağının kaldırılması, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından erişimin engellenmesi işleminin iptali için dava açtık. Gazetecilerin emniyet müdürlüklerine girmesinin yasaklanması ve basın odalarının boşaltılması kararının iptali için Şirinevler’deki İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nde dava açtık” dedi. (26 Haziran 2014)

***

Gazetecilere “İmdat Polis” Aplikasyonu

Af Örgütü'nün cep telefonlarına ücretsiz indirilebilen uygulamasıyla, polis şiddetine maruz kalan gazeteciler ve aktivistler önceden seçtikleri kişilere tehlikede olduklarına dair mesaj gönderip yardım isteyebiliyor.

Uluslararası Af Örgütü, android işletim sistemli telefonlar için “panik butonu” aplikasyonu hazırladı.

Google Play Store’dan ücretsiz olarak indirilebilen "Panic Button" adlı aplikasyon ile polis şiddetine maruz kalan, gözaltına alınan hak savunucuları ve aktivistler cep telefonlarıyla arama yapmalarına gerek kalmadan yardım isteyebilecek.

Aplikasyon kullanıldığında, şiddete maruz kalan aktivistin telefonundan diğer hak savunucularına, aktivistlere, avukatlara “kişinin tehlikede olduğuna” dair, yer bildirimi de içeren bir mesaj gönderiliyor. Acil durumda mesaj gönderilecek üç kişi önceden seçilerek ekleniyor. Mesajlar, sadece kontak kurduğu kişinin anlayabileceği şifreli kelimelerden de oluşabiliyor.

Uygulamanın çalışarak mesajın gönderilmesi için, telefonun açma-kapama düğmesine beş saniye içerisinde beş kez basmak ya da hesap makinesi şeklinde dizayn edilmiş aplikasyondaki 1 numaraya tekrar tekrar basmak yeterli.

Böylece önceden hazırlanan mesaj, aktivistin GPS bilgileriyle birlikte ilgili kişilere ulaştırılacak.

Uluslararası Af Örgütü Teknoloji ve İnsan Kaynakları Görevlisi Tanya O'Carroll uygulamayla ilgili şunları söyledi:

“Biri gözaltına alındığında serbest bırakılması için ilk birkaç saatin çok önemli olduğunu biliyoruz.”

“Bu şekilde polis merkezlerini ısrarla aramak, bir protesto düzenlemek ya da avukatları ve hak savunucularını harekete geçirmek mümkün oluyor.”

“Uygulama 17 ülkede 100 aktivist ve gazeteci tarafından test edildi.” (28 Haziran 2014)

***

Ulusal yayın yapan özel televizyon ve radyolar belirlendi

Yüksek Seçim Kurulu, ulusal düzeyde yayın yapan özel televizyon ve radyoları belirledi.

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Resmi Gazete'de yayımlanan kararında, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un Kurula bu konuda yetki verdiği belirtildi. Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 3. maddesinde, "bölgesel yayın", "ulusal yayın" ve "yerel yayın" tanımlarının yapıldığı anımsatılan kararda, yayının yapıldığı yer kavramından, yayın yönetim ve merkezinin bulunduğu yerin anlaşılması gerektiği belirtildi.

Kararda, bu ölçütlere göre Türkiye'de ve Türkiye'ye yönelik ülke çapında Türkçe yayın yapan özel televizyonlar ve radyolar şöyle sıralandı:

"Show TV, Cine 5, Haber Türk, 24, CNN Türk, Kanal D, TV 2, CNBC-e, Flash TV, Kanal 7, Fox, Star TV, TV 8, TV Net, NTV, STV, ATV, Koza, Asu TV, Show Türk, Altaş TV, TV 5, TV 10, 360 TV, Ülke TV, Bugün TV, Kanal Fırat, Pamukkale, Kanal B, Sokak, +1, İMC, Evren TV, Em TV, Halk TV, Haberaks, Aksu TV, Türkiyem, Kanal S, Beyaz TV, Çay TV, Kanal 35, Yeni Kocaeli TV, Bengü Türk TV, KRT, 365, Anadolu TV, TV Kayseri, Kanal 3, Meltem TV, TV 1, NTV Avrupa, TV 52, Adana TV, Rehber, Cem TV, Samanyolu Haber, Anadoluda Vuslat, Mehtap TV, Barış TV, Medya TV, Eurostar, Tek Rumeli TV, TGRT Haber, A Haber, ATV Avrupa, Ulusal 1, Kanal Urfa, Uzay TV, 7/24, Kral FM, Akra FM, Show Radyo, Best FM, Mega Radyo İstanbul, Radyo D, Radyo Mehtap, Radyo 7, Radyo Cihan, Meltem FM (Uhud FM), NTV Radyo, Burç FM, Semerkand Radyo, TGRT FM, Radyo Turkuvaz (A Haber Radyo), Kanal Türk Radyo, Moral FM, Alem FM, Radyo Slow Time, Kral Pop, Radyo Seymen, Number 1 Türk FM, Pal FM, Radyo 35, Slow Türk, Radyo Viva, Number One, Joytürk FM, Virgin Radyo, Power Türk, Metro FM, Süper FM, Radyo Müzik, Power FM."

Kararda, uydu yayını da yapan bölgesel televizyon kanallarının ise Doğu TV, Ege TV, Kanal 5, Kon TV, Köy TV, Mesaj, Kadırga TV, Kaçkar TV, Kanal A, Kanal Türk olduğu belirlendi. (27 Haziran 2014)

***

“Gazeteciler yıpratılıyor”

KAS Kore Heyeti’ni ağırlayan TGC Başkanı Turgay Olcayto, Türkiye’de gazetecilerin üzerindeki ağır baskıyı dile getirdi. Başkan Olcayto, “Bugün gazeteciler öldürülmüyor ama üzerlerinde çok yıpratıcı baskı var” dedi.

Konrad Adenauer Stiftung’un (KAS) Türkiye Temsilcisi Dr. Colin Dürkop ve 20 kişiden oluşan Kore Heyeti, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ni ve Basın Müzesi’ni ziyaret etti. Ziyarette, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcıları Niyazi Dalyancı ve Ahmet Özdemir hazır bulundu. Toplantıda; başta Türkiye ve Kore olmak üzere gazeteciliğin dünü, bugününe mercek tutuldu. İki ülke arasındaki gazetecilik mesleği açısından benzerlikler ve farklıklar üzerinde duruldu. Dünyadaki basın özgürlüğünün bugünkü durumuna dikkat çeken gazeteciler, mesleğin geleceği hakkındaki düşüncelerini paylaştı.

TGC Başkanı Turgay Olcayto,  konuşmasında şunları söyledi:

“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 1946 yılında Türkiye’nin tek partili dönemden çok partili döneme geçiş sancılarının olduğu bir dönemde kuruldu. Cemiyetin kurucusu olan Sedat Simavi, hem Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden Hürriyet’in de kurucudur hem de dönemin önemli karikatüristlerinden biridir. O günden bugüne dek TGC, tarafsız ve bağlantısız konumunu korumaya özen gösterdi. Hem siyaset kuruluşlarına hem de sermaye gruplarına karşı bağımsızlığını korudu. Aynı özeni demokratik seçimlerle gelen yönetim kurulları da devam ettirdi.

Türkiye’de basın sektörü sendikacılık açısından büyük çalkantılara uğradı. Avrupa Birliği ülkelerinde basın sektöründe hâlâ güçlü sendikalar varken, ülkemizde gazetecilerin sadece yüzde 1’i sendikalı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, sendikanın yapması gereken bazı işleri de üstleniyoruz. Örneğin işten çıkarılan gazeteci arkadaşlarımıza üç aylık bir yardım sağlıyoruz. Onların sosyal durumlarıyla ilgileniyoruz. Çocuk yardımı veriyoruz. Tutuklu meslektaşlarımızın her zaman yanında oluyoruz. Hukuki sorunlarıyla ilgileniyoruz. Cezaevlerine gittik, elimizden geldiği kadar onlara moral vermeye çalıştık.

Partnerimiz Konrad Adenauer Stiftung ile yürüttüğümüz, 1997 yılından beri Yerel Gazetecilik Meslek İçi Eğitim seminerleri düzenliyoruz. Hatay’dan Kocaeli’ne, Hakkari’den Eskişehir’e kadar Türkiye’nin dört bir yanında seminerler düzenledik. 71. seminerimizi Batman’da gerçekleştirdik.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin içinde bulunduğunuz müzesi var. Basın Müzesi, dünyanın sayılı müzeleri arasında bulunuyor. Müze’de öldürülen gazeteciler galerisi de bulunuyor. Türkiye’de 1908, İkinci Meşrutiyet’ten bu yana 64 gazeteci öldürüldü. Çok daha fazla gazeteci öldürüldü ama mahkemelere intikal etmiş ve öldürüldüğü kesinleşmiş gazeteci sayısı 64.  Bugün gazeteciler öldürülmüyor ama gazetecilerin üzerinde çok yıpratıcı baskı var.

İktidarla anlaşamadığımız iki nokta var.  Birincisi basın özgürlüğü kavramı. İktidara göre, çok sayıda gazete olması, renkli sayfaların bulunması, televizyonların, gazetelerin, radyoların olması basın özgürlüğü anlamına geliyor. Oysa bize hukukta da iletişimde de öğretilen basın özgürlüğü; halkın bilgi edinme, gerçekleri öğrenme hakkıdır. Uzunca bir süredir, Türkiye’de kamuoyu doğru haber almak ve gerçeği öğrenme hakkına yoksun. Bakın Roboski’den Reyhanlı da dahil Soma’ya kadar gerçekler halktan gizlendi. Son olarak;  IŞİD terör örgütünün baskınlarına getirilen yayın yasağına itiraz ettik. Kararın basın özgürlüğüne müdahale ve sansür niteliği taşıdığına dikkat çektik.

Gezi olaylarının başladığı 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren Türkiye’nin dört bir yanındaki toplumsal olayları takip eden gazetecilerin kolluk güçlerinin şiddetine maruz kaldı. Pek çok arkadaşımız işten atıldı. Her toplumsal olayda kolu kırılan, plastik mermiyle yaralanan çok sayıda gazeteci arkadaşlarımız oluyor. Gazetecilere yönelik müthiş bir polis şiddeti var.  Ana akım medya Gezi’de yaşananları iki gün vermezken, sosyal medyada haberler bilgiler kolayca yayıldı.

Prof. Dr. Jun-Gen Oh, Kore’nin tarihi hakkında şu bilgileri aktardı:

Kore’de kamu hukuku dersi veriyorum. Bu vesileyle çok sayıda gazeteciyle karşılaşma fırsatı yakaladım. Japonlar, Kore’yi işgal ettiği zaman Kore basını kahramanca mücadele etti.  Japonlar,  Koreli gazetecileri öldürdüler, hapse attılar. Gazeteciler, Kore’nin bağımsızlığı için çaba harcadı. 1987’de büyük gösterilerden sonra Kore halkı demokrasiyi kurmayı başardı. Bu tarihe kadar Koreliler, cumhurbaşkanını seçme hakkından bile mahrumdu. Bu nedenle demokratikleşme süreci 1992’de başladı diyoruz. O tarihe kadar gazeteciler gerçekten de demokrasi adına çok büyü mücadeleler verdiler ve katkılarda bulundular. Fikirleri, basın yoluyla gazeteciler tarafından yayıldı. Kore’de de bazı olaylar gizlenmeye çalışıldı, iktidara yakın medya kuruluşları haberleri vermek istemedi. Ama bu duruma sendika karşı çıktı.  Bir bakan bir gazeteye haber verip de diğerlerine vermediği zaman, diğer gazeteler bu duruma kızıyor ve onlardan intikam alıyor.

Toplantının ardından heyet Basın Müzesi'ni gezdi. (27 Haziran 2014)

***

Olcayto: Gazetecilik çok onurlu bir meslek

Başbakanlık Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) İstanbul Müdürlüğü tarafından İstanbul’daki üniversitelerin İletişim Fakültesi son sınıf öğrencilerine yönelik olarak bu yıl üçüncüsü düzenlenen Gazetecilik Mesleğine Başlangıç Eğitimi, sertifika töreniyle sona erdi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Burhan Felek Konferans Salonu’nda yapılan törene TGC Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Özdemir, Basın İlan Kurumu (BİK) İstanbul Şube Müdürü Mehmet Köşker, BYEGM İstanbul İl Müdürü Necmettin Altuntaş’ın da aralarında bulunduğu davetliler katıldı.

BYEGM desteklerinden dolayı TGC Başkanı Turgay Olcayto’ya teşekkür plaketi, TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş’e teşekkür belgesi verdi.

Törende konuşan Başkan Olcayto, şunları söyledi:

“Gazetecilik, onurlu bir meslek. Dünyada da evrensel kurallarıyla çok onurlu bir meslek olarak nitelenir. Okuduğunuz kitaplarda da pek çok olayı gazetecilerin aydınlattığını görürsünüz. Bizim ülkemizde de böyledir. Gazeteci, zengin olmaz. Duruşu olan, halkı bilgilendirme yolunda görev yapan gazetecilik, parlak bir meslek olarak görülmeyebilir.

Türkiye zor bir dönemden geçerken, gazetecilik de elbette zor bir dönemde geçiyor. Bu dönemde cezaevinde kalan gazeteciler, işsiz kalan gazeteciler oldu. Sermaye-siyaset arasına sıkışmış, kafasında oto sansürle çalışan gazetecilerimiz oldu. Her şeye rağmen yine de Türkiye’de gazetecilik her zaman ön sıralarda. Eleştirseler de hem muhalefete hem de iktidara gazeteciler, gazeteler lazım. Gazeteci hep ön planda. Onlara ihtiyaçları var.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak, genç arkadaşlarımızla gazeteciliğin daha iyi noktalara geleceğine inanıyoruz. Bütün bu güçlükler atlatılacak. Bu bakımdan hakikaten umutluyuz. Cemiyette de artık profilimiz değişiyor. Cemiyet, gençleşiyor. İktisatta bir deyim vardır. İyi para, kötü parayı kovar. İyi gazeteci kötü gazeteciyi kovacak. Aramıza hoş geldiniz.”

Basın Yayın ve Enformasyon İstanbul İl Müdürü Necmettin Altuntaş, “Eğitim, iletişim fakültesi yeni mezunlarını ve son sınıf öğrencilerini, kendilerini kanıtlamış gazetecilerle bir araya getirerek bilgi ve tecrübe paylaşımını sağlamak olmuştur. Bunun yanı sıra genç gazetecilerin meslek hayatlarında yer alabilecek kurum ve kuruluşları tanımlarının da önemli olduğunu düşündük. Bu amaçla bazı kurumlar tanıtıldı. Geleceğin gazetecilerine burada öğrendikleri bilgilerin faydalı olmasını istiyoruz” dedi. Altuntaş konuşmasında verilen eğitimin içeriği hakkında da bilgi verdi.

Eğitim 2 bölümden oluştuğunu dile getiren Altuntaş, birincisi dershane ortamına eğitim iken ikincisinin ise basın kuruluşlarını ziyaretler düzenlenerek yerinde mesleki çalışmaların görülmesi olduğunu belirterek, eğitim kapsamında spor haberciliğinden ekonomi haberciliğine, araştırmacı gazetecilikten röportaj tekniklerine kadar pek çok konunun uzmanları tarafından öğrencilere aktarıldığını dile getirdi.

Eğitime 98 kişinin başvurduğunu, iletişim fakültesi dışında da başvurular olduğunu ancak programın sadece iletişim fakültesi öğrencilerine yönelik olduğunu söyleyen Altuntaş, eğitime 35 kişinin hak kazandığını, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başta olmak üzere eğitime destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Açılış konuşmalarının ardından sertifika törenine geçildi. (28 Haziran 2014)

Başa Dön